Hücresel Yaşlanmayı Nasıl Durdururuz? (Part 2)
Dr. Sandra Kaufmann, MD
Bu bölümde Ayık Kafa podcast’in konuğu Dr. Sandra Kaufmann, MD. Bu, Dr. Kaufmann ile “yaşlanmama” planını konuştuğumuz sohbetin 2. bölümü, yani iki bölüm halinde yayınladığımız podcast’in devamı. Dr. Kaufmann, Johns Hopkins’te pediatrik anestezi alanında ihtisas yapmış, Joe DiMaggio Çocuk Hastanesi'nde Pediatrik Anestezi Şefi olarak görev yapmış ve The Kaufmann Anti-Aging Institute'i kurarak yaşlanma bilimi üzerine kapsamlı bir teori geliştiren ödüllü bir tıp doktorudur.

Özet
Geçen hafta Yedi İlke’nin ilk 3’ünü ele almıştık; bugün seti tamamlıyoruz: 4. İlke Kalite Kontrolü: Hücreler bozuk DNA ve proteinleri nasıl onarır, otofajiyle çöpleri nasıl temizler? 5. İlke Bağışıklık Dengesi: Huysuz bir bağışıklık sistemi neden kronik iltihap, enfeksiyon ve kanser riskini artırır? 6. İlke Hücresel Özellikler: Beyin, kemik, deri gibi her hücre tipinin kendine özgü ömrü ve beslenme ihtiyacı vardır. 7. İlke Atık Yönetimi: Şeker kaynaklı “junk” Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri (AGE’ler) nasıl durdurulur? Hücreler tıkanmadan nasıl temizlenir?
1. Bölümü İzlemek İçin 👉 https://youtu.be/qA5Vjhl26ws
Kaufmann ayrıca yaygın sağlık alışkanlarının longevity üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin nasıl azaltılabileceğini ele alıyor; mitokondrilerin enerji üretimi ve genel sağlık üzerindeki rolünü de anlatıyor. Takviye yönetiminin detaylarını da açıklayan Kaufmann, etkinlik düzeyi ve dozajın önemine de değiniyor. Sirtuinlerin hücresel sağlık ve longevity’deki kritik rolü, uyku ve sirkadiyen ritimlerin önemi ile AMP kinaz ve mTOR’un enerji düzenlemesindeki etkileşimi de konuşulan diğer başlıklar arasında yer alıyor.
Ayrıca glikasyonun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ve vücutta etkili atık yönetiminin önemi ele alınıyor. Kaufmann, sağlığın korunmasında takviye ve ilaçların rolünü, yaşlanma mekanizmalarının anlaşılmasının gerekliliğini ve yaşam tarzı ile hedefe yönelik müdahalelerle hasarın nasıl azaltılabileceğini vurguluyor. Diyet içeceklerin etkisi, modern yaşamın toksinleriyle başa çıkma yolları, GLP-1 agonistleri kullanımı ve Kaufmann derecelendirme sistemiyle geliştirdiği özgün takviye öneri yaklaşımı da gündeme geliyor. Kaufmann, kişisel ilaç ve takviye deneyimlerini de paylaşarak sağlığa çok yönlü yaklaşımın önemini ortaya koyuyor.
Dr. Sandra Kaufmann, MD:
Web sitesi: https://kaufmannprotocol.com/bio
Instagram: https://www.instagram.com/kaufmannlongevity/
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-04:30 Yaşlanmada enflamasyonun rolü
04:30-07:31 Enflamasyon ve yönetimi
07:31-12:02 Hücresel sağlık ve kök hücreler
12:02-16:49 Zombi, Senesens hücreler
16:49-19:02 Zombi hücreler için protokoller
19:02-23:55 Kök hücreler mercek altında
23:55-32:34 Atık yönetimi: Glikasyon ve lipofuscin
32:34-33:39 Trans-glikozilasyon ajanlarını anlamak
33:39-35:10 Diyet kolanın sağlık üzerindeki etkileri
35:10-36:15 Modern hayattaki toksinlerle baş etmek
36:15-38:17 GLP-1 agonistleri
38:17-39:39 Takviyeler gerçekten her şeye çare mi?
39:39-41:33 İlaçlar ve takviyeler arasındaki fark
41:33-45:22 Yaşam süresini uzatmak için ilaçların yeni amaçlarla kullanımı 45:22-51:02 Kaufmann Takviye Değerlendirme Sistemi
51:02-52:19 Longevity için yaşam tarzı tavsiyeleri
52:19-54:07 Favori takviye ve ilaçlar
54:07-55:01 Eksozom tedavilerine erişim
55:01-59:13 Genel değerlendirme ve kapanış
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.120] Hayatımdan keyif alırken onu mümkün olduğunca zevkli hale getirmek için
[0:00:04.200] alışkanlıklarımın verebileceği zararları azaltmaya çalışıyorum. Her gün beslenme
[0:00:08.639] ve egzersiz. Bence egzersiz hayatın anahtarı gibi bir şey. İnsanlar bunu çok
[0:00:13.679] seviyor. Her hafta onlara vücut masajı yaptırmalarını söylüyorum. Çünkü bu
[0:00:17.720] cilde ve kaslara kan akışını artırıyor. Fizyolojik olarak rahatlatıcı ve
[0:00:21.480] gerçekten çok faydalı. Cevap şu: En iyi hayatını yaşa, keyfini çıkar, eğlen,
[0:00:26.560] hayatını dolu dolu yaşa ve kendini öldürmediğin sürece her şey harika
[0:00:30.720] olacak. Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. Bağımlılık
[0:00:35.800] hastalığı ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, hayat
[0:00:39.719] kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,
[0:00:43.480] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,
[0:00:48.039] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son
[0:00:51.879] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım
[0:00:57.079] sohbetler artık her hafta Ayık Kafa podcast'tı. Ayık Kafa Podcast'e hoş
[0:01:02.719] geldiniz. Bu doktor Sandra Kaufman ile nasıl yaşlanmamalı planı üzerine
[0:01:07.240] yaptığımız sohbetin ikinci bölümü. Geçen hafta 7 ilkesinden ilk üçünü ele
[0:01:11.720] almıştık. Bugün seti tamamlıyoruz. 4.üncü ilke kalite kontrolü. Hücrelerin
[0:01:16.880] bozulan DNA proteinlerini nasıl onardığı ve otofaji yoluyla çöpleri nasıl
[0:01:21.360] temizlediği. 5. ilke, huysuz bir bağışıklık sistemi ile bağışıklık
[0:01:25.560] dengesi. Kronik enflamasyon, enfeksiyonlar ve kanser riskini artırır.
[0:01:30.479] 6ı ise hücreler ve özellikleri, beyin, kemik, deri gibi her hücre tipinin
[0:01:35.439] kendine özgü bir ömrü ve besin ihtiyacı vardır. Sonuncusu ama en heyecan verici
[0:01:40.200] olanı ise atık yönetimi. Şeker kaynaklı gelişmiş glikasyon son ürünleri nasıl
[0:01:45.479] durdurulur ve hücreler tıkanmadan nasıl temizlenir? Ayrıca Sandra'nın tatlıyı
[0:01:50.799] vücuduna zarar vermeden yiyebilme hilesi de bu bölümde. İlk bölümü henüz
[0:01:56.159] dinlemediyseniz önce onu dinleyin ki tüm yol haritası anlam kazansın. Hala Ayık
[0:02:01.360] Kafayı düzenli izleyenlerin pek çoğu kanala abone değil. Bu yüzden sizden
[0:02:05.799] küçük bir ricam var. Hemen abone ol butonuna basın. Çünkü ayık kafaya abone
[0:02:10.720] olmanız, içeriği daha da geliştirmemizi ve dünyanın önde gelen uzmanlarına daha
[0:02:15.599] rahat erişmemizi sağlıyor. Gedik Üniversitesi ve Gedik Vakfı'na Ayık Kafa
[0:02:20.000] podcast'te duydukları güven için teşekkür ederim. Destekleri sayesinde bu
[0:02:24.760] düzeyde bir içeriği tamamen ücretsiz bir şekilde sizlere sunabiliyoruz. Ayıkın bu
[0:02:29.760] bölümünde bizi ağırlayan DATSHub alanında uzman yaratıcı ruhlu
[0:02:34.440] girişimcilerin buluşma noktası. Kıtaların kesiştiği İstanbul Boğazı'nın
[0:02:38.560] bu eşsiz noktasındaki etkinlikler ve topluluk üyeliği hakkında bilgiler
[0:02:43.040] açıklamalardaki linkte. Abone olun, beğenin, paylaşın. Söz veriyorum ayık
[0:02:48.360] kafa her gün daha iyi hale gelecek. Yolakları konuştuk, kalite kontrolü
[0:02:53.319] konuştuk. Şimdi enflamasyondan bahsedelim. Eğer biraz fazla zamanımız
[0:02:57.840] olursa DNA tamir yolaklarına da bakarız. Bu çok ilginç. Çünkü DNA'daki küçük
[0:03:03.879] hataları düzelten mekanizmalar var. Bunlardan biri baz ekzyon tamiri yani
[0:03:08.959] BER, diğeri ise nükleotit eksizzyon tamiri ner. Sonra DNA'da çift sarmallı
[0:03:14.200] hasar olduğunda devreye giren tamir mekanizmaları var. Homolog rekombinasyon
[0:03:17.120] ve homolog olmayan tamir. Ayrıca eşleşmeyen baz tamiri de bulunuyor. Ama
[0:03:20.879] ilginç olan şu ki DNA'daki hasarların çoğu küçük çaplı oluyor. Hücre başına
[0:03:25.799] günde yaklaşık 100.000 DNA hatası gerçekleşiyor. Bunları düzeltmek
[0:03:30.239] zorundasınız. Yaşlandıkça bu mekanizmalar zayıflıyor. Bu da daha
[0:03:33.720] fazla DNA hasarına yol açıyor. Sonuçta hastalıklar artıyor ve ölüm riski
[0:03:37.879] yükseliyor. Nükleotit ve baz eksiyonunun yani küçük DNA parçalarını onarmanın en
[0:03:43.799] ilginç yanı genellikle UV ışınlarının yani güneş ışığının neden olduğu
[0:03:49.159] hasarları tamir etmesi ve soru şu: Güneş ışığından
[0:03:54.200] kaynaklanan DNA hasarını onarma kapasitemizi nasıl artırabiliriz? İşte
[0:03:59.000] burada bitki fizyolojisi devreye giriyor. Bayılıyorum buna. Tropikal
[0:04:02.799] bitkiler var biliyorsun. Yerlerinden kıpırdayamazlar. Kökleri toprağa bağlı.
[0:04:07.840] Oldukları yere çakılılar. Ama güneş doğrudan tepelerine vuruyor. E ne
[0:04:12.599] yapacaklar? Milyonlarca yıl içinde mecburen DNA'larını daha hızlı onarmanın
[0:04:18.280] yollarını geliştirmişler. Çünkü başka çareleri yok.
[0:04:22.040] Bazı bitkilerde DNA onarımını hızlandırmaya yardımcı olabilecek
[0:04:25.880] kimyasallar bulunuyor. Biz de bu bitkileri tüketerek bu etkiden
[0:04:29.880] faydalanabiliyoruz. Bu bitkilerden biri polipodyum adlı tropikal bir tür.
[0:04:35.080] İnternette doğrudan polipodyum ya da helioker adıyla satılıyor. Bir tür
[0:04:39.479] eğrelti otudur. Güneşten kaynaklanan hasar sonrası DNA'mızın onarımını
[0:04:43.759] artırdığı kanıtlanmış durumda. Bence bu gerçekten harika.
[0:04:49.759] Peki çoğunlukla cildi mi onarır? Hayır. DNA'nın her yerini onarır. Eğer
[0:04:55.960] kullanmayı düşünüyorsan etkisi aslında tüm vücuda yayılıyor ama fark edeceğin
[0:05:01.360] şey güneş yanıklarının daha hızlı iyileşmesi olacak. Ayrıca DNA hasarına
[0:05:07.199] bağlı cilt kanserine yakalanma riski de azalır. Yani cilt kanserine
[0:05:12.639] yakalanmayacağınızı söyleyemem ama riski azaltıyor. Tabii ki. Asıl güzel olan şu:
[0:05:17.360] Diyelim ki güneşte vakit geçireceksin ki ben Miami'de yaşıyorum ve gördüğün gibi
[0:05:21.360] çok açık tenliyim. Evet, öylesin. Bizim yaptığımız şey şu: Serbest radikal
[0:05:27.600] temizleyiciler alıyorum. Çünkü güneş ışınları ile birlikte çok fazla serbest
[0:05:31.759] radikal oluşuyor. Serbest radikaller enflamasyon, DNA hasarı, peroksidasyon
[0:05:38.319] ve daha birçok kötü şeye yol açıyor. Eğer ağızdan serbest radikal
[0:05:43.000] temizleyiciler kullanarak hasarı engellersen ve ardından hasarın
[0:05:47.639] onarımını artıran ürünler alırsan cildin çok daha iyi durumda oluyor.
[0:05:54.479] Evet. Eğer şu an ekrandaki cildin gerçekse bu etkisi çok net görünüyor.
[0:06:00.680] Evet. Evet. Benim pek fazla cilt sorunum yok
[0:06:05.479] ve senin egzozom yaptığını biliyorum. Demek böyle oluyor. Egzozomlar benim
[0:06:10.000] favorim. Adeta birer mucize gibiler. Neyse bu kalite kontrol kısmıydı. Şimdi
[0:06:15.440] 5. ilkeye geçelim. Neydi o? Evet. 5. madde bağışıklık sistemin zamanla
[0:06:20.280] inflamasom yani enflamasyonu tetikleyen yapıya dönüşen kısmı. Gençken hemen
[0:06:25.120] hemen çoğu patojene karşı korumamız vardır ama yaşlandıkça bu koruma
[0:06:30.199] zayıflar ve bu hücreler kronik enflamasyon yaşar. Sonuç olarak
[0:06:34.960] enflamasom aktivitesi artar ve buna enflamagir. Bu süreci kontrol altında
[0:06:40.720] tutmak son derece önemlidir. Ve sonra 6 ilkede hayır dur
[0:06:45.720] bu konu üzerinde duralım. Çünkü bunun için glikasyonu kontrol altına almak
[0:06:50.639] üzere kullandığın birden fazla ilaç ve takviye olduğunu biliyorum. Eee, hayır.
[0:06:56.440] Henüz glikasyona gelmedik. Glikasyon konusu yemeğin sonunda gelen tatlı gibi.
[0:07:02.319] Sistemik enflamasyonla mücadelede favorim ise
[0:07:08.199] kurkumin. Kurkumin tek başına pek işe yaramıyor. Mutlaka güçlendirilmiş olması
[0:07:12.479] gerekiyor. İnsanlar genelde zerdeçal alıyorum yeterli olur mu diye soruyor.
[0:07:16.960] Cevap hayır. Çünkü zerdeçalın içinde aslında çok az kurkumin var ve
[0:07:21.319] kurkuminin vücutta emilimi oldukça düşük. Yani saf kurkumin alsam bile
[0:07:25.599] etkisi hem zayıf hem de kısa süreli olur. Bu yüzden bazı firmalar kurkuminin
[0:07:29.720] etkisini artırmak için sürekli yeni ve daha güçlü formlar geliştiriyor. Şu an
[0:07:34.479] için bana göre en etkili olan Amerika merkezli Rev Genetics şirketinin
[0:07:39.160] ürettiği Meta Curkumin adlı ürün. Ama ne zaman böyle bir şey söylesem
[0:07:44.479] mutlaka bir firma çıkıp hayır hayır biz ondan da iyisini yaptık diyor. Vücut
[0:07:48.759] tarafından iyi emilen bir kurkumin formu her longevity protokolünün vazgeçilmez
[0:07:53.720] parçası olmalı. Enflamasyon için başka ne kullanıyorsun? Gerçekten ben o kadar
[0:07:58.440] çok şey yapıyorum ki mesela ilginç bir önerim var. Herkes bir engel yoksa
[0:08:04.120] günlük düşük doz aspirin kullanmalı. Bebek aspirini güçlü bir antienflamatuar
[0:08:09.280] etkiye sahiptir. Ayrıca vücuttaki fazla demirin zararlı etkilerini azaltır ve
[0:08:15.199] yaşlandıkça hepimiz bir çeşit hücre içi demir toksisitesi ile boğuşuyoruz.
[0:08:23.879] Kan tahlillerinde demir seviyeniz düşük görünse bile vücudunuz demiri hücrelerde
[0:08:29.720] depolar ve bu da fenton yolagi sayesinde daha fazla serbest radikal oluşumuna
[0:08:35.320] neden olur. Yani hücrelere girebilen demir
[0:08:40.560] bağlayıcılar kullanarak fazladan demirin bir kısmından kurtulmak mümkün.
[0:08:45.959] Araştırmalar gösteriyor ki özellikle kalp damar hastalığı olan yaşlılarda 2-3
[0:08:51.600] yıldan fazla aspirin kullananlarda demir eksikliği anemisi oldukça yaygın.
[0:08:57.839] Aspirin demiri engellediği için bu oluyor. Belki onlar için olumsuz ama
[0:09:02.399] aslında bizim için faydalı bir etkiye sahip.
[0:09:05.839] Bazı çalışmalar aspirinin tüm antienflamasyon etkisinin enflamasyonu
[0:09:10.519] tetikleyen demiri kontrol altına alması ile ilgili olabileceğini gösteriyor. Ben
[0:09:16.079] de bebek aspirini alıyorum. Çünkü kril yağının metilasyonunu daha iyi yapmasına
[0:09:21.519] yardımcı oluyormuş. Aralarında güzel bir sinerji varmış.
[0:09:28.040] Evet, bunu daha önce duymamıştım ama aslında birçok şey birlikte daha iyi
[0:09:31.000] etki gösteriyor. Aspirin sadece enflamasyonu azaltmakla kalmaz. Aynı
[0:09:35.880] zamanda bağırsak kanseri riskini de düşürdüğü bilinir. Kanama problemi ya da
[0:09:41.120] kullanmasını engelleyecek başka bir sağlık durumu olmayanlar için bence
[0:09:45.040] mükemmel bir seçenek. Günde sadece tek bir bebek asprini almak yeterli mi?
[0:09:52.880] Kesinlikle. Neyse enflamasyonla ilgili kısım bu kadar. Şimdi favori iki ilkeden
[0:09:56.880] bahsedeceğim. Öncelikle 6. İlke olan hücreler ve hücrelerin bireysel
[0:10:00.320] ihtiyaçları. Gerçekten çok ilginç. Çünkü diğer tüm kategorilerde tüm hücrelerin
[0:10:05.640] aynı olduğunu varsaydım. Ama bu kategori acaba
[0:10:10.600] gerçekten aynı değiller mi diye sorgulatan kısım. Eee kök hücrelerimize
[0:10:15.240] çok iyi bakmalıyız. yaşlanan hücrelerimizi yok etmek istiyoruz ve
[0:10:19.760] diyoruz ki aslında beyin hücresi karaciğer hücresinden, karaciğer hücresi
[0:10:24.600] de böbrek hücresinden farklı. Ancak bu yaklaşım belirli şeylere hitap ediyor.
[0:10:31.000] Bu kategoride yaşlanmış yani senesent hücrelerden nasıl kurtulacağımızı ve
[0:10:36.040] kemiklerimizi nasıl güçlendireceğimizi konuşuyoruz. Çünkü zamanla osteoblast
[0:10:40.760] hücreleri azalıyor ve bu da osteoporozun sebeplerinden biri.
[0:10:45.720] Peki bir dakika. Şimdi kök hücreler ve senolitikler yani zombi hücreleri hedef
[0:10:50.880] alan tedaviler konusundayız, değil mi? Öncelikle kök hücrelerinizi nasıl
[0:10:56.480] koruyup desteklersiniz? Buna bakalım. Asıl ilginç olan şu: Kök
[0:11:02.480] hücreleriniz sınırlı sayıda ve sadece belirli sayıda bölünebiliyor. Bu yüzden
[0:11:07.839] yaşadıkları ortamın kusursuz olması çok önemli.
[0:11:14.480] Çünkü değilse kök hücrelerinizi öldürmüş olursunuz ve işiniz zorlaşır. İşte
[0:11:20.040] hiperbarik oksijene tamamen karşı olmamın sebeplerinden biri bu.
[0:11:28.120] Evet. Bunu bir anlatımında duymuştum aslında. Dinlerken tahmin et neredeydim?
[0:11:32.160] Hyperbarik kabininde. Çünkü ben yeni bir ameliyat geçirdim ve doktorum iyileşmeyi
[0:11:37.639] hızlandırmak için belirli sayıda hiperbarik oksijen seansı yapmamı
[0:11:45.240] önerdi. Hiperbarik oksijen tedavisinin amacı normalde yeterince oksijen
[0:11:50.800] alamayan dokulara daha fazla oksijen ulaştırmaktır. İyileşmeyen yaralarınız
[0:11:56.399] varsa, diyabetiniz varsa veya damar sorunlarınız varsa ya da travmatik beyin
[0:12:02.639] hasarı yaşadıysanız yani küçük kılcal damarlarınız zarar gördüyse bu tedavi bu
[0:12:09.320] durumlarda çok faydalı olabilir. Ancak tamamen ve son derece
[0:12:14.680] sağlıklıysanız vücudunuz fazladan oksijen
[0:12:20.480] istemez. Neden mi? Çünkü fazla oksijen kök hücreleri öldürür. Onları
[0:12:25.760] yaşlandırır. [Müzik]
[0:12:30.279] E bu da daha fazla serbest radikal yaratır ve serbest radikaller DNA'nızı
[0:12:34.560] parçalayarak dokuları tahrip eder. Yani normal bir insansanız, uzun ve sağlıklı
[0:12:39.920] yaşamak istiyorsanız, herhangi bir sağlık sorununuz yoksa yüksek oksijen
[0:12:45.040] zararlıdır. Ve biliyorum ki insanlar diyor ki işte İsrail'de yapılan
[0:12:48.600] çalışmalar var. Evet. Ben de tam o konuya gelecektim. Bu konuda gerçekten
[0:12:53.199] ilginç olan şey şu. Bill Anders'la bunu defalarca konuştuk. Çünkü bana göre o
[0:12:58.279] telomer konusunda bir efsane. Telomer ölçümleri yapıldığında aslında
[0:13:03.120] ölçülenler, vücutta dolaşan hücreler oluyor. Ve bizce yani bizim hipotezimiz
[0:13:09.320] şu: oksijen tedavisi aslında vücutta dolaşan birçok hücreyi öldürüyor. Bunun
[0:13:14.760] sonucunda da vücut yeni taze hücreler üretmeye başlıyor. E telomer uzunluğuna
[0:13:19.680] baktığınızda aslında yeni oluşmuş hücrelerin profilini görüyorsunuz. Evet.
[0:13:24.240] Bu yüzden telomerler daha uzun çıkıyor. Çünkü eski hücreler ölüyor ve yerlerine
[0:13:29.079] yenileri geliyor. Ve tabii ki yeni hücrelerin telomerleri doğal olarak daha
[0:13:33.720] uzun oluyor. Nanovi denen makineyi biliyor musun?
[0:13:37.920] Hayır. Belki bir göz atmak istersin. Bu sistem Almanya menşeli ve
[0:13:44.560] yapılandırılmış su aracılığıyla buhar üretiyor. Bu da protein katlanmasına
[0:13:49.920] yardımcı oluyor. Aslında tam da bu konudan bahsederken sana bunu
[0:13:54.880] söyleyecektim. İlginç olan şu ki bu cihazın mucidi ve mühendisi bir Alman.
[0:14:01.279] Almanlar icat konusunda oldukça dürüst insanlar. En azından çoğunluğu öyle.
[0:14:07.040] Yani öyle her şeyi satmaya çalışmazlar. Geçen aralık değil, ondan önceki Aralık
[0:14:12.680] ayında A4M konferansındaydım ve şirketin sahibi Alman adamla ve kız arkadaşıyla
[0:14:18.600] birlikte akşam yemeği yedim. Ben de dedim ki, "Hafif basınçlı
[0:14:23.880] bir hiperbarik oksijen kabini almayı planlıyorum." Adam birden dönüp "Neden
[0:14:29.399] böyle bir şey yapacaksın ki?" dedi. Ben de yani açıkçası özel bir sebebim yok
[0:14:34.600] dedim. O da şöyle dedi. Neden hücrelerine oksidatif stres yüklemek
[0:14:39.279] isteyesin ki? Ve o anda aslında fikrimi değiştirdim. Ayriika sonrasında Ayık
[0:14:46.199] Kafada Scot Sherre'le de bir podcast yayınladık ve kendisi hiperbarik oksijen
[0:14:51.360] uzmanlarından biri. Eee çoğu hiperbarikçi bunu
[0:14:55.279] söylediğim için benden nefret edecek ama ben bunu her zaman her yerde söylüyorum.
[0:14:58.639] Eğer gerçekten ihtiyacın yoksa yani travmatik beyin hasarı, iyileşmeyen bir
[0:15:02.399] yara ya da sporcu olup ertesi günkü maç için toparlanman gerekiyorsa bu tedaviye
[0:15:06.160] gerek yok. Onlar uzun yaşamakla ilgilenmiyor. Sadece yarınki oyun için
[0:15:09.440] iyileşmek istiyorlar demişti. İhtiyacınız yoksa satın almamalı ve her
[0:15:13.399] gün her gün kullanmamamsınız demişti. Evet haklı. Tüm bu yöntemlerin yeri ve
[0:15:18.440] zamanı vardır. Tek yapmanız gereken ne yapıyorlar ve bu durum benim için
[0:15:22.680] faydalı mı? Ve yaşlanan hücreler üzerine yaptığım araştırmalar sırasında bulduğum
[0:15:28.240] şey eğer bir yaşlanan hücre modeli oluşturmak istiyorsanız hücreleri
[0:15:33.120] alırsınız. Kök hücre olabilir, herhangi bir hücre olabilir ve ona fazladan
[0:15:38.079] oksijen verirsiniz ve hemen yaşlanır. E bu yüzden tekrarlanan yüksek
[0:15:44.880] oksijenin kök hücre popülasyonunuzu yok edeceğini düşünüyorum. Kök hücre
[0:15:50.240] üretmiyor muyuz? Kök hücreler ölene kadar her gün üretilmiyor mu?
[0:15:54.880] Vücudumuzda özel bölgelerde yerleşmiş kök hücre popülasyonları bulunur. İlginç
[0:15:59.600] olan şu ki çoğu hücre türünün kendi alt grupları vardır ve bu hücreler belirli
[0:16:04.079] bir noktaya kadar sürekli bölünür. Ancak bir süre sonra bu kapasite tükenir ve
[0:16:08.600] artık bölünemez hale gelirler. Ve böylece teorik olarak onları bölünmeye
[0:16:13.000] ne kadar zorlarsanız kök hücre rezervini o kadar hızlı tüketmiş olursunuz.
[0:16:18.199] Tamam anladım. Zombi hücre bu kategoride mi yoksa başka bir şeyde mi? Evet. Tam
[0:16:22.000] olarak buradaki fikir senesent yani yaşlanmış hücreleri mutlaka ortadan
[0:16:27.079] kaldırmamız gerektiği. İnsanlar onlara zombi hücreler diyor ama ben onlara
[0:16:32.199] huysuz yaşlı adam hücreleri diyorum. Hep şöyle hayal ederim. uzun zamandır orada
[0:16:37.680] çalışan, kimse hakkında güzel bir şey söylemeyen, köşede oturan, şişman, gün
[0:16:43.680] boyu aburcubur yiyen, huysuz bir adam gibi. Ve bu huysuzluğu etrafındakilere
[0:16:48.720] de bulaşıyor. Onlar da huysuzlaşıyor. Sonra bir bakıyorsun ki tüm ortam huysuz
[0:16:54.160] insanlarla dolmuş. Bu modeli tercih etmemin sebebi hücrelerin de tam olarak
[0:16:59.759] böyle davranması. Bir hücre hasar aldığında mesela DNA hasarı gibi ki bu
[0:17:06.600] çok sık olur. Hücre kapanır, dinlenme moduna geçer. Eğer kendini tamir
[0:17:12.000] edebilirse sorun yok. Ama edemezse yaşlanmış yani senesent hale gelir ve bu
[0:17:17.559] hücreler davranışlarını değiştirir. Hücre genişler içindeki
[0:17:22.319] hücre içi yapılar sızdırmaya ve şekil bozuklukları göstermeye başlar.
[0:17:26.919] metabolizması değişir ve sürekli enflamasyon tetikleyen maddeler
[0:17:30.799] salgılar. İşte buna benim grubumda SASP yani yaşlanma ile ilişkili salgısal
[0:17:35.840] fenotip hücreler deniyor ve bu maddeler hem yakınlardaki hem de uzaktaki
[0:17:41.200] hücreleri etkileyerek onların da daha enflamatuar hale gelmesine sebep olur.
[0:17:46.320] Yani bir kötü elmanın tüm sepeti bozması gibi bir durum. yaşlandıkça ve patoloji
[0:17:51.520] odakları arttıkça vücudunuzda giderek daha fazla senesent yani yaşlanmış hücre
[0:17:56.960] birikir. Kesinlikle bu yaşlanmış hücrelerden kurtulabilirseniz daha iyi
[0:18:01.799] sonuçlar alındığını gösteren çalışmalar var. Sanırım asıl hedefin yeni senesent
[0:18:05.840] hücrelerin oluşmasını engellemek protokolünün amacı bu hücrelerin
[0:18:10.760] üretimini azaltarak orijinal kök hücreleri korumak. Böylece vücudun
[0:18:15.679] sürekli yeni senesent hücreler yapmasına gerek kalmaz ve kök hücreler uzun yıllar
[0:18:21.320] hatta 100 110 yaşına kadar sağlıklı kalır. Yoksa sınırlı sayıda olan bu kök
[0:18:28.039] hücreler zamanla tükenir ve yaş ilerledikçe çoğalma kapasiteleri azalır.
[0:18:33.919] Bu arada senin o esprini hatırlıyorum. Yaşlıların Senoletics almaması
[0:18:39.640] gerektiğine dair komik bir teorin vardı değil mi? Onu sen anlat, ben dinleyeyim.
[0:18:46.039] Şimdi ben anlatmayayım. Evet. Evet.
[0:18:50.960] Yani gerçekten çok komik. Yaşlandıkça tüm hücrelerin senesent hale geliyor.
[0:18:55.880] Ortada dönen espri şu: Çok yaşlılara antisenesans tedavisi verme. Çünkü
[0:19:00.679] sonuçta kalan hücrelerinin çoğu yaşlı hücreler ve bu tedaviyle geriye sadece
[0:19:05.559] yerde biriken bir yığın ölü hücre kalacak.
[0:19:09.400] Neyse konuyu takip edersek amaç yaşlanan hücrelerin oluşumunu sınırlandırmak. Bu
[0:19:14.640] sadece kök hücrelerle ilgili değil. Her hücre yaşlanabilir. O yüzden yaşlanan
[0:19:19.520] hücrelerin oluşum engelleyip zaman da bunları vücuttan temizlerseniz genel
[0:19:24.679] olarak çok daha iyi sonuç olur. Yeri gelmişken Robin Rose ile bir program
[0:19:29.400] yapmıştım. kendisi özellikle uzun Covid konusunda uzmandır ve bu mRNA aşılarının
[0:19:36.480] ve virüsün kendisinin diken proteinlerinin hücreye girdiğini ve
[0:19:41.640] ardından o hücrenin hemen yaşlanan bir hücre haline geldiğini ve komşu
[0:19:48.120] hücreleri etkilediğini belirtti. Peki senin bunun için özel bir protokolün var
[0:19:52.080] mı yani? Evet var. Burada üç farklı yaklaşım var. Yaşlanmış hücreleri
[0:19:58.080] öldüren senolitikler. Hücrenin davranışını değiştiren maddeler
[0:20:03.600] ve hücrenin zararlı etkilerini yavaşlatan yani enflamatuar maddelerin
[0:20:09.760] salınımını azaltanlar. Ben özellikle aralıklı
[0:20:14.000] olarak yaşlanmış hücreleri hedef alan senolitiklere
[0:20:18.159] odaklanıyorum. Ünlü yöntemlerden biri DQ yani Dinaketap Quereset'in stratejisi.
[0:20:24.320] Bu iki ürünü genellikle 2-3 gün kullanıyorsun. Sonra birkaç ay ara
[0:20:28.120] veriyorsun. Bu döngüyü istediğin sıklıkta
[0:20:32.600] tekrarlayabilirsin. Fisetin işe yarıyor. Roksitromisin işe yarıyor. Yaşlanan
[0:20:37.840] hücrelerle ilgili ilginç olan bir diğer şey de hepsi aynı değil. Çünkü farklı
[0:20:42.799] hücre tiplerinden gelirler. Yani bir kemik yaşlanma hücresi, yağ bazlı bir
[0:20:48.200] yaşlanma hücresinden farklı olabilir. Dolayısıyla tek bir tür
[0:20:53.120] yaşlanma karşıtı ilaç hepsinden kurtulmanızı sağlamayacaktır. Bu yüzden
[0:20:57.760] rotasyon yapıyorum. Bir IDQ kullanıyorum. Sonra roxitromisin
[0:21:02.600] kullanıyorum. Sonra geri gelip fisetin kullanıyorum. Yani bir çeşit rotasyon
[0:21:07.400] yapıyorum. E ancak queretin ve fisetin hakkında
[0:21:10.640] ilginç olan şey farklı doz seviyelerinde farklı şeyler yapmalarıdır. Yani küçük
[0:21:14.720] dozlarda hücreleriniz için son derece faydalıdırlar. Bu yüzden ben hastalarıma
[0:21:19.400] genellikle düşük dozları her gün kullanmalarını, arada bir daha yüksek
[0:21:23.880] dozlarla yaşlanmış hücreleri temizlemeye çalışmayı öneriyorum.
[0:21:28.559] Doğru olmayabilir ama fisetin hakkında yeterli çalışma yapılmadığını duydum.
[0:21:34.480] Yani sorun şu ki araştırmalar gerçekten ilginç. İnsanlar bir şeyi ancak ondan
[0:21:39.440] çok para kazanacaklarsa inceliyor. Çünkü bu reçetesiz satılan
[0:21:45.159] bir takviye. Ucuz bir takviye değil ama
[0:21:49.520] reçetesiz satılan bir takviye. Kimse yatırımını geri alamayacaksa yani para
[0:21:54.000] kazanamayacaksa bununla ilgili 100 milyon dolarlık bir araştırmaya para
[0:21:57.480] yatırmaz. Eee ilaç şirketleri bunu yapıyor çünkü yatırımlarının karşılığını
[0:22:01.440] alabileceklerini biliyorlar. Ama bildiğim kadarıyla kimse sadece bir
[0:22:04.600] takviye için milyonlarca dolarlık araştırma yapmaya yanaşmaz. Bu yüzden en
[0:22:09.080] temelden yani laboratuvar düzeyindeki araştırmalardan yola çıkmamız gerekiyor.
[0:22:13.880] Hücre kültürlerinde ve farelerde yaşlanmış hücreleri yok ediyor mu? Evet
[0:22:18.240] ediyor. Peki insanlar üzerinde işe yaradığı kesin mi? Hayır, henüz
[0:22:22.600] bilmiyoruz ama işe yaraması muhtemel. Bu yüzden tamamen emin olmasanız bile risk
[0:22:28.440] fayda dengesine baktığınızda kaybedecek pek bir şeyiniz yok.
[0:22:32.520] Yani eğer amacımız kök hücrelerimizi korumak olacaksa bu dışarıdan alınan kök
[0:22:39.159] hücre konusunda ne düşünüyorsun? Ben kesinlikle karşıyım. Yani hangi
[0:22:45.480] sebeple karşısın? Düşünmeniz gereken soru şu: Bu kök hücreleri sana kim
[0:22:50.559] verdi? Eğer kendi kök hücrelerinse yani kendininkileri kullandıysan ve kültürde
[0:22:56.159] çoğaltıldıysa o zaman harika. eee onları size enjekte edebilirler ve zaten onlar
[0:23:01.919] demek siz demek. Vücudunuza dahil olabilirler. Orada kalırlar. Daha fazla
[0:23:06.200] doku yapabilirler. Egzozom yapabilirler. Bu harika. Peki kaç yaşına kadar verimli
[0:23:10.760] olur? E mesele de bu. Onları daha gençken kendinizden almalısınız. Zamana
[0:23:15.320] geri dönmek harika olurdu değil mi? Hücreler şu anda hiç olmayacakları kadar
[0:23:19.679] genç. O yüzden yapacaksanız bugün hemen yapın.
[0:23:23.880] Eee, ancak çoğu insan başka insanlardan alınan kök hücreleri kullanıyor. So
[0:23:28.360] başkasına ait hücreleri vücuduna enjekte ettiğinde çeşitli sorunlar ortaya
[0:23:32.520] çıkabilir. Hücrelerin yüzeyinde bağışıklık sistemi problemlerine yol
[0:23:36.559] açabilecek şeyler bulunur. Mesela sana başka birinin kan hücrelerinden bir
[0:23:41.559] nakil yapsam bu ölümcül sonuçlara yol açabilir. Hangi antikorlara sahip
[0:23:47.200] olduğun uyumlu olup olmadığı gibi konularda laboratuvarlar son derece
[0:23:51.400] titiz davranır. her ayrıntıyı dikkatle incelerler. Yani eğer rastgele
[0:23:57.159] başkalarının hücrelerini alırsan hem bağışıklık sistemin onları tanımaz hem
[0:24:00.760] de başkasının DNA'sını vücuduna dahil etmiş olursun. Şunu açıkça söyleyeyim.
[0:24:05.200] Kök hücre infüzyonu veya enjeksiyonu yaptıran hastalarımın deneyimi şöyle:
[0:24:10.320] "İlk bir iki seans mükemmel sonuç veriyor. Herkes memnun kalıyor. Ancak
[0:24:15.440] ikinci 3ünc seanslarda etkisi azalmaya başlıyor. Uzun vadede ise pek işe
[0:24:20.679] yaramadığını söylüyorlar. Herkesin fikri bu olmayabilir ama benim hastalarımın
[0:24:24.880] gözlemi bu. Neden sadece ilk seferde çalışıyor? Çünkü henüz başkasınınkine
[0:24:29.960] karşı antikorunuz yok. Ama unutmayın bu hücreler yok edilecek. Çünkü yabancılar
[0:24:35.919] vücut dokularına gidip yeni hücreler oluşturmayacaklar. Böyle bir şey
[0:24:41.720] olmayacak. Bu hücreler akciğerlerindeki kılcal damarlarda, dalağında yok
[0:24:46.720] edilecek. Bağışıklık sistemin onları öldürecek. Yani aslında böyle bir işlem
[0:24:51.720] yaptığında aslında elde ettiğin şey sadece 45 gün süren bir egzozom salınımı
[0:24:57.200] ve bu da bir dereceye kadar faydalı. Ama bunu ne kadar çok yaparsan vücudun
[0:25:01.279] onları o kadar çok yabancı olarak algılayacak ve etkileri de o oranda
[0:25:05.159] azalacak. Covid aşıları gibi. Evet. Evet. Çok benzer. Bu yüzden ben de bunun
[0:25:09.880] yerine egzozomları
[0:25:13.279] kullanıyorum. Egzozomlar hücre değil veziküldür. Yüzeylerinde bazı
[0:25:16.840] işaretleyici moleküller olsa da çok daha az miktardadır. Bir miktar DNA
[0:25:20.360] içerirler. Çoğunlukla da RNA. Ancak sorun yaratma potansiyelleri çok daha
[0:25:24.240] düşüktür. Sonsuz miktarda verebilirsin. Ben kendime IV yolla ayda bir 2 yıl
[0:25:29.760] boyunca egzoz verdim. Gerçekten müthişler.
[0:25:36.919] Ve sen göbek bağı, plasenta gibi şeyler kullanıyorsun değil mi? İkisini de
[0:25:41.240] denedim. Bir süre plasenta kullandım. Şimdi ise göbek kordonu kullanan bir
[0:25:45.200] şirketin ürününü kullanıyorum. Her ikisinin de avantajları ve
[0:25:48.240] dezavantajları var. Evet, perifetal dokular kullanıyorum. Kalitesi test
[0:25:52.960] edilmiş, bağımsız laboratuvarlardan onay almış iyi firmalardan. Kısacası biz
[0:25:57.240] böyle kullanıyoruz. Emin'in MIUS hücrelerini
[0:26:00.880] duymuşsundur. Eee, peki onlar hakkında ne düşünüyorsun? Çünkü egzozomlarla çok
[0:26:05.120] ilgilisin. Evet. Evet. Bence bunların da yeri var. Ben henüz pek denemedim ama
[0:26:09.960] büyük bir potansiyeli olacağını düşünüyorum.
[0:26:15.880] Bu konuda tam bilgim yok. Kesin yargıda bulunamam ama kesinlikle göz önünde
[0:26:20.200] oldukları ve çok faydalı olacaklarını
[0:26:27.200] düşünüyorum. Tamam. Peki şimdi hangi kategorideyiz?
[0:26:32.640] E şimdi son tenet yani ilki olan 7inciye geliyoruz ki bu eğlenceli. Çünkü 10 ve 7
[0:26:37.000] benim atık yönetimi dediğim şey. Bunun büyük kısmı glikasyondan
[0:26:41.440] kaynaklanıyor. Bir de lipofüzyon birikimi var tabii. Önce lipofüzyonu ele
[0:26:45.799] alacağız. Çünkü en kolayı bu. Yani lipofüzyon aslında hücresel çöptür.
[0:26:50.320] Vücudun ya da hücren bir şeyi geri dönüştürmeye karar verdiğinde yani
[0:26:54.200] otofaji yaptığında her zaman parçalayamadığı bir kalıntı olur.
[0:26:58.039] Genellikle bu kalıntı demir ya da metal bazlıdır. Bu kalıntı sadece yer kaplar.
[0:27:03.520] Daha fazla serbest radikal oluşmasına neden olur ve hücre onunla ne yapacağını
[0:27:08.120] bilemez. Atılması gereken hücreler için bu büyük bir sorun değildir. Çöpleri
[0:27:12.440] çıkarırsın. Ama uzun ömürlü ve yenilenmeyen hücreler için bu ciddi bir
[0:27:17.200] problemdir. Nae bu durum özellikle beyin hücreleri gibi uzun ömürlü hücreler için
[0:27:22.120] çok önemli. Sinir hücreleri yenilenmez. Zamanla lipofüzyon birikiyor ve çok
[0:27:26.919] yaşlı insanların beyinleri incelendiğinde anormal proteinler gibi
[0:27:30.760] birikintilerle dolu oldukları görülüyor. Bu da temelde hücresel fonksiyonları
[0:27:34.799] sınırlar ve muhtemelen yaşlandıkça beyin fonksiyonlarımızı kaybetmemizin nedeni
[0:27:38.200] de budur. Sebeplerden biri diyelim. Her neyse bu lipofüzyon ama bu kategoride
[0:27:43.360] asıl önemli olan tabii ki glikoz ve reaksiyona giren şekerler. Onlara ne mi
[0:27:48.600] oluyor? Ya A seçeneği olarak çok fazla glikoz almamak var ki bu harika bir
[0:27:53.279] yöntem. Ya da B seçeneği olarak glikasyonu yenmek için benim oldukça
[0:27:57.880] kapsamlı sistemimi kullanmak. Evet. Bunu duyduğuma çok sevindim. Çünkü az önce
[0:28:03.120] longevity'nin hiçbir şey yapmadan acı çekmek ve ızdırap içinde olmak anlamına
[0:28:08.559] gelmediğini konuşmuştuk. Daha doğrusu sevdiğin şeylerin tadını
[0:28:13.880] çıkarmak istiyorsun ve sanırım sen tatlıya düşkünsün. Evet. Hem de nasıl?
[0:28:20.720] Evet. Bu bana galiba annemden miras kaldı. Ben de glikozun size ne yaptığını
[0:28:25.039] anlamaya
[0:28:28.039] çalıştım. Bunu nasıl işliyoruz peki? Tüm bunları nasıl engelliyoruz? Aslında işin
[0:28:33.760] içinde glikoz var ama her zaman glikoz değil. fruktoz ve diğer tepkimeye giren
[0:28:38.600] şekerler de söz konusu. Vücudun bu molekülü işlemesiyle
[0:28:44.000] ag'ler yani ileri glikasyon son ürünleri oluşuyor. Bunlar parçalanmış glikozun
[0:28:50.080] proteinlere, lipitlere ve DNA'ya yapışan
[0:28:57.640] kalıntıları. Eee ve bu durum onların işlevini bozar. Mesela daha önce
[0:29:01.480] bahsettiğimiz gibi üç boyutlu yapısıyla çalışan bir protein düşün. Oraya
[0:29:06.000] olmaması gereken glikoz eklenirse molekül artık düzgün
[0:29:11.279] çalışmaz. Ya da lipitlerinize glikoz yüklediğinizde bir anda yabancı olarak
[0:29:17.440] tanınıyorlar. Makrofajlar yani bağışıklık hücreleri devreye giriyor ve
[0:29:23.039] kendinizi köpük hücrelerin dünyasında buluyorsunuz. Bu da kötü bir durum.
[0:29:28.559] Ancak büyük bir enflamasyona neden olurlar. Dokuların parçalanmasına neden
[0:29:32.000] olurlar. kolajen zamanla parçalanır. E o halde soru şu: Glikozu
[0:29:37.519] eğik süreciyle nasıl sınırlandırırsınız?
[0:29:42.640] Eğer yers Evet. Eğer yiyorsan yapabileceğin birçok şey var ve ben
[0:29:47.159] hepsini yapıyorum. Karbonhidratların bağırsaklardan emilimini
[0:29:56.519] azaltabilirsin. Karbonhidratlar, glikoz, fruktoz, sükroz ve türevleri uzun şeker
[0:30:02.559] zincirleridir. Yani bunu önleyebilirsiniz. Bağırsak duvarınızda
[0:30:06.360] iki enzim vardır. Alfa amilaz ve alfa glüozidaz.
[0:30:11.480] Ve eğer bu enzimleri engellersen ki çoğu polifenol bunu yapar, o zaman daha az
[0:30:16.320] emilim gerçekleşir. Karboset olarak bunu
[0:30:20.840] yapıyor. Herkes harika, müthiş bir şey diyor ama aslında glikozun emilimini
[0:30:25.240] engelliyor. Tabii bir defeci gaz çıkarıyorsun. Çünkü bakterilerin bütün
[0:30:29.399] karbonhidratları yiyor. Sen de resmen gazdan patlıyorsun. Ben bir kere denedim
[0:30:33.840] ve dedim ki bu kesin şimdiye kadarki en kötü
[0:30:37.039] fikir. Mesela kahvedeki klorojenik asit gibi bazı şeyler var ki iyi bir örnek
[0:30:42.080] bu. Bu enzimleri tamamen durdurmuyor ama azaltıyor. Yani emilimi biraz
[0:30:46.320] düşürüyorsun sadece. Sonra başka yöntemlere
[0:30:49.679] geçebilirsin. Mesela karaciğerde glüoneyogenezi azaltarak yeni glikoz
[0:30:53.880] üretimini engellersin. Ayrıca glikozun hangi hücrelere gideceğini belirlersin.
[0:30:58.519] İyi bir örnek vereyim. Glikoz sinir hücrelerine girer girmez sorbitole
[0:31:02.880] dönüşür. Bu da oldukça osmotik bir madde. Sonra da fruktoza dönüşür.
[0:31:08.039] Fruktoz ise glikasyon açısından glikoza göre 7 ila 10 kat daha aktiftir. O bir
[0:31:14.600] saniye tüm glikoz mu dönüşüyor? Hayır. Glikozun hepsi dönüşmüyor ama dönüşme
[0:31:19.880] ihtimali var. Buna folyol yolu deniyor. Özellikle
[0:31:23.760] diyabetlilerde glikoz yüksekse hücreye girer. Önce sorbitole dönüşür. Bu madde
[0:31:30.559] su çektiği için sorun yaratır. Sonra fruktoza dönüşür. Sorunu yaratan enzim
[0:31:37.120] aldoseredüktazdır. Ben de aldoseredüktazı engelleyen bir ilaç
[0:31:40.799] kullanıyorum. Böylece glikoz hücreye girse bile zarar vermiyor.
[0:31:45.960] Peki bunu bir şekilde ölçebiliyor musunuz?
[0:31:50.200] Yani aslında glikozumu ölçmüyorum. Eğer ölçseydin ama serum farklı olurdu değil
[0:31:54.720] mi? Burada önemli olan şu. Serum glikozu
[0:31:58.880] hücre içindeki glikozdan farklıdır. Bir işi yapmanın birçok yolu
[0:32:03.399] var. Bir başka ilaç daha var. Aldose redüktaz inhibitörleri diye bir grup
[0:32:06.639] ilaç. Bunlardan biri Pilristat adlı ilaç ve semptomlar göstermeye başlayan
[0:32:10.880] diyabet hastalarına veriliyor. Peki neden semptomlar ortaya çıkmasını
[0:32:14.600] bekleyesin ki? Direkt kullan. Aslında bir arkadaşımın gözünde kötüleşen
[0:32:18.240] kataraklar vardı. Bu ilacı almaya başladı ve durum çok daha iyiye gitti.
[0:32:22.159] Ben de bunun işe yaradığını gördüm ama ben zaten direkt kullanıyorum. Bir de
[0:32:26.559] flozinler adı verilen bir grup ilaç var. Kanagliflozin, pagliflozin,
[0:32:31.080] dapagliflozin gibi. Bunlar sodyum glikoz geri emilim
[0:32:36.600] inhibitörleri. Böbreklerin işi, kanı süzmek değil mi? glikozun hepsini
[0:32:40.840] çekiyor ama vücut da diyor ki bir kısmına ihtiyacımız var ve glikozu geri
[0:32:45.360] alıyor.
[0:32:53.320] Yani onu filtreliyorsunuz ve sonra geri veriyorsunuz. Bu çok mantıklı
[0:32:56.559] gelmeyebilir ama yaptığı şey bu. Bu ilacın yaptığı şey ise glikozun geri
[0:33:01.120] emilimini engellemek. Yani kısacası böbreğin
[0:33:04.480] glikozu emiyor ama sonra geri vermiyorsun.
[0:33:09.039] idrarla atılıyor.
[0:33:13.279] Yani çoğunlukla istediğin şeyi yiyebilirsin. Tabii aşırıya kaçamazsın
[0:33:16.559] ama işte genel olarak istediğin gibi yediğin şey kana karışıyor. Hücrelerin
[0:33:20.240] ihtiyacı olanı alıyor. Sonra böbreklerin de kalın. Yemek yediğin zaman mı
[0:33:24.159] alıyorsun yoksa günlük olarak mı alıyorsunuz? Günlük bir şey. Tamam. Yani
[0:33:29.360] bunu sisteminde biriktirmen gerekiyor. Sindirim enzimleri gibi değil. Onları
[0:33:34.039] yemeden önce alırsın ama bu öyle değil. Hayır, hayır. Bu sadece yani belki
[0:33:39.000] zamanlamayla alınabilir ama aslında bunlar sürekli kullanılan ilaçlar ve
[0:33:42.960] bunlar diyabet hastaları için tasarlanmış. Ama benim bir teorim var.
[0:33:46.799] Bence hepimiz aslında diyabetiz. Açıkçası değerlerin ne olduğu çok da
[0:33:51.360] umurum da değil. Tabii aşırı derecede düşük olmadıkça ama zamanla kandaki
[0:33:55.200] glikoz, glikasyon ya da glikozilasyon dediğimiz süreçlere yol açıyor ve bu da
[0:33:59.159] vücutta bazı sorunlara neden oluyor. Yani eğer glikoz miktarını
[0:34:02.760] azaltabilirsen kazanan sen olursun. kendini daha iyi hissedersin.
[0:34:06.120] Yapılanları geri almak için herhangi bir yöntemin var mı?
[0:34:10.879] Bu gerçekten güzel bir soru. Buna transglikozilasyon
[0:34:14.359] denir. Birinin yani ileri glikasyon ürünün oluşumuna baktığında bu enzimatik
[0:34:19.440] olmayan bir yol izliyor. Glikoz molekülü parçalanıyor. Birkaç ara maddeye
[0:34:23.240] dönüşüyor. Sonra bu ara maddelerden biri gidip bir yere bağlanıyor. Şift bazı
[0:34:27.800] gibi. Her neyse. Sonuç olarak bu süreç tamamen kendiliğinden enzim olmadan
[0:34:32.599] gerçekleşiyor ve sonunda bir age oluşuyor. Bu reaksiyonların ilk yarısı
[0:34:36.879] tersine çevrilebilir. Bu reaksiyonların ikinci
[0:34:40.919] aşaması öyle işlemiyor ama en başta eğer ortama glikozun daha çok bağlanmak
[0:34:46.560] isteyeceği bir molekül koyarsan glikoz hemen ona
[0:34:53.320] yönelir. İşte bunlara transglikozilleyici ajanlar deniyor. En
[0:34:56.599] iyi örnek ise karnosin denen bir madde. Bu bir dipeptit yani iki amino asitten
[0:35:00.400] oluşuyor. Vücudumuzda doğal olarak bulunuyor. Yaşlandıkça vücudumuzda daha
[0:35:04.480] az karnosin oluyor. Kadınlarda ise erkeklere kıyasla doğal olarak daha az
[0:35:08.359] bulunuyor. Ama eğer karnosin takviyesi alırsan bu reaksiyonun başlama aşamasını
[0:35:12.400] engelleyebilir ya da en azından sınırlandırabilirsin. Peki ama şu soru
[0:35:16.040] geliyor akla. Ya süreç çoktan tamamlandıysa yani vücudunda zaten
[0:35:19.599] dolaşan age'ler varsa ne yapacaksın? İşte burada işin sihri devreye giriyor.
[0:35:24.520] Laktoferin adında bir molekül var. Laktoferin de vücudumuzda doğal olarak
[0:35:30.280] bulunan bir madde ve demiri taşımak için tasarlanmış. Örneğin anne sütünde ve
[0:35:34.920] çeşitli dokularda bulunuyor ama molekül halter gibi
[0:35:39.839] görünüyor ve her iki tarafında iki tane bağlanma noktası var. İşte o bağlanma
[0:35:44.280] noktalarına ag'eri de tutturmak mümkün. Yani bol laktoferin alıyorum.
[0:35:50.480] Çünkü hem fazladan demiri topluyor şelatör gibi çalışıyor. Hem de ag'leri
[0:35:55.200] emip vücuttaki artıklarını temizliyor. Sonra da idrarla vücuttan atıyorum.
[0:36:02.640] Yani bu iş epey karmaşık bir süreç. Şu an anlatırken bu kadar detaya nasıl
[0:36:09.800] zaman ayırıyor acaba diye düşünüp duruyorum. Ve sen vücudu gerçekten tam
[0:36:15.280] bir makine gibi görüyorsun aslında.
[0:36:20.119] Evet. Çünkü öyle anlıyorum. Biz insanız sonuçta ama sen işin mekanizmasına böyle
[0:36:26.280] bakıyorsun. Yani tamam sistem böyle çalışıyor. Bu şey buna bağlı. Bu da
[0:36:31.200] oluyor. Sonra şunu yaparsam bunu geri çevirebilirim diyorsun. Bu da bayağı
[0:36:37.319] etkileyici. İşte bu yüzden 120 yaşına kadar yaşamak istiyorsun. Bütün bu
[0:36:42.640] maddeleri kullanıp istediğin gibi hayatını sürdürebiliyorsun.
[0:36:47.079] Evet. Öyle. Öte yandan D cok bu kategorilere giriyor. Neden kanserojen
[0:36:51.720] olduğu falan işte. Evet. Baştan söyleyeyim. Çok kötü bir
[0:36:56.920] alışkanlık bu. Kesinlikle bırakmak isterim. Gerçekten çok kötü. Şu anda
[0:37:01.880] bile bilgisayarımın arkasında sakladığım bir tane var. Ama aynı zamanda lezzetli
[0:37:07.680] olduğunu da söylüyorsun. Ben de seviyorum. Ben bayılıyorum. Kahveden
[0:37:10.599] nefret ederim. Aslında kahve içmeliyim ama
[0:37:13.440] dayanamıyorum. İşte kötü yaptığım şey bu. Genel olarak iyi besleniyorum ama
[0:37:17.640] abur cubura bayılıyorum. Çok fazla alkol tüketmem
[0:37:21.520] ama bolca diet cok içerim ve içinde epey toksin olduğunu biliyorum. Ama bu
[0:37:25.599] toksinleri vücudumdan atmaya çalışıyorum. DNA'mı onarmaya
[0:37:30.160] çalışıyorum. Herkes için yaptığım gibi ben de kendi hayatımın zararlarını
[0:37:34.240] hafifletmeye çalışıyorum. Hayatımı mümkün olduğunca zevkli hale getirmek
[0:37:38.319] için çalışıyorum. Tamam. Yani bu bahsettiğin kategorileri
[0:37:42.839] di Cook için uyguluyorsun. Görünüşe göre birden fazla kategoriye hitap ediyor
[0:37:47.400] gibi. Evet. Öyle. Çünkü sürekli söylüyorlar ya hani içinde
[0:37:52.520] yapay tatlandırıcı var çok zararlı diye. Bu konuda sen ne düşünüyorsun? gerçekten
[0:37:57.240] o kadar kötü olduğunu mu düşünüyor? Bence günümüzde vücudumuza aldığımız her
[0:38:00.880] şey az da olsa enflamasyona neden oluyor ve enflamasyon da hücresel bozulmaya ve
[0:38:07.520] hatta kansere yol açıyor. Hepsi bunu yapıyor inan. Hepsi
[0:38:12.960] bugünlerde soluduğumuz hava bile zararlı. Yani gerçekten temiz bir şey
[0:38:17.240] tüketmek neredeyse imkansız. İzlanda'da bir çiftlikte falan yaşamıyorsan
[0:38:21.920] yediğimiz içtiğimiz her şeyde az çok bir şeyler var. Mikroplastikler, katkı
[0:38:25.839] maddeleri ne ararsan. Dünya artık eskisi gibi temiz bir yer değil. Bu yüzden biri
[0:38:31.359] temiz besleniyorum dediğinde bence bu tam anlamıyla doğru değil. Aslında
[0:38:35.359] hepimiz vücudumuza ne kadar zararlı madde aldığımızla ilgili bir skaladayız.
[0:38:40.319] Az alanda var, çok alanda. Asıl mesele bunlardan nasıl kurtulacağın? Kimi
[0:38:44.839] detoks yapıyor, kimi ağır metalleri vücuttan atmaya çalışıyor. Herkes bir
[0:38:48.119] yol arıyor. Henüz başlamadım ama vücudu temizlemek için plazmaferez yaptırmak
[0:38:53.520] istiyorum.
[0:38:56.599] Biliyorsun sorun şu ki mükemmel bir hayat sürmek mümkün değil. Birçok insan
[0:39:00.319] longevity konusundan korkuyor. Çünkü bunun için kendini tamamen kısıtlaması
[0:39:03.839] gerektiğini düşünüyor. Ben de bu yüzden açıkça söylüyorum. Ben hiçbir şekilde
[0:39:07.440] mükemmel değilim. Dünyanın en iyi uzmanlarından biri olmama rağmen ben de
[0:39:11.200] bazen vücuduma zarar verecek şeyler yapabiliyorum. Ama asıl mesele zararı
[0:39:15.119] nasıl azaltacağınızı öğrenmektir. Paylaşımlarını dinlerken merak ettiğim
[0:39:20.640] bir şey oldu. Ozenik, Monjaro gibi GLP1 agonistleri hakkında ne düşünüyorsun?
[0:39:27.520] Çünkü sen glukoz kontrolü için farklı yöntemler kullanıyorsun. Anladığım
[0:39:32.680] kadarıyla sadece kan şekeri dalgalanmalarına odaklanmak yerine bu
[0:39:37.680] etkiler hücrelere ulaşmadan önce onları engellemeye çalışıyorsun. Bu konuda
[0:39:42.880] nasıl bir yaklaşım var? Bence çok iyiler. Aslında ben de kendim denedim.
[0:39:47.640] Öncelikle bu ilaçlar iştahı azaltıyor. Yani insanı yemekten alıkoyuyor. Bunun
[0:39:53.440] sonucu olarak da enflamasyon sistemi biraz sakinleşiyor. Çünkü obezite veya
[0:39:58.560] aşırı yemenin sebep olduğu beslenme şekli kardiyovasküler sağlığını,
[0:40:03.280] bağışıklık sistemini ve enflamasyon mekanizmalarını olumsuz etkiliyor. Yani
[0:40:07.520] aslında ne yediğini kontrol edebilirsen her şey düzelmeye başlıyor. Bunun yanı
[0:40:13.440] sıra GLP'lerle ilgili araştırmalardan yeni hücresel süreçlerin de ortaya
[0:40:17.800] çıktığı görülüyor.
[0:40:21.760] D bununla birlikte bazı doğal GLP benzeri maddelerin çeşitli yiyeceklerde
[0:40:27.839] de bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunu söylemişken ben
[0:40:31.560] GLP'leri mikrodoz halinde alıyorum. Her birkaç haftada bir eğlence amaçlı biraz
[0:40:36.000] kullanıyorum. Bence faydalılar ama tek çözüm değiller.
[0:40:40.119] Hiçbir şeyin tek başına cevabı olacağını düşünmüyorum. Çünkü yaşlanma birçok
[0:40:44.240] farklı sebepten kaynaklanıyor. Bu yüzden ne yaparsak yapalım çözüm çok yönlü
[0:40:49.000] olmak zorunda. Şimdi tüm yedi prensibi yani kategoriyi konuştuk ya. Diyelim ki
[0:40:55.319] sana biri geliyor ve 70 ya da 50 hatta 20 tane bile takviye kullanmak
[0:41:00.440] istemiyor. Böyle biri için bu prensiplerin hepsine biraz dokunan temel
[0:41:05.400] ve pratik bir takviye önerin olur mu? Hayır kesinlikle. Bilmiyorum 78 yıl önce
[0:41:10.000] biri bana bu soruyu sordu. Ben de her derde deva dediğim şeyi tasarladım. Her
[0:41:14.599] derde deva diyorum çünkü harfler bunu ifade ediyor. Kimsenin dünyadaki her
[0:41:18.640] sorunu çözeceğimi düşünmesini istemiyorum. Pana'daki peep terostil
[0:41:23.079] bene anlamına geliyor. Çünkü sirtuinler çok
[0:41:26.680] önemlidir. Piterostilben veya resveratrol gibi maddeler pek çok
[0:41:30.720] faydasının yanında en önemli etkileri sirtuinleri aktive etmeleri. Bu
[0:41:35.040] programda da anahtar işlevleri bu. Eee P'deki A astaksantin demek. Herkesin
[0:41:40.079] yağda çözünebilen bir serbest radikal toplayıcısına ihtiyacı var. DNA hasarını
[0:41:44.280] azaltır. LDL yani kötü kolesterol ve HDL yani iyi kolesterol üzerindeki oksidatif
[0:41:48.400] stresi düşürür. Birçok faydası var. Yani bu gerçekten çok önemli. Pandaki en NAD
[0:41:53.480] öncüsü anlamına geliyor. Nadın ne kadar önemli olduğunu konuştuk zaten. 2 C ise
[0:41:59.000] biri carnosine. Bu transglikozilasyon için bir dipeptit. Diğeri ise
[0:42:03.839] enflamasyonla ilgili sorunlar için curcüin. Benim yaptığım şu 40 yaş üstü
[0:42:09.280] özel bir şikayeti olmayan herkese bunları veriyorum. Bir 2 ay bekliyoruz.
[0:42:14.040] Sonra diğer takviyeleri ekliyoruz. Çünkü insanlar o takviye setini
[0:42:18.319] kullandıktan sonra faydasını hissediyorlar. En azından ben de böylece
[0:42:21.760] prensiplerin çoğunu karşılamış oluyorum. Sen aslında ilaçları mikrodoz şeklinde
[0:42:26.319] kullanmaya oldukça önem veriyorsun değil mi? E tabii öyleyim. Çünkü anestezi
[0:42:30.520] uzmanıyım. Bir hekimim ve her gün ilaç kullanıyorum. Kullandığım ilaçlar FDA
[0:42:36.000] onaylığı, üretimleri ve kaliteleri kesinlikle kontrol altında. Ne işe
[0:42:40.280] yaradıklarını, yan etkilerini çok iyi biliyoruz. Çünkü yüz binlerce insanda
[0:42:44.119] test edilip yan etki profilleri netleşmiş durumda. İlaçlardan ne
[0:42:48.599] aldığını tam olarak bilirsin ama bir bitki tükettiğinde beklediğin etkiyi her
[0:42:53.119] zaman alamayabilirsin. Şu anda takviyelerin ve üreticilerin denetimi
[0:42:56.839] oldukça sınırlı. Bazıları bağımsız testlerden geçiyor, bazıları geçmiyor.
[0:43:01.800] Yani gerçekte ne aldığını kestirmek zor ama ilaçlarda durum farklı. Ne aldığını,
[0:43:07.160] ne işe yaradığını ve nasıl etki edeceğini net bir şekilde biliyoruz.
[0:43:11.440] Şöyle düşünürsen sonuçta bunların hepsi sadece birer molekül. Bu molekülü bir
[0:43:15.400] bitki mi üretti yoksa Astrazeneca'da bir bilim insanı mı fark etmez. Sonuçta bu
[0:43:19.359] bir molekül ve moleküller biyolojik değişimi moleküler mekanizmalar yoluyla
[0:43:23.640] sağlar. Açıkçası nereden geldiği umurum da değil. Yeter ki beklediğimiz etkiyi
[0:43:29.079] gerçekten göstersin. Ama iş güvenlik ve bilgiye gelince ilaçların ne yaptığını
[0:43:33.920] diğer her şeyden daha iyi biliyoruz. Yani evet ilaçların büyük bir
[0:43:38.119] savunucusuyum diyebilirim. Hangi ilaçlar pek yaygın değil? Onu
[0:43:42.599] merak ediyorum. Çünkü senin kullandığın ilaçlara baktığımda eminim başka şeyler
[0:43:48.839] de kullanıyorsundur. Ama bahsettiğim pek çok ilaç doktorların genelde hastalarına
[0:43:56.400] ikinci amaçla önerdiği türden değil. Mesela Naltrexon, Viagra gibi birkaç
[0:44:02.200] örnek var ama sen daha sofistike, daha ilginç bileşikler kullanıyorsun gibi
[0:44:07.240] görünüyor.
[0:44:12.040] Evet. Aslında şöyle, Naltrekson naloxonun etkisini tersine çeviren bir
[0:44:16.119] ajan. Biz bunu anestezi dünyasında kullanıyoruz. Aynı zamanda belirli bir
[0:44:20.240] düzeyde enflamasyonu azaltma etkisi de var. Diğer antiinflamatuvarlardan daha
[0:44:24.760] mı etkili? Bence değil. Ve bir anestezi uzmanı olarak en büyük korkularımdan
[0:44:28.720] biri şu. Diyelim ki biri çok ağır bir travmatik ameliyata giriyor. Mesela bir
[0:44:32.800] otobüs kazası geçirmiş ve nalkson kullanıyor. Evet. O zaman narkotikler
[0:44:36.720] işe yaramaz. Çünkü vücutların da etkisini tersine çeviren bir ajan var.
[0:44:40.440] Bu yüzden bence Naltrekson her zaman en iyi tercih değil. Viagra ya da
[0:44:44.839] Cihalis'ten bahsettin. Bunlar fosfodiesteraz yani PD inhibitörleridir.
[0:44:49.800] Evet. Belirli yarı ömürleri var falan filan. Ben de bu grubu kesinlikle
[0:44:54.240] kullanıyorum ama farklı bir alt tipini tercih ediyorum. Çünkü onların
[0:44:57.720] farmakolojik özellikleri biraz daha farklı. Yani bazı şeyler doğru bazıları
[0:45:04.240] yanlış. Açıkçası ben de başkalarını pek dinlemem. Kulağı biraz kibirli gelebilir
[0:45:09.160] biliyorum ama öyle yani. Sıradan bir doktorun ne önerdiğini pek
[0:45:13.280] umursamıyorum. Çünkü o fikirleri nereden edindiğini bilmiyorum. Eee doğrudan
[0:45:17.880] bilimsel literatüre giderim. Hangi sorunu çözmek istiyorum?
[0:45:23.839] Bunu nasıl yapacağım? Örneğin insanlara piaglitazone almalarını söylüyorum. Bu
[0:45:28.800] eski moda bir hipoglisemik ajan, bir ilaç. Neden alıyoruz? Çünkü bu bir PCG1
[0:45:36.119] alfa agonisti ve mitokondrilerinizi artırıyor. Yani enerji üretim. Ben de
[0:45:40.000] bunu gördüm. Bu kahverengi yağ dokusuna giden yol gibi bir şey miydi yoksa tam?
[0:45:44.160] Hani yağları yeniden dağıtıyor. Tehlikeli olan viseral yağı daha
[0:45:49.040] zararsız olan deri altı yağ kaydırıyor. Bu yeniden dağılım gerçekten çok
[0:45:54.119] faydalı. Bazı kişiler 12 kilo alabilir ama dürüst olmak gerekirse PGC1'e
[0:46:00.280] agonizması sağlayan çok az şey var. Bence mitokondri sağlığı için bu
[0:46:05.160] gerçekten çok önemli. Evet. dediğin gibi visseral yağdan alıp
[0:46:10.240] onu deri altı yağa yeniden dağıtıyor. Yaşlandıkça viseral yağ artar. Deri altı
[0:46:15.720] yağlar ise azalır. Bu yüzden bazen kemik gibi zayıf görünürüz. Çünkü yeterince
[0:46:18.880] suputan yağ yoktur ve vücutta atıklar birikir. İşte bu madde yağları doğal bir
[0:46:22.680] şekilde yeniden dağıtarak tam da bunu dengeliyor. Gerçekten harika. Bu işleri
[0:46:26.960] yapan birçok ilaç var. Benim yaptığım ise moleküler mekanizmalara bakmak. Ne
[0:46:32.440] işe yarıyor? Faydası ne? Riskleri neler? Sonra ona göre karar veriyorum. Mesela
[0:46:38.800] ben gut hastası değilim ama ürik asit düşük seviyelerde bile inflamatuar
[0:46:44.559] olabilir. Bu yüzden yarım doz gut ilacı
[0:46:50.640] alıyorum. E saçma görünüyor ama işe yarıyor sonuçta. Aslında moleküler
[0:46:55.079] mekanizmaları anlarsan birçok ilacı farklı amaçlarla doğru zamanda ve doğru
[0:47:00.680] şekilde kullanabilirsin. Yine de diğer
[0:47:03.800] doktorların ne önerdiğini bilmiyorum. Umurumda da değil. Çünkü onların
[0:47:07.800] fikirlerini dinlemek istemiyorum. Ben doğrudan araştırmalara bakar, ilacın ne
[0:47:12.720] işe yaradığını kendim keşfederim. İnsanların bu ilaçları fazla
[0:47:17.440] kullanmasından endişe ettiğini biliyorum. Bu yüzden podcastlerde ya da
[0:47:22.200] başka yerlerde doğrudan öneride bulunmuyorsun. Böyle bir şey üzerinde
[0:47:26.920] çalışıyor musun? Bir uygulaman vardı sanırım. Hala aktif mi? Eee, uygulamayı
[0:47:32.240] kaldırmak zorunda kaldık. Çünkü patent ve telif hakları konusunda avukatım
[0:47:35.480] itiraz etti. Ne? Telif hakkı marka tescili ya da patent yok mu diye sordu.
[0:47:40.559] Ben de hayır biz sadece insanlık yararına koymuştuk dedim. O yüzden
[0:47:44.599] uygulamayı resmi işlemler tamamlanana kadar kaldırmak zorunda kaldık. Ama evet
[0:47:49.559] dediğin gibi ben özellikle ilaç dozları veya önerileri vermiyorum. Çünkü kiminle
[0:47:54.200] konuştuğumu bilmiyorum. Kimsenin zarar görmesini de istemem. İlaç isimlerini
[0:47:58.920] vermiyorum ama insanların doktora gidip orada konuşmaları daha sağlıklı olur
[0:48:01.599] diye düşünüyorum. Bu doğru bir yaklaşım mı? Siz ne dersiniz diye danışmaları
[0:48:04.880] önemli. Bir de tabii birçok hastayı tele sağlık üzerinden görüyorum ve bana tüm
[0:48:09.680] tıbbi bilgilerini gönderiyorlar. Laboratuvar sonuçlarına geçmişlerine
[0:48:13.800] faklan bakıyorum. Sonra da çeşitli ilaçların artılarını ve eksilerini
[0:48:18.000] tartışıyoruz. Çünkü insanların neye girdiklerini, kendileri için hangi dozun
[0:48:23.000] uygun olduğunu bilmeleri gerekiyor. Peki bir hastanı tedavi ederken başka sağlık
[0:48:27.440] sorunları da varsa mesela yüksek kolesterol gibi onlara da müdahale
[0:48:31.400] ediyor musun? Yani sağlıklı biri sana geldiğinde ama
[0:48:35.559] kan değerlerinde ya da kolesterol gibi bazı işaretlerde yükselme varsa o zaman
[0:48:41.400] bu durumları da göz önünde bulundurarak ilaç ve takviyeleri düzenliyor musun?
[0:48:46.680] Yani amaç bu değerleri düşürmek mi? Ama sana şunu söyleyeyim. Genelde insanlar
[0:48:52.559] bana hastalıklarının listesiyle, tahlil sonuçlarıyla ve doktorlarının onlara
[0:48:58.000] verdiği ilaçlarla gelirler. Doktorun verdiği ilaçlarla direkt
[0:49:03.160] oynamıyorum genellikle ama diyebilirim ki kullanıyorsunuz. Bunun yerine şöyle
[0:49:08.559] bir alternatif düşündünüz mü? Ya da doktorunuzun önerdiğini gördüm. Bunu
[0:49:13.359] nasıl iyileştirebiliriz gibi. Sonra onlara önerilerden oluşan bir liste
[0:49:18.559] gönderiyorum. Ancak bu öneriler reçete değil. mutlaka kendi doktorlarına gidip
[0:49:24.000] bu konuları konuşmaları gerekiyor. Sizce bu yaklaşım ilaçların uyumluluğu
[0:49:29.160] açısından mantıklı mı diye sormalılar. Çünkü insanlarla ilgili
[0:49:34.319] çizelgelerim var ama ben bir longevity doktoruyum. Ben onların aile hekimi
[0:49:38.799] değilim sonuçta. Anlatabiliyor muyum?
[0:49:44.079] Evet. Aslında bu çok doğru bir yöntem. Yani bir hastayı tamamen devralıp her
[0:49:48.280] şeyi organize etmiyorsun. Daha çok onların aile hekimi ya da birlikte
[0:49:52.319] çalıştıkları doktorla birlikte ilerliyorsun. Evet. Peki başka neler
[0:49:56.520] önerirsin izleyicilere? Aslında kitabın da böyle yani ben hep vurgulamaya devam
[0:50:03.240] edeceğim. Normalde bunu yapmam ama bizi dinleyen herkes ki bu Türkçe olarak da
[0:50:09.280] olacak. Mutlaka senin iki kitabını da edinmeli. Ben sadece bir tane aldım
[0:50:14.720] çünkü konuştuğumuz konular çok detaylı. Bir de bu takviyeleri nasıl
[0:50:19.559] sınıflandırdığını anlatabilir misin? Çünkü bunu hiç konuşmadık. O kadar
[0:50:23.640] önemli ki. Tabii memnuniyetle anlatırım. Buna Kaufman değerlendirme sistemi
[0:50:29.240] diyorum. Çünkü bunu ben geliştirdim. Başlangıçta şöyle düşündüm. Yaşlanma
[0:50:34.200] belli kategorilerde gerçekleşiyor. Kendime sordum. Bir şeyin etkisini nasıl
[0:50:39.319] anlayabilirim? Rastgele olarak insanlara balık yağı mı kullanıyorsun yoksa başka
[0:50:44.880] bir şey mi diye sordum. Neden kullandıklarını duyduğumda ise
[0:50:49.400] genellikle annemin büyükannesinin halası tavsiye etti gibi bilimsel temelden
[0:50:55.359] yoksun cevaplar aldım. Bunun üzerine elimdeki herhangi bir maddeyi diyelim X
[0:51:01.119] ajanını alıp bilimsel literatürde bulabildiğim tüm bilgileri inceledim.
[0:51:06.440] Eğer o maddenin hiçbir kategoride etkisi olduğuna dair kanıt yoksa 0 puan
[0:51:10.839] veriyorum. Mesela DNA'yı ele alalım. Bu birinci kategori eğer hiç kanıt yoksa
[0:51:15.720] sıfır alıyor. Test tüpü deneylerinde veya hücre kültürlerinde bir etkisi
[0:51:20.319] varsa bir puan veriyorum. Eğer fareler veya insan olmayan başka memeliler
[0:51:24.400] üzerinde faydası gösterilmişse 2 puan alıyor ve eğer insanlarda yararlı
[0:51:28.680] olduğuna dair kanıt varsa 3 puan alıyor. Eee bunu her kategori için yaptım. Şimdi
[0:51:33.799] baktığım her ajan ve hepsi web sitemde mevcut. 7 basamaklı bir puanlama
[0:51:38.079] numarasıyla geliyor ve size hangi ajanın hangi kategoride ne yaptığını tam olarak
[0:51:42.160] gösteriyor. Tek sıkıntı şu ki puanlamalar oldukça temkinli oluyor.
[0:51:46.960] Çünkü henüz bilim x madde insanlarda x etki yapıyor mu diye sormadıysa ben de
[0:51:52.680] bunu bilemiyorum. Bu yüzden zamanla yeni araştırmalar yapıldıkça ve sonuçlar
[0:51:57.480] geldikçe puanlar genellikle yükseliyor ve ben de değerlendirmeleri
[0:52:01.799] güncelliyorum. Ama insanlar hep şu dergiyi okumadın mı? yeni bir çalışma
[0:52:05.319] çıktı diye soruyor. Gerçekten de 50, 60, 70 farklı maddeyi her zaman takip etmem
[0:52:10.200] mümkün değil. O yüzden arada bir geri dönüp puanları tekrar gözden
[0:52:13.079] geçiriyorum. Böylece puanlar bazen yükseliyor ama asla düşmüyor. Çünkü bir
[0:52:16.559] çalışma yapıldıysa bu gerçekten önemli diyebiliyoruz. Ben ise bu puanları
[0:52:21.480] yaşlanmanın farklı yönlerini kapsayan protokoller oluşturmak için
[0:52:26.200] kullanıyorum. İşte bu puanlama sisteminin özü işte tam da bu. Bu
[0:52:31.079] gerçekten şaşırtıcı. Peki kitabında kaç tane takviye veya molekülü bu şekilde
[0:52:36.400] analiz ettin tanrım sanırım şu anda 50 takviye ve belki de 12 ilaca ulaştım.
[0:52:41.760] Bunun gibi bir şey. 12 ilaç da kitabın içinde yani ilaçlar kitapta yok.
[0:52:48.079] Rakamlar önümüzdeki hafta içinde web sitesine konulacak.
[0:52:53.599] O bu harika. Telif hakkını aldık. Artık web sitesine koyabilirim. Harika.
[0:52:57.640] İnsanların başka bir şey almak istemediklerinde bile almaları gereken
[0:53:02.280] temel takviyeleri paylaştın. Peki yaşam tarzı ile ilgili de önerilerin var mı?
[0:53:08.440] Çünkü sen daha çok hücresel tedavi ve takviye konularında uzmansın. Yap
[0:53:13.480] yaptığım şey aslında her gün, her hafta, her ay yapmanız gereken şeylerden
[0:53:17.480] bahsetmek. Yani her gün diyet ve egzersiz. Bence egzersiz hayatın
[0:53:22.839] anahtarı gibi. Eğer aktif, meşgul ve hareketli değilseniz her şey dağılır.
[0:53:28.000] Yani yaşam tarzı açısından sadece bir şey seçiyorum. Hem
[0:53:32.720] kardiyovasküler hem de kompresif aktivitelerin dokular ve hücreler için
[0:53:36.799] olağanüstü önemli olduğunu düşünüyorum. Ben her zaman danışanlarıma şunu
[0:53:40.960] vurguluyorum. Kalp atış hızınızı artıran bir aktivite ve kasları sıkıştıran yani
[0:53:45.200] ağırlık kaldırma gibi direnç antrenmanları yapmaları çok önemli ve
[0:53:48.920] sonra insanlar buna bayılıyor. Her hafta onlara vücut masajı yaptırmaları
[0:53:52.760] gerektiğini söylüyorum. Hayır. Ha çünkü cildinize giden kan akışını artırır.
[0:53:56.920] Kaslarınıza giden kan akışını artırır. Fizyolojik olarak rahatlatıcıdır. Çok
[0:54:01.720] faydalıdır. Sonrasında ise aylık olarak egzozom infüzyonları ve benzeri
[0:54:06.559] tedavilere geçiyoruz. Ama yaşam tarzı açısından söyleyeceklerim en iyi
[0:54:11.240] hayatını yaşa, keyfini çıkar, eğlen ve hayatı dolu dolu yaşa. Kendine zarar
[0:54:17.000] vermediğin sürece her şey harika olacak. Peki hadi bana onsuz yaşayamayacağını
[0:54:23.319] bir doğal takviye ve bir ilaç söyle. Astaksantin en sevdiğim takviye
[0:54:30.359] olmalı. İlaçlar. Aslında o kadar çok ilaç var ki.
[0:54:36.680] birini seç. İşte bu en sevdiğin çocuğunu seçmek gibi bir
[0:54:41.960] şey. Bu gerçekten zor. Diyelim ki bir adaya düştün ve E bu çok ilginç ki bunu
[0:54:49.079] söylemen güzel oldu. Çünkü ben de sık sık yüksek irtifada yürüyüş yapıyorum ve
[0:54:53.160] hep yüksek irtifada ne almalıyım ne almamalıyım diye düşünüyorum. Ama
[0:54:57.160] yürüyüş yaparken kan şekeri seviyelerinle fazla oynayamazsın. Bu
[0:55:01.079] yüzden bazı şeyleri eleyip karar vermek gerekiyor. Hanım sanırım flozanlar derim
[0:55:08.720] mesela. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi ben bir abur cubur bağımlısıyım ve
[0:55:13.400] bence flozan almazsam günüm tamamlanmış sayılmaz. Eğlenceli bulabilirsin. Ben
[0:55:19.400] takviyelerimi hep setler halinde alıyorum. Şu elimdeki sabahları
[0:55:24.039] aldıklarım henüz almadım ama alacağım. Bu benim ilaçlarım. Bir de öğleden sonra
[0:55:30.359] aldığım takviyeler
[0:55:34.359] var. Gördüğün gibi birçok farklı renk ve şekilde tablet var. Birini seçmek zor
[0:55:40.799] ama beni zorlayacak olursan sanırım Flozan'ı seçerim.
[0:55:46.280] Böylece hayatın tadını çıkarabiliyorsun. Bence gerçekten çok
[0:55:50.559] değerli bir şey bu. Vegas'taki Club Exosom artık aktif ve hizmette. İnsanlar
[0:55:56.599] doğrudan oraya gidip üye olabiliyorlar. Biz de tüm bu bilgileri program
[0:56:01.200] notlarımıza ekleyeceğiz. Böylece FDA'den kaçmaya çalışmadan rahatça oraya gidip
[0:56:07.400] egzosom tedavilerini alabilecekler. Evet. Evet. web sitesi
[0:56:13.799] klubexosom.com. Tüm evrak işleri ve organizasyon ortağım Steve McCain
[0:56:18.280] tarafından yürütülüyor. Eski Olympik Atlet. Harika
[0:56:22.960] bir insan. Evet. Biz de bunu egzozomlara erişmek isteyen insanlara yardımcı olmak
[0:56:28.799] için düzenledik. Bunu genellikle Vegas'ta her
[0:56:32.760] 3 ayda bir yapıyoruz ve büyük toplantılarla denk getirmeye
[0:56:35.559] çalışıyoruz. Mesela A4M ve Red Crest etkinlikleri sırasında
[0:56:40.240] düzenliyoruz. Ya aksi takdirde sadece ben müsait olduğumda yapıyoruz ama
[0:56:44.920] tarihler genellikle web sitesinde yer alıyor. Tabii çok cömertsin. Tüm bu
[0:56:48.280] bilgileri paylaşıyorsun. İstersen sadece hastalarını kabul edip onlardan ücret
[0:56:53.359] alabilirsin ama bilgileri web sitende de herkesin erişimini açıyorsun. Web
[0:56:59.039] sitenin adı neydi? A web sitesi
[0:57:04.400] kaofmanprotocol.com. Tüm grafikler, rakamlar, açıklamalar yani her şey
[0:57:08.280] orada. Kitapların da Amazon'da değil mi?
[0:57:14.480] Peki web sitende önerilen favori takviyelerin yani markaların var mı?
[0:57:22.119] Doğru. Evet. Böylece insanlar doğru takviyeleri bulmak için deli gibi
[0:57:25.880] araştırma yapmak zorunda kalmadan senin sayende rahatça ulaş. Ancak bilmediğim
[0:57:29.880] şey bunların hepsinin Amerikan linkleri olması. Yani Türk kitlesinin işine
[0:57:33.720] yarayacağına emin değilim. Yani en azından benim arkadaşlarım ve çevremdeki
[0:57:38.440] insanlar Avrupa'ya, İngiltere'ye, Amerika'ya bir şeyler sipariş edip
[0:57:42.359] edemeyeceğimize dair bir erişimimiz olmalı ve bir şekilde onları getirmenin
[0:57:46.880] bir yolunu buluyoruz. Merak etme. Yani işte sen Japonya'dan getirirsin, biz ise
[0:57:51.920] Amerika'dan getiririz. İşte bir şekilde bir yolunu buluruz. Evet. Tabii. Bu
[0:57:55.760] arada email posta kutum sanki Birleşmiş Milletler'de çalışıyormuşum gibidir.
[0:58:00.079] Yani Güney Kore'den Japonya'ya, Almanya'ya, her yere ulaşabiliyorum ki
[0:58:04.000] bu da harika bir şey. İnsanların sana ulaşabileceği tüm bilgileri paylaştık
[0:58:08.880] sanırım, değil mi? Evet, sanırım öyle. Çok teşekkür ederim gerçekten. Şimdi
[0:58:15.160] kitabı tekrar okumaya başlayacağım çünkü anlattıklarını dinleyerek anlamak kolay
[0:58:20.920] olmuyor. Ama seninle bu sohbet sayesinde temel kavramları kavradım. Bu podcast
[0:58:27.920] benim için çok değerli oldu. İnsanların vücutları ve hücresel sistemleri
[0:58:34.039] hakkında bilmeleri gereken en önemli bilgileri açık şekilde veriyor. Böylece
[0:58:39.960] insanlar hangi alanlarda eksik veya zayıf olduklarını kendileri görebiliyor
[0:58:46.000] ve ona göre odaklanabiliyorlar. Mesela kalp sorunu varsa ona yönelik
[0:58:51.200] destek alabiliyor. Doktorlara tamamen bağlı kalmadan kendi kararlarını
[0:58:56.400] verebiliyorlar. Çok teşekkür ederim. Harikaydı. Benim için büyük bir zevkti.
[0:59:01.680] Konferansın orada yapılmasını ve benim de gelmemi dört gözle bekliyorum. Çok
[0:59:06.119] heyecanlı.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder