Progesteron Gerçeği: Kimse Bunu Anlatmıyor
Dr. Felice Gersh, MD
Ayık Kafa’nın 109. bölümünde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu, Dr. Felice Gersh, MD. Kadın hastalıkları, doğum ve hormon tedavileri konusunda dünyaca ünlü bir uzman olan Dr. Felice menopozun sadece bir hormon eksikliği değil, aynı zamanda vücudun ritim kaybı, özellikle de sirkadiyen ve ay döngüsünde olduğunu savunuyor.

Özet
Dr. Felice Gersh, kadın hastalıkları-doğum uzmanı ve aynı zamanda integratif tıp alanında da uzmanlaşmış bir doktordur. Kadın hormonları, PCOS, menopoz ve bağırsak-hormon ilişkisi üzerine çalışır. Dr. Gersh modern tıbbı beslenme ve yaşam tarzı yaklaşımlarıyla birleştiren bütünsel bir tedavi anlayışıyla tanınır.
Podcast’te, modern tıbbın "en düşük doz en iyisidir" yaklaşımının neden yetersiz kalabileceği, testosteronun kadın sağlığındaki önemli rolü ve ağızdan alınan progesteronun uyku ilacıyla benzer etkileri detaylandırılıyor.
Dr. Gersh, kadınların sadece semptomları bastırmak için değil, longevity için fizyolojik seviyelerde ve döngüsel hormon kullanımına neden ihtiyaç duyduklarını bilimsel temelleriyle açıklıyor.
Dr. Felice Gersh, MD Web sitesi: https://integrativemgi.com/about-dr-felice-gersh/
Instagram: https://www.instagram.com/dr.felicegersh/
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-05:02 Giriş. Dr. Felice Gersh’in tanıtılması
05:02-07:25 Sirkadiyen ritim bozukluğunun organlara etkisi
07:25-18:57 Kadınlarda Testosteron: Adrenal bezler, yumurtalıklardan salgılanması
18:57-20:08 Kişiselleştirilmiş Testosteron: 40 yaş sonrası motivasyon ve enerji kaybı
20:08-23:07 PCOS ve Liderlik Özelliği: Hafif yüksek testosteronun doğal avantajları
23:07-27:40 Neden Döngüsel Progesteron Alınmalı?
27:40-36:18 Büyüme Faktörleri ve Östrojen: Mitokondri sağlığı ve doku onarımı için doğru doz
36:18-39:12 Oral Östrojenin Karaciğer Etkisi
39:12-41:34 Oral Yoldan Progesteron Almanın Getirdiği Sorunlar
41:34-48:41 Vajinal ve rektal progesteron kullanımın emilim avantajları
48:41-53:10 İdeal Estradiol Seviyeleri
53:10-1:00:11 Yüksek Doz östrojen Toleransı: Vücudun doğal ritmini taklit eden iki aşamalı dozlama
1:00:11-1:09:13 Progesteronun Bilinmeyen Faydaları: Kemik yapımı, sinir izolasyonu ve anti-inflamatuar etkiler
1:09:13-1:12:12 Kapanış.
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.359] odaklandığınız şeylerden biri de sirkadiyen ritim.
[0:00:03.919] Menopoza girmek aslında sürekli jetlag yaşıyormuş gibi bir hayat sürmek demek.
[0:00:08.639] Çünkü sirken ritminiz kesinlikle bozuluyor ve ana biyolojik saatinizin
[0:00:13.000] yeniden ritme oturması gerekiyor ki tüm organ sistemleriniz aynı zaman diliminde
[0:00:17.960] çalışabilsin. Xanax, Valium, ABD'de bunlar kontrollü maddeler ve aslında
[0:00:23.680] allopregnanoloon'un ilaç formunun bir versiyonudur. Peki bu neden böyle? Doğru
[0:00:28.920] duyduysam progesteronu ağızda değil rektum yoluyla verdiğini söyledin.
[0:00:33.640] Evet, doğru duydun. Gastrointestinal sistem aslında tek parça bir tüp
[0:00:37.520] gibidir. Ağızdan başlar ve anüste ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir
[0:00:44.000] hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığı ile mücadelem beni beden ve
[0:00:47.760] performansımı iyileştirmek, hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve
[0:00:51.239] uzun yaşamak için yeni yöntemler, cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya
[0:00:55.120] yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı, biohacking ve longevity alanlarındaki
[0:00:59.680] kendi deneyimlerimden dünyadaki son gelişmelere, çığır açan girişimcilerden
[0:01:04.119] uzman akademisyenlere, yıllardır yaptığım sohbetler artık her hafta
[0:01:08.400] Ayık Kafa Podcast'te. Ayık Kafa podcast'e hoş geldiniz. Bugün
[0:01:12.840] kadın sağlığı ve hormon tedavisi alanında önde gelen isimlerden Doktor
[0:01:16.720] Felice Gersh ile birlikteyim. Kendisi hormon deplasmanına tamamen farklı bir
[0:01:21.040] bakış açısı getiriyor. Sadece hormon kullanıp kullanmamayı değil, bunu kadın
[0:01:25.040] bedenine gerçekten saygı duyan bir şekilde nasıl yapmamız gerektiğini
[0:01:28.439] konuşuyoruz. Bu bölümde fizyolojik hormon seviyelerinin neden önemli
[0:01:32.799] olduğunu, hormonları döngüsel kullanmanın neden sabit dozlardan çok
[0:01:36.960] daha fazla kadın biyolojisi ile uyumlu olabileceğini ve vajinal hatta rektal
[0:01:41.880] uygulama gibi farklı yöntemlerin sonuçları nasıl tamamen
[0:01:45.560] değiştirebileceğini ele alıyoruz. Ayrıca progesteron ve testosteronun çoğu zaman
[0:01:50.399] yanlış anlaşılan rollerine değiniyor. Doz, zamanlama ve ritmin kadınlar için
[0:01:55.079] longevity yaklaşımında eksik kalan parça olabileceğini tartışıyoruz. Eğer hormon
[0:01:59.719] tedavisi konusunda kafanız karışıksa bu bölüm size çok daha derin ve nüanslı bir
[0:02:04.399] bakış açısı kazandıracak. Hadi başlayalım. Üniversiteyi sadece dersler,
[0:02:09.119] vizeler, finaller olarak düşünme. Asıl mesele okurken kendini keşfetmek,
[0:02:14.120] üretmek, projelerde yer almak ve mezun olmadan gerçek dünyayı tanımaya
[0:02:18.319] başlamak. Bir yandan psikolojiyle insanı daha iyi anlayabildiğin, beslenme ve
[0:02:23.040] sağlık bilimleriyle iyi yaşamanın ne demek olduğunu öğrendiğin, mühendislik
[0:02:28.040] ve yönetim bilişim sistemleriyle teknolojiyi, veriyi ve sistemi
[0:02:32.280] çözümleyebildiğin bir üniversite düşün. Yani sadece bilgi aldığın değil
[0:02:36.760] düşündüğün, ürettiğin ve fikirlerini hayata geçirebildiğin bir yer. İstanbul
[0:02:41.640] Gedik Üniversitesi öğrencilik hayatını gerçekten yaşarken geleceğini
[0:02:45.920] kurabileceğin bir deneyim sunuyor. Ayikın daimi destekçisi Gedik Eğitim
[0:02:50.200] Vakfı'na sağladığı katkı ile size dünyanın önde gelen uzmanlarını konuk
[0:02:54.480] olarak getirmeye devam ediyoruz. Siz de Ayık Kafaya abone olarak destek
[0:02:59.080] verebilirsiniz. Doktor Felice Ger ayık Kafa Podcast'e hoş geldin. Gerçekten çok
[0:03:05.879] heyecanlıyım. Çünkü sen Amerika'da kadın doğum ve hormon replasman terapisi
[0:03:10.480] alanının en eski öncülerindensin ve pek çok kişiye bu tedaviyi nasıl
[0:03:15.319] uygulayacağını öğretiyorsun. Polikistik over sendromu tedavilerinde de oldukça
[0:03:20.519] tanınmışsın. Aynı zamanda anti-aging üzerine çalışıyorsun. Aslında her şeyi
[0:03:25.720] yapıyorsun. podcast'timin yaklaşık %70'i izleyicisi kadınlardan oluşuyor ve bunu
[0:03:32.239] özellikle planlamadan davet ettiğim önemli konuklar sayesinde izleyenlere
[0:03:38.000] sağlıkları için hangi yolu seçmeleri gerektiği konusunda rehberlik edebildim.
[0:03:44.000] Podcast'imde birkaç farklı Türk jinekolog da vardı. Menopoz, hormon
[0:03:48.840] replasman terapisi gibi konuları konuştuk. Amerika'dan kadın doğum uzmanı
[0:03:53.640] olmayan ama rejeneratif tıp alanında çalışan başka doktorlar da ağırladım ve
[0:03:58.720] onlar da hormon replasman terapisine kendi bakış açılarını paylaştı. Bu
[0:04:03.519] podcast'i nasıl ilerleteceğimi araştırırken bazı şaşırtıcı şeylerle de
[0:04:08.519] karşılaştım ama öncelikle hoş geldin sevgili Esra. Seninle burada olmak ve
[0:04:13.879] izleyicilerini tanımak beni çok mutlu ediyor.
[0:04:16.160] Harika. Biliyorsun doktor Gersh, menopoz dönemimde pek çok kadınla tanıştım ve
[0:04:21.880] bence her kadın ciddi bir sağlık sorunu yoksa kesinlikle hormon replasman
[0:04:27.479] terapisi almalı. İnsanlara korkacak çok da bir şey olmadığını anlatmaya
[0:04:33.280] çalışıyoruz. Hani şu women's initiative meselesi vardı ya bana göre tam bir
[0:04:38.960] felaketti ama senin yaklaşımın gerçekten çok ilgimi çekti. podcast'e başlamadan
[0:04:45.919] önce bunu nasıl kurgulamalıyım diye düşünüyordum ve fark ettim ki
[0:04:51.720] odaklandığın konulardan biri kadınlar için sırka diyen ritim ama bu sadece
[0:04:58.280] uykuyla ilgili değil değil mi? Ben ritim meselesine bütünsel bakıyorum.
[0:05:04.440] Sirkadiyen ritim de bunun en kritik parçalarından biri. Şunu biliyoruz.
[0:05:10.080] Gerçi herkes değil daha çok bu işin içindekiler farkında. Menopoz sürecine
[0:05:15.639] girmek aslında sürekli jetl yaşıyor gibi olmak. Çünkü sirkadi ritim ciddi şekilde
[0:05:22.600] kayıyor ve beyninde hipotalamusta optik sinirin üstünde yer alan ana saat yavaş
[0:05:29.639] yavaş kayıyor. Bu yüzden onu yeniden ritme oturtmak gerekiyor ki tüm organ
[0:05:35.479] sistemlerin aynı zaman diliminde çalışsın. Ama kadınlar bu geçişe
[0:05:40.080] girerken ve sonrasında menopozda yaşarken bu durum gerçekten jetl
[0:05:47.960] biliyoruz ki sürekli jetl halinde yaşamanın metabolik ve duygusal ciddi
[0:05:53.919] sonuçları var. İster gece vardiyasında çalış, sürekli gündüzden geceye geç,
[0:06:00.400] ister farklı zaman dilimleri arasında uç. Bu durum her türlü metabolik sorunun
[0:06:06.520] riskini artırıyor. İnsülin direnci ve diyabetten hipertansiyon ve
[0:06:11.960] kardiyovasküler hastalıklara, bilişsel sorunlardan demansa, kilo artışından
[0:06:18.199] duygusal problemlere, depresyon ve anksiyeteye kadar. Bunların hepsi
[0:06:23.840] menopoz geçişi ile bağlantılı belirtiler ve aslında temelinde sirkadiyen ritim
[0:06:30.319] bozulması var. Bu da otonom sinir sistemiyle ve onun işlev bozukluğuyla
[0:06:36.080] bağlantılı ki bu da gece terlemeleri ve sıcak basmalarıyla ilişkili. Artık
[0:06:41.680] menopozu sadece bir eksiklik olarak değil, önce perimenopozda bir azalma,
[0:06:47.319] sonra estradyol yani östrojenin en güçlü ve en aktif formunun ve progesteronun
[0:06:54.080] gerçek eksikliği olarak görmekten öte sadece hormon kaybı değil ritim kaybı
[0:07:00.240] olarak ele almak gerekiyor. Sirkadiyen ritim ve adet döngüsünün ayla uyumlu
[0:07:06.960] ritmi de buna dahil. Yani menopozu sadece hormonların kaybı olarak değil,
[0:07:12.840] ritimlerin kaybı olarak düşünmek lazım. İşin özü hem sirkadiyen ritim hem de adet
[0:07:20.280] döngüsünün yani lunar ritmin kaybolması. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni
[0:07:26.160] duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol
[0:07:31.000] eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim
[0:07:35.479] doktorları ikna etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini
[0:07:39.919] burada izlemek için kanala abone olun. Yer aldığın birçok podcast'i izledim.
[0:07:45.759] Birkaç kitabın da var ve kitaplarının da bazı bölümlerine göz attım. Bu bölüm
[0:07:51.120] için işe yarayacak birkaç başlık netleşti kafamda. Mesela herkes
[0:07:55.800] östrojeni biliyor. Artık hormon deplasman terapisi denince östrojen
[0:08:01.039] tarafında çok bir soru kalmadı gibi ama senin yaklaşımında diğer rejeneratif tıp
[0:08:07.080] doktorlarından farklı kullanımlar olarak öne çıkan iki hormon daha var.
[0:08:12.400] Progesteron ve testosteron. Testosteronla başlamak istiyorum. Çünkü
[0:08:17.280] Türkiye'de şunu fark ettim. Doktorlar genelde testosteron yazmıyor. Ancak
[0:08:23.080] belirgin bir sorun varsa ya da kadında cinsel isteksizlik gibi bir durum söz
[0:08:28.759] konusuysa veriliyor. Gerekçe de şu kılavuzlarda yeri olmadığı söyleniyor.
[0:08:34.320] Yani testosteron neredeyse sadece cinsel isteksizlik ya da cinsel işlev bozukluğu
[0:08:40.360] için düşünülüyor. Sen bu konuya nasıl bakıyorsun? Testosteron deyince önce
[0:08:45.680] şunu anlamak gerekiyor. Bu hormon nereden geliyor ve menopoz civarında
[0:08:51.680] üretiminde ne değişiyor? Yani gerçekten menopozla bağlantılı bir hormon mu?
[0:08:58.440] Aslında testosteronun yaklaşık %75'i doğrudan ya da dolaylı olarak böbreküstü
[0:09:06.519] bezlerinden geliyor. Bu bezler menopozla doğrudan bağlantılı değil. Çünkü aynı
[0:09:13.640] hormonal sistemin parçası değiller. FSH ve LH gibi hormonlarla tetiklenmiyorlar
[0:09:21.040] ama otonom sinir sistemi ile bağlantılı ve bu sistem de büyük ölçüde estradiol
[0:09:28.560] yani östrojenin en güçlü ve en aktif formu tarafından düzenleniyor.
[0:09:36.920] Perimenopoz ve menopoz dönemine girince vücut daha stresli bir moda kayıyor.
[0:09:43.360] Bunun bir sonucu olarak da kortizol üretimi artıyor. Hipofizden salgılanan
[0:09:50.279] ASTH hormonu da böbreküstü bezlerini uyarıp kortizol üretimini artırıyor ve
[0:09:57.480] bu da perimenopozda genelde yükseliyor. Aynı süreç böbreküstü bezlerinden gelen
[0:10:05.040] androjen üretimini de tetikliyor. Burada en yaygın olan hormon DHA. Dolaşımdaki
[0:10:12.600] DHA'ın tamamı böbreküstü bezlerinden geliyor. Yani stres etkisiyle bir süre
[0:10:20.839] bu androjenlerde artış bile görülebiliyor.
[0:10:24.680] E testosteronun kalan %25'i ise yumurtalıklardan geliyor. Ama
[0:10:30.720] testosteron üretmek için bir yumurtaya ihtiyaç yok. Yumurtalıklarda bu işi
[0:10:37.000] yapan farklı hücreler var. Yumurtalıklarda testosteron üretimini
[0:10:42.399] tetikleyen şey ise hipofizden gelen LH hormonu yani luteinizan hormon. İlginç
[0:10:50.680] olan şu kadın beyninde testosteron gibi androjenleri ölçen bir sistem yok. Yani
[0:10:58.240] beyin testosteronu takip edip üretimini ayarlamıyor. Ama östrojen için bu var.
[0:11:05.240] Östrojeni algılayan bir sistem mevcut. Yumurtalıklar daha az östrojen üretmeye
[0:11:12.480] başlayınca yani yumurta sayısı azalınca ve kalitesi düştükçe beyin bunu fark
[0:11:19.920] ediyor ve daha fazla östrojene ihtiyacım var diyor. Bunun üzerine hipofize sinyal
[0:11:27.360] gönderiyor ve daha fazla lehe yani luteinizan hormon bir yandan da fsha
[0:11:33.680] yani folikül uyarıcı hormon salgılanıyor. lehe yumurtalıklara
[0:11:38.040] testosteron üretmesini söylüyor. Efsosteronu
[0:11:41.600] estradiole çeviriyor. Bu yüzden perimenopozun başında ve erken menopoz
[0:11:46.839] döneminde bazı kadınlarda testosteron üretimi aslında geçici olarak
[0:11:51.920] artabiliyor. Çünkü estradyolün öncüsü olarak kullanılıyor. O yüzden bazı
[0:11:57.160] kadınlar perimenopozda bir anda bana ne oluyor demeye başlıyor. Akne çıkıyor.
[0:12:03.880] Saçlar seyrekleşmeye başlıyor. Buna androjenik alopesi diyoruz ve yüzde ince
[0:12:09.920] tüylenmeler oluşabiliyor. Ama genel olarak bakarsan bu kadınlar
[0:12:15.839] ekstra testosteron istemez. Az önce söylediğim gibi testosteronun
[0:12:21.959] büyük kısmı böbreküstü bezlerinden geliyor ve biliyoruz ki zamanla bu bezin
[0:12:28.639] androjen üreten kısmı yani zona retiküis gerçekten küçülüyor. Görüntülemelerde de
[0:12:35.600] bunu görebiliyorsun. Yani yıllar içinde genel olarak böbreküstü bezlerinden daha
[0:12:41.680] az testosteron üretiliyor. Demek istediğim şu konu biraz karmaşık.
[0:12:47.480] Kadınlar arasında fark var. Bazılarında üretim ciddi şekilde düşüyor. Genel
[0:12:53.639] olarak 40 yaşına gelindiğinde 20 yaşa kıyasla toplam androjen üretimi belirgin
[0:13:01.279] şekilde daha az oluyor. Ama herkes aynı değil. Etkiler kişiden
[0:13:07.680] kişiye değişiyor. O yüzden bu konu tamamen bireysel testosteron desteğine
[0:13:14.440] ne zaman başlanmalı diye net bir kılavuz da yok. Ben her zaman genel tabloya
[0:13:19.959] bakıyorum. Testosteron da kullanıyorum ama fizyolojik seviyelerde yani asla
[0:13:26.000] aşırı yüksek seviyelere çıkarmayı hedeflemiyorum. Şu an biraz trend olan
[0:13:31.480] şey kadınlarda testosteronu çok yüksek seviyelere çıkarmak. Benim yaklaşımım
[0:13:37.760] şu: Bir referans aralığı var. Bu da şu demek. Sağlıklı kabul edilen kadınların
[0:13:45.120] %95'inin değerlerine bakılıyor ve geniş bir
[0:13:49.959] aralık çıkıyor. Ben genelde orta seviyeleri hatta aralığın %70'ine kadar
[0:13:56.399] olan kısmı hedefliyorum ve kadının kendini iyi hissetmesine odaklanıyorum.
[0:14:01.800] Bir de şu var. kişide enflamasyon var mı diye bakmak gerekiyor. Çünkü enflamasyon
[0:14:07.519] hormon ciltteki etkisini artırabiliyor. Mesela dihidrotestosteron yani DHT
[0:14:13.639] testosteronun daha güçlü formu. Burada 5 alfa redüktaz enzimi devreye giriyor.
[0:14:19.480] Testosteronu DHT'ye çeviriyor. Eğer enflamasyon varsa bu enzim daha aktif
[0:14:25.120] olabiliyor. Bu da şu anlama geliyor aslında. düşük seviyede testosteron bile
[0:14:30.360] daha güçlü etki gösterebiliyor. Sonuçta yüzde tüylenme artabiliyor. Saç
[0:14:36.040] incelmesi görülebiliyor. O yüzden kişinin geçmişine de bakmak lazım.
[0:14:40.759] Polikistik over sendromu var mı? Daha önce bu tür sorunlar yaşamış mı? Akne
[0:14:46.199] için aküteen kullanmış mı? Özetle bu konu gerçekten kişiye özel ve oldukça
[0:14:52.320] karmaşık. Benim için de önemli bir başlık. Ama istemediğim şey şu. Her
[0:14:57.560] kadın perimenopoza ya da menopoza girince otomatik olarak yüksek doz
[0:15:03.040] testosteron verilmesi. Evet, birçok kadın testosterondan çok fayda görür ama
[0:15:08.759] bazıları da hiç memnun kalmaz. Çünkü bir anda istemedikleri androjenik etkilerle
[0:15:14.560] karşılaşabilirler. Yani bu hormon öyle herkese aynı şekilde yaklaşılacak bir
[0:15:19.759] şey değil. Gerçekten kişiye özel değerlendirmek gerekiyor.
[0:15:23.759] Evet. anlattıklarından birkaç not aldım. Birincisi bazı kadınlarda testosteronun
[0:15:29.759] 40 yaş civarında düşmeye başlayabildiğini söyledin. Bu bana kendi
[0:15:34.120] deneyimimi hatırlattı. O dönemde Amerika'da yaşarken fonksiyonel tıp
[0:15:38.759] alanında çalışan bir arkadaşım vardı. Aynı zamanda psikiyatristti.
[0:15:43.680] Kan tahlillerime bakıp neye ihtiyacım olduğuna o karar veriyordu. Bana
[0:15:48.959] testosteron takviyesi almam gerektiğini söylemişti ama ben istemedim. Çünkü
[0:15:53.800] kaslanmaya çok yatkınım. O yüzden direkt reddettim. Bunun yerine bana DHA verdi.
[0:15:59.440] Çünkü o zaman daha gençtim. Menopozda değildim ve vücutta dönüşüm sağlasın
[0:16:04.199] diye düşündü. İkinci olarak senin söylediğin bir şey dikkatimi çekti.
[0:16:09.440] Kadınlara veriyorum ve iyi hissediyorlar dedin. Bu iyi hissetmek tam olarak ne
[0:16:14.519] demek? Biraz açabilir misin? Çünkü bu kılavuzlarda net tanımlı bir şey değil.
[0:16:19.399] Ben de insanları bilinçlendirmeye çalışıyorum. Podcast'timi izleyen bazı
[0:16:24.600] doktorlar da var. İngilizce bilmedikleri için dışarıdaki bilgiye erişemiyorlar ve
[0:16:30.240] biz bu podcasti Türkçeye çeviriyoruz. O yüzden bu iyi hissetmek kısmı onlar için
[0:16:36.279] de çok faydalı olabilir.
[0:16:42.279] Kadınlarda testosteronla ilgili araştırma gerçekten çok yetersiz. Keşke
[0:16:48.319] daha fazla veri olsaydı. Şu an için resmi olarak onaylı tek kullanım alanı
[0:16:54.680] az önce de dediğin gibi Amerika'da FDA tarafından kabul edilen düşük cinsel
[0:17:01.319] istek durumu. Eskiden buna hipoaktif cinsel istek bozukluğu deniyordu.
[0:17:07.799] Aslında biraz uydurma bir tanıydı. Şimdi daha geniş bir şekilde düşük libido diye
[0:17:16.079] geçiyor. Bu da aslında iyi hissetmekle çok
[0:17:20.760] bağlantılı. Çünkü kadınlarda cinsel istek erkeklere göre çok daha karmaşık.
[0:17:27.240] İlişkiyle, genel ruh haliyle, öz saygıyla, iç içe. Yani tek başına bir
[0:17:34.039] konu değil. birçok şeyin birleşimi ama elimizdeki verilerin çoğu yayınlanmış
[0:17:40.440] bilimsel çalışma değil, daha çok gözleme ve deneyime dayalı. Zaten resmi
[0:17:47.320] kılavuzların olmamasının nedeni de bu. Ben de bu yüzden kendi yaklaşımımı
[0:17:53.600] oluşturdum. Az önce dediğim gibi genelde referans aralığının orta seviyelerini
[0:18:00.760] hedefliyorum ama asıl belirleyici olan kişinin nasıl hissettiği.
[0:18:08.200] Şunu da biliyoruz. Özellikle erkeklerde testosteron düşük olduğunda duygusal
[0:18:14.360] olarak daha kırılgan oluyorlar. Enerjileri düşük oluyor. Motivasyonları
[0:18:20.400] azalıyor. Harekete geçme istekleri, bir şeyler yapma dürtüleri zayıflıyor.
[0:18:26.960] Kendilerini ortaya koyma, inisiyatif alma halleri düşüyor. Kadınlar
[0:18:32.919] erkeklerle aynı değil ama bizde de testosteron var. Yaklaşık erkeklerin
[0:18:39.440] biri kadar. Ve bu hormon boşuna değil, beyinde doğrudan testosterona bağlı
[0:18:46.080] reseptörler var. Ayrıca testosteronun büyük bir kısmı vücutta estradiiole
[0:18:54.320] dönüşüyor. Aromataz enzimi birçok dokuda bulunuyor ama testosteronun kendine ait
[0:19:03.360] özgün etkileri de var.
[0:19:15.360] Testosteronun tam olarak ne yaptığını hala bütünüyle bilmiyoruz ama şunu
[0:19:19.919] biliyoruz. Çok düştüğünde kadınlar enerjik hissetmiyor. Motivasyon düşüyor.
[0:19:25.960] Erkeklerdekinin daha hafif bir versiyonu gibi düşünebilirsin. Ama ben bunu her
[0:19:31.320] zaman kişiye göre değerlendiriyorum. Çünkü herkes aynı değil. Konu zaten
[0:19:36.400] biraz karmaşık. Böbrek üstü bezleri devreye giriyor. Diğer androjenler var
[0:19:42.520] ve bunların dokular içinde testosterona dönüşmesi söz konusu. Buna parakrin etki
[0:19:49.360] diyoruz. Yani kandaki değer her zaman dokudaki durumu tam yansıtmıyor. O
[0:19:55.159] yüzden yaklaşım biraz sezgisel de diyebilirim. Bunu da açık açık
[0:19:59.600] söylüyorum. Ama şunu görüyorum. Birçok kadın, senin de dediğin gibi tam net
[0:20:05.799] tarif edemese de testosteron arttığında kendini daha iyi hissediyor. Bunun
[0:20:11.480] nedeni beyindeki farklı reseptörler üzerindeki etkisi olabilir. Kadınlar
[0:20:17.159] kendini daha özgüvenli hissedebiliyor. Enerjisi biraz artıyor. Bir şeyler yapma
[0:20:23.080] isteği geliyor. Motivasyonları yükseliyor. Polikistik over sendromu
[0:20:28.520] olan kadınlara bakarsan ki ben bu konuda çok çalıştım. İşin en baştaki haline
[0:20:35.240] indiğinde şunu görüyorsun. Bu durum aslında başta bir hastalık ya da sendrom
[0:20:40.720] değildi. Küçük bir genetik fark vardı. Yani bazı kadınlar testosteronu
[0:20:46.440] estradiyola diğerlerine göre biraz daha az dönüştürüyordu. Çok hafif bir durum
[0:20:52.080] ama sonuçta ortalamaya göre biraz daha yüksek testosteron seviyesine sahip
[0:20:57.799] oluyorlardı. Peki bu kadınlar ne yapıyordu? Genelde şirketlerin CEO'su
[0:21:03.200] oluyorlardı. Olimpiyatlarda altın madalya kazanıyorlardı. Yani adeta
[0:21:08.960] bulundukları grubun lideri gibiydiler. Aslında bu küçük fark yani testosteronun
[0:21:15.200] estradiole dönüşümündeki o minik aksaklık onlara avantaj sağlıyordu. Ben
[0:21:21.320] de polikistik over sendromu hastalarıma bunu böyle anlatıyorum. daha ilkel, daha
[0:21:27.039] erken dönem versiyonuna baktığında henüz bugünkü gibi fazla testosteronun sorun
[0:21:33.400] yarattığı bir duruma dönüşmeden önce o küçük fazlalık onlara ekstra bir avantaj
[0:21:39.000] sağlıyordu. O yüzden bence kadınların o muazzam itici gücünü koruyabilmesi için
[0:21:45.559] çok yüksek dozlar değil ama biraz daha yüksek testosteron seviyeleri faydalı
[0:21:50.640] olabilir. Bu onları formda hayatın tam merkezinde tutabiliyor.
[0:21:55.760] Bu gerçekten çok değerli bir bilgi. İzleyenlerin buradan çok şey
[0:22:00.279] öğreneceğini düşünüyorum. Çünkü burada görüyorum ki bazı doktorlar veriyor ama
[0:22:05.360] çoğunluk testosteron yazmıyor. Bir de bazı doktorlar çok farklı bir şey
[0:22:10.279] yapıyor. Mesela 3-4 hafta boyunca çok yüksek doz verip sonra tamamen
[0:22:15.440] kesiyorlar. Bana pek mantıklı gelmiyor. Çünkü bu şekilde kalıcı bir etki olmuyor
[0:22:21.200] gibi geliyor bana. Evet. Ama bu doğala hiç uymayan bir
[0:22:26.000] yaklaşım. Ben daha çok şuna bakıyorum. Kadınlar hangi dönemde en iyi
[0:22:32.120] halindeydi? Ne zaman enerjisi yüksekti? Sağlığı yerindeydi. Performansı
[0:22:38.320] zirvedeydi. Benim hedefim o durumu mümkün olduğunca korumak. Benim için
[0:22:44.360] sağlıklı longevity dediğimiz şey de bu. Hücre içindeki ortamı kişinin en iyi
[0:22:51.600] olduğu döneme olabildiğince benzetmek. Yani en yüksek enerji, en iyi sağlık, en
[0:22:58.480] iyi performans hali. Bu da fizyolojik seviyeler demek. Ne gereğinden fazla
[0:23:04.440] yüksek ne de düşük olması gereken aralıkta. Yani hücrelerin içinde mümkün
[0:23:11.840] olduğunca sağlıklı bir 21 yaşındaki birinin ortamını korumaya çalışmak.
[0:23:19.679] Tabii birebir aynısı olmaz ama bugünkünden çok daha yakınına ulaşmak
[0:23:24.320] mümkün. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni
[0:23:27.640] duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol
[0:23:32.480] eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim
[0:23:36.919] doktorları ikna etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini
[0:23:41.400] burada izlemek için kanala abone olun. Tamam. Şimdi progesterona gelelim.
[0:23:47.720] Seninle ilgili okurken bu konu beni gerçekten çok şaşırttı. O yüzden çok
[0:23:53.080] merak ediyorum. Şunu biliyorum. Erken menopoza giren kadınlarda mesela 30'lu
[0:24:00.120] yaşlarda genelde doğum kontrol hapı gibi sentetik hormonlar kullanılıyor ve bu
[0:24:07.279] hormonlar döngü şeklinde verilerek yapay bir kanama sağlanıyor. Bunu biliyorum.
[0:24:13.320] Hatta böyle bir hastam da var. Ama seninle ilgili araştırma yaparken gördüm
[0:24:18.400] ki progesteronu döngüsel veriyorsun. Yani ay boyunca her gün vermiyorsun.
[0:24:24.559] Doğru mu anlıyorum? Evet. Aslında hormonların verilme şekli
[0:24:29.159] başta buydu. İster erken menopoz olsun ister normal yaşta fark etmiyor.
[0:24:36.520] Başlangıçta bu şekilde uygulanıyordu. Neden peki?
[0:24:42.039] Çünkü ilk dönemlerde hormonlar verilirken amaç şuydu. rahim iç
[0:24:48.360] tabakasını yani endometriyumu büyütecek şekilde doz verilirdi. Aslında yine başa
[0:24:55.880] dönüyoruz. Çünkü Women's Health Initiative sonrası geliştirilen yeni
[0:25:01.039] yaklaşım fizyolojik olarak çok da mantıklı değil. Her gün az miktarda
[0:25:08.960] estradiol ve biraz oral progesteron vermek biyolojik olarak doğal bir
[0:25:16.559] karşılığı olan bir şey değil. Eskiden durum farklıydı. Bazıları buna tarih
[0:25:23.640] diyor ama ben o dönemi bizzat yaşadım. Her şeyi en başından değil ama oldukça
[0:25:30.799] erken döneminden itibaren biliyorum. O zaman amaç vücuttaki doğal düzeyi taklit
[0:25:37.960] etmekti. Mantık şuydu. Eksilen hormonu yerine koyarsın. Bu yüzden ben menopoz
[0:25:45.559] hormon tedavisi yerine hala hormon repasman terapisi demeyi tercih
[0:25:52.200] ediyorum. Çünkü gerçekten eksik olan hormonu yerine koymak istiyorum. hem de
[0:25:59.039] fizyolojik şekilde yani hem doğru seviyelerde hem de doğru ritimde
[0:26:06.080] ilk uygulamalarda estradyol ya da o zamanlar elde olan tek
[0:26:14.320] seçenek olan premarin verilirdi. Amaç rahimiç tabakasını büyütmekti.
[0:26:22.440] Çünkü bu doku büyüdüğünde eğer progesteron ya da o zaman kullanılan
[0:26:28.440] sentetik türevleri verilmezse bu tabaka dökülmezdi. Bu yüzden progesteron ya da
[0:26:34.799] progestin verilirdi ki rahim iç tabakası dökülsün. Aksi halde kadınların en az
[0:26:42.120] %70'inde düzensiz kontrolsüz kanamalar olurdu.
[0:26:47.360] Bugün bile düşük doz, sürekli verilen ve ritim içermeyen tedavilerde kadınların
[0:26:54.320] yaklaşık %40'ında ara kanamalar ya da lekelenmeler
[0:26:59.039] görülebiliyor eskiden. Yani daha yüksek dozların verildiği dönemlerde eğer
[0:27:05.240] progesteron ya da o zaman kullanılan haliyle progestin verilmezse kadınların
[0:27:11.520] %70'inden fazlasında rastgele kanamalar oluyordu. Yani bu hormon sevildiği için
[0:27:18.640] ya da döngü oluşturmak istedikleri için verilmedi. Başta amaç çok netti. Eğer bu
[0:27:23.679] şekilde verilmezse kadınlar düzensiz şekilde kanamaya başlıyordu. Sonra
[0:27:28.200] women's Health Initiative sonrası hormonlar zararlı algısı ortaya çıktı ve
[0:27:33.039] yaklaşım tamamen değişti. Yeni motto şu oldu. Ne kadar az o kadar iyi. Ben de
[0:27:38.799] hep şunu soruyorum. Ne zaman az daha iyidir. Eğer zehir söz konusuysa sana
[0:27:44.159] bugün ne kadar arsenik almak istersin desem hiç dersin. Ama almak zorundaysan
[0:27:50.039] evet azı daha iyidir. Ama konu egzersizse azı daha iyi demem. En iyisi
[0:27:55.600] en uygun olanıdır derim. Evet gereğinden fazla. Aşırı egzersiz de belki zararlı
[0:28:00.799] olabilir ama çoğu insanın sorunu bu değil. Asıl sorun çok az hareket etmek.
[0:28:05.880] O yüzden en iyisi en uygun olanıdır. Yani konu egzersiz yapmaya gelince ne
[0:28:11.360] kadar çok o kadar iyidir yaklaşımı geçerli. Ben hormon verirken de aynı
[0:28:16.080] şekilde düşünüyorum. Eğer estradyolü vücutta büyüme faktörlerini oluşturacak
[0:28:21.840] bir seviyede veriyorsan şunu bilmek gerekiyor. Bu büyüme faktörleri sadece
[0:28:26.880] tek bir şeyi etkilemiyor. Yenna beyin kaynaklı nörotrofik faktör, sinir
[0:28:33.360] büyüme faktörü, damar endoteli büyüme faktörü, dönüştürücü büyüme faktörü gibi
[0:28:38.720] birçok sistemi kapsıyor. Yani doğru dozda ve doğru östrojen yoksa iyileşme,
[0:28:44.919] yenilenme, onarım, hücrelerin korunması ve mitokondri fonksiyonunun sürmesi
[0:28:50.440] mümkün değil. Artık bunu biliyoruz. Doz çok önemli aslında. Her şey de önemli
[0:28:55.640] ama hormon söz konusu olunca çoğu kişi hala azı iyidir diye düşünüyor. Halbuki
[0:29:02.200] iyi olan bir şey için azı hiçbir zaman en iyisi değildir. Şimdi estradyolü bu
[0:29:08.120] şekilde verdiğinde ve kadının rahmi varsa rahmi bu işin dışında
[0:29:12.760] bırakamazsın. Östrojen rahme gitmesin diye bir şey yok. Bu hormon bütün
[0:29:18.320] organlara gider. Ben hastalarıma da hep şunu söylüyorum. Bu etki tüm vücutta
[0:29:23.679] olacak ve buna rahim de dahil. Büyüme faktörleri rahim iç tabakasını da
[0:29:29.360] büyütür. Jinekolojide buna proliferasyon diyoruz. Zaten adet döngüsünün ilk
[0:29:35.519] yarısına yani sadece estradyolün yükseldiği döneme bu yüzden proliferatif
[0:29:41.080] faz denir. Çünkü rahim iç tabakası büyür. Ama bu büyüme sadece rahimde
[0:29:46.360] olmaz. Tüm vücutta onarım, yenilenme ve mitokondri fonksiyonunun korunması da
[0:29:51.880] gerçekleşir. Tabii doğru doza, fakat rahim iç tabakası büyüdüğünde onun
[0:29:57.919] dökülmesi gerekir. Aksi halde sürekli düzensiz kanamalar olur. İşte
[0:30:02.880] progesteronu döngüsel vermenin en önemli nedenlerinden biri de bu. Progesteronun
[0:30:08.480] da kendine özgü pek çok etkisi var ve vücuttaki birçok organda reseptörleri
[0:30:14.120] bulunuyor. Önemli özelliklerinden biri de şu estradyolün etkili olduğu östrojen
[0:30:20.600] reseptörlerinden biri olan alfa reseptörünü baskılıyor. Bu alfa
[0:30:25.600] reseptörü vücutta birçok işlev için çok önemli. Bunlardan biri de büyüme
[0:30:31.360] faktörleri. İşte progesteronun her gün verilmesinin nedeni bu. sağlık açısından
[0:30:38.519] en doğru yaklaşım olduğu için değil bu reseptörü baskılamak için. Yani
[0:30:44.360] östrojenin etkisini azaltıyorsun. Rahim iç tabakasının büyümesini sınırlıyorsun.
[0:30:50.559] Ama bununla birlikte tüm vücuttaki büyüme faktörlerini de azaltmış
[0:30:55.639] oluyorsun. Buna bir de düşük doz estradyol ekleniyor ki uyarıcı etkisi
[0:31:01.639] daha da azalsın. Sonuçta ortaya çıkan sistem şu: Her gün düşük doz estradyol
[0:31:07.960] ve progesteron veriliyor. Üstelik ağızdan veriliyor ki bu da ayrı bir
[0:31:13.320] problem. Amaç büyümeyi baskılamak, rahim iç tabakasının kalınlaşmasını önlemek ve
[0:31:21.159] kadının kanama yaşamamasını sağlamak. Ama sorun şu: Bu yaklaşım hormon
[0:31:27.559] vermenin asıl amacınız edeliyor. Çünkü sadece büyüme faktörleri azalmakla
[0:31:32.880] kalmıyor. Estradyolün yaptığı başka pek çok şey de sekteye uğruyor. Mesela
[0:31:39.039] nitrik oksit üretimi, mitokondrilerle olan etkileşimi, mitofaji, yeni
[0:31:44.880] mitokondri üretimi, elektron taşıma zinciri, NAD sistemi gibi birçok hayati
[0:31:51.639] süreç estradiole bağlı. Bunların düzgün çalışması için hem doğru dozda estradyol
[0:31:57.960] gerekir hem de östrojen alfa reseptörünün sağlıklı çalışması gerekir.
[0:32:03.000] Hatta yıllarca hormon kullanmayan kadınlarda yaşlanmayla birlikte bu
[0:32:10.159] reseptörün kendisi de zayıflamaya başlıyor. Sonra geri toparlamak
[0:32:15.639] zorlaşıyor. Sen ise her gün progesteron vererek bu reseptörü bilinçli olarak
[0:32:22.000] baskılıyorsun. Yani aslında erken yaşlanmayı tetikleyen bir durum yaratmış
[0:32:27.840] oluyorsun. Düşününce gerçekten tuhaf. Kadınlara hormon veriliyor ama öyle bir
[0:32:34.519] şekilde veriliyor ki hormonların sağlayacağı faydanın büyük kısmı ortadan
[0:32:39.960] kaldırılmış oluyor. Araya girmem lazım çünkü gerçekten ağzım
[0:32:43.960] açık kaldı. Sana birkaç soru sormak istiyorum. Söylediklerini anlıyorum. İlk
[0:32:49.159] olarak şunu merak ediyorum. Oral progesteron konusunda neden bu kadar bu
[0:32:53.639] iş yanlış diyorsun? İkinci olarak progesteronu döngüsel verdiğinde ne
[0:32:58.760] oluyor? Yani mesela 60'lı yaşlardaki kadınlar gerçekten her ay kanama mı
[0:33:04.120] yaşıyor? Bunu net anlamak istiyorum. Üçüncüsü çok iyi anlattın ama şunu da
[0:33:09.799] görüyorum. AORD ME ya da Functional Medicine Institute gibi yerlerde eğitim
[0:33:15.480] veren gerçekten çok iyi doktorlar var ve onlar bu yaklaşımı uygulamıyor. Bu
[0:33:21.399] yüzden kafam karışıyor. Çünkü sen bu sistemi çok net anlattın. Ne yaptığını
[0:33:27.399] da açıkladın. O zaman insanın aklına şu geliyor. Neden herkes bunu uygulamıyor?
[0:33:32.639] Bunlar gerçekten çok iyi sorular. Esra insanlar neden böyle yapıyor diye
[0:33:38.320] bakarsan hala hormonlara karşı ciddi bir korku var. Azı iyidir düşüncesi hem
[0:33:45.519] doktorların hem de hastaların zihnine iyice yerleşmiş durumda. Bir de şu var.
[0:33:52.120] Hiçbir kadın adet görmeyi sevmez. Ama kimse terlemeyi de sevmez. Kimse
[0:33:57.760] tuvalete gitmeyi de sevmez. Bunlar hayatın bir parçası. Kadınsan adet de
[0:34:03.679] bunun bir parçası. Nasıl baktığın önemli. Eğer bunu bu benim sağlıklı
[0:34:09.240] olduğumun göstergesi diye görürsen anlamı değişir. 25 yaşında olup hiç adet
[0:34:15.679] görmeseydin bir sorun olduğunu bilirdin. Zaten biliyoruz ki üreme çağında adet
[0:34:22.079] görmeyen kadınlar ilerleyen yaşlarda kardiyometabolik sorunlara daha yatkın
[0:34:28.240] oluyor. Yani hormonların bu düzeninin bir mantığı var. Bu sistem çok katmanlı.
[0:34:35.399] Sadece bir şeyi artırıp azaltmak değil. Reseptörler açılıyor, kapanıyor, gen
[0:34:41.639] ifadesi değişiyor. Progesteron, testosteron reseptörlerini baskılıyor.
[0:34:47.480] Estradyol ise testosteron ve tiroid reseptörlerini artırıyor. Yani her şey
[0:34:53.599] bir denge ve ritim içinde çalışıyor. Diğer doktorların neden bunu
[0:34:58.359] uygulamadığına gelince birincisi o dönemi yaşamadılar. Bu işin geçmişini
[0:35:04.320] bilmiyorlar. Eskiden hormonlar döngüsel verilirdi. Bugünkü gibi sürekli düşük
[0:35:10.560] doz yaklaşımı yoktu. Bu değişim aslında Women's Health Initiative sonrasında
[0:35:16.640] ortaya çıktı. Ama bir yandan da bugün daha fazla şey biliyoruz. Mesela
[0:35:23.560] östrojen reseptörlerinin varlığı bile o zamanlar bilinmiyordu. Çok eskiden
[0:35:29.079] insanlar östrojen elde etmek için hayvan yumurtalıklarını öğütüp kullanmaya
[0:35:34.680] çalışıyordu. Yani bilgi zamanla gelişti. Ama mekanizmaları biliyoruz. İşin
[0:35:40.599] bilimsel boyutunu çok iyi biliyoruz. Oral progesteron konusuna gelince çoğu
[0:35:45.800] doktor hatta sağlık alanındaki profesyonellerin büyük kısmı aslında
[0:35:50.240] ağızdan alınan östrojenin hiçbir türünü desteklemiyor. İster konjüge at kaynaklı
[0:35:56.160] östrojenler olsun ki bana göre artık tamamen bırakılmış olması gerekirdi ama
[0:36:01.960] hala kullanılıyor. İster estradiolün ağızdan verilmesi olsun. Genel yaklaşım
[0:36:08.119] bunu önermemek yönünde. Neden? Çünkü bu hormonlar sindirim sisteminden geçip
[0:36:14.200] karaciğere gidiyor ve burada first pass dediğimiz bir süreçten geçiyor. Yani ilk
[0:36:19.520] geçişte karaciğer estradyolün büyük kısmını başka bir östrojen formuna yani
[0:36:25.240] estrona çeviriyor ve estron reseptörler üzerinde estradiolden farklı etki
[0:36:30.920] gösteriyor. Bu da dengeyi bozuyor. Daha proinflamatuar yani enflamasyonu
[0:36:36.280] artırıcı bir etki yaratıyor. Oysa estradyol dengeli çalışır, enflamasyonu
[0:36:41.520] düzenler. Zaten yumurtalıkların ürettiği ana östrojen de estradioldür. Ama
[0:36:47.280] karaciğerde estrona dönüşen bu form aynı dengeli etkiyi göstermez ve daha çok
[0:36:52.720] enflamasyonu artıran bir yönde çalışır. Artık ağızdan estradyol vermek pek
[0:36:58.800] tercih edilmiyor. Peki progesteronu ağızdan alınca ne oluyor? Bu aslında
[0:37:06.040] uzun zamandır biliniyor. 90'lardan beri ağızdan progesteron kullanılabiliyorsa
[0:37:14.000] bunun nedeni mikronize edilmesi. Yani molekül küçültülüyor ki mide asidinde
[0:37:22.680] parçalanmadan kalabilsin.
[0:37:26.200] Eskiden bu işlem yoktu. O yüzden progesteron
[0:37:32.319] mide asidinde dağılıp etkisiz hale geliyordu.
[0:37:38.560] Mikronize progesteron diye duyduğun şey de bu aslında. Mideden sağa çıkıyor ama
[0:37:45.520] sonra bağırsaklardan emilip karaciğere gidiyor. İşte asıl mesele burada.
[0:37:52.119] Karaciğer yutulan progesteronun yaklaşık %80
[0:37:58.079] 90'ını başka maddelere çeviriyor. Bunlara metabolit deniyor. Bu
[0:38:04.560] metabolitlerin sayısı 30'dan fazla ama en baskın olanı allopregnanolon.
[0:38:12.040] Bu madde aslında çok önemli. Normalde beyinde üretiliyor. O yüzden nörosteroid
[0:38:19.760] olarak geçiyor. Doğru miktarda olduğunda GABA A reseptörlerine bağlanıyor.
[0:38:27.079] Sakinleştirici bir etki yaratıyor. Uykuyu destekliyor.
[0:38:33.200] Hatta Alzheimer'a karşı koruyucu olabileceğine dair yeni veriler de var.
[0:38:39.680] Ama bunların hepsi doğal döngü içinde ve doğru miktarlarda olduğunda geçerli.
[0:38:47.640] Ağızdan progesteron aldığında ise işler değişiyor. Mesela 100 milayna aldığında
[0:38:55.359] vücudun lal fazla doğal olarak ulaşabileceği en yüksek allopregnanolon
[0:39:03.079] seviyesinin yaklaşık 2 bu5cu katına çıkıyorsun. 200 mil alırsan bu yaklaşık
[0:39:11.280] 5 katına kadar çıkıyor. Bunu her gün yaptığını düşün. Sorun şu ki
[0:39:17.319] allopregnanolon bu seviyelerde
[0:39:20.720] artık fizyolojik bir hormon gibi değil ilaç etkisi gösteriyor.
[0:39:28.079] Zaten sentetik versiyonu doğum sonrası depresyon tedavisinde kullanılıyor ama
[0:39:35.760] orada yüksek dozda ve kısa süreli veriliyor. Piyasadaki bu ilaç formu
[0:39:43.520] Amerika'da kontrollü madde kategorisinde yani zanaak, volyum gibi benzodazinlerle
[0:39:51.400] aynı sınıfta yer alıyor. Niye mi böyle? Çünkü bunun benzodiyiezepinlerle
[0:39:57.119] aynı etkiyi gösterdiği fark edildi ve aynı uyarılara sahip kontrollü maddeler
[0:40:03.599] sınıfında yer alıyor. Ağızdan progesteron aldığında aslında onu bir
[0:40:09.040] prodrug gibi kullanmış oluyorsun. Yani vücutta allopregnanolona
[0:40:15.160] dönüşsün diye veriyorsun. Bu da GABA A reseptörünü aktive ediyor.
[0:40:21.359] Benzodiazepinler mesela Vyum ya da Sanax'ta aynı
[0:40:25.640] reseptörü aktive eder. Farklı bir noktadan bağlanırlar ama etki
[0:40:30.640] mekanizması oldukça benzer. Yani GABA üzerindeki etkileri açısından birbirine
[0:40:36.560] çok yakınlar. Şunu da biliyoruz. Benzodia
[0:40:40.800] uzun süre kullandığında uzun vadede demans riski artıyor. Alopregnanolon
[0:40:47.240] için insanlarda uzun vadeli veri yok ama hayvan çalışmalarında özellikle
[0:40:53.240] sıçanlarda sürekli yüksek seviyede olduğunda demans riskini artırdığı
[0:40:59.119] görülmüş. Ayrıca iştah kontrolünü de etkiliyor. Kilo alımına yol açabiliyor.
[0:41:06.040] Bununla ilgili birçok çalışma var. Ağızdan progesteron aldığında ise
[0:41:11.760] aslında çok az progesteron elde ediyorsun. Tabii istisnalar olabilir ama
[0:41:17.400] genel olarak kan düzeyine baktığında progesteron seviyesi düşük kalıyor.
[0:41:23.480] Doğal lüteal fazdaki gibi optimal seviyelere ulaşmıyor. Bu yüzden rahim iç
[0:41:30.160] tabakasının tam olarak sekretuar faza geçmesi yani sağlıklı şekilde korunması
[0:41:36.599] zorlaşıyor. Özellikle daha yüksek estradyol dozları verildiğinde 100
[0:41:42.480] miligram ya da 200 miligram oral progesteron bunu dengelemeye yetmiyor.
[0:41:49.000] Çünkü verdiğin progesteronun büyük kısmı neredeyse %90'ı allopregnanolona
[0:41:55.319] dönüşüyor. Bu yüzden bazı kişiler dozu sürekli artırmaya çalışıyor ama bu sefer
[0:42:01.359] de yeterli progesteron elde etmeye çalışırken çok yüksek miktarda
[0:42:06.839] allopregnanolon almış oluyorsun. O yüzden bu pek mantıklı değil. Kısırlık
[0:42:11.640] tedavisine bakarsan bunu net görürsün. Hiçbir kısırlık kliniği ağızdan
[0:42:16.480] progesteron kullanmaz. Bazen iğne formu kullanılır ama çoğu merkez vajinal
[0:42:22.000] progesteron verir. Vajinal verilmesinin nedeni şu. Rahim iç tabakası üzerinde
[0:42:27.520] çok daha iyi etki alırsın. Kanda da verdiğin doza göre daha düşük ya da daha
[0:42:32.960] yüksek seviyeler oluşur. Ama asıl önemli olan rahim üzerindeki etkinin güçlü
[0:42:38.040] olması. Hatta bununla ilgili yayınlanmış çalışmalar da var. İlk duyduğunda garip
[0:42:42.800] gelebilir ama rektal kullanım da mümkün. Gece yatarken rektal yoldan verdiğinde
[0:42:48.599] karaciğerden ilk geçişe uğramadan çok iyi emilim olur. Böylece o yüksek
[0:42:53.640] allopregnanolon oluşumunu da yaşamazsın. Tabii az miktarda allopregnanolon
[0:42:58.319] faydalı olabilir. Zaten birçok kadın oral progesteronu bu yüzden çok seviyor.
[0:43:03.119] A çok iyi uyuyorum diyorlar. Ama şunu net söylemek lazım. Progesteron bir uyku
[0:43:08.160] ilacı değil. Bu hastaya her gece volyum vermek gibi bir şey. Bunu böyle görmek
[0:43:14.280] gerekiyor. İnsanlar bu yüzden seviyor ama normalde kimseye her gece uyku ilacı
[0:43:20.040] ya da volyum vermek istemezsin. Bu sağlıklı bir uyku değil. İlaç etkisiyle
[0:43:24.599] gelen bir uyku ve uzun vadede bu tarz etkilerin demans riskini artırdığını
[0:43:30.079] biliyoruz. Ama şu anda kadınlara verilen şey aslında tam olarak bu. İlginç bir
[0:43:34.800] çalışma da var. Henüz yayınlanmadı diye biliyorum. Yine fareler üzerinde
[0:43:39.119] yapılmış bir çalışma. Dişi farelerin yumurtalıkları alınıyor. Yarısına hiç
[0:43:44.319] hormon verilmiyor. Diğer yarısına ise şu an sık kullanılan şekilde yani her gün
[0:43:50.960] sabit doz, biraz östrojen, biraz progesteron veriliyor. Sonra zaman
[0:43:56.640] içinde beyin fonksiyonlarına bakıyorlar. İnanması zor ama sonuç şu: Hiç hormon
[0:44:03.200] almayan, sadece yumurtalıkları alınmış farelerin beyinleri düşük doz, sürekli
[0:44:09.160] hormon verilenlere göre daha iyi durumda. Yani beyin yaşlanması açısından
[0:44:14.400] daha iyi performans gösteriyorlar. Henüz yayınlanmasını bekliyorum ama bu önemli
[0:44:19.880] bir bulgu. Çünkü şu an yaygın kullanılan bu sabit günlük düşük doz hormon
[0:44:25.440] yaklaşımının uzun vadede beyin için faydalı olduğunu gösteren bir
[0:44:30.040] pek ama benim sorum şu. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni
[0:44:33.680] duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol
[0:44:38.520] eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim
[0:44:43.000] doktorları ikna etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini
[0:44:47.440] burada izlemek için kanala abone olun. Bu yaklaşım nereden çıktı? Çünkü
[0:44:52.440] anlattığına bakınca aslında bu işin orijinal uygulanma şekli farklıydı. Seni
[0:44:57.480] dinledikten sonra anlıyorum ki Türkiye'deki doktorlar daha çok senin
[0:45:01.520] anlattığın o eski yani döngüsel yaklaşımı uyguluyor. Muhtemelen bu
[0:45:06.440] kılavuzlardan ya da regülasyonlardan kaynaklanıyor. Kelimeyi şu an
[0:45:10.079] hatırlayamadım ama insan şöyle düşünüyor. Bu kadar rejener tıp,
[0:45:14.880] longevity, anti-aging konferansları, eğitimleri varken herkesin bilime göre
[0:45:20.280] hareket etmesi gerekmez mi? Yani gerçek bilim ne diyorsa ona göre tedavi
[0:45:25.119] uygulamaları, reçete yazmaları beklenir. Ama seni dinledikten sonra insanın
[0:45:30.040] aklına şu geliyor. Peki onları böyle yapmaya iten ne?
[0:45:33.559] Birincisi bu doktorların çoğu isim vermek istemem ama hepsi değil tabii.
[0:45:39.680] Üreme çağındaki kadınlarla hiç çalışmadı. Adet döngüsünü gerçekten
[0:45:44.960] bilmiyorlar. Kadın hormonlarını tam anlamıyorlar. Anladıklarını
[0:45:49.319] düşünebilirler ama aslında anlamıyor olabilirler. Progesteron ağızdan
[0:45:54.440] alındığında ne olduğunu da tam bilmiyor olabilirler. Bir de şu var. Women's
[0:46:00.880] Health Initiative sonrasında yapılan bazı çalışmalar vardı. Başlıcaları Kips
[0:46:06.400] ve Elite çalışmaları. Detayına girmeye gerek yok ama şunu bilmek önemli. Bu
[0:46:11.680] çalışmalarda döngüsel hormon kullanıldığı yani araştırma yaparken
[0:46:16.640] tercih edilen yöntem döngüsel yaklaşımdı. Peki bugün bu sabit düşük
[0:46:22.119] doz hormon kullanımı neden bu kadar yaygınlaştı ve sanki standartmış gibi
[0:46:27.079] kabul edildi? Bence nedeni şu kolay olması. Çünkü artık birçok kişi
[0:46:32.440] östrojeni biliyor. Özellikle estradiolü. Herkes hormon vermek istiyor. Kadınlara
[0:46:38.480] destek olmak istiyor. Ama iş kanamaya gelince ne yapacaklarını bilmiyorlar.
[0:46:44.400] Çünkü kanama korkulan bir şey haline geldi. Sanki rahim iç tabakası
[0:46:49.079] kalınlaşırsa ya da kanama olursa hemen kanser olacak gibi düşünüyorlar. Oysa 25
[0:46:55.720] yaşındaki her kadında bu zaten her ay olur. Yani rahim iç tabakası döngünün
[0:47:01.800] ilk yarısında kalınlaşır sonra dökülür. Yani bu tamamen normal ve sağlıklı bir
[0:47:07.960] süreç. Ama çoğu kişi rahimle rahat değil. Rahmi anlamıyorlar. Kanama
[0:47:13.280] olduğunda ne yapacaklarını da bilmiyorlar. Ve açık konuşmak gerekirse
[0:47:18.079] bu iş daha karmaşık. Yüksek yoğunluklu bir egzersiz programı yapacaksan vücudu
[0:47:23.839] daha iyi tanıman gerekir. Yanlış yaparsan sakatlanma riski olur. Ama
[0:47:28.680] sadece hafif hareketler yaparsan sakatlanmazsın. Belki evet ama aynı
[0:47:33.839] zamanda ciddi bir fayda da görmezsin. Biliyoruz ki işi adet döngüsüne göre
[0:47:39.760] yaptığında daha karmaşık hale geliyor. Çünkü kanama oluyor ve birçok doktor
[0:47:45.160] bununla ne yapacağını bilmiyor. Korkuyorlar. Ultrason yapıp rahim iç
[0:47:49.839] tabakası 3 mm çıktığında bile sanki kanser olacakmış gibi düşünüyorlar.
[0:47:54.800] Çünkü büyüme faktörlerini anlamıyorlar. Kadınların adet döngüsünü bilmiyorlar.
[0:48:00.640] Sağlıklı 20'li yaşlardaki bir kadının rahminde ne olduğunu bilmiyorlar. Bu
[0:48:05.359] konuda altyapıları yok. Hormon vermek istiyorlar ama adet döngüsünün ne anlama
[0:48:11.240] geldiğiyle, kanamanın ne demek olduğuyla uğraşmak istemiyorlar. O yüzden daha
[0:48:17.160] basit bir şey vermek istiyorlar. Bir de işin teletıp tarafı var. İnternet
[0:48:22.079] üzerinden hizmet veren şirketler hızla çoğaldı. Bunların çoğu doktorlar
[0:48:27.440] tarafından değil iş insanları tarafından kuruluyor. Amaç sistemi büyütmek, çok
[0:48:33.240] sayıda reçete yazmak ve para kazanmak. Peki hiçbir altyapısı olmayan insanlara
[0:48:39.200] hormon yazdırmayı nasıl sağlıyorsun? Tele tıp yaparken sorun çıkmamasını
[0:48:43.960] nasıl garanti ediyorsun? Daha az soru, daha az sorun istiyorsun. Ama bununla
[0:48:49.319] birlikte fayda da sınırlı oluyor. Bu yüzden en düşük dozlu protokolü
[0:48:54.160] oluşturuyorsun. hala o hatalı, azı iyidir düşüncesine dayanıyor. Halbuki
[0:48:59.599] doğru olan en iyi dozu vermek ama o düşünce hala devam ediyor. Sonra az
[0:49:05.400] deneyimli insanları işe alıyorsun. Bir iki günde eğitiyorsun. Protokol bu
[0:49:10.599] diyorsun. Eğer kişi kanama yaşarsa progesteronu artır diyorsun. Kanama
[0:49:15.920] devam ederse git bir jinekolog bul diyorsun. Çünkü onunla uğraşmak
[0:49:20.960] istemiyorsun. Yani bu kadar karmaşık bir sistemi herkese aynı şekilde
[0:49:26.200] uygulayamazsın. Hele ki bunu tele tıp üzerinden yapıyorsan. Çünkü ortaya çıkan
[0:49:31.680] sorunları, soruları yönetmek zor. Muayene gerektiren durumları zaten
[0:49:36.400] uzaktan çözemezsin. Bence bu yaklaşım büyük ölçüde kolaylık ve pratiklikten
[0:49:41.839] kaynaklanıyor. Bir de işin şöyle bir tarafı var. Buna iyi de diyebilirsin,
[0:49:46.599] kötü de. Nasıl baktığına bağlı. Çok küçük miktarda estradyol bile zaman
[0:49:52.720] içinde etkili olabiliyor. Hemen değil ama mesela 3 ayda özellikle en çok
[0:49:59.280] konuşulan belirtileri yani gece terlemelerini ve sıcak basmalarını
[0:50:04.240] azaltabiliyor. Tabii perimenopoz ve menopozda bunların dışında birçok
[0:50:08.960] belirti var ama özellikle bu ikisi çok düşük doz hormonlarla bile azalabiliyor.
[0:50:15.240] Gerçekten çok düşük dozlarla. O yüzden şunu inkar edemem. Kadınlar bu düşük
[0:50:20.799] doz, sabit tedavilerle kendini daha iyi hissedebiliyor ve daha iyi hissetmenin
[0:50:27.319] değeri yok diyemem. Daha iyi uyuyorsan, terlemiyorsan, gün içinde üç kez kıyafet
[0:50:33.720] değiştirmek zorunda kalmıyorsan bunun ciddi bir değeri var. Ama burada mesele
[0:50:39.400] şu: Hedefin ne? Çünkü FDA onayı dediğimiz şey sadece semptomları
[0:50:44.960] azaltmak ve osteoporozu önlemek üzerine. Ki osteoporoz için bile pratikte pek
[0:50:51.040] kullanılmıyor. Asıl kullanım alanı semptomları azaltmak. Bu yüzden de
[0:50:56.160] klasik yaklaşımda hormon seviyelerine bakılmıyor. Çünkü bu bakış açısına göre
[0:51:01.359] önemli olan tek şey semptomlar. Seviyelerin bir önemi olmadığı
[0:51:05.760] düşünülüyor. Bana göre bu bir longevity planı değil. Yani mesele sadece bir şey
[0:51:11.319] verelim açlığı bastırsın yaklaşımı değil. Öyle bakarsan herhangi bir
[0:51:15.920] yiyeceği herhangi bir miktarda verip acaba iştahı kesiyor mu diye bakarsın.
[0:51:21.640] Ama biz öyle bakmıyoruz. Vücut kompozisyonu nasıl? Hangi besinleri
[0:51:25.839] alıyor? Neleri eksik? Bunlara bakıyoruz. Buradaki yaklaşım ise çok basit. Sadece
[0:51:31.000] birkaç semptomu bastırmak. Başka hiçbir şeye bakılmıyor. Doz önemli değil. En
[0:51:35.799] düşük doz en iyisi deniyor. Önemli olan tek şey semptomlar. Bu klasik yaklaşım
[0:51:40.760] ve ilginç olan bu bakış açısı longevity dünyasına da sızmış durumda. Doz önemli
[0:51:46.200] değil. Azı iyidir. Basit olan iyidir. Kanama olmasın yaklaşımı. Ben şunu
[0:51:50.720] demiyorum. Bunun hiç faydası yok. Eskiden ben de hiç hormon almamaktansa
[0:51:55.119] biraz almak daha iyidir derdim. Ama artık elimizde bazı veriler var. Evet
[0:51:59.680] bir kısmı hayvan çalışması ama yine de önemli. İnsanlarda da biliyoruz ki
[0:52:03.359] yüksek alopregnanolon seviyeleri hafıza oluşumunu baskılayabiliyor. Demansla
[0:52:07.880] ilgili veriler daha çok hayvan çalışmalarından geliyor. Çünkü
[0:52:10.720] insanlarda bunu uzun vadeli çalışmak zor. Ama elimizde bilim var. Ve ilginç
[0:52:14.760] olan şu: Bugün kullanılan bu düşük doz sabit hormon protokolünü destekleyen bir
[0:52:19.799] bilimsel temel yok. sadece semptomları bastırdığı biliniyor. Yani hedefin
[0:52:24.160] sadece semptomları bastırmaksa evet en düşük doz yeterli olabilir. Ama hedefin
[0:52:29.040] sağlıklı longeviti ise o zaman doğru olan neyse onu vermek gerekir.
[0:52:33.119] Peki sağlıklı seviye nedir? Bak bu konu benim için daha kolay
[0:52:36.920] anlatılır hale geliyor. Çünkü sen erken menopozdan bahsettin. Klasik tıp
[0:52:41.599] tarafına baktığında bununla ilgili çok sayıda makale var. Şu soruya cevap
[0:52:46.119] arıyorlar. Bir kadın 20'li yaşlarda, 30'lu yaşlarda ya da 45 yaşından önce
[0:52:51.520] menopoza girerse nasıl tedavi edilmeli? Artık şunu söylüyorlar. Doğum kontrol
[0:52:56.880] haplarını kullanmayın. Kemik sağlığı, nörolojik sistem, kardiyovasküler yapı,
[0:53:02.319] kas iskelet sistemi yani genel sağlık açısından en iyi seçenek bu değil
[0:53:06.640] diyorlar. Onun yerine fizyolojik seviyelerde adet döngüsünü taklit eden
[0:53:12.000] şekilde hormon verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Yani aslında benim
[0:53:16.680] yıllardır söylediğim şeyi söylüyorlar. Benim farkım şu. Ben bunun hayat boyu
[0:53:21.520] devam etmesi gerektiğini savunuyorum. Bu yaklaşım artık akademik dünyada öneri
[0:53:27.040] haline gelmiş durumda. Herkesin bundan haberi var mı emin değilim ama resmi
[0:53:31.720] öneriler bu yönde. Erken ve prematür menopozda benim önerdiğim yaklaşıma çok
[0:53:37.319] benzer bir yöntem öneriliyor. Ama hala progesteronu ağızdan veriyorlar. Bu
[0:53:41.880] kısım değişmiş değil. Estradyol için ise hedefi net koyuyorlar. Fizyolojik
[0:53:46.880] seviyelere çıkarmak yani yaklaşık 100 pikogram ml seviyesine ulaşmak
[0:53:51.920] gerektiğini söylüyorlar. Ben de bunu yıllar önce yazmıştım. Mayo Clinic
[0:53:56.160] Proceedings'te yayınlanan makalemde aynı şeyi söyledim. Hedef yaklaşık 100
[0:54:00.960] pikogram olmalı. Tabii bu da kişinin tolere edebilmesine bağlı. Yani herkes
[0:54:05.880] de birebir aynı şekilde uygulan. Doktor Gş burada bir şey sormam lazım.
[0:54:10.760] Doktorlar bana daha yüksek doz östrojen vermeye çalışıyor ama ben istemiyorum.
[0:54:16.960] Çünkü vücudumun aldığı hali sevmiyorum. Mesela bir anda şişkin hissediyorum.
[0:54:23.640] Göğüslerim büyüyor. Kalçalarım genişliyor. Bu durumda kadınlara ne
[0:54:28.520] söylüyorsun? Bununla nasıl başa çıkmalarını öneriyorsun?
[0:54:35.280] Birincisi, eskiden kadınlar kendi hormonlarını ürettiğinde seviyeler
[0:54:39.839] 100'ün çok üstüne çıkıyordu. Gerçekten çok daha yüksek oluyordu. Ya lutial
[0:54:44.680] fazla 250 civarına çıkması gayet olağandı. Ovulasyon döneminde ise
[0:54:50.240] 400'lere kadar yükseldiği bile olabiliyordu. Yani vücut aslında bu
[0:54:54.359] seviyelere alışık ve buna uyum sağlamış durumda ve çoğu zaman da bu şekilde
[0:54:59.640] gayet iyi çalışıyor. Tabii herkes için kusursuz değil. Bazı kadınlarda PMS yani
[0:55:05.559] premenstrüel sendrom yani adet öncesi sendromu gibi sorunlar görülebiliyor.
[0:55:10.200] Üreme çağındaki her kadın vücudunda olan her şeyden her zaman memnun olmuyor.
[0:55:15.520] Benim baktığım yer şu adet döngüsüne bakıyorum. Bu benim için ayrı bir konu.
[0:55:20.599] O yüzden bunu sormana sevindim. Ve bu yüzden hep kişinin tolere edebildiği
[0:55:24.920] seviyeye göre diyorum. Eğer biri 100 seviyesini tolere edemiyorsa, üstelik
[0:55:29.720] bunu adet döngüsüne uygun şekilde veriyorsan, o zaman durup şunu düşünmek
[0:55:34.119] gerekiyor. Neden böyle oluyor? Altta ne var? Bu durumda yapılabilecek şeylerden
[0:55:38.960] biri estradyolü iki farklı dozda vermek. Daha detaylı yöntemler de var ama iş çok
[0:55:44.440] karmaşık olursa insanlar sürdüremez. O yüzden uygulanabilir bir denge kurmak
[0:55:49.400] gerekiyor. Normal bir adet döngüsüne baktığında ve östrojen seviyelerini
[0:55:55.559] incelediğinde bunların ortalama değerler olduğunu unutmamak lazım. Çünkü
[0:56:01.640] kadınlarda hormon seviyeleri gün değişir. Sistem bu kadar dinamik. Ama
[0:56:07.599] genel ortalamalara bakarsan ovulasyon öncesi ilk yarı yani proliferatif fazda
[0:56:15.839] seviyeler genelde 6080 civarında olur. Eee sonra ikinci yarıda yani lüteal
[0:56:24.160] fazda bu değerler 12050 civarına çıkar. Hatta bazı durumlarda
[0:56:30.640] 180'e kadar yükselebilir. Benim ileride daha çok önereceğim yaklaşım şu
[0:56:36.039] olabilir. Çünkü bu insanlar için çok karmaşık değil. İlk yarıda verilen
[0:56:40.960] dozlarla 60'ı 80 aralığını hedeflemek, ikinci yarıda ise progesteron eklenirken
[0:56:47.960] dozu artırıp belki iki katına çıkararak 120 aralığına ulaşmak. Bu konuda bazı
[0:56:55.280] çalışmalar da var. Mesela 0.1 birlik bir estradyol patch kullandığında birçok
[0:57:02.000] kadında bu 6080 aralığı yakalanabiliyor ama bazı kadınlarda aynı seviyeye daha
[0:57:09.039] düşük dozlarla da ulaşılabiliyor. Bu tamamen vücudun buna nasıl yanıt verdiği
[0:57:14.440] ile ilgili. Şunu biliyoruz. Patch denen yani hormonu bant şeklinde cilde
[0:57:18.520] uyguladığın yöntemlerde en baştaki çalışmalardan beri aynı bant kullanılsa
[0:57:22.119] bile kadınlar arasında kanda ulaşılan seviyelerin çok farklı olduğu görülmüş.
[0:57:25.319] Yani hormon deriden geçişiye, kişiden kişiye değişiyor. Bu da hem cilt
[0:57:28.359] yapısına hem de bandın nereye yapıştırıldığına bağlı. Ama çalışmalara
[0:57:31.680] baktığında şunu görüyorsun. Tek bir patch yani bant veriliyor. Bu bazen 0.1
[0:57:37.520] oluyor. Bazen 0.05, bazen 0.075. Ama amaç şu. En az 60 pikogram L
[0:57:45.000] seviyesine ulaşmak. Hatta 80'lere kadar çıkabilmek. Sonra ikinci bir doz
[0:57:49.680] veriliyor. Bu bazen iki tane 0.1 bant olabilir. Bazen tek bir 0.1. olur. Bazen
[0:57:55.799] de 0.1 ile 0.05 birlikte kullanılır. Yani burada kişiye göre ayarlamak
[0:58:02.319] gerekiyor. Hedef de yaklaşık 120 ve üzeri seviyelere çıkmak. Bu da kadının
[0:58:07.839] nasıl hissettiğine ve ulaşılan seviyeye göre değişiyor. Bu artışı da progesteron
[0:58:14.039] verdiğin dönemde yapıyorsun. Çünkü bu yaklaşım baştan sona yüksek doz
[0:58:19.039] vermekten çok daha fizyolojik. Bence bu aynı zamanda daha konforlu bir yöntem ve
[0:58:25.559] uygulaması da zor değil. Sonuçta sistem çok karmaşık değil. Ayın yarısında bir
[0:58:31.440] doz, diğer yarısında başka bir doz kullanıyorsun. Özellikle progesteron
[0:58:36.760] eklenen dönemde. Bu gayet sürdürülebilir bir şey. Zaten gerçek hayatta da
[0:58:42.200] kadınların östrojen seviyesi her gün aynı olmaz. doğal adet döngüsünde
[0:58:47.720] sürekli değişir. Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da senin
[0:58:52.680] anlattığın gibi belirtiler görülür. Çünkü o hormonlar sentetik yani birebir
[0:58:58.400] insan hormonu değil ama yine de reseptörlere bağlanırlar ve vücutta
[0:59:03.240] benzer etkiler yaratırlar. Bu yüzden şişkinlik, dolgunluk gibi şikayetler
[0:59:08.760] ortaya çıkabilir. Eskiden bu yüzden farklı farklı protokoller deneniyordu.
[0:59:13.799] Dozlar ve kombinasyonlar değiştiriliyordu. Hatta üçlü döngü
[0:59:18.200] sistemleri gibi farklı yaklaşımlar vardı. La amaç bu değişkenliği taklit
[0:59:23.760] etmekti. Benim uyguladığım ve hala bazı hastalarda kullandığım yöntem ise aynı
[0:59:29.480] miktarda orta seviyede östrojen vermekti. Ama bu herkes için konforlu
[0:59:35.039] olmayabiliyor. Şu an sana anlattığım yaklaşım ise erken menopozda önerilen
[0:59:40.440] yöntem. Yani her gün belirli bir seviyeyi hedefleyen bir sistem.
[0:59:44.920] Sonrasında da kadının bunu nasıl tolere ettiğine bakmak gerekiyor. Çoğu kadın
[0:59:49.640] tolere eder ama herkes etmez. Progesterona da bakmak lazım. Çünkü o
[0:59:54.119] dengeyi kuran hormon. Bunun dışında iş daha da karmaşık hale geliyor. Bağırsak,
[0:59:59.720] mikrobiyotası, vücudun hormonu nasıl işlediği, metabolizma hepsi devreye
[1:00:05.359] giriyor. Ama sonuçta öyle bir hormon düzeni kurman gerekiyor ki kişi onunla
[1:00:09.680] yaşayabilsin, kendini rahat hissetsin. O yüzden ben hep tolere edebildiği ölçüde
[1:00:14.599] diyorum. Ben sadece kağıttaki bir değeri tedavi edemem. Hastayı tedavi ederim. Bu
[1:00:19.559] yüzden çoğu zaman kişi nasıl hissettiğini görmeden hormon
[1:00:23.599] seviyelerine bile bakmam. Eğer hasta ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum diyorsa
[1:00:28.960] benim değerlerin harika dememin bir anlamı yok. Yani ikisini birlikte
[1:00:33.319] değerlendirmek gerekiyor. Geçen gün doktorumla bunu konuşuyorduk.
[1:00:37.119] Aldığım dozun çok çok düşük olduğunu söylüyordu. Ben de onu başka değerlere
[1:00:41.000] bakmaya ikna ettim. Sanırım LH ve Efs baktı. Yani luteinizan hormon ve folikül
[1:00:46.760] uyarıcı hormon. Bunlardan birinin baskılandığını görünce en azından bir
[1:00:50.680] etkisi var gibi bir şey yapıyor dedi. Biliyorum bu yeterli demek değil ama
[1:00:54.520] şunu merak ediyorum. En azından hipofiz üzerinde bir etkisi olduğunu bu şekilde
[1:00:58.359] anlayabilir miyiz? Yani gerçekten bir şey yaptığını görmek için bu doğru bir
[1:01:02.359] yaklaşım mı? Bu aslında standart bir yaklaşım değil.
[1:01:05.680] Yaklaşım. Senin de dediğin gibi FSH ve LH takibi özellikle de FSHJ rutinde çok
[1:01:12.079] kullanılmaz. Çünkü mesele sadece östrojen seviyesine bakmak kadar basit
[1:01:16.960] değil. daha karmaşık. Bir de şu var. EfsH ve LH tek bir işle görevli
[1:01:21.960] hormonlar değil. Menopozda bu hormonlar uzun süre yüksek kaldığında kadın
[1:01:27.119] vücudunda neler olduğu konusu hala tam net değil. Daha yeni yeni anlaşılmaya
[1:01:32.839] başlanıyor. Ama elimizde bazı veriler var. Bu gonadotropinler uzun süre yüksek
[1:01:38.480] kaldığında anksiyeteyi artırabiliyor. Yeterince yüksek doz estradyol verirsen
[1:01:45.200] EFSH'yi baskılayabilirsin. Ec genelde o kadar yükselmez ama EFSH
[1:01:51.400] daha çok kullanılan göstergedir. Ama EFSH'yi baskılayacak kadar yüksek
[1:01:56.440] estradiol vermek çoğu kadın için fazla gelir. Kadınlar genelde göğüslerim çok
[1:02:02.160] hassaslaştı. bu bana fazla geliyor der. O yüzden ben bunu hedef olarak
[1:02:06.480] kullanmıyorum. Bakıyorum ama sadece'yi düşürmek için tedavi yapmam. Bir de şu
[1:02:12.680] önemli. Eğer FSH hiç yüksek değilse hatta düşükse bu iki şeyden biri
[1:02:19.000] olabilir. Ya beyin hipofize sinyal göndermiyordur ya da başka bir durum
[1:02:24.000] vardır. Mesela hipotalamik amenorede yani beyinden gelen sinyallerin azalması
[1:02:30.520] nedeniyle adetin kesilmesi durumunda gördüğümüz gibi benzer bir tablo menopoz
[1:02:36.839] geçişinde de olabilir. Bu farklı nedenlerle tetiklenebilir. Böyle bir
[1:02:42.640] durumda daha derine inmek gerekir. Mesela prolaktin seviyesine bakarsın.
[1:02:47.200] Çünkü prolaktin yüksekse gonadotropinleri baskılayabilir. Çünkü
[1:02:52.119] menopozdaki bir kadında hem estradyolün çok düşük olup hem deh'nin düşük olması
[1:02:58.520] pek beklenen bir durum değil. O yüzden böyle bir durumda daha detaylı incelemek
[1:03:03.520] gerekir. Normal bir tablo. Az önce anlattıklarından sonra bunu
[1:03:07.640] böyle kullanabilirim diye düşünmeye başlamıştım. Açıkçası heyecanlandım. Ama
[1:03:12.440] şunu netleştirmek istiyorum. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız
[1:03:17.480] ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz?
[1:03:23.039] Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna
[1:03:26.960] etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için
[1:03:31.680] kanala abone olun. Progesteronu ağızdan vermiyorsun
[1:03:35.760] anlattığın nedenlerden dolayı. Peki sen hangi yolu tercih ediyorsun? Rektal
[1:03:40.720] kullanım mı daha çok? Evet. Kulağa biraz garip geliyor.
[1:03:44.200] Rektumdan bahsettiğimde genelde şöyle anlatıyorum. Ağzın tam tersi gibi düşün.
[1:03:50.119] Sonuçta sindirim sistemi bir tüp. Ağızdan başlıyor, anüste bitiyor. Bunu
[1:03:55.640] ağzın diğer ucu gibi düşününce o kadar garip gelmiyor. Zaten gastroenterolojide
[1:04:01.799] rektal yoldan ilaç vermek çok yaygın. fitiller kullanılıyor. Çeşitli ilaçlar
[1:04:07.720] veriliyor. Yani bazı durumlarda bu hiç tuhaf karşılanmıyor. Tabii rektum hormon
[1:04:14.200] vermek için özel tasarlanmış bir yer değil. Ama dürüst olalım. Ağız da değil,
[1:04:19.760] ciltte değil. Bunların hepsi aslında hormonları vücuda vermek için sonradan
[1:04:25.599] geliştirilmiş yöntemler. İdeal olan ne? O da muhtemelen gelecekte gelecek.
[1:04:31.920] Mesela yapay ya da klonlanmış bir yumurtalık düşün. Kalçaya ya da bacağa
[1:04:37.520] yerleştiriliyor. Böylece vücut doğal hormonlarını üretmeye devam ediyor. Ama
[1:04:42.760] burada amaç doğurganlık değil. Yani yumurta üretimi, döllenme, rahme
[1:04:48.400] yerleşme gibi süreçler olmuyor. Çünkü sistem vücudun farklı bir yerine
[1:04:53.920] yerleştiriliyor. Yani hormonları alıyorsun ama doğurganlık geri gelmiyor.
[1:04:59.039] Zaten menopoz sonrası hormon vermenin amacı şu: Doğurganlığı geri getirmek
[1:05:04.920] değil, hormonları yerine koymak. fizyolojik hormonları geri kazandırmaya
[1:05:09.760] çalışıyorsunuz ki mümkün olduğunca sağlıklı 20 yaşındaki birine benzer bir
[1:05:15.440] durumu sürdürebilesiniz. Yaşlı yaşınız kaç olursa olsun elinizden
[1:05:20.599] gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Kesinlikle yaşlanacaksınız ve ölümsüz
[1:05:25.200] değiliz. Ama bu benim hedefim. Amaç şu: Fizyolojik hormonları yerine koyarak kaç
[1:05:31.119] yaşında olursan ol, vücudu mümkün olduğunca sağlıklı bir 20'li yaş haline
[1:05:36.599] yakın tutmak. Tabii bu birebir aynı olacak demek değil. Elinden geleni
[1:05:41.520] yaparsın. Yaşlanma kaçınılmaz tabii. Sonuçta ölümsüz değiliz. Ama benim
[1:05:46.359] hedefim bu yine de belki daha iyi bir seçenek
[1:05:48.720] olabilir. Vajinal yoldan kullanım konusunda bir jinekologla konuşuyordum.
[1:05:54.160] Aynı zamanda cinsel sağlık alanında da çalışıyor. Yani kadınlarda cinsel
[1:05:59.559] hayatla ilgili sorunlarda destek veriyor. Onun söylediğine göre aktif
[1:06:05.559] cinsel hayatı olan kadınlar vajinal progesteronu çok tercih etmiyor. O
[1:06:11.240] yüzden bana göre rektal kullanım daha uygun bir seçenek olabilir.
[1:06:15.599] Evet bu konu sık sık gündeme geliyor. Mesela vajinal DHA fitilleri var. Yani
[1:06:21.359] böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormon olan DHA'yı içeriyor ve her gece
[1:06:26.799] kullanılması gerekiyor. Ya da vaginal östrojen kremi kadınlar haftada iki kez
[1:06:32.599] aplikatörle ya da benim bir parça krem dediğim şekilde uyguluyor ama yarısı
[1:06:37.240] dışarı akıyor. Açıkçası bunlar uzun vadede pek tercih edilen şeyler değil.
[1:06:42.359] İnsanlar bunu sürekli yapmak istemiyor. O yüzden vajinal östrojen kremi için ben
[1:06:47.039] şöyle diyorum. dozu böl ve çoğu gün her gün olmasa da az miktarda alıp vajinanın
[1:06:52.520] içine yayarak sür. Vajina aslında bir deri gibi düşün. Elinde kuruluk olsa
[1:06:57.000] kremi sürersin, üstüne bırakmazsın. Burada da aynı mantık. Parmaklarınla
[1:07:01.960] sanki bir servikal kap ya da menstrüel disk yerleştiriyormuş gibi içeri girip
[1:07:06.240] kremi her yere yay. Böyle yaparsan akma da olmaz, rahatsızlık da olmaz. Vajinaya
[1:07:11.559] yerleştirilen şeyler. Mesela progesteron partner için zararlı değil ama yine de
[1:07:16.359] birçok kişiye pek konforlu gelmiyor. Rektal kullanımda ise durum farklı. Eğer
[1:07:20.960] dışkı kaçırma gibi bir problemin yoksa progesteron da dışarı kaçmaz. Biraz
[1:07:25.319] kayganlaştırıcı kullanabilirsin. Ben genelde aloe vera jel öneriyorum. Küçük
[1:07:29.880] bir fitili içeri yerleştiriyorsun. zaten çok derine gitmiyor. Kolayca yerleşiyor.
[1:07:34.440] Gece boyunca çözülüyor ve dışarı akma olmuyor. Bu yönteme karşı ilk başta
[1:07:38.880] çekincesi olan ama bunu aşıp deneyen kişiler genelde çok memnun kalıyor.
[1:07:43.480] Emilim de çok iyi. Hatta kanda ulaşılan seviyeler vajinal yola göre daha iyi
[1:07:48.039] oluyor. Burada rahimden ilk geçiş dediğimiz etki de olmuyor. Bu etkiyi
[1:07:52.760] kısırlık tedavisi yapan doktorlar ister. Çünkü embriyonun tutunması için rahim iç
[1:07:57.480] tabakasını maksimum düzeyde hazırlamak isterler. Ama bizim amacımız embriyo
[1:08:02.079] yerleştirmek değil. Biz sadece sağlıklı bir adet döngüsünü taklit etmeye
[1:08:06.119] çalışıyoruz. Zaten yumurtalıkların doğal olarak ürettiği progesteron da doğrudan
[1:08:11.599] rahme gitmez. Kana karışarak tüm vücuda dağılır. Bu yüzden bu açıdan bakınca
[1:08:17.080] rektal yol daha fizyolojik bir yöntem ve aslında düşündüğünden çok daha kolay.
[1:08:22.520] Yeter ki zihinsel bariyeri aş. Bence gerçekten çok iyi anlattık. Doktor
[1:08:27.319] Görş, çok teşekkür ederim. Bu benim için oldukça progresif bir podcast oldu ama
[1:08:32.520] aynı zamanda gerçekten göz açıcıydı. Hatta anlattığın hücresel mekanizmalar
[1:08:38.560] yüzünden hormonları nasıl kullandığımı yeniden düşünmeye başlayabilirim.
[1:08:43.759] Şimdiye kadar hiçbir doktorun hastasına progesteronu döngüsel verirsek şu açıdan
[1:08:50.560] faydası olur ya da dozu artırırsak vücutta şu etkileri görürüz şeklinde
[1:08:57.080] açıkladığını duymadım. Genelde sadece seviyeler konuşuluyor ama bunun kişide
[1:09:02.199] ne yaptığı anlatılmıyor. Küçük bir ekleme yapayım. Progesteronu
[1:09:06.199] ağızdan aldığında kanda oluşan seviyeler gerçekten çok düşük oluyor ve bunu
[1:09:11.480] ölçmek de oldukça kolay. Ama progesteron sadece rahimle ilgili bir hormon değil.
[1:09:16.679] Kemik yapan hücreleri yani osteoblastları uyarır. Kemik yapımını
[1:09:20.839] destekler. enflamasyonu azaltır. Sinir sistemi üzerinde koruyucu etkisi vardır.
[1:09:27.120] Miyelin üretimine katkı sağlar. Yani sinirlerin etrafındaki koruyucu kılıf
[1:09:32.560] oluşmasına yardımcı olur. Mitokondrilerde de görev alır. Nitrik
[1:09:37.120] oksit üretimini artırır. Yani vücudun birçok farklı noktasında etkisi var.
[1:09:43.040] Ağızdan alındığında seviyeler düşük kaldığı için bir yandan fazla
[1:09:48.199] allopregnanolon oluşur. Yani iyi bir şeyin fazlası ters etki yaratabilir.
[1:09:53.799] Diğer yandan da aslında ihtiyacın olan progesteronu yeterince alamazsın. Oysa
[1:09:59.280] progesteron diğer hormonlarla birlikte çalışan ve vücutta pek çok önemli rolü
[1:10:05.199] olan bir hormon. Ben açıkçası çok uzak olmayan bir gelecekte progesteronun cilt
[1:10:12.400] üzerinden kullanılabilen bir formunun çıkacağına inanıyorum. En büyük isteğim
[1:10:17.360] de bu. Cilde sürülen bir krem düşün. Üstelik progesteron cilt için de
[1:10:22.600] faydalı. Eğer düzenli ve güvenilir şekilde emilen bir form
[1:10:26.960] geliştirilebilirse rektal ya da vajinal kullanım gibi
[1:10:31.239] konular da ortadan kalkar. Bence bu gerçekleşecek. Araştırmacılar ve
[1:10:36.640] geliştiriciler mutlaka bunun üzerinde çalışacaktır. Şu ana kadar çok
[1:10:41.320] geliştirilmemiş olmasının nedeni de basit. İnsanlar zaten ağızdan alıyordu
[1:10:46.960] ve memnundu. O yüzden krem yapalım diye bir ihtiyaç doğmadı.
[1:10:51.800] Aslında Türkiye'de progesteron kremleri yapan birkaç eczane var.
[1:10:57.600] Aslında emiliyor ama henüz standart bir ürünün olmamasının nedeni şu: Düzenli ve
[1:11:03.480] güvenilir şekilde emildiğini kanıtlayan, nereden uygulanacağı, hangi yoğunlukta
[1:11:08.880] olacağı ve rahim koruması açısından yeterli olup olmadığına dair yayımlanmış
[1:11:13.960] güçlü veriler henüz yok. Yani progesteron konusunda hala yapılacak çok
[1:11:18.960] iş var. mikronize edilip kolayca yutulabilir hale geldikten sonra diğer
[1:11:24.000] tüm seçenekler bir süre geri planda kaldı. Adeta unutuldu. Ama şimdi yeniden
[1:11:29.719] o noktaya dönüyoruz. Bu yüzden benim bakış açımı paylaşmama izin verdiğin
[1:11:34.600] için gerçekten çok teşekkür ederim. İnsanların bunu duyması benim için
[1:11:39.320] ederim. Benim için de gerçekten çok öğretici bir sohbet oldu ve eminim ki
[1:11:42.560] pek çok kişi bundan keyif alacak. Zaman ayırdığın için tekrar teşekkür ederim.
[1:11:46.639] Ben teşekkür ederim.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder