Kanser Tedavisinde Devrim
Dr. Nasha Winters
Ayık Kafa 70. podcast’inde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Dr. Nasha Winters. Dr. Nasha, kansere sadece genetik bir hastalık olarak değil, metabolik bir bozukluk olarak bakmanın önemini vurguluyor. Kendi kanser mücadelesi ve iyileşme süreci üzerinden sağlık ve hastalık anlayışını paylaşıyor. Dr. Nasha Winters, bütüncül onkoloji alanında uzmanlaşmış bir hekimdir. Bestseller olmuş kitapların da yazarı olan Winters, aynı zamanda Terrain Holding Companies'in kurucu ortağı ve baş hekimidir.

Özet
Dr. Nasha hücresel sağlıkta mitokondrinin rolünü, çevresel toksinlerin etkisini ve hormonal dengenin önemini vurguluyor. Mitokondri disfonksiyonunun on temel nedenini ortaya koyan yöntemini tanıtıyor ve hastaların sadece hayatta kalmakla yetinmeyip, aynı zamanda iyileşip güçlenmelerini de sağlayan farklı tedavi yaklaşımlarını anlatıyor.
Dr. Winters, kendi kanserle mücadele ve iyileşme yolculuğunu anlatırken, travmanın, çevresel faktörlerin ve yaşam tarzı seçimlerinin sağlık üzerindeki etkisini anlamanın önemine dikkat çekiyor. Olumsuz Çocukluk Deneyimleri (ACE) skorunun kanser riski ile ilişkisini de açıklıyor.
Kanser tedavisinde hasta merkezli bir yaklaşımı savunuyor. Kanser tedavisinde oksidatif ve besleyici tedaviler arasındaki dengeye vurgu yapıyor ve tedavi etkinliğini artırmak için kanser hücrelerinin yeniden programlanması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca standart kanser tedavilerinin mitokondri sağlığı üzerindeki derin etkisini açıklıyor ve tedavi sonrası zihniyet değişiminin önemini vurguluyor.
Genetik ve yaşam tarzı seçimlerinin kanser yatkınlığı üzerindeki etkileşimini araştırıyor, duygusal zeka ve çevresel farkındalığı da içeren bütüncül bir sağlık yaklaşımını destekliyor.
Dr. Nasha onkolojide yeni bir tedavi standardı vizyonunu paylaşıyor; veri odaklı çözümlere ve destekleyici bir iyileşme ortamı yaratmanın önemine dikkat çekiyor.
Dr. Nasha Winters:
Web sitesi: https://drnasha.com/about
Instagram: https://www.instagram.com/drnashawinters?utm_source=ig_web_button_share_sheet&igsh=ZDNlZDc0MzIxNw==
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-03:01 Giriş. Dr. Nasha Winters’ın tanıtılması
03:01-06:07 Kanserin metabolik bir bozukluk olarak kavramı
06:07-08:53 Kanser araştırmalarının tarihsel geçmişi
08:53-12:02 Mitokondrinin kanserdeki rolü
12:02-14:58 Çevresel faktörleri ve kanserojenleri anlamak ;
14:58-17:47 Mitokondri sağlığının önemi
17:47-21:11 Mitokondriyal işlev bozukluğunun on temel etkeni
21:11-23:59 Tedavi yöntemleri ve hasta bakımı üzerine
23:59-37:06 Hormonların sağlık ve hastalıktaki rolü
37:06-39:41 Travmanın sağlık üzerindeki etkisi
39:41-42:30 ACE ve kansere etkisi
42:30-44:08 Kanserde çevresel ve genetik faktörleri yönetmek
44:08-46:40 Mitokondri sağlığını değerlendirmek
46:40-50:35 Kanser tedavisinde verinin önemi
50:35-52:01 Kanser tedavisinde hastaları güçlendirmek
52:01-55:22 Kanser tedavisinde yenilikçi yaklaşımlar
55:22-01:00:38 Oksidatif ve besleyici tedaviler arasında denge kurmak 01:00:38-01:03:24 Kanser hücrelerini yeniden programlamak
01:03:24-01:06:25 Standart tedavilerin mitokondri üzerindeki etkisi 01:06:25-01:09:55 Kanser sonrası yaşam
01:09:55-01:13:13 Genetik mi yaşam tarzı mı: Kanserle bağlantısı
01:13:13-01:15:05 Yeni bir tedavi standardı inşa etmek
01:15:05-01:16:57 Sağlık ve longevity’nin geleceği. Kapanış.
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.199] Hastalandığımız ortamda iyileşemeyiz ve o ortam toprağından başlayıp ruhumuza
[0:00:04.839] kadar uzanan etrafımızdaki gerçek çevreyi de kapsar. İnsanlara sağlıksız
[0:00:09.480] bir dünyada nasıl sağlıklı yaşanacağını, tüm bu etkenlerin farkında olmayı ve
[0:00:13.599] onları nasıl azaltıp başa çıkacaklarını öğretmek gerekiyor. Çünkü bu sorunlar en
[0:00:17.560] azından bir süre daha ortadan kalkmayacak. Belki bizim neslimizde ya
[0:00:20.880] da bizden sonraki nesilde değil ama umudum bugün attığımız temelin
[0:00:25.199] gelecekteki nesillere yol göstermesi. Çünkü gidişat bu şekilde devam ederse
[0:00:29.439] gelecekte yeni nesiller olmayacak. Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir
[0:00:34.960] hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığı ile mücadelem beni beden ve
[0:00:38.719] performansımı iyileştirmek, hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve
[0:00:42.160] uzun yaşamak için yeni yöntemler, cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya
[0:00:46.079] yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı, baya hiking ve longevity alanlarındaki kendi
[0:00:50.920] deneyimlerimden dünyadaki son gelişmelere, çığır açan girişimcilerden
[0:00:55.079] uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım sohbetler artık her hafta Ayık Kafa
[0:00:59.840] podcastı. Ayıkfa podcast'e hoş geldiniz. Bu
[0:01:03.399] haftaki bölümde bütünleştirici onkolog ve kitapları bestseller olmuş yazar
[0:01:07.040] Drtor Nat Winters ile bir araya gelerek kanser ve sağlığa dair bildiklerinizi
[0:01:10.799] tersine çevirecek bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki bir saat
[0:01:14.080] boyunca Dr. Winters kanserin neden yalnızca genetik bir hata olmadığını
[0:01:18.320] aslında kanserin yorgun ve toksinle yüklenmiş mitokondrilerden kaynaklanan
[0:01:22.799] metabolik bir çöküş olduğunu anlatıyor. Çevresel kimyasalların, çocukluk
[0:01:26.640] travmalarının ve hormonal dengesizliklerin tümör ortaya çıkmadan
[0:01:30.119] çok önce hücrelerinizi nasıl sessizce programladığını ve bu süreci hedefe
[0:01:34.079] yönelik beslenme, bağırsak bağışıklık dengesi ve akıllı stres yönetimiyle
[0:01:38.560] nasıl tersine çevirebileceğinizi ele alıyoruz. Dr. Winters oksidatif ve
[0:01:42.680] destekleyici tedaviler arasındaki dengeye dair en güncel verileri
[0:01:46.079] paylaşıyor. Standart tedavilerin bazen kanserden çok mitokondrilerinize nasıl
[0:01:50.960] zarar verebildiğini açıklıyor ve yeni teknolojilerle kadim yaşam
[0:01:54.439] alışkanlıklarının bir araya gelerek problemli hücreleri kalıcı şekilde nasıl
[0:01:58.719] yeniden programlayabileceğini gösteriyor. Sizi kanserden korunma,
[0:02:02.520] iyileşme ve uzun vadeli canlılığın merkezine koyan umut verici, veriye
[0:02:07.719] dayalı bir yol haritasına hazırsanız bu bölümü kaçırmayın. Doktor Neşe Winters
[0:02:13.160] Ayık Kafa podcast'e hoş geldin. Bu çok çok özel bölümü birkaç nedenden ötürü
[0:02:18.599] gerçekten dört gözle bekliyordum. Bunlardan biri ismini Türk bir genç
[0:02:23.440] kadından neşeden alıyor olman. Bu bilgiyi benimle Teksas Austin'deyken
[0:02:28.840] paylaşmıştın. Öncelikle hayata bakış açından bahsetmek istiyorum. Şöyle bir
[0:02:33.360] durum var. Hücresel longevity tıbbı ile ilgilenenler sadece bu konuya
[0:02:37.560] odaklanıyor. Yani sadece daha uzun yaşa, daha sağlıklı yaşa diyorlar ve senin
[0:02:42.959] kanser hastalarına uyguladığın birçok müdahaleyi onlar da kullanıyor. Ama sen
[0:02:47.720] doktorlar arasında adeta efsane bir doktorsun. Çünkü onkoloji alanında
[0:02:52.120] çalışan bir naturopatik hekimsin. Bunu özellikle söylemek istiyorum. Çünkü sen
[0:02:56.599] çok daha fazlasını yapıyorsun ve büyük ihtimalle hastalarının hayatı kökten
[0:03:00.840] değişiyor. Sadece tümörleri küçülmüyor. Sadece kanserden kurtuldum demiyorlar.
[0:03:05.360] Hayatlarının tamamı, hayata bakışları değişiyor. Bir bakıma birer biohacker'a
[0:03:10.159] dönüşüyorlar. Öyle diyebilirim. Görünüşe göre sen de öylesin ve tekrar hoş
[0:03:16.000] geldin. Yanılmıyorsam sen de kanser geçmişi olan birisin. Ben bir kanser
[0:03:22.120] savaşçısıyım. Bu konuda özel bir yorumun olacağını tahmin etmiştim. Evet, sen
[0:03:28.120] gerçek bir savaşçısın. Hatta bu savaştan çok güçlü çıkan birisin. Hikayeni
[0:03:33.200] dinledim. Çok cesaret vericiydi. Umarım bu podcast'i dinleyecek birçok kişi de
[0:03:38.640] senin gibi cesaret ve umut bulur. Konferanstaki sunumunu izliyordum. Daha
[0:03:43.280] doğrusu dinliyordum ama bir yandan da iPad'imle meşguldüm. Çünkü çeviriler,
[0:03:47.760] işler falan yapmam gerekiyordu. Kulaklarım tamamen sende. Gözlerim belki
[0:03:53.400] biraz başka yerdeydi. Sonra birden çok önemli iki cümle söyledin. Kanser
[0:03:58.159] genetik bir hastalık değildir. Oysa bildiğim kadarıyla sektörün tamamı yani
[0:04:03.439] testler, ailenin durumu, hormon kullanımı ya da kullanmamak gibi şeyler
[0:04:08.000] hep buna dayanıyor. Yani kanserin genetik olduğuna. İkinci önemli şey ise
[0:04:13.000] kanserin aslında bir metabolik hastalık olduğunu söyledin. Peki kendinde nasıl
[0:04:17.840] tedavi ettin? Ve şimdi doktorlara da öğrettiğin
[0:04:22.360] insanların sadece hayatta kalmasını değil aynı zamanda güçlenmesini de
[0:04:26.960] sağlayan bu harika sistemi nasıl oluşturdun? Öncelikle beni burada
[0:04:31.360] ağırladığın için çok teşekkür ederim. Austin'deki Health Optimization
[0:04:35.759] Summit'te seninle derin bir bağ kurdum. Etrafımız biohackerlarla doluydu.
[0:04:41.360] Başlangıç olarak dinleyicilerimle paylaşmak isterim ki son 10-15 yılda
[0:04:46.720] kanser hastalarımı desteklemek konusunda standart onkoloji tedavisinden çok
[0:04:52.479] biohackerlardan daha fazla şey öğrendim.
[0:04:58.440] Bu hem senin hem de dinleyen herkesin önemseyeceği bir şeydir diye
[0:05:01.160] düşünüyorum. Bence en güzeli senin bunun farkına varman. merak, öz farkındalık ve
[0:05:07.479] kendini deneme gibi unsurların hayatımızı en en iyi halini yaşamamızda
[0:05:13.639] ne kadar önemli olduğunu görmen teşhis ne olursa olsun bu yaklaşım herkes için
[0:05:19.120] geçerli. Bunu özellikle vurgulamak istedim. Çünkü bizim orada buluşmamız
[0:05:23.680] çok ilginçti. Çünkü ben her ne kadar kanserden bahsediyor olsam da ama sen
[0:05:28.400] oradaydın ve beni izlemeye gelmiştin. Oysa o salonda beni dinlemeye gelen
[0:05:33.039] sadece aşağı yukarı 150 kişi vardı. Öte yandan binlerce kişi ise başka bir
[0:05:38.199] biohacker'ı dinliyordu. Çünkü bence kanser fikri genellikle insanları
[0:05:42.400] korkutup uzaklaştırıyor. Dolayısıyla o odada bulunan insanlar muhtemelen
[0:05:47.319] kişisel ihtiyaçlarından dolayı bu konuya gerçekten ilgi duyan insanlardı. Çünkü
[0:05:51.919] bu senin için yeni bir kavram ve tahtaya vuralım ki ne sen ne de senin bir
[0:05:56.000] yakının kanser olmamasına rağmen senin orada olup beni dinlemiş olmanı
[0:05:59.880] gerçekten çok takdir ettim. Bunu söylemişken benim yolculuğum da tam
[0:06:05.080] 34 yıl önce başladı. Bana sadece 3 ay ömür biçmişlerdi ve şimdi neredeyse 34
[0:06:10.919] yıldır kansersiz yaşıyorum. Tebrikler. Bu harika. Teşekkürler Esra.
[0:06:17.560] Gerçekten çok minnettarım. Biliyorsun bazen her şey sanki daha dünmüş gibi
[0:06:21.520] geliyor. Bazen de tam bir sonsuzluk kadar uzak. Ve 1991'de o zaman bana
[0:06:27.479] hiçbir seçenek sunulmadı. Bana gerçekten neler olduğunu anladıklarında 4. evre
[0:06:33.080] yumurtalık kanseri için standart kemoterapinin tek bir dozunu bile tolere
[0:06:37.400] edemeyecek kadar ilerlemiştim ve böylece ölmem için eve gönderildim. Onunla
[0:06:43.280] savaşmayı, yenmeyi ya da hayatta kalmayı hiç beklemiyordum. Tek istediğim 19
[0:06:50.520] yaşında birinin neden kanser olduğunu anlamaktı ve sadece neden diye merak
[0:06:56.960] ettim. İşte bu merak kendi sürecimi çözmeye, anlamaya başlamama, aynı
[0:07:02.599] zamanda neredeyse unutulmuş bazı kavramları tekrar gündeme getirmeme yol
[0:07:07.639] açtı. Ve eğer dinleyicilerine biraz bu işin tarihçesini vermek gerekirse
[0:07:13.599] 1914'te Doktor Theodor Bovery kanseri genetik bir hastalık olarak tanımlayan
[0:07:20.440] somatik mutasyon teorisini ortaya attı. Birkaç yıl sonra ise Doktor Otto Warburg
[0:07:26.879] devreye girdi ve "Hayır doğru değil" dedi. Gen bir şeyin ifadesidir. Kanserin
[0:07:32.639] başladığı yer değil. dedi ve üstüne daha geriye bu metabolik mekanizmanın
[0:07:37.520] kaynağına mitokondriye gidelim. Kanserin gerçek başlangıcı işte tam da orada o
[0:07:42.360] seviyede oluyor diye ilave etti. İlginçtir ki Dr. Warberg'un hipotezi ve
[0:07:48.840] teorisi 1950'lere kadar dönemin en çok ilgi gören görüşüydü. Hatta 1931'de bu
[0:07:57.520] çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı. Ancak 1950'lerde
[0:08:03.280] Watson ve Crick DNA sarmalını keşfettiğinde
[0:08:07.240] bir şekilde Otto Warburg'un teorisi gözden düştü. Bu konuda Sameple'ın
[0:08:13.319] Revenus adlı kitabı Neden Warburg'un popülerliğinin azaldığını detaylıca
[0:08:18.919] anlatıyor. Bunun bir kısmı I. Dünya Savaşı ile bağlantılı. Warburg
[0:08:25.400] Almanya'da Yahudi kökenli bir bilim insanı olarak tıp araştırmaları
[0:08:29.720] yapıyordu. Diğer Yahudi meslektaşları ülkeyi terk edip Hitler'in rejimini
[0:08:35.279] desteklememek için kaçarken Warburg hayatının tek amacı olarak kanseri
[0:08:41.080] iyileştirmeyi gördüğü için kalmayı seçti. Bu kararı kendi topluluğu,
[0:08:46.920] kültürü ve meslektaşları tarafından pek de hoş karşılanmadı.
[0:08:52.440] Ve aslında 30 yıl boyunca bilim dünyasının yıldızı olmasına rağmen o
[0:08:56.240] dönem yaşadıkları onun için her şeyi değiştirdi ve kariyerinin düşüşüne neden
[0:09:00.040] oldu. Watson ve Creek ortaya çıkınca herkes hemen onların teorisini
[0:09:05.079] benimsedi. Aslında belki en doğru tercih değildi bu ama işte tam 7580 yıl geçti
[0:09:12.040] ve enerjimizin büyük kısmı hala kanserin genlerdeki somatik mutasyon teorisine
[0:09:17.560] odaklanıyor. Araştırma bütçelerimiz, klinik deneme finansmanlarımız, ARGE
[0:09:22.880] çalışmalarımız, ürün geliştirme ve piyasaya sürme süreçlerimiz hep buna
[0:09:27.240] gidiyor. Bugün bir ilacı piyasaya çıkarmak neredeyse 2.2 milyar dolar
[0:09:32.360] tutuyor. İşte bu yüzden iyi bir yatırım getirisi sağlamayacak araştırmalara
[0:09:38.480] kimse para yatırmak istemiyor. Çünkü bu tür çalışmalar çok maliyetli oluyor.
[0:09:44.720] Ancak ayık kafa dinleyicilerinin daha iyi anlaması için şunu söylemek isterim.
[0:09:50.519] Bu 75 yıllık deneyin neden başarısız olduğunu göstermek için 1950'lerden
[0:09:57.760] beri defalarca kanıtlandı ki sağlıklı bir hücrenin çekirdeğini yani genetik
[0:10:03.800] materyalimizin saklandığı yeri çıkarıp yerine kanserli bir hücrenin çekirdeğini
[0:10:09.200] koyarsak eğer kanser gerçekten genetik bir hastalık olsaydı o hücrenin sağlıklı
[0:10:16.399] hale [ __ ] gerekirdi ve tam tersi de geçerli kanser kanserli bir hücrenin
[0:10:20.720] çekirdeğini çıkarıp sağlıklı bir hücrenin içine koyarsak eğer kanser
[0:10:24.240] gerçekten genetik bir hastalık olsaydı o sağlıklı hücrenin kanserli hale gelmesi
[0:10:28.560] gerekirdi. Somatik mutasyon teorisinin temelinde bu fikir yatıyor ve bu teori
[0:10:34.720] hiçbir zaman doğrulanmadı. yıllarca defalarca tekrarlandı ama yine de
[0:10:40.360] Warburg'dan başlayarak Doktor Amina Bisel gibi isimler ve daha sonra Tom
[0:10:46.000] Safreed ile Domda Gostino gibi araştırmacılar kanser sürecinin genetik
[0:10:51.399] aşamadan önce başladığı fikrini ortaya koymaya başladılar. Warburg'un fark
[0:10:56.440] ettiği ise kanser hücrelerinin mitokondrilerinin farklı olduğuydu.
[0:11:00.360] Mitokondrileri hem görünüş hem de işleyiş açısından normal hücrelerden
[0:11:03.920] farklıydı ve hayatta kalabilmek için farklı enerji kaynaklarını kullanmayı
[0:11:08.720] tercih ediyorlardı. E bu da çok fazla şeker kullanmaktan geçiyordu. Özellikle
[0:11:15.800] de glikozu. Sonrasında öğrendik ki kanser hücreleri birkaç farklı yakıt
[0:11:21.279] kaynağını da kullanabiliyor ama büyük çoğunluğu hatta neredeyse tamamı güozu
[0:11:27.079] çok etkili ve tehlikeli bir şekilde kullanıyor. Yaklaşık %70'i ise neredeyse
[0:11:32.480] tamamen güozdan besleniyor. Yani bu da demek oluyor ki kanserlerin büyük
[0:11:36.519] çoğunluğunda hatta aslında tüm kanserlerde karbonhidrat kısıtlaması
[0:11:39.480] şart. Ancak yaklaşık %70'inde bu kısıtlamaya çok daha sıkı uyulması
[0:11:43.560] gerekiyor. Daha sonra öğrendik ki glutamin gibi bazı maddelerle lösin ve
[0:11:47.839] metyonin gibi belirli aminoasitlerde kanser hücreleri için sorun teşkil
[0:11:51.480] ediyor. Bunlar etkileri tespit edilen diğer önemli amino asitlerden bazıları.
[0:11:55.480] Hücre duvarlarımızdan parçalanan bazı yağ asitleri de kanser hücreleri için
[0:12:00.000] enerji kaynağı olarak kullanılabiliyor. Ancak bu diğer enerji kaynaklarını
[0:12:04.240] kanser ilerleyip çok daha fazla mutasyona uğradıktan sonra yani daha
[0:12:08.120] ileri aşamalarda kullanılıyor. Standart tedaviyle gereğinden fazla müdahale
[0:12:11.839] almış ve artık hayatta kalabilmek için başka yollar bulmaya çalışan kanser
[0:12:14.880] hücreleri bu diğer enerji kaynaklarını kullanmaya başlıyor. İşte gerçekten
[0:12:18.920] yanlış yaptığımız yer burası. Kanserle mücadele 1971'de ilan edilmesinden bu
[0:12:24.880] yana standart onkoloji tedavi sonuçlarında neredeyse hiç ilerleme
[0:12:29.399] kaydedilmedi. Bahsettiğim tüm kaynaklar ve yatırımlar yanlış başlangıç noktasına
[0:12:34.600] odaklanmaya devam ediyor. Ama Esra birkaç hafta önce Austin'de birlikteyken
[0:12:40.880] yayınlanan bir makale sonunda kanserin metabolik bir hastalık olduğu teorisi
[0:12:48.040] genetik mutasyon teorisini geride bırakıp çürütmeye başladı. Bu bana umut
[0:12:54.519] veriyor. Belki artık farklı sorular sorar, farklı araştırma yöntemleri
[0:13:00.600] uygular ve kesinlikle farklı sonuçlar görürüz. Ben klinik olarak bu yaklaşımı
[0:13:06.199] kullanıyorum ama araştırmacıların ve akademik kurumların büyük çoğunluğuyla
[0:13:10.240] mevcut tedavi yöntemlerini uygulayanlar bunu yapmıyor.
[0:13:15.160] Sanırım bir konuşmanda Terry Walls'ın da MS gibi nörolojik hastalıkların da
[0:13:21.279] mitokondri ile bağlantılı olduğunu yani metabolik bir hastalık olduğunu
[0:13:25.639] düşündüğünü söylemiştin. Belli ki birini diğerinden ayıran şeyin mesela birinin
[0:13:30.880] şekeri sevmesi, diğerinin ise muhtemelen beyne giren zararlı maddelerden
[0:13:36.959] etkilenmesi, hastalığa göre değişiyor. Senin
[0:13:41.160] prezantasyonundan birkaç resim aldım. problemi detaylıca anlattığın burada
[0:13:46.760] kanserojenleri listelemişsin saymam gerekirse
[0:13:50.759] F radyasyonları, mikotoksinler, tütün, pestisitler, ağır metaller, BPA'lar,
[0:13:57.079] PCB'ler, araç egzozları, virüsler, kirlilik, parfümler, alkol, aspest yani
[0:14:03.639] saymakla bitmiyor ve bunların pek çoğuna hepimiz her gün maruz kalıyoruz.
[0:14:09.360] Merak ettiğim şey şu. Sonra da senin kendini nasıl iyileştirdiğine döneriz.
[0:14:15.279] Ben de birçok insan gibi bu zararlı etkenlere maruz kalıyorum. Ama neden
[0:14:20.000] bana bir şey olmuyor da yanımdaki saraya oluyor?
[0:14:25.199] Öncelikle sunumdaki o slate'i hatırlamana bayıldım gerçekten. Şimdi
[0:14:29.800] birkaç şey söyleyeceğim. Bu sana neden sen değil de neden Sara? sorusunun
[0:14:34.959] cevabını vermeye başlayacak. Ayrıca bu benim yolculuğuma, hikayeme ve süreci
[0:14:40.680] nasıl değiştirdiğime geçiş yapmamı da sağlayacak. Bahsettiğimiz o
[0:14:45.160] mitokondrilerin yani sağlığın ve hastalığın başladığı yerin üç önemli
[0:14:49.880] görevi var. Hepimiz 6. sınıf biyoloji dersinde mitokondrilerin sadece enerji
[0:14:55.800] için ATP ürettiğini öğrenmiştik ki bu gerçekten çok önemli bir görev. ATP
[0:15:01.079] olmadan yaşayamayız. Yani mitokondriler bu konuda tam yetkili ama işin aslı
[0:15:04.800] mitokondrilerin üç büyük görevi var. Bu üç görevden biri bilgi alıcısı olmak.
[0:15:11.839] Yani karşılaştığımız, üzerimize gelen ve çevremizde olan her türlü bilgiye,
[0:15:17.759] insanları, yerleri ve nesneleri, mitokondrilerimize aktarılır. Yani o
[0:15:23.680] slaytta gördüğün farklı toksinlerin hepsi mitokondrilerinin sürekli olarak
[0:15:30.279] taradığı, saniye saniye, an be an, günbegün maruz kaldığı şeylerdir.
[0:15:38.000] Mitokondrilerin ikinci görevi aldıkları bu bilgiyi şöyle çevirmek. Tamam bu çok
[0:15:43.199] fazla veri. Bunun anlamı ne diye sormak. Yani bunu anlayıp anlamlı hale getirmek.
[0:15:49.560] İşte bu çeviri yani dönüşüm süreci birazdan konuşacağımız bireysel
[0:15:54.000] farklılıklara bağlı olarak hatalı şekilde de gerçekleşebilir. Tıpkı bir
[0:15:58.800] kitabın başka dillere çevrilmesinde yaşananlar gibi bazı şeyler tam oturmaz
[0:16:03.240] ya da anlam kayar. Ve işte orada sorun başlar. Çünkü mitokondrinin üçüncü
[0:16:08.079] görevi yani çevresindeki diğer hücrelere, dokulara, organlara ve tüm
[0:16:12.959] vücut sistemine sinyal gönderme işi bu hatalı çeviriyle yapılır. Yani yanlış
[0:16:18.920] bilgi tüm sistemi etkileyen hatalı mesajlara dönüşebilir. Yani kötü bilgi
[0:16:24.199] gelirse, kötü çeviri yapılırsa ve kötü iletişim kurulursa bu felakete davetiye
[0:16:30.720] çıkarmak demektir. Bazılarımız hala bu zararlı uyaranlara maruz kalıyoruz.
[0:16:35.839] günümüz dünyasında yaşamak zaten başlı başına bir yük. Özellikle ı Dünya
[0:16:39.800] Savaşı'ndan sonra hele ki 1980'den sonra doğduysan mitokondrilerin her
[0:16:44.399] zamankinden daha fazla toksik girdiye maruz kalıyor. Ama bizi birbirimizden
[0:16:48.160] ayıran şey şu: Vücudumuz bu gelen bilgiyi nasıl algılıyor? Nasıl
[0:16:51.800] yorumluyor? Yani neden hastalık saraya oluyor da sana olmuyor? İşte farkı
[0:16:55.720] yaratan bu çeviri mekanizması. Hepimizin bu gelen bilgileri yorumlama biçimi
[0:16:59.279] farklı. Çünkü her birimizin kendine özgü bir blueprinti var. buna epigenetik
[0:17:02.759] deniyor. Yani doğduğumuzda gelen bazı davranışlar var. Ama işin güzel tarafı
[0:17:06.439] bu davranışların nasıl ifade bulacağını değiştirme gücüne de sahibiz.
[0:17:10.319] Ve buradan sonra bazı başka etkenlere bağlı olarak örneğin bazı besin
[0:17:15.760] maddelerinde eksiklik ya da fazlalık olması ya da toksik maddelere maruz
[0:17:21.480] kalmak gibi bu iletişim ve sinyal yolları daha da tıkanabiliyor ve işler
[0:17:27.319] iyice sarpa sarabiliyor. Yani senin de değindiğin gibi Terry Walls gibi MS ve
[0:17:32.559] otoimmün hastalıklar üzerine çalışan uzmanlar ya da Drtor Pearlmutter ve Dror
[0:17:37.200] Breadesen gibi Alzheimer ve diğer beyin hastalıkları üzerine çalışanlar Bread
[0:17:41.679] Share gibi kardiyoloji alanında uzmanlaşmış isimler ya da Drtor Wes gibi
[0:17:45.960] nefroloji alanında çalışanlar hepimiz aynı noktadan yaklaşıyoruz.
[0:17:49.880] Mitokondriler aşırı yük almış durumda. Çok fazla veriyle karşı karşıyalar.
[0:17:54.559] bunları düzgün bir şekilde çeviremiyorlar ve sonrasında da sağlıklı
[0:17:57.600] sinyaller gönderemiyorlar. Sorunun temelinde bu yatıyor. Kanserle bir adım
[0:18:03.039] daha ileri gidiyor. Enerji üretmek için kullandığı yakıt türünü tamamen
[0:18:07.559] değiştiriyor. Diğer hastalıklarda bu kadar köklü bir metabolik değişim
[0:18:12.080] görülmüyor. İşte bizi ayıran fark da bu noktada ortaya çıkıyor. Aist bu
[0:18:16.679] hücrelerin hangi yakıt kaynaklarını kullandığına gelene kadar her şey aynı
[0:18:20.039] görünüyor. Kanserin birincil tercihi glikozdur. İkinci olarak glutamini
[0:18:24.120] üçüncü olarak demiri tercih eder. Daha ileriki aşamalarda ise bakır veya bazen
[0:18:28.360] metyonin gibi birkaç farklı madde devreye girebilir. Oysa diğer
[0:18:31.799] hastalıklarda durum daha çok hücrelere gelen sinyalin bozulmasıyla, örneğin
[0:18:35.679] aşırı enflamasyon gibi mekanizmalarla ilgilidir. Aradaki temel fark kanserin
[0:18:39.840] enerji üretimi için kullandığı yakıtı kökten değiştirmesidir. Benim anladığım
[0:18:44.280] şey ise tabii ki bunu başlarda bilmiyordum. Yıllar içinde öğrendim.
[0:18:49.039] 1991'de Google yoktu, biohackerlar yoktu, sosyal medya, influencerlar ya da
[0:18:55.919] destek grupları da yoktu. Her şeyi tek başıma her açıdan halletmek zorundaydım.
[0:19:01.919] İşte o süreçte Doktor Warburg'un çalışmalarına rastladım. Minabisel'in
[0:19:06.799] çalışmasına denk geldim. Minabisel diyor ki, "Sorun kanser hücresi değil, kanser
[0:19:12.080] hücresinin dolaştığı çevre. Bu fikir beni çok etkiledi. Sonra Candas Pertin
[0:19:18.039] Molecules of Emotion adlı kitabını yazan moleküler biyolog bir kadının
[0:19:22.559] çalışmalarıyla tanıştım. O düşüncelerimizin, duygularımızın,
[0:19:26.760] yaşadığımız travmaların, bağışıklık sistemimizi doğrudan etkilediğini
[0:19:30.720] gösterdi. Sonrasında 90'ların başında Drtor Bruce Lipton'un araştırmalarına
[0:19:36.559] rastladım. Onun kitabı 2011'e kadar yayımlanmadı ama epigenetik ifademizi
[0:19:42.320] yani genlerin nasıl çalıştığını, duygularımız ve düşünce süreçlerimizle
[0:19:46.520] değiştirebileceğimizi anlatıyordu. Tüm bunları 90'ların başında öğreniyor ve
[0:19:51.400] kendi durumum için anlamlandırmaya başlıyordum. Benim için ise
[0:19:56.159] bahsettiğimiz o 30 yıl boyunca oluşturduğum şey mitokondriyal
[0:20:00.559] disfonksiyonun yaklaşık 10 ana tetikleyicisini içeren bir yöntem ve
[0:20:05.720] genel bir çerçeve. Hepimizde bu tetikleyicilerden bazıları var.
[0:20:10.120] Kimimizde daha fazla, kimimizde daha az. Burada bahsettiğin kişinin vücut ortamı
[0:20:15.360] yani terine dediği şey sanırım bu 10 maddelik metodolojinin temelini
[0:20:19.520] oluşturuyor. Merak ettiğim birkaç nokta var. Seni izlemek ve dinlemek gerçekten
[0:20:24.159] büyüleyiciydi. Özellikle birine nasıl yaklaştığını görmek çok etkileyiciydi.
[0:20:28.280] Şunlardan da bahsetmek isterim. Mesela hiperbarik oksijen odaları, kırmızı ışık
[0:20:33.000] terapileri, metaller ve mavi ışıklar gibi yöntemleri nasıl kullanıyorsun? Bir
[0:20:38.360] de mist yani ökse otu var. Google'da arıyordum. Dedim ki bu da ne? Türkçe
[0:20:44.360] adının bana hiçbir şey ifade etmediğini gördüm. Sanki içinde bir tür zehirli bir
[0:20:50.520] meyve varmış gibi görünüyor. Yani her şeyi çok merak ediyorum. kendi
[0:20:56.520] yolculuğun, araştırmaların ve incelemelerin sonucunda bu 10 faktörlü
[0:21:01.120] terin yani temel modelini ortaya çıkardın değil mi? Eee, 10 temel 10.
[0:21:06.799] Evet. Neredeyse kansere saldıran bir sistem gibi. Hadi bundan bahsedelim
[0:21:12.679] dilersen. Tam da bunu anlatmaya çalışıyorum aslında ki kendi hikayemi
[0:21:17.279] anlattığımda her şey daha anlamlı olacak. Kariyerime başlarken on binlerce
[0:21:22.279] hastayla birebir, yüz binlercesiyle dolaylı olarak çalıştım. Ve tabii kendi
[0:21:26.720] 30 yılı aşkın yolculuğumda da bu süreçte mitokondri kovasına düşen 10 büyük
[0:21:31.520] sorunu fark etmeye başladım. Mitokondriyal fonksiyonumuzun girdisini,
[0:21:36.000] çevirisini ve iletişimini etkileyen şeyler şunlar. Birinci olarak epigenetik
[0:21:41.360] var. Biraz önce değindiğim konu bu. Doğuştan getirdiğin yani DNA'daki
[0:21:45.400] şablonun diyebiliriz. Bu bazen 12 nesil boyunca bile aktarılmış olabilir ama bu
[0:21:51.000] kaderin olduğu anlamına gelmiyor. Düşüncelerin, beslenmen ve yaşam tarzı
[0:21:55.320] seçimlerinle bunun üstesinden gelebilirsin.
[0:21:58.720] Bu şu bizim kovadaki mitokondriyal sorunların büyük kaynaklarından biri.
[0:22:01.919] İşte bu yüzden insanlar annem kanserde, büyükannem kanserdi, onun annesi de
[0:22:05.279] kanserdi. Demek ki ben de kanser olacağım derler. Ama işte durum böyle
[0:22:08.600] değil aslında. İşin içinde başka faktörler de var. Aynı şey diyabet,
[0:22:13.080] Alzheimer veya bağımlılık için de geçerli. İşte o kovadaki diğer bir sorun
[0:22:17.520] da metabolik olan yani vücudunu neyle beslediğinle ilgili. Yani hangi
[0:22:22.120] yiyecekleri yediğin ya da yemediğin bunun sağlığına zarar verip vermediği ya
[0:22:24.960] da çok faydalı olduğuyla ilgili. Burada ağırlıklı olarak mikro besinlere değil
[0:22:29.400] makro besinlere bakıyoruz. Yani protein, yağ ve karbonhidrat dengesine, bunların
[0:22:34.960] kalitesine, kaynağına ve ne zaman tüketildiğine odaklanıyoruz. Bunlar
[0:22:39.200] mitokondrilerimizin gerçek yakıtı yani adeta benzinleri diyebiliriz. Üçüncü
[0:22:44.480] etkileyen faktör ise çevresel maruziyetlerimiz.
[0:22:48.200] Bugün bir kadın çoğu kadın gibi her sabah işe gitmek için evinden çıktığında
[0:22:53.840] vücudunda 60'tan fazla kimyasal madde taşımış oluyor. Yani işte hangi şampuanı
[0:22:58.799] kullandığın, yüzünü nasıl temizlediğin, diş macunun, e cilt bakım ürünlerin,
[0:23:03.200] makyaj malzemelerin, bunların hepsi farkında olmadan üst üste gelip
[0:23:06.400] birikiyor. Yani artık mesele toksin var mı yok mu değil ama ne kadar ve ne tür
[0:23:11.400] toksinlerle karşı karşıyasın? Çünkü herkes farklı coğrafyalarda yaşıyor ve
[0:23:15.320] maruz kalınan etkenler de değişiyor. Bu yüzden genellikle insanların yaşadığı
[0:23:19.360] bölgelerin posta kodlarını, çevresindeki sanayi kuruluşlarını ve maruz kaldıkları
[0:23:23.320] etkenleri detaylıca inceliyoruz. Dördüncü önemli faktör ise
[0:23:26.799] mikrobiyomdur. Bunu da yeni öğrendik. Çünkü birkaç yıl
[0:23:30.720] öncesine kadar mikrobiyomu neredeyse tamamen göz ardı ediyorduk. Biliyorsun
[0:23:35.360] ben bir psikoloğum ve psikoloji ve psikiyatri alanlarında çok yakın
[0:23:40.880] arkadaşlarım var. En bilgili olanlar bile neredeyse 3 yıl
[0:23:46.880] öncesine kadar serotonin molekülünün bağırsakta üretildiğine inanmıyordu.
[0:23:53.440] Ayrıca molekülün o kadar büyük olduğu düşünülüyordu ki kan beyin bariyerini
[0:23:59.600] geçemeyeceğini sanıyorlardı. Aslında ben de böyle öğrenmiştim ama
[0:24:05.159] şimdi her şey tamamen değişti. Bunu gündeme getirmene çok sevindim.
[0:24:09.720] Naturopatik Tıp Okulundayken serotoninimizin %80'i bağırsakta
[0:24:13.039] üretildiğini öğrenmiştim. İkinci Beyin kitabına kadar bu tam
[0:24:16.960] anlamıyla göz ardı edilmişti. 1980 ya da 90'larda bağırsak ve beyin
[0:24:23.279] arasındaki bağlantıyı ve bağırsakların başka bir beyin sistemi olduğunu fark
[0:24:27.440] eden bu adam meslektaşları tarafından çokça alay konusu oldu.
[0:24:32.679] O zaman da tüm bunları görüyordu ama görmezden gelindi. Şimdi ise saygı
[0:24:36.760] görüyor. Değil mi? İşte mesele de bu. Son yıllarda naturopatlar bunun önemini
[0:24:42.520] yüzy yıldan uzun süredir biliyor olsa da standart onkoloji uzmanları artık sağlam
[0:24:47.960] bir bağışıklık sisteminin, bağışıklık terapilerinin doğru şekilde
[0:24:51.720] kullanılabilmesi için ne kadar kritik olduğunu anlamaya başladı. Bir hasta 6
[0:24:56.480] ay boyunca antibiyotik almamışsa bağırsakları daha iyi sonuç verecektir.
[0:25:00.960] Bunun gibi şeyler bağırsak florasını kolonoskopi, antibiyotik veya antifungal
[0:25:06.679] ilaçlarla tamamen yok etmemişlerse kemoterapiye bile daha iyi yanıt
[0:25:12.080] verirler. Yani bunu öğreniyoruz. Yani mikrobiyomunuz bu kovadaki bir sonraki
[0:25:17.039] damla olan bağışıklık fonksiyonunda önemli bir rol oynuyor.
[0:25:21.399] Yaklaşık 30 yıl önce öğrendiğim bir diğer şey de bağışıklık sisteminin büyük
[0:25:25.880] ölçüde sindirim sistemi kaynaklı olduğuydu. Ve o zamanlar mikrobiyom ile
[0:25:29.840] olan bu karşılıklı ilişkiyi tam olarak anlamamıştık. Ancak son 10-15 yılda bunu
[0:25:33.640] kavradık. İnsanların kendi D vitamini seviyeleri, nötrofil lenfosit oranları
[0:25:37.960] ya da beyaz kan hücresi sayıları hakkında bu kadar bilgisiz olması
[0:25:41.000] gerçekten şaşırtıcı. Çoğu insan bağışıklık sisteminin gerçekte ne
[0:25:45.240] yaptığını hiç bilmiyor. Bana hep hastayım diyenler endişe verici. Ama hiç
[0:25:50.320] hastalanmam diyenler de en az onun kadar endişe verici. Neden? Çünkü bu
[0:25:55.320] bağışıklık sisteminizin tepki vermediği anlamına gelir ve bu tehlikelidir. Yani
[0:25:59.480] raydan çıkmış demektir. Yılda birkaç kez hastalanmalısınız.
[0:26:03.480] Vücudun doğal yapısı budur. Bağışıklık sisteminin 3 R'si vardır. Recognize,
[0:26:07.440] respond, remember. Yani tanıma, yanıt verme ve hatırlama. Yani hiç hasta
[0:26:12.720] olmazsanız vücudunuz içeride neyin dolaştığını bile fark etmez.
[0:26:19.159] Eğer hep hastaysan aşırı tepki veriyor demektir ama bu kadar sert tepki
[0:26:25.080] verilmesine gerek yoktur. Bu spektrumun her iki ucu da zorludur. Bağışıklık
[0:26:30.840] sistemi dengesi özellikle kanseri önleme kabiliyetimiz açısından gerçekten kritik
[0:26:35.200] önem taşımaktadır. Kovadaki bir sonraki damla enflamasyon. Aslında sanırım bunu
[0:26:41.159] söylemeye gerek yok. Diğer kova damlası ise oksijenasyondur. Kanserin hipoksik
[0:26:47.120] bir durumda geliştiğini biliyoruz. Bu nedenle düşük oksijen ortamı ve dolaşım
[0:26:51.799] sorunlarının da buna katkısı olabilir. Yani gerçekten susuz kalmışsanız ve
[0:26:56.720] kalın yapışkan bir kanınız varsa bu durum kanser sürecini başlatır. Sağlıklı
[0:27:01.960] dokunun geri kalanına kıyasla tümöre daha fazla kan akışı sağlarsanız bu
[0:27:05.760] kanserleşme süreçlerinde bir sorun olabilir. Yani bu kovadaki büyük bir
[0:27:08.880] damla. Kovadaki 8. Damla hormon modülasyonudur.
[0:27:13.720] Bugün hepimiz tüm dünyada kadınlara ve erkeklere sadece hormon eksiklikleri
[0:27:17.200] olduğunu ve bunları yerine koymaları gerektiğini söylüyoruz. Durum aslında
[0:27:20.960] hiç de öyle değil. Evet. Bunu söylediğini duymuştum. Peki burada
[0:27:25.520] sözünü ettiğin kişiler perimenopozda ya da menopozda olanlar da mı? Kesinlikle.
[0:27:33.000] Bu konuda çok eleştiri alıyorum ama 17 yıl boyunca özel muayenehanemde
[0:27:38.399] çalıştım. Hastalarımın %80'i kadındı ve onların da büyük çoğunluğu yani %80'i
[0:27:44.240] hormon problemleriyle bana başvuruyordu. O dönemde endokrinoloji alanında da
[0:27:48.279] uzmanlaştığım için bölgemdeki herkes bu konuyla ilgili olarak bana geliyordu.
[0:27:52.080] Yaşadığım şehirdeki endokrinologlar bile bana geliyordu. Çünkü sadece diyabet
[0:27:56.240] ilaçları ya da tiroid ilaçları için reçete yazmayı biliyorlardı.
[0:28:01.120] 17 yıl boyunca kadınlarda kısırlık sorunu, adet öncesi sendromu,
[0:28:06.120] endometriyozis, polikistik over, perimenopoz ve menopoz sonrası
[0:28:10.080] şikayetlerle çalıştım. Ama inan bir kez bile hormon takviyesi vermem gerekmedi.
[0:28:15.320] Aslında yaşadığım bölgede diğer sağlık uzmanlarıyla bu konuda sık sık
[0:28:19.679] tartışırdım. Çünkü ben şöyle düşünüyordum. Bu şekilde hiçbir şeyi
[0:28:23.399] gerçekten çözmüyoruz. Bir şeyi düzeltmiyoruz. Bir şeyi değiştiriyoruz.
[0:28:27.640] Ben homeostazı yani dengeyi yeniden kurmamız gerektiği zihniyetinden
[0:28:32.159] geliyorum. Değiştirmemiz değil. Belli zamanlarda ve durumlarda melatonin veya
[0:28:37.120] D vitamini gibi bazı şeyleri çok dikkatli ve kısa süreliğine takviye
[0:28:41.279] olarak kullanıyoruz. Ancak bu bile sistemi düzgün çalışacak şekilde yeniden
[0:28:47.080] programlamak için kullanılıyor. Aslında sorun şu ki çoğumuz kendi endojen
[0:28:53.000] hormonlarımızı yani doğal olarak oluşan hormonlarımızı bile düzgün bir şekilde
[0:28:57.720] metabolize etmede zorluk yaşıyoruz. Ve az önce bahsettiğim bu yeni girdiler
[0:29:03.279] sisteme girdiğinde yanlış tercümeye ve hatalı
[0:29:08.120] sinyalizasyona yani iletişime neden oluyor. Bu
[0:29:13.200] sinyalizasyon hormonlarımız aracılığıyla gerçekleşir. Yani sorunumuz hormon
[0:29:17.440] eksikliği değil. Hormonlarımızı doğru şekilde tercüme edemiyoruz ve bu tercüme
[0:29:22.919] ile iletişim süreçlerini tıkayan çok fazla zararlı girdi alıyoruz. Anladım.
[0:29:28.679] Bunu söyleyen ikinci kişisin. Gerçekten ağzım açık kaldı. Bugün Doktor Sandra
[0:29:35.000] Koufman'ın videosunu yayınladık. O da hücresel sağlığa çok odaklanıyor ve
[0:29:41.320] şöyle diyor: "Sorunumuz hücrelerimizin yaşlanması ve enerjilerini kaybetmeleri.
[0:29:48.279] Bence menopozla ilgili en önemli şey vücuttaki en fazla mitokondrinin
[0:29:52.480] yumurtalık sisteminde ve sanırım gözlerde bulunması. En azından Drtor
[0:29:56.640] Kaufman'ın söylediği buydu. Ve şöyle diyor: "Sistemi ve enerji yollarını
[0:30:01.440] tamir edersen artık onlara ihtiyaç duymayacaksın. İşin tamamlanmış olacak.
[0:30:08.120] Bu da bana çok ilginç geldi." "Tabi" dediği gerçekten çok mantıklı. Çünkü
[0:30:13.840] hormon sorunları aslında mitokondriyal işlev bozukluğundan kaynaklanıyor. O
[0:30:18.799] yüzden sadece hormon takviyesi yapmak mitokondriyayı düzeltmiyor.
[0:30:24.399] Aslında daha da kötüleştirebilir. Çünkü belirli tek nükleotit
[0:30:29.320] polimorfizmleriniz, belirli SNP'leriniz, belirli epigenetikleriniz varsa
[0:30:35.679] dışarıdan aldığınız bu maddeleri mitokondriler alır. Eğer bedeniniz
[0:30:41.519] belirli bir şekilde programlandıysa bu girdiği yanlış kullanabilirsiniz.
[0:30:48.240] Sonra bu bilgiyi yanlış yorumlar ve yanlış sinyal gönderirsiniz. İşte olan
[0:30:53.120] şu: Hastalarımın bedenindeki ortamı temizlediğimde, mitokondrilere gelen
[0:30:58.200] girdileri düzenlediğimde ve hücrelerin daha etkili, verimli bir şekilde bu
[0:31:03.200] bilgiyi yorumlamasına yardımcı olduğumda, sinyal yolları yani hormonlar
[0:31:08.519] ve diğer her şey harika bir uyum içinde çalışmaya başlar.
[0:31:13.279] Meslektaşım neyse birazdan Kovanın son iki damlasına birazdan geleceğiz.
[0:31:19.720] Ama meslektaşım Drtor Mindy PS de gerçekten çok değerli bir dostum oldu.
[0:31:22.799] Çünkü kendisi bu bakış açısına sahip olan nadir doktorlardan biri. Açık
[0:31:26.760] konuşacağım. Ben bu bakış açısına sahip olduğum için pek sevilmiyorum. Ve sana
[0:31:30.200] şunu söyleyeyim. Neyse şimdi burada kötü söz söylemek istemiyorum Esra ama
[0:31:33.440] umrumda değil. Arkadaşa ihtiyacım yok. Hastalara yardım
[0:31:39.039] etmeliyim. Günün sonunda ben iyi niyetle ama aşırı
[0:31:45.120] ve yanlış kullanılan dışarıdan hormonların zaten zorlanan hormon
[0:31:49.720] yolaklarını daha da tıkadığı hastalarla ilgilenen kişiyim. Bu durum ne yazık ki
[0:31:56.039] bazen kanserle mücadele aşamasına kadar geliyor ve ben de maalesef bu sürecin
[0:32:01.159] bir parçası olmak zorunda kalıyorum. İnsanlar haklı. Kanserin sebebi asla
[0:32:06.799] kendi iç hormonlarımız değil. İşte standart tedavi burada hata yapıyor.
[0:32:12.440] Seni hormon bloke edici tedaviye alalım. Her şey düzelecek diye düşünüyorlar ama
[0:32:18.120] durum öyle değil. Ama endojen yani doğal hormonlarını engellemek işe yaramaz.
[0:32:23.519] hatta işleri daha da kötüleştirir. Maalesef o blokaj ilaçlarının yapmadığı
[0:32:27.559] şey dışarıdan alınan hormonların etkisini durdurmamalarıdır.
[0:32:31.960] Yani plastikler, glifosatlar, vücut bakım ürünlerimizdeki parabenler,
[0:32:37.039] makbuzlarımızın kaplaması, giydiğimiz plastikten yapılmış giysiler. Bunlar
[0:32:42.519] sistemimize giriyor. kanser hormonlarını tedavi etmek ve engellemek için
[0:32:47.440] kullanılan bu ilaçlar ksenojenleri yani yabancı östrojenleri bloke etmez.
[0:32:54.159] İşte tam da bu noktada zararlı maddelerin girişi hala devam ediyor. Ama
[0:32:57.399] bu çok zor değil mi? Yani mesela şu anda da bir Airbnb'de kalıyorsun etrafta
[0:33:01.600] farkında olmadan maruz kaldığın bir sürü şey oluyordur mutlaka. Aynen öyle. İşte
[0:33:06.240] o yüzden beni öksürürken duyuyorsun. Evdeyken ortamımı kontrol edebiliyorum.
[0:33:11.639] Bugün kayda başlamadan önce bile prodüktörün sevgili Arkın gözlüklerimin
[0:33:15.399] yansıma yaptığını söyledi. Kendi ortamımda değilsem ve hava kalitesi, su
[0:33:20.519] kalitesi, ışık kalitesi gibi şeyleri kontrol edemiyorsam gerçekten çok hassas
[0:33:25.960] ve savunmasız oluyorum. Mesela 5 dakika gözlüğüm olmadan ekrana bakmak bile
[0:33:31.960] migrenimi tetikliyor. Bu yüzden çok özür diliyorum. Benim bedenim böyle hassas.
[0:33:36.000] Bu yüzden ayık kafa izleyicilerinden gözlük için özür dilerim. Sorun değil.
[0:33:39.639] İzleyicilerim gözlüklere benden alışkınlar zaten. Bu arada Mind
[0:33:43.720] Peltz'den bahsetmişken o harika biri. İstanbul'daydı ve podcast'time bizzat
[0:33:48.519] konuk oldu. Onunla olmak gerçekten çok güzeldi. Biliyorsun ben de bağımlılık
[0:33:53.159] tedavisiyle uğraşıyorum ve senin karşılaştığın türde aynı şeylerle
[0:33:57.159] karşılaşıyorum. Biliyorum buradaki psikiyatristler tarafından pek
[0:34:01.399] sevilmiyorum ama belli ki sen doğru olanı yapıyorsun. Biliyorum. Çünkü ben
[0:34:06.399] de kendim iyileşme sürecindeyim. 5 gün sonra 19 yıl olacak. Amerika'da eğitim
[0:34:12.240] aldım. Bu konuda doktora yaptım ve önemli rehabilitasyon merkezlerinde
[0:34:17.200] çalıştım. Öğrendiğim şey şu: İlaçla bu iş çözülemez. Kesinlikle kişi düşünce
[0:34:24.119] tarzını, yaşam şeklini, olayları yorumlama biçimini değiştirmezse hiçbir
[0:34:29.720] şey değişmez. Bu arada tabii ki herkes birbirine saygılı, doktorlar ve ben. Ama
[0:34:35.359] biliyorum ki beni pek sevmiyorlar. O yüzden seni çok iyi anlıyorum. Evet,
[0:34:39.440] kesinlikle. Pekala, hemen hızlıca son birkaç damladan bahsedelim. Sonra bu
[0:34:43.119] kısmı tamamlayıp devam edeceğiz. Sanırım bu bölümü kapatıyoruz. Son iki damla
[0:34:47.679] yani kategori ise stres ve sirka diyen ritim. İşte bu yüzden biz buo
[0:34:52.159] gözlüklerini takıyoruz. Dünyada yaşamak bile zaten bizi sürekli kortizol
[0:34:55.919] salgılamaya itiyor. Sürekli bir koşuşturma ve stres halindeyiz. Kovadaki
[0:34:59.920] 10 damla ise duygusal ve travma geçmişimiz, duygusal dayanıklılığımız,
[0:35:04.119] duygusal zekamız. Yani doğduğumuzdan itibaren bir şekilde hayatta başımıza
[0:35:07.800] gelenlerdir. Yani bu 10 büyük damlanın mitokondrimize giren girdilerin ardından
[0:35:12.119] gelen çeviri yani yorumlama ve sinyalizasyonun tüm sistemi nasıl
[0:35:15.359] etkilediğini düşününce yanlış gitme potansiyeli olan ne kadar çok şey
[0:35:18.839] olduğunu kolayca görebilirsin. Bu sohbeti toparlamak ve başa dönmek
[0:35:23.160] gerekirse yani 34 yıldır benim kanser kovama damlayan bazı damlalar vardı.
[0:35:27.839] Bunu şöyle kısaca özetleyeyim. Böylece konuyu da toparlamış oluruz. Kanser
[0:35:31.320] teşhisimin erken dönemlerinde kendimle ilgili birkaç şey öğrendim. Tekrar
[0:35:34.880] söyleyeyim. Bana sadece birkaç aylık ömrüm kaldığı söylenmişti ve geriye
[0:35:38.119] dönüp baktığımda muhtemelen sadece günlerim belki birkaç haftam kalmıştı. O
[0:35:41.320] kadar hastaydım. Kanserimde travmanın bir rolü olduğunu sezgisel olarak
[0:35:44.720] anlayabildim. O zamanlar henüz tam olarak bilmiyordum ama zamanla daha çok
[0:35:48.359] şey öğrendim. O yüzden Esra sen de psikoterapi alanındasın ve bu testi
[0:35:52.720] bilirsin. Benim ilk idrak ettiğim şeylerden biri AC skoru yani olumsuz
[0:35:58.680] çocukluk deneyimleri skoru kavramıydı. Bu konuda yapılan araştırmalar aslında
[0:36:03.359] çok eskilere 1960'lara kadar gidiyor. 18 yaş öncesinde yaşanan bazı belirli
[0:36:10.440] deneyimlerin yoksulluk, her türden istismar, bağımlılık, kendinizin ya da
[0:36:16.200] bir aile üyesinin hapse girmesi, boşanma gibi toplamda 10 başlık altında toplanan
[0:36:22.040] yaşantıların uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
[0:36:26.880] Bu sorulardan üç ya da daha fazlasına evet yanıtı verdiysen yani 18 yaşından
[0:36:31.400] önce üçen fazla olumsuz çocukluk deneyimi yaşadıysan bu durum beynini ve
[0:36:35.319] bağışıklık sistemini kökten değiştiriyor. Hayat boyu maruz kalacağın
[0:36:38.839] stres faktörlerine karşı nasıl yanıt vereceğini temelden değiştiriyor.
[0:36:43.160] Bağışıklık sistemini de öyle mi? Evet. Tamamen öyle ve araştırmalar gerçekten
[0:36:48.400] çok çarpıcı. Bence sen de bunu inceleyeceksin. Sisteminin bu
[0:36:51.640] saldırılarla yeniden şekillenmesi seni sürekli bir tehdit altında hissetmeye
[0:36:55.720] programlıyor aslında. Yani sürekli bir stres halinde yaşıyorsun ve bu da
[0:36:58.880] bağışıklık sisteminin sürekli baskılanması anlamına geliyor.
[0:37:02.680] Ve bu durumda vücut daha fazla inflamatuar yolak oluşturan sitokinler
[0:37:07.599] üretmeye başlıyor. Bu da metabolik bozulmayı artırıyor. Yüksek a puanına
[0:37:11.520] sahip hastalarda metabolik sendrom görülme sıklığı da artıyor. Aynı şekilde
[0:37:15.240] ruhsal hastalıklar ve başka olumsuz davranış kalıpları da daha yaygın hale
[0:37:18.200] geliyor. Yani bu insanlar gerçekten risk altında oluyor. Çünkü o çocukluk
[0:37:21.160] travması hayatın geri kalanına da yayılan bir etki yaratıyor.
[0:37:23.920] Dinleyicilerinize biraz bilgi vermek için söylüyorum. Benim ACE puanım 10
[0:37:28.079] üzerinden 10'du. İçimden bir ses bunun kesinlikle önemli bir etken olduğunu
[0:37:32.440] biliyordu. Bu yüzden o konu üzerinde çok sıkı çalıştım ve hala da çalışmaya devam
[0:37:36.240] ediyorum. 34 yıl sonra bile hayatımın ilk 18
[0:37:40.079] yılından gelen pek çok deneyim üzerine çalışmaya devam ediyorum.
[0:37:44.079] İkinci olarak standart Amerikan beslenme tarzında besleniyordum. Çok fakirdik. Bu
[0:37:49.240] yüzden çoğunlukla işlenmiş konserve ve taze olmayan yiyeceklerle besleniyordum.
[0:37:55.160] 16 yaşında etik nedenlerle vejetaryen oldum. Bu da beslenme yetersizliğimi
[0:37:59.880] daha da artırdı. Benim için enerji kaynağım yani metabolik kovaya düşen
[0:38:06.200] damla gerçekten çok kötüydü. Hücrelerime ihtiyaç duydukları desteği veremiyordum.
[0:38:13.319] Üçüncü olarak öğrendiğim şey, birden fazla superfund yani çevresel kirliliğin
[0:38:16.960] yoğun olduğu riskli bölgede yaşamış olmam. Bir hava kuvvetleri üstüne ve
[0:38:20.119] çeşitli sanayi bölgelerine yakın yerlerdeydim. Ciddi derecede toksinlere
[0:38:23.280] maruz kalmıştım. Sonradan fark ettim ki çevremdeki birçok insan nadir ve agresif
[0:38:27.240] kanser türleriyle mücadele ediyordu. Muhtemelen sebebi çevresel kirlilikti.
[0:38:31.640] Sonra tanı aldıktan yaklaşık 5-6 yıl sonra genç bir yumurtalık kanseri
[0:38:38.160] hastası olduğum için BCA genleri açısından test edilen ilk kişilerden
[0:38:43.760] biri oldum. Bazı insanlar bunu Angelina Jolly geni
[0:38:48.359] olarak biliyor. Test yaptırdım ve Berge pozitif çıktı. Bu da beni belirli meme
[0:38:54.280] ve yumurtalık kanserleri için daha yüksek riskli hale getirdi. Bu mutlaka
[0:38:59.720] kanser olacağım anlamına gelmiyordu ama medya buna inanmanızı istiyor. Ama eğer
[0:39:04.000] ortamını, vücudunu düzgün toparlamazsan bu risk yüksek demek. İşte o yüzden
[0:39:08.200] vücudumu korumaya çalışıyordum. BGA genleri bu arada ATM mutasyonları, linç
[0:39:13.240] sendromu, cden sendromu, P10 kaybı gibi durumlar ailevi genetik kanser türleri
[0:39:18.240] olarak adlandırdığımız şeylerdir. Ancak bunlar kesin ve değişmez. genetik
[0:39:22.280] yapılar değildir. Bu durumlar aslında vücudunun DNA'sını
[0:39:26.760] nasıl onardığı ile ilgili sorunlar. Yani DNA'na biraz daha iyi bakman gerektiğini
[0:39:31.040] gösteriyor. Benim için mesela havaalanına gittiğimde neredeyse her
[0:39:34.880] hafta uçuyorum. X-ray kapısından geçmiyorum. Onun yerine görevli üstümü
[0:39:38.400] arar. Çünkü yılda iki kez uçağa biniyor
[0:39:41.920] olsaydım o radyasyon yüklü kapıdan geçerdim. Umursamazdım.
[0:39:45.480] Ama her hafta gidiyorsanız bu DNA'ya yapılan bir saldırıdır. Vücutta biriken
[0:39:50.119] şey iyonize radyasyon ve BC mutasyonu olanlar iyonize radyasyonuna karşı çok
[0:39:55.520] daha hassas ve savunmasız oluyorlar. O yüzden kesinlikle asla mamografi
[0:39:59.760] çektirmem. DNA hasarına karşı hassas olacak şekilde programlanmış bir vücutta
[0:40:04.680] dokuyu tahrip edip radyasyon vermek istemiyorum. Bu yüzden başka yöntemler
[0:40:08.400] kullanırım. Bu gibi şeyler için ekstra önlemler
[0:40:12.520] almak zorundayım. Uçarken glutaton, nak ve C vitamini alıyorum. Ayrıca moleküler
[0:40:18.079] hidrojen tabletleri de alıyorum. Uçarken elektromanyetik alanlardan yani EMF'ten
[0:40:22.280] korumak için özel şapka ve küçük bir şal takıyorum. Uçarken bol su içip aralıklı
[0:40:26.720] oruç yapıyorum. Böylece mitokondrilerime mümkün olduğunca az yük bindirmiş
[0:40:31.839] oluyorum. Sen bunları anlatırken aklıma Ben
[0:40:35.880] Greenfield geldi. İşte Ben Greenfield'de böyle geziyor. Sen de aynı şekilde dedim
[0:40:41.560] içimden. Bu havalimanındaki X-ray cihazları meselesini David Sinir'den
[0:40:46.599] duymuştum. E o da demişti ki zaten uçaktasın bir miktar radyasyona maruz
[0:40:53.280] kalıyorsun. O yüzden bu X-ray yerine eski usul metal detektörünü tercih
[0:40:59.040] ediyormuş. Ben de deniyorum. Bazen kabul ediyorlar. Bazen etmiyorlar
[0:41:03.160] havalimanlarında ama ben zaten her hafta uçmuyorum. Bana da hayatımda bana zor
[0:41:07.839] zamanlar yaşattıkları birkaç kez oldu. Menopoz öncesi o Xray cihazından geçmek
[0:41:11.440] istemediğimde hep sorun yaşardım. Ben de hamileyim derdim. Görevliler de tamam
[0:41:16.480] siz geçmeyin buradan derdi. Yani eğer hamilelerin geçmesine izin verilmiyorsa
[0:41:21.680] işte burası işin aslını anlaman için iyi bir ipucu olmalı.
[0:41:26.240] Yani bu durum seni de düşündürtmez mi? O yüzden geçmek zorunda kaldığımda sorun
[0:41:30.359] çıkarırlarsa senin dediğin o eski tür cihazı isterim ama genellikle sadece
[0:41:35.040] üstümün aranmasını tercih ederim. Umurumda değil hiçbir açıklama yapmak
[0:41:39.280] zorunda değilim. Sadece tercihim bu derim ve buna uymak zorundalar. Hatta
[0:41:42.359] seni asla sorgulayamazlar. Şöyle ilginç bir durum var ki konunun özü tam da
[0:41:47.480] burası aslında. Ben mitokondrilerimizi etkileyen 10 tane damla yani ana etken
[0:41:53.880] belirledim ve amacım insanların kendi hayatlarında hangi etkenin onlar için en
[0:41:59.319] baskın olduğunu fark etmelerine ve ona odaklanmalarına yardımcı olmak.
[0:42:04.760] Benim yöntemim şöyle. Önce test yap, sonra durumu değerlendir. Ardından doğru
[0:42:08.280] müdahaleyi gerçekleştir, tahmin yürütme. Yani testte insanlar, yerler ve nesneler
[0:42:13.200] de dahil olmak üzere üzerinize ve etrafınıza koyduğunuz her şeyi
[0:42:16.440] değerlendirmek ve denetlemekle ilgilidir. The Metabolic Approach to
[0:42:19.839] Cancer yani Kansere Metabolik Yaklaşım adlı kitabımda insanların konuyla
[0:42:23.720] ilgilenip işe başlamalarını sağlamak için oldukça sadeleştirilmiş bir anket
[0:42:26.880] hazırladım. Senin programında bugün paylaşacağım bağlantıyla dinleyicileri
[0:42:31.359] daha derinlemesine ve gelişmiş bir anketle buluşturacağım. Böylece
[0:42:35.280] gerçekten vay be bu şeylerin mitokondrilerime zarar verdiğinden
[0:42:39.240] haberim yoktu diyecekler. Açıkçası bu podcast'e başladığımdan beri ki aslında
[0:42:44.559] çok hızlı büyüyor. Henüz sadece 1 bu5 yıl oldu fark ettim ki benim
[0:42:49.280] izleyicilerimin Türkiye'den aldığım konuklara ve bilgilere pek ilgi
[0:42:53.559] duymuyorlar. tercüme olmasına rağmen yabancı konuklar daha yenilikçi geliyor.
[0:42:59.160] Bu şekilde reklamsız, sponsorsuz şekilde şimdiden 44.000 aboneye ulaştım bile.
[0:43:05.520] Dünyada olan şeyleri duymak istiyorlar. Çünkü biz zaman ayırıp bunları Türkçeye
[0:43:10.280] çeviriyoruz. Ama hani her şeyi linke ekleyeceğiz
[0:43:15.839] zaten. Ama sen test değerlendirme falan derken konuşmanda çok ilginç bir şey
[0:43:22.839] söyledin. Aslında bunu çok ilginç bir cümleye bağladın. İnsanlar sana gelip
[0:43:28.480] kanser olana kadar sağlıklıyım sanıyordum dediklerinde aslında öyle bir
[0:43:32.599] şey yok diyorsun. Yani sağlıklı olup yine de kanser olabilirsin diyorsun.
[0:43:37.160] İşte bu çok ilginçti. Ayrıca belirttiğim bir şey daha vardı ki çok dikkat
[0:43:41.359] çekiciydi. Bazı kan değerlerine bakarak o kişide kanserin başladığını ya da
[0:43:46.559] başlamak üzere olduğunu anlayabileceğini söylüyorsun.
[0:43:51.200] Bu konuda paylaştığın belirli bir kan testi listesi var galiba. Aynen öyle. Bu
[0:43:58.280] işe kendine sorular sormakla başlıyor. Kan testlerinden ya da değerlendirme
[0:44:02.359] formlarıyla daha fazla veri toplamalı. görüntüleme yöntemleriyle daha fazla
[0:44:06.559] bilgi edinmeli. Kanser söz konusu olduğunda ise bazen biyopsi gibi
[0:44:10.680] işlemler bize çok daha fazla veri sağlayabiliyor. Bu bilgiler ve veriler
[0:44:15.520] altın değerindedir. Bana senin hikayeni anlatacak.
[0:44:20.640] Bu bana senin biyolojinle ilgili hikayeyi anlatır. Aynı zamanda sana da
[0:44:25.400] geri yansır. Çünkü 30 yılı aşkın süredir biyolojiyi şekillendiren, yaşam
[0:44:30.520] öykülerinde tekrar eden kalıpları fark ettim.
[0:44:35.079] Çin tıbbını, Ayurveda'yı, homeopatiyi, standart tedavi yöntemlerini,
[0:44:40.400] naturopatik tıbbı, bütünleyici tıbbı ve fonksiyonel tıbbı okudum. Bu arada
[0:44:44.920] hepsine bayılıyorum. Hepsi ilgimi çekiyor. Bana göre hepsinin masada yeri
[0:44:48.359] var. Hiçbir şey masanın dışında bırakılmamalı. Ama en güzel şeylerden
[0:44:52.440] biri Çin tıbbında olduğu gibi yani 3.000 yıl boyunca şöyle derler: "Karaciğerinde
[0:44:56.960] bir sorun var. O zaman depresyonda olabilirsin ya da bir şeye mi kızgınsın
[0:45:00.599] gibi sorular sorulur. Bu kalıplar çok önemlidir. Akciğerde veya kalın
[0:45:04.680] bağırsakta bir şey ortaya çıkıyorsa insanlara hayatlarındaki keder ve
[0:45:07.880] kayıplar hakkında sorular soruyorum. Birinin böbreğinde veya idrar kesesinde
[0:45:11.520] bir şey ortaya çıkıyorsa neden korkuyorsun diye soruyorum. Eğer kalpte
[0:45:16.079] bir şey ortaya çıkıyorsa kalbini kıran ne? Senin ne kahrediyor
[0:45:21.520] derim. Hatta vücudun sağı ve solu bile farklı
[0:45:24.880] şey anlatır. Yani bunlar birbiriyle örtüşüyor. Birkaç gün önce doktorlara
[0:45:29.359] eğitim veriyordum. Biz ayda birkaç kez canlı görüşmeler ve vaka çalışmaları
[0:45:33.520] yapıyoruz. O gün bir hastanın sol taraflı meme kanseri olduğunu gördüm. Bu
[0:45:37.400] tanı çok kolaydı. Bu hasta hakkında başka hiçbir şey bilmiyordum. Bildiğim
[0:45:40.839] tek şey buydu. Onlar bana anlatmadan önce sorduğum ilk şey şu oldu. Annesi
[0:45:45.160] veya çocuklarıyla ilgili ne yaşandı acaba? Çünkü bu tür kalıpların ne kadar
[0:45:48.960] önemli olduğunu onlara göstermek istiyorum.
[0:45:52.000] Herkes bende sihirli bir kristal küre olduğunu düşünüyor. Bana o kadının
[0:45:55.400] çocuğunun yakın zamanda cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirdiğinden
[0:45:58.000] bahsettiler. Biliyorsunuz bu çok zor bir durum. Tabii annesi çocuğunu çok seviyor
[0:46:00.960] ve tam destek oluyor ama yine de bu durum onu çok yıpratmış. Kanser olan
[0:46:04.559] kadının annesiyle de çok karmaşık ve toksik bir ilişkisi varmış. Annesi bu
[0:46:09.119] transgender torun yüzünden tamamen bağlarını koparmış ve işte tüm bu
[0:46:13.119] olaylardan birkaç ay sonra sol taraflı meme kanserine yakalanmış. Yani bu
[0:46:20.079] sadece bir örnek ve kulağa çok mistik veya garip gelebilir ama pratikteki
[0:46:25.920] patern tanıma konusunda ne kadar etkili olduğunu sayısız kez gördüm. Hastalığın
[0:46:32.480] nerede ortaya çıktığı bile onların hikayesinin bir parçasını bana
[0:46:37.559] anlatıyor. Aslında senden duyduğum 10 etkenden anladığım şey şu ki o kovadaki
[0:46:43.800] her damla yani etken önemli. Sadece travma değil, sadece plastik değil,
[0:46:49.559] sadece antibiyotikler değil. Her biri önemli. Ve eğer senin kovan zaten
[0:46:54.880] doluysa, üstüne birkaç damla daha eklenirse işte o tam bir felaket demek.
[0:47:00.480] Tam üstüne bastın. Yaptığımız şey onların kovalarında ne olduğunu
[0:47:04.359] değerlendirmek. Eksik olanı ekleyip olmaması gerekeni çıkarmak. Sonra da bu
[0:47:09.400] değerlendirmeyi belli aralıklarla tekrarlıyoruz. Çünkü insanlar birçok
[0:47:13.119] şeyi iyileştiğini fark edip ama bu nasıl oldu diyor. Böylece odaklanmaları
[0:47:17.559] gereken şeyler netleşiyor. Yani sürekli üzerinde çalışılacak bir şey oluyor. Ben
[0:47:21.559] de insanlara bunun bir varış noktası olmadığını söylüyorum. İnsanlara diyorum
[0:47:26.079] ki mükemmel, saf, mitokondriyal haline ulaşırsak
[0:47:32.720] muhtemelen bir sonraki maceraya geçmiş oluruz.
[0:47:38.079] Ama bana göre kanserle ilgili standart tedavi anlayışının tam tersine bu çok
[0:47:43.000] farklı ve umut veren bir mesaj. Çünkü standart tedavi yaklaşımı genellikle
[0:47:47.599] hiçbir şey yapamazsınız düşüncesiyle insanları güçsüz bırakıyor. Bu sadece
[0:47:52.559] kötü şans, genetik meselesi ve yapabileceğiniz hiçbir şey yok.
[0:47:55.559] Olduğunda da ne yapalım? Ağır yöntemlerle mücadele edeceğiz ve umarız
[0:47:58.839] hayatta kalırsınız gibi bir yaklaşım var. Bu açıkçası özetle standart
[0:48:04.000] onkoloji yaklaşımıdır. Oysa yeni ortaya çıkan bu yaklaşım çok
[0:48:10.559] daha umut verici. Bu yaklaşım hastayı direksiyonun başına
[0:48:15.079] oturtuyor. Doktoru ise adeta bir GPS gibi konumlandırıyor. Hastanın
[0:48:20.200] verilerini kullanarak buraya nasıl geldiklerini, şu an nerede olduklarını
[0:48:25.160] ve durumu değiştirmelerine yardımcı olacak en doğru araçların neler olduğunu
[0:48:29.880] gösteriyor. Ve böylece destekleyici diğer tedavilerle birlikte kullanınca
[0:48:35.319] daha toksik olan yöntemleri daha az kullanmış oluyoruz.
[0:48:39.520] Az önce bahsettiğin hiperbarik oksijen terapisi gibi. Hastamız aralıklı oruç
[0:48:44.680] uyguladığında mesela bak ayık kafa dinleyicilerine Doktor Walter Longo'nun
[0:48:49.440] yeni kitabı Fasting Cancer'ı okumalarını öneririm. İşte bu da yani aralıklı oruç
[0:48:54.839] da ki tesadüfen uygulamaya başlamıştım. Hayatta kalmamda etkili olan önemli bir
[0:48:59.760] parçaydı. Doktor Walter Longo'nun açlığın niye işe
[0:49:03.680] yaradığına dair çok güçlü araştırmaları var. Temelinde kemoterapi öncesi ve
[0:49:07.000] sonrası oruç tutan hastaların tutmayanlara göre çok daha iyi sonuçlar
[0:49:10.000] aldığını gösteriyor. Detayları sonra konuşuruz ama basitçe böyle. Ama eğer
[0:49:13.720] hasta kemoterapi öncesinde aralıklı oruçtaysa aldığı kemoterapi miktarını
[0:49:18.760] %50'ye kadar hatta %20'nin altına kadar düşürebilir ve bir de üstüne bunu
[0:49:23.559] hiperbarik, oksijen gibi desteklerle birleştirirse çok daha iyi sonuç alır.
[0:49:28.720] Böylece aynı sitotoksik etkiyi yani aynı hücre öldürme etkisini yaratmış
[0:49:34.880] oluyorsunuz ve biz bunu test ediyoruz. Araştırmalarda da görüyoruz ki yüksek
[0:49:40.960] doz kemoterapi tek başına bu etkiyi yaparken sağlıklı hücrelere zarar
[0:49:45.960] veriyor. Ama biz bu yöntemi kullandığımızda sağlıklı hücrelerimizi
[0:49:51.760] ve mitokondrilerimizi güçlendirmiş oluyoruz. Sağlıksız mitokondrileri
[0:49:56.799] baskılayıp hiperbarik, oksijen ve oruç gibi desteklerle kemoterapi eşliğinde bu
[0:50:03.000] sağlıksız hücrelerin programlanmış apoptosis yani hücre ölümü sürecini
[0:50:07.920] tetikliyoruz. Böylece kemoterapinin etkisini artırıp daha az kemoterapi
[0:50:13.319] kullanarak daha iyi sonuç elde ediyoruz. Elimde uyguladığım tüm bu liste var.
[0:50:18.760] Akupunktürdan kişiye özel diyete, bahsettiğin takviyeler ve bitkilerden
[0:50:24.319] ozon tedavisine, hiperbarik oksijen tedavisinden
[0:50:29.280] eboterapilerine, hipertermiye, kısıtlı beslenmeye, ayvi
[0:50:34.760] tedavilere ve somatik terapilere kadar çok sayıda yöntem kullanıyorsun. Peki bu
[0:50:40.400] yöntemlerin hepsi tüm kanser türlerinde mi uygulanıyor yoksa kanser türüne bağlı
[0:50:46.960] olarak mı değişiyor? Yani bunların hepsi bir çeşit. Bunu bir
[0:50:50.880] alakart menü gibi düşünün ve böylece test ve değerlendirme metodolojisi
[0:50:56.599] aracılığıyla o hastanın yapısını belirleriz.
[0:51:03.240] Bu kanser için hassas noktaların neler olduğunu belirliyoruz.
[0:51:10.640] Yaptığımız testlerden kanserin zayıf noktası neresi? Bunu anlayabiliyoruz ve
[0:51:17.000] ardından tedaviyi buna göre şekillendiriyoruz.
[0:51:21.240] Aslında azı karar çoğu zarar. Fonksiyonel ve bütünleyici onkolojide
[0:51:24.920] çok sık yaşanan şey standart tedavide olduğu gibi aşırıya kaçınmasıdır.
[0:51:29.440] Bütünsel onkoloji uygulayan meslektaşlarımın çoğu bunu yanlış
[0:51:33.160] yapıyor. Çok fazla yapıyorlar. Tüm bu yöntemleri uyguluyorlar ama işi
[0:51:38.520] abartıyorlar. Hepsini birden kullanıyorlar. Reçete dışı ilaçlar,
[0:51:42.480] bitkiler, takviyeler, diyet. Yani her şey abartılı. Öncelikle şunu söyleyeyim.
[0:51:47.599] Oksidasyon kanserde çift taraflı bir kılıç gibidir. Çok fazla oksidatif
[0:51:52.119] terapi aslında diğer kanserleri tetikleyecek ve mitokondriyi
[0:51:55.559] zayıflatarak vücudun tedavisini zorlaştıracaktır.
[0:51:59.119] Aslında kanser araştırmacısı bir arkadaşım var. Ona mesaj attım. Drtor
[0:52:04.440] Winters'la röportaj yapacağım. Soracak bir şeyin var mı diye. Sorularından biri
[0:52:10.000] şuydu. web sitene baktığımda bana gönderdiğin tüm listeler gibi orada öyle
[0:52:15.839] detaylı bir alacakart menü vardı ki iyi bir biohacker psike deleliklerden
[0:52:21.200] başlayıp ne varsa bu terapilerden çok fayda sağlar diye düşündüm ama
[0:52:25.799] arkadaşımın sorusu şu oldu. Bu tedaviler bazen kansere yarar ama bazen de
[0:52:31.559] öldürür. Sen bu durumda ne yapıyorsun? Çok güzel soru. Eğitimlerimde
[0:52:35.839] klinisyenlerime bunun bir tahtera raval valliye benzediğini söylüyorum.
[0:52:40.520] Bir tarafta fizyoloji izin verdiğinde belirli durumlarda daha çok oksidatif
[0:52:45.359] terapileri kullanmak istiyorsun. Diğer taraftaya fizyolojinin yönlendirdiği
[0:52:50.119] yerde o oksidatif stresi daha fazla beslemek veya söndürmek istersiniz. Bir
[0:52:54.920] de bu tahter valallinin yani dengenin ortası var ki bu da tarafsız bölge gibi
[0:52:58.000] bir şey. Doktorlara hastaların ağız ve idrar pH değerlerini nasıl
[0:53:01.880] yorumlayacaklarını öğretiyorum. Burada tek başına pH değeri değil ağız ve idrar
[0:53:06.319] arasındaki fark önemli. Bu fark vücudun enerji üretiminde ne kadar oksijen
[0:53:10.720] kullandığını yani metabolizmanın aerobik mi yoksa disaerobik mi olduğunu
[0:53:15.040] anlamamıza yardımcı oluyor. Laboratuvar sonuçlarından da anlayabiliriz. Mesela
[0:53:20.000] oksidatif stres değerin çok yüksekse ürik asit, RDV, C reaktif protein,
[0:53:25.480] laktatde hidrogenazin ya da ferritin değerlerin de çok yüksekse o zaman daha
[0:53:29.839] fazla oksidatif yük bindirmenin sırası olmadığını anlarsın. Bu da
[0:53:33.559] doktorlarımızı orta bölgede daha nötralize edici, dengeli olmaya ya da
[0:53:37.520] daha da sakinleştirici olmaya yöneltebilir.
[0:53:40.520] Çünkü hastalar, sana şunu söyleyeyim ve bunu destekleyen kanıtlar var. Yani ben
[0:53:46.040] standart bakıma karşı değilim. Sadece bunun çoğu zaman yanlış bir şekilde
[0:53:50.280] kullanıldığını düşünüyorum. Bence yaklaşımımız çok daha zarif ve mantıklı
[0:53:54.240] olmalı. Kariyerim boyunca birlikte çalıştığım ve
[0:53:58.559] kanserden ölen hastaların çoğu aslında kanser yüzünden ölmedi.
[0:54:04.240] Kanser tedavisi yüzünden öldüler. Köpeğin çok tatlı. A evet şu an stresli
[0:54:09.359] titriyor. Baksana orada bizimle yastıkların arasında saklanıyor.
[0:54:14.079] Biliyor musun? İlginç. Çünkü ben de not almıştım. Sen radyasyona karşı
[0:54:19.480] olmadığını ama nasıl yapıldığına karşı olduğunu söylüyorsun. İlginçtir ki iki
[0:54:25.319] kişiyi tanıyorum. Birinin babası boynuna inanılmaz miktarda radyasyon aldı.
[0:54:32.160] Sanırım tiroid değil ama nefes borusuna ya da oraya yakın bir yere radyolojist o
[0:54:38.240] kişiye 35 seans yapmış ve arkadaşımın babası bazı yutkunma fonksiyonlarını
[0:54:44.319] kaybetti. Kızı yani arkadaşım da doktoralı bir
[0:54:49.200] psikolog. Hatta doktorasından sonra yükseğini de yaptı. Neyse babasında bu
[0:54:56.000] tür şeyler çıkmaya başladığında araştırmaya başladı ve daha sonra
[0:55:01.000] doktora gidip tüm araştırmaların 20 adetten fazla yapılan radyoterapinin
[0:55:05.599] zararlı bulunduğunu ve hastalarda hasar bıraktığını söylemiş. Babasında
[0:55:11.160] olduğu gibi biliyorsun işte mesele şu. Bunu konferansta da konuşmuştuk. Eğer
[0:55:16.559] insülinin yüksekse radyasyon uyguladığında aslında kanser hücresini
[0:55:21.799] desteklemiş oluyorsun. Kanser hücreleri
[0:55:26.240] yüksek insülin ortamında radyasyona karşı daha az duyarlı oluyor.
[0:55:34.000] Yani hastalarımızı terapötik ketozise sokarsak ya da aç kalmalarını sağlarsak
[0:55:39.599] hatta belki radyasyona girmeden önce dışarıdan keton takviyesi de verirsek
[0:55:44.880] ardından da radyasyon süresince ve sonrasındaki 6 ila 12 ay boyunca düşük
[0:55:50.559] karbonhidratlı ya da karbonhidrat kısıtlı bir diyete devam ederlerse çünkü
[0:55:54.359] radyasyon tedavisi o 20 4050 seans bittikten sonra bile aylarca etkisini
[0:55:58.359] göstermeye devam ediyor. Bu süreci daha etkili yönetebiliriz. Bu sayede kanser
[0:56:02.760] hücreleri radyasyona karşı daha duyarlı hale gelir. Radyasyon daha çok kanser
[0:56:08.000] hücrelerini hedef alır. Çünkü insülin kısıtlamasıyla sağlıklı hücreler
[0:56:13.520] radyasyonu emmez. Ama insülin kısıtlanmış kanser hücreleri
[0:56:18.200] emer. Görünüşe göre bu kanser hücreleri akıllı
[0:56:22.079] olmanın ötesinde. Yani aslında bu kanser hücreleri sanki fazlasıyla zeki, garip,
[0:56:27.520] tuhaflar. Hatta sen de diyorsun ya neydi o? Psikopat diyorsun. Doktor, bir
[0:56:32.319] arkadaşım onlara sosyopat diyor. Bizimle birlikte yaşıyorlar ama vücuda yani ev
[0:56:40.359] sahibine hiç saygıları yok. Kim oldukları umurlarında değil. Evet.
[0:56:45.359] Kanser araştırmacısı arkadaşım Nezaket Türkel bana açıklamıştı. Onların bir
[0:56:49.599] şekilde kendilerini beslemenin yolunu bulduklarını söylemişti. Hatta
[0:56:53.839] kendilerine özel bir kan hattı oluşturuyorlar. Vücutta onları beslemesi
[0:56:59.119] gerektiğini sanıyor. O bölümü kesip çıkarmazsan kendilerine daha fazla
[0:57:04.960] koloni kurmanın yolunu mutlaka buluyorlar.
[0:57:10.480] Bu yüzden kanseri sadece tümöre odaklanarak değil, tümörün çevresindeki
[0:57:14.680] ortamı değiştirerek ele alırız. Böylece tümör artık ihtiyaç duyduğu kaynakları
[0:57:19.319] bulamaz. Mesela demir gibi. Çünkü kanser hücreleri demiri çok sever. Kalsiyum
[0:57:26.119] gibi kaynakları yok. Oysa kanser hücreleri kalsiyumu da ister. Glüoz ve
[0:57:30.640] insülin gibi kaynakları yok. Ayrıca aralıklı oruç halindeyken ona glutamin,
[0:57:36.760] metiyonin ya da lösin de vermemiş oluyorsun. Yani aynı zamanda bu amino
[0:57:41.079] asitlerden de yoksun bırakıyorsunuz. Eğer başka bir şey yoksa
[0:57:47.920] yani toksinlerden kaçınıp ortamda enflamasyon, oksijen eksikliği ya da
[0:57:52.960] nöroendokrin bozukluk oluşmasını engellersen kanser hücrelerini de
[0:57:57.119] beslememiş oluyorsun. Yani arkadaşın haklı. Oradaki tüm kaynakları kesip aç
[0:58:02.760] bırakabiliriz. Bu bir strateji. Bu tümöre doğrudan saldırdığımız zaman
[0:58:07.440] yaptığımız şey. Ama aynı zamanda hücreleri iyileştirmeye, onlara aslında
[0:58:12.720] bu koloninin bir parçası olduklarını hatırlatmaya da çalışabiliriz.
[0:58:17.559] Yani onlara bizim parçamız olduklarını ve küçük baş belaları olmaları
[0:58:22.920] gerekmediğini hatırlatırız. yeniden ekibe katılıp ya uyku modunda
[0:58:28.440] kalmalarını ya da mitokondrilerini eğiterek sağlıklı hücre gibi çalışmaya
[0:58:34.960] başlamalarını destekleyebiliriz. Asıl güzel olan kanser hücrelerinin
[0:58:41.440] davranışını değiştirebildiğimiz gibi bulundukları ortamı da değiştirebilmemiz
[0:58:46.640] ve ikisini aynı anda hedefleyebilmemiz. Gerekirse tümörün hacmini azaltmak ya da
[0:58:52.319] hücre sayısını düşürmek gerektiğinde bunu da yapabiliyoruz. Biz bütüncül tıp
[0:58:56.880] doktorları olarak böyle çalışıyoruz. İşte bu yüzden kemoterapi, radyasyon,
[0:59:01.799] hedefe yönelik tedavi veya hormon blokajı gibi yöntemleri kullanıyoruz.
[0:59:05.599] Ancak bunları her bireyin durumuna özel hassas şekilde uyguluyoruz. Üstelik
[0:59:09.799] bunları ortamı destekleyen ve kanser hücrelerini yeniden programlayan başka
[0:59:14.039] yöntemlerle birlikte yapıyoruz. Aynı zamanda kontrolden çıkmış hücreleri de
[0:59:17.920] eş zamanlı olarak yok ediyoruz. Bu üç yönlü bir yaklaşım gibi. Peki o
[0:59:22.680] zaman kanserin nüksetme oranı nedir? Çünkü bunu bu genetik mühendisi
[0:59:26.720] arkadaşım Nezaket Türkele Ayık Kafa podcast konuğum olduğunda ona sormuştum
[0:59:31.559] ama şimdi sana da sorayım. Kanser neden tekrar eder? Yani hastalar her türlü
[0:59:36.319] tedaviyi görüyor. Bir sürü kemoterapilerden geçiyorlar ve ne
[0:59:39.880] bileyim başka birçok tedavi yapıyorlar. Kanser hücreleri yıllarca uykuda
[0:59:44.039] kalabiliyor ama sonra aktifleşebiliyorlar.
[0:59:46.760] Senin anlattıklarından sonra cevabı biraz anladım. Aslında tekrar
[0:59:51.440] etmelerinin sebebi ortamlarındaki zararlı etkilerin devam etmesi. Ama sen
[0:59:56.799] birini tedavi ettiğinde muhtemelen senin bakımında kalıyorlar ya da senin
[1:00:01.720] tasarladığın yaşam tarzını takip ediyorlar. Böyle durumda kanserin ya da
[1:00:07.039] ona bağlı başka bir kanserin tekrar etme oranı ne kadar?
[1:00:11.319] Harika bir soru. Öncelikle neden tekrar ettiğini kendin de şu an cevapladın.
[1:00:16.880] Aslında bunu çok sevdim. Çünkü standart tedavi yöntemleriyle tanı anındaki
[1:00:23.039] hasarlı mitokondrilerden daha fazla zarar veriyoruz mitokondrilere.
[1:00:28.160] Yani aslında birini iyileştirmek için onu zehirlemeye çalışıyoruz. Şansın
[1:00:33.680] yaver giderse o büyük ve güçlü darbeyle çoğu kanser hücresini yok edebilirsin.
[1:00:40.280] Ama bu tedavide ölmemiş hayatta kalan bir hücre alt grubu hep olacaktır. Şimdi
[1:00:46.799] de fırsat kollayıp zamanlarını bekliyorlar. Orada bekliyorlar. Artık
[1:00:50.440] iyice sinirlenmiş durumdalardır. Daha fazla değişime uğramış, mutasyonları
[1:00:54.280] artmış, mitokondri fonksiyonları daha da bozulmuş halde bekliyorlar. Sadece
[1:00:58.240] fırsat kollayıp zamanlarını geçiriyorlar. Bazı insanlar ise hiç
[1:01:01.559] remisyona giremiyor. Yani hastalığın etkileri hiç geçmiyor. Bir tarafı da bu.
[1:01:06.280] Diğerleri ise çok kısa süren bir remisyona girebilir ya da uzun bir
[1:01:09.480] remisyon yaşayabilirler. Ama o süreçte mitokondrilerine başka büyük bir zarar
[1:01:13.760] gelir ve kanser yeniden harekete geçer. Ama en önemli nokta şu ki insanlar
[1:01:18.440] kemoterapi, radyasyon ya da ameliyat bittikten sonra sanki bitiş düdüğünü
[1:01:22.119] çalıyorlar ve her şeyin geçip gittiğini sanıyorlar. Ama işte asıl o zaman
[1:01:27.039] başlıyorsun. Çünkü artık tedaviyle zarar verdiğin mitokondrileri onarman
[1:01:31.119] gerekiyor. Aynı zamanda teşhise yol açan hasarlı mitokondrileri de tamir etmen
[1:01:35.640] lazım. Yani bu devam eden bir süreç. İnsanlar bu süreci yaşadığında onlara
[1:01:39.160] şöyle açıklıyorum. İşte artık senin yeni hayatın bu ve sana garanti ederim
[1:01:42.960] kanserden 34 yıl sonra bile her sabah kalkıp hayatın tadını çıkarabilmek büyük
[1:01:48.839] bir mutluluk ve sevinç kaynağıdır. Ben de kanserle mücadele eden onunla
[1:01:54.039] yaşayanlardan biriyim ve yüzlerce hatta binlerce kanserle yaşamaya devam eden
[1:01:58.640] insan tanıyorum. Umarım yaşlandıkça tamamen alakasız bir sebepten
[1:02:02.760] hayatlarını kaybederler. Ölüm sebebi kanser olmaz. Bazen de insanlar
[1:02:07.119] panikleyip ne yapacağım? Her şeyi yapmak zorunda mıyım yoksa hiçbir şey yapmamalı
[1:02:11.079] mıyım diye düşünüp duruyorlar. Bu aslında büyük bir fırsat. Kanser
[1:02:16.359] hayatını kendine ve çevrene kattıklarını yeniden gözden geçirmen için bir uyarı
[1:02:21.079] ve farkındalık çağrısı. Teşhis ve tedaviden sonra hayatına neleri dahil
[1:02:25.319] edip neleri tutmaya devam ettiğin kanseri kontrol altında tutmanı
[1:02:29.000] zorlaştırıyor olabilir. Bazen öyle durumlar olur ki eşten ayrılmayı bile
[1:02:34.279] düşünmek gerek derim ben. Bu ilginçmiş.
[1:02:39.680] ya da işten kopma durumu yani jobtomy olur ya da çok uzağa taşınman gerekir.
[1:02:45.200] Hatta bu yolculuğumun bir kısmında ben iki yıl ailemle görüşmedim. Bu benim
[1:02:50.599] kendi iyileşme yolculuğumun bir parçasıydı. O kadar toksik, istismar ve
[1:02:55.200] travma dolu bir bataklıktan geliyordum ki başka bir çıkış yolu görebilmemin tek
[1:02:59.599] yolu tamamen oradan uzaklaşmaktı. 1991'de
[1:03:04.039] iletişimi koparmak daha kolaydı. izini kaybettirmek vesaire yani beni
[1:03:08.599] bulamazlardı. O yüzden geçmişimden kaçıp o zamanları kendime odaklanıp iyileşmek
[1:03:14.520] için kullanabilmek harikaydı. Bugün o kadar kolay değil. Değiştirmek için çok
[1:03:19.319] çaba harcamak gerekiyor ama hala mesela telefonları engelleyebiliyorsun.
[1:03:24.240] Hayatında sana zarar veren insanlar ya da durumlar varsa sosyal medyadaki
[1:03:28.799] kişileri, numaraları engelleyebiliyorsun. Ama insanlar bu
[1:03:32.680] kısımlarla yüzleşmek zorunda. Çünkü herkes daha çok havalı şeylerle uğraşmak
[1:03:37.000] istiyor. Mesela egzantrik yiyecekler, gözlükler, özel sular, takviyeler,
[1:03:42.520] metilen mavisi gibi tüm bu havalı gelen biohacking tedavileri gibi. Ama aslında
[1:03:47.839] kimse gerçek işe odaklanmıyor. O da zihinsel ve duygusal alanla ilgili olan
[1:03:52.440] kısım. Her zaman böyle değil midir? Yine biriyle konuşuyordum sanırım
[1:03:57.640] podcastlerden biriydi. Toprağa ayak basmak ya da oturup
[1:04:03.079] meditasyon yapmak yerine bir makine alıp bir şeyler solumak ya da birkaç takviye
[1:04:08.920] içmek çok daha kolay geliyor insanlara biliyorsun. Aslında en ucuz şeyler en
[1:04:14.720] zor olanlar ama aynı zamanda da tabii en faydalı olanlar. Doğru söylüyorsun.
[1:04:19.640] Temel şeyler çok önemli. Dünyanın her yerinde bütünsel bir onkoloji merkezine
[1:04:24.640] gidip orada 100.000 200.000 dolar harcayan insanlar var. Ama bana
[1:04:29.119] geliyorlar ve hala filtrelenmemiş su içiyorlar. Hala gecenin üçlerine kadar
[1:04:33.279] YouTube izliyorlar. Nefret ettikleri kişilerle olan ilişkilerde takılı
[1:04:36.920] kalıyorlar. Kendilerine iyi gelmediğini bildikleri halde sırf tadını sevdikleri
[1:04:41.440] için zararlı yiyecekleri yemeye devam ediyorlar. Bunların hiçbirinden
[1:04:45.640] biohacking'le kurtulamazsın. Bu şekilde olmaz. sürdürebileceğim bir yaşam tarzı
[1:04:51.480] yaratmalısınız ve bazı şeyleri iyi bir şekilde sürdürebilirsiniz. Podcast
[1:04:56.279] yapmaya başlayınca işler aslında çok daha zor hale geldi. U kişi mesela ne
[1:05:01.359] yiyeceğim, ne zaman yiyeceğim gibi. Steven Gandry ile podcast yaptıktan
[1:05:05.480] sonra ineklere verilen antibiyotikleri duyunca dedim ki ama her zaman otla
[1:05:10.000] beslenen ya da tamamen organik ürünler bulmak mümkün değil. Peki ne yapacağız o
[1:05:14.400] zaman diye düşündüm ve sonra o bu şu derken aslında artık insanlık olarak
[1:05:19.599] görevimiz bu zararlarla savaşmak gibi görünüyor. Yoksa diyabet, Alzheimer,
[1:05:25.279] kanser ya da başka nörolojik hastalıklardan biriyle karşı karşıya
[1:05:29.079] kalmak kaçınılmaz. Zaten Covid var. Uzun Covid üzerine de bir program yapmıştım.
[1:05:35.359] Oradaki konuğum Doktor Robin Rose da dedi ki, "Covid'in ilk iki yılında
[1:05:39.760] Parkinson hastalığında %50 artış olmuş. Görünmeyen ya da dokunulamayan bir
[1:05:45.760] düşmanla savaşıyor gibiyiz. İçimizde kendi başına büyüyor.
[1:05:51.400] Yen bu gerçekten çılgınca bir sorun var. Çünkü genetik değil dedik ya. Tanıdığım
[1:05:58.680] bir aile var. Aile üyelerinin neredeyse %80'i kanserden vefat etti. Hepsi aynı
[1:06:06.559] tür değil. beyin kanseri, lösemi, bağırsak kanseri gibi farklı çeşitler ve
[1:06:13.079] bu nesiller boyu böyle sürdü. Tabii olabilir. Yani ATM mutasyonu, linç
[1:06:17.160] mutasyonu ya da ber mutasyonu gibi genetik değişiklikler olabilir. Bunlar
[1:06:20.400] onları çevresel etkenlere karşı daha savunmasız hale getirmiştir.
[1:06:24.520] Yani genetik bunda bir etken ama esas önemli olan insanların nasıl yaşadığı ve
[1:06:30.599] hayatlarını nasıl şekillendirdiği. Bu yüzden o aile hakkında merak ettiğim şu:
[1:06:36.200] Nerelerde yaşadılar, hangi sektörlerde çalıştılar? Çevrelerinde ne tür
[1:06:41.200] fabrikalar ya da endüstriler vardı? Beslenme alışkanlıkları nasıldı? Çünkü
[1:06:46.359] doğa ve yetiştirilme meselesi de var. Genellikle ailemizden aldığımız yeme
[1:06:51.400] alışkanlıkları, inançlar, yaşadıkları travmalar ve onlarla nasıl başa
[1:06:56.599] çıktıkları ya da çıkamadıkları sonraki nesillere de geçiyor. Örneğin eşim 10
[1:07:02.480] çocuklu bir ailenin en küçüğü. Babasını prostat kanserinden, annesini meme
[1:07:07.760] kanserinden kaybetti. Bir kardeşi diyabetten, bir diğeri prostat
[1:07:11.319] kanserinden vefat etti. Diğer kız kardeşi hem yumurtalık hem de kolon
[1:07:15.160] kanseri geçirdi. Bir başka kız kardeşin de rahim kanseri vardı. Kendisi
[1:07:19.520] 30'larında bacağında bir sarkom yani yumuşak doku kanseri süreci yaşadı ve
[1:07:23.640] diyabeti var. Ya başka bir kız kardeşi erken evre yumurtalık kanseri teşhisi
[1:07:28.200] aldı. Tüm bunlar belgelenmiş ve hepsi testlerden geçmiş durumda. Genetik değil
[1:07:32.920] ama genlerinde yaptığımız incelemede belirgin şekilde kişiliklerinden
[1:07:36.880] kaynaklanan sebepler görebiliyoruz. Belki bazı akrabalarımı kızdıracağım ama
[1:07:43.000] rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki tanıdığım en duygusal olarak yetersiz
[1:07:49.079] insanlar ve bu arada tabii onları çok seviyorum. Ben 34 yıldır bu ailenin
[1:07:53.839] içindeyim. Ailemi çok seviyorum ama duygusal zeka ne önceki nesillerde ne de
[1:07:59.440] ebeveynlerde, çocuklarda, torunlarda hiç öğretilmemiş, gelişmemiş. Şimdi de bu
[1:08:05.400] durum torunlara geçiyor. Neyse ki kardeşlerden bazıları nesilden nesile
[1:08:10.599] geçen bu döngüyü kırıyor. Duygusal çalışmalarını yapıyor ve bununla başa
[1:08:15.920] çıkmak için uğraş veriyor. Kocamın abilerinden biri pankreas kanserinden
[1:08:21.440] ölürken ona, "Steve, kardeşim, öfkeni kontrol altına alman lazım. Çünkü beni
[1:08:27.359] öldüren bu öfkem yani kanserimin nedeni bu." demişti. İşte bu sözler eşimin genç
[1:08:33.880] yaşta bu konularda değişim yoluna girmesine vesile oldu. Tabii ki eşim
[1:08:39.359] aynı zamanda beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını da değiştirdi.
[1:08:43.920] Diğerleri hala karbonhidrat bağımlısı. Hepsi diyabetik. Diğer kardeşi
[1:08:48.319] septisemiden öldü. Bir bacağının kesilmesini bir kutu donatla kutladı.
[1:08:52.960] Yani bu ailenin asıl sorunu metabolik ve duygusal kopukluktu. Oysa herkes genetik
[1:08:59.640] sebepleri arıyordu. Hatta araştırmalara katıldılar ama genetikte hiçbir şey
[1:09:04.679] bulamadılar. Çünkü aslında genetik olarak verilen donelerle ne yapacağımızı
[1:09:09.679] seçmek de en az genetik kadar belirleyici. Tüm bu harika
[1:09:14.440] çalışmalarınla ilgili planların nedir? Bir yataklı onkoloji hastanesi kurmak
[1:09:19.960] için çalıştığını biliyorum. Peki hedefin tam olarak ne?
[1:09:24.920] Çünkü bu mesajın yayılması gerekiyor. Yani bu gerçekten inanılmaz. Kesinlikle
[1:09:28.880] yaşamımız boyunca iki kişiden biri bu teşhisle karşılaşacak.
[1:09:32.880] Bir ara seninle Covid'in bu dinamiği nasıl daha da değiştirdiği üzerine de
[1:09:36.319] başka bir podcast yapabiliriz. Çünkü bu da çok bambaşka ve önemli bir konu. Şunu
[1:09:41.159] anladım ki veri esastır. İnsanlar ancak veriye inanır. Biz de verileri
[1:09:47.040] topluyoruz ve bu yazın sonunda tüm metrikleri ve inanılmaz miktardaki
[1:09:52.319] bilgiyi gösteren bir veri platformu açacağız. Platformumuz adeta bir
[1:09:57.920] mitokondri gibi bilgiyi alıyor, işliyor ve sana ne yapman gerektiğini söylüyor.
[1:10:04.840] İşte yeni veri platformumuz MTOMX'in yapacağı şey bu olacak. Bizim
[1:10:08.520] ihtiyacımız olan şey veri. Çünkü insanlara bunun boş laflar olmadığını,
[1:10:12.360] alternatif değil yeni standart tedavi olduğunu göstermek için veriye
[1:10:15.080] ihtiyacımız var. Üzerinde çalıştığımız bir diğer konu ise eğitim. Bu alanda
[1:10:19.560] çalışan uzmanları, sağlık profesyonellerini ve doktorları
[1:10:22.440] eğitiyoruz. Çünkü hemen yarın bir hastane açsam bile içinde bu yöntemi
[1:10:26.560] uygulayacak kimse olmazsa bir anlamı kalmaz. Ben de tam böyle bakıyorum
[1:10:30.280] olaya. Burada bir rehabilitasyon merkezi açsam ki kanunlar, mevzuat buna izin
[1:10:35.239] vermiyor ama açsam bile benim bağımlılık tedavisine bakış açımı anlayıp
[1:10:39.880] uygulayabilecek kimse olmazdı. 2020'den beri eğitim veriyoruz. Şu anda
[1:10:45.960] 46 ülkede 1000den fazla klinisyen ve sağlık uzmanına ulaştık. Böylece
[1:10:50.320] dünyanın dört bir yanında bu işe hazır uzmanlardan oluşan bir ağ kurmaya
[1:10:54.040] başladık. Bu kişilerden gelen tüm verileri de topluyoruz. Böylece bu
[1:10:57.880] verileri anlamlandırabiliyor, raporlayabiliyor, araştırma yapıp
[1:11:01.120] yayınlayabiliyoruz. 1200 dönümlük organik ve rejeneratif bir
[1:11:05.840] çiftlikte 150 yatak kapasiteli entegre onkoloji hastanesi ve araştırma
[1:11:10.520] enstitüsü inşa edeceğiz. Hastalandığımız ortamda iyileşmemiz mümkün değil. Bunu
[1:11:15.679] akılda tutmak zorundayız. Ve bu ortam çevremizdeki doğadan topraktan ruhumuza
[1:11:21.000] kadar her şeyi kapsıyor. Bu yüzden insanların sağlıksız bir gezegende
[1:11:24.960] sağlıklı yaşamayı öğrenebilmeleri için mümkün olan en saf ortamı oluşturmak
[1:11:29.040] üzerine çalışıyoruz. Tüm bu etkenlerin farkında olmayı, nasıl yönetileceğini ve
[1:11:33.800] etkilerinin azaltılacağını öğretmek için uğraşıyoruz. Çünkü bu sorunlar hemen yok
[1:11:38.400] olmayacak. Belki bizim neslimizde ya da sonraki nesilde de gitmeyecek. Ama
[1:11:42.960] umudum bugün attığımız temel sayesinde gelecekteki nesillerin daha iyi durumda
[1:11:47.560] olmaları yönünde. Çünkü bu gidişle gelecek nesillerimiz olmayacak. Yapılan
[1:11:53.000] araştırmalar 1980'den sonra doğan çocukların ebeveynleriyle aynı yaşam
[1:11:57.639] süresine ulaşmalarının mümkün olamayacağını gösteriyor. Kendine sadece
[1:12:02.159] onkolog değil longevity doktoru da demelisin. Bunun farkında olmana çok
[1:12:06.960] sevindim. Çünkü bu sağlık yaratmakla ilgili yani bu longeviti ile ilgili yani
[1:12:12.000] kanser gibi bir teşhisle ölümle yüzleşen birinin en büyük kaygısı ne kadar zamanı
[1:12:17.679] kaldığıdır. Bizim yaptığımız şey longevity kısmı üzerinde çalışmak. En
[1:12:23.360] güzel tarafı ise artık kesin olarak biliyoruz ki longevity'yi sağlayan şey
[1:12:27.920] dışarıdan bir güç değil kendi içimizde olanlar. Loncevity'nin sırrı
[1:12:32.400] mitokondrilerin sağlığı ve canlılığında yatıyor. Bu gerçekten harika bir
[1:12:36.560] podcastti. Çevremdeki insanlara sürekli anlatmaya çalıştığım ve yaymak istediğim
[1:12:42.239] şey de tam da senin bu anlattıklarındı. Evet. Bazen şöyle bir bakıyorsun. Ben
[1:12:47.719] sağlıklıyım. Neden bu kadar kendimi yorayım ki? diyorsun. İşte bu özel
[1:12:52.320] gözlükleri takıyorsun. EMF koruyucu kullanıyorsun. Hidrojenli su içiyorsun.
[1:12:57.440] daha neler neler ama bunların hepsi bir şekilde fayda sağlıyor. İşte bu yüzden
[1:13:03.000] umuyorum ki bu bölümü izleyenler bazen maalesef korku salmanın da işe
[1:13:08.199] yaradığını görecekler. Çünkü ancak o zaman kötü şeylerin olmasını
[1:13:12.520] engelleyebilirsin. Söylediklerimin korkutucu olduğunu biliyorum ama gerçek
[1:13:17.280] bu. Ama size sadece bu gerçekleri söylemiyorum. Aynı zamanda çözümlerini
[1:13:21.000] de veriyorum. Evet. Ben de tam bunu söylüyorum. Çözümü var. çözüm yaşam
[1:13:24.800] tarzını değiştirmen, nasıl yaşadığın, nasıl beslendiğin ve üzerimize sıkılan o
[1:13:29.840] kanserojen, garip kimyasallardan uzak durman gibi şeyler. Evet. İşte o tür
[1:13:35.320] şeyler. Mesela her Uber'e bindiğimde o sprey kokusundan neredeyse camdan
[1:13:41.480] atlamak istiyorum ama neyse yoğun programın ve seyahatin arasında zaman
[1:13:47.400] ayırdığın için teşekkür ederim. Podcast'te seni ağırlamak benim için
[1:13:52.159] onurdu. Umarım bir tane daha podcast yapar. Daha fazla kişiye ulaşırız. Çünkü
[1:13:57.159] bunlar gerçekten çok önemli konular. Bu 120 ya da 150 yaşına kadar yaşamak
[1:14:03.480] istiyorum meselesi değil. Hayır bu hayat memat meselesi ve kötü şartlarda değil.
[1:14:09.520] Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmen gerekiyor.
[1:14:13.639] Ve şunu da söylemek isterim ki Esra, ülkenizi çok seviyorum. Türkiye'de
[1:14:18.000] birkaç ay boyunca seyahat ettim. Sanırım İstanbul'a dört ya da beş kez gittim
[1:14:21.639] şimdiye kadar. Bu arada muhtemelen 2026'nın başlarında yine geleceğim.
[1:14:26.480] Belki yüz yüe de görüşürüz. Hatta belki orada küçük bir etkinlik bile
[1:14:29.920] düzenleriz. Evet. Tabii organize olalım. Çok teşekkür ederim. Harika bir gün
[1:14:33.719] geçirmeni dilerim. Kesinlikle iletişimde kalacağız. Tekrar teşekkürler. Benim
[1:14:37.639] için bir zevkti. Çok teşekkür ederim. Tanıştığımıza çok memnun oldum.
[1:14:42.000] Çalışmalarına bayıldım. Umarım birlikte güzel şeyler yaparız. Evet. Evet. Nasıl
[1:14:46.120] olsa Türkiye'de bir araya geleceğiz.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder