Mitokondrileri Onaran Molekül

Dr. Anurag Singh, MD, PhD

Ayık Kafa 102. bölümde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Dr. Anurag Singh MD, PhD. Dr. Anurag Singh, hem çok başarılı bir hekim hem de bilim insanı, immünolog ve Timeline Nutrition'ın medikal direktörüdür.

A work team around the desk

Özet

Enerjiniz neden yaşla birlikte azalıyor? Kas gücü neden düşüyor ve vücut neden daha yavaş toparlanıyor? Bu bölümde bu sorulara cevaplar yer alıyor. Dr. Anurag Singh ile mitokondriler, hücresel enerji, kas kaybı ve longevity bilimi üzerine yapılan son araştırmaları konuşuyoruz.

Urolithin A, nar ve bazı kuruyemişlerde bulunan bileşiklerin bağırsak mikrobiyotası tarafından dönüştürülmesiyle oluşan bir postbiyotik ve özellikle hasarlı mitokondrileri temizleyen mitofaji mekanizmasını desteklemesiyle biliniyor. Ancak çoğu insanın bunu doğal olarak yeterli miktarda üretmediğini belirtiyor. Temel görevi mitofajiyi desteklemektir; yani hasarlı “zombi” mitokondrilerin temizlenmesini sağlayarak daha sağlıklı mitokondrilerin daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Bu da hücresel enerjiyi, kas fonksiyonunu, toparlanmayı ve potansiyel olarak enflamasyonu iyileştirebilir.

Podcast’te kas yaşlanması, mitokondri sağlığı, bağışıklık fonksiyonu ve sağlıklı uzun yaşam konularına odaklanılıyor. Dr. Singh, klinik çalışmaların yaşlı yetişkinlerde, sporcularda ve orta yaş grubunda kas dayanıklılığı, güç, toparlanma ve inflamasyon belirteçlerinde iyileşmeler gösterdiğini paylaşıyor. Ayrıca bağışıklık sistemi, cilt ve beyin sağlığı üzerine ortaya çıkan yeni araştırmaları da ele alıyor.

Bununla birlikte Urolithin A’nın bir sihirli hap olmadığını, fakat egzersiz, iyi beslenme ve diğer temel longevity alışkanlıklarıyla birlikte en iyi sonucu verebilecek bilimsel temelli temel bir takviye olduğunu vurguluyor.

Dr. Anurag Singh, MD PhD
Web sitesi:
https://www.researchgate.net/profile/Anurag-Singh-89

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/

00:00-02:49 Giriş.
02:49-07:50 Dr. Anurag kimdir
07:50-10:14 Urolithin A nedir?
10:14-11:40 Prebiyotik, probiyotik, postbiyotik açıklaması
11:40-13:25 Urolithin A mitokondri üzerinde nasıl çalışır
13:25-15:50 Sarkopeni, kas yaşlanması ve güç ilişkisi
15:50-19:18 Urolithin A egzersiz olmadan işe yarar mı?
19:18-20:03 Kas kalitesi vs kas boyutu
20:03-23:52 Bağışıklık sistemi etkileri
23:52-24:27 Neden önde gelen longevity uzmanları buna dikkat ediyor
24:27-26:09 Urolithin A sadece gıdalardan üretilebilir mi?
26:09-27:34 Beyin sağlığı araştırmaları
27:34-29:16 Senolitik mi?
29:16-33:38 Doz konusu: 500 mg mı 1000 mg mı?
33:38-37:05 Longevity takviyelerine aşırı yüklenme sorunu
37:05-38:53 Hasarlı mitokondriler temizlenmezse ne olur?
38:53-40:36 XPrize ve longevity inovasyonu
40:36-43:00 Cilt, kolajen ve mitokondri fonksiyonunun cilt üzerindeki etkileri.
43:00-43:50 Kapanış.

*UYARI* 

Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Transkrİpt


[0:00:00.480] 18 yıllık araştırma, 25 klinik deney, 500'den fazla çalışma ve dünya çapında

[0:00:07.640] 80 patentiniz var. Evet, NAR aslında polifenoller dediğimiz

[0:00:12.280] veya çoğu kişinin antioksidan olarak bildiği çok zengin bir kaynaktır.

[0:00:16.000] İsviçre'de kurulu olan bu şirketin yani Timeline'ın iki kurucu profesörü bana

[0:00:19.960] gelip mitokondrileri gençleştiren bir moleküle sahip olduklarını söylediler ve

[0:00:24.000] işte bu şekilde Urolatin A'ya ulaşmış olduk. Bu urolatin A molekülü mitokondri

[0:00:28.519] seviyesinde normalde düzenli egzersizin tetiklediği biyolojik süreçlere benzer

[0:00:32.520] bir etki göstermektedir. Gen düzenlemeleriyle rekabet ediyorsunuz

[0:00:36.520] ve bu da bu molekülün önemini gösteriyor.

[0:00:39.600] Bugün yaşlanma yolculuğunuzun herhangi bir anında mitokondriyal sağlığı temelde

[0:00:43.640] üç farklı yöntemle geliştirebilmeniz mümkündür.

[0:00:46.440] Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığı

[0:00:50.960] ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, hayat

[0:00:54.480] kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,

[0:00:58.199] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,

[0:01:02.760] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son

[0:01:06.560] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım

[0:01:11.799] sohbetler artık her hafta Ayıktafa Podcast'tı.

[0:01:15.640] Ayıkkafa podcast'e tekrar hoş geldiniz. Bugünkü konuğumuz Doktor Anurak Sing.

[0:01:20.439] Hem hekim hem de bilim insanı, immünolog ve Timeline Nutrition'ın medikal

[0:01:24.520] direktörü. Yaşlanmanın ana nedeni olan mitokondriyal düşüşe odaklanıyoruz.

[0:01:29.159] Doktor Sing, zamanla biriken hasarlı zombi mitokondrilerin kas gücünü,

[0:01:33.759] dayanıklılığı, bağışıklık sağlığını, beyni ve mitofajiyi aktive etmenin

[0:01:38.759] hücresel enerjiyi nasıl geri kazanmaya yardımcı olabileceğini açıklıyor. Ayrıca

[0:01:44.119] nar bileşiklerinden türetilen bir postbiyotik olan ürolitin a'nın bilimsel

[0:01:48.680] temellerini ve kas fonksiyonu, enflamasyon ve sağlıklı yaşlanma üzerine

[0:01:53.040] olan klinik verileri inceliyoruz. Enerjiye önem veriyorsanız, dayanıklılık

[0:01:57.520] ve hücresel düzeyde longevity sizin için önemliyse bu bölüm tam size göre. Ayık

[0:02:02.680] Kafanın bu bölümü Gedik Eğitim Vakfı katkısıyla sizlere ulaşıyor. 30 yılı

[0:02:07.360] aşkın süredir gençler, çocuklar ve kadınların eğitimine destek veren

[0:02:12.080] burslar, projeler ve sosyal çalışmalarla onların hayallerine ulaşmalarına imkan

[0:02:17.040] sağlayan Gedik Vakfı ile bu yolculukta birlikte olduğumuz için gurur duyuyoruz.

[0:02:22.040] Eğitime yatırım geleceğe yatırımdır. Siz de Ayık Kafaya konuk olan alanında dünya

[0:02:27.400] çapında başarılı uzmanlara isterseniz orijinal İngilizce kayıtlarıyla,

[0:02:32.040] isterseniz Türkçe çeviriyile ve tamamen ücretsiz şekilde ulaşmaya devam etmek

[0:02:37.160] için kanala abone olun, bölümlere yorum yazın, beğenin ve paylaşın. En güncel

[0:02:43.120] bilimsel verilere dayanan içeriklerimize ulaşmaya devam edebilmek için siz de

[0:02:47.760] böylece destek verin. Doktor Anuraks Ayık Kafa Podcast'e hoş geldin. Yaklaşık

[0:02:54.200] 2 bu5 yıldır bu röportaj için bekliyordum. Şimdi izleyicilerime bunun

[0:02:59.080] nedenini açıklayacağım. Podcast'te kolay kolay bir ürünü ya da bir molekülü öne

[0:03:04.760] çıkarmam. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi bunun için para almıyorum ve

[0:03:10.680] almak da istemiyorum. İkincisi, Türkiye'de gümrük işleri çok zor.

[0:03:16.120] İnsanlar bir ürünü sipariş edip ülkeye sokmakta ciddi sıkıntı yaşıyor. O yüzden

[0:03:22.120] insanları bir şeye heyecanlandırıp sonra da o ürüne ulaşamayacakları bir durum

[0:03:26.760] yaratmak istemiyorum. Çünkü çoğu zaman şöyle geri dönüşler alıyorum. Tamam

[0:03:32.560] harika ama biz buna ulaşamıyoruz. Urolitin A ile başlamak istiyorum.

[0:03:38.400] Detaylarını senden öğreneceğim ama şunu net söylemeliyim. Kullanmaya

[0:03:43.040] başladığımdan beri sistemimde en büyük farkı yaratan tek ürün bu oldu. Spor

[0:03:48.799] yapıyorum. Oldukça aktif biriyim. Kafein gibi çarpan bir enerji değil ama gün

[0:03:54.680] boyu sabit dengeli bir enerji hissediyorum. Kas kütlem stabil kaldı.

[0:04:00.640] Hatta bazen bir hafta hiç spor yapamadığım oluyor. Buna rağmen yoğunluk

[0:04:05.840] ve hacim kaybetmiyorum. 54 yaşındayım. Sonra kız kardeşime, anneme ve

[0:04:12.040] çevremdeki insanlara önermeye başladım. Amerika'ya gittiğimizde satın

[0:04:16.799] alabiliyoruz. Hepsi aşağı yukarı benzer şeyler hissetti. Annem çok ilginçtir.

[0:04:23.639] Olumlu bir şeyi bile negatif bir yerden ifade eder. Nasıl hissediyorsun diye

[0:04:28.880] sordum. daha enerjik hissediyorum." demedi de daha az yoruluyorum dedi. Kız

[0:04:35.000] kardeşim ise o kadar enerjik hissediyor ki bazı günler hiçbir şey yapmayıp evde

[0:04:41.160] takılmak istediğinde ürünü almıyor. Bu kadar etkiliyor onu. Gerçekten çok

[0:04:46.400] ilginç. Eee, tekrar hoş geldin. Sen Timeline Nutrition'ın başmikal

[0:04:52.360] sorumlususun. Doğru aktardıysam Mitopüre adında içinde Urolitin a bulunan bir

[0:04:59.120] ürününüz var. Önce biraz kendinden bahseder misin? Çünkü ayık kafa

[0:05:04.479] izleyicilerimin yaptığın işi ve arkasındaki bilimsel gücü anlaması çok

[0:05:09.919] önemli. Elbette beni podcastine kabul ettiğin

[0:05:12.680] için teşekkürler Esra. Geri bildirimleri duymak benim için bir zevk. Ben hem

[0:05:17.000] hekim hem de bilim insanıyım. İç hastalıkları eğitimimi Hindistan'da ve

[0:05:21.120] Amerika'da tamamladım. Sonra hayatımda çok önemli bir yeri olan bir mentorla

[0:05:25.199] tanıştım. O da doktordu ama klinik pratiği bırakıp araştırmaya yönelmişti.

[0:05:29.360] Bana şunu söyledi. Anurak, sen araştırmayı seviyorsun. Doğru soruları

[0:05:33.520] sormayı seviyorsun. Bugün çoğu doktor, hastalık neden oluyor? Bu durum niye

[0:05:37.479] gelişiyor diye düşünmek üzere yetiştirilmiyor. Biz daha çok

[0:05:40.680] belirtileri ortadan kaldırmaya odaklanıyoruz. Mesela yaşlı bir hasta

[0:05:44.240] düşüp kalçasını ya da kolunu kırarak bize geliyor. Biz kırığı tedavi

[0:05:47.800] ediyoruz. Ameliyatını yapıyoruz. Hastanede takip ediyoruz. kısa vadeli

[0:05:51.600] sorunu çözüyoruz ama o düşmeye yol açan asıl meseleye yani kas kaybına tıptaki

[0:05:57.280] adıyla sarkopeniğe dair elimizde gerçekten etkili bir ilaç yok. Hastayı

[0:06:01.840] yatırıyoruz, tedavi ediyoruz, fizik tedavi sürecini alıyoruz ama uzun vadede

[0:06:05.919] kas kaybı devam ediyor. İşte bu durum beni düşünmeye itti. Bu yüzden

[0:06:10.400] immünoloji alanında doktora yaptım. Yaşlandıkça bağışıklık sistemimizde

[0:06:14.599] neler değişiyor onu araştırdım. Daha sonra yaşlı bireylerde klinik çalışmalar

[0:06:19.080] yürüttüm. bağışıklık sistemlerinin yaşla birlikte nasıl zayıfladığını inceledim.

[0:06:23.759] Derken şunu fark ettim. Sorun tek bir organda değil. Sadece bağışıklık sistemi

[0:06:28.479] değil. Kaslara baktım. Başka sistemlere baktım. İncelediğim her sistem yaşla

[0:06:33.479] birlikte geriliyordu ve son 20 yılı aşkın süredir bu süreci çalışıyorum.

[0:06:37.960] Yaklaşık 12 yıl önce, son 20 yıldır yaşadığım İsviçre'de Timeline'ın iki

[0:06:42.080] kurucu profesörü bana geldi. Egi farklı canlı türlerinde yani solucanlarda,

[0:06:47.199] farelerde ve yaşlanma hayvan modellerinde mitokondrileri gençleştiren

[0:06:51.880] bir molekül bulduk. Bunu insan çalışmalarına taşıyabilecek kişi sensin.

[0:06:56.280] Bizimle çalışır mısın dediler. Son 121 yıldır bu molekül üzerinde çalışıyoruz.

[0:07:01.479] Genel olarak longevity bilimine baktığında da şunu görüyorsun.

[0:07:05.639] Yaşlanmayla birlikte bozulan mitokondri sağlığı neredeyse bütün yolların

[0:07:09.919] kesiştiği nokta. Ve bu sadece tek bir organda değil. Vücuttaki her organ

[0:07:14.759] bundan etkileniyor. Benim hikayem kısaca böyle. 20 yılı aşkın süredir yaşlanmayı,

[0:07:20.680] bağışıklık sistemini ve insan biyolojisini araştırıyorum. Ve

[0:07:24.160] geldiğimiz noktada bütün yollar bizi mitokondrilere çıkarıyor.

[0:07:29.000] Dinleyiciler biraz daha net bir resim görsün diye şunu söyleyeyim. Bu

[0:07:32.280] molekülün arkasında tam 18 yıllık bir araştırma geçmişi var. 25 klinik çalışma

[0:07:37.240] yapılmış, 500'ün üzerinde bilimsel çalışma yayınlanmış ve dünya çapında

[0:07:41.039] 80'den fazla patenti alınmış. Yani öyle yeni çıkmış, kenarda köşede kalmış bir

[0:07:45.319] şeyden bahsetmiyoruz. Neredeyse her yönüyle, her sistemde çalışılmış bir

[0:07:48.919] molekül bu. Şuradan başlayalım. Urolitin ağı nedir?

[0:07:52.360] Biz yola şu fikirle çıktık. Yaşam bilimleri yaklaşımını yani biyoteknoloji

[0:07:57.759] bakış açısını beslenme alanına taşımak. Bu yaklaşım ilaç geliştirmede zaten var.

[0:08:03.479] Yeni ilaçları bu şekilde keşfediyoruz ama beslenme tarafında genelde bitki

[0:08:08.680] özleri karışımları, probiyotikler ve benzeri ürünler söz konusu. Bu yüzden

[0:08:14.800] senin de söylediğin gibi 18 yıl önce işe beslenmemizde yer alan süper gıdaları

[0:08:20.840] belirleyerek başladık. Nar gibi gıdalara odaklandık. Nar üzerine yüzlerce yayın,

[0:08:27.280] yüzlerce klinik çalışma vardı. Özellikle uzun süreli narsu tüketiminin

[0:08:32.360] yaşlanmayla birlikte görülen bilişsel gerilemeyi kısmen tersine

[0:08:36.839] çevirebildiğini gösteren çalışmalar dikkat çekiyordu. Bunun üzerine Narın

[0:08:42.159] yetiştiği farklı bölgelere gitmeye başladık. Mesela Türkiye bunlardan biri.

[0:08:46.880] Azerbaycan'a gittik, Kaliforniya'ya gittik ve Narı yerinde incelemeye

[0:08:51.440] başladık. Nar aslında eee polifenol dediğimiz bileşikler açısından çok

[0:08:56.320] zengin bir kaynak. Pek çok kişi bunları antioksidan olarak biliyor. Araştırmaya

[0:09:00.440] başladığımızda şunu fark ettik. Herkes aynı yanıtı vermiyor. Başka araştırma

[0:09:05.000] grupları da bunu görmeye başlamıştı. Bunun üzerine biraz daha derine indik.

[0:09:09.320] Bir narın içine baktığınızda bize potansiyel olarak faydalı olabilecek

[0:09:13.399] yaklaşık 400 biyoaktif bileşik var. Biz de bunları tek tek incelemeye başladık.

[0:09:18.360] Ama asıl mesele bu metabolizmanın sonunda ortaya çıkan tek bir üründü.

[0:09:23.040] Safnar suyu içtiğinizde ya da bu bileşikleri içeren bir kase kuru yemiş

[0:09:27.440] tükettiğinizde sindirimden sonra bağırsak mikrobiyotanız bu maddeleri

[0:09:32.200] işler ve postbiyotik dediğimiz bir bileşik üretir. Yani bunlar bağırsak

[0:09:37.200] mikrobiyomunun oluşturduğu metabolitlerdir. İşte urolitin A'ya

[0:09:41.200] böyle ulaştık. Urolitin A bir postbiyotik bağırsak mikrobiyomunun

[0:09:46.160] ürettiği bir molekül. uzun yıllar boyunca bunun metabolizmanın sonunda

[0:09:50.519] ortaya çıkan bir atık ürünü olduğu düşünülüyordu. Ama biz NAR

[0:09:54.800] polifenolleriyle ve doğrudan urolitin a ile çalışmalar yaptığımızda şunu gördük.

[0:09:59.839] Polifenollerin kendisi anlamlı bir etki göstermiyordu. Asıl yaşlanma sürecinde

[0:10:04.880] gördüğümüz o yenileyici etkiyi sağlayan şey metabolizmanın son ürünü olan

[0:10:09.760] urolitin A'ydı. Urolitin A'ya olan ilgimiz de böyle başladı.

[0:10:14.200] Peki postbiyotik nedir? Açıklayabilir misin? Beslenme alanında iki kavramı

[0:10:19.000] muhtemelen dinleyicilerin de duymuştur. Prebiyotikler ve probiyotikler.

[0:10:23.680] Prebiyotikler lif gibi beslenmemizde bulunan ve bağırsak bakterileri için

[0:10:28.440] besin görevi gören maddelerdir. Vücudumuzdaki genetik materyalin

[0:10:32.480] yaklaşık %95'i bağırsaklarımızın iç yüzeyini kaplayan

[0:10:36.839] bu bakterilere aittir. Bizimle birlikte evrimleşmişlerdir ve onları sağlıklı bir

[0:10:42.240] dengede tutmak isteriz. Probiyotikleri bu yüzden alıyoruz. Mantık şu:

[0:10:47.279] yoğurttan, kefirden ya da benzeri fermente gıdalardan aldığımız bu

[0:10:51.800] bakteriler bağırsaklarımıza yerleşsin ve bağırsak sağlığımızı desteklesin. Ama

[0:10:57.760] son 10-15 yılda bağırsak mikrobiyomu adeta bir doğal eczane gibi görülmeye

[0:11:03.519] başlandı. Örneğin bir kuru yemiş yediğinizde, bir meyve tükettiğinizde ya

[0:11:08.160] da biraz şarap içtiğinizde bağırsaktaki bu bakteriler besinlerdeki yararlı

[0:11:13.120] bileşenleri alır. İşler insan bedenine katkı sağlayan bu bileşiklere

[0:11:18.079] postbiyotik diyoruz. Bazı vitaminler bu kategoriye girer. Örneğin bazı B

[0:11:23.360] vitaminleri, K vitamini, bazı kısa zincirli yağ asitleri de buna örnektir.

[0:11:29.200] Urolitinler gibi moleküller de yine bu gruba girer. Eee,

[0:11:35.160] yani prebiyotik, probiyotik ve postbiyotik kavramlarının temel tanımı

[0:11:39.079] bu şekilde. Ben biraz araştırdım. Bu bileşiğin etki

[0:11:43.720] mekanizması sanki yaşlanmış, işlevini yitirmiş mitokondrileri temizleyip

[0:11:50.279] sağlıklı olanlara alan açıyormuş gibi görünüyor. Doğru mu anlıyorum? Yoksa

[0:11:56.079] sadece yer açmakla kalmayıp sağlıklı mitokondrilere

[0:12:00.519] ayrıca enerji de mi kazandırıyor? Harika bir soru. Bugün yaşlanma sürecinin

[0:12:05.720] herhangi bir aşamasında mitokondri sağlığını üç farklı şekilde

[0:12:09.240] iyileştirebilirsin. Birincisi senin dediğin gibi yeni mitokondriler üretmek.

[0:12:13.880] Bunlar genç dinamik mitokondrilerdir ve yüksek enerji üretirler. Reseratrol ya

[0:12:18.600] da nadi destekleri gibi bazı besin bileşenlerinin bunu tetiklediği

[0:12:22.279] biliniyor. İkinci mekanizma mevcut mitokondri havuzunu daha verimli çalışır

[0:12:26.560] hale getirmek. Yani sayıyı artırmadan performansı iyileştirmek. Üçüncüsü ise

[0:12:31.839] yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan durum. Hücrelerin içinde adeta bir yer problemi

[0:12:36.399] oluşuyor. Hücre zamanla senin de dediğin gibi zombi ya da yaşlanmış

[0:12:41.040] mitokondrilerle doluyor. Bunlar hasarlı mitokondrilerdir ve enerji üretme

[0:12:45.279] konusunda verimsizdirler. Bu molekül esas olarak bu hasarlı mitokondrileri

[0:12:50.600] hedef alır ve onları temizler. Bu temizlik süreci mitofaji dediğimiz

[0:12:55.279] mekanizma üzerinden gerçekleşir. Ardından biyogenez süreci başlar. Yani

[0:12:59.680] yeni, sağlıklı ve daha verimli mitokondriler üretilir. Sonuçta ATP

[0:13:03.880] üretimi artar. ATP de hücrenin enerji para birimidir. Bildiğimiz kadarıyla bu

[0:13:08.079] molekül hem mitofajiyi yani temizlik mekanizmasını hem de biyogenezi aktive

[0:13:12.000] ediyor. Bu da daha iyi enerji üretimi demek. Ama mevcut sağlıklı

[0:13:15.639] mitokondrilerin performansını doğrudan artırdığına dair net bir veri henüz yok.

[0:13:20.160] Temel etkisi hasarlı olanları ortamdan uzaklaştırıp sistemi gençleştirmek.

[0:13:25.000] Kullanmaya başladığım dönemde araştırmalara baktığımda en azından en

[0:13:28.959] çok öne çıkan çalışmalarda hedef grubun daha çok ileri yaş yetişkinler olduğunu

[0:13:34.040] gördüm. Çok yaşlı demek istemiyorum ama genellikle 65 yaş üzeri bireylerde

[0:13:40.959] özellikle de sarkopeni üzerine yoğunlaşılmıştı. Bu konu bugün gerçekten

[0:13:45.560] çok önemli. İnsanlar yeterince kas çalışmıyor. Kemik sağlığı zayıflıyor. O

[0:13:51.160] yüzden biraz bunu açmanı isteyeceğim. Çünkü kas gücünde 4 ayda %12 artış,

[0:13:57.320] dayanıklılıkta yaklaşık %15 artış gösteren çalışmalar var. Ayrıca ATP

[0:14:03.240] üretim verimliliğini de artırdığı belirtiliyor. Açıkçası bunu yapabilen

[0:14:07.759] çok fazla takviye yok. Bunu biraz detaylandırır mısın?

[0:14:11.240] Sarkopeni yaşa bağlı olarak kas kütlesinin ve kas gücünün azalmasıdır.

[0:14:16.720] Buna genel olarak kas kalitesinin düşmesi diyoruz. Kas aslında longevity

[0:14:21.680] açısından son derece önemli bir organdır. Hayatınız boyunca her 10 yılda

[0:14:26.959] bir kas kütlenizin ve gücünüzün yaklaşık %10'unu kaybedersiniz. Bu süreç 30'lu

[0:14:33.000] yaşların sonlarında başlar ve 50'li 60'lı yaşlara geldiğinizde hızlanarak

[0:14:38.440] neredeyse iki katına çıkar. Bu yüzden çoğu insan anne babalarımızı düşünün.

[0:14:44.279] Ben de 50'ye yaklaşıyorum. Benim ebeveynlerim 80'li yaşlarında hareket

[0:14:48.759] etmekte zorlanır. 80'li yaşlarda sandalyeden kalkmak bile güçleşir ya da

[0:14:54.160] yaya geçidinden karşıya geçmek için verilen 20 saniye yetmez. İşte biz buna

[0:14:59.880] sarkopeni diyoruz. Yaklaşık 10 yıl önce bir çalışma yaptık. 75 80 yaşlarında

[0:15:06.519] oldukça fit, düzenli koşan ve kuvvet antrenmanı yapan kişilerden kas

[0:15:11.360] örnekleri aldık. Bunları yine 80 yaşında ama fiziksel olarak çok aktif olmayan

[0:15:17.600] sağlıklı bireylerle karşılaştırdık. İncelediğimiz ilk 30 temel belirtecin

[0:15:23.680] tamamı mitokondri sağlığı ile bağlantılıydı. Egzersiz bugün bildiğimiz

[0:15:29.399] en güçlü mitokondri ilacı. Fiziksel olarak aktif olmayan kişilerde

[0:15:34.639] mitokondri fonksiyonunun belirgin şekilde zayıf olduğunu gördük. Sonra

[0:15:39.639] senin de söylediğin gibi ilk insan çalışmalarımızı bu ileri yaştaki grupta

[0:15:44.319] yaptık ve onlara bir ay boyunca urolitin ağ yani mitopur takviyesi verdik.

[0:15:49.800] Düzenli egzersiz yapmayan kişiler değil. Evet. Onlara hareketsiz koltukta oturan

[0:15:54.079] tip diyelim. Peki bir ayın sonunda ne mi oldu? Bu çalışma randomize placebo

[0:15:58.600] kontrollü bir çalışmaydı. Bir ay sonra hasarlı, zayıf hatta istersen mutsuz

[0:16:04.680] diyebileceğimiz mitokondriler daha sağlıklı, daha enerjik görünmeye

[0:16:08.399] başladı. Yani urolitin a mitokondri düzeyinde düzenli egzersizin etkilediği

[0:16:13.519] biyolojinin çok benzerini hedef alıyor. Daha sonra çalışmaları uzattık ve 70 yaş

[0:16:18.800] üstü gruplarda daha uzun süreli denemeler yaptık. Senin de söylediğin

[0:16:22.800] gibi iki ayın sonunda placeboyile karşılaştırdığımızda bu yaş grubundaki

[0:16:27.560] kişileri spor salonuna alıp leg press testine soktuğumuzda yaklaşık %15 daha

[0:16:33.160] uzun süre devam edebildiklerini gördük. Yani daha fazla enerjileri vardı. Yaş

[0:16:38.040] aldıkça mesele hep bir arz talep dengesi haline geliyor. Enerji üretimi düşüyor

[0:16:42.759] ama ihtiyaç devam ediyor. Bizim gördüğümüz şey tam olarak buydu. Daha

[0:16:47.160] sonra 4050 yaş grubunda yani daha genç sayılabilecek bireylerde de çalışmalar

[0:16:52.279] yaptık. Beslenmelerini ya da egzersiz düzenlerini değiştirmeden senin de

[0:16:56.759] bahsettiğin gibi yaklaşık %12'lik kas gücü artışları gördük.

[0:17:00.480] Yaşlı yetişkinlerle ilgili şunu sormak istiyorum. Geçen gün annemle babamın yaş

[0:17:06.199] grubundan insanların olduğu bir ortamdaydım. Oldukça aktif bir sosyal

[0:17:10.720] hayatları var ama egzersiz anlamında aktif değiller. Şunu fark ettim. Çoğunun

[0:17:15.880] kemik problemi var. Kemik kalitesi çok düşük. İleri derecede osteoporoz var.

[0:17:20.959] Hatta bazıları sadece eğilip bir şey kaldırırken bile kemik kırılabiliyor.

[0:17:25.959] Oysa kilometrelerce yürüyorlar. Yani koltukta oturan insanlar değiller ama

[0:17:30.679] bilinçli bir egzersiz de yapmıyorlar. Bu gerçekten çok yaygın bir durum. Sizin

[0:17:36.039] 7580 yaş grubuyla yaptığınız çalışmada şunu merak ediyorum. Bu kişiler sadece

[0:17:42.120] takviyeyi alıp günlük hayatlarına devam mı ettiler? Yani yine hareketsiz mi

[0:17:46.960] kaldılar? Yoksa özellikle hareket etmeleri, egzersiz yapmaları istendi mi?

[0:17:52.480] Evet, çok iyi bir soru. Hayır, bu çalışmalarda eee katılımcıların fiziksel

[0:17:57.400] aktivite düzeylerini çok yakından takip ediyoruz. Süre boyunca düzenli olarak

[0:18:02.280] izleniyorlar ve her hafta beslenme kayıt formları dolduruyorlar. Yani

[0:18:06.840] diyetlerinde bir değişiklik yok ve egzersizle ilgili özel bir müdahale de

[0:18:11.919] yok. Takviyeyi alıyorlar ama yaşam tarzlarını değiştirmiyorlar. Senin

[0:18:16.400] sorduğun çok önemli bir nokta şu. Peki buna ek olarak egzersiz yapsalardı ne

[0:18:20.679] olurdu? Aslında bunu da araştırdık. Eee, yaşlı yetişkinlerde egzersiz ekleyerek

[0:18:25.679] değil, doğrudan olimpiyatlara hazırlanan elit sporcularda çalışma yaptık. Bu

[0:18:30.559] veriler geçen yılın sonunda yayımlandı. Zirvede performans gösteren kas ve

[0:18:35.400] mitokondri kapasitesi zaten en üst düzeyde olan atletlerde bile bu

[0:18:40.600] bileşiğin toparlanmayı hızlandırdığını, enflamasyonu azalttığını ve iyileşmeyi

[0:18:46.200] desteklediğini gördük. 70'li ve 80'li yaşlardaki kişilerden aldığım en yaygın

[0:18:52.400] geri bildirim şu: "Ekisi kadar kas ağrısı yaşamıyorum ve günlük işlerimi

[0:18:57.320] daha rahat yapabiliyorum." diyorlar. Şu an elimizdeki veriler bunu gösteriyor.

[0:19:02.120] Sen 75 80 yaş grubunu anlatırken benim kafamda şöyle bir şey oluştu. Bu

[0:19:06.200] insanlar hayatlarında hiçbir şeyi değiştirmiyorlar. Ne ekstra egzersiz

[0:19:09.440] var, ne özel bir diyet. Buna rağmen kas performanslarında artış var. Neredeyse

[0:19:13.720] gen terapisi gibi bir şey. Veriler o kadar güçlü ki insan ister istemez böyle

[0:19:17.480] düşünüyor. Her şeyden önce şunu bir netleştireyim.

[0:19:21.520] Biz kas kütlesinde devasa artışlar görmüyoruz. Follistatin ve miyostatin

[0:19:27.799] terapileri ilaç dünyasında kas kütlesini korumak ya da artırmak için

[0:19:33.559] geliştirildi. Yani doğrudan kasın hacmini hedef alıyorlar. Bizim

[0:19:39.480] alanımızda ise mitokondri çalışırken odak noktamız kasın enerjisi ve

[0:19:46.400] kalitesi. Aynı kas miktarına sahip olabilirsiniz ama o kas daha güçlü

[0:19:52.280] kasılıyorsa, daha fazla kuvvet üretiyorsa ve işini yapmak için daha

[0:19:57.440] fazla enerjiye sahipse işte fark tam da burada ortaya çıkıyor.

[0:20:02.840] Bir de bağışıklık sistemi ile ilgili yaptığın başka bir çalışma var.

[0:20:06.600] Yanılmıyorsam 2025'te Nature Aging'de yayımlandı. Gerçekten çok ilginç bir

[0:20:11.520] molekül bu. Sanki dokunduğu her organı, her sistemi etkiliyor gibi. E bağışıklık

[0:20:17.200] sistemi üzerinde tam olarak nasıl çalışıyor?

[0:20:19.880] Bu molekülün bu kadar geniş ve sistemik etki göstermesinin nedeni şu Esra.

[0:20:24.480] Mitokondriler vücudumuzdaki her hücrede var. Nöronlarda yani beyin hücrelerinde,

[0:20:29.480] kalp hücrelerinde, iskelet kası hücrelerinde her hücre binlerce

[0:20:33.480] mitokondri içerir. Örneğin bir kas hücresinde yaklaşık 20.000 tane

[0:20:37.559] olabilir. Bağışıklık hücrelerinde de yine binlerce mitokondri bulunur. Bu

[0:20:41.880] bileşiği ağızdan aldığımızda kasa ulaştığını tespit etmiştik ve uzun süre

[0:20:45.880] kas üzerine çalıştık. Ama ben immünoloji eğitimi almış biriyim. Yaptığımız tüm

[0:20:50.840] çalışmalarda ister ileri yaştaki bireylerde olsun ister 4050 yaş grubunda

[0:20:56.000] ortak bir bulgu vardı. Enflamasyonun azalması. Kan örnekleri alıyorduk ve G

[0:21:01.360] reaktif protein dediğimiz belirtece ya da sitokinler olarak adlandırdığımız

[0:21:05.960] enflamasyon aracılarına bakıyorduk. Bunlar yaşlandıkça vücudumuzda artan ve

[0:21:11.159] enflamasyona yol açan faktörlerdir. Her seferinde seviyelerinin düştüğünü

[0:21:15.559] gördük. Bunun üzerine o zaman bağışıklık hücreleri üzerindeki etkiyi doğrudan

[0:21:20.799] inceleyelim dedik. ABD'deki Buck Institute of Aging'in başındaki profesör

[0:21:26.000] Eric Werdin'ile birlikte çalışıyorum. Kendisi bana bağışıklık hücrelerine

[0:21:30.679] odaklanan bir çalışma yapalım çünkü onların da çok sayıda mitokondrisi var

[0:21:34.320] dedi. Bahsettiğin çalışma şu: Bir ay boyunca takviye verdik ve Eric'in

[0:21:38.840] BAK'taki ekibiyle birlikte bağışıklık sistemine odaklandık. Gerçekten belirgin

[0:21:42.840] değişimler gördük ve iki önemli dönüşüm dikkat çekiciydi. Bağışıklık sisteminde

[0:21:47.559] T hücreleri vardır. Bunları sistemin polisleri gibi düşünebilirsin. Yaş

[0:21:52.080] aldıkça bu hücreler azalır ve işlevleri zayıflar. Bu yüzden yaşlandıkça daha

[0:21:56.720] kolay hastalanırız ya da otoimmün sorunları artar. Çalışmada şunu gördük.

[0:22:01.320] Daha genç özellikteki T hücreleri yeniden dolaşıma çıkmaya başladı ve bu

[0:22:05.159] hücrelerin mitokondri sayısı daha yüksekti. Üstelik sadece T hücreleri

[0:22:09.559] değil, incelediğimiz tüm bağışıklık hücrelerinde mitokondri sayısının

[0:22:13.440] arttığını gördük. Sen konuşurken benim kafamın içinde

[0:22:16.919] sürekli şu geçiyor. Gerçekten ne kadar büyük bir keşif bu. Podcast işine

[0:22:21.600] başlamadan önce de pek çok yayın dinliyordum ve bunu fark ettiğimde ne

[0:22:25.720] kadar ilginç bir şey bulmuşum diye düşünmüştüm. Çünkü konuştuğum, röportaj

[0:22:30.159] yaptığım ya da yapmadığım ama Amerika'da doktor olarak çok saygı duyduğum

[0:22:34.159] insanlara baktığımda konu takviyelere gelince liste çok kısa oluyor. Genelde

[0:22:38.840] şöyle diyorlar: kreatin, urolitin, A, belki D vitamini ve B vitaminleri,

[0:22:43.919] degit. Onun dışında gerçekten buna güvenirim diyecekleri çok fazla takviye

[0:22:48.720] yok. Çok önemli bir immolog var. Belki sen de tanıyorsundur. Türk bir bilim

[0:22:53.440] insanı. Derya unutmaz. Jackson Lab'de çalışıyor. Hatta yayınladığım son iki

[0:22:58.480] podcast onunlaydı. İstanbul'daki stüdyoma geldi. İki bölüm çektik ve o da

[0:23:03.480] Urolit'in A'nın kendi kullandığı takviyelerden biri olduğunu söylüyor.

[0:23:08.039] Bunu duymak çok güzel. Evet. Onun çalışmalarını çok iyi biliyorum. Sonuçta

[0:23:11.799] o da bir immünolog. O yüzden yaptığı işe aşinayım. Aslında urolitin A'nın bugün

[0:23:17.080] kreatin ya da D vitamini ile aynı kategoride anılmasının nedeni de bu.

[0:23:21.279] Evet. 15 yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Evet, 500'den fazla yayın var ve bu

[0:23:25.919] araştırmaları biz başlattık. Ama bugün artık bağımsız araştırma grupları da bu

[0:23:30.240] molekülü incelemeye başladı ve ciddi sağlık faydalarını ortaya koyuyorlar.

[0:23:34.760] Bilimde asıl önemli olan da bu zaten. Farklı ekipler aynı sonuçlara ulaşıyorsa

[0:23:40.080] orada güçlü ve tutarlı bir etki vardır. Şu anda örnek vermek gerekirse National

[0:23:46.200] Institute of Aging'deki en önde gelen araştırmacıların neredeyse tamamıyla

[0:23:51.159] işbirliği yapıyorum. Profesör Luigi Feruci var. Muhtemelen dünyanın en önde

[0:23:55.000] gelen longevity araştırmacılarından biri. Diyabet hastalarında bu molekülün

[0:23:58.720] fayda sağlayabileceğini düşündüğü bir çalışma yürütüyor. Biz de immünoterapi

[0:24:02.440] alan kanser hastalarıyla bir çalışma yapıyoruz. Çünkü immün hücreler zamanla

[0:24:05.960] yoruluyor, tükeniyor. Fikir şu: Kanser immünoterapi protokolüne bu takviyeyi

[0:24:10.400] eklersen bağışıklık hücrelerinin performansı desteklenebilir ve bu da

[0:24:14.000] tedaviye katkı sağlayabilir. Benim mentorumdan öğrendiğim bir şey vardı.

[0:24:17.960] Bilimi iki kelimeyle özetlerdi. Tekrar ve yeniden doğrulama. Araştırmayı zaman

[0:24:22.279] içinde tekrar tekrar yapmak zorundasın. Gerçek değer de zaten böyle ortaya

[0:24:26.080] çıkıyor. Sanırım urolitin aardan geliyor. Bir de

[0:24:30.480] başka bir kuru yemişten geliyordu, değil mi?

[0:24:32.919] Ceviz ve pikan cevizi. Evet. Yeterince yersek bunu vücudumuz kendisi

[0:24:39.159] üretebilir mi? Eğer şanslı azınlıktaysan evet. Dünyanın

[0:24:44.399] farklı yerlerinde kimlerin bu molekülü üretebildiğine, kimlerin üretemediğine

[0:24:49.480] dair çalışmalar yaptım. Yüzlerce kişiye örneğin safnar suyu verip ölçümler

[0:24:55.760] yaptık. Bugün sağlıklı yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri bu molekülü

[0:25:00.840] üretebiliyor. Yani gerekli bağırsak mikrobiyotasına sahipler. İnsan evrimi

[0:25:06.840] boyunca beslenme şeklimiz ciddi şekilde değişti ve buna paralel olarak bağırsak

[0:25:12.600] mikrobiyotamız da büyük ölçüde değişti. Bu yüzden herkes üretemiyor. Ayrıca

[0:25:18.440] herkes her gün bir kase böğürtülen kuru yemiş yiyip üstüne nar suyu içmiyor.

[0:25:24.440] Örneğin Amerika'ya gittiğimde insanların yalnızca yaklaşık %10'unun

[0:25:29.039] üretebildiğini görüyorum. Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkelerde bu oran

[0:25:34.840] %30 civarında. Antibiyotiklerin çok yoğun kullanıldığı ülkelerde ise oran

[0:25:41.360] daha da düşüyor. Evet, maalesef bizde de öyle.

[0:25:43.919] Evet. Hatta %10'un da altında. Yani herkes üretemiyor tabii. Probiyotik

[0:25:48.120] tüketebilirsin, sağlıklı beslenebilirsin ve üretmeyi umabilirsin. Ama biz bu

[0:25:53.919] molekülü üretenlerle üretmeyenlerin bağırsak mikrobiyotasını karşılaştırdık.

[0:25:59.840] Sonuçta mesele şuna dayanıyor. Daha zengin ve daha çeşitli bir bağırsak

[0:26:05.120] mikrobiyotasına sahip olmak. Sanırım urolutin A'nın beyindeki

[0:26:10.760] etkileri üzerinde çalışmaya başladın. Evet. Aslında dediğim gibi nöronlar

[0:26:15.320] mitokondri açısından en yoğun hücrelerdir. Mitokondri yoğunluğu en

[0:26:19.440] yüksek olan hücreler beyin hücreleridir. Biz başta doğrudan beyin araştırmasına

[0:26:24.480] odaklanmamıştık ama farklı araştırma grupları bize gelip şunu söyledi.

[0:26:28.559] Yaşlanmaya bağlı beyin gerilemesi ile ilişkili durumlarda örneğin Alzheimer ve

[0:26:33.039] Parkinson'da beyin görüntülemelerinde mitokondriler adeta zombi mitokondriler

[0:26:37.640] gibi görünüyor. Yani mitofaji mekanizmasında bir sorun var. Hasarlı

[0:26:41.360] mitokondriler temizlenemiyor. Beyni koruyabilecek potansiyel binlerce ilaç

[0:26:45.919] ve doğal bileşik tarandığında urolitin ağı sürekli en üst sıralarda çıkmaya

[0:26:50.520] başladı. Bu yüzden şu anda urolitin ağ ve beyin üzerine çok sayıda çalışma

[0:26:54.640] yürütüyoruz. Hangi beyin bölgelerini etkiliyor? Nasıl bir mekanizma üzerinden

[0:26:58.960] etki ediyor gibi sorulara yanıt arıyoruz.

[0:27:01.880] Garip bir soruysa kusura bakma. Ben bir klinik araştırmacı ya da doktor değilim.

[0:27:06.520] Bildiğim kadarıyla hücrelerimiz de yaşlanıyor ve işlevini yitiriyor. Bu

[0:27:10.279] hücreleri hedefleyen senolitikler var. Ama anladığım kadarıyla burada farklı

[0:27:15.200] bir mekanizma var. Bu molekül doğrudan mitokondrilere odaklanıyor ve hücrenin

[0:27:20.159] içindeki yaşlanmış hasarlı mitokondrileri temizliyor. Yani hücrenin

[0:27:25.679] tamamını değil mitokondri düzeyinde bir temizlik yapıyor. O zaman diğer

[0:27:30.600] senolitikler bu mitokondri tarafında pek etkili olmuyor mu?

[0:27:34.440] Evet. Bu klasik anlamda bir senolitik değil. Ben buna daha çok senomorfik yani

[0:27:39.880] hedefli çalışan bir bileşik derim. Senolitikler yaşlanmış hücreleri hedef

[0:27:44.120] alır. Bu hücreler hala hayattadır. Besin tüketirler ama artık düzgün çalışmazlar.

[0:27:49.360] Sisteme katkıları yoktur. Hatta yük olurlar. Senolitiklerin amacı bu

[0:27:54.320] işlevini yitirmiş hücreleri tamamen ortamdan temizlemektir. Yani hücrenin

[0:27:59.480] kendisini ortadan kaldırırlar. Urolitin A ise çok daha hedefli çalışır.

[0:28:04.919] Mitofajiyi aktive eder. Yani hücrenin içindeki hasarlı artık düzgün enerji

[0:28:10.519] üretemeyen mitokondrileri seçerek temizler. Hücrenin tamamını değil

[0:28:14.960] içindeki bozulmuş pilleri hedef alır. Mitokondrileri arabanın aküsü gibi

[0:28:19.519] düşünebilirsin. Akü zayıfladığında arabayı çöpe atmazsın. Aküyü

[0:28:23.799] değiştirirsin. Urolitin A'nın yaptığı şey buna benzer. Bu yönüyle çok özel.

[0:28:28.960] Çünkü şu ana kadar hem güvenli hem doğal olup hasarlı mitokondrileri bu kadar

[0:28:34.000] seçici şekilde hedefleyebilen çok fazla bileşik yok. Peki senolitiklerle

[0:28:38.600] birlikte kullanılsa daha iyi olur mu dersen büyük ihtimalle evet. Ama bunu

[0:28:43.320] net söyleyebilmek için bu kombinasyonla yapılmış klinik çalışmaların sonuçlarını

[0:28:47.960] görmek gerekir. Doktor Elizabeth Yört'u tanıyor musun?

[0:28:52.360] Evet tabii tanıyorum. Yoğun olarak NAD yolu üzerinde çok çalışıyor.

[0:28:58.039] Evet. kendisiyle birlikte çalışıyorum ve geçen gün sohbet ederken ona, "Door

[0:29:03.440] Sing'le röportaj yapacağım. Sormak istediğim bir şey var mı?" dedim. Bazen

[0:29:08.519] çok saygı duyduğum Longevity doktorlarından da soru topluyorum. O da

[0:29:13.080] bunu sordu. Ben de merak ediyorum. Çalışmalarının çoğunda 1000 miligram doz

[0:29:19.279] kullanılmış gibi görünüyor. Evet. Ve belki de elde ettiğin sonuçlar

[0:29:24.480] bu doza bağlı ama piyasada önerilen ürünler 500 miligram olarak geliyor.

[0:29:31.240] Bunun özel bir nedeni var mı?

[0:29:36.559] Evet doğru. 1000 miligram ile çok daha fazla klinik çalışma yaptık ama 500

[0:29:43.360] miligram ve 1000 miligramı karşılaştırdığımız sağlıklı yetişkin

[0:29:47.240] çalışmaları da var. eee az önce bahsettiğim 705 yaşındaki hareketsiz

[0:29:54.360] yaşlı yetişkin grubunda doz belirleme çalışması yaptık. Randomize placebo

[0:30:00.080] kontrollü bir tasarımdı. Gördüğümüz şey şu oldu. Etki doza bağlı ilerliyor. Yani

[0:30:05.919] 500 miligram bile mitokondrileri gençleştirmeye başlıyor. Mitokondri geri

[0:30:10.720] dönüşümünü destekliyor. 1000 miligram ise bunu biraz daha hızlı yapıyor ve

[0:30:16.000] örneğin bağışıklık sistemi üzerinde ek bazı etkiler gösteriyor. İnsanlar bana

[0:30:21.360] sık sık şunu soruyor. Hocam 1000 miligram mı almalıyım yoksa 500 miligram

[0:30:26.760] mı? Ben de önce sağlıklı mısın diye

[0:30:31.000] soruyorum. Düzenli egzersiz yapıyor musun? D vitamini, kreatin gibi

[0:30:36.080] destekler kullanıyor musun? Eğer cevap evetse o zaman 500 miligramın yeterli

[0:30:42.159] olduğunu söylüyorum. Çünkü zaten mitokondrilerini destekleyen şeyler

[0:30:46.919] yapıyorsun. Bu da onların üzerine ek katkı sağlıyor. 500 miligram için

[0:30:51.240] elimizdeki veriler bunu gösteriyor.

[0:30:55.799] Diğer senaryoyu düşünelim. Diyelim ki 50'li yaşların ortasında bir kadın

[0:30:59.200] geliyor. Sürekli yorgun. "Doktorum, vücudumda enflamasyon var." dedi.

[0:31:03.159] Kendimi hep bitkin hissediyorum." diyor. Böyle bir durumda ben 1000 miligram

[0:31:06.799] öneririm ya da kendi doktoruyla konuşup 1000 miligrama çıkmasını tavsiye ederim.

[0:31:10.679] Çünkü 1000 miligram daha hızlı çalışır. Yaşlanmanın bazı temel göstergelerini

[0:31:14.880] daha güçlü şekilde baskılar. Kişi kendini daha iyi hissetmeye başladığında

[0:31:19.360] dozu 500 miligrama indirebilir. Yani 500 miligram genel olarak sağlıklı bireyler

[0:31:24.200] için temel ve sürdürülebilir doz. 1000 miligram ise daha çok belirgin

[0:31:28.360] yorgunluk, enflamasyon ya da ekstra stres durumlarında tabii doktorla

[0:31:32.679] konuşarak tercih edilebilecek bir doz. Ben mesela çok seyahat ettiğimde ve

[0:31:36.559] ciddi jetl yaşadığımda 1000 miligram kullanıyorum ve 500 miligrama kıyasla

[0:31:40.320] daha belirgin fayda görüyorum. Ama günlük koruyucu anlamda temel doz 500

[0:31:44.360] miligram diyebiliriz. Çünkü biliyorsun fare çalışmalarındaki

[0:31:48.559] dozları insan kilosuna uyarladığında aslında 2-3 grama kadar çıktığını

[0:31:53.200] görüyorsun. O yüzden ben de merak ediyordum. Ama bu açıklamadan sonra en

[0:31:57.600] azından biraz para tasarruf etmiş oldum diyebilirim.

[0:32:00.760] Aslında ilk dost çalışmalarımızda 2 grama kadar çıktık ama vitamin ve

[0:32:05.960] beslenme dünyasında temel mesele şu: Çok almak değil, doğru dozu bulmak önemli.

[0:32:12.760] Gereğinden fazlasına çoğu zaman ihtiyaç yok. Mesela kreatinde de biliyoruz. 3

[0:32:18.200] gram temel doz sayılır. 5 gram ise daha belirgin etkiler için kullanılır. Ama

[0:32:23.559] bazı insanlar 10-20 grama çıkıyor. Belki bir miktar ekstra fayda olur ama büyük

[0:32:29.279] ihtimalle vücut fazlasını zaten atar. Yani çoğu durumda gereksiz bir masraf

[0:32:34.039] olur diye düşünüyorum. Matt Cabberline' de benzer düşünüyor

[0:32:37.919] diye biliyorum. Podcast'te o da şunu söylemişti. Kreatinin 1020 gram dozları

[0:32:44.440] ile ilgili güçlü bir kanıt yok. İnsanlar bunu paylaşıyor ama bunlar daha çok

[0:32:50.200] anekdot. Arkasında sağlam kanıta dayalı veri yok. Ben de az önce şunu demek

[0:32:56.080] istedim. En azından beni biraz masraftan kurtardın. Çünkü 1 gram mı almalıyım, 4

[0:33:01.399] kapsül mü içmeliyim diye düşünüyordum. Şimdi tekrar eski düşünceme döndüm. 500

[0:33:06.600] miligramın benim için yeterli olacağını anlıyorum. Bir de şunu sormak istiyorum.

[0:33:11.600] Gerçekten her gün yeni bir takviye çıkıyor.

[0:33:15.720] Enmen resveratrol. Sürekli yeni bir şey, yeni bir çalışma. Sonra fikirler

[0:33:22.120] değişiyor. İnsanlar ciddi anlamda kafası karışmış durumda. Sen bir immologsun

[0:33:28.519] yani bir tıp doktorusun. Peki tüm bu takviye bombardımanı hakkında ne

[0:33:33.120] düşünüyorsun? İnsanlar bu karmaşada nasıl bir yol izlemeli?

[0:33:38.279] Longevity alanında 20 yıldır çalışan biri olarak yani bu kelime son 5 yılda

[0:33:44.320] moda olmadan çok önce şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kesinlikle haklısın. Her

[0:33:50.279] yıl mucize diye sunulan yeni bir takviye çıkıyor. Bence insanların bakması

[0:33:56.159] gereken ilk şey şu. Bunun arkasında sağlam klinik veri var mı? Bilimsel

[0:34:01.399] temeli güçlü mü? Güvenli kullanım geçmişi var mı? Ben önce buna bakarım.

[0:34:06.000] Çünkü çoğu zaman insanlar NAD alıyorum, NR mi alsam, enemm alsam yoksa direkt B3

[0:34:12.800] vitamini yani nikotinamit mi alsam o da benzer etki yapmaz mı gibi bir

[0:34:18.040] karmaşanın içinde kalıyor. Longevity alanının geldiği noktada şunu görüyoruz.

[0:34:23.760] Tek bir sihirli hap yok. Böyle bir şey yok. Egzersiz ve beslenme zaten temel

[0:34:29.560] olmak zorunda. Ama benim hep bahsettiğim üçüncü bir sütun daha var. Bilimsel ve

[0:34:35.119] klinik veriye dayanan ileri düzey besin destekleri. Bunlar temeli oluşturur.

[0:34:41.399] Bunun üzerine yaptığın her şey egzersiz, diyet gibi şeyler sadece etkiyi

[0:34:47.040] güçlendirir. Ben urolitin anın da tam olarak bu kategoriye girdiğini

[0:34:52.159] düşünüyorum. Temel, bilimsel olarak desteklenen bir yapı taşı. Kendi takviye

[0:34:58.280] rutinime baktığımda şunlar var. Kreatin, D vitamini, magnezyum, kalp sağlığı için

[0:35:03.079] omega 3 ve tabii ki mitopur yani urolitin ağı. Çünkü arkasındaki

[0:35:07.480] çalışmaları biliyorum. Bu ürünü 15 yıllık veri olmadan zaten

[0:35:11.079] ticarileştirmedik. NAAD eklenebilir mi? Resveratrol

[0:35:14.640] eklenebilir mi dersen elbette eklenebilir. Üzerine hep bir şey

[0:35:18.440] koyabilirsin ama önce sağlam bir temel oluşturman gerekir. Sonra zaten

[0:35:22.760] egzersizini, fiziksel aktiviteni düzenli yaparsın. Üzerine ne eklersen katkı olur

[0:35:28.000] ama temel olmadan üst katı inşa edemezsin. Longevity tarafında asıl

[0:35:31.960] eksik olan şu: Klinik ortamda doktorların anlayıp kullanabileceği net

[0:35:35.880] bir laboratuvar veri paneli. Evet, biyolojik saatler gibi konularda çok

[0:35:40.079] konuşma var ama bugün klinikte doğru teşhis araçları hala eksik. Yani hangi

[0:35:45.119] hastaya ne önerelim? İşte bunu yönlendirecek güçlü ve standartlaşmış

[0:35:48.599] veriler henüz tam oturmuş değil. Üolitin ağ için mi yoksa mitokondriyal

[0:35:52.760] sağlık için mi olacak? Biz şu an bunun ilk adımındayız. Şahsen

[0:35:56.200] geliştirdiğim bir test var. Parmaktan küçük bir iğneyle kan alıyorsun. Birkaç

[0:36:00.720] damla kanı özel bir filtre karta damlatıyorsun. Yani dry blood spot

[0:36:04.599] yöntemi. Bu şekilde vücudunda ne kadar urolitin ağ olduğunu ölçebiliyoruz. Yani

[0:36:10.200] sen doğal olarak üreten biri misin değil misin bunu görebiliyoruz. Ayrıca takviye

[0:36:14.760] aldığında gerçekten ne kadar yükseldiğini de takip edebiliyorsun. Bir

[0:36:18.839] sonraki adım ise çok daha önemli kliniklerde kullanılabilecek bir

[0:36:22.880] mitokondri sağlığı testi geliştirmek. Doktorların mitokondriyi hedefleyen

[0:36:27.400] takviyeler, örneğin urolitin a kullanan kişileri objektif olarak takip

[0:36:31.839] edebilmesi gerekiyor. Asıl hedefimiz de bu.

[0:36:34.800] Bu test bana ideal olarak bir insanda urolitin A seviyesi ne olmalı? Onu da

[0:36:39.800] gösteriyor mu? Evet, test tam olarak bunun için ama

[0:36:42.960] henüz ticarileştirmedik. Şu anda dünya çapında yüzlerce hatta binlerce kişiyle

[0:36:47.920] bir çalışma yürütüyorum. İstersen sana da bir kit gönderebiliriz.

[0:36:51.240] deneyebilirsin. Tabii önce birkaç gün takviyeyi bırakman gerekir. Yoksa sonuç

[0:36:55.599] taraflı çıkar. Sonra bir bardak narsu içip ölçüm yapabilirsin. Ya da sadece

[0:37:00.040] beslenmenden gelen doğal seviyene bakabiliriz. Böylece başlangıç düzeyini

[0:37:03.960] görmüş oluruz. Aa bu çok ilginçmiş. Bunu sonra ayrıca

[0:37:07.119] konuşalım. Gerçekten ilgilenirim. Yani temelde şunu söyleyebilir miyiz? Normal

[0:37:12.359] şartlarda bağırsak yoluyla doğal olarak üretildiğinde zombi mitokondrileri

[0:37:17.720] temizleyebilecek etkiyi görmek için vücutta ne kadar urolitin a postb

[0:37:22.319] biyotiği olması gerektiğini artık biliyorsunuz değil mi?

[0:37:25.520] Aynen öyle. Tam olarak bu. Ve insanların çoğu bunu doğal olarak üretemiyor. Bu

[0:37:29.920] yüzden çoğu kişi için takviye stratejisi gerekiyor.

[0:37:32.560] Peki bu temizlik mekanizması çalışmazsa ne olur? Böyle bir sistemi devreye

[0:37:37.800] sokamazsak olumsuz etkisi ne olur? bize biraz anlatır mısın?

[0:37:41.880] APÇIlı, 70'li, 80'li yaş gruplarında ben ve benim gibi birçok araştırmacı şunu

[0:37:47.160] görüyoruz. Bu temizlik mekanizması düzgün çalışmadığında sorunlar birikmeye

[0:37:52.160] başlıyor. Bunu yaşadığın mahalle gibi düşün. Eğer kimse evini boyamaz, tadilat

[0:37:58.280] yapmaz, bakım yapmaz ve 50 yıl boyunca her şeyi kendi haline bırakırsan bir

[0:38:03.359] süre sonra mahalledeki binalar dökülmeye başlar. Hücresel düzeyde olan şey de tam

[0:38:08.599] olarak bu. Hücrelerimiz zamanla hasarlı, zombi mitokondrilerle doluyor ve sistem

[0:38:14.960] tıkanıyor. Uzun vadede bunun sonuçlarını görüyoruz. Beyinde Alzheimer ya da

[0:38:20.079] Parkinson gibi tablolar ortaya çıkabiliyor. Kas tarafında sarkopeni

[0:38:24.560] kırıklar yaşanıyor. Kalpte kardiyovasküler problemler

[0:38:28.359] görülebiliyor. Yani 60'lı 70'li yaşlarda gördüğümüz pek çok hastalığın temeli

[0:38:34.319] aslında 30'lu 40'lı yaşlarda atılmaya başlıyor. O dönemde altyapı yavaş yavaş

[0:38:39.880] bozuluyor. Bu yüzden longevity'yi bir maraton gibi görmek gerekiyor. sorun

[0:38:45.280] ortaya çıktıktan sonra değil, daha erken dönemde bakım yapmak, sistemi temiz

[0:38:50.720] tutmak önemli. Gerçekten 1820 yıl önce yapılmış çok ama

[0:38:56.560] çok önemli bir keşif gibi görünüyor. Üstelik X Prize için de seçildiniz değil

[0:39:01.920] mi? Evet. Şu anda en iyi finalistlerden

[0:39:05.680] biriyiz. Neyi? Şimdi büyük ödül için ilerliyoruz çünkü.

[0:39:10.119] Dilersen insanlara bunun ne olduğunu açıklayalım. Expr aslında longevity

[0:39:13.880] araştırmaları alanındaki en büyük kar amacı gütmeyen ödül programlarından

[0:39:18.720] biri. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce ekip yarışıyor. İlk aşamada en

[0:39:24.599] iyi 40 ekip yani Longevity'ye ve Health Span'e bakış açımızı değiştirebilecek en

[0:39:30.319] güçlü 40 yenilik seçildi. Şimdi hedef şu bu 40 ekip arasından yaşlanmayı tersine

[0:39:37.720] çevirebilecek ya da en azından Health Span 10 yıl iyileştirebilecek

[0:39:42.839] en etkili yaklaşımı bulmak. Yani örneğin 50 yaşındaysan alacağın bir müdahale

[0:39:49.720] hücrelerini, kaslarını, beynini, bağışıklık sistemini eee biyolojik

[0:39:55.480] olarak 10 yıl daha genç bir seviyeye taşıyabilir mi diye bakılıyor. Ödülün

[0:40:01.000] temel amacı bu. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü bildiğim

[0:40:04.280] kadarıyla gen düzenleme gibi çok ileri teknolojilerle yarışıyorsun. İnsanlara

[0:40:09.000] gen düzenleme dediğinde bunun biyolojiye yapılabilecek en üst düzey

[0:40:13.200] müdahalelerden biri olduğunu düşünüyorlar. Böyle bir alanda yarışıyor

[0:40:17.040] olmam bile ürününüzün ne kadar güçlü ve ciddi bir yerde konumlandığını

[0:40:21.440] gösteriyor. Aynen öyle. Üstelik doğal ve güvenli bir

[0:40:26.800] takviyenin yani farklı popülasyonlarda zaten klinik verisi olan bir müdahalenin

[0:40:32.280] dediğin gibi gerçekten güçlü bir şansı var.

[0:40:35.760] Ciltte nasıl çalışıyor? Sohbeti biraz cilt tarafıyla kapatalım istiyorum.

[0:40:40.960] Çünkü özellikle kadınlar için cilt konusu çok önemli. Ben de dahil tabii.

[0:40:45.720] Nedense çoğu zaman cildimizde de mitokondri olduğu gerçekten çok güzel

[0:40:50.200] soru. 15 yıl boyunca araştırdıktan sonra ürünü ilk kez 2021'de Covid sonrası

[0:40:56.079] dönemde piyasaya sürdük. İlk geri bildirimler klasik olarak enerjim arttı

[0:41:01.040] ya da daha hızlı toparlanıyorum şeklindeydi. Ama beni şaşırtan başka bir

[0:41:05.720] şey oldu. Tıpkı senin kendi deneyimini ve ailenden örnekleri anlatman gibi

[0:41:10.760] kullanıcıların geri bildirimlerini dinlemek çok önemli. Pek çok kişi

[0:41:14.720] ağızdan aldıkları takviyeden sonra ciltlerinin daha iyi göründüğünü

[0:41:18.280] söylemeye başladı. Bunun üzerine ekipteki bilim insanlarıyla birlikte o

[0:41:22.920] zaman cilt hücrelerine ve onların mitokondrilerine bakalım dedik.

[0:41:26.680] Timeline'da çok güçlü bir bilim ekibimiz var. Şunu gördük. 30 yaşındaki birinin

[0:41:31.440] cilt hücreleriyle 60 yaşındaki birinin cilt hücrelerini karşılaştırdığınızda

[0:41:36.760] aslında diğer hücrelerde gördüğümüz iki temel şey burada da geçerli. Birincisi

[0:41:41.839] mitokondri sağlığı düşüyor. İkincisi hücrelerde enflamasyon artıyor. Eee

[0:41:46.599] bunun üzerine şunu düşündüm. Madem mekanizma bu neden bileşiği topikal

[0:41:51.720] olarak da uygulamayalım? Yani doğrudan cilde verelim. topikal ürünler

[0:41:56.079] geliştirdik ve neredeyse ağızdan alınan takviyede gördüğümüz etkilere benzer

[0:42:00.720] sonuçlar elde ettik. Zaman içinde cilt dokusunda daha fazla kolajen üretimi,

[0:42:06.440] daha yenilenmiş bir görünüm ve daha enerjik bir cilt yapısı gözlemledik.

[0:42:10.960] Yani mitokondri sağlığı ciltte de sandığımızdan çok daha belirleyici.

[0:42:16.040] Güneş gibi faktörlerin yol açtığı DNA hasarına yardımcı oluyor mu?

[0:42:20.119] Evet. Yaptığımız diğer çalışmalarda gönüllülerle çalıştık. Şöyle düşün.

[0:42:25.040] Plaja gidiyorsun ve güneşte yanıyorsun. Biz de buna benzer bir model kullandık.

[0:42:29.960] Kremi uyguladığımız bölgelerde koruyucu neredeyse antienflamatuar

[0:42:34.520] diyebileceğimiz bir etki gördük. Bu etkiyi placebo kremde görmedik.

[0:42:39.200] Evet. Gerçekten çok ilginç. Gerçekten bu kadar etkileyici bir şeyi geliştirdiğin

[0:42:43.559] için teşekkür ederim. Doktor Sing çok teşekkür ederim. Benim için gerçekten

[0:42:48.920] çok öğretici bir sohbet oldu. Sen anlatırken şunu düşündüm. Daha önce

[0:42:54.000] nitrik oksit üzerine bir podcast yapmıştım. O da böyle olmazsa olmaz

[0:42:58.520] moleküllerden biri gibi. Yeterli olduğunda her şey yolunda ama

[0:43:02.800] eksildiğinde ereksiyon sorunlarından Alzheimer'a kadar pek çok problem ortaya

[0:43:07.839] çıkabiliyor. Son dönemde şunu fark ediyorum. Bu moleküller ve onları

[0:43:12.280] geliştiren bilim insanları giderek beyne odaklanıyor. Her şey beyinde bitiyor

[0:43:17.040] aslında. Alzheimer'a yardımcı olur mu diye araştırılıyor. Sen de beyin

[0:43:21.079] üzerinde çalışıyorsun. Çünkü anladığım kadarıyla beyne ulaşmak, orada etki

[0:43:25.559] göstermek gerçekten çok zor. Evet. Şu anda yaptığımız ilk çalışmalar

[0:43:29.720] bu alanda. Senin de dediğin gibi beyin gerçekten ana hedef.

[0:43:32.280] Evet. Zaman ayırdığın için gerçekten çok teşekkür ederim. Seninle tanışmak büyük

[0:43:36.880] bir keyifti. Uzun zamandır bu sohbeti yapmak istiyordum ve sonunda yaptık.

[0:43:40.359] Gerçekten çok mutluyum. O zevk kesinlikle bana ait. Beni

[0:43:42.760] ağırladığın için teşekkür ederim Esra.


*Transkript YouTube'dan alınmıştır.

"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"

DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU

Ceo & Co-founder