İnsülin Direnci: Gizli Salgın

Dr. Ben Bikman, PhD

Ayık Kafa podcast’in 86. bölümünde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Dr. Ben Bikman, PhD. Dr. Ben Bikman, PhD, insülin direnci ve metabolizma üzerine çalışan bir bilim insanıdır. Çalışmaları, insülinin kilo ve sağlık üzerindeki etkilerini anlamaya odaklanır. Metabolik sağlıkla ilgili net ve pratik açıklamalarıyla bilinir.

A work team around the desk

Özet

Brigham Young Üniversitesi'nde fizyoloji ve gelişim biyolojisi profesörü olan Dr. Ben, tüm dünyada büyük yankı uyandıran ve sağlık alanında önemli bir kaynak haline gelen “Why We Get Sick” (Neden Hasta Oluyoruz?) kitabının da yazarıdır.

Podcast’te Dr. Ben, insülinin vücuttaki kritik rolünü, birçok kronik hastalıkla bağlantısını ve insülin direncini anlamanın önemini anlatıyor. Dr. Ben ayrıca diyetin insülin seviyelerini nasıl etkilediğini açıklıyor ve insülini beslenme yoluyla yönetmek için pratik öneriler veriyor. Podcast’te, kişiye özel beslenmenin önemini ve yaşam tarzı değişiklikleriyle insülin direncinin tersine çevrilebileceğini vurgulanıyor.

Dr. Ben Bikman, PhD:
Web sitesi:
https://benbikman.com/
YouTube: https://www.youtube.com/@benbikman
Instagram: https://www.instagram.com/benbikmanphd?utm_source=ig_web_button_share_ sheet&igsh=ZDNlZDc0MzIxNw==

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/

00:00-05:45 Giriş. İnsülinin sağlık üzerindeki rolü
05:45-12:58 İnsülin tepkisinin mekanizması
12:58-16:43 Her bireyin besinlere verdiği farklı insülin tepkileri
16:43-17:14 Vücudun enerji kullanımı
17:14-19:27 İnsülin direncinin nedeni ve gelişimi
19:27-26:09 Metabolizmada yağ hücrelerinin önemi
26:09-29:49 Üremede leptinin rolü
29:49-32:19 İnsülin direncinin sonuçları
32:19-32:54 İnsülin direncini tersine çevirmek
32:54-37:53 İnsülin duyarlılığı için beslenme rehberi
37:53-40:22 İnsülin direncinin belirtileri
40:22-42:09 İnsülin seviyeleri ve sağlık ilişkisi
42:09-44:06 Karbonhidratların gerekliliği
44:06-44:31 İşlenmiş gıdaların sorunu
44:31-47:25 Kilo yönetiminde kaloriler ve insülin
47:25-49:17 Kilo kaybında GLP-1’in rolü
49:17-51:48 İnsülin seviyelerini yönetmek için pratik ipuçları. Kapanış.

*UYARI* 

Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Transkrİpt


[0:00:00.000] İnsülin o kadar önemlidir ki eğer insüliniz yoksa ölürsünüz. Eğer stres

[0:00:05.160] yüksekse vücut insüline dirençlidir. Enflamasyon artarsa [müzik] insülin

[0:00:10.000] direnci de artar. Bir kadın ortalama olarak bir erkekten daha fazla vücut

[0:00:14.320] yağına sahiptir. Ama yine de her yönden bir erkekten daha sağlıklıdır. Eğer bir

[0:00:19.119] kadın çok zayıfsa maalesef üreyemez. Liposak hakkında ne düşünüyorsunuz?

[0:00:23.580] [müzik] Evet, liposak'ın sorunlu olduğunu

[0:00:26.480] düşünüyorum. Dinleyen herkes benin bir korku hikayesi anlattığını düşünecektir.

[0:00:31.840] Bu çok [müzik] korkutucu ama eğer bu bir korku hikayesi ise mutlu sonla biten bir

[0:00:36.399] hikaye. Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. [müzik]

[0:00:41.320] Bağımlılık hastalığı ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek,

[0:00:45.195] [müzik] hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni

[0:00:48.760] yöntemler, cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık

[0:00:53.239] hastalığı, bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden

[0:00:57.120] dünyadaki son gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere,

[0:01:02.160] yıllardır yaptığım sohbetler artık her hafta Ayıktafa podcastı.

[0:01:06.920] Ayık Kafa podcast'te bu hafta vücudunuzdaki en yanlış anlaşılan ancak

[0:01:11.400] en güçlü hormonlardan biri olan insülini derinlemesine inceliyoruz. Konuğum Drtor

[0:01:16.320] Ben Bigman, Brigam Young Üniversitesi'nde fizyoloji ve gelişim

[0:01:20.000] biyolojisi profesörü ve çığır açan Why we Get Sick kitabının yazarı. Doktor

[0:01:25.079] Bigman, insülinin nasıl sadece kan şekeri ile ilgili olmadığını,

[0:01:28.759] enerjinizi, kilonuzu ve uzun vadeli sağlığınızı kontrol eden ana hormon

[0:01:33.280] olduğunu açıklıyor. Tip 2 diyabet ve obeziteden Alzheimer'a kadar günümüzün

[0:01:38.159] kronik hastalıklarının temelinde insülin direncinin nasıl yer aldığını ve günlük

[0:01:42.680] gıda seçimlerinizin metabolizmanızı nasıl iyileştirebileceğini ya da zarar

[0:01:47.040] verebileceğini anlatıyor. Ayrıca sürekli glikoz monitörü ile glikozu takip

[0:01:52.000] etmenin, vücudunuzun gıdalara, strese ve uykuya verdiği tepkiyi anlamanıza nasıl

[0:01:57.439] yardımcı olabileceğini paylaşıyor. Vücudunuzu yepyeni bir şekilde görmeye

[0:02:01.320] hazır olun. Çünkü Doktor Bikman'ın dediği gibi işin püf noktası insülindir.

[0:02:06.320] Ayık Kafan'ın bu bölümü Gedik Eğitim Vakfı katkısıyla sizlere ulaşıyor. 30

[0:02:11.039] yılı aşkın süredir gençler, çocuklar ve kadınların eğitimine destek veren

[0:02:16.000] burslar, projeler ve sosyal çalışmalarla onların hayallerine ulaşmalarına imkan

[0:02:20.959] sağlayan Gedik Vakfı ile bu yolculukta birlikte olduğumuz için gurur duyuyoruz.

[0:02:25.959] Eğitime yatırım geleceğe yatırımdır. Siz de Ayık Kafaya konuk olan alanında dünya

[0:02:31.319] çapında başarılı uzmanlara isterseniz orijinal İngilizce kayıtlarıyla,

[0:02:35.959] isterseniz Türkçe çeviriyile ve tamamen ücretsiz şekilde ulaşmaya devam etmek

[0:02:41.080] için kanala abone olun, bölümlere yorum yazın, beğenin ve paylaşın. En güncel

[0:02:47.040] bilimsel verilere dayanan içeriklerimize ulaşmaya devam edebilmek için siz de

[0:02:51.680] böylece destek verin. Doktor ben Ayık Kafa podcast'e hoş geldin. Gerçekten

[0:02:57.720] büyük bir onur seni ağırlamak. Kabul etmen için seni biraz zorladım çünkü ne

[0:03:02.760] kadar yoğun olduğunu biliyorum. Bugün benim ve pek çok insan için çok önemli

[0:03:07.599] bir konudan konuşacağız. Üstelik bu konuda bence hala ciddi bir yanlış

[0:03:13.040] anlaşılma var. Konumuz insülin ve insülinle ilgili her şey. Kitabını

[0:03:18.440] okudum ve orada çok dikkat çekici bir şey söylüyorsun. Diyorsun ki çoğu kronik

[0:03:23.680] hastalığın ortaya çıkmasına ve ilerlemesine neden olan temel sorun

[0:03:28.040] aslında ortak insülin direnci. O yüzden tekrar hoş geldin. Hadi başlayalım.

[0:03:33.640] Vaktinin sınırlı olduğunu biliyorum. O yüzden doğrudan konuya girelim.

[0:03:37.760] Detaylara ineceğiz ama önce insanların daha net anlaması için şuradan

[0:03:42.439] başlayalım. Günümüzde kan tahlillerinde genelde kan şekeri veya hemoglobin A1C

[0:03:48.640] değerlerini görüyoruz. Ama çok nadiren birinin tahlilinde insülin ölçümü

[0:03:53.680] yapıldığını fark ediyorum. Benim doktorlarım istiyor fakat genelde

[0:03:58.439] başkalarının kan tahlillerine baktığımda genelde o değeri görmüyorum. Peki

[0:04:03.959] insülin tam olarak nedir ve diyabetimiz yoksa bile neden vücudumuz için bu kadar

[0:04:09.120] önemlidir? İnsülin pankreastan salgılanan bir hormondur. Pankreas

[0:04:15.000] midenin altında yer alan bir bezdir. Tip 1 diyabeti olan kişilerde pankreasta

[0:04:21.000] insülin üreten hücreler ya da bu hücrelerin bulunduğu bölgeler yoktur.

[0:04:26.280] Sağlıklı bireylerde ise insülin vücuda enerjiyi nasıl kullanacağını söyleyen

[0:04:31.840] bir hormondur. Yani insülin her hücrede besinlerin nasıl değerlendirileceğini

[0:04:37.800] doğrudan etkiler. Glikoz mu yakılacak, yağ mı yakılacak, yağ mı depolanacak

[0:04:44.440] yoksa keton mu üretilecek? Tüm bunlara karar veren insülindir. Hücrelere hangi

[0:04:50.479] sürecin devreye gireceğini o bildirir. Ancak şunu unutmamak gerekir. İnsülin

[0:04:56.759] yalnızca kan şekerini kontrol etmekle görevli değildir. Bu etkilerinden sadece

[0:05:02.800] biri. Yine de insülinin salgılanmasını tetikleyen en temel uyarı kandaki glikoz

[0:05:09.199] seviyesidir. Bu nedenle insanların bunu iyi anlaması önemli. Senin de

[0:05:14.440] belirttiğin gibi çalışmalarımın büyük bölümü insülinin yeterince etkili

[0:05:19.720] çalışmadığı durum yani insülin direncinin birçok kronik hastalığın

[0:05:24.919] temelinde yer aldığını ortaya koymaya yöneliktir ve insülin seviyesi çok

[0:05:30.080] yükseldiğinde bu durum insülin direncine yol açar ve beraberinde birçok sorunu

[0:05:34.680] getirir. Ancak insanların unutmaması gereken önemli bir nokta var. İnsülin

[0:05:39.479] vücuttaki her bir hücreyi etkiler. Sen insülin bir hormondur dedin. Ben

[0:05:44.759] insülinin bir hormon olduğunu bilmiyordum.

[0:05:48.319] Evet. Evet. İnsülin bir hormondur. Hormon dediğimiz şey aslında vücudun bir

[0:05:52.400] bölgesindeki bir hücrenin başka bir hücreye sinyal göndermesidir. Sanki bir

[0:05:56.520] hücre diğerine ne yapması gerektiğini anlatan bir mektup yolluyormuş gibi

[0:06:00.280] düşün. İnsülin de pankreastan salgılanır ve bir hormon olarak tüm vücuda yayılır.

[0:06:05.639] Diğer hücrelere talimat verir. Beyine enerjiyle ne yapacağını söyler. Kan

[0:06:10.039] damarlarının nasıl davranacağını belirler. Ayrıca kadınlarda doğurganlığı

[0:06:14.280] da etkiler. Yumurtalıkların ne kadar seks hormonu üreteceğini belirlemede rol

[0:06:18.280] oynar. Mekanizmayı anlamamıza yardım et. Yani

[0:06:22.039] diyelim ki bir şey yiyorsun. Ben de mesela kan şekerimi yükseltecek bir şey

[0:06:27.039] yedim mesela. Mesela kabak kızartması gibi mi? Tamam o

[0:06:30.800] zaman bu hikayeyi izleyicilerimle paylaşayım. Kan şekerimin nasıl

[0:06:34.759] değiştiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Amerika'da yaşarken senin de

[0:06:39.000] danışmanlığını yaptığını yeni öğrendiğin bir şirket vardı. Yeni bir marka olarak

[0:06:43.440] ortaya çıkmışlardı ve sürekli glikoz ölçüm cihazı CGM sayesinde bir şey

[0:06:48.319] yedikten sonra kan şekeri seviyeni ölçebiliriz." diyorlardı. Bu fikir beni

[0:06:52.800] inanılmaz heyecanlandırmıştı. Çünkü kendimi bir biohacker olarak görüyorum.

[0:06:57.479] Cihazı kullanmaya başladım ve sonuçlar beni şoke etti. Çünkü gerçekten çok

[0:07:02.160] sevdiğim bazı yiyecekler vardı. Mesela şeker yemezdim ama bir kavanoz balı tek

[0:07:07.360] seferde bitirebilirdim. O zaman fark ettim ki kan şekerim o kadar

[0:07:11.160] yükseliyordu ki cihazın oku artık yukarı çıkacak yer bulamıyordu. Sonra mesela

[0:07:16.000] Yunan yemekleri sipariş ederdim. Kızarmış kabak bu. Sonuçta sebze derdim

[0:07:20.240] ama yine büyük bir fırlama görürdüm. E bu deneyim bana gerçekten ne yemem

[0:07:24.360] gerektiğini, ne yemem gerektiğini öğretti. Birkaç yıl boyunca düzenli

[0:07:28.479] olarak cihazı taktım. Şimdi ise ara sıra kullanıyorum. Çünkü artık vücudumun neye

[0:07:33.000] nasıl tepki verdiğini biliyorum. Ama insanların kendi sistemlerini tanımaları

[0:07:37.440] açısından bu cihazın inanılmaz faydalı olduğunu düşünüyorum.

[0:07:41.240] Evet, kesinlikle katılıyorum. Aslında bu sorunu genel hatlarıyla ve kısaca

[0:07:46.440] yanıtlamanın iyi bir yolu. Mekanizma nedir diye sormuştun. Daha önce de

[0:07:51.520] söylediğim gibi insülini harekete geçiren temel sinyal kandaki glikoz

[0:07:56.159] seviyesinin yükselmesidir. Kan şekeri çok uzun süre yüksek kaldığında ise bu

[0:08:00.599] durum aslında ölümcül olabilir. Böbreklerin çalışma dengesini bozarak

[0:08:04.800] kan basıncını ve vücuttaki toplam kan hacmini etkiler ve hatta bu durum yaşamı

[0:08:10.319] tehdit edecek kadar ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden kan şekerinin uzun

[0:08:14.879] süre yüksek kalmasına asla izin veremeyiz. İşte tam bu noktada insülin

[0:08:20.000] bir kahraman gibi devreye girer. Glikoz yükselmeye başladığında fazla artmasın

[0:08:25.280] diye insülin salgılanır. İnsülin vücuttaki en büyük dokuların yani kas ve

[0:08:30.639] yağ hücrelerinin kapılarını çalar. Hücrelere kapıyı açın glikoz içeri

[0:08:35.839] girecek der. Glikoz hücrelerin içine girince kandaki şeker seviyesi düşer ve

[0:08:42.000] insülin de yavaş yavaş normale döner. Elbette insülin sadece kan şekerini

[0:08:47.120] düzenlemekle kalmaz. Vücutta çok daha fazla rolü vardır. Ama insülini harekete

[0:08:52.399] geçiren temel sinyal glikozun yükselmesidir. Günümüzdeki asıl

[0:08:57.240] problemse ister Türkiye'de olsun ister batıda fark etmez. Bunun artık çok sık

[0:09:02.560] yaşanması. İnsanlar gün boyu nişasta ve şeker tüketiyor. Meyve suları, gazlı

[0:09:07.959] içecekler, tatlılar. Sonuçta glikoz sürekli yükseliyor. İnsülin de hep

[0:09:12.480] devrede kalıyor. İnsülin ne kadar sık salgılanırsa vücut onu o kadar az

[0:09:17.040] duymaya başlıyor. Adeta fazla gürültüye maruz kalmış kulaklar gibi müzik çok

[0:09:21.920] yüksek sesle çaldığında bir süre sonra duymamaya başlarsın, değil mi?

[0:09:26.160] Hücrelerde de aynı şey oluyor. Sürekli insüline maruz kaldıkları için zamanla

[0:09:31.160] sağırlaşıyorlar ve insüline tepki vermemeye başlıyorlar. İşte buna insülin

[0:09:35.720] direnci diyoruz. Peki sonra ne oluyor?

[0:09:38.920] Evet. Yani bu durum vücuttaki çeşitli dokuları etkilemeye başlar. Örneğin

[0:09:44.399] vücut insüline dirençli hale geldiğinde yani insülin düzgün çalışmadığında ve

[0:09:49.399] insülin seviyeleri çok yüksek olduğunda kadınlarda bu durum yumurtalıkların

[0:09:54.079] östrojen üretme yeteneğini engelleyebilir. Bu da kadınlık

[0:09:57.600] hormonlarının yeterince yüksek olmamasına ve yumurtlamanın

[0:10:01.000] gerçekleşmemesine neden olur. Sonuç olarak polikistik over sendromu ortaya

[0:10:05.600] çıkar. Erkeklerde de buna benzer bir durum vardır. Vücutlarındaki kan

[0:10:09.959] damarları insüline dirençli hale gelir ve bu durumda normal erekt fonksiyon

[0:10:15.040] gerçekleşemez. Sonuç olarak erkek de kısırlık yaşayabilir.

[0:10:19.600] Bunun nitrik oksitle bir bağlantısı var mı?

[0:10:22.680] Evet tabii ki var. Yani insülin doğru şekilde çalıştığında nitrik oksit

[0:10:26.640] üretimini uyarır. Nitrik oksit damarların genişlemesini sağlar ve bu da

[0:10:30.120] erkekte normal damar sağlığını ve fonksiyonunu destekler. Ancak kan damarı

[0:10:34.000] insüline dirençli hale geldiğinde insülin nitrik oksit üretimini uyaramaz

[0:10:37.959] ve bu nedenle damar genişleyemez, dar kalır.

[0:10:40.720] Peki normal ritim nasıl olmalı? Çünkü bir dönem belki sizin dünyanızda değil

[0:10:46.160] ama bizimkinde insülin ve kan şekeri seviyeleri asla yükselmemeli diye

[0:10:51.880] düşünülüyordu. Ama şimdi biliyoruz ki bu sağlıklı değil. Yemek yediğimizde bu

[0:10:57.480] değerler yükselmeli. Sonra tekrar düşmeli. Peki sağlıklı olan ritim tam

[0:11:03.000] olarak nasıl olmalı? Evet bu gerçekten çok iyi bir soru. Kan

[0:11:07.240] şekerinin bir kez yükselmesi zararlı değildir. Asıl sorun bunun sürekli hale

[0:11:12.360] gelmesi. Çünkü kan şekeri yükselip sonra normale dönebilir. Ama bu dalgalanma gün

[0:11:17.880] boyu tekrarlandığında problem başlar. Örneğin biri kocaman bir sandviç

[0:11:22.800] yediğinde ekmek kan şekerini oldukça yükseltir. Kan şekeri genellikle 22 bu5

[0:11:28.680] saat içinde düşmeye başlar. Ancak insülin o kadar hızlı düşmez. Normale

[0:11:33.839] [ __ ] daha uzun sürer. Yani kişi sabah 800'de bol ekmekli bir

[0:11:38.519] kahvaltı yapar. İnsülin seviyesi tam düşmeden saat 10 gibi bir atıştırmalık

[0:11:43.440] yerse bu seviyeler yeniden yükselir. Ardından karbonhidrat ağırlıklı bir öğle

[0:11:49.040] yemeğiyle bu döngü gün boyu devam eder. Yani bu ne kadar sık yaşanırsa o kadar

[0:11:54.800] büyük bir sorun olur. Arada bir kan şekerinin kısa süreli yükselip sonra

[0:12:00.160] normale [ __ ] gayet normaldir. Bunda bir problem yoktur. Ama çoğu insanda

[0:12:05.000] durum böyle değildir. Kan şekeri gün boyunca sürekli inip çıkar.

[0:12:09.800] Peki ya şöyle bir durum olursa bazı sebzeleri de karbonhidrat olarak

[0:12:13.399] sınıflandırıyoruz ve aslında bazılarının karbonhidrat oranı oldukça yüksek.

[0:12:17.120] Sürekli glikoz ölçerimde yani CGM'de bazen hangisi olduğunu tam

[0:12:20.480] hatırlamıyorum ama bazı sebzeleri yediğimde kan şekerimin oldukça

[0:12:23.839] yükseldiğini görebiliyorum. Yani sanki çikolata yemişim gibi. Bu durumda

[0:12:27.760] insülin tepkisi de aynı mı olur? Yani brokoliyile çikolatanın insülin

[0:12:31.320] üzerindeki etkisi aynı mı? Yoksa insülin kan şekeri ile farklı şekilde mi tepki

[0:12:35.720] verir? Eğer yediğin bir şey kan şekerini aynı oranda yükseltiyorsa insülin

[0:12:40.360] tepkisi de aynı olur. Ama sen az önce aslında neredeyse hiçbir etkisi olmayan

[0:12:46.000] bir sebzeden bahsettin. Yani brokolinin etkisi o kadar küçüktür ki neredeyse

[0:12:51.040] önemsizdir. Ancak patates, kabak gibi bazı sebzeler kan şekerini çok daha

[0:12:56.440] fazla yükseltebilir. Yani bu kadar büyük bir etki söz

[0:13:00.440] konusuysa bu durum kişiden kişiye göre değişiyor mu? Çünkü kimisi muz yediğinde

[0:13:05.000] kan şekeri yükselmiyor. Ama bazı kişilerde aynı muz ciddi bir yükselmeye

[0:13:09.839] neden olabiliyor. Yani kişi ne yiyeceğini seçerken bu durum tamamen

[0:13:13.880] kişisel mi olmalı? Şunu sormaya çalışıyorum. Patates gibi bazı besinler

[0:13:18.440] muhtemelen herkes için benzer etki yaratır ama bazı yiyeceklerde bir kişi

[0:13:22.920] daha fazla diğeri ise daha az etkilenebiliyor.

[0:13:26.600] Evet bu kesinlikle doğru. Ortadoğu'dan bir araştırma grubu birkaç yıl önce bir

[0:13:31.880] makale yayınladı. Bu çalışmada insanların besinlere verdiği tepkilerin

[0:13:37.199] genetik farklılıkların yanı sıra özellikle bağırsak mikrobiyomu yani

[0:13:42.279] bağırsaklardaki bakteriler tarafından büyük ölçüde etkilendiğini gösterdiler.

[0:13:47.360] Örneğin araştırmada bir grup insana dondurma yedirildiğinde beklendiği gibi

[0:13:52.800] kan şekerlerinde çok belirgin bir artış görüldü. Ancak başka bir grup aynı

[0:13:58.160] dondurmayı yediğinde kan şekerleri sadece çok hafif yükseldi. Bunun bir

[0:14:03.600] kısmı bağırsak mikrobiyomunun besini nasıl sindirdiğinden ve kişinin sindirim

[0:14:09.399] hızının farklı olmasından kaynaklanıyordu. Buna ek olarak kas

[0:14:13.959] kütlesi de çok önemli bir faktör. Çünkü kas dokusu son derece aç bir dokudur.

[0:14:19.639] Yağ da yer, glikozu da çok iyi kullanır. Aslında senin de sürekli glikoz ölçer.

[0:14:25.199] Yani CGM kullanırken gördüğün gibi kan şekerinin yükselip sonra düşmesini

[0:14:31.240] sağlayan mekanizmanın yaklaşık %80'i glikozun kaslara taşınması sayesinde

[0:14:36.920] gerçekleşir. Yani bir kişinin kaslaysa ya da yemekten sonra kaslarını ne kadar

[0:14:44.240] aktif kullanırsa örneğin sadece 10 dakikalık kısa bir yürüyüşe çıksa bile

[0:14:49.839] kan şekerini o kadar kolay dengeleyebilir.

[0:14:53.199] Bir doktor arkadaşım bana bu sistemin nasıl işlediğini anlatmıştı ama bence

[0:14:57.279] insanların da gerçekten ne olup bittiğini anlaması çok faydalı olur.

[0:15:01.759] Yani bir şey yediğimizde besinlerin hücrelere dağılması gerekiyor ve bu

[0:15:05.800] süreçte belli bir ritim var. Böylece kaslar, beyin ve diğer dokular ihtiyaç

[0:15:10.560] duyduklarını alabiliyor. Eğer bunu ayık kafa izleyicilerim için biraz

[0:15:14.759] açıklayabilirsen çok iyi olur. Çünkü bununla bağlantılı çok önemli bir sorum

[0:15:19.440] daha olacak. Ben aslında ritim kelimesini, enerji

[0:15:23.880] dağılımını tanımlamak için kullanmam ama elbette vücutta ritimler vardır. Ama

[0:15:29.759] bunu netleştirelim. Örneğin insülinin de bir ritmi vardır. Kişi hiçbir şey yiyip

[0:15:36.319] içmese bile insülin seviyeleri gün boyunca hafif dalgalanmalar gösterir.

[0:15:42.319] Gün içinde iniş çıkışlar olur. Diğer hormonlarda da bu durum görülür.

[0:15:47.120] kortizol, büyüme hormonu gibi hormonların da kendine özgü bir ritmi

[0:15:51.839] vardır. Ancak yediğimiz besinlerin yani aldığımız enerjinin yani kalorinin nasıl

[0:15:58.720] kullanıldığı ya da depolandığı günün saatine göre değişebilir. Mesela sabah

[0:16:04.440] uyandığımızda beynimiz daha fazla enerji alır. Çünkü uyanma sürecindeyiz. Gece

[0:16:10.680] boyunca beynimizin metabolik motoru çok düşük hızda çalışır ama uyanmaya

[0:16:15.800] başladıkça motor tekrar çalışmaya başlar ve daha fazla yakıt ister. Benzer

[0:16:21.519] şekilde şu anda seninle oturuyoruz ama kalkıp yürümeye başlasak hem kan

[0:16:26.880] akışında hem de enerji kullanımında değişim olur. Çünkü şu anda kaslarımızın

[0:16:32.720] metabolik hızı çok düşüktür. Ancak onları kullanmaya başladığımız anda bu

[0:16:38.959] hız belirgin şekilde artar. Yani her dokunun kendine özgü bir ihtiyaç döngüsü

[0:16:45.079] vardır. Bir anlamda buna ritim de diyebiliriz. Gereksinimleri zaman zaman

[0:16:50.680] artar ya da azalır. Ve dinleyicilerin için ilginç bir bilgi. Genelde kasların

[0:16:57.079] vücuttaki en yüksek metabolik hızla çalıştığını düşünürüz. Ama aslında

[0:17:02.680] böbrekler en yoğun çalışan organdır. Her an vücudumuzdaki tüm dokulardan daha

[0:17:09.160] fazla enerji harcarlar.

[0:17:14.079] Tamam. O zaman sorumu şöyle yeniden sorayım. Bir kişi nasıl insülin direnci

[0:17:19.839] geliştirir? Hangi noktadan sonra bu durum ortaya çıkar? İnsülin direncinin

[0:17:25.520] başlamasının iki yolu vardır ben bunlara. Hızlı insülin direnci ve yavaş

[0:17:30.000] insülin direnci diyorum. Kısaca açıklayayım. Hızlı insülin direncinde

[0:17:34.120] anlatabilirsin. Tamam. Bu gerçekten çok ilginç. Hızlı

[0:17:37.480] insülin direncinin üç ana nedeni vardır. Bu nedenlerden herhangi biriyle istersem

[0:17:42.240] dinleyiciler arasından birini üniversitedeki laboratuvarıma getirip

[0:17:45.960] yalnızca bir saat içinde insülin direnci geliştirmesini sağlayabilirim. bu kadar

[0:17:50.520] hızlı ortaya çıkabilir ama aynı şekilde ortadan kalkması da hızlı olur. Bu üç

[0:17:55.440] şey şunlardır. Birincisi stres. Vücutta stres hormonları, adrenalin ve kortizol

[0:18:00.400] gibi kaygı, uykusuzluk ya da başka birçok sebeple yükseldiğinde insülin

[0:18:04.440] direnci de yükselir. Yani stres arttığında insülin direnci artar. Vücut

[0:18:08.960] insüline karşı dirençli hale gelir. İkincisi enflamasyon. Eğer vücutta

[0:18:13.400] enflamasyon varsa insülin direnci de artar. Bu grip, ateş ya da soğuk

[0:18:18.240] algınlığı gibi basit bir hastalık sırasında olabileceği gibi otoimmün bir

[0:18:22.120] hastalık gibi daha ciddi durumlarda da ortaya çıkabilir. Yani kişi hasta

[0:18:26.159] olduğunda ya da bağışıklık sistemi aktif hale geldiğinde vücut insüline dirençli

[0:18:30.600] olur. Üçüncüsü, aşırı insülin. Bu daha önce de bahsettiğim ve bence en önemli

[0:18:35.400] faktördür. Vücutta çok fazla insülin bulunması. Sürekli yüksek insülin

[0:18:39.640] seviyeleri hücrelerin insüline karşı duyarlılığını azaltır. Yani hücreler

[0:18:44.039] artık insülin sinyaline yanıt vermez hale gelir. İnsülin çok fazla

[0:18:47.640] yükseldiğinde vücut insüline dirençli hale gelir. Az önce bahsettiğimiz bu üç

[0:18:52.000] neden yani stres, enflamasyon ve aşırı insülin hızlı insülin direncine yol açan

[0:18:56.039] etkenlerdir. Bu tür insülin direnci çok hızlı gelişir ama aynı şekilde çok hızlı

[0:19:00.559] da ortadan kalkar. Yavaş insülin direnci ise farklıdır. Bu durumda sorun yağ

[0:19:05.039] hücrelerinde başlar. Bu süreç oluşmak için uzun zaman alır. Bazen yıllar

[0:19:08.880] sürer. Ama ortadan kalkması da aynı şekilde daha uzun zaman ister. Hepimiz

[0:19:12.919] bunu aslında biliriz. Ayrıca bu durum kadınlar ve erkekler arasında da

[0:19:16.600] farklılık gösterir. Günümüzde bazıları ne derse desin erkekler ve kadınlar

[0:19:20.640] birbirinden çok ama çok farklıdır ve bu farklardan biri de vücudun yağı depolama

[0:19:24.880] şeklidir. Erkeklerin yağ hücresi sayısı kadınlara

[0:19:28.880] göre daha azdır. Kadınlarda ise yağ hücresi sayısı daha fazladır. Bu nedenle

[0:19:35.320] kadınlar ortalama olarak erkeklerden daha yağlıdır. Ama bu bir kusur değil

[0:19:40.480] doğal bir yaratılış farkıdır. Yani olması gereken budur. Tanrı erkekleri ve

[0:19:45.679] kadınları bu şekilde yaratmıştır. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla yağ

[0:19:50.760] bulunur. Ama buna rağmen kadınlar erkeklerden daha sağlıklıdır. Genelde

[0:19:55.720] yağı kötü bir şey olarak düşünürüz ama açıkça öyle değildir. Çünkü ortalama bir

[0:20:01.400] kadının vücudunda erkekten daha fazla yağ vardır. Ama yine de kadın her

[0:20:06.320] anlamda daha sağlıklıdır. Bunun nedeni yağ miktarından çok yağ hücrelerinin

[0:20:12.000] büyüklüğüdür. İnsanların anlaması gereken en önemli nokta da budur. Sorun

[0:20:17.000] vücuttaki toplam yağ miktarında değil, yağ hücrelerinin ne kadar

[0:20:21.200] büyüdüğündedir. Yani bir kişide yağ hücresi sayısı az ama hücreler çok

[0:20:26.840] büyükse bu ciddi bir problemdir. Ama bir kişide yağ hücresi sayısı fazla,

[0:20:32.679] hücreler ise küçükse tıpkı kadınlarda olduğu gibi bu oldukça sağlıklı bir

[0:20:37.880] durumdur. Çünkü yağ hücresinin boyutu sağlığın kaderini belirler. Bir yağ

[0:20:43.400] hücresi büyüdükçe iki kötü şey olur. Birincisi artık daha fazla büyüyemeyecek

[0:20:49.159] bir sınıra ulaşır. Bu su balonu dolduran bir çocuğa benzer. Çocuk balonu doldurur

[0:20:55.799] ama fazla doldurursa balon patlar. Yağ hücresi de aynı şekilde şiştikçe patlama

[0:21:02.159] noktasına gelir ve bu vücut için son derece sağlıksız bir durumdur.

[0:21:06.880] Yani gerçekten patlıyor mu? Yok. Yağ hücresi aslında patlamaz.

[0:21:12.279] sadece kendini korumaya alır patlamamak için insüline dirençli hale gelir.

[0:21:17.880] İnsülin aslında başlı başına ayrı bir konu ama şunu bilmek gerekiyor. Vücutta

[0:21:23.960] yağ hücrelerinin büyümesini sağlayan tek sinyal insülindir. Eğer insülini tamamen

[0:21:30.279] ortadan kaldırırsanız kişi ne kadar çok yerse yesin vücudunda yağ depolayamaz.

[0:21:36.600] Mesela tip 1 diyabetli bir kişi kendi insülinini üretemez.

[0:21:42.200] Sohbetin başında da söylediğimiz gibi bu kişiler için insülin artık bir ilaçtır

[0:21:48.200] ve her gün enjeksiyonla almak zorundadırlar. Eğer tip 1 diyabetli bir

[0:21:53.400] kişi ben insülinimi almak istemiyorum dese günde 10.000 kalori hatta aslında

[0:22:00.039] sonsuz miktarda kalori bile yese vücudunda hiç yağ biriktiremez. Hatta

[0:22:05.400] mevcut yağı bile tutamaz. Aşırı zayıf. neredeyse sıfır vücut yağına sahip hale

[0:22:11.120] gelir. İşte yağ hücresi büyüdükçe bir noktada insülini adeta şöyle der:

[0:22:16.760] "İnsülin ben zaten yeterince büyüdüm. Y artık daha fazla genişleyemem ne kadar

[0:22:22.880] istesen de." Ve o noktada insülini dinlemeyi bırakır. Yani insüline

[0:22:27.480] dirençli hale gelir. Aynı anda ikinci bir sorun daha ortaya çıkar. Birincisi

[0:22:33.279] yağ hücresinin çok büyümesiydi. İkinci sorun ise bu hücrelerin büyüdükçe kılcal

[0:22:39.720] damarlardan yani kan damarlarından uzaklaşmasıdır.

[0:22:44.159] Çünkü yağ hücreleri o kadar büyür ki artık damarlara yakın duramaz hale

[0:22:49.120] gelirler. Bu durum devam ettikçe yağ hücreleri oksijensiz kalmaya yani

[0:22:55.440] hipoksik hale gelmeye başlar. Hipoksik kelimesi bir hücrenin yeterli oksijen

[0:23:01.520] alamadığı durumu tanımlar. Yağ hücresi oksijen eksikliğini telafi etmek için

[0:23:07.240] bir tepki verir. Proenflamatuar sitokinler adı verilen bazı maddeler

[0:23:12.480] salgılar. Bunlar vücutta enflamasyonu artıran sinyal molekülleridir. Yağ

[0:23:18.440] hücresi bunu şu nedenle yapar. Bu iltihap yani enflamasyon artırıcı

[0:23:23.919] hormonlar yeni kan damarlarının oluşumunu tetikler. Yani oksijensiz

[0:23:29.080] kalan çok büyük bir yağ hücresi kendine yeni damarlar çağırmak ister. E yeni

[0:23:34.640] damarlar gelip o hücreye oksijen taşıyabilsin diye bu tepkimeyi başlatır.

[0:23:40.080] Ama sonuçta bu süreç boyunca yağ hücresi vücuda yaygın bir iltihap sinyali

[0:23:45.679] gönderir ve herkesin hatırlayacağı gibi enflamasyon da insülin direncinin

[0:23:51.440] başlıca nedenlerinden biridir. Yani biri diğerini tetikliyor o da bir

[0:23:55.880] sonrakini. Evet inanılmaz. Bu da vücutta daha fazla insülin

[0:24:00.000] direncine yol açmaya başlar. Hı. Yani kendi kendini besler, büyür ve

[0:24:03.200] giderek daha da kötüleşir. Biliyor musun senin bir konuşmanda bunu

[0:24:07.120] ilk kez senden duymuştum. Tip 1 diyabetli gençlerden bahsediyordun.

[0:24:11.679] İnsülinlerini kullanmayanlardan ve bunun bir tür anoreksiya gibi olduğundan söz

[0:24:16.799] etmiştin. Evet. Aslında buna diabolimya deniyor.

[0:24:19.640] Diabulimya mıdır? Tam adadı. Peki bu sorunla sık sık karşılaşıyor musunuz?

[0:24:24.000] Neyse ki bu durum çok sık görülmüyor. Çünkü kişi gerçekten ölüyormuş gibi

[0:24:27.240] hisseder. Çünkü aslında gerçekten de ölüyordur. İnsülin o kadar hayati bir

[0:24:31.000] hormondur ki eğer vücutta insülin yoksa kişi hayatta kalamaz. Bu yüzden bu

[0:24:35.600] kişiler çok zor bir denge kurmak zorunda kalır. Bir yandan çok zayıf olmak

[0:24:39.760] istiyorum derler ama diğer yandan ölmek istemiyorum. İnsülin enjeksiyonlarını

[0:24:44.320] atladıklarında gerçekten zayıflar ama aynı zamanda vücutlarının tükenmeye

[0:24:48.640] başladığını hissederler. Yağ hücrelerinden bahsediyordun. O

[0:24:52.360] yüzden şunu merak ediyorum. Normal boyuttaki yağ hücrelerinin insan

[0:24:56.640] vücudundaki görevi nedir? Evet, yağ hücreleri çok önemli. Bazı

[0:25:01.679] insanlarda lipodistrofi adı verilen bir hastalık vardır. Bu kişilerde genetik

[0:25:06.679] bir mutasyon nedeniyle yağ hücresi oluşmaz. Dışarıdan bakıldığında

[0:25:11.799] inanılmaz fit görünürler. Sanki bir süper kahraman gibidirler. Kasları ve

[0:25:17.279] damarları belirgindir. Vücutlarında hiç yağ yokmuş gibi dururlar. Ama gerçekte

[0:25:23.200] çok sağlıksızdırlar. Çok büyük bir insülin direncine sahiptirler ve

[0:25:28.080] genellikle yağlı karaciğer hastalığı geliştirirler.

[0:25:32.120] Yağ hücreleri aslında enerji depolamak için tasarlanmıştır. Görevleri yağ

[0:25:36.480] depolamaktır. Eğer bir kişide yağ hücresi yoksa vücut yağı başka dokularda

[0:25:42.200] depolamaya mecbur kalır. Yani yağ kaslara, karaciğere veya pankreasa

[0:25:46.640] gitmeye başlar. Fakat bu dokular fazla yağ depolamak için tasarlanmadığı için

[0:25:52.279] bu durum metabolik problemlere yol açar. Yağ hücrelerinin birinci görevi fazla

[0:25:57.799] enerjiyi depolayarak gerektiğinde kullanmamızı sağlamaktır. Ama bunun

[0:26:02.159] yanında çoğu kişinin fark etmediği başka bir önemli görevleri daha vardır. Hormon

[0:26:07.600] üretmek. Yağ hücreleri leptin adı verilen bir hormon üretir. Çoğu insan

[0:26:13.880] leptini yalnızca tokluk ve obezite ile ilişkilendirir. Yani leptin salgılanınca

[0:26:20.039] beyne sinyal gider ve kişi daha az yer. Evet bu doğrudur. Ama leptinin bundan

[0:26:27.240] çok daha önemli bir görevi vardır. Leptin doğurganlık için %100 gereklidir.

[0:26:34.080] Bir kadının yumurtlayabilmesi ya da bir erkeğin normal sperm

[0:26:38.559] üretebilmesi için leptin gerekir. Eğer leptin yoksa üreme sistemi çalışmaz ve

[0:26:45.320] kişi kısır olur. Bu yüzden özellikle kadınlarda leptin çok daha kritik bir

[0:26:50.720] hormondur. Eğer bir kadın çok zayıfsa ve yeterince yağ dokusu yoksa yeterli

[0:26:56.480] leptin üretemez. Bu durumda beyin yumurtalıkları devre dışı bırakır ve

[0:27:02.520] yumurtlama durur. Yani yağ hücreleri sadece açlık ya da kıtlık dönemlerinde

[0:27:08.360] hayatta kalmak için değil üreyebilmek için de hayati öneme sahip. Kısacası yağ

[0:27:14.240] hücrelerimiz olmadan çoğalamayız. Yani muhtemelen bu yüzden anoreksiye

[0:27:20.399] hastaları çocuk sahibi olamıyor. Öyle mi?

[0:27:23.320] Kesinlikle doğru. Peki liposction yaptıran insanlar hakkında ne

[0:27:27.240] düşünüyorsun? Lipos'ın sorunlu olduğunu düşünüyorum.

[0:27:31.840] Çünkü mesele azıcık yapmak değil ama biliyorsun insanlar sorunlarını çözmek

[0:27:35.799] için sanki çözüm buymuş gibi vücutlarındaki yağı tamamen çektirmeye

[0:27:39.360] çalışıyorlar. Bence az miktarda yaptırmakta bir

[0:27:42.360] sakınca yok ama insanların şunu unutmaması gerekiyor. Obezitede asıl

[0:27:47.720] sorun yağ hücrelerinin sayısı değil büyüklüğüdür. Yani biri yağ aldırma

[0:27:52.880] işlemi yaptırdığında aslında vücudundaki yağ hücrelerinin bir kısmını tamamen

[0:27:58.159] ortadan kaldırmış olur. Ama kişi yağlanmasına neden olan şekilde

[0:28:02.840] beslenmeye devam ederse bu kez geriye kalan yağ hücreleri daha da büyür. Bu

[0:28:08.200] yüzden şuna şaşırmamak gerekir. Bir kişi liposaction yaptırıp 10 kilo kadar yağ

[0:28:14.519] kaybedebilir ama yine de daha sağlıklı hale gelmez. Kan değerlerinde hiçbir

[0:28:19.640] iyileşme olmaz. Çünkü yağ hücreleri küçülmemiştir. Sadece bir kısmı

[0:28:24.480] alınmıştır. Yani aslında sorun vücuttaki toplam yağ miktarı değil, yağ

[0:28:29.640] hücrelerinin ne kadar büyüdüğüdür. Liposak yağ hücrelerini küçültmez. Kişi

[0:28:35.480] dışarıdan biraz daha iyi görünebilir ama sağlığı değişmez.

[0:28:39.840] Lütfen bana şunu açıklar mısın? Bazen şunu duyuyorum. Kan şekeri değeri,

[0:28:45.039] hemoglobin A1C ya da açlık kan şekeri normal aralıkta olan bazı insanlarda

[0:28:51.440] insülin seviyeleri çok yüksek olabiliyormuş. Bu nasıl oluyor?

[0:28:56.799] Bu durum aslında insülin direncinin en erken evresidir. Yani kan şekeri hala

[0:29:02.399] normal görünür ama bu dengeyi koruyabilmek için vücut giderek daha

[0:29:06.760] fazla insülin üretmek zorunda kalır. İnsülin her seferinde biraz daha fazla

[0:29:11.399] çalışır. Seviyesi adım adım yükselir. Sonuçta insülin sürekli artar. Ama bu

[0:29:17.080] artış şimdilik kan şekerini normal sınırlar içinde tutmaya yeter. Yani kan

[0:29:22.519] şekeri normaldir fakat insülin yüksektir. İşte bu insülin direncinin

[0:29:27.159] başladığı noktadır. Ne yazık ki modern tıpta burada büyük bir eksiklik var.

[0:29:31.519] Genellikle sadece kan şekeri değerine bakılır. Çoğu doktor insülini ölçmeyi

[0:29:35.760] bile aklına getirmez ve kan şekeri normalse her şey yolunda diye düşünür.

[0:29:40.720] Oysa durum böyle değildir. Çünkü insülin glikozdan çok daha erken bozulur ve en

[0:29:45.720] az onun kadar önemli bir göstergedir. İnsülin direnci olduğunda başka neler

[0:29:50.279] olur? Yani tip 2 diyabetin dışında da etkilediği şeyler var mı?

[0:29:53.880] Evet, kesinlikle. Hem de pek çok şey var. Aslında kitabımın büyük kısmı da

[0:29:57.399] bununla ilgili. Why we Get Sick? Yani Neden Hasta oluruz adlı kitabımda sadece

[0:30:02.200] insülin direncinin nasıl ortaya çıktığını değil aynı zamanda nelere yol

[0:30:05.519] açtığını da anlatıyorum. Mesela Alzheimer hastalığı. Alzheimer aslında

[0:30:09.279] beynin insülin direncidir. Beyin insüline o kadar duyarsız hale gelir ki

[0:30:13.440] artık yeterli glikozu içine alamaz. Yani enerji kaynağından mahrum kalır. Bu

[0:30:17.640] durumda beyin adeta aç kalır ve zamanla işlevlerini yitirmeye yani hafıza ve

[0:30:21.960] düşünme becerilerini kaybetmeye başlar. Yani aslında beyin de tek kocaman bir

[0:30:26.080] yağ hücresi gibi değil mi? Sonuçta beyin zaten yağ açısından çok zengin bir organ

[0:30:31.000] ve beyin çok fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Adeta yüksek performanslı bir

[0:30:35.960] motor gibidir. Bir yarış arabası gibi düşün. Eğer yeterli yakıt alamazsa motor

[0:30:41.120] teklemeye başlar. Yani beyinde düzgün çalışamaz. İşte bu yüzden Alzheimer

[0:30:45.760] hastalığı insülin direnciyile çok yakından ilişkili. Aynı şekilde yüksek

[0:30:50.880] tansiyon yani hipertansiyon da öyledir. Dünyada en yaygın kalp damar

[0:30:55.519] sorunlarından biridir ve çoğu zaman insülin direncinden kaynaklanır. Bunun

[0:31:00.399] yanında cilt problemleri, karaciğer rahatsızlıkları, böbrek hastalıkları

[0:31:04.760] gibi birçok başka sorun da bu mekanizmayla bağlantılı. Kısacası senin

[0:31:09.840] de en başta söylediğin gibi ve bunu destekleyen çok sayıda bilimsel kanıt da

[0:31:15.320] var. Benim bakış açıma göre çoğu kronik hastalığın temelinde bir şekilde insülin

[0:31:20.399] direnci vardır. Yani insülin direnci pek çok hastalığın ortak nedenidir.

[0:31:25.120] Peki insülin direnci olup da diyabet olmamak mümkün mü?

[0:31:29.240] Evet olabilir. Çünkü tip 2 diyabet yalnızca glikoz yükselmeye başladığında

[0:31:34.559] ortaya çıkar. Biraz önce sorduğun gibi insülin direncinin en erken evresi kan

[0:31:41.080] şekeri hala normalken insülinin yüksek olduğu dönemdir. Ama zamanla vücut o

[0:31:47.000] kadar insüline dirençli hale gelir ki artık yüksek insülin bile kan şekerini

[0:31:52.519] kontrol altında tutamaz. İşte kan şekeri yükselmeye başladığında artık tip 2

[0:31:58.679] diyabet gelişmiş olur. Anladım. Ama tabii bu gerçekten karmaşık

[0:32:03.039] bir durum ve çok önemli bir şey bu. Yani insanların diyabet olmayı beklememesi

[0:32:07.880] gerekiyor. Bir de insülin direncini ölçmek çok önemli. Çünkü senin de

[0:32:12.799] söylediğin gibi bu durum başka pek çok sorunla bağlantılı olabilir ve o

[0:32:18.399] sorunların asıl nedeni de doğrudan insülin direnci olabilir. Peki bu durum

[0:32:24.240] yeniden normale döndürülebilir mi? Evet tabii ki döndürülebilir.

[0:32:28.200] Yoksa bir kez oldunuz mu dönüşü yok mudur?

[0:32:31.000] Hayır. İşin güzel tarafı tam da bu. Şimdiye kadar dinleyen biri ben resmen

[0:32:36.600] bir korku hikayesi anlatıyor diye düşünebilir. Evet, kulağa korkutucu

[0:32:41.039] geliyor. Ama eğer bu bir korku hikayesi ise sonu mutlu biten bir hikaye. Çünkü

[0:32:47.919] insülin direncini aslında oldukça hızlı bir şekilde tersine çevirmek mümkün.

[0:32:53.639] Laboratuvarımız birkaç yıl önce bir araştırma yayınladı. İnsülin direnci o

[0:32:58.960] kadar ilerlemiş ki artık tip 2 diyabet tanısı konmuş 11 kadın üzerinde çalıştık

[0:33:05.799] ve sadece 90 gün içinde tip 2 diyabet tamamen ortadan kalktı üstelik hiçbir

[0:33:11.000] ilaç kullanmadan tek yaptıkları şey beslenme biçimlerini değiştirmekti. Yani

[0:33:16.960] güzel haber şu: insan sadece üç basit kuralı aklında tutarsa bu durumu

[0:33:22.360] düzeltebilir. Kurallar basit ama uygulaması kolay değil. Özellikle

[0:33:26.880] birincisi çünkü beslenme alışkanlığını değiştirmek her zaman zordur. Birinci

[0:33:32.760] kural: Karbonhidratları kontrol et. Paketli, kutulu, barkodlu ürünlerden

[0:33:38.320] gelen karbonhidratları bırakmamız gerekiyor. Taze meyve ve sebzeler

[0:33:43.039] genelde sorun değildir ama ekmek, cornflakes, kraker ya da patates cipsi

[0:33:48.200] gibi şeyleri azaltmak gerekir. Çünkü bunlar kan şekerini hızla yükseltir. Bu

[0:33:53.519] da insülinin aşırı salgılanmasına yol açar ve bu döngü ne kadar sık olursa

[0:33:59.039] insülin direnci o kadar artar. Yani birinci kural karbonhidrat alımını

[0:34:04.399] azalt. kontrol altına al. Bu en zoru. Çünkü karbonhidratlar en çok canımızın

[0:34:10.440] çektiği şeylerdir aslında. Biz resmen onlara bağımlıyız. Ama iki kural daha

[0:34:15.879] var. Karbonhidratları kontrol etmek kadar önemli olan bir diğer şey proteini

[0:34:21.399] öncelik haline getirmek. Yani yeterli ve kaliteli protein almamız gerekiyor ve en

[0:34:27.040] iyi protein kaynakları hayvansal gıdalardır. Et, süt ürünleri ve yumurta

[0:34:32.440] bunların en iyisidir. Üçüncü kural ise yağdan korkma. Doğada hiçbir istisna

[0:34:37.960] yoktur. Tüm proteinler yağla birlikte gelir ve biz de besinleri doğada olduğu

[0:34:42.679] gibi proteinle birlikte yağ içerecek şekilde tüketmeliyiz. İnsan vücudu yağ

[0:34:48.119] ve proteini birlikte yediğinde proteini çok daha iyi sindirir. Bu gerçekten

[0:34:52.919] önemli bir nokta. Ne yazık ki hala birçok insan yağdan korkuyor. Oysa çoğu

[0:34:58.160] zaman yağ proteinin doğal bir parçasıdır ve bizim de onu bu şekilde tüketmemiz

[0:35:03.280] gerekir. Yani özetle karbonhidratı kontrol et, proteine öncelik ver yağdan

[0:35:10.040] korkma. Aslında insanlar proteinden de biraz korkuyor. Benim de sıradaki sorum

[0:35:15.079] tam olarak bununla ilgili olacaktı. İki şey sormak istiyorum. Birincisi protein.

[0:35:19.560] Çünkü bazı kaynaklarda yüksek proteinli diyetlerin kan şekerini ve dolayısıyla

[0:35:23.800] insülini yükseltebileceği söyleniyor. İkincisi ise yapay tatlandırıcılar

[0:35:28.200] hakkında ne düşünüyorsun? Birincisi protein konusuna gelirsek araştırmalar

[0:35:32.960] gösteriyor ki tip 2 diyabeti olan kişilerde protein alımı kan şekerini bir

[0:35:37.480] miktar yükseltebilir. Ancak diyabeti olmayan kişilerde bu etkinin çok az ya

[0:35:42.240] da neredeyse hiç olmadığı görülmüştür. Benim görüşüm şu: Bu durum biraz kişisel

[0:35:47.880] dengeyile ilgilidir. Eğer biri karbonhidrat alımını kontrol ettiği

[0:35:51.520] halde kan şekeri hala yüksek seyrediyorsa o zaman protein miktarını

[0:35:55.960] biraz azaltmak faydalı olabilir. Eee tatlandırıcılara gelince artık o kadar

[0:36:00.480] çok çeşit var ki hepsini tek tek değerlendirmek mümkün değil. Ama genel

[0:36:04.640] olarak ben tatlandırıcılara olumlu bakıyorum. Çünkü şekerli bir şey yemek

[0:36:09.319] ya da içmek yerine tatlandırıcı içeren bir alternatif tercih ederim. Şeker

[0:36:13.760] istemem. Çünkü tatlandırıcılar kan şekerini ya hiç etkilemez ya da etkisi

[0:36:18.240] çok azdır. Tabii bazı tatlandırıcılar diğerlerinden daha iyidir. Benim en çok

[0:36:23.240] önerdiklerim şunlar. Stevya doğal bitkisel kökenli bir tatlandırıcı ve

[0:36:28.280] gerçekten çok iyi. Monkfruit Extract yani keşiş meyvesi özü aynı şekilde

[0:36:33.400] doğal bir alternatif ve oldukça iyi bir seçenek. alüoz yapay sayılmayan, incir

[0:36:38.800] gibi doğal kaynaklardan elde edilen nadir bir şekerdir ve kan şekerine

[0:36:42.880] hiçbir etkisi yoktur. Yani genel olarak bu tür tatlandırıcıların çoğu şekere

[0:36:47.560] kıyasla çok daha iyi bir seçenek ve ben açıkça söyleyebilirim ki şeker yerine

[0:36:52.280] bunları tercih etmek çok daha sağlıklı. Ben de öyle düşünüyorum ama bir de şöyle

[0:36:57.000] bir korku var. Beyniniz bunu bir sinyal olarak algılıyor ve şeker yediğinizi

[0:37:01.560] düşünüyor. Dolayısıyla daha fazla şeker istiyorsunuz.

[0:37:04.440] Evet. Bu gerçekten iyi bir nokta. Aslında şunu bilmek önemli. Herkesin

[0:37:08.599] tatlandırıcılara verdiği tepki aynı olmayabilir. Birkaç yıl önce yayımlanan

[0:37:13.160] bir ön klinik çalışma tatlandırıcılara karşı kan şekeri tepkisinin büyük ölçüde

[0:37:18.240] bağırsak mikrobiyomuna bağlı olduğunu gösterdi. Yani bazı insanlar aynı

[0:37:22.640] tatlandırıcıya çok farklı tepkiler verebiliyor. Benim bu konudaki düşüncem

[0:37:26.760] şu: Eğer biri tatlandırıcılı bir içecek tükettikten sonra kendini çok aç

[0:37:31.040] hissediyorsa bu pek iyi bir işaret değildir. Muhtemelen vücudu o

[0:37:35.400] tatlandırıcıya olumsuz tepki veriyordur. Dolayısıyla onu tüketmemesi daha doğru

[0:37:40.079] olur. Ama başka biri aynı içeceği içip hiç açlık hissetmiyorsa ve kendini gayet

[0:37:45.240] iyi hissediyorsa bu da muhtemelen vücudunun o tatlandırıcıya herhangi bir

[0:37:49.480] metabolik tepki vermediği anlamına gelir. Yani o kişi için o tatlandırıcı

[0:37:53.640] uygun ve güvenlidir. Ayık kafa izleyicileri bu program

[0:37:57.599] yayınlandığında acaba bende insülin direnci var mı diye merak edecektir.

[0:38:03.599] Erken ya da geç dönem belirtileri nasıl anlaşılır? Vücutta gözle fark

[0:38:08.359] edilebilecek fiziksel işaretler ya da enerji düşüklüğü gibi hissedilen

[0:38:12.760] belirtiler var mı? Yani kısaca bir kişi insülin direncinden şüpheleniyorsa

[0:38:18.560] nelere dikkat etmeli? Evet kesinlikle. Aslında sen belirtiler

[0:38:23.160] nedir diye sordun ya. Bu biraz komik. Çünkü benim gibi çilleri olan biri için

[0:38:27.720] ciltten bahsetmek ayrı bir ironi. Ama evet deride bazı fiziksel belirtiler

[0:38:33.000] gerçekten görülebiliyor. Özellikle boyun bölgesinde yani yaka çizgisi civarında.

[0:38:38.280] Özellikle de boyun arka kısmında. Bir kişinin dikkat edebileceği iki belirgin

[0:38:43.359] işaret var. Birincisi et benleri. Yani bunlar deriden küçük mantar gibi çıkan

[0:38:48.920] minik çıkıntılardır. Sanki cildin üzerinde küçük bir mantar başı oluşmuş

[0:38:53.640] gibi görünürler. Genellikle küme halinde yani birden fazla şekilde çıkarlar.

[0:38:59.160] Tıpkı mantarların toprakta yan yana büyümesi gibi. En çok boyun çevresinde

[0:39:03.640] görülürler ama koltuk altlarında da olurlar. Yani kısacası küçük yumuşak

[0:39:09.040] deri renginde çıkıntılar varsa bu insülin direncinin ilk işaretlerinden

[0:39:13.800] biridir. İkincisi cildin koyulaşması ve kırışık olması. Bu da yine genellikle

[0:39:19.680] boynun arka kısmında yakalık hattında görülür. Bu durumda cildin rengi giderek

[0:39:24.839] koyulaşır ve dokusu değişir. Sanki bir kağıdı buruşturup sonra tekrar

[0:39:29.520] açmışsınız gibi cilt kırışık ve pürüzlü bir hale gelir. Bu duruma tıpta

[0:39:35.160] akantosis nigrikans denir. Yani özetle birincisi ciltte çıkan küçük etmenleri,

[0:39:41.079] ikincisi koyulaşmış ve buruşuk bir cilt. Eğer bir kişi bu iki belirtiden birini

[0:39:46.319] özellikle boyun ya da koltuk altı çevresinde fark ediyorsa bu insülin

[0:39:50.599] direncinin çok güçlü bir göstergesidir. Tabii herkes bu cilt belirtilerine sahip

[0:39:55.560] olmayabilir. Ama başka bir işaret daha var. Eğer bir kişide yüksek tansiyon

[0:40:00.560] varsa bu da büyük olasılıkla insülin direncinin bir göstergesidir.

[0:40:05.920] Anladım. Çok ilginç. Eminim herkes buradan çok şey öğrenecek.

[0:40:12.319] Ve insülin direnci bugün dünyadaki en yaygın sağlık sorunu. Yani ister

[0:40:17.960] Türkiye'de ister Amerika'da olsun artık ortalama bir insanda insülin direnci

[0:40:23.720] bulunuyor. Peki insülin seviyeleri nasıl olmalı?

[0:40:26.119] Yani şu değerin üstüne çıkmamalı ama şu seviyenin de altına düşmemeli dediğimiz

[0:40:29.040] bir aralık var mı? İnsülini ölçtüklerinde mi?

[0:40:30.960] Evet. İnsülin seviyeleri ile ilgili olarak

[0:40:32.960] basitçe şöyle diyebiliriz. Eğer bir kişinin açlık insülin seviyesi onun

[0:40:36.880] altındaysa bu iyi bir seviyedir. Bu vücudun insüline duyarlı olduğunu

[0:40:41.119] gösterir. Eğer 10 ilile 20 arasında yani 10'lu değerlerde çıkıyorsa bu belki de

[0:40:46.040] normaldir ama dikkat edilmesi gerekir. Çünkü insülin gün içinde dalgalanma

[0:40:50.640] gösterebilir ölçüm belki de insülinin yüksek olduğu bir zamana denk gelmiştir.

[0:40:55.119] Yani bu aralık bir uyarı işareti olabilir ama eğer insülin seviyesi

[0:41:00.079] 20'nin üzerindeyse bu artık kesin bir problemdir. Kırmızı alarm demektir.

[0:41:05.079] İnsülin seviyesi çok yüksektir ve vücut ciddi şekilde insüline dirençlidir.

[0:41:09.880] Düşük seviye için bir risk var mı? Hayır yok. İnsülini bir ya da iki olan

[0:41:15.880] ve son derece sağlıklı olan insanlar vardır. Burada bilinmesi gereken çok

[0:41:20.359] önemli bir nokta var. Benim şimdi söylediğim bu değerler yani 1, 2, 10 ya

[0:41:25.520] da 20 gibi mikroünite mililitre cinsindendir. Bazen insanlar sonuçlarını

[0:41:31.079] görünce insülinin 1 ya da 2 çıkmış neredeyse 0 diye endişeleniyorlar. Ama

[0:41:36.359] aslında öyle değil. Çünkü burada kullanılan ölçü birimi mikroünite yani

[0:41:40.520] çok küçük birimdir. Hatta istersek bundan bile daha küçük ölçü birimleri

[0:41:44.119] kullanabiliriz. Örneğin 5000 pikunite ml deseydim sadece birim değiştiği için

[0:41:49.160] kulağı bir anda çok yüksek gelirdi. Yani kısacası tip 1 diyabeti olmayan birinin

[0:41:54.440] insülinin fazla düşük olmasından endişe etmesine gerek yoktur. Vücut insülini o

[0:41:59.319] kadar düşürmez. Tehlikeli derecede düşük insülin sadece tip 1 diyabette görülür.

[0:42:04.839] Belli ki vücut zaten bir miktar insülin üretmeye devam ediyor ve bu da gayet

[0:42:08.200] normal. Peki ketojenik diyet hakkında ne düşünüyorsun? ve tamamen

[0:42:11.760] karbonhidratsız. Yani örneğin sebze dışında tahıl yemeden yaşamak mümkün mü?

[0:42:15.599] Gerçekten karbonhidratsız bir yaşam sürdürebilir miyiz?

[0:42:18.680] Evet. Evet, kesinlikle mümkün. Ama yanlış anlaşılmasın. Kimseye bunu yapmak

[0:42:22.160] zorundasınız demiyorum. Yalnızca insan beslenmesini oluşturan üç ana besin

[0:42:26.000] grubuna yani karbonhidrat, protein ve yağlara baktığımızda tablo oldukça net.

[0:42:30.760] Yağlar söz konusu olduğunda vücudun mutlaka alması gereken bazı yağ türleri

[0:42:34.599] vardır. Bunlara esansiyel yağ asitleri denir. Vücut bunları kendi başına

[0:42:38.520] üretemez. Bu yüzden hayatta kalmak için dışarıdan almak gerekir. Aynı şekilde

[0:42:42.440] proteinlerde de vücudun üretemediği bazı esansiyel amino asitler vardır. Onları

[0:42:46.960] da besinlerle almak zorundayız. Çünkü onlar olmadan yaşamamız mümkün değildir.

[0:42:50.599] Ama karbonhidratlar için durum tamamen farklı. İnsanın yaşamak için tüketmek

[0:42:54.520] zorunda olduğu hiçbir esansiyel karbonhidrat yoktur. Yani bitkisel

[0:42:57.960] besinlerin içinde insanın hayatta kalması için mutlaka alması gereken

[0:43:01.720] hiçbir madde bulunmaz. Bu elbette bitkiler sağlıksızdır anlamına gelmiyor.

[0:43:05.960] Söylemek istediğim şu: insan vücudu karbonhidrata ihtiyaç duymadan da gayet

[0:43:10.440] sağlıklı bir şekilde yaşayabilir. Bir kişi isterse bir daha hiç karbonhidrat

[0:43:14.400] tüketmeyebilir. Yani tahıl, sebze, meyve hiçbirini yemeden sadece et, yumurta ve

[0:43:19.359] süt ürünleriyle beslenerek tamamen sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.

[0:43:23.559] Hım. Tamam. Bunu duymak gerçekten iyi oldu. Çünkü bu konular artık iyice

[0:43:27.280] karıştı. Ben de mesela oldukça fazla protein tüketiyorum ve çevremdekiler

[0:43:31.920] hemen eleştiriyor. Bu kadar proteini nasıl yiyorsun diyorlar. Gerçekten

[0:43:36.079] insanın kafasını karıştıran. Ama onlar yanılıyor. Günümüzde gerçekten

[0:43:39.280] tuhaf bir beslenme anlayışı var. Vücudumuzun en az ihtiyaç duyduğu şeyi

[0:43:43.359] en önemli şeymiş gibi görüyoruz. Herkes bol bol salata ye, daha çok meyve ve

[0:43:47.920] sebze tüket diyor. Ama aslında bunlara mecbur değiliz. Bu gıdaların içinde

[0:43:52.559] vücudun mutlaka alması gereken hiçbir besin yok. Tabii ki yanlış anlaşılmasın.

[0:43:57.200] Asla yemeyin demiyorum ama neden ihtiyacımız olmayan şeyleri en çok

[0:44:01.160] yediğimiz şey haline getiriyoruz? Asıl odaklanmamız gereken gerçekten

[0:44:05.319] ihtiyacımız olan besinler yani protein ve yağ.

[0:44:08.440] Şeker dışında beslenmemizde şeker kadar zararlı olup insülin direncine yol

[0:44:14.800] açabilecek başka şeyler de var mı?

[0:44:20.559] Evet. Aslında çok basit. Paketli gıdalar, kutudan çıkan, üzerinde barkod

[0:44:26.200] olan her türlü yiyecek çok ciddi bir problem oluşturur. Peki kalori hesabıyla

[0:44:31.760] beslenme hakkında ne düşünüyorsun? Evet, günümüzde obeziteye bakış açımız

[0:44:39.040] hala oldukça geleneksel. Bir kişinin neden kilo aldığını ya da nasıl kilo

[0:44:45.119] verebileceğini anlamak için çoğu zaman sadece kalorilere odaklanıyoruz. Kilo

[0:44:50.800] sorunu yaşayan birine genelde şu söylenir. Daha az ye. Daha çok egzersiz

[0:44:56.400] yap. Böylece her gün kalori açığı oluştur. Ama bu aslında sürekli aç

[0:45:02.359] kalmanın bir tarifidir. Amerika'da yıllar boyunca yayınlanan The Biggest

[0:45:07.559] Loser adlı bir televizyon programı vardı. Bu programda çok kilolu insanlar

[0:45:12.960] çok az yemek yiyip aşırı egzersiz yaparak kısa sürede büyük miktarda kilo

[0:45:17.760] veriyordu ve gerçekten inanılmaz bir şekilde kilo kaybediyorlardı. Ama dikkat

[0:45:23.160] edersen o kişileri programdan sonra bir daha görmezdin. Çünkü verdikleri

[0:45:28.520] kiloların tamamını geri alırlardı. Bunun nedeni şu: Düşük kalorili diyetler aşırı

[0:45:35.160] açlık hissi yaratır. Eğer kilo verme yaklaşımın aç kalmaya dayanıyorsa

[0:45:40.800] sonunda açlık her zaman kazanır ve kişi kaçınılmaz olarak yeniden fazla yemeye

[0:45:46.520] başlar. Bu yüzden farklı bir yaklaşım gerekir. Benim önerim şu: Kaloriyi değil

[0:45:52.960] insülini düşürmek. Daha önce de söylediğim gibi tip 1 diyabetli bir kişi

[0:45:58.359] insülin almayı tamamen bırakırsa vücudu yağ depolayamaz. Bizim laboratuvarımızda

[0:46:03.839] yaptığımız araştırmalarda gördük ki insülin seviyesi düştüğünde vücuttaki

[0:46:09.480] yağ dokusunun metabolik hızı insanlarda 3 kat artıyor. Yani sadece yağ hücreleri

[0:46:15.319] değil tüm vücut çok daha fazla enerji harcamaya başlıyor. Harvard

[0:46:19.839] Üniversitesi'en Dror David Ludwi de benzer sonuçlar buldu. Yaptığı

[0:46:24.400] çalışmalarda gün içinde insülin seviyesini düşük tutacak şekilde

[0:46:28.920] beslenen kişilerin insülini sürekli yüksek tutanlara göre günde ortalama

[0:46:34.240] 1000 kalori daha fazla yaktığını gösterdi. Yani düşük insülin düzeyinin

[0:46:38.680] sağladığı büyük bir metabolik avantaj var. Kısacası karbonhidrat tüketimini

[0:46:43.880] kontrol altında tutup yediğinde karbonhidrat yerine daha çok protein ve

[0:46:48.559] yağ tercih edersen insülin seviyen düşük kalır ve vücudun yağı çok daha verimli

[0:46:53.920] yakar. Ve en güzeli de şu: Aç kalmak zorunda değilsin. Acıktığında elbette ye

[0:46:59.599] ama karbonhidrat yerine protein ve yağ ağırlıklı beslen. Bu şekilde insülinin

[0:47:04.359] düşük kalır ve metabolizman daha aktif çalışır.

[0:47:07.640] O zaman işin sırrı insülinde. Bunu bilmek güzel. İşin püf noktası insülin.

[0:47:12.800] Evet, öyle. Yani kilo vermenin en iyi yolu kalorileri saymak değil.

[0:47:17.040] Karbonhidratları kontrol ederek insülinizi düşük tutmaktır. İnsülin

[0:47:21.720] düştüğünde vücut daha fazla yağ yakmaya başlar.

[0:47:25.760] O zaman CLP1'ler yani zayıflama iğneleri hakkında ne düşündüğünü de sorayım.

[0:47:31.160] İnsülinimizi düşürürler mi? GLP bir temelde kişiyi aç hissetmemesini

[0:47:38.559] sağlayarak etkili olur. Yani kişi yemek istemez hale gelir. İlacın asıl etkisi

[0:47:44.119] budur. Fakat sorun şu: Zamanla etkisi azalmaya başlar. Bu yüzden aynı sonucu

[0:47:50.760] görmek için kişi giderek daha yüksek dozlar almak zorunda kalır. Amerika'da

[0:47:56.200] yaklaşık bir yıl önce yayınlanan bir araştırmada GLP1 kullanmaya başlayan

[0:48:02.079] kişilerin yaklaşık %70'inin 2 yıl içinde ilacı bıraktığı ortaya çıktı ve tahmin

[0:48:09.040] edileceği gibi ilacı bırakanların kiloları geri geldi.

[0:48:14.280] başka bir araştırma çok çarpıcı bir bulgu ortaya koydu. GLP1 ile verilen

[0:48:20.280] kilonun yaklaşık %40'ı yağdan değil yağsız dokudan yani kastan ve kemikten

[0:48:27.079] kaybediliyor. Yani neredeyse verilen kilonun yarısı aslında vücuttaki yağı

[0:48:32.520] azaltmıyor. Bu nedenle kişi ilacı bırakıp eski beslenme düzenine

[0:48:37.559] döndüğünde yağ çok hızlı geri geliyor ama kaybedilen kas ve kemik kütlesi

[0:48:43.599] genellikle geri kazanılamıyor. O zaman bu pek mantıklı bir yöntem

[0:48:48.160] değilmiş. Peki senin söylediğin şu mu? Yani Esra istersen 2,5 kilo et

[0:48:54.079] yiyebilirsin ama sadece et yiyerek bundan kilo almazsın. Çünkü bu tür

[0:48:58.359] beslenme insülini düşük tutan bir beslenme şekli. Doğru mu anladım?

[0:49:02.920] Evet. Kişi ne kadar çok protein ve yağ ağırlıklı beslenirse vücudunun yağ

[0:49:08.079] depolaması o kadar zorlaşır. Harika. Çok teşekkürler. Biliyorum

[0:49:12.880] vaktin kısıtlı. Sadece birkaç dakikamız kaldı. O yüzden son olarak şunu sormak

[0:49:17.799] istiyorum. Ayık kafa izleyicilerime birkaç öneri verecek olsan bunu mutlaka

[0:49:22.440] yapın ve bunu asla yapmayın diyeceğin şeyler neler olurdu? Eee yani hem biraz

[0:49:27.559] korkutsun hem de motive etsin. Son bir mesaj gibi.

[0:49:30.480] Evet. Evet. Size verebileceğim en basit ama en etkili tavsiye şu olurdu. Günün

[0:49:35.280] başlangıcını ve sonunu kontrol altına alın. Sabahları kahvaltıda kesinlikle

[0:49:39.799] karbonhidrat tüketmeyin. Eğer kahvaltı yapacaksanız yalnızca protein ve yağ

[0:49:44.440] içeren bir öğün tercih edin. Güne insülininizi yükselterek başlamak gün

[0:49:49.359] boyu sürekli acıkmanıza, atıştırmanıza ve tekrar yemenize neden olur. Yani

[0:49:54.520] sabahları karbonhidrattan uzak durun. Aynı şekilde uyumadan önce yani yatağa

[0:49:59.960] gitmeden yaklaşık 3 saat öncesinden itibaren karbonhidrat tüketmeyin. Çünkü

[0:50:04.799] yüksek kan şekeri ile yatağa girmek uykunuzu olumsuz etkiler. Eğer sürekli

[0:50:09.599] glikoz ölçüm cihazı yani CGM kullanıyorsanız bunu zaten net bir

[0:50:13.920] şekilde görebilirsiniz. Yüksek kan şekeri ile yatağa gittiğinizde uykunuz

[0:50:18.160] bozulur, kalp atışlarınız hızlanır, vücut ısınız artar ve kendinizi

[0:50:22.839] terlemiş, huzursuz hissedersiniz. En kısacası sabahınızı ve gecenizi kontrol

[0:50:28.440] edin. Eğer karbonhidrat yemek istiyorsanız, kendinize küçük bir ödül

[0:50:32.400] vermek istiyorsanız onu öğle yemeğinde yapın.

[0:50:35.520] İnsanlar beni özellikle yaz aylarında paylaştığım bazı fotoğraflarda CGM

[0:50:38.799] takarken görüyor. Bence bu herkes için harika bir fikir olabilir. Sadece bir ay

[0:50:42.400] bile bu cihazı taksan vücudunun nasıl tepki verdiğini, hangi yiyeceklerin kan

[0:50:45.200] şekerini nasıl etkilediğini çok net görürsün. Kısacası bir ay boyunca CGM

[0:50:48.599] kullanmak kendi metabolizmanı tanımanın en iyi yollarından biri. Ben de senin

[0:50:51.839] söylediğin nedenlerden dolayı sürekli glikoz ölçüm cihazı yani CGMi çok güçlü

[0:50:56.079] bir şekilde savunuyorum. Bir kişi CGM taktığında vücudunda neler olup

[0:50:59.960] bittiğini gerçekten öğreniyor ve artık senin benim gibi kişilerin bunu yeme

[0:51:03.559] şunu yeme demesine gerek kalmıyor. Çünkü cihazı taktığında ne yediğinde vücudunun

[0:51:07.839] nasıl tepki verdiğini kendi gözleriyle görüyor. Gördüğünü beğenmezse de

[0:51:11.319] kimsenin söylemesine gerek kalmadan kendi kendine değişiklik yapmaya

[0:51:14.520] başlıyor. Zaman ayırdığın için çok teşekkür

[0:51:17.079] ederim. Bu gerçekten harikaydı. Bence bu da yine çok ses getiren bir program

[0:51:20.839] olacak. Daha önce Nathan Brine ile nitrik oksit üzerine bir program

[0:51:24.880] yapmıştım ve o da çok ilgi görmüştü. Çünkü insanlar artık vücutlarında olup

[0:51:28.839] bitenleri bir uzmandan net ve somut bilgilerle öğrenmek istiyorlar. O yüzden

[0:51:32.920] sana tekrar çok teşekkür ederim. Benim için bir zevkti Esra. Belki bir

[0:51:37.000] gün Türkiye'de karşılaşırız. İstanbul'a gelmek en büyük hayallerimden biri. Bir

[0:51:41.960] gün mutlaka geleceğim.


*Transkript YouTube'dan alınmıştır.

"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"

DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU

Ceo & Co-founder