Neden Uyuyamıyoruz?
Dr. Sandra Kaufmann, MD
Ayık Kafa podcast’in bu bölümünde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Dr. Sandra Kaufmann, MD. Bir longevity hekimi olan Dr. Kaufmann, Johns Hopkins’te pediatrik anestezi alanında ihtisas yapmış, Joe DiMaggio Çocuk Hastanesi’nde Pediatrik Anestezi Şefi olarak görev yapmış ve The Kaufmann Anti-Aging Institute’ü kurarak yaşlanma bilimi üzerine kapsamlı bir teori geliştiren ödüllü bir tıp doktorudur.

Özet
Her şeyi deniyorsunuz ama yine de uyuyamıyor musunuz? Dr. Sandra Kaufmann, MD, milyonlarca insanın uyku probleminin gerçek sebebini anlatıyor: Hücresel düzeyde bozulan sirkadiyen saat.
Bu bölümde konuşulanlar arasında:
-CLOCK, BMAL, cryptochrome, sirtuin ve NAD’nin 24 saatlik ritmi nasıl yönettiği
-Yaşlanmanın bu proteinleri nasıl azalttığı
-Melatoninin neden sadece uykuya dalmayı sağladığı
-Esra Çavuşoğlu’nun uyku kalitesinin nasıl düzeldiği
-Sirkadiyen ritmi güçlendiren supplement protokolü (selenium, spermidin, fucoidan, NAD, nobilitin)
-Glikoz ve özellikle fruktozun yaşlanmayı nasıl hızlandırdığı
-Şeker hasarını azaltan çok adımlı strateji
-Tip 2 diyabetin hücresel düzeyde nasıl tersine çevrilebildiği
- Dr. Kaufmann’ın hücre bazlı longevity tıbbı ve geleceğin tedavileri gibi konular yer alıyor.
Uyku, yaşlanma, metabolizma veya longevity ilginizi çekiyorsa, bu bölüm biyolojinizi anlamanızı tamamen değiştirecek.
Dr. Sandra Kaufmann, MD:
Web sitesi: https://kaufmannprotocol.com/bio
Instagram: https://www.instagram.com/kaufmannlongevity?utm_source=ig_web_button_share_sheet&igsh=ZDNlZDc0MzIxNw==
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-02:49 Giriş. Dr. Sandra Kaufmann’ın tanıtılması.
02:49-05:44 Neden Uyuyamıyoruz?
05:44-11:54 Sirkadiyen saat nasıl çalışır?
11:54-12:24 Melatonin kakkındaki gerçekler
12:24-13:51 Yaşla birlikte değişen uyku ritmi
13:51-19:18 Esra Çavuşoğlu’nun uykusunu düzelten protokol
19:18-20:33 Hücrelerin yaşla birlikte kaliteli protein üretimini kaybetmesi 20:33-24:17 Sirkadiyen saat. Uyku düzeni, DNA tamiri ve kanser riskinin bağlantısı.
24:17-28:43 Hücre bazlı longevity tıbbı
28:43-30:49 Statin gerçeği ve kolesterol
30:49-35:14 Uyku için takviyeler
35:14-37:00 Glukoz ve fruktozun yaşlanmayı hızlandırması
37:00-45:18 Eksozomlar, plazmaferez ve gen tedavisi
45:18-50:39 Şekeri “hack'lemek”
50:39-52:12 Aldoz redüktaz inhibitörleri
52:12-53:21 Hücresel onarım ile diyabetin nasıl tersine çevrilebildiği
53:21-54:14 AGE temizleyicisi: Laktoferrin
54:14-55:00 Kapanış.
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.280] Uyku ve beslenme bence insanların mücadele ettiği en önemli iki şey bu.
[0:00:06.279] E kimsenin uyumanın biyokimyasal nedenlerinden bahsetmediğini fark ettim.
[0:00:11.000] Yani dışsal olanın yanı sıra biyolojinizin üzerinde de çalışmanız
[0:00:14.599] gerekiyor. Neden uyumamız gerekiyor? [müzik]
[0:00:17.359] Aman tanrım, eğer uyumuyorsanız proteinlerinizi onarmıyorsunuz, DNA'nızı
[0:00:22.439] düzeltmiyorsunuz demektir. Ve böylece zamanla sisteminiz [müzik] dağılır. Hiç
[0:00:26.840] tip 2 diyabeti tersine çevirdiniz mi? Tabii ki. Dışarıdaki gerçekten iyi
[0:00:30.960] insanlar glikoz tüketimlerini azaltacaktır. Ama sistemi
[0:00:33.520] kandırabilirsiniz de. Peki sistemi nasıl kandıracağız?
[0:00:37.800] Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat [müzik] yaşıyorum. Bağımlılık
[0:00:41.879] hastalığı ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, [müzik]
[0:00:45.600] hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,
[0:00:49.559] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,
[0:00:54.120] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son
[0:00:57.920] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım
[0:01:03.199] sohbetler artık her hafta Ayık [müzik] Kafa podcast'tı.
[0:01:07.000] Ayık Kafa Podcast'e hoş geldiniz. Eğer benim gibiyseniz telefon olmadan serin
[0:01:11.280] bir odanız ve özel gözlükleriniz, her şeyi denediğiniz halde hala
[0:01:15.320] uyuyamadığınız geceler mutlaka olmuştur. Sürekli bende ne sorun var diye soruyor
[0:01:20.439] ve rastgele çözümler deniyorsanız bugünkü bölümümüzde doktor Sandra
[0:01:24.360] Kaufman ile nihayet noktaları birleştiriyoruz. Vücudun iç ritmini yani
[0:01:28.479] her hücreye ne zaman uyanacağını, ne zaman dinleneceğini söyleyen Sirka diyen
[0:01:32.680] saati konuşuyoruz. Bu sistem yaş aldıkça yavaş yavaş bozuluyor. Aslında çoğumuzun
[0:01:37.560] uyuyamamasının gerçek sebebi bu. Dinlenmeyi yöneten iç mekanizma düzgün
[0:01:41.560] çalışmıyor. Doktor Kaufman bize bu sistemde tam olarak neyin bozulduğunu ve
[0:01:46.399] en önemlisi hücresel yolları optimize ederek bu doğal ritmi nasıl
[0:01:50.280] onarabileceğimizi anlatıyor. Eğer tahmin yürütmekten yorulduysanız bu bölüm size
[0:01:55.040] sonunda neden uyuyamadığınızı, hangi mekanizmanın çalışmadığını ve bunu
[0:01:59.159] düzeltmek için neler yapabileceğinizi açıklayacak. Ayıkfa'nın bu bölümü Gedik
[0:02:04.479] Eğitim Vakfı katkısıyla sizlere ulaşıyor. 30 yılı aşkın süredir gençler,
[0:02:09.520] çocuklar ve kadınların eğitimine destek veren burslar, projeler ve sosyal
[0:02:13.959] çalışmalarla onların hayallerine ulaşmalarına imkan sağlayan Gedik Vakfı
[0:02:18.400] ile bu yolculukta birlikte olduğumuz için gurur duyuyoruz. Eğitime yatırım
[0:02:23.440] geleceğe yatırımdır. Siz de Ayık Kafaya konuk olan alanında dünya çapında
[0:02:28.040] başarılı uzmanlara isterseniz orijinal İngilizce kayıtlarıyla, isterseniz
[0:02:33.120] Türkçe çeviriyile ve tamamen ücretsiz şekilde ulaşmaya devam etmek için kanala
[0:02:38.280] abone olun, bölümlere yorum yazın, beğenin ve paylaşın. En güncel bilimsel
[0:02:43.840] verilere dayanan içeriklerimize ulaşmaya devam edebilmek için siz de böylece
[0:02:48.360] destek verin. Doktor Sandra Kaufman İstanbul'a ve
[0:02:52.720] stüdyoma hoş geldin. Burada olmak çok güzel. İstanbul'u çok
[0:02:56.879] seviyorum ve harika bir stüdyom var. Burada olmana çok sevindim. İnsanlar
[0:03:01.360] bizim iki bölümü de çok sevdi. Aslında ben hiç kimseyle art arda iki bölüm
[0:03:06.319] çekmemiştim ama konuşacak o kadar çok şey vardı ki bugün sirka diyen saatten
[0:03:11.959] ve uykudan bahsedeceğiz. Bana sürekli insanlar yazıyor. Çünkü ben uyku
[0:03:16.239] sorunlarımdan sık sık bahsediyorum. Gözlük takıyorum. Şunu yapıyorum. Bunu
[0:03:21.519] deniyorum. İşe yarıyor ya da yaramıyor. Ama sonuçta bu konuda binlerce mesaj
[0:03:26.840] alıyorum. İşte bugün bunların bazılarına değineceğiz.
[0:03:30.760] psikolojik tarafına ya da uyku apnesi gibi fizyolojik taraflara girmeyeceğiz
[0:03:36.040] ama çok önemli bir konudan yani sirka diyen saatten ve neden buna dikkat
[0:03:41.879] etmemiz gerektiğinden bahsedeceğiz. Çünkü insanlara hep söylüyorum dışarı
[0:03:46.959] çıkın, güneşe bakın, biraz dışarıda kalın vesaire. Peki sirka diyen saat
[0:03:53.879] nedir? O çok kapsamlı ve harika bir soru. Sirkadien saat bizim 24 saatlik
[0:03:59.519] döngü halinde değişken bir ritme sahip olmamıza neden olan moleküller ya da
[0:04:04.360] biyolojik süreçlerdir. İnsanlar genellikle uykunun duygusal bir şey
[0:04:08.760] olduğunu, kafada bittiğini ya da çeşitli dış etkenlere bağlı olduğunu düşünür ama
[0:04:14.159] aslında hepsi biyokimyasaldır. Peki tam olarak ne işe yarıyor?
[0:04:22.000] Yani bizi uykuya yönlendiren iki protein var. Biri clock proteini ki adı
[0:04:27.240] gerçekten harika. Diğeri ise Bal. Adı o kadar havalı değil. Bu iki protein hücre
[0:04:32.680] içi çekirdek içinde üretiliyor ve birbirine bağlanıyor. Buna eşleşme
[0:04:36.400] deniyor. Sonra bu ikili tekrar çekirdeğe dönüyor ve EBOX adı verilen bir bölgeyi
[0:04:41.000] aktive ediyor. Bu da iki başka proteinin Cryptocchrom yani Cı ve period yani pa
[0:04:47.000] proteinlerinin üretilmesini sağlıyor. Bu iki protein de eşleşip çekirdeğe geri
[0:04:51.639] dönüyor ve ilk seti yani Clock ve BML1'in aktivitesini kapatıyor. Böylece
[0:04:56.240] sürekli tekrarlayan bir açık kapalı açık kapalı döngüsü oluşuyor ve bu döngü
[0:05:01.280] yaşamın boyunca devam ediyor. Vücudunun bu proteinleri ne kadar ürettiği ve ne
[0:05:05.639] kadar süre aktif kaldıkları uyku düzenini kontrol ediyor.
[0:05:09.479] Bu keşif Nobel ödülü almış değil mi? Evet doğru. İnsanların uyuması
[0:05:13.479] gerektiğini milyonlarca yıldır biliyorduk ama bunun arkasındaki
[0:05:16.479] mekanizmayı gerçekten anlamamız 2017'de oldu ve işte bu keşifleriyle o yıl Nobel
[0:05:21.440] ödülü kazandılar. Peki neden uyumamız gerekiyor?
[0:05:24.960] Harika bir soru. Uykuya ihtiyacımız var. Çünkü genlerimizin yaklaşık %40'ı yani
[0:05:31.120] protein üretimi biz uyurken gerçekleşiyor. Yani uyumuyorsan
[0:05:36.560] proteinlerini onaramıyorsun, DNA'nı tamir edemiyorsun ve zamanla vücudun
[0:05:41.759] çökmeye başlıyor. Ve görünen o ki sirka diyen saat insan
[0:05:46.880] vücudunun ritmini oluşturuyor. Evet, kesinlikle öyle Esra. Aslında
[0:05:52.319] vücudundaki her hücrenin timus ve testisler hariç ki ikimizde de yok.
[0:05:56.120] Kendi iç saati vardır. Yani vücudundan bir hücre alıp küçük bir petri kabına
[0:05:59.759] koysan o hücre kendi başına açık, kapalı, açık kapalı şeklinde ritmini
[0:06:03.440] sürdürür. Ama bu ritmin düzgün işlemesi için her şeyin beyindeki hipotalamusta
[0:06:07.560] bulunan ana orkestra şefi tarafından kontrol edilmesi gerekir. Bu ana saat
[0:06:11.360] sinyaller göndererek vücuttaki tüm hücre saatlerini senkronize eder. Böylece
[0:06:15.039] hepsi aynı zaman diliminde aynı ritimle çalışır.
[0:06:17.639] Vücudumuzda bu ritme ihtiyaç duyan şeyler tam olarak neler?
[0:06:22.680] Bu ritme ihtiyaç duyan o kadar çok şey var ki. Kardiyovasküler sistem bile bu
[0:06:27.080] ritme bağlı çalışıyor. Kalp atış hızının sabah ve gece farklı olması bunun bir
[0:06:31.479] örneği. Hormonlar dalgalanıyor, kan basıncı değişiyor. Kortizol seviyeleri
[0:06:35.680] de öyle. Yani büyük ihtimalle metabolizmanın neredeyse tamamı sirka
[0:06:40.400] diyen saatle birlikte ritmik bir şekilde çalışıyor.
[0:06:44.039] Peki bu ritim tamamen bozulduğunda ne oluyor? Yani senin gibi doktorlar mesela
[0:06:51.120] sen de doktorsun ve eminim gençken yani belki şimdi değil ama o zamanlar
[0:06:56.440] hastanede çalışırken uykusuz geçen gecelerin olmuştur. Sonra eve gidip
[0:07:02.160] gündüz uyumaya çalışırsın. İşte o durumda vücudun saati tamamen şaştığında
[0:07:08.400] ne oluyor? Harika bir soru. Kısa vadede bu duruma
[0:07:11.960] bir şekilde dayanabiliyorsun ama kendini berbat hissediyorsun. Uzun vadede ise
[0:07:15.960] yapılan araştırmalar gece vardiyasında ya da düzensiz vardiyada çalışan
[0:07:19.560] insanların hastalık ve ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu
[0:07:23.599] kişilerde diyabet, osteoporoz ve kalp damar hastalıkları görülme riski
[0:07:27.160] belirgin şekilde artıyor. E hatta yapılan çok önemli bir çalışmada gece
[0:07:31.599] boyunca yoğun yapay ışığa maruz kalan şehirlerde yaşayan kadınlarda meme
[0:07:35.720] kanseri riskinin önemli derecede arttığı gösterilmiş.
[0:07:38.720] Uçaklarda ya da hastanelerde falan değil. Doğrudan şehirde mi?
[0:07:41.520] Evet. Fazladan ışığa maruz kalırsınız. Diyelim ki New York'ta Times meydanında
[0:07:45.240] yaşıyorsunuz. Yani eğer Tim Square gibi ışıkların hiç
[0:07:48.720] sönmediği bir yerde yaşıyorsan ve iyi uyuyamıyorsan bir kadın olarak meme
[0:07:53.199] kanseri riskin çok daha yüksek oluyor. Evet böyle bir çalışma biliyordum ama
[0:07:57.919] ben onun uçuş görevlileri üzerinde yapıldığını sanıyordum.
[0:08:01.120] Aslında bu konuda pek çok araştırma yapıldı. Birçoğu da bu riskin olduğunu
[0:08:06.960] gösteriyor. Evet. Aynı zamanda uçuş görevlileri için
[0:08:09.800] de var. Kesinlikle. Çünkü onların sirka diyen
[0:08:12.800] ritimleri ciddi şekilde zorlanıyor. Bize tüm ritmi açıklayabilir misin?
[0:08:16.759] Nasıl çalışıyor? Hipofiz ve hipotalamus tarafından
[0:08:19.440] kontrol edilen bu sistemde az önce bahsettiğimiz gibi hücreler clock ve B
[0:08:24.560] mal adlı iki protein üretmeye başlar. Bu proteinler belirli süreçleri aktif hale
[0:08:29.599] getirir ve sen uyanık olursun. Aynı zamanda kendi aktivitelerini kapatacak
[0:08:34.320] proteinlerin üretimini de başlatırlar. Yani yine o açık kapalı açık kapalı
[0:08:38.959] döngüsü oluşur. Bununla birlikte iki ek protein daha devreye girer. ROR alfa ve
[0:08:44.839] Rev. Eee bunlardan biri hücre döngüsünü hızlandırır, diğeri ise yavaşlatır.
[0:08:50.360] Böylece sistemin hassas ayarı yapılabilir. Yani bu ritmi kontrol etmek
[0:08:54.399] mümkün olur. Tüm bunların üzerinde bir kontrol katmanı daha vardır. O da
[0:08:58.600] sirtuinler tarafından sağlanır. Özellikle sirtuin 1 ve sirtuin 6 önemli.
[0:09:03.519] Her ikisi de çekirdekte bulunuyor. Sirtuin 1 hücre içi dengeyi yani
[0:09:07.519] hücresel homeostazı genel olarak düzenliyor. Sirtuin 6 ise daha çok uyku
[0:09:11.959] ve DNA onarımı ile ilgili. E bu sirtuinlerin düzeyleri de NAD seviyeleri
[0:09:16.519] tarafından kontrol edilir ve NAD seviyeleri de doğal olarak gün içinde
[0:09:20.279] dalgalanır. NAD gerçekten çok ilginç bir molekül çünkü sirken şekilde üretilir ve
[0:09:25.360] aynı zamanda sirkadiyen ritimleri yönlendirir. İşte bu yüzden insanlara
[0:09:29.560] genellikle büyük dozdav yoluyla nad takviyesi yaptırmamalarını öneriyorum.
[0:09:34.680] Çünkü bu doğal sirka diyen dengeni bozabilir. Bir saniyeliğine tekrar o
[0:09:39.399] merkeze ana saate dönmek istiyorum. Çünkü önümde prezantasyonda daha önce
[0:09:44.160] farkına varmadığım bir şey dikkatimi çekti. Gündüz güneş ışığının uyarıcı
[0:09:49.040] olduğunu biliyordum ama burada gördüğüm şey gündüzün baskılayıcı, gecenin ise
[0:09:54.360] uyarıcı olduğuna dair podcas'te konuk olan birçok kişi arasında ışık uzmanı
[0:09:59.880] demek istemem ama mavi ışığa hassasiyeti olan kişiler için özel gözlükler
[0:10:05.320] tasarlayan biri vardı. Ondan bir şey öğrendim ve sanırım bu öğrendiğim bir
[0:10:10.480] sonraki soruyla da bağlantılı olabilir. Şöyle ki insanlar gün boyunca dışarıda
[0:10:16.800] güneş gözlüğü taktıklarında gözlerini doğal güneş ışığına maruz bırakmamış
[0:10:21.680] oluyorlar. Dolayısıyla beyinleri de bu ışıktan sinyal alamıyorlar. Sonra akşam
[0:10:27.360] eve döndüklerinde stüdyo tipi parlak mavi tonlu ışıkları açıyorlar ve o
[0:10:32.920] ortamda oturuyorlar. Bu durumda e melatonin üretimi baskılanıyor. Yani
[0:10:38.120] vücut gece geldi uyku sinyalini alamıyor. Bunu biraz daha detaylı
[0:10:43.079] anlatabilir misin? Bu sistem tam olarak nasıl işliyor? Melatonin, ışık ve diğer
[0:10:49.279] çeşitli şeyler tarafından yönlendirilir. Buna The Guybers deniyor. Yani dış
[0:10:54.160] uyaranlar. Yani ışıklı bir ortamda olduğunuzda melatonin salgısı kapanır ve
[0:11:00.839] karanlık bir durumda ise melatonin açılır ve melatonin SC'de yani hücrenin
[0:11:07.440] tüm dalgalanmalarını düzenleyen suprakiazmatik çekirdekte döngüyü
[0:11:12.519] başlatır. Yani dediğin gibi gündüz güneş gözlüğü ve gece çok fazla ekstra ışıkla
[0:11:19.000] oynadığınızda vücudunuzun gece ve gündüzü algılama şeklini kesinlikle
[0:11:24.120] bozuyorsunuz. Bu da kesinlikle melatonin seviyelerini ve uyku döngünüzü bozacak
[0:11:29.639] diğer çeşitli uyarıcıları etkiler. Belki yanlış hatırlıyor olabilirim ama sanırım
[0:11:34.560] bir podcastte ya da başka bir yerde şöyle bir şey duymuştum. Gündüz dışarıda
[0:11:39.720] olduğumuzda melatonin topluyoruz ya da depoluyoruz ve hava karardığında bu
[0:11:44.880] melatonin salınıyor. Bu doğru mu? Gerçekten böyle mi işliyor? Vücut
[0:11:48.760] melatonini sürekli üretir. Çünkü öyle bir anda hadi yapalım denilecek bir şey
[0:11:53.240] değildir. Sonuçta bu bir proteindir. Sentezlenmesi gerekir. Ama haklısın.
[0:11:57.440] Melatonin gerektiğinde salınır ve o zaman aktif hale gelir. Melatoninle
[0:12:01.040] ilgili ilginç olan şey şu: Seni uyutan şeydir ama uykuda kalmanı sağlayan şey
[0:12:05.200] değildir. Birçok insan milyonlarca hatta yüz milyonlarca kişi uyuyabilmek için
[0:12:10.240] melatonine ihtiyaçları olduğunu düşünüyor. Ama ben senden öğrendim ki
[0:12:14.600] melatonin aslında sadece uykuya dalmana yardımcı oluyor. Uykuda kalmanı
[0:12:19.160] sağlamıyor. Aynen öyle. Seni uykuda tutmuyor. Ve bu doğru. Gençken çok fazla
[0:12:24.480] melatonin üretirsiniz. Yaşlandıkça bu üretim gitgide azalır.
[0:12:27.600] Peki neden? Çünkü vücudunuz melatonin üretilmesi
[0:12:32.040] için ihtiyacı olan şeyleri üretmeyi bırakır.
[0:12:35.639] Yani bu da onlardan biri. Tabii gençken melatonin takviyesi alırsan biraz
[0:12:39.560] faydasını görürsünüz ama zaten gençken pek ihtiyacınız olmaz. Yaşlandıkça
[0:12:44.000] melatonin takviyesi çok daha faydalı olur. Gençken ise farklı bir durum
[0:12:47.519] vardır. Fazla melatonin alırsan vücut bunu olumsuz bir geri bildirim olarak
[0:12:51.320] algılar. Yani vücudun zaten yeterince melatonin olduğunu düşünür ve kendi
[0:12:55.320] üretimini azaltır. Bu yüzden gençlere genelde melatonin almamalarını öneririm.
[0:12:59.800] Tabii gerçekten almak istiyorlarsa o başka.
[0:13:03.560] Genç derken kaçlı yaşlar? 25 yaş ve 6 gibi.
[0:13:06.959] İlginç. Çünkü başka bir konuk da bana melatoninin asla olumsuz bir etkisi
[0:13:10.360] olmadığını söylemişti. Öyle mi dedi? Ama kesinlikle yağ etkisi
[0:13:13.360] var. Ancak yaşlandıkça ve buna ihtiyaç duyduğunuzda almanızda hiçbir sakınca
[0:13:17.560] yoktur. Aslında fazla melatonin almak vücut için çok faydalı. serbest
[0:13:21.279] radikalleri temizliyor ve vücutta birçok harika etki yaratıyor. Bu yüzden
[0:13:25.360] bazıları dayanabildiğin kadar al diyor. Ben de şahsen 20 miligrama kadar
[0:13:30.360] denedim. Yaklaşık 6 ay sürdü ama o kadar sersemlemiştim ki işe yaramadı. O yüzden
[0:13:34.800] dozu düşürdüm. Şimdi her gece 5 ilile 10 miligram arasında alıyorum.
[0:13:38.480] Yani ihtiyacın mı vardı yoksa sadece istediğin için mi?
[0:13:41.480] Sadece almak istediğim için ama aslında buna ihtiyacım yok ama faydalı olduğunu
[0:13:45.680] biliyorum. Bir alışkanlık haline geldi ve artık yaşlandım. Bu yüzden alıyorum.
[0:13:51.079] Sanırım hikayemi podcast'te seninle paylaşmamıştım. Çünkü bu kısa Instagram
[0:13:57.519] videolarını yeni yeni çekmeye başladım. Aslında podcast'ten önce senin bir
[0:14:02.880] konuşmanı dinlemiştim. Sahnede yaptığın o konuşmaydı. Tamam iyi bir hekim dedim
[0:14:08.839] kendi kendime. İşte ben bu kadına nasıl daha iyi uyuyabilirim diye sorayım.
[0:14:14.759] Sonra sen bana sadece uykuya özel birkaç takviye önerdin ve bunların işe
[0:14:20.680] yarayacağından oldukça emindin. Gerçekten de işe yaradı. O dönemde
[0:14:25.720] geceleri çok tuhaf bir şekilde 5 kez uyanıyordum. Neredeyse her saat başı.
[0:14:31.880] Hayatımda herhangi bir değişiklik yapmamıştım. Sadece yaş ilerliyordu.
[0:14:36.519] Eskiden uykum çok farklıydı. Tam bir gece kuşuydum. 2'ye 3'e kadar ders
[0:14:41.480] çalışırdım. Okulda da hep geç açılan bir öğrenciydim. Yüksek lisans yaparken de
[0:14:47.079] aynıydı. Biraz dikkat dağınıklığım var. O yüzden hem etrafımın hem zihnimin
[0:14:52.759] tamamen sakin olması gerekiyor ki odaklanabileyim. Bu yüzden sabaha kadar
[0:14:58.079] çalışır, sabah 10'a kadar uyurdum. Bu düzen benim için gayet iyi gidiyordu.
[0:15:03.639] Ama yavaş yavaş uyanma saatim önce 9'a sonra 8'e kaydı. O zaman ne oluyor bana
[0:15:10.800] diye düşünmeye başladım. Artık 23te yatamıyordum. Çünkü uykuya gerçekten
[0:15:16.519] ihtiyacım vardı. İlginçtir ki en kaliteli uykum hala sabah 5:30'dan
[0:15:23.240] sonrasında oluyor. 9'da yatamıyorum ama farz edelim 9'da yattım ve 5'te uyandım.
[0:15:30.160] Yine de dinlenmiş hissetmiyorum. 5 ile 7 arası o zaman dilimi benim için çok
[0:15:36.839] önemli. O saatlerde uyuduğumda gerçekten iyi hissediyorum. Sonra uyanma saatim
[0:15:44.000] 7'ye kadar geriledi ve artık ben mahvoldum, uykusuz yapamıyorum noktasına
[0:15:50.160] geldim. Aç kalabiliyorum ama uykusuzluk bana çok zor geliyor. Uykum tamamen
[0:15:55.560] dağılmıştı. Toparlayamıyordum. Ama sen bana hangi takviyeleri almam gerektiğini
[0:16:00.680] söyledikten sonra geceleri uyanma sayım 2'ye en fazla 3e indi. Yatmadan hemen
[0:16:07.600] önceye kadar su içiyorum. O yüzden birkaç kez uyanmam normal sayılır.
[0:16:12.680] Takıntılı değilim ama yüzüğümle uykumu takip ediyorum. Derin uyku ve RAM
[0:16:19.279] sürelerimin her biri 1 bu5 saate kadar uzadı. Şimdi çok daha dinlenmiş
[0:16:24.720] hissediyorum. Peki Sandra biz ne yapmıştık? O zaman
[0:16:28.560] yaşla birlikte vücudunun üretmeyi bıraktığı tüm proteinlerin üretimini
[0:16:32.759] yeniden artırdık. Peki bunu nasıl yaptık? Pek çok şey farklı etkiler
[0:16:36.839] yaratabilir ama benim basit formülüm şu: B mal 1 ve clock genlerini artırmak için
[0:16:42.120] selenyum ve spermidin kullanıyoruz. Senin selenyum seviyelerinin zaten
[0:16:46.519] yüksek olduğunu biliyorum ama biri için durum böyle değilse selenyumla başlamak
[0:16:50.920] harika bir adım olur. Selenyum gerçekten müthiş bir mineral. Çünkü araştırmalar
[0:16:56.319] DNA onarım hızını artırdığını gösteriyor. En ilginç yanıysa DNA'nın
[0:17:00.959] gece onarılması. Yani uykunu iyileştirerek sadece daha iyi
[0:17:05.079] uyumuyorsun. Aynı zamanda DNA onarımını da artırıyorsun. Bu gerçekten harika bir
[0:17:10.079] durum. Sirtuinleri artırmaya gelince sirtuin 1'i aktive eden iki ana bileşik
[0:17:15.319] var. Resferatrol ve pterostilben. Sirtuin 6 içinse fukoidan etkili. Bu
[0:17:20.880] bileşik Japon deniz yosunundan elde ediliyor. Sende de fuko'dan kullanmaya
[0:17:25.280] başladık ve sanırım ne yediği seviyeni de biraz değiştirdik.
[0:17:31.039] Şeyleri de ekledik mi? Neleri?
[0:17:33.280] Enemn veya En ekledik mi? Evet. Evet.
[0:17:37.080] Tamam. İşte tüm bunları yaparak uykunu kontrol eden tüm protein seviyelerini
[0:17:40.200] yükselttik. Şimdi hatırladım. Bu senin Dave Asp'in
[0:17:43.200] programında portakal kabuğu meselesinden bahsettiğin bölümü dinlemiştim. O sırada
[0:17:47.640] ne portakal kabuğu mu ne işe yarıyor ki diye düşündüm. Sonra bir başka konuşmanı
[0:17:51.880] dinledim. Orada portakal kabuğunun ne işe yaradığını anlatıyordun.
[0:17:55.520] Portakal kabuğu çok faydalı. İçinde gerçekten etkileyici bileşenler bulunur.
[0:18:00.400] Bunlardan biri Nobiliin. Nobiliin ROR alfa agonisti olarak görev yapar. Yani
[0:18:06.480] ROR seviyelerini artırır ve bunun sonucunda Bal Clock Period Cryptochrom
[0:18:11.720] sisteminin ritmik salınımlarını güçlendirir. Yaş aldıkça bu biyolojik
[0:18:15.559] dalgaların genliği azalır. Portakal kabuğu ise içerdiği nobilitin sayesinde
[0:18:20.440] bu genliği yeniden yükselterek seni eski dengesine yani gençlikteki ritmine geri
[0:18:25.600] döndürür. Bunları sadece kan tahliline dayanarak
[0:18:29.679] yapmak mümkün değil. Daha çok anekdota dayanan bir açıklama gibi. Benim
[0:18:33.080] zorlandığım nokta da bu. Evet, doğru. Şu anda bunların hiçbirini
[0:18:37.559] ölçmenin bir yolu yok. Hiçbir şekilde. Bu ne yazık ki üzücü bir durum ama
[0:18:42.280] zamanla bunu yapabileceğimizi düşünüyorum. Güninity bir dönem Sir Twin
[0:18:46.600] bir ölçümü yapabiliyordu. Ancak bildiğim kadarıyla artık o testi piyasadan
[0:18:51.200] kaldırdılar. Diğer sirtuin türlerini ise şu an ölçemiyoruz. NAD seviyesini bir
[0:18:56.919] ölçüde tespit etmek mümkün ama bu da oldukça zorlu bir süreç. Ve tabii ki
[0:19:01.080] henüz biyolojik saat proteinlerini de ölçmemiz mümkün değil.
[0:19:06.559] Hiçbir ölçüm yok mu? Hayır. Yani şöyle, eğer bir araştırma
[0:19:09.840] çalışmasının içindeysen ve örnekler özel olarak laboratuvarlara gönderiliyorsa
[0:19:12.679] muhtemelen ölçülebilir. Ama genel bir birey için yani sıradan biri açısından
[0:19:15.840] bakıldığında bunu yapmak mümkün değil. Yani demek istediğin şu mu? Yaşlandıkça
[0:19:21.400] bu proteinleri üretme veya düzgün çalıştırma yeteneğimizi mi kaybediyoruz?
[0:19:27.840] Kesinlikle öyle. Her hücre aslında bir fabrikadır ve bu fabrikanın görevi
[0:19:32.360] protein üretmektir. Hangi tür hücre olduğuna bağlı olarak ürettiği protein
[0:19:36.200] de değişir. Örneğin böbrek hücresi böbreğe özgü proteinler üretir.
[0:19:40.320] Karaciğer hücresi de karaciğere özgü olanları. Eee, güzel haber şu ki tüm
[0:19:44.679] hücreler sirkadien proteinlerini de üretir. Ancak zamanla hücreler
[0:19:48.440] işlevlerini yitirmeye başlar. ya yeterli miktarda protein üretemezler ya da
[0:19:52.640] ürettikleri proteinlerin kalitesi düşer. Bu proteinler glikasyona uğrayabilir,
[0:19:57.120] oksitlenebilir ya da başka şekillerde zarar görebilir. Yani eğer yeterli
[0:20:01.280] miktarda protein üretemiyorsan veya üretilen proteinler hasarlıysa doğal
[0:20:05.600] olarak hücresel sistem de verimli çalışmaz. Longevity protokolünün amacı
[0:20:10.080] da tam olarak budur. Hücrelerinin en iyi durumda olmasını sağlamak. Böylece
[0:20:14.039] ihtiyaç duyduğun tüm proteinleri kaliteli şekilde üretebilmek ve onları
[0:20:17.600] olabildiğince koruyabilmek. Bunun için proteinlerin glikasyona ya da oksidas
[0:20:22.080] uğramamasını sağlamaya çalışıyoruz. Sonuçta hedefimiz hücresel sistemini
[0:20:26.159] yeniden ayarlayarak onu yaşlı birinin sisteminden çok yaklaşık 30 yaşındaki
[0:20:30.159] birinin sistemi gibi çalışır hale getirmek. Peki sirka diyen ritmin
[0:20:34.280] telomerler üzerindeki etkisi ne? Bu gerçekten çok ilginç. Sirka diyen
[0:20:39.600] ritme olan ilgim aslında dolaylı yoldan başladı. Çünkü başlangıçta başka
[0:20:44.440] biyolojik süreçleri anlamaya çalışıyordum. Telomer uzunluğumu nasıl
[0:20:48.559] optimize edebileceğimi çözmeye takmıştım resmen. Sonunda şu sonuca vardım. Aşırı
[0:20:54.240] uzun telomerler faydalı değil. Çok kısa telomerler de kesinlikle zararlı. Önemli
[0:20:59.760] olan dengeli, sağlıklı uzunlukta telomerleri koruyabilmek ve görünüşe
[0:21:05.159] göre bu sadece NAT tarafından değil aynı zamanda biyolojik saat proteinleri
[0:21:09.840] tarafından da kontrol ediliyor. O noktada dedim ki eğer uyumuyorsam sadece
[0:21:15.240] berbat hissetmekle kalmıyorum. Aynı zamanda uykumu düzenleyecek clock
[0:21:19.960] proteini yeterince üretmiyorum. Bu da telomerlerime zarar veriyor. Sirka diyen
[0:21:25.039] proteinlerle ilgili ilginç olan şey onların ek görevleri de olması. Örneğin
[0:21:30.679] klak proteini özellikle dikkat çekici çünkü terti yani bu telomeras
[0:21:35.360] sistemindeki ana enzimlerden birini aktive ediyor. Ayrıca heterokromatin
[0:21:40.360] proteini 1 alfa adı verilen bir proteinin üretimini de artırıyor. Bu
[0:21:44.919] protein çekirdekteki DNA'nın stabilitesini güçlendiriyor ve DNA'yı
[0:21:49.520] yoğunlaştırma, heterokromatin oluşturma kapasitesi sağlıyor. Bu süreç DNA'nın
[0:21:55.039] yapısını koruyor ve DNA kaynaklı kanser riskini azaltıyor. Yani tekrar
[0:22:00.559] söyleyeyim, uyumadığında hastalanma ve erken ölüm riski artar. Çünkü vücudun
[0:22:06.279] başka görevleri yerine getiren bu proteinleri üretemez.
[0:22:10.880] Peki süper uzun telomerlerin neden faydalı olmadığını söyler misin?
[0:22:14.880] Telomeraz denen yapı aslında dev bir enzim kompleksi. Telomerler fazla
[0:22:19.520] uzadığında sistem onları kendiliğinden keser. Bu yüzden belli bir uzunluğun
[0:22:23.600] ötesine uzamalarının hiçbir anlamı yoktur ve işe yaramaz. Fakat telomerler
[0:22:27.880] aşırı kısaldığında, özellikle yaklaşık 500 baz çifti biriminin altına indiğinde
[0:22:32.600] telomeras kompleksi ya da daha doğru ifadeyle çoğalma kompleksi DNA'nın
[0:22:36.840] üzerine oturamaz. Bu gerçekleşmediğinde DNA çoğalamaz ve hücre bölünmesi
[0:22:41.440] yapılamaz. Bu nedenle kimsenin aşırı uzun yani süper uzun telomerleri
[0:22:46.080] bulunmaz. Asıl önemli olan, çok uzun olmayan, çok da kısalmayan,
[0:22:49.919] oksitlenmeyen ve glikasyona uğramayan sağlıklı, orta uzunlukta telomerlere
[0:22:54.520] sahip olmaktır. Onları uzatmanın bir yolu var mı? Çünkü Bill Andrews
[0:22:59.000] yaptığımız hiçbir şeyin telomerlerimizi gerçekten uzatmadığını düşünüyor.
[0:23:03.400] Ben de aynı görüşteyim. Telomerleri uzattığımızı sanmıyorum. Aslında onları
[0:23:06.840] koruyoruz. Hem de oldukça iyi koruyoruz. Çünkü bunun için yapılabilecek
[0:23:10.880] milyonlarca var. Gerçi milyonlarca demeyelim de ama telomer uzunluğunu
[0:23:14.960] stabil tutan bir düzine etkili yöntem var.
[0:23:18.000] Yaşlanmayla birlikte bu ritmin nasıl değiştiğinden bahsediyorduk. Bunu biraz
[0:23:23.480] açar mısın? Şimdi şöyle. İnsanlar yaş aldıkça
[0:23:27.640] uykularının bozulduğunu ve uyku düzenlerinin kaydığını hisseder. Bu
[0:23:32.000] yüzden akşam yemekleri erkene çekilir. Çok erken yatmaya başlanır ve çok da
[0:23:37.400] erken kalkılır. Yani bütün ritim öne doğru kayar. Uyku kalitesi düşer, uyku
[0:23:43.720] süresi de kısalır. İlginç olan şu: BMAL ve Clock genlerinin ölçümleriyle
[0:23:49.799] insanların uyku düzenlerini aynı grafikte üst üste koyduğunda iki çizgi
[0:23:54.640] neredeyse birebir aynı çıkar. Bu da yaşlanmayla görülen uyku sorunlarının
[0:23:59.880] aslında bu genlerdeki değişimlerden kaynaklandığını çok net gösterir.
[0:24:04.679] Yani evet bence de yaşla birlikte her şeyin kaydığı çok açık ve gerçekten
[0:24:09.440] ilginç. Bugün düzenlediğim özel etkinliğimizde seni dinlerken yine aynı
[0:24:15.039] şeyi düşündüm. Longevity tıbbını anlatış biçimin, hücrelere bu kadar odaklanman
[0:24:21.279] gerçekten dikkat çekiciydi. Çünkü pek çok doktorla konuşuyorum. Onların
[0:24:27.080] yaklaşımı daha genel. Kolesterol, bağırsak sağlığı, tiroidler, aklına ne
[0:24:34.039] gelirse hepsine birlikte bakıyorlar. Sen de elbette bunlara bakıyorsun ama odak
[0:24:40.279] noktan çok daha farklı. Bizim konuştuğumuz şey üzerinden gidersek sen
[0:24:46.840] hücrenin içinde olanı düzelttiğinde geri kalanların büyük kısmının
[0:24:52.840] kendiliğinden yoluna gireceğine inanıyorsun. Tabii kişi tamamen abur
[0:24:58.120] cuburla beslenmiyorsa işte bu nedenle sen buna lonceviti tıbbı
[0:25:03.159] diyorsun. Kesinlikle söylediğin gibi benim
[0:25:08.840] yaklaşımım hücre temelli. Farklı şeylere farklı merceklerden bakıyoruz ve
[0:25:14.039] geleneksel tıp organlara odaklanıyor. Akciğerler için göğüs hastalıklarına
[0:25:18.640] gidiyoruz. Kalp için kardiyoloğa, cilt için dermatoloğa. Benim bakış açım ise
[0:25:23.679] hücre biyoloğu olarak başladığım için önce hücrelere yönelmek gerektiği. Çünkü
[0:25:29.039] tüm hücreler temelde benzer sorunlara sahip. Bu sorunları düzelttiğinde tıbbi
[0:25:34.360] problemlerin büyük bir bölümünü de düzeltmiş olursun. Temel hücreleri
[0:25:38.440] iyileştirdikten sonra tiroidine, kalbine ya da başka bir organa özel olarak
[0:25:43.720] bakabilirsin. Ancak birçok problemin kökeninde zaten hücresel işlev
[0:25:48.720] bozuklukları yer alıyor. En sevdiğim örneklerden biri şöyle. Mitokondrine
[0:25:53.799] baktığında sirtuin 3 onun hangi enerji kaynağını kullanacağını belirler. Glüoz
[0:25:59.640] mu kullanacağım, lipit mi kullanacağım? Bunu nasıl yöneteceğim gibi. Sirtuin ü
[0:26:04.559] seviyeleri düşmeye başladığında ki bu genelde 35 yaş civarında olur. Bir anda
[0:26:09.159] eskisi kadar lipit yakmadığını görürsün. Yakılmayan lipitler damarlarında
[0:26:13.240] dolaşmaya başlar. Bu da neye yol açar dersen ateroskleroza. Yani mitokondriyi
[0:26:18.320] düzgün çalışır hale getirdiğinde teorik olarak kardiyovasküler sağlığını da
[0:26:22.520] iyileştirirsin. Bu gerçekten büyüleyici. Çünkü aynı şey
[0:26:26.600] senin de söylediğin gibi çok farklı merceklerden açıklanabilir.
[0:26:31.520] Tabii ki. Tabii ki. Hem hücre biyoloğu hem de batı tıbbında eğitim almış bir
[0:26:36.360] hekimim. Bir anestezi uzmanıyım. Yani fizyolojiyle ve onun tüm detaylarıyla
[0:26:40.640] sürekli içeyim. Longevity hekimi olarak da şunu söyleyebilirim. Biz nelerin
[0:26:45.840] karşımıza çıkacağını biliyoruz. O yüzden bunları mümkün olduğunca erkenden
[0:26:49.960] önlemeye çalışıyoruz. Yani kan tahlillerine bakmak gerekir.
[0:26:53.640] Ama çoğu zaman kişinin yaşından da aşağı yukarı neler olup bittiğini anlarsın.
[0:26:58.880] Hatta bazen bakmana bile gerek kalmayabilir. Diyelim ki bu kişiler
[0:27:04.000] senin hastaların ve onları her ay görüyorsun. sağlıklarını iyileştirmeye
[0:27:08.760] çalışıyorsundur zaten. Ama biri herhangi bir yaşta mesela 60 yaşında geliyor ve
[0:27:15.520] sen onun sağlık geçmişini, fiziksel durumunu, duygusal durumunu iyice
[0:27:21.200] değerlendiriyorsun. Böyle olunca nelerin eksik olduğunu büyük ölçüde
[0:27:25.399] söyleyebilirsin. Kesinlikle. Hatta tıp fakültesinde ve
[0:27:28.520] genç bir doktor olarak eğitim alırken bize her zaman şunu öğretirler. Sağlık
[0:27:31.960] öyküsü yani hastanın anlattığı hikaye tanının en önemli kısmıdır. Gerçekten
[0:27:36.080] öyledir. Mesela biri, "Ailemde herkesin kolesterol sorunu var." diyorsa evet
[0:27:40.200] onun da kolesterol sorunu olduğunu bilirsin. Yaşlı insanlara baktığında
[0:27:44.080] gözlerinin altında beyazımsı, sarımsı birikimler oluştuğunu görüyorsan onların
[0:27:48.240] yüksek kolesterolü olduğunu hemen anlarsın. Göbek çevresindeki yağlanmaya
[0:27:52.039] bakarsın. Bu genelde sirtuin 1'in düşük çalıştığını gösterir. Nasıl
[0:27:55.880] yürüdüklerine bakarsın, aktivite düzeylerine bakarsın ve osteoporoz
[0:27:59.559] riskini tahmin edersin, inme riskini tahmin edersin. Tabii ki her şeyi tahmin
[0:28:03.120] edemezsin. Bu yüzden bazı şeylere mutlaka bakarız. Ben özellikle başlangıç
[0:28:06.919] testlerini yorumlama konusunda iyiyim. En azından öyle olduğunu düşünüyorum.
[0:28:09.960] Böbrek fonksiyonlarının iyi olduğundan emin olmak isterim. Karaciğer
[0:28:12.960] fonksiyonlarının iyi olduğundan emin olmak isterim. Kanama zamanının normal
[0:28:15.919] olduğundan emin olmak isterim. Çünkü ilaç veya takviye vermeye başlamadan
[0:28:19.159] önce her şeyin dengede olduğunu bilmek isterim. Ondan sonra neyin hatalı
[0:28:22.399] olduğunu anlayabilirim. Lipit paneli nasıl? Daha da önemlisi oksid LDL nasıl?
[0:28:26.519] Tiroid nasıl? Enflamasyon seviyeleri nasıl? Ve çoğu zaman tahmin edersin
[0:28:30.200] zaten fazla kilolu insanlar enflamasyonludur. Diğerleri genelde
[0:28:33.480] değildir. Yaş aldıkça enflamasyon artar. Ama söylediğin tamamen doğru. Genelde
[0:28:38.640] fizik, muayene ve hastanın hikayesi sana hemen her şeyi anlatır.
[0:28:43.559] Biraz statinlerden de bahsetmiştik. Peki senin bu konudaki düşüncen ne? Bence
[0:28:49.840] statinlerin çok iyi yönleri var ve çok kötü yönleri de var. Statinlerin yaptığı
[0:28:54.559] şey kolesterol üretmek için gerekli enzimleri bloke etmektir. Yani daha az
[0:28:59.640] kolesterol üretirsin. E sorun şu ki o yolakta ihtiyaç duyduğun çok fazla şey
[0:29:04.200] var. Mesela koenzim Q1 o yolakta bulunur. Squalendi o yolakta bulunur. Bu
[0:29:08.880] yüzden statin kullanan kişiler genelde iki şey yaşar. Birincisi koenzim Q10
[0:29:13.880] eksikliği nedeniyle enerji düşüklüğü. İkincisi, squalen üretemedikleri için
[0:29:18.720] çok kuru bir cilt. Ayrıca statin kullanan kişilerde bir eksiklik daha
[0:29:22.880] olur. Çünkü seks hormonlarını üretmek için kolesterole ihtiyaç vardır. Bu da
[0:29:27.279] ayrı bir problem. Öte yandan statinler kolesterolü düşürür. Bu da bazı
[0:29:31.640] durumlarda gerçekten önemlidir. Ayrıca statinlerin kök hücrelere iyi geldiğini
[0:29:35.919] gösteren bazı bulgular da var. Yani her şeyin artısı ve eksisi var. Birinin
[0:29:40.760] yüksek lipit seviyesini değerlendirirken veya tedavi etmeye çalışırken aslında
[0:29:45.200] iki seçenek vardır. Ya üretimi azaltırsın ki statinlerin yaptığı budur
[0:29:49.840] ya da kullanımını artırırsın. Bu yüzden kişiye göre karar veririm. Çoğu zaman
[0:29:54.559] statin vermeyelim derim. Bunun yerine mesela fenofibrat kullanabiliriz.
[0:29:59.080] Böylece üretimi kısmadan lipit kullanımını artırırız ve üretimin
[0:30:03.120] azalmasının yol açtığı sorunlarla uğraşmayız.
[0:30:05.559] Anladığım kadarıyla bu bir ilaç. Naringenin maddesinin de kolesterol ve
[0:30:10.480] kan yağları üzerinde etkili olduğunu duydum.
[0:30:13.159] Naringenin gerçekten harika bir bileşik. Kolesterolü düşürür, kemik oluşumunu
[0:30:16.960] artırır. Üstelik naringenin aslında portakal kabuğundan elde edilir. Yani
[0:30:20.519] portakal kabuğu kullandığında bir sürü güzel fayda da beraberinde gelir.
[0:30:24.120] Kırmızı maya pirincinden daha iyi gibi görünüyor ya.
[0:30:29.080] Evet. Kırmızı mayada bulunan enzim statinlerdekiyle tamamen aynıdır. Bu
[0:30:33.519] yüzden etkisi de aynıdır. Sadece daha zayıftır. Lipit yani kan yağı
[0:30:36.880] seviyelerine gerçekten iyi gelen bir diğer şey de çörek otu yağıdır. İçinde
[0:30:41.039] bir bileşik var. Evet. Ve gerçekten inanılmaz etki ediyor.
[0:30:44.880] Günde 1500 miligram aldığında kan yağlarında belirgin bir iyileşme
[0:30:48.519] görürsün. O zaman izleyicilerimize biraz da şundan
[0:30:51.880] bahsedelim. Uyku için hangi takviyeleri kullanabilirler? Bu BMOL, clock,
[0:30:56.880] sirtuinler, ned, AMPK ve ROR gibi mekanizmalar sonuçta uykuyu da
[0:31:01.919] etkiliyor. Bunlar düzgün çalıştığında uyku kalitesi de yükseliyor. O yüzden
[0:31:07.559] bunları desteklemek için neler kullanılabilir? Gel biraz bundan
[0:31:11.639] bahsedelim. Evet, kesinlikle. Bimal ve clock'u optimize etmek için selenyum ve
[0:31:17.679] spermidin kesinlikle gerekli. Sirtuin aktivasyonu için resferatrol veya
[0:31:22.720] piterostilben kullanılır. Bu seçim lipit paneline göre yapılır ve ardından
[0:31:28.159] fukoidan kesinlikle gerekli. Bu sirtuinleri destekler. En döncülü de
[0:31:33.240] olmazsa olmazdır. Nemen veya NR olabilir ya da ortaya çıkan başka seçenekler de
[0:31:39.279] var. ROR alfa için ise Nobitin kullanılır. Burada ilginç bir başka
[0:31:44.639] seçenek de Neoruskogenin. E peki nedir o? Bu tavşan kirazı olarak
[0:31:50.200] bilinen bitkide bulunan gerçekten çok iyi bir protein. En büyük faydası iç
[0:31:55.120] organların hareketini sağlayan düz kas hücrelerini artırır.
[0:31:58.919] Bu ne anlama geliyor? Düz kaslar kan damarlarının çevresinde
[0:32:02.840] bulunur. Bu yüzden hemoroid ya da varis sorunu olanlar için bu bileşik gerçekten
[0:32:08.639] çok işe yarar. Biri bana, "Hemoroidlerim yüzünden perişanım, uyuyamıyorum."
[0:32:14.679] dediğinde onlara neuskogenin öneririm. Yani kas hipertrofisini yani büyüyüp
[0:32:21.480] gelişmesini destekliyor ama iskelet kası gibi büyük kaslar için değil. Çünkü bir
[0:32:26.080] an panikledim, yanlış anladım sandım. Düz kas yani temelde sadece damarların
[0:32:32.639] etrafındaki kasları etkiliyor. Burada Metformini AMP kinaz düzenlemesi
[0:32:38.840] ile bağdaştırıyorsun. Yani sen bunu kan şekerini düzenlemek için vermiyorsun.
[0:32:44.480] Doğru mu? Hayır aslında Metformin pek çok şey yapar. Harika bir ilaçtır.
[0:32:49.720] Aklına gelebilecek her şeyi yapıyor gibi. O kadar fazla etkisi var ki. Hatta
[0:32:54.360] o kadar yaygın ki bazen ilaç olduğunu bile unutuyorum. Ama bu kategoride
[0:32:59.039] Metforminin yaptığı şey şu. Mitokondrilerindeki elektron taşıma
[0:33:02.960] zincirini ayırıyor. Bu da vücudunun daha az enerji varmış gibi algılamasına yol
[0:33:07.720] açıyor. Yani daha az ATP üretiliyor. Bunun sonucunda daha fazla AMP oluşuyor.
[0:33:13.919] Bu da AMP kinazın aktive olduğunu gösteriyor ve olay kabaca böyle işliyor.
[0:33:19.240] Bunun yaptığı şey ise vücuda bir tür kış uykusu moduna geç sinyali vermek. Bu da
[0:33:24.799] uyumana yardımcı oluyor. Yani metformin daha pek çok şey yapar. Bağırsak
[0:33:29.480] mikrobiyotanı değiştirir. Karaciğerin glikozu işleme şeklini değiştirir. Çok
[0:33:34.480] fazla şeyi etkiler. Bu yüzden son derece faydalı, çok amaçlı bir ilaçtır.
[0:33:41.200] Evet. Bunların hepsini kullanıyor olmama sevindim. Çünkü uykum gerçekten düzeldi.
[0:33:47.159] Şimdi sana başka bir şey sorayım. Sanırım uyku konusunun çoğunu konuştuk.
[0:33:52.080] Yani aslında şunu söylüyoruz. Normalde yaş aldıkça bu süreçler zayıflıyor.
[0:33:57.799] Doğru mu? Bazı insanlarda ise zayıflamıyor. Bu da şu anlama geliyor.
[0:34:02.960] Sanırım bunu sen mi söylemiştin yoksa başka biri mi şimdi tam hatırlamıyorum
[0:34:07.480] ama nüfusun %10'unun çok iyi genetiği var. Uzun ve sağlıklı yaşıyorlar. Bir
[0:34:14.200] %10'un da berbat genetiği var. Sürekli hasta oluyorlar. Geri kalan %80 ise
[0:34:20.320] ortalama sagliga sahip. Uyku da buna benziyor gibi. Bir %10 yaşlanıyor ama
[0:34:26.079] yine de geceleri gayet iyi uyuyor. Bir başka %10 gençliğinden beri uyku sorunu
[0:34:32.000] yaşıyor. Geri kalan büyük grup için de eee doğru anladıysam yaşla birlikte bu
[0:34:38.599] uyku problemleri ortaya çıkıyor diyorsun.
[0:34:42.399] Yani söylediğin şey aslında benim matematik ve istatistikte öğrendiğime
[0:34:46.520] çok benziyor. Hayat bir çan eğrisi gibi değil mi? İnsanların çoğu ortada
[0:34:51.480] kümeleniyor. Bazıları kenarlarda kalıyor ve çok azı spektrumun en uç noktalarında
[0:34:56.879] oluyor. Bu da aslında o 10 1080 dağılımına uyuyor. Yani insanların %80'i
[0:35:01.920] yaşlandıkça benzer şekilde etkileniyor. Bu kesinlikle doğru. Yaşlanınca uyku
[0:35:06.720] sorunları yaşamaya başlıyorlar. Çünkü bu sürecin doğal bir parçası. İyi haber şu
[0:35:10.960] ki bunlar tedavi edilebilir şeyler. Stüdyoya girmeden önce konuşurken şunu
[0:35:16.560] söylemiştin. İster ışık olsun ister olmasın belli bir yaşa geldiğinde bu
[0:35:22.720] bozulmuş hücresel sistemleri düzeltmezsen
[0:35:27.119] üst üste ü tane gözlük taksan bile uyuyamazsın.
[0:35:32.400] Yani insanlar farklı nedenlerle uyuyamaz. Eğer gençsen ve tüm
[0:35:36.599] sistemlerin düzgün çalışıyorsa onları düzeltmeye çalışmanın hiçbir etkisi
[0:35:40.960] olmaz. Çünkü ortada bozuk bir şey yoktur. Eğer yaşlıysan ve uykusuzluğunun
[0:35:45.920] nedeni gerçekten buysa o zaman bu yöntem işe yarar. Ama yaşlıysan ve başka
[0:35:50.960] sorunlar da eşlik ediyorsa, gözlüklerini doğru zamanda taksan da, ışığı doğru
[0:35:55.440] zamanda kapatsan da tüm bu biyokimyasal anormallikler devam ettiği sürece yine
[0:36:00.440] uyuyamazsın. Benim bu konunun derinine inmeye başlamamın nedenlerinden biri de
[0:36:04.880] buydu. Uykuyla ilgili birçok uzmanın konferansına gittim. Hepsi şunu
[0:36:08.960] söylüyordu: "Odanın ısısını düşür. ışık seviyesini ayarla, yemek yeme, şunu yap,
[0:36:14.319] bunu yap. Ve bir noktada fark ettim ki kimse uykunun biyokimyasal nedenlerinden
[0:36:19.040] bahsetmiyor. Her şey sadece zeyt geber yani dış uyaranlar üzerineydi. İnsanlar
[0:36:24.040] sürekli dış faktörlere odaklanıyor. İç mekanizmaları kimse konuşmuyordu. Bu
[0:36:27.920] yüzden hem içsel süreçleri hem de dışsal faktörleri birlikte ele almak gerekiyor.
[0:36:32.359] Eee, temel çıkarım bu. Mesela bazen öyle yerlere gidiyorum ki klimaları düzgün
[0:36:37.640] çalışmıyor ve sıcak bir ortamda uyumak benim için gerçekten çok zor oluyor. Bu
[0:36:43.160] aslında gençken böyle değildi. Yani yaş aldıkça her şey değişiyor. 30'lu
[0:36:48.480] yaşlarda bence insan daha kolay uyum sağlıyor.
[0:36:52.400] Aynen öyle. 30'lu yaşlarda yağmur altında karton kutunun üstünde bile
[0:36:55.520] uyursun hiç fark etmez. Ama bu durum yaş ilerledikçe zorlaşıyor.
[0:36:59.640] Peki Sandra en son konuştuğumuzdan beri epey zaman geçti. Longevity alanında
[0:37:07.079] ufukta ne gibi yenilikler var? Tabii olmaz mı? Her zaman yeni bir şey
[0:37:12.160] var. En heyecan verici şeyler neler? Mesela
[0:37:17.560] bence artık bizim rutin olarak yaptığımız uygulamalar insanlar
[0:37:20.319] tarafından çok daha normal karşılanmaya başladı. Mesela hastalarıma ayda bir ya
[0:37:24.000] da 3 ayda bir egzozom infüzyonu almaları gerektiğini söylüyorum. Ve şu anda bunu
[0:37:27.520] yaptıran o kadar çok kişi var ki hepsi de çok memnun ve bu yöntem hızla
[0:37:30.760] ilerliyor. Bence buna plazma ferez eklemek bir sonraki büyük adım olacak ve
[0:37:34.160] bunun daha kolay ulaşılabilir hale gelmesi gerekiyor. Temel fikir şu:
[0:37:37.560] Vücuttaki kötü toksinleri, mikroplastikleri, yanlış katlanmış
[0:37:40.480] proteinleri ve diğer zararlı maddeleri dışarı alıyorsun. Yani önce vücudu
[0:37:44.040] temizliyorsun, ardından da tüm iyi bileşenlerle yeniden dolduruyorsun. Bu
[0:37:47.480] bir anlamda parasbiyoz modelini taklit etmek gibi. Bunun ötesinde elbette muuz
[0:37:51.880] hücreleri üzerinde de çalışıyoruz ama bu konuda neredeyse hiç deneyimim yok. Yani
[0:37:56.640] bu da eee ufukta görünen bir şey. Oraya doğru ilerliyoruz. Gen terapisi
[0:38:01.079] konusunda ise henüz tam olarak o noktaya geldiğimizi düşünmüyorum ama bazı
[0:38:05.079] ilerlemeler kaydediyoruz. Gen terapisine ne diyorsun?
[0:38:09.480] Henüz bunu kontrol etmenin bir yolu olmaması endişe verici. Hücrelere
[0:38:13.599] çeşitli proteinler üretmeleri için gen ekleyebiliyoruz. Fakat bu eklenen şeyler
[0:38:18.359] gerçekten genomun bir parçası olmadığı için yeterli ya da yeterli değil diye
[0:38:23.079] ayarlama yapma imkanımız yok. Ben Patrick Stevel'la yaptığım Ayık Kafa
[0:38:27.920] podcastinde şunu öğrenmiştim. Senin gen setlerini ölçüyorlar. Özellikle de
[0:38:32.960] lonceviti ile ilgili klasik genleri. Sonra da neye ihtiyacın varsa ona göre
[0:38:38.280] bir şeyler veriyorlar. Ama senin de söylediğin gibi bu alan o kadar yeni ki
[0:38:43.520] gerçekten işe yarayıp yaramadığını kimse tam bilmiyor. Mesela folistatin gibi
[0:38:48.920] şeyleri ölçebiliyorsun. Folistatin seviyeni artırmak için bir gen
[0:38:52.800] ekletebilirsin ama ne kadar folistatin üreteceğini kontrol etme şansımız yok.
[0:38:58.280] Yani mesela bunun dalgalanıp dalgalanmadığını bile bilmiyoruz. Belki
[0:39:03.200] de sirka diyen bir protein. Fakat geni eklediğinde aslında doğrudan genomuna
[0:39:08.640] yerleşmiyor. Çekirdeğe gidiyor ve o proteini üretiyorsun ama normalde olması
[0:39:13.240] gereken aç kapa mekanizmaları orada bulunmuyor. Yani o proteini üreteceksin.
[0:39:18.040] Fakat gerektiği zaman gereken miktarı üretmeyebilirsin ve üretimi azaltman
[0:39:22.400] gereken zamanda da bunu azaltamayabilirsin.
[0:39:25.160] Eksik olan şey işte bu kontrol mekanizmaları.
[0:39:28.720] Şimdi daha iyi anladım. Yani aslında sen şunu diyorsun. Biz burada sistemin nasıl
[0:39:33.800] çalıştığını konuştuk ya. Melatonin açılır kapanır, başka şeyler sürekli
[0:39:37.520] açılır kapanır. Biyoloji böyle çalışıyor diyorsun. Beden sürekli aynı maddeyi tek
[0:39:42.480] bir sistemde boşaltmaz. Sen de diyorsun ki eğer bu gen terapilerinden biri o
[0:39:48.599] geni, o proteini sürekli salgılıyorsa bu başka sistemlerde zararlı olabilir ve
[0:39:53.960] bunun neye yol açacağını da henüz bilmiyoruz.
[0:39:58.280] Aynen öyle. Evet. Tamam. Peki bir de ben FDA onaylı birkaç
[0:40:03.400] gen terapisi var diye biliyorum. Evet, hiçbir şeyi üretemeyen kişiler
[0:40:07.440] için onaylanmış gen terapileri var ve bu gayet mantıklı. Mesela bir çocuk protein
[0:40:11.599] X'i üretmesini sağlayan genden yoksun doğuyorsa ve bunu hayatı boyunca
[0:40:15.440] üretmesi gerekiyorsa bu tedavi harika bir çözüm olur. Ama bildiğim kadarıyla
[0:40:19.760] longevity amacıyla onaylanmış hiçbir gen terapisi yok. O noktaya geleceğiz.
[0:40:23.839] Kontrol mekanizmaları da gelişecek. Sadece henüz o aşamada değiliz.
[0:40:27.560] Peki Rapamis'in hakkında ne düşünüyorsun?
[0:40:31.560] Rapamisini çok tercih etmiyorum. Neden?
[0:40:36.560] Çünkü MTOR aslında vücutta yapım süreçlerinden sorumlu. MTOR yolağı AMP
[0:40:41.720] Kinaz yolağının tam tersine çalışıyor. İkisi de enerji ve besin seviyelerini
[0:40:45.960] ölçüyor. Ama biri vücudu tasarruf moduna alırken diğeri yapım ve onarım
[0:40:50.040] süreçlerini başlatıyor. Yani MTOR sistemi bir şeyleri inşa eden taraf.
[0:40:54.720] Rapamis'in verilen fareler fiziksel olarak gerçekten daha iyi görünüyor. Bu
[0:40:58.480] doğru. Fakat çalışmaların detaylarını okuduğunda şunu görüyorsun. Hızlı
[0:41:02.560] yenilenmesi gereken hücreler rapamisin altında bunu başaramıyor. Mesela
[0:41:06.520] hipokampus hücreleri iyi çalışmıyor. Bağırsak hücreleri de aynı şekilde iyi
[0:41:10.520] performans göstermiyor. Bu yüzden insanlar şöyle demeye başladı.
[0:41:14.520] Ya biraz rapamisini almak belki bana iyi gelir. Yani haftada bir gün ya da iki
[0:41:19.359] haftada bir gün birkaç miligram almak gibi. Ama bunun cevabı şu. Bunlar
[0:41:24.079] tamamen rastgele tahminler ve bu beni endişelendiriyor. Çünkü hipokampus benim
[0:41:28.680] hafızam demek. Eğer sonsuza kadar yaşar da hiçbir şeyi hatırlamazsam bunun bir
[0:41:33.960] anlamı yok. Tabii kesinlikle.
[0:41:36.240] Yani buna değmez. Kısmi AMP kinaz aktivatörü olan her şey aynı zamanda
[0:41:42.480] MTOR'u da kısmen baskılıyor. Örneğin Metformin Mtor'u kısmen devre dışı
[0:41:48.040] bırakıyor. Bana göre bu Memptor'u gerçekten kontrollü bir şekilde
[0:41:52.680] kapatabileceğimiz aşamaya gelene kadar fazlasıyla yeterli. Evet. Bu alanda
[0:41:58.520] izlediğim ve okuduğum şeylerde şunu fark etmeye başladım. Eskiden rapamisini
[0:42:04.359] haftada bir düzenli olarak alan insanlar artık bunu farklı aralıklarla
[0:42:09.760] kullanıyor. Mesela 2 ayda bir ya da 45 ayın sadece bir ayında alıyorlar. Yani
[0:42:18.040] her hafta düzenli kullanımı bıraktılar. Büyük ihtimalle de bu sebepten insanlar
[0:42:24.040] en uygun dozu ve en doğru zamanı bulmaya çalışıyor. Ama bunun cevabı şu: Henüz
[0:42:29.000] bilmiyoruz. Zaten her gün verdiğimiz her karar aslında bir risk fayda hesabı.
[0:42:33.839] Kahvaltıda ne yediğin, ne zaman spor salonuna gittiğin, paranı nereye
[0:42:38.119] yatırdığın, hangi bankayı seçtiğin hepsi bir risk fayda hesabı. Rapamis'in de
[0:42:43.079] aynı şekilde değerlendirilmeli. Hafızan ya da başka sağlık sorunların konusunda
[0:42:47.839] ne olacağını bilmemek buna değer mi? İşte benim yaklaşımım bu yüzden son
[0:42:52.160] derece temkinli. Ama sen kendine o kadar temkinli
[0:42:56.240] değilsin. Yook, hiç değilim. 13 tane birden ilaç
[0:42:58.880] alıyorum. Ama risk fayda hesabı yaptığımda onların benim için değerli
[0:43:02.280] olduğuna karar verdim. Rapamisinin ise buna değmediğini düşünüyorum.
[0:43:05.800] Glüoz tüketimi hakkında konuşabilir miyiz? Çünkü ben tatlı çok seviyorum,
[0:43:10.160] sen de seviyorsun. Ama bugün anlattıklarında insanları glukozla
[0:43:15.520] fruktoz arasındaki fark konusunda uyardın. Neden birinin diğerinden daha
[0:43:20.359] iyi olduğunu ve hangi müdahaleleri yapabileceğimizi anlattın? Önce şuradan
[0:43:25.680] başlayayım. Glukoz ya da fruktoz neden bizim için kötü? Vücudumuzda ne oluyor?
[0:43:31.559] Evet. Tabii güozu çok basit bir modelle anlatayım. Glüoz yapışkandır. Mesela
[0:43:37.960] nasıl bir lolipop kazağına falan değdiğinde yapış yapış olursa işte
[0:43:42.359] içeride de aynı şekilde yapışır. Dokularına yapışır. Bunu age'ler
[0:43:46.760] şeklinde yapar. Bu kısaltmayı çok seviyorum çünkü age yani yaş anlamına
[0:43:51.160] geliyor ama açılımı ileri glikasyon son ürünleri yani advanced glycation and
[0:43:55.720] products. Bu tam olarak şudur. Bir glikoz molekülü ya da fruktoz. Aslında
[0:44:00.720] herhangi bir yapışkan şeker oksidatif koşullarda bir proteinle birleşir.
[0:44:05.240] Zamanla okside olur. Genelde demir gibi bir ağır metalin varlığında o proteinin
[0:44:10.079] üzerine bir yumru yapışır. Yani protein artı glukozun bir parçasından oluşan bir
[0:44:15.319] kütle gibi o proteini işlevsiz hale getirir. Vücudun o proteini üretmek için
[0:44:20.520] çok uğraşmıştır ama bu glikasyon yüzünden protein bir anda işe yaramaz
[0:44:24.240] olur. Bu da tabii çok kötü bir şey. İkincisi, ager vücutta çok güçlü bir
[0:44:29.319] şekilde enflamasyon yani bir tür iltihap oluşturur. Zaten hepimiz yaş aldıkça
[0:44:34.640] daha fazla enflamasyon biriktiriyoruz. Bu yüzden bu hiç iyi değil. Bir de
[0:44:38.880] dokuları bozuyorlar. Uzun ömürlü dokulara yapışıp onlara zarar
[0:44:42.559] veriyorlar. En net örnek kolajen. Eğer kemik kolajenine yapışırsa kemiklerin
[0:44:47.359] zayıflar. Yaşlandıkça kırık riskin artar. Cildin zamanla sarkmasının en
[0:44:52.200] büyük nedenlerinden biri de budur. Çünkü kolajen yapısı bozulur. Yani gerçekten
[0:44:57.680] berbat. Peki hangi şeker daha kötü? Herkes glukozu suçlar ama fruktoz
[0:45:02.680] glukozdan 7 ila 10 kat daha zararlı. Bu yüzden bu işin uzmanları glüoz
[0:45:07.559] tüketimini azaltır. Ama seninle benim gibi glikoz konusunda çok da örnek
[0:45:11.960] olmayanlar için sistemi hacklemenin yani aslında kandırmanın bazı yolları var.
[0:45:18.359] Peki sistemi nasıl hackleriz?
[0:45:29.000] Yapabileceğin ilk şey bağırsaklarında emilen glikoz miktarını azaltmak.
[0:45:33.040] Karbonhidratlar önce küçük parçalara ayrılır. Sonra bu küçük parçalar glikoz
[0:45:36.559] ve fruktoz gibi basit şekerlere dönüştürülür ve bunlar vücuduna taşınır.
[0:45:40.000] Değil mi? Bu işlem sindirim sistemindeki iki enzimle gerçekleşir. Alfa amilaz ve
[0:45:44.559] alfa glukozidaz. Güzel olan şu ki bu iki enzimi engelleyebilirsin. Böylece
[0:45:48.800] karbonhidrat yediğinde onlar basit şekerlere parçalanmaz ve sen de onları
[0:45:52.280] emmezsin. Hiç mi? Hiç. Ama bunun bir yan etkisi var tabii.
[0:45:56.000] Her şeyin bir yan etkisi olduğu gibi. O da deli gibi gaz çıkarmana neden olması.
[0:45:59.160] Çünkü şu oluyor. Sen o karbonhidratları parçalamadığın için bağırsak
[0:46:02.000] mikrobiyotana resmen ziyafet vermiş oluyorsun. Onlar da oo ekmek
[0:46:05.280] karbonhidrat diye bayram ediyor. Bu maddeleri onlar fermente ediyor. Bir
[0:46:08.079] sürü metan üretiyorlar ve sen de çok fazla gaz çıkarıyorsun. Yani bu enzimi
[0:46:11.400] tamamen engellemek istemezsin. Sadece biraz azaltırsın. Çünkü tamamen bloke
[0:46:15.240] eden ilaçlar da var. Mesela agarboz gibi. Ama aynı etkiyi yapan başka
[0:46:18.920] maddeler de bulunuyor. Benim en sevdiğim ise klorojenik asit. Kahvede çok fazla
[0:46:23.440] vardır. Yani yeşil kahve çekirdeği.
[0:46:27.319] Aynen. Ve bunu yapan pek çok doğal madde de var. Bu birinci adım. Yani içeri
[0:46:31.880] giren şeker miktarını azaltmak. Peki karbonhidratları tamamen mi
[0:46:37.440] düşürür? Hayır. %60 70'ini. Ve diğer muhtemelen
[0:46:41.480] 30 40'ına beynimiz için, enerjimiz için ihtiyacımız var.
[0:46:45.599] Evet. Karbonhidratları tamamen azaltmazsın. Sadece biraz düşürürsün o
[0:46:48.520] kadar. Ayrıca glükoneogenezi azaltan başka şeyler de var. Vücudunun glikoza
[0:46:52.359] ihtiyacı olduğunda karaciğerde depolananı parçalar ve kana glikoz
[0:46:55.440] verir. Bunu da çeşitli enzimlerle yavaşlatabilirsin. Bu da oldukça güzel
[0:46:58.839] bir yöntem. Peki o sistem nasıl çalışıyor? Yani
[0:47:02.200] yediğinde bağırsaklarında metabolize mi oluyor?
[0:47:06.400] Yani fazladan glikoz depoluyorsun. Aa tamam. Vücut her zaman fazladan bir
[0:47:09.559] şeyleri depolar. Ya yağ olarak ya da karaciğerde. Kısa vadeli depolananlar
[0:47:13.359] karaciğere gider. Uzun vadeli olanlar yağa. Vücudun enerjiye ihtiyaç
[0:47:16.960] duyduğunda da bunları kullanarak enerji üretir. Yani bu sistemde glukozu ya
[0:47:22.640] karaciğerden kana çıkmasını engelliyoruz ya da idrarla atılmasını sağlıyoruz.
[0:47:28.920] Öyle mi?
[0:47:32.680] Şimdi bu birkaç adımlı bir süreç. Buradaki amaç kanındaki glikoz miktarını
[0:47:37.119] azaltmak. Tamam. Birincisi içeri giren miktarı sınırla.
[0:47:41.520] İkincisi yeni glukoz üretimini durdur. Bu anlattığında ne demek istiyorsun?
[0:47:47.680] Eğer enerjiyi karaciğerinde depoluyorsan biz bunun glikoza dönüştürülmesini
[0:47:50.760] engelliyoruz. Yani glikonyogenezi bloke etmiş oluyorsun. Bu ikinci adım.
[0:47:53.880] Yapabileceğin bir diğer şey ise glikozu hücrelerin içine yönlendirmek.
[0:47:57.200] hücrelerdeki glüoz reseptörlerini artırabilirsin. Böylece mesela daha
[0:48:00.359] fazla enerji için glikozun kaslara girmesini istiyorsan bunu yapabilirsin.
[0:48:03.680] Reseptörleri artırarak glikozun hücrelere alınmasını güçlendirebilirsin.
[0:48:06.800] O peki bunu nasıl yapıyorsun? Bunu yapabilen bir sürü reçetesiz
[0:48:11.160] takviye var. 8 hatta 10 tane kadar seçenek mevcut. Yani oldukça kolay. Ama
[0:48:14.640] şöyle bir durum da var. Eğer fazla glikoz alırsan ve egzersiz yapmazsan bu
[0:48:18.400] sefer glikoz yağ hücrelerine gider. Ş yani bunu biraz planlayarak yapmak
[0:48:23.720] gerekiyor. Yani aslında her şeyin doğru yere gitmesi için süper planlanmış
[0:48:27.800] olması gerekir. Evet bu başlı başına bir protokol. Çok
[0:48:31.079] sistemli bir yaklaşım ve en sevdiğim kısım ki bunu daha önce konuşmuştuk.
[0:48:35.280] Fazla glikozu idrarla atabilmen. Sodyum glukoz geri alım inhibitörleri yani SGLT
[0:48:41.480] inhibitörleri var. Normalde böbrek tüm glikozu süzer ve sonra tekrar kana geri
[0:48:46.920] alır. Bu ilaç ya da bu ilaç grubundaki maddeler glüozun yeniden kana alınmasını
[0:48:52.440] engeller. Yani glikoz dolaşımda kalır. Vücudunun kullanacağı kadarını
[0:48:57.119] kullanırsın. Böbrek geri kalanını süzer ve sen de idrarla dışarı atarsın.
[0:49:02.640] E bu o kadar garip bir insan vücudu sistemi ki gozu alıyor, süzüyor ama
[0:49:07.760] tekrar sisteminize geri koyuyor. Neden bilmiyorum. Kimse bilmiyor. Belki bir
[0:49:13.200] evrim uzmanı bunu neden yaptığını biliyordur.
[0:49:17.319] Yani glikoz vücutta o kadar çok farklı yoldan dolaşıyor ki onu engellemek için
[0:49:22.520] de bir sürü farklı yolu aynı anda hedef almak gerekiyor. Şimdi tip 2 diyabet ya
[0:49:29.400] da prediyabetten söz edelim. Prediyabetik biri genellikle aynı
[0:49:33.920] şekilde yemeye devam eder. Aman diyabete yakalanabilirim hemen durmalıyım diye
[0:49:38.880] panik yapan neredeyse hiç yok. Ay aynı düzeni sürdürüyorlar ve buradaki esas
[0:49:44.720] hata şu: Tek bir yolağı kapatmaya çalışıyorlar ama glikoz başka
[0:49:49.079] yolaklardan tekrar ortaya çıkıyor. O kadar kurnaz ki bir yerden engelliyorsun
[0:49:54.599] ama o başka bir yerden geri geliyor. Evet. Yani birden fazla şeyi aynı anda
[0:49:59.280] hedeflemen gerekiyor. Şimdi sana favorilerimden birini söyleyeceğim. Buna
[0:50:03.440] kesin bayılırsın. Hani glikozun kötü olduğunu söylemiştik ya fruktozun çok
[0:50:07.559] daha beter olduğunu da konuşmuştuk. Şimdi glukoz hücrelerin içine giriyor.
[0:50:12.359] Özellikle diyabetlilerde. Çünkü kan şekeri zaten yüksek. Hücreye giren
[0:50:17.200] glikoz sorbitol denen bir maddeye dönüşüyor. Sorbitol de suyu mıknatıs
[0:50:21.520] gibi kendine çeken bir şey. Bu yüzden sinir hücreleri çok etkileniyor. Su bu
[0:50:25.799] şekilde hücrenin içine dolunca sinir hücrelerini bozuyor. O yüzden
[0:50:29.559] diyabetlilerde nöropati oluyor. Yani olay şu. Glüoz hücreye giriyor ve
[0:50:34.240] sorbitole dönüşüyor. O vay canına.
[0:50:37.480] Evet. Sonra bu sorbitol fruktoza dönüşüyor. Yani bir yandan ozmozla sinir
[0:50:42.160] hücrelerini bozuyorsun. Bir yandan da glüilasyon etkisi glikoza göre 10 kat
[0:50:47.040] daha yüksek. Bu gerçekten kötü bir yolak. Ama bütün bu süreci yöneten tek
[0:50:51.240] bir enzim var. Adı Aldoz reduktaz. Ve buna karşı geliştirilen bir ilaç var.
[0:50:56.799] Aldoz reduktaz inhibitörü. Bu ilaç o yolakların tamamını bloke edebiliyor.
[0:51:01.440] Yani glikoz kötü. Evet. Fakat sorbitol ve fruktozla kıyaslandığında çok daha
[0:51:05.720] iyi durumda kalıyor. Ben şahsen her gün bir aldoz reduktaz inhibitörü
[0:51:09.640] kullanıyorum. İlginç olan şu: diyabetim yok. Bunu dokuları glikozun
[0:51:13.760] yaratabileceği zarardan, sebebi ne olursa olsun korumak için kullanıyorum.
[0:51:18.079] Ve yeni başlayan katarakta olan birkaç kişiyi tanıyorum. Bu ilaç onlarda o
[0:51:21.559] süreci geri çevirdi. Ben ondan alıyor muyum?
[0:51:25.520] Sanmıyorum ama alabilirsin. Anlamaya çalışıyorum. Çünkü bu iyi bir
[0:51:29.520] şey. Bu tabii insanların gidip saçma sapan şeyleri yemesi gerektiği anlamına
[0:51:33.799] gelmiyor. Ama arada bir kendini şımartmak istersen vay bu gerçekten
[0:51:38.280] inanılmaz. Bence bunu endokrinologlara öğretmek gerekiyor. Çünkü gözlemlediğim
[0:51:42.839] kadarıyla hastalara verdikleri tek şey bir tane bilemedin iki tane molekül
[0:51:48.160] sonra da insanlardan diyet yapmalarını bekliyorlar. Bu insanlar onların
[0:51:52.640] hastası. Evet. Muhtemelen almaları gereken gıdayı azaltıyorlar. Ama yine de
[0:51:57.920] sen burada 4 be tane müdahaleden bahsettin. Belki daha da fazla. Evet.
[0:52:03.079] Yapabileceğimiz bir sürü başka şey daha var aslında. Bambaşka bir set ama evet
[0:52:09.480] durum böyle. E hiç tip 2 diyabeti iyileştirdin mi peki?
[0:52:16.480] Evet tabii ki. Ama diyet ve egzersiz gibi katı kurallar
[0:52:20.599] olmadan hayır. Çünkü insanların kilo vermesini
[0:52:23.200] sağlıyorsun. Hücrelerini optimize ediyorsun. Hastalığa katkıda bulunan
[0:52:27.720] bütün faktörleri değiştiriyorsun. Sonra glüozun verdiği hasarı azaltıyorsun ve
[0:52:33.400] artık diyabet değiller. Yani belki prediyabet düzeyinde olabilirler ama
[0:52:38.000] bence herkes prediyabet aslında. Özellikle yaş aldıkça. Ama evet tip 2
[0:52:43.640] diyabeti iyileştirmek kesinlikle mümkün. Hatta şöyle de söylüyorlar.
[0:52:49.040] Sanırım bunu söyleyen Mindy Pelts preprediyabet diye bir kategori bile
[0:52:54.319] olmalı diyor. Çünkü aslında süreç çok erken yaşta başlıyor. Bu arada eminim
[0:52:59.079] bunu dinleyen insanlar bana mesaj yağdıracak. Bu ilaçlar ne? Neden alalım
[0:53:04.000] ya da neden alamıyoruz diye. Ama bence bazı ilaçların ismini vermemek daha iyi.
[0:53:08.760] Çünkü insanlar gidip de bu ilaç alma işini abartabiliyor. Ama yine de
[0:53:13.960] anlattıkların gerçekten inanılmaz. O zaman en sevdiğim şeyi söyleyeyim şimdi.
[0:53:17.760] Çünkü bu gerçekten çok basit ve herkes yapabilir.
[0:53:20.760] Bir glukoz molekülü ya da vücutta AG'ye dönüşebilen başka herhangi bir molekül
[0:53:25.440] AGE yani ileri glikasyon ürünü haline geldiğinde ve bunlar vücudunda dolaşmaya
[0:53:29.799] başladığında bildiğimiz kadarıyla bunları temizleyebilen tek şey
[0:53:33.079] laktoferin. Laktoferin çok zararsız bir moleküldür.
[0:53:37.359] Ayrıca Amazon'dan bile alabilirsiniz. Önerdiğin belirli bir miligram var mı?
[0:53:44.440] İster çok al istersen az tamamen sana bağlı. Vücutta dolaşıp duruyor. Eğer
[0:53:48.040] demir eksikliğin varsa vücudun demiri doğru şekilde kullanmasına destek
[0:53:50.839] oluyor. Ama çoğu insanda böyle bir eksiklik yok zaten. Asıl önemli etkisi
[0:53:54.160] daha yüksek dozlarda ortaya çıkıyor. Enflamasyonu azaltıyor ve eceleri
[0:53:57.040] temizliyor. Ben buna kendi kendime sihirli ece süngeri diyorum.
[0:54:00.160] Laktoferrini alıyorsun ve hop sonra da idrarla atıyorsun.
[0:54:03.520] Oo bunları yemek saatinde mi alıyorsun yoksa günde bir kez mi almak gerekiyor?
[0:54:11.400] Günde bir kez olur. Günde bir kez alabilirsin.
[0:54:14.319] Bu gerçekten harika bir bölüm oldu. Çünkü bence insanların en çok zorlandığı
[0:54:20.280] iki şey uyku ve beslenme.
[0:54:25.559] Evet. Bir de işin içine seksi de koysaydık hayatın temel ihtiyaçları
[0:54:30.119] tamamlanmış olurdu. Paylaşmak istediğin başka bir şey var
[0:54:35.119] mı? Hayır. Bence yeterince şey konuştuk.
[0:54:37.160] Zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim. Seni yüz yüze ağırlamak
[0:54:40.720] gerçekten büyük keyifti. Çünkü kamera, bilgisayar, televizyon yani ekran bu
[0:54:45.559] kadar samimi olmuyor. Böyle karşılıklı konuşunca çok daha iyi oldu.
[0:54:50.240] Kesinlikle Esra, beni İstanbul'a davet ettiğin için teşekkür ederim. Burası
[0:54:53.160] inanılmaz.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder