Travma Silinebilir Mi?

Dr. David Rabin, MD, PhD

Ayık Kafa’da Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin 126. podcast konuğu, Dr. David Rabin, MD, PhD. Dr. David Rabin, MD, PhD, psikiyatrist, translasyonel nörobilimci, araştırmacı ve girişimci; 20 yılı aşkın süredir kronik stresin insan sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle travma, bağımlılık ve insan performansı alanlarında araştırıyor. Apollo Neuroscience’ın kurucu ortağı ve Baş Tıbbi Sorumlusu olan Rabin, sinir sistemi regülasyonu, ruh sağlığı ve teknoloji temelli tedaviler üzerine çalışıyor.

Dr. David Rabin, MD, PhD

Özet

Travma beynimizi ve sinir sistemimizi nasıl değiştiriyor? TSSB (PTSD) gerçekten iyileşebilir mi? Psikiyatrist ve nörobilimci Dr. David Rabin, MD, PhD ile bu bölümde travma, MDMA destekli terapi, psikedelik tedaviler, vagus siniri ve bağımlılık arasındaki ilişkiyi konuşuyoruz.

MDMA, psilosibin, ketamin ve ayahuasca gibi psikedeliklerin kontrollü klinik ortamlarda nasıl kullanıldığını; güvenlik hissinin travmanın işlenmesindeki rolünü, travmanın epigenetik etkilerini ve tedaviden sonra “entegrasyon” sürecinin neden kritik olduğunu inceliyoruz. Ayrıca psikedeliklerin bilinçsiz veya keyif amaçlı kullanımının risklerini, bağımlılık açısından dikkat edilmesi gereken noktaları ve Apollo Neuro’nun vagus siniri, stres ve uyku üzerindeki yaklaşımını ele alıyoruz.

Travma, TSSB, anksiyete, bağımlılık, sinir sistemi ve yeni psikiyatri tedavilerini merak edenler için kapsamlı bir sohbet.

Özellikle entegrasyon ve kontrollü kullanım vurgusu bölümün önemli farklarından biri; Rabin, psikedelik deneyimin kendisinden sonra davranış ve düşünce kalıpları üzerinde çalışmanın önemini tekrar tekrar vurguluyor.

#EsraÇavuşoğlu #AyıkKafa #ElevatingLifeEvolvingHealth #Longevilab #DavidRabin
Dr. David Rabin, MD
Web sitesi: https://www.drdave.io/about
Instagram: https://www.instagram.com/drdavidrabin/

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/

00:00-04:33 Giriş. Dr. David Rabin’in tanıtılması.
04:33-07:44 Travmanın temelinde neden “güvende hissetmemek” var?
07:44-09:16 Vagus siniri, HRV ve kronik stres
09:16-11:44 Nefes sinir sistemini gerçekten değiştirebilir mi?
11:44-13:42 Psikedelikler psikiyatride “antibiyotik devrimi” yaratabilir mi?
13:42-21:53 Travma bir korku öğrenimi mi? Güvenlik yeniden öğrenilebilir mi?
21:53-22:45 MDMA destekli terapi ve TSSB (PTSD)
22:45-26:33 Travma, epigenetik ve gen ifadesi
26:33-33:47 Tedavi bittikten sonra iyileşme neden devam edebilir?
33:47-36:13 Terapötik MDMA ile keyif amaçlı kullanım arasındaki fark
36:13-40:15 Ayahuasca, DMT ve entegrasyon neden önemli?
40:15-45:12 Psikedelikler, ketamin, bağımlılık ve relapse riski
45:12-54:29 Apollo Neuro: Vagus siniri, stres ve uyku nasıl etkileniyor?
54:29-1:06:24 Zihin ve beden gerçekten birbirinden ayrı mı?
1:06:24-1:07:04 Kapanış.

*UYARI* Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Transkrİpt

1. Bölüm: Giriş – Dr. David Rabin’in Tanıtılması

00:00
Bu podcasti, travma yüzünden zorluk çeken herkese, doktorlara ve ailelere yol göstermek için yaptık. Esasında, uzman yardımıyla kullanıldığında dışarıda birçok tedavi yöntemi mevcut.

00:12
Ortalama 17,6 yıldır tedaviye dirençli TSSB yaşayan hastaların %50’sinden fazlası artık tanı kriterlerini karşılamıyor. Psikiyatri tarihinde böyle bir keşif veya bulguyu daha önce hiç görmedik.

00:28
Psikedelik ilaçlar travmayı iyileştirmede etkilidir. Çünkü iyileşmek için hissetmemiz gerekir. Ve ardından gelen süreç, entegrasyon aşaması; yani yaşadığınız bu hayat değiştirici deneyimden sonra ne yapacağınız konusu.

00:41
İnsanlara bu molekülleri doğru kullanmayı öğretmezsek psikedelikleri veya diğer maddeleri kötüye kullanacaklardır.

00:48
Telefonunuzdan vagus sinirinizi uyaran iki dakikalık iyi hissetme deneyimini ücretsiz yaşayabilirsiniz. Vücudunuza, istediğiniz an sakinleşmeyi ve iyileşmeyi yeniden öğretiyorsunuz. Bunun nasıl çalıştığını hiç merak ettiniz mi?

01:03
Ben Esra Çavuşoğlu. 20 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığıyla mücadelem beni bedenimi ve performansımı iyileştirmek, hayat kalitemi artırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler, cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi.

01:19
Bağımlılık hastalığı, biohacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere kadar yıllardır yaptığım sohbetler artık her hafta Ayık Kafa Podcast’te.

01:32
Ayık Kafa Podcast’te son üç yılda 120’den fazla bölüm, 100 saatin üzerinde içerik yayınladık. Ama ben bile aklıma gelen önemli bir bilginin hangi bölümün neresinde geçtiğini hatırlamıyorum. Bu bir şikâyet değil tabii ki; bir itiraf.

01:46
Örneğin uykuyla hormonların bağını ayrı ayrı uzmanlar, birbirinden bağımsız olarak anlattı. Hepsi de doğruydu. Bir bölümü dinliyorsunuz, kafanızda bir ışık yanıyor ama hayat devam ediyor. Sonra üzerinden altı ay geçiyor, unutulup gidiyor.

02:00
Podcastler dinlemek için iyi. Ancak not almadığınız söz de bilgi de uçar. Onun için oturdum. En baştan itibaren bütün bölümleri dinledim, notlar aldım.

02:10
Ayıkladım, çelişen cevapları karşılaştırdım, tekrar edenleri işaretledim. Çünkü bir şeyi altı ayrı uzman ayrı ayrı söylüyorsa, o artık bir görüş değil, gerçektir.

02:18
Bu kitap, Ayık Kafa Podcast’te 2026 başına kadar yayınladığımız bölümlerdeki doktorların görüşlerini bir araya getiriyor. Yani neler yapalım, neler yapmayalım? Tam bir el kitabı.

02:30
Hormonlar, bağırsak, uyku, kadın sağlığı, metabolizma, yaşlanmanın biyolojisi… Yeni sezonlarla Ayık Kafa serisi de devam edecek.

02:38
Bu kitap uzun yaşamak üzerine değil; kazandığımız yılları güçlü bir bedenle, berrak bir zihinle, keyif ve coşkuyla yaşamak üzerine.

02:47
Ayık Kafa Podcast’e yeniden hoş geldiniz. Bugünkü konuğum nörobilimci, psikiyatrist, A Simple Guide to Being Alive kitabının yazarı ve Apollo Neuro’nun yaratıcılarından Dr. David Rabin.

03:03
Bu bölümde psikedelik destekli terapilerin dünyasına ve bu alana bakışın nasıl hızla değiştiğine giriyoruz. MDMA, psilosibin ve ketamin gibi moleküller psikiyatri için bir gün, enfeksiyon hastalıklarında antibiyotiklerin yarattığı kadar büyük bir dönüşüm yaratabilir mi?

03:11
Dr. Rabin, bu maddelerin beynin güvenlik hissini yeniden öğrenmesine nasıl yardımcı olabileceğini, derin travmaların işlenmesini nasıl kolaylaştırabildiğini ve uzun vadeli iyileşmeyi destekleyecek şekilde epigenetik gen ifadesinde bile değişikliklere yol açabileceğini anlatıyor.

03:26
Travma ve bağımlılık tedavisinde psikedelik tıbbın gerçek bilimini, geçmişini ve gelecekte tıpta nasıl bir yer edinebileceğini merak ediyorsanız bu sohbeti kaçırmayın.

03:37
Hazırsanız başlayalım.

Üniversiteyi sadece dersler, vizeler ve finaller olarak düşünme. Asıl mesele, okurken kendini keşfetmek, üretmek, projelerde yer almak ve mezun olmadan gerçek dünyayı tanımaya başlamak.

03:52
Bir yandan psikolojiyle insanı daha iyi anlayabildiğin, beslenme ve sağlık bilimleriyle iyi yaşamanın ne demek olduğunu öğrendiğin, mühendislik ve yönetim bilişim sistemleriyle teknolojiyi, veriyi ve sistemi çözümleyebildiğin bir üniversite düşün.

04:00
Yani sadece bilgi aldığın değil; düşündüğün, ürettiğin ve fikirlerini hayata geçirebildiğin bir yer.

04:07
İstanbul Gedik Üniversitesi, öğrencilik hayatını gerçekten yaşarken geleceğini kurabileceğin bir deneyim sunuyor.

04:16
Ayık Kafa’nın daimî destekçisi Gedik Eğitim Vakfı’nın sağladığı katkıyla size dünyanın önde gelen uzmanlarını konuk olarak getirmeye devam ediyoruz.

04:28
Siz de Ayık Kafa’ya abone olarak destek verebilirsiniz.

2. Bölüm: Travmanın Temelinde Neden “Güvende Hissetmemek” Var?

04:33
Dr. David Rabin, Ayık Kafa Podcast’e hoş geldin. Uzun zamandır peşindeyim.

04:38
“Hadi artık bir podcast yapalım.” deyip duruyorum çünkü Apollo’yu çok seviyorum.

04:43
Şimdi de harika kitabın A Simple Guide to Being Alive var. Yaptığın o kadar çok şey var ki hepsini tek bir podcast’e sığdırabileceğimizi sanmıyorum.

04:50
Ama bu podcast’te özellikle derinlemesine konuşmak istediğim birkaç farklı konu var. Öncelikle izleyicilerimle çok önemli birkaç şeyi paylaşmak istiyorum. Sen bir tıp doktorusun, PhD’n var.

05:05
Araştırmacısın ve psikiyatristsin.

05:08
Podcast’in bir noktasında psikedelikler hakkında da konuşacağız. Ben de bağımlılık tedavisine odaklanan bir psikolog olduğum için burada oldukça dikkatli olmam gerekiyor.

05:16
Çünkü bazen karşıma, aslında tıbbi olarak çok değerli olabilecek bu moleküllerden bazılarını kötüye kullanan insanlar çıkıyor.

05:26
Dolayısıyla bu podcast’in amacı; ister doktor olsunlar, ister aileler, ister bu sorunlarla mücadele eden insanlar, profesyonel birinin yardımıyla ve doğru şekilde kullanıldığında bazı tedavi seçeneklerinin gerçekten var olduğunu göstermek.

05:42
Çünkü son zamanlarda özellikle Türkiye’de şunu çok görüyorum:

05:48
Amerika’da ne moda olursa Türkiye’de de hemen çok moda oluyor. Sonra da bu maddelerin anlamı bir şekilde çarpıtılıyor ve iş, bana göre pek anlamı olmayan, ara sıra ya da keyif amaçlı kullanıma kadar gidiyor.

06:03
O yüzden en başta bunları açıkça söylemek istedim ki bizi dinleyenler birazdan konuşacağımız konuları yanlış anlamasın.

Bu kitap benim yaz okuma listemde olacak.

06:13
Yaptığım podcast sayısı çok olduğu için her kitabı her zaman baştan sona okuyamıyorum. Ama bu kitap, hem bir psikolog olarak hem de geçmişte bağımlılıkla mücadele etmiş biri olarak birçok nedenle gerçekten çok dikkatimi çekti.

06:21
Benim de annemle babam boşanmıştı. Benim de zihnimde mücadele ettiğim kendi sorunlarım vardı.

06:35
Recovery’ye girdikten sonra elbette benim için pek çok şey değişti ama recovery’ye girdiğimden beri zaman zaman oldukça katı bir düşünce biçimine sıkışıp kaldığımı hissediyorum.

06:47
Bağımlılık tedavisi konusunda da ağırlıklı olarak bilişsel davranışçı terapi yaklaşımıyla eğitim aldım.

06:54
Yani tekrarlayan davranış biçimleriyle beyni yeniden yapılandırmak ve böylece beynin daha iyi seçimlere yönelmesini sağlamak üzerine.

07:03
Ama senin de bağımlılıkla mücadele eden insanları tedavi etme konusunda kendi deneyimlerin var.

07:10
Dolayısıyla bunu da biraz konuşmak istiyoruz. Konuşacak gerçekten çok şey var. Sen özellikle güvenlik hissi, anksiyete ve günümüzde insanların dışarıdan sürekli uyaran bombardımanına tutulması üzerinde duruyorsun.

07:26
Ve burada uyuşturuculardan bahsetmiyorum. Gece gündüz hayatın içinde üzerimize gelen her şeyden söz ediyorum.

07:34
Bunun üzerine insanların yaşadığı travmaları, kötü ilişkileri ve sağlıksız yaşam tarzlarını da ekle. Sen bütün bunların içinden asıl problemin ne olduğuna doğru iniyorsun.

3. Bölüm: Vagus Siniri, HRV ve Kronik Stres

07:44
Buradan başlayalım.

Burada olmak harika Esra, teşekkürler.

07:50
Bir psikiyatrist ve sinir bilimci olarak çoğu insanın hayal bile edemeyeceği kadar ileri düzey ve temel tıp eğitiminden geçtim.

07:59
Üniversiteden sonra yaklaşık 12 yıllık bir tıp eğitiminden söz ediyoruz. Buna üniversitede ve lisede aldığım biyoloji ve diğer bilim dersleri dâhil bile değil. Yani oldukça uzun bir süreçti.

08:08
Bütün bunların sonunda mezun olup doktor olduğumda şunu fark ettim: Zaman içinde farklı geleneklerden bize aktarılan, aslında kanıta dayalı olan çok önemli araçların büyük bir kısmını gözden kaçırıyorduk.

08:16
Bunların çoğu binlerce yıldır bu yöntemleri uygulayan Doğu ve kabile kültürlerinden geliyor. Bir kısmı da Batı bilimi ve Batı tıbbından geliyor.

08:24
Bunları keşfetmek için çok zaman harcamışız. Harika şeyler bulmuşuz. Ama insanlara bunları gerçekten anlayabilecekleri ve sonra bu bilgiyi kendi hayatlarında kullanabilecekleri şekilde anlatmaya yeterince zaman ayırmamışız.

08:39
Şiddetli PTSD, madde kullanım bozukluğu, depresyon ve anksiyetesi olan hastaları tedavi ettiğim dönemde keşfettiğim temel şeylerden biri şuydu:

08:47
Bu insanların çoğu bana düzenli olarak hayatlarının hiçbir döneminde kendilerini güvende hissetmediklerini söylüyordu.

08:55
Kliniğe geldiklerinde beden dilleri de korkuyormuş gibi görünüyordu. Omuzları yukarıdaydı, bedenlerini küçültüyorlardı, kapalı bir duruşları vardı.

09:03
Yani öğrenmeye açık değillerdi.

09:07
Kendilerini açmaya, kendileriyle ilgili yeni bilgiler almaya açık değillerdi.

Bu konudaki literatüre baktığımda bugün longevity, healthspan, insan performansı ve recovery için önde gelen biyobelirteçlerden biri olan kalp atım hızı değişkenliğinin, vagus siniri aktivitesinin bir ölçüsü olduğunu gördüm.

4. Bölüm: Nefes Sinir Sistemini Gerçekten Değiştirebilir mi?

09:16
Kalp atım hızı değişkenliğinin, vagus siniri aktivitesinin bir ölçüsü olduğunu gördüm.

09:24
O dönemde, yaklaşık 2014’te, şiddetli madde kullanım bozukluğu, depresyon, anksiyete ve PTSD’si olan kişilerde kalp atım hızı değişkenliğinin çok ama çok düşük olduğunu görüyorduk.

09:37
Bu da vagus siniri aktivitesinin çok düşük olduğu anlamına geliyor.

09:45
Vagus siniri, sinir sisteminin dinlenme, sindirim, recovery ve iyileşme tarafını yöneten temel yapılardan biri.

09:52
Çok fazla, çok yüksek sesli ya da çok hızlı herhangi bir şey yüzünden strese girdiğimizde amigdalamız, yani bazen “sürüngen beyin” dediğimiz yapı, çevredeki yeniliği ve belirsizliği algılar.

09:59
Bu da korkuya ve sempatik sinir sisteminin savaş ya da kaç tepkisine dönüşür.

10:07
Sonuçta tünel görüşü yaşarız.

10:09
Omuzlarımız çöker, bedenimiz kapanır, göz temasımız zayıflar ve benzeri şeyler olur.

10:17
2014’te bile, o tarihe kadar yapılmış çalışmaların PTSD’nin, birçok bağımlılığın ve başka birçok ruhsal hastalığın korku öğrenme bozukluğunun bir parçası olduğunu gösterdiğini görüyorduk.

10:24
B. F. Skinner’ın farelerle yaptığı çalışmalarda ya da Pavlov’un köpeklerle yaptığı çalışmalarda gördüğümüz gibi bunlar öğrenilmiş tepkiler.

10:32
Depresyon, anksiyete, PTSD ve bağımlılık gibi birçok ruhsal hastalık, bedenin çevreden tekrar tekrar öğrendiği korkuya verdiği tepkiler.

10:40
Bu zaman içinde devam ettiğinde beden kronik olarak stresli bir duruma giriyor. Çünkü güvende olamayacağına inanıyor.

10:48
Böylece savaş ya da kaç sistemi devreye giriyor ve kan akışının %80’i iskelet kaslarına yöneliyor.

10:56
Bedenin geri kalanından uzaklaşıyor. Uyku, sindirim, bağışıklık, üreme, metabolizma, yaratıcılık ve empati gibi recovery ile ilgili bütün sistemler ikinci plana atılıyor.

11:05
Stresli durumdayken bütün bu kaynaklar iskelet kaslarına gidiyor. Çünkü binlerce yıl önce bir aslandan kaçarken üremeyi düşünmek istemezsin.

11:12
Dolayısıyla kapanan ilk sistemlerden biri buydu. Sonra uyku kapanıyor. Çünkü bir aslandan kaçarken uyumak da istemezsin.

11:19
Bedenin milyonlarca yıldır bu sistemleri kapatmak ve nasıl çalışacağımızı yönetmek için kullandığı mekanizmalar var.

11:27
Ve bütün recovery süreçlerini yöneten vagus siniri, güvenlik tarafından; yani bedeninde güvende ve sakin hissetme duygusuyla aktive oluyor.

11:35
Bu sinir aktif olduğunda etkisi anında başlıyor.

5. Bölüm: Psikedelikler Psikiyatride “Antibiyotik Devrimi” Yaratabilir mi?

11:44
Hatta bunu şu anda bizimle birlikte deneyebilirsin. Bilinçli olarak yavaş ve derin bir nefes al ve sadece havanın burnundan, ağzından ve akciğerlerinden içeri giriş hissine odaklan.

11:58
Bunu bilinçli olarak üç ila altı kez yaptığında, kan akışını anında iskelet kaslarından ve savaş ya da kaç sistemlerinden uzaklaştırıp üreme, bağışıklık ve sindirim gibi recovery sistemlerine geri yönlendirmiş olursun.

12:10
İşte nefesin, Doğu ve kabile kültürlerinden gelen bu kadar güçlü ve kadim bir iyileşme tekniği olmasının nedeni bu.

12:19
Çünkü sinir sistemimizin tamamını kelimenin tam anlamıyla nefesle düzenleyebiliriz.

12:27
Kendimize, “Şu anda derin bir nefes alacak kadar güvendeyim.” diye hatırlatırız. O hâlde recovery için yeterince güvendeyiz. Öğrenmek için yeterince güvendeyiz ve iyileşmek için yeterince güvendeyiz.

12:35
Bize tıp eğitiminde bunlar hiçbir zaman doğru düzgün öğretilmedi. Tıp eğitiminden önce zaten hiç öğretilmedi.

12:42
Bedenin ve sinir sisteminin stres ve iyileşmeyle ilişkili olarak nasıl çalıştığına dair bu temel anlayışın ne kadar büyük bir kısmını kaçırdığımızı fark ettiğimde, güvenlik hissinin kesinlikle kilit nokta olduğunu anladım.

12:50
Ama biz bu bilgiyi doğru şekilde aktarmıyor, bunun nörobiyolojisini de öğretmiyorduk.

12:59
Ben de, “Bir kitap yazacağım ve bunu insanlarla paylaşacağım.” dedim.

13:06
Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız Ayık Kafa’yı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz?

13:14
Çok net bir şekilde, abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

13:25
Kitabın sayfalarını şöyle bir karıştırırken bile şunu fark ettim: Bir yandan çok derin, bir yandan da anlaması ve uygulaması çok kolay şeyler anlatıyorsun.

13:33
Kendi hayatına dönüp bakabiliyorsun. “Önce bu oldu, sonra şu oldu.” deyip olaylar arasındaki bağlantıyı görebiliyorsun.

6. Bölüm: Travma Bir Korku Öğrenimi mi? Güvenlik Yeniden Öğrenilebilir mi?

13:42
Bir de çok güçlü cümlelerin var. Mesela: “Psikedelikler psikiyatri için neyse, antibiyotikler de enfeksiyon hastalıkları için oydu.”

13:49
Mesele sadece semptomları bastırmak değil, gerçekten iyileştirmek.

Buraya özellikle girmek istiyorum. Çünkü sen bu alanın uzmanısın ve daha önce bunu böyle anlatan bir konuğum olmadı.

14:03
Yaklaşık bir buçuk yıl önce bir psikiyatrist konuğum olmuştu. Çalıştıkları psikiyatri hastanesinde tedaviye dirençli depresyon için ketamin uyguladıklarını anlatmıştı.

14:11
Biraz en başa dönüp bunun tarihini anlatabilir miyiz? Çünkü doğrudan MDMA, psilosibin ve diğerlerine geçmeden önce insanların bu işin nereden geldiğini anlaması bence önemli.

14:24
Ben tarihe, özellikle de tıp tarihine bayılıyorum. Çünkü bilim ve tıptaki en büyük keşiflerimizin çoğunun hikâyesi bana inanılmaz geliyor.

14:32
Bunlara ulaşmak için çoğu zaman vergi mükelleflerinin, yani hepimizin parasından çok büyük yatırımlar yapılmış.

14:41
Ama bu keşifler kabul edilip kullanılmaya başlanmadan ve insanlık tarihinin en önemli keşiflerinden bazıları olduğu anlaşılmadan önce toplum tarafından alaya alınmış, hatta reddedilmiş.

14:57
Mesela el yıkama. 19. yüzyılda Avrupalı bir doktor olan Dr. Ignaz Semmelweis tarafından keşfediliyor.

15:05
Semmelweis, otopsi yaptıktan sonra doğuma girmeden önce ellerini yıkamaya karar veriyor.

15:14
O dönemde, nedense doğum yaptırmadan önce otopsi yapmak oldukça yaygınmış. O da, “Ben ellerimi yıkayayım.” diyor.

15:20
“Ekibimin de ellerini yıkamasını sağlayayım ve bebeklerle annelerin ölüm oranlarında ne olduğuna bakalım.” diyor.

15:28
Çünkü o zaman bu oranlar çok ama çok yüksek. Doğum yapmak neredeyse herhangi bir ameliyat kadar tehlikeli.

15:37
Anestezi de öyle. Çok fazla kadın hayatını kaybediyor. Bazı dönemlerde %30 ila %50, belki bazı durumlarda daha da fazla.

15:47
Korkunç. Dr. Semmelweis ellerini yıkamaya başlıyor ve elde ettiği verileri dönemin tıp kurullarına sunuyor.

15:55
Onunla dalga geçip sahneden indirdikten sonra, insan elinin hata yapabileceğini sorguladığı için onu bir kuruma kapatıyorlar.

16:03
Ve 19. yüzyılda o kurumda hayatını kaybediyor.

16:12
Çünkü keşfini yaptığı dönemde bunu henüz anlamıyorduk. Doktorun ellerinin adeta Tanrı’nın elleri gibi olduğunu, zarar veremeyeceğini düşünüyorduk.

16:20
Tıp sistemindeki inanç buydu.

16:29
Öyle ki bugün geriye dönüp baktığımızda bilim tarihinin en büyük keşiflerinden biri olarak gördüğümüz el yıkama ve antisepsi uygulamalarının kabul edilmesini engelleyecek, bunu söyleyen kişiyi de kuruma kapatacak kadar ileri gittiler.

16:43
Ve bunlar aslında 20. yüzyılda mikrop teorisini gerçekten anlamaya başlayana kadar tam anlamıyla yerleşmedi.

16:53
Mikrop teorisini tam olarak anlamamızın nedenlerinden biri de Alexander Fleming’in 1920’lerde antibiyotikleri keşfetmesiydi.

17:01
Fleming de bu keşfi aslında tesadüfen yapıyor. Laboratuvardan ayrılıyor. Bir kapta kültür örnekleri bırakıyor.

17:10
Geri döndüğünde üzerinde küf oluştuğunu görüyor. Kabı çöpe atacakken küfün çevresinde bakterilerin büyümesini engelleyen bir halka fark ediyor.

17:18
Sonra küfün bakterilerin büyümesini engellemek için ne yaptığını araştırmaya karar veriyor ve bunun penisilin olduğunu keşfediyor.

17:34
Yani bir bakıma tesadüfen gerçekleşen bu keşif de yaklaşık 20 yıl boyunca ya reddediliyor ya da kullanılmıyor.

17:41
Gerçek değeri tam olarak anlaşılmıyor.

17:44
Ancak II. Dünya Savaşı sırasında ciddi enfeksiyonları tedavi etmek zorunda kaldığımız için yaygın biçimde kullanılmaya başlanıyor.

17:54
Antibiyotiklerle ilgili özellikle ilginç olan şey ise nasıl çalıştıkları. Çoğu insan bunun farkında değil.

18:03
Antibiyotiklerin çalışma biçimi de bize çok kötü öğretiliyor.

18:11
Antibiyotikler aslında bakterileri senin yerine öldürmüyor. Bakterinin hücre zarını ve yapısının farklı bölümlerini zayıflatıyorlar.

18:18
Böylece bedenin kendi bağışıklık sistemi bakteriyi öldürüp enfeksiyona yol açan etkeni ortadan kaldırabiliyor.

18:27
Yani işi aslında beden yapıyor. Antibiyotik saldırganı zayıflatıyor ki biz de onu ortadan kaldırabilelim.

18:35
Antibiyotiklerden önce enfeksiyon hastalıkları çoğu zaman adeta ömür boyu süren bir cezaydı.

18:45
Frengiden çok sayıda insan ölüyordu. Küçücük kesiklerden kaynaklanan türlü enfeksiyonlardan insanlar hayatını kaybediyor ya da uzuvlarını kaybetmek zorunda kalıyordu.

18:53
Selülit ve daha pek çok durum, tedavi edilmeyen ya da yeterince iyi tedavi edilmeyen enfeksiyonlar yüzünden insanları öldürüyordu.

19:00
Sonra antibiyotikleri kullanmaya başladık.

19:09
Bu arada o dönemde bugün sahip olduğumuz çift kör, randomize, plasebo kontrollü çapraz çalışmalar yoktu. Bugünkü yöntemler çok daha sıkı.

19:18
O zaman yaptığımız şey, kelimenin tam anlamıyla çok sayıda insanı tedavi edip sonucu gözlemlemekti.

19:28
İnsanların hayatta kaldığını gördük.

19:31
Üstelik sadece hayatta kalmıyorlardı; gayet iyi durumdaydılar.

19:40
Dolayısıyla Alexander Fleming’in penisilininden önce ömür boyu süren, ölümcül olabilen ya da ciddi sağlık sorunlarına yol açan hastalıklar artık bir ila 12 haftalık antibiyotik tedavisiyle iyileştirilebilen ve tekrar etme ihtimali düşük hastalıklara dönüşmeye başladı.

19:56
Her şey böyle başladı. II. Dünya Savaşı sırasında zorunluluktan yaygınlaşan antibiyotiklere bugün geriye dönüp baktığımızda, onları da insanlık tarihinin en büyük keşiflerinden biri olarak görüyoruz.

20:05
El yıkama ve antibiyotikler birlikte insan ömrünü 20 ila 30 yıl uzattı.

Evet.

20:20
Tek tek keşifler olarak tarih içinde bunu bir düşün. Bizi dinleyen herkes için söylüyorum. Çünkü geldiğimiz yer burası.

20:29
Bilimde son derece önemli ama aslında son derece basit keşifleri kabul etmekte ne kadar zorlandığımızın hikâyesi bu.

20:36
Bu keşiflerin gücü de sadeliklerinde.

20:44
El yıkama belki de dünyanın gelmiş geçmiş en basit keşfi ödülünü alabilir.

20:51
Kesinlikle ilk sıralarda. Buraya kadar anlattıklarım net mi?

20:57
Evet, evet. Büyük bir merakla takip ediyorum. Buradan nereye varacağını anlatmak için gerçekten çok iyi bir giriş oldu.

21:04
Bu tarihe baktığımızda PTSD gibi ruhsal hastalıkların, hatta genel olarak ruhsal hastalıkların bugün hâlâ tedavisi olmayan, ömür boyu süren ve çoğu zaman ölümcül sonuçlara yol açan durumlar olduğu kabul ediliyor.

21:13
Yani kişinin hayatının daha erken sona ermesine doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunabiliyorlar.

21:29
Tıp dünyasında da toplumda da genel kabul, bunların ömür boyu süren, tedavi edilemeyen ve çoğu zaman insanın daha erken ölmesine yol açan bozukluklar olduğu yönünde.

21:37
Ama ben bunu kabul etmeye hazır değildim. Çünkü bugün ruhsal hastalıklarla ilgili yapılan bütün çalışmalardan bildiğimiz, geçmişte bilmediğimiz önemli bir şey var.

7. Bölüm: MDMA Destekli Terapi ve TSSB (PTSD)

21:53
Güvenlik ve korku meselesi. Travma aslında korkunun öğrenilmesi, hatta çok yoğun biçimde öğrenilmesi.

22:02
Dolayısıyla korkuyu ortadan kaldırmak için güvenliği yeniden öğrenmemiz gerekiyor.

22:09
Bunun böyle olduğu da aslında 100 yıldır biliniyor.

Psikedelik ilaçların yaptığı çok ilginç bir şey var: Beyindeki güvenlik öğrenimini güçlendiriyorlar.

22:16
Üstelik bunu o kadar güçlü biçimde yapıyorlar ki insanların geçmişte yaşadıkları travmatik olaylara, özellikle de bu olayların kendileriyle ilişkisine dair yükledikleri anlamı yeniden şekillendirmelerine yardımcı oluyorlar.

22:34
Başlarına gelenlerin kendi hataları olmadığını gerçekten kabul edebiliyor ve bunu daha bütünlüklü bir benlik algısına entegre edebiliyorlar.

8. Bölüm: Travma, Epigenetik ve Gen İfadesi

22:45
Bu çalışmaların sonuçlarına baktığımızda, örneğin MDMA destekli terapi modern randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışma modeli içinde diğer psikedelik ilaçlardan daha fazla klinik olarak incelenmiş durumda.

22:54
Ve sadece üç doz MDMA ile 12 hafta boyunca toplam 42 saatlik terapi uygulanıyor.

23:03
Yani neredeyse psikocerrahi bir işlem gibi düşünebilirsin. Tam 12 hafta boyunca ve sadece üç ilaç uygulama seansı; her gün değil.

23:17
Bu tedavinin sonunda, ortalama 17 yıl 7 aydır tedaviye dirençli PTSD yaşayan hastaların %50’sinden fazlası artık PTSD tanı kriterlerini karşılamıyor.

23:30
Yani benim okuduğum kadarıyla bir anlamda korku merkezini kapatıyor ya da önüne bir blok koyuyor ve kişi kendi korkularına, düşüncelerine farklı bir açıdan bakabiliyor.

23:39
Bunun nasıl çalıştığını biraz anlatabilir misin?

23:49
Özellikle MDMA ama aslında psikedeliklerin çoğu bu şekilde kullanılabilir.

23:56
Dr. Stanislav Grof’un tarif ettiği gibi bunlar, farkındalığın özgül olmayan güçlendiricileridir.

24:02
Yani psikedelik bir ilaç aldığında farkındalığının bütün alanları güçlenir.

24:08
Sadece iyi şeyler değil; kötü olanlar, zor olanlar, bilinçaltında ve bilinç dışında ne varsa hepsi erişilebilir hâle gelir.

24:17
Bir rüya hâlinde ya da meditasyon sırasında olduğu gibi, ama psikedelik molekülün etkisiyle çok daha hızlandırılmış biçimde.

24:25
Bu durumdayken rehberlik eşliğinde geçmişe geri dönebiliyorsun.

24:33
Yani senin yanında benim gibi insanlar oluyor. Genellikle iki kişiyiz. Sana çok güvenli ve tanıdık bir ortam yaratıyoruz. Ortam güzel kokuyor.

24:42
Müzik çok hoş ve sakinleştirici.

24:45
Ayrıca öncesinde, seni nelerin beklediğine dair oldukça kapsamlı bir hazırlık yapmış oluyorsun.

24:53
Bunun güvenli bir deneyim olduğunu, sana zarar veremeyeceğini biliyorsun. Yan etkileri de kullandığımız diğer ilaçlarla karşılaştırıldığında oldukça hafif.

25:00
İnsanlara bu ilaçların nasıl çalıştığını ve risk profilini anlattığımızda bu da güven duygusunu güçlendiriyor.

25:13
Derin nefes almayı öğrenmek, seanslardan önce ve seans sırasında Apollo kullanmak gibi güvenliği destekleyen diğer bütün unsurlar da kişinin kendini geçmişteki travmatik olaylara geri dönüp onlara yeniden anlam verecek kadar güvende hissetmesine yardımcı oluyor.

25:29
Ama bu kez korkmuş, güçsüz ve kurban gibi hisseden bir yerden değil; güvenli bir yerden bakıyorsun.

25:37
Buna daha objektif bir yerden yaklaşabiliyorsun.

25:42
“Şu anda güvendeyim. O hâlde geçmişe dönebilirim.”

Bu odada güvende olduğunu biliyorsun. Seninle ilgileniliyor.

25:50
Ortaya ne çıkarsa çıksın sorun değil.

25:52
Burada hepsine yer var. Artık fiziksel olarak bir ayıdan kaçmadığını biliyorsun.

26:01
Yeterince havan, yemeğin, suyun ve barınağın var. Üstelik seni gözeten iki kişi var.

26:09
Böylece gözlerini kapatıp dışarıdaki tehlikeleri kollamak zorunda kalmadan kendi içine bakabiliyorsun.

26:17
İşte o zaman vagus siniri sistemi çok güçlü biçimde devreye giriyor ve içe bakmana, yani kendin üzerine düşünmene yardımcı oluyor.

26:25
Bu da beynin önemli duygusal bölgelerinden biri olan ve aslında yeterince anlatmadığımız insular korteksin işlevlerinden biri.

9. Bölüm: Tedavi Bittikten Sonra İyileşme Neden Devam Edebilir?

26:33
Senin yer aldığın birkaç podcast ve konuşmayı izledim. Programımı izleyenlerin çoğu artık genetik ve epigenetik kavramlarını biliyor.

26:43
Epigenetik, genlerin üzerinde yer alan ve iyi ya da kötü şeylerle tetiklenebilen mekanizmalar gibi düşünülebilir.

26:52
Geçmişte yaşanan travmalar da bu epigenetik yapı üzerinde olumsuz bir iz bırakabiliyor.

26:59
Sen bunu şöyle bir şey olarak tarif etmiştin: Beynin epigenetik yapısını değiştiriyor ve ortaya daha kalıcı bir değişim çıkıyor.

27:06
Yani diğer ilaçlar, SSRI’lar ya da benzeri tedaviler gibi sadece problemi susturmuyor. Gerçekten bir şeyi değiştiriyor.

27:13
Bu nasıl oluyor? Çünkü MDMA destekli terapiler üzerine çok fazla araştırma yaptın.

27:21
Bence senin değindiğin şey şu: Epigenetik kodumuz, DNA’mızın üzerinde duran ve DNA’nın bazı bölümlerine daha fazla ya da daha az çalışmasını, sesini açmasını ya da kısmamasını, bazı şeyleri daha çok üretip bazılarını kapatmasını söyleyen bir kod katmanı.

27:36
Mesela bir deri hücresini düşün. Deri hücrelerimiz de beyin hücrelerimiz de, aslında bütün hücrelerimiz; sperm ve yumurta hücreleri dâhil, tamamen aynı DNA koduna sahip.

27:53
Peki vücutta 200’den fazla farklı hücre tipi varken hepsi nasıl birbirinden farklı olacağını biliyor?

28:03
Çünkü her hücrede DNA’nın üzerinde biraz farklı bir epigenetik kod katmanı var.

28:09
Deri hücresindeki kod, “Deri proteinlerini artır, beyinle ilgili olanları azalt.” diyor. Beyinde ise tam tersini söylüyor.

28:18
Yani aslında bu epigenetik kod üzerinde bilgi depolanıyor.

28:27
Dr. Eric Kandel ve Dr. Rachel Yehuda gibi birçok olağanüstü bilim insanı, korku hafızasının kortizol reseptörü gibi stres yanıtı genlerinde bu kod üzerinde depolandığını anlamamıza yardımcı oldu.

28:36
Çok yoğun, korkutucu, ürkütücü bir deneyim yaşadığımızda ve sonrasında yeterli desteği alamadığımızda — ki bu çok önemli —

28:49
özellikle de biri bize bunun bizim hatamız olduğunu ya da yanlış bir şey yapıp kendimizi tehlikeye attığımızı söylediğinde, o deneyim sırasında gerçekleşen korku öğrenimi daha da güçleniyor.

28:57
Ve bu da örneğin kortizol reseptörü genlerine kodlanıyor.

29:05
Bu değişiklikler zaman içinde çocuklarımıza, muhtemelen birçok nesil boyunca aktarılıyor. İnsanlarda en az üç nesil olduğunu bildiğimizi düşünüyorum. Bazı hayvanlarda ise 14 nesil kadar.

29:12
Yani bu değişiklikler uzun süre aktarılabiliyor.

29:24
Bu da travmanın nesiller arası, hatta kuşaklar ötesi aktarımı teorisini açıklıyor.

29:31
Çünkü artık kortizol gibi genlerin üzerindeki epigenetik kodda belli işaretlerin bulunduğunu biliyoruz ve bundan çok daha fazlası var.

29:41
Muhtemelen yüz milyarlarca farklı kombinasyondan söz ediyoruz.

29:49
Dolayısıyla bunların tamamını çözmemiz çok uzun zaman alacak ama bazı işaretlerin gerçekten çok önemli olduğunu biliyoruz.

29:55
Bunlar çocuklarımıza aktarıldığında, kendileri o travmayı hiç yaşamamış olsalar bile ruhsal hastalık risklerini artırabiliyor.

30:06
Ben de şunu düşündüm: Eğer travma yoğun bir korku öğrenimi ise ve MDMA yoğun bir güvenlik öğrenimi ise,

30:12
üstelik MDMA klinikte benim de tedavi ettiğim en ağır hastalarda PTSD semptomlarını ortadan kaldırıyor gibi görünüyorsa, belki epigenetik koddaki kortizol reseptörü geninde de bir değişiklik görürüz.

30:20
Bu yüzden FDA’ya sunulan MAPS Faz 3 çalışmasındaki çok ağır PTSD’si olan kişilerden tedaviden önce ve sonra veri topladık.

30:38
Beyinle ilişkili epigenetik işaretlere ama aynı zamanda vücudun diğer bölgelerindeki işaretlere de bakabilmek için tükürük örnekleri aldık.

30:47
Özellikle kortizol reseptörü genlerine ve MDMA destekli terapiden önce ve sonra bu genlerin metilasyonunun nasıl değiştiğine baktık.

30:58
Çünkü bunun çocuklarımızdaki artmış riske katkıda bulunan etkenlerden biri olduğunu ve travmanın bu bölgedeki gen ifadesini değiştirdiğini biliyoruz.

31:07
Bulduğumuz şey inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

31:16
MDMA destekli terapi gerçekten de kortizol reseptörü çevresindeki epigenetik kodun yeniden şekillenmesine istatistiksel olarak anlamlı biçimde yardımcı oldu ve o kodu sağlıklı durumdakine daha çok benzer hâle getirdi.

31:23
Bu inanılmaz.

31:32
Sadece 12 hafta içinde. Bundan daha da heyecan verici olan şu: Bu bizim keşfimiz değil, meslektaşlarımızın keşfi.

31:41
Bir yıl sonra, MDMA destekli terapiden fayda görenlerin oranı tedavinin hemen ardından %50 küsur civarındayken Faz 3 çalışmasında %70 küsur seviyelerine çıktı.

31:55
Bir yıl sonunda bu oran yaklaşık %15 ila %20 daha artmıştı.

32:02
Yani 12 haftanın sonunda %50 küsuru iyileşmişti. Bir yıl sonra ise %67’si daha iyiydi ve artık tanı kriterlerini karşılamıyordu.

32:10
Üstelik herhangi bir ek tedavi olmadan, bir yıl sonra daha fazla insan iyileşmişti.

32:19
Bu kişilerin bazılarında da — tam olarak kaç kişi olduğunu hatırlamıyorum ve hatırladığım kadarıyla bu çalışmada rapor edilmemişti — beş yıl sonra bile hâlâ hiçbir semptom yoktu ve artık tanı kriterlerini karşılamıyorlardı.

32:37
Bunu düşündüğünde, bizim normalde kronik olarak gördüğümüz bir durum için tek bir tedavi süreci…

“Tek bir tedavi süreci” derken 12 hafta içindeki üç tedaviyi kastediyorsun.

32:48
Toplam 12 hafta. Tıpkı 12 haftalık bir antibiyotik tedavisi gibi.

32:51
Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız Ayık Kafa’yı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz?

32:58
Çok net bir şekilde, abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

33:05
Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

33:11
Yani tek bir tedavi süreci derken, 12 hafta içinde üç ayrı uygulamanın yapıldığı o 12 haftalık süreçten bahsediyorsun.

Peki şunu sorayım:

33:21
Yaklaşık %67’sinin iyileştiğini ve artık tanı kriterlerini karşılamadığını söyledin.

33:28
Peki hiç iyileşmeyenler var mı? Ya da iyileşenlerden bazıları daha sonra eski durumuna geri dönüyor mu?

33:36
Eğer dönüyorsa neden? Hâlâ aynı korkutucu ortamda yaşadıkları için mi? Genler hâlâ aynı şekilde mi tepki veriyor, yoksa beyin mi? Bununla ilgili bir şey var mı?

10. Bölüm: Terapötik MDMA ile Keyif Amaçlı Kullanım Arasındaki Fark

33:47
Çalışmadaki insanların yıllardır sürdürdüğü bu kalıplar var. Yani çoğu insan bu kalıpları onlarca yıldır tekrar ediyor.

33:56
Aynı düşünce biçimleri, aynı davranışlar, aynı madde kullanım alışkanlıkları… Hepsi yıllarca tekrar edilmiş.

34:04
Dolayısıyla beyin bunları öğrenmiş oluyor. Bu yüzden yeni yolu, yeni davranışları, bize ve iyilik hâlimize hizmet eden yeni şeyleri sürekli tekrar etmemiz gerekiyor ki eski davranışları zamanla söndürebilelim.

34:13
Bunun için zaman, pratik ve sabır gerekiyor. Zor olan tarafı da bu.

34:21
Ama Apollo gibi araçları tam da bu yüzden geliştirdik. Bu süreçte gerçekten çok yardımcı oluyorlar.

34:28
Psikedelik ilaçlar da çok yardımcı oluyor. Çünkü hepsi öğrenme hızını artırıyor.

34:35
Kitapta da bundan söz ediyorum. MDMA’nın çalışma biçimlerinden biri olarak düşündüğümüz şey şu:

34:43
Bu gerçekten antibiyotik düzeyinde olağanüstü bir etki. Çünkü herhangi bir ek tedavi olmadan bir yıl sonra daha fazla insanın iyileşmiş olması, 12 haftanın sonunda insanların kendilerine iyi bakmak için ne yapmaları gerektiğini bir şekilde öğrenmeye başladıklarını gösteriyor.

34:51
Yani bir şey oluyor. İnsanlar kendilerine nasıl bakacaklarını öğreniyor ve sonra bunu kendi başlarına sürdürüyorlar.

35:00
Elbette hiçbir şey yapmıyor değiller. Hiçbir şey yapmazsan entropi sonunda seni eski hâline geri götürür.

35:08
Ama mesele şu: Bir şeyler yapıyorlar. Sadece çalışmanın yönlendirdiği ya da reçete edilmiş bir tedaviyi uygulamıyorlar.

35:19
Kendileri için neye ihtiyaç duyduklarını hissediyorlarsa onu yapıyorlar ve buna rağmen iyileşmeye devam ediyorlar.

35:27
Aslında ruh sağlığının ve genel olarak tıbbın hep vaat ettiği şeyi gerçekten yapıyoruz: Kişiye özel bir ruh sağlığı tedavisi sunuyoruz.

35:35
Bu yine neredeyse psikocerrahi gibi. Travma yarasının özüne inip orada oluşan hasarı ele alıyor.

35:43
Dikeni çıkarıyor, yarayı temizliyor.

35:46
Hasarlı dokuyu ayıklıyor. Bütün o zararı ortadan kaldırıyor.

35:53
Sonra da kişinin bunları işlemesine ve hayatına devam etmesine yardımcı oluyor.

36:01
Ve genel olarak baktığında çoğu artık semptom göstermiyor. Psikiyatri tarihinde daha önce buna benzer hiçbir keşif ya da bulgu görmedik.

36:09
Bu, antibiyotiklerden önceki enfeksiyon hastalıkları alanıyla aynı şey. Bence şu anda dikkat etmemiz gereken asıl nokta bu.

11. Bölüm: Ayahuasca, DMT ve Entegrasyon Neden Önemli?

36:13
Bir şey sormak istiyorum. Çünkü MDMA sokak dilinde aslında “ecstasy” olarak biliniyor. İnsanlar bunu bir parti uyuşturucusu olarak kullanıyor.

36:23
Aynı etkiyi mi yaratıyor, yoksa doz mu farklı? Belki damardan veriliyordur. Aradaki fark tam olarak ne?

36:31
Ya da biri sevdiği arkadaşlarıyla, kendini iyi ve güvende hissettiği bir ortamda kullandığında da bu korku merkezleri kapanıyor ve epigenetik olarak bir yeniden yapılanma mı oluyor?

36:39
Yoksa burada aslında tamamen farklı iki şeyden mi bahsediyoruz?

Herkes bilsin diye söylüyorum: İnsanı az da olsa iyi hissettiren neredeyse her madde bir şekilde parti uyuşturucusu olarak kullanılıyor. Sadece MDMA değil.

36:52
Ama sanırım psilosibin, kokain, opiatlar ve başka maddeleri kullananların sayısı daha fazla. O yüzden insanları damgalamak istemiyorum.

37:02
Ama ülkemizde ilaçların ve maddelerin kötüye kullanımı ve buna nasıl baktığımız aslında konuşulması ilginç bir konu.

37:10
Çünkü psikedelik ilaçların travmayı iyileştirmede bu kadar etkili olmasının nedeni, iyileşmek için hissetmemiz gerekmesi.

37:18
Çoğu zaman bir maddeyi eğlence amaçlı bir ortamda aldığımızda bunu iyi hissetmek için yapıyoruz.

37:27
Ama aynı zamanda bütün duygularımızı ve kendimizi tam olarak hissetmemek için de kullanıyoruz. Çoğu zaman olumsuz duygulardan, kötü hislerden kaçmak için.

37:35
Ama kaçış yok.

37:41
Nereye gidersen git, kendini de yanında götürüyorsun.

37:49
Bir şeyi ilaç gibi kullandığında — ve bunu hepimiz bir şekilde yaptık; şekerle, video oyunlarıyla ya da başka bir şeyle —

37:56
eğer gerçeklikten kaçmak, kendini uyuşturmak ya da dikkatini dağıtmak için kullanıyorsan sonuçsuz bir döngünün içine giriyorsun.

38:06
Çünkü geri döndüğünde, onlardan uzaklaşmadan önce ilgini isteyen aynı anksiyeteler, aynı duygular, aynı meseleler hâlâ orada oluyor.

38:13
Hatta bazen daha da kötü oluyorlar. Çünkü onlara tahammül etmeyi öğrenmemiş oluyorsun.

38:22
Bu yüzden aslında daha da rahatsız edici hâle geliyorlar.

Tabii, haklısın.

38:27
MDMA günlük ya da haftalık kullanılan bir şey değil. Daha çok ameliyatta kullanılan bir ilaç gibi, çok özel ve kontrollü bir şekilde uygulanıyor.

38:37
Belirli bir prosedür planı oluyor ve yanında iki kişi, adeta iki psikocerrah bulunuyor.

38:45
Biz de duygularının ve bütün varlığının kendini güvende hissedebileceği korunaklı bir alan yaratıyoruz.

38:54
Böylece içinde ne varsa ortaya çıkabiliyor. En derin, en karanlık sırların, en yaralı ve en savunmasız tarafların bile…

39:03
İyileşme de aslında tam burada başlıyor. İçimizde incinmiş, yaralanmış ve yıllardır bastırılmış olan o parçalar yeniden ortaya çıkacak kadar güvende hissediyor.

39:10
Sonra tekrar bütünün bir parçası olabiliyor. Hayata katılabiliyor. Oyun oynayabiliyor, haz duyabiliyor, dünyayla yeniden bağ kurabiliyor.

39:19
İçimizde kapalı, izole edilmiş ve reddedilmiş hâlde kalmak yerine.

39:26
Peki hastayı önceden tanıyor musun?

39:28
Yoksa bu müdahaleye ihtiyaç duyan biriyle öncesinde bir süre terapi yapmış ve onu tanımış olman mı gerekiyor?

39:36
Bunun için bir hazırlık süreci yapıyoruz. Yani birine psikedelik ilaç vermeden önce en az üç ila beş psikoterapi seansı yapıyoruz.

39:45
Evet. Çünkü onların bilmesi gereken çok şey var. Bizim de uygun bir aday olduklarından emin olmak için onlar hakkında öğrenmemiz gereken çok şey var.

39:51
MDMA’nın diğer psikedelikler arasında en çok araştırılanlardan biri olduğunu biliyorum. Ayahuasca yapan da epey insan tanıyorum.

40:00
Bazılarıyla çok yakın ilişkilerim oldu. Kendi içlerinde mücadele ettikleri şeyler vardı. Bunu biliyorum.

40:09
Ve gerçekten içtenlikle bunları çözmeyi umuyorlardı.

12. Bölüm: Psikedelikler, Ketamin, Bağımlılık ve Relapse Riski

40:15
Bir sürü ayahuasca seremonisine katıldılar. Biri Almanya’da, sonra başka bir yere uçtular, sonra Amerika’da başka bir yere gittiler.

40:23
İlk birkaç hafta boyunca o kişi kendini sevgiyle dolu, değişmiş, daha sakin hissediyor.

40:30
Sonra bir süre geçince her şey yeniden eski hâline dönüyor.

40:39
Ayahuasca nasıl çalışıyor ve neden sence bazı insanlarda işe yaramazken bazıları gerçekten fayda görüyor?

40:46
Bunun büyük kısmı ilacın kişiye nasıl verildiğiyle, dozuyla, nasıl hazırlandığıyla, terapiyi kimin yaptığıyla ya da seremonide alanı kimin tuttuğuyla ilgili.

40:54
Hangi teknikleri kullanıyorlar ve sonrasında entegrasyon nasıl yapılıyor? Bunların hepsi çok önemli.

41:04
İnsanlar ayahuasca gibi ilaçlarla çok derin, hayatlarını değiştirdiğini düşündükleri deneyimler yaşayabiliyor.

41:13
Ayahuasca, yerli kültürlerden gelen iki bitkinin karışımından yapılan bir içecek.

41:21
Bitkilerden biri DMT içeriyor. Diğeri ise DMT’yi parçalayan enzimi baskılayan bir MAO inhibitörü içeriyor.

41:28
Böylece normalde ağızdan alındığında aktif olmayan DMT, ağızdan alındığında psikoaktif hâle geliyor.

41:35
Çünkü normalde bedenimiz DMT’yi hemen parçalıyor ve etkisini hissetmiyorsun.

41:44
Ama binlerce yıl önce insanlar bu iki bitkiyi yaklaşık 24 saat birlikte kaynattıklarında DMT’yi ağızdan etkili hâle getiren bir karışım elde edebileceklerini keşfetmişler.

41:52
Binlerce yıl önce. Ne demek istediğimi anlıyor musun? İnternet olmadan bu kadar büyük bir bilgi birikimine ulaşmış olmaları inanılmaz.

42:02
Ayahuasca çok güçlü bir bitkisel ilaç ve birçok kadim Amazon kültüründe kullanılıyor.

42:10
Bu ilacın insanlarda gördüğümüz o çok güçlü iyileşme deneyimlerini yaratacak şekilde nasıl uygulanması gerektiğine dair binlerce yıllık teknikler ve sözlü gelenekler var.

42:17
Bu seremonilerin nasıl yapılması gerektiğini biliyoruz. Çünkü bu kültürlerde bu bilgiyi binlerce yıldır aktaran köklü bir gelenekten eğitim almış çok saygın şamanlar var.

42:33
Onlara gidip öğrenebilirsin. Bunu yapan insanlar da var.

42:40
Bu ilacı insanlara gerçekten büyük fayda sağlayacak şekilde nasıl uygulayacağını öğrenebilirsin.

42:50
Ama ayahuasca’yı uygulamayı öğrenmek hayat boyu süren bir yolculuk.

MDMA ve ketamin gibi diğer psikedelik ilaçlarsa çok daha kolay ve öğrenme süreçleri daha kısa.

42:58
Altı ila 12 ay içinde bunları nasıl uygulayacağını öğrenebilir ve Batı tıbbı modeli içinde insanlara son derece etkili biçimde verebilirsin.

43:07
Doğru şekilde ve en iyi uygulamalara göre kullanıldıklarında benzer faydalar sağlıyorlar.

43:16
Bu arada “doğru şekilde ve en iyi uygulamalar” derken neyi kastettiğimi merak eden varsa, sanırım 2023’te meslektaşlarımla birlikte Journal of Affective Disorders’da bir makale yayımladık.

43:24
Psikedelik destekli terapi için kanıta dayalı en iyi uygulamaları anlatıyor ve herkesin erişimine açık.

43:40
Doğru uygulandığında çok ilginç bir şey görüyoruz.

43:48
Hangi psikedelik ilaç olduğundan bağımsız olarak, ilacı doğru şekilde verir ve kişinin çektiği acının kaynağındaki travma yarasını doğrudan ele alırsak,

43:56
üzerinde çalışılmış psikedelik ilaçların çoğuyla kişiyi kalıcı remisyona sokabiliyoruz.

44:05
Buna LSD, psilosibin, MDMA, ketamin, ibogain ve belli ölçüde THC, kannabis ve meskalin dâhil.

44:16
Doğru kullanıldıklarında bunların hepsi iyileşmeyi destekleyen bu zihinsel durumlara ulaşmayı kolaylaştırabiliyor.

44:24
Molekülleri farklı olduğu için her birinin çalışma biçimi biraz farklı ama hepsi, yarattığımız güvenli alan içinde kişinin güvenlik hissini yeterince güçlendirerek geçmiş travmatik olaylara yeniden anlam vermesine ve remisyona girmesine yardımcı oluyor.

44:32
Sonra entegrasyon aşaması geliyor.

44:39
Yani hayatını değiştiren böyle bir deneyim yaşadın. Şimdi ne yapacaksın?

44:47
Bunu kendi hayatına, hayatının nasıl olmasını istediğine, nasıl bir hayatı hak ettiğini bildiğin o yere nasıl taşıyacaksın?

44:55
İşte burada terapistinin ya da tedaviyi uygulayan kişinin sana bazı pratikler vermesi gerekiyor.

45:04
Çoğu insanın alamadığı kısım da bu. Dört ila 12 hafta boyunca en az haftada bir seninle görüşmeli.

13. Bölüm: Apollo Neuro – Vagus Siniri, Stres ve Uyku Nasıl Etkileniyor?

45:12
Bu pratikleri yaptığından, sürdürdüğünden, deneyiminle ilgili bütün sorularının cevaplandığından ya da cevapları kendi başına nasıl bulacağını bildiğinden emin olmalı.

45:19
Çünkü entegrasyon dönemi oldukça kafa karıştırıcı olabiliyor.

45:28
İnsanların, hangi maddeyi kullanmış olurlarsa olsunlar, çoğu zaman tekrar eskiye dönmelerinin ya da relapse yaşamalarının nedeni de bu.

45:35
Entegrasyon çalışmalarını yapmıyorlar ve bunun nedeni de çoğunlukla onlara nasıl yapacaklarının hiç öğretilmemiş olması.

45:40
Hazır bundan söz etmişken; sen bir psikiyatristsin ve eminim bunun farkındasın.

45:47
Bağımlılık tıbbı alanında çalışan Amerikalı psikiyatristlerle epey podcast yaptım. Bunlardan biri Johns Hopkins’ten Dr. Mark Fishman.

45:56
Son zamanlarda THC, yani marijuana, özellikle genç nesillerde çok fazla psikoza yol açıyor.

46:03
Benim korkum şu: 1950’lerde bütün bunlar yasal gibiydi ve aslında tedavi amacıyla kullanılıyorlardı.

46:09
Sonra Reagan döneminde “Uyuşturucuya hayır.” dönemi geldi. Şimdi ise yeniden açılıyor.

46:17
“Bunu yasallaştıralım, şunu yasallaştıralım.” deniyor. Amerika’da bir sürü ketamin kliniği var mesela.

46:26
Bildiğim kadarıyla terapi sunmuyorlar.

46:28
Sadece ketamin veriyorlar ve hepimiz ketamin, marihuana ve benzeri maddelerin aslında çok bağımlılık yapabileceğini biliyoruz.

46:36
İnsanların bunları kötüye kullanması yüzünden bunun yeniden büyük bir felakete dönüşmesinden korkmuyor musun?

46:44
Çünkü insanlar, “Biraz psilosibin mikrodoz yapayım.” ya da “Marihuana artık yasal, o zaman kafayı bulana kadar içeyim.” veya “Ketamin kullanayım.” diye düşünebilir.

46:57
Uyuşturucularla ilgili yaşadığımız en büyük sorun aslında Richard Nixon döneminde, 1970’te Controlled Substances Act kabul edildiğinden beri zaten var.

47:05
ABD hükümetinin yürütme organı da sonunda bunun bu maddelerin tehlikeli olduğuna dair kanıtlara dayanarak çıkarılmış bir yasa olmadığını, ırksal motivasyonlarla şekillendiğini kabul etti.

47:22
Bu çok önemli bir mesele.

47:30
Çünkü psikedelik ilaçların ve aslında bütün ilaçların kullanımında insanları eğitmediğimiz zaman yaptığımız şey sadece “Hayır de.” demek oluyor.

47:39
Yani uyuşturucular konusunda tamamen yoksunluk temelli bir eğitim veriyoruz.

47:48
Ama insanlar ne olursa olsun bu maddelerle karşılaşacak. Toplumda o kadar yaygınlar ki bir şekilde maruz kalacaklar.

47:56
Yetişkinler ve toplum olarak bizim sorumluluğumuz insanlara ve çocuklara bütün uyuşturucuların aynı olmadığını, bunların ne olduğunu ve nasıl çalıştığını anlayabilecekleri ölçüde parça parça öğretmek.

48:03
Böylece kendilerini güvende tutabilirler.

48:12
Çünkü asıl mesele bu. İnsanların kendilerini koruyabilmelerini, iyi kararlar verebilmelerini ve toplumun üretken, anlamlı bireyleri olmaya devam etmelerini istiyoruz.

48:20
İnsanlara psikedelikleri ya da herhangi bir ilacı nasıl doğru kullanacaklarını öğretmezsek bunları kötüye kullanacaklardır.

48:30
Bu arada kannabis, psilosibin mantarları, LSD ve diğer bütün ilaçlar; opiatlar, benzodiazepinler, amfetaminler çocuklarda eğlence amaçlı kullanım için uygun değildir.

48:46
Genel olarak tıbbi açıdan baktığında da çoğu insan için eğlence amaçlı kullanım endikasyonu yoktur.

48:55
Bunlar belirli iyileşme süreçlerinde kullanılabilecek güçlü araçlardır.

49:03
Doğru niyet ve doğru uygulamayla kullanıldıklarında bedenin daha iyileşmiş bir duruma gelmesini sağlayan sonuçlar yaratabilirler.

49:11
Yani çok güçlü iyileşme araçlarıdır. Sonuçta asıl mesele aracın kendisinden çok, onu nasıl kullandığımızdır.

49:20
Gerçekten çok ama çok merak ettiğim bir tanesi var. Çünkü bağımlılık tedavisiyle ilgili sürekli karşıma çıkıyor.

49:27
Iboga… Aslında bundan ilk kez yaklaşık 18 yıl önce haberdar oldum.

49:34
Birileri bir yerden bana e-posta atmıştı. O dönemde burada sokakta yaşayan çocuklar ve gençler için bir tedavi merkezi kuruyorduk ve Amerikalı doktorlarla çalışıyordum.

49:42
Sonra birden, hiç beklemediğim bir anda Türkiye’de bir ibogain kliniği kurmak istediklerini söyleyen bir e-posta aldım.

49:50
Sanki burası muz cumhuriyetiymiş, neyin yapılabileceğini ya da yapılamayacağını belirleyen hiçbir yasa yokmuş gibi düşünüyorlardı.

50:06
O dönemde çok iyi tanıdığım ve son derece saygın bir bağımlılık uzmanından şunu duymuştum:

50:11
Bazı vakalarda kişi ibogainin yarattığı o duruma, o zihinsel hâle giriyor ama bir türlü oradan çıkamıyormuş.

50:18
O zamanlar oldukça ürkütücü konuşmalar dönüyordu.

50:24
Özellikle opioid kullanımı için konuşuluyordu. Ama son zamanlarda sosyal medyada sürekli karşıma çıkmaya başladı.

50:32
Hatta bazı arkadaşlarım tedavi olmak için gittiler.

Yani ibogain tam olarak nedir? Beyinde ne yapıyor?

50:41
Benim anladığım kadarıyla dopamin devrelerini düzenliyor. Çünkü tipik bir bağımlılıkta bozulan şeylerden biri de dopamin ödül sistemi ve bu devreler oluyor.

50:48
Ibogain çok kompleks bir molekül ve henüz tam olarak araştırılmış değil. O yüzden sana nasıl çalıştığını kesin olarak bildiğimizi söyleyemem.

50:59
Ama ödül sistemiyle ilişkili dopaminerjik sistem üzerinde bir etkisi olduğunu biliyoruz ve bu da bağımlılıkla ilgili öğrenme süreçlerini etkiliyor.

51:10
Aynı zamanda özellikle opioid reseptörleri üzerinde de etkisi var ki bu gerçekten çok ilginç.

51:18
İnsanlar, ağır opioid kullanım bozukluğu olan kişilerde ibogain kullanımının bu kadar büyük fark yaratmasının nedenlerinden birinin bu olduğunu düşünüyor.

51:27
Ibogaini tedavi seçeneği olarak değerlendirdiğimiz durumlardan biri de bu.

51:35
Ama ibogainin çok nadir de olsa ani kardiyak ölüme yol açabilme gibi bir yan etkisi de var.

51:42
Bu yüzden ibogain alan kişilerin mutlaka kalp monitorizasyonu altında olması gerekiyor.

51:49
Yani yine çok dikkatli ve güvenli şekilde kullanılmalı ve biz bunu insanların ilk deneyeceği tedavi olarak önermiyoruz.

52:00
Evet. Aslında Dave Asprey’nin konferansında bununla ilgili görüşlerini oldukça güçlü bir şekilde dile getiriyordun.

52:08
Sonra biraz araştırma yaparken şunu merak ettim: Ibogain sonrasında kalpte kalıcı bir hasar bırakabiliyor mu, yoksa risk sadece o deneyim sırasında mı ortaya çıkıyor?

52:17
Bunu biliyor muyuz?

Bu oldukça yeni bir araştırma alanı.

52:22
Ibogain en az çalışılmış psikedelik ilaçlardan biri.

52:30
Hakkında en fazla veriye sahip olduğumuz maddeler psilosibin, LSD, MDMA ve THC. Biraz da meskalin hakkında verimiz var.

52:37
Ama diğer psikedeliklerin çoğu için elimizde çok fazla veri yok.

52:44
DMT hakkında ise verimiz var. Çünkü beynimizin doğal olarak ürettiği bir molekül.

52:48
Bence bu podcast’in en önemli kısmı şu: Sen sürekli sonrasında yapılması gereken bir çalışma, bir entegrasyon süreci ve kişinin uygulayacağı şeyler olması gerektiğini vurguluyorsun.

52:57
Çünkü bir bağımlılık uzmanı olarak şunu düşünüyorum: Tamam, dopaminerjik sistemim resetlenmiş olabilir ama düşünce biçimim, inançlarım ve davranış kalıplarım değişmediyse çok da fazla şey değişmiş olmuyor.

53:15
Bana göre bağımlılığın en kötü taraflarından biri de bütün bu nöral bağlantıların kişiyi — tırnak içinde söylüyorum — tam bir rezile dönüştürecek şekilde yeniden yapılanmış olması.

53:23
Eğer bunlar değişmeyecekse, hangi tedaviyi uygularsan uygula, bence kişinin bunu entegre etmesine ve sadece korkularından kurtulmuş biri değil, daha iyi bir insan olmasına yardımcı olacak iyi bir terapist ve psikiyatrist de mutlaka olmalı.

53:38
Ama biraz da Apollo’dan konuşmak istiyorum. Çünkü benim geceleri yeniden uykuya dönme cihazım hâline geldi.

Gerçekten bir uyku bozukluğum olduğunu düşünüyorum. Hatta bütün ailemizde var.

53:49
Gece uyandığımda beni inanılmaz hızlı şekilde yeniden uykuya döndürüyor.

53:56
Bir noktada o kadar şaşırdım ki, “Bu nasıl oluyor?” dedim.

İki cihazım var. Bir tanesi düzgün çalışmıyordu.

Peki bu nasıl çalışıyor? Apollo tam olarak nedir?

54:04
Bunu eşinle birlikte geliştirdiniz ve sanırım Pittsburgh Üniversitesi’nde de bununla ilgili araştırmalar devam ediyor.

54:09
Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız Ayık Kafa’yı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz?

54:16
Çok net bir şekilde, abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

54:23
Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

14. Bölüm: Zihin ve Beden Gerçekten Birbirinden Ayrı mı?

54:29
Ülke genelinde birçok üniversitede araştırmalarımız sürüyor ve artık Apollo ile ilgili çalışmalarımızı yayınladık.

54:36
Apollo aslında bedenin için müzik gibi çalışıyor.

Şöyle düşün: Hiç kötü bir gün geçirirken bir anda en sevdiğin şarkılardan biri çalıp da kendini hemen daha iyi hissettiğin olmuştur.

54:44
Evet.

54:51
Bunun nasıl olduğunu hiç düşündün mü?

Hayır. Yani “hayır” derken, şu ana kadar hiç düşünmemiştim.

54:59
Anladım. Aslında şöyle çalışıyor:

O şarkının ilk notalarını duyduğunda, daha hangi şarkı olduğunu bilinçli olarak fark etmeden bile, ritimdeki o tanıdıklık beyin tarafından güvenlik olarak yorumlanıyor.

55:07
Bu da vagus siniri aktivitesini artırıyor.

55:15
O yüzden o şarkıyı duyduğunda kendini daha rahat ve sakin hissediyorsun.

Kötü bir gününde sevdiğin birinin sana sarılmasıyla da aynı şey oluyor.

55:23
Bir anda kendini daha iyi hissediyorsun.

55:28
Bu da aynı vagus sinirini, bu kez dokunma yoluyla, cilt üzerinden aktive ediyor.

55:34
Özellikle canlı müzik ya da bas ağırlıklı müzik dinlediğinde o titreşimi bedeninde hissediyorsun.

55:43
Mesela güçlü basların titreşimini bedeninde hissedersin.

Evet, kesinlikle.

55:47
Benim düşündüğüm şuydu: Eğer o hissi, o titreşimi dokunma yoluyla hissedebiliyorsan, güçlü bas seslerinde de bunu bedeninde hissediyorsan ve bu bedenini sakinleştirip rahatlamana yardımcı oluyorsa;

55:56
vagus siniri aktivitesini, kalp atım hızı değişkenliğini ve genel olarak otonom sinir sisteminin işleyişini artırıyorsa, o zaman bedene güvenli hissettiren bir sinyal göndermenin yolunu bulabiliriz.

56:10
Tıpkı dokunmak gibi ya da kötü bir gününde en sevdiğin şarkıyı duymak gibi.

56:15
Müziğin sinir biliminden yararlanarak cildin algıladığı bu nörolojik güvenlik sinyalinin ne olduğunu çözebilir, sonra bunu bedene gönderebilir ve bedenin nasıl tepki verdiğini gözlemleyebiliriz diye düşündük.

56:22
Biz de tam olarak bunu yaptık.

Laboratuvarda yıllarca çalıştık.

56:31
MDMA destekli terapi üzerine yaptığım araştırmalar da bu çalışmayı büyük ölçüde etkiledi.

56:39
2016’da bedene sakinleştirici, adeta titreşimlerden oluşan şarkılar göndermenin yolunu bulduk.

56:47
Cihazı göğsüne takabiliyorsun, tişörtüne klipsleyebiliyorsun ya da bileğinde kullanabiliyorsun.

56:54
Cildine doğrudan temas etmesi gerekmiyor ve bedeninin herhangi bir yerinde çalışıyor.

57:03
Hafif bir titreşim dalgası hissediyorsun. Sanki yükselip alçalan bir okyanus dalgası gibi.

Bu titreşim sinir sistemini farklı durumlara yönlendirebiliyor ama genel olarak seni daha sakin, daha akışta, bedeninde daha mevcut, daha rahat ve daha güvende hissettiriyor.

57:10
Bunu da vagus siniri aktivitesini artırarak yapıyor. Üstelik neredeyse anında çalışıyor.

57:19
Ama gerçekten ilginç olan şu: Özellikle gözlerini kapatıp titreşimi hissettiğinde bunu çok net fark edebiliyorsun.

57:26
Şu anda bizi dinleyen ve iPhone’u olan herkes de aslında deneyebilir. iPhone için daha hafif bir versiyonumuz var.

57:33
Bizimle birlikte Focus Vibe’ı deneyebilirsin. Apollo Neuro uygulamasını iPhone’una indirmen yeterli.

57:42
Uygulamayı açtığında seni otomatik olarak Vibes bölümüne götürüyor.

Sonra gözlerini kapatıp o dalgayı hissettiğinde, nefesini neredeyse anında düzenlediğini fark ediyorsun.

57:49
Bir dakikadan kısa bir süreden bahsediyoruz.

Nefes hızın değişmeye başlıyor. Kalp atışın değişiyor. Düşüncelerinin hızı yavaşlıyor. Omuzların aşağı iniyor.

57:56
Duruşun düzeliyor. Bedenin açılmaya başlıyor. Sindirimin bile daha aktif hâle geliyor.

58:05
Yani bütün beden artık güvende olduğunu fark ederek kaynaklarını yeniden recovery süreçlerine yönlendirmeye başlıyor.

58:10
Bütün bu güvenlik sinyalleri aynı anda ortaya çıkıyor.

Apollo da aslında MDMA’nın aktive ettiği bu güvenlik ağlarını anlamamızdan yola çıkarak tasarlandı.

58:20
Sinir sistemindeki bu yolu öğrendikten sonra aynı şeyin en sevdiğin şarkıyı dinlediğinde de gerçekleştiğini fark ettik.

58:29
Aynı şey bir arkadaşının sana sarılmasında da oluyor.

Biz de bu sinir yollarını, sinir bilimden yararlanarak beden için bestelediğimiz ve üzerinde taşıyabildiğin titreşimlerle hedefledik.

58:38
Artık bunları telefonundan da kullanabiliyorsun.

Yoksunluğa yardımcı oluyor. Anksiyete ve kronik stresle mücadele eden insanlara yardımcı oluyor.

58:47
Ve artık iPhone’dan ücretsiz erişilebiliyor.

Ne zaman zorlanırsan, hatta bir madde kullanmaya yönelebileceğini hissettiğin anda bile,

58:56
telefonunu açıp iki dakikalık iyi titreşim deneyimi yaşayabiliyorsun.

Bunlar gerçekten vagus siniri aktiviteni artırıyor ve bedenine istediğin zaman yeniden sakinlik ve recovery durumuna nasıl geçeceğini öğretiyor.

59:09
Peki bunu nasıl ölçüyorsunuz? Çünkü focus, sleep, energy gibi birçok farklı program var.

59:16
Bir de sabah uyandığımda kullandığım Good Morning var. Bunların hepsi aynı sinir yolları üzerinden mi çalışıyor?

59:27
Hangi programın, sistemin hangi bölümünü etkilediğini nasıl ölçüyorsunuz?

2016 yılından bu yana 2.000’den fazla denekle tamamlanmış 17 klinik çalışmamız var.

59:36
Bunların birçoğu zaten yayımlandı. İstersen hepsini web sitemizdeki araştırma sayfasında görebilirsin. Kamuya açıklar.

59:42
Uygulamada bahsettiğimiz farklı durumlara geçmeni sağlayan bu programların hepsi araştırıldı.

59:48
Çift kör, randomize, plasebo kontrollü klinik çalışmalar yaptık.

Titreşimleri rastgele veriyoruz. Araştırmacı kimin hangi titreşimi aldığını bilmiyor.

59:57
Katılımcı da hangi titreşimi aldığını bilmiyor.

01:00:02
Sonra 30 ila 60 saniye içinde bize, “Bu sende ne yaptı?” diye anlatmaları gerekiyor.

01:00:11
Aynı anda EKG’lerini, kalp hızlarını, nefes hızlarını, göz bebeklerini, göz hareketlerini, beden hareketlerini,

01:00:19
bilişsel performanslarını, fiziksel performanslarını, stres altındaki durumlarını, recovery süreçlerini,

01:00:26
HRV’lerini ve beyin dalgalarını ölçüyoruz.

Üstelik tüm bunları elektromanyetik olarak yalıtılmış, ses geçirmez bir odada yapıyoruz.

01:00:34
Bunu tekrar tekrar, defalarca ve plaseboyla birlikte yaptık.

01:00:41
İnsanların hissettiklerini oldukça tutarlı biçimde değerlendirdiğini ve bu değerlendirmelerin bedenlerindeki değişimlerle örtüştüğünü görüyoruz.

01:00:50
Mesela insanlar kendilerini daha az stresli, daha sakin, daha rahat, daha odaklanmış ve zihinleri daha berrak hissettiklerinde HRV’leri yükseliyor.

01:00:57
Stres seviyelerine dair bildirimleri de düşüyor.

01:01:04
Biz bunları böyle ölçtük.

Ve yaklaşık dört hafta önce Dr. Michael Breus ve University of Pittsburgh Medical Center’dan Dr. Nathaniel Watson ile birlikte çok heyecan verici bir çalışma yayınladık.

01:01:21
Apollo’yu gerçek hayatta kullanan 900’den fazla kişiyi üç yıl boyunca takip ettik ve Oura Ring iş birliğiyle 400.000’den fazla gece uykusunu inceledik.

01:01:29
İnsanların Apollo öncesi başlangıç verileriyle karşılaştırdığımızda şunu gördük:

01:01:37
Apollo’yu sadece bir gece üç saat kullandığında bile uyku süren ortalama 46 dakika artıyor.

01:01:46
Telefonuma sürekli böyle bildirimler geliyor. “Uyku süren arttı.” Mesela 26 dakika falan.

01:01:53
Ama ben Apollo’yu Oura’dan önce kullanmaya başladım. O yüzden ikisini de öncesiyle karşılaştırma şansım yok.

Dave, bu kitapla neyi başarmaya çalıştın?

01:02:01
Çünkü bunun hayatın boyunca yaptığın çalışmaların bir sonucu olduğunu söylüyorsun. İnsanlara vermek istediğin mesaj ne?

01:02:07
Sana spoiler vermeyeceğim ama şunu söyleyebilirim:

Aldığım onca eğitimden, bilim ve tıbbı, insanları nasıl iyileştireceğimizi ve bunun arkasındaki kanıtları öğrenerek geçirdiğim bütün bir ömürden sonra,

01:02:14
bunların ne kadar kötü öğretildiğini görmek beni gerçekten dehşete düşürdü.

01:02:21
Ve şuna çok güçlü biçimde inanıyorum: Kanıtlar gösteriyor ki insanları daha iyi bilgilendirsek, bu bilgiyi onlara daha iyi aktarabilsek ve buna daha fazla önem versek,

01:02:29
önümüzdeki 20 yıl içinde neredeyse bütün büyük halk sağlığı sorunlarını çözebiliriz.

01:02:36
Buna da ruhsal hastalıkları iyileştirmekle başlayabiliriz.

01:02:44
Hatta bu on yıl bitmeden, 2030’a kadar ilk ruhsal hastalığı tamamen iyileştirebileceğimizi düşünüyorum.

01:02:52
Eğer nasıl öğrendiğimize ve otonom sinir sistemindeki hastalık süreçlerine dair bu güncel anlayışa odaklanırsak,

01:03:00
2030’a kadar ilk ruhsal hastalığı iyileştireceğimize inanıyorum.

01:03:06
Ama odaklanmamız gerekiyor. Gerçekten çabamızı doğru şeylere yöneltmemiz gerekiyor.

01:03:15
Bu da zamanımızı, kaynaklarımızı ve paramızı doğru yerlere ayırmak demek.

Ve bunun önemli bir kısmı da insanları nasıl eğittiğimiz, bu bilgiyi topluma nasıl ulaştırdığımız üzerine ciddi biçimde düşünmekten geçiyor.

01:03:22
Ben de bir eğitmen, bir tıp eğitmeni ve bir doktor olarak üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.

01:03:31
Öğretme sorumluluğumu çok ciddiye alıyorum ve daha fazla insana ulaşmak istedim.

Çünkü bütün bunların hem hastalarım hem de eğitim verdiğim sağlık profesyonelleri üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu görüyordum.

01:03:39
Bu yüzden bir kitap yazdım ve herkesin travma, bağımlılık ve kronik hastalıkların sinir bilimiyle ilgili en güncel bilgiyi anlayabilmesi için yayımladım.

01:03:46
Böylece dünyayı birlikte iyileştirmeye başlayabiliriz.

01:03:55
Bütün bunları yapmamızın nedeni de bu.

Harika. Bunun Türkçesi de olmalı.

01:04:01
Gerçekten söylüyorum. Podcast’im çok ilgi görüyor ve seviliyor. Çünkü her şeyi Türkçeye çeviriyoruz.

01:04:09
Ne yazık ki çok fazla insan İngilizce konuşamıyor ama senin çalışmaların gerçekten çok ileri düzey, çok modern diyebilirim.

01:04:16
Bir yandan da kadim bilgelik tekniklerine bu kadar dayanıyor olman çok ilginç bir birleşim yaratıyor.

01:04:24
Aslında gerçekten harika.

Son olarak şunu söyleyip bitirmek istiyorum: “Zihin ve beden birdir.” sözünü en sık duyduğum iki kişi sensin ve podcast’ime de konuk olan Ellen Langer.

01:04:32
Sen de sürekli ikisinin ayrı olmadığını, aslında tek bir bütün olduğunu vurguluyorsun.

01:04:40
Bununla tam olarak ne demek istiyorsun?

01:04:44
Zihinle bedenin birbirinden ayrı olduğu fikri aslında bir yanılsama. Bu sadece bir kavram.

01:04:52
Gerçekte, insan olarak yaşadığımız hayatta zihin bedenle çok yakın biçimde bağlantılı.

01:05:00
Mesela seni kaygılandıran bir şeyi düşündüğünde, gelecekle ilgili endişelerini ya da geçmişte pişman olduğun bir şeyi düşündüğünde kalp atışın hızlanır.

01:05:08
Daha hızlı ve yüzeysel nefes almaya başlarsın. Tansiyonun yükselir.

01:05:16
Aynı şekilde fiziksel olarak hastaysan ve bunu uzun süre ele almazsan zamanla zihinsel ve duygusal olarak da hastalanırsın.

01:05:24
Yani zihin ve beden birbirinden ayrılamaz.

Ruhsal hastalıkları düşünürken de bu perspektiften bakmamız ve bunların tamamen birbiriyle bağlantılı olduğunu anlamamız gerekiyor.

01:05:31
Aksi hâlde ne olduğunu anlamak gereksiz yere karmaşıklaşıyor.

01:05:41
Varoluşun temel gerçeğini kabul ettiğinde, yani insan için zihin ve bedenin aslında bu hayatta dünyadan birlikte geçen tek bir deneyimin parçaları olduğunu gördüğünde,

01:05:49
çözümler de çok daha görünür hâle geliyor.

01:05:57
Tıbbın nasıl değiştiği, psikiyatrinin nasıl değiştiği, hücresel tıbbın nasıl değiştiğiyle ilgili tüm bu yeni gelişmelerle çok heyecan verici zamanlardayız.

01:06:10
Tıbbın, psikiyatrinin ve hücresel tıbbın nasıl değiştiğine baktığında gerçekten çok heyecan verici bir dönemdeyiz.

01:06:20
Bence şu anda yaşadığımız dönem, tüm bu alanlar açısından gelmiş geçmiş en heyecan verici zamanlardan biri.

15. Bölüm: Kapanış

01:06:31
Teşekkür ederim Dave. Çok teşekkür ederim. Gerçekten harika bir podcast oldu.

01:06:38
Hem içimi ısıttı hem de çok düşündürdü. Şimdiden birkaç danışanımı düşünmeye başladım.

01:06:49
Korkunun içinde öyle sıkışıp kalmışlar ki kesinlikle farklı türde tedavilere ihtiyaçları olabilir.

Onlara gidip kitabı almalarını ve okumalarını söyleyeceğim. Çünkü bu kişiler İngilizce biliyor.

01:06:57
Zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim.

Rica ederim. Teşekkürler.

"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"

DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU

Ceo & Co-founder