Hücresel Onarımın Sırrı
Rowena Gates
Ayık kafa 101. bölümde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Rowena Gates. Rowena Gates, NanoVi teknolojisi üzerine çalışmalarıyla tanınan ve Eng3 Corporation’da yöneticilik yapan, sağlık alanında çok başarılı bir iş insanıdır.

Özet
Rowena ve Çavuşoğlu programa proteinin sadece besin değil, vücudun tüm işleyişini yöneten temel yapı taşı olduğunu anlatarak başlıyor. Proteinlerin doğru katlanması hayati önem taşırken, oksidatif stres bu süreci hem zorlayan hem de onarımı tetikleyen doğal bir mekanizma. Ancak hasar birikirse yaşlanma hızlanıyor ve nörodejeneratif hastalıklar, diyabet ve kronik inflamasyon gibi tablolar ortaya çıkabiliyor. Aşırı antioksidan kullanımının bile bazen bu doğal dengeyi bozabileceği vurgulanıyor.
Sohbetin ikinci kısmında Nano-V’nin yaklaşımı ele alınıyor: Vücuda daha fazla oksijen vermek yerine, oksijenin hücre içinde daha verimli kullanılmasını desteklemek. Cihazın su ve belirli dalga boyları üzerinden protein katlanmasını desteklemeyi hedeflediği, bazı ölçümlerde VO2 max, HRV, toparlanma ve protein canlılığı üzerinde olumlu sonuçlar gösterdiği konuşuluyor. Aynı zamanda bunun bir tedavi iddiası olmadığı, yaşam tarzı faktörlerinin hâlâ temel belirleyici olduğu özellikle belirtiliyor.
Rowena Gates
Web sitesi: https://eng3corp.com/about-eng3-corp/
Instagram: https://www.instagram.com/eng3corp/?hl=en
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-04:50 Giriş. Rowena Gates’in tanıtılması.
04:50- 06:20 Biyoloji diliyle protein nedir?
06:20- 07:45 Oksidatif stres: Hem zarar hem zorunluluk
07:45-10:22 Amino asitlerin rolü
10:22-11:27 Antioksidan konusu ve “biohacker sendromu”
11:27-15:10 Hiperbarik oksijen terapisi almak ne zaman mantıklı?
15:10-16:28 Yaşlanma: Yanlış katlanan proteinler, enflamasyon, nörodejenerasyonla hasar birikimi
16:28-18:17 Diyabet: glukoz/A1C dengesi ve hücresel kullanımın önemi 18:17- 21:20 Cihazın içine giriyoruz: Distile su, nem, “uyarım üniteleri” 21:20-24:53 Gerald Pollack’ın dördüncü faz su teorisi
24:53-26:55 Beyin etkileri: Prefrontal kortekste ölçüm, odak/performans/enerji ve oksijen kullanımının rolü
26:55-29:09 VO₂ Max ve oksijen kullanımı: Tek seansta %7,8 VO2 max artışı
29:09-32:02 Atlet çalışmaları: Laktat düşüşü, bağışıklık yanıtı, toparlanma; antrenman öncesi/sonrası zamanlama
32:02-37:05 Nörodejeneratif hastalıklar: Alzheimer ve Parkinson çalışmaları
37:05-37:58 HRV (Kalp Atım Değişkenliği) nedir?
37:58-42:02 Protein katlanması ve DNA hasarı çalışmaları
42:02-43:10 Cerrahi sonrası toparlanmada “tamamlayıcı” kullanım
43:10-45:59 Cihaz yoksa ne yapılır?
45:59-50:49 Yasal sınırlar: Tedavi iddiası olmadan wellness/medikal konumlandırma.
50:49-52:35 Dünyadaki öne çıkan kullanıcılar
52:35-53:48 Kapanış.
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.120] Vücut proteinleri aminoasit zincirlerini bir araya getirerek oluşturur.
[0:00:04.799] Bedenindeki tüm işi onlar yapar. Makinesı olmayanlar için doğru protein
[0:00:09.120] katlanmasını gerçekleştirmeleri için insanlara neler önerirsin? Vücudunuza ne
[0:00:13.639] sürdüğünüze, vücudunuza ne aldığınıza, kendinizi neye maruz bıraktığınıza
[0:00:18.720] dikkat edin. Bu makinenin yaptığını yapan bir başka cihaz yok. Protein
[0:00:23.400] katlanmasına yardımcı olan çok güçlü bir makine geliştirdik. Muhtemelen ikinci
[0:00:28.439] bir sistem ya da makine üzerinde çalışmamanızın nedeni budur. Çünkü bu en
[0:00:32.480] temel sağlık açısından önemli bir icat ve siz onu patentlediniz. [müzik] Peki
[0:00:36.840] bana bu makineye sahip olanları sayar mısın? Tabii ki. En tanınmışı Papa
[0:00:42.960] Jean-Pul, Tony Robbins'te birkaç tane var. Ginet Paltro, Ben Greenfield.
[0:00:47.760] Buradaki insanların tanıyıp tanımayacağı profesyonel sporcular. Biri Chicago
[0:00:52.320] Cups'ın oyuncusu Matt Boy. Süper Kupayı kazanan Nick Falls. Ayrıca tabii ki Dave
[0:00:57.920] Asry muhtemelen senden bile daha uzun süredir kullanıyor.
[0:01:01.879] Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. [müzik]
[0:01:05.439] Bağımlılık hastalığı ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek,
[0:01:09.640] hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,
[0:01:13.640] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,
[0:01:18.200] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son
[0:01:22.000] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım
[0:01:27.240] sohbetler [müzik] artık her hafta Ayıktafa Podcast'tı.
[0:01:31.000] Ayıktafa podcast'e yeniden hoş geldiniz. Bugünkü konuğum Nano V teknolojisi
[0:01:35.240] üzerine çalışmalarıyla tanınan Rovina Gates. Bu bölümde çok temel ama etkisi
[0:01:39.560] büyük bir gerçeği konuşuyoruz. Vücudunuz proteinlerle çalışır. Hücrelerinizin
[0:01:43.600] içinde proteinler neredeyse her görevi üstlenir. Dokuları onar, hormon
[0:01:47.320] dengesini düzenler, mitokondrilerin enerji üretmesini sağlar ve bağışıklık
[0:01:51.439] sistemini ayakta tutar. Ancak günlük stres, inflamasyon ve yaşlanma bu
[0:01:55.920] proteinlere zarar verebilir. Vücut bu hasarı yeterince iyi onaramadığında ise
[0:01:59.920] zamanla yorgunluk, kronik inflamasyon ve fonksiyon kaybı ortaya çıkar. Rovena,
[0:02:04.520] nanovenin hücrelerin oksijeni daha verimli kullanmasını destekleyerek ve
[0:02:08.720] proteinlerin daha etkin çalışmasına yardımcı olarak vücudun doğal onarım
[0:02:12.400] mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediğini anlatıyor. Ayrıca VO2 Max,
[0:02:16.760] toparlanma kapasitesi, kalp atım değişkenliği ve longevityde asıl
[0:02:20.560] yaklaşımın vücudu zorlamak değil onarım süreçlerini desteklemek olduğunu
[0:02:23.959] konuşuyoruz. Enerjinizi artırmak, daha hızlı toparlanmak ve sağlıklı yaş almak
[0:02:28.400] istiyorsanız bu bölüm tam size göre. Ayıkfa'nın bu bölümü Gedik Eğitim Vakfı
[0:02:33.560] katkısıyla sizlere ulaşıyor. 30 yılı aşkın süredir gençler, çocuklar ve
[0:02:38.640] kadınların eğitimine destek veren burslar, projeler ve sosyal çalışmalarla
[0:02:43.480] onların hayallerine ulaşmalarına imkan sağlayan Gedik Vakfı ile bu yolculukta
[0:02:47.959] birlikte olduğumuz için gurur duyuyoruz. Eğitime yatırım geleceğe yatırımdır. Siz
[0:02:53.360] de Ayık Kafaya konuk olan alanında dünya çapında başarılı uzmanlara isterseniz
[0:02:58.640] orijinal İngilizce kayıtlarıyla isterseniz Türkçe çeviriyile ve tamamen
[0:03:03.280] ücretsiz şekilde ulaşmaya devam etmek için kanala abone olun, bölümlere yorum
[0:03:08.560] yazın, beğenin ve paylaşın. En güncel bilimsel verilere dayanan içeriklerimize
[0:03:13.920] ulaşmaya devam edebilmek için siz de böylece destek verin.
[0:03:18.720] Türkiye'de bir ilk gerçekleşiyor. Kadın biyolojisini merkeze alan beyni,
[0:03:24.239] beslenmeyi, fitness'ı, hormonları, kemik sağlığı, menopoz, peptitler, [müzik]
[0:03:29.239] epigenetik, rejeneratif yaklaşımlar ve ileri bilimi bir sistem olarak
[0:03:33.879] konuşacağımız dev bir buluşma. 11 Nisan Cumartesi, The Grand Tarabi
[0:03:38.640] Otel İstanbul'da. Lonce Vlog Women's Summit'te bize katılın.
[0:03:42.599] Sevgili Rovena Gates İstanbul'a hoş geldin. Ayık kafa podcast'ime hoş
[0:03:47.040] geldin. 8 yıldır birbirimizi tanıyoruz ve seni bir telefon konuşmasında resmen
[0:03:52.480] rehin almıştım. Hatırlıyorum o dönem New York'ta bir fitness stüdyom vardı ve
[0:03:57.799] dinleyiciler bu sohbetin nereden doğduğunu anlasın diye anlatıyorum. New
[0:04:03.079] York'ta bir biohacking merkezi vardı. Pamela Bob vardı ve orada nano V
[0:04:08.560] teknolojisi kullanılıyordu. Ben de kullanmaya başlamıştım. Bana ne işe
[0:04:12.840] yaradığını anlatıyorlardı ama yine de ikna olmak için seni aradığımı
[0:04:16.959] hatırlıyorum. Saat akşam 6 gibiydi. Sonra tekrar
[0:04:21.160] konuştuk ve bana bazı çalışmalar gönderdin. Sana arka arkaya bir sürü
[0:04:26.280] soru soruyordum. Makineyi neden almalıyım? Gerçekten işe yarıyor mu?
[0:04:30.880] bana ne kazandıracak gibi. Normalde belirli ürünler hakkında çok konuşmam
[0:04:36.199] ama yaptığı şey o kadar önemli ki bugün daha çok neden kısmını konuşacağız. Bu
[0:04:42.080] makineye gerçekten ihtiyacımız var mı yoksa makine olmadan sistem nasıl
[0:04:46.960] çalışıyor? Bunu ele alacağız ve proteinden başlayalım. İnsanlar protein
[0:04:52.560] dediğimizde aklına yediğimiz proteinler geliyor. Tavuk, yumurta ya da bitkisel
[0:04:58.600] proteinler mi? Ama bizim sistemimizde protein dediğimiz şey şu. İnsan
[0:05:04.560] biyolojisi herhangi bir şey yapmak istediğinde amino asit zinciri
[0:05:09.360] katlanıyor ve bir proteine dönüşüyor. Sonra bu proteinlerin belirli şekillerde
[0:05:14.800] olması gerekiyor. Doğru formu almak için birbirleriyle bir araya gelip tam olması
[0:05:20.280] gereken şekli oluşturuyorlar ve bir sonraki aksiyonu başlatıyorlar. Ben bunu
[0:05:25.520] çok teknikleşmeden böyle anlatmaya devam edeceğim. Çünkü konu gerçekten çok
[0:05:31.080] teknik. Bu proteinler herhangi bir sebeple doğru katlanmadığında
[0:05:36.039] enflamasyon olabilir, hastalık olabilir, yaralanma olabilir, bazı hücreler düzgün
[0:05:41.240] çalışmıyor olabilir, bazı sinyaller doğru iletilmiyor olabilir. O zaman
[0:05:46.520] olması gerektiği gibi katlanmıyorlar. Sağlıklı bir bedenin bunları yok eden,
[0:05:52.120] yeniden katlayan ya da parçalayan sistemleri var. Ama sorun beden bunu
[0:05:57.919] artık yapamadığında başlıyor. Tamam. Şimdi sıra sende. Peki biz tam olarak
[0:06:03.680] neyi konuşuyoruz? Kesinlikle evet. Söylediğin her şey tam
[0:06:08.759] olarak doğru. Teşekkürler. Ben konuyu açtım. Şimdi sen
[0:06:15.840] tabii daha detaylı anlatırsın Rovena. Yani proteinler hasar görüyor ve bu
[0:06:22.080] hasar sürekli oluyor. Çünkü oksidatif stres var. Nefes aldığımız sürece
[0:06:26.800] oksijen kullanıyoruz ve oksijen kullandığımız sürece oksidasyon oluyor.
[0:06:31.240] Bu da bedeni strese sokan serbest radikaller demek. Bu yüzden proteinler
[0:06:36.039] sürekli darbe alıyor ve kendilerini çok hızlı bir şekilde onarmak zorundalar.
[0:06:41.199] Yani proteinler hem hasarı üstleniyor hem de o hasarı onaran yapılar oluyor.
[0:06:46.280] Ama dilersen önce bir sen anlat. Eminim benden çok daha iyi açıklarsın. Protein
[0:06:50.680] tam olarak nedir? Ne işe yarar? Ne yapmaz? Tabii proteinlere baktığımızda
[0:06:56.599] aslında bedeni onlar oluşturuyor. Kıkırdak, kolajen, elastin ya da
[0:07:02.240] hemoglobin. Bunların hepsi protein. Hormonların büyük çoğunluğu da protein.
[0:07:07.440] Seks hormonları protein değil ama onun dışındaki neredeyse her şey protein.
[0:07:12.759] Yani bedenindeki tüm işi onlar yapıyor ve sayıları da inanılmaz fazla. Her bir
[0:07:18.520] hücrenin içinde 5.000 hatta 10.000 farklı protein olabiliyor. Peki en başta
[0:07:24.520] nasıl oluşuyorlar? Beden onları amino asitleri bir araya
[0:07:27.919] getirerek üretiyor. Senin de söylediğin gibi bu amino asitlerin yaklaşık
[0:07:31.919] yarısını dışarıdan almamız gerekiyor. İşte zaten bu yüzden tavuk, yumurta ya
[0:07:36.160] da balık yeniyor. Evet. Bu amino asitlerin yarısına esansiyel denir ve
[0:07:39.919] onları mutlaka dışarıdan besinlerle alman gerekir. Diğer yarısını ise
[0:07:43.879] bedenin kendi üretir ve bu kombinasyonla yani tüm amino asitler bir araya
[0:07:49.759] geldiğinde yaşamı oluşturan yapı taşları ortaya çıkıyor. İlginç olan şu aslında
[0:07:56.599] sadece yaklaşık 20 aminoasit gerekiyor ama her protein farklı sayıda
[0:08:03.000] aminoasidin farklı bir sırayla ve farklı bir kombinasyonla bir araya gelmesiyle
[0:08:09.280] oluşuyor. Günün sonunda insan bedeninde yaklaşık 900.000 hatta 1 milyon farklı
[0:08:15.840] protein var. Doku oluştururken ya da bedeni çalıştırırken inanılmaz
[0:08:21.319] çeşitlilikte protein üretiliyor. Bağışıklık sisteminden kalbin atmasına,
[0:08:27.240] elini hareket ettirmenden gözünü kırpmana kadar her şey protein
[0:08:31.840] fonksiyonu. Yani yaptıkları şeylerin sayısı gerçekten çok fazla ve her
[0:08:37.399] birinde senin de söylediğin gibi hepsinin karmaşık bir şekle katlanması
[0:08:42.919] gerekiyor. Eğer doğru katlanmazlarsa ya da hasar görüp açılırlarsa o zaman sorun
[0:08:49.800] yaratabiliyorlar. Sağlıklı bir bedende bu zaten senin de
[0:08:54.240] söylediğin gibi günde milyonlarca kez oluyor değil mi? Hani demiştin ya hiçbir
[0:08:59.800] şey seni hiç etkilemeden kalamaz diye. Evet sürekli oluyor. Bu zaten solunumun
[0:09:05.440] doğal bir parçası ve o onarım da solunumun bir parçası olmak zorunda.
[0:09:10.399] Yoksa çok uzun süre hayatta kalamayız. Biz hastalar olarak oksidatif stresin
[0:09:17.920] her zaman kötü bir şey olduğunu düşünüyoruz. Ama aslında öyle değil,
[0:09:22.880] değil mi? Doğru. Bu bağışıklık sisteminin bir parçası. Yani örneğin
[0:09:27.760] enfeksiyonla savaşabilmek için dışarıdan gelen stres faktörlerine ihtiyacın var.
[0:09:33.240] Bir virüsü ya da bakteriyel bir enfeksiyonu temizliyor olabilirler. Bu
[0:09:37.640] yüzden bağışıklık sisteminin gerçekten çok önemli bir parçasılar ve bizim en
[0:09:42.880] çok önemsediğimiz tür çünkü bu cihazla doğrudan bağlantılı olan reaktif oksijen
[0:09:48.959] türleri yani bir serbest radikal ama aynı zamanda hücresel sudaki yapıyı da
[0:09:54.560] değiştiriyor ve oluşan o suyun niteliği proteinlerin doğru katlanabilmesi için
[0:10:00.040] gerekli. Yani bedende şiir gibi uyum içinde bir durum var. hasar veren bir
[0:10:05.680] şey aynı zamanda onarım için de vazgeçilmez. Bu biraz tavuk mu
[0:10:09.880] yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan meselesi gibi geliyor. Yani birbirine
[0:10:14.760] geçmiş bir sistem. Biri olmazsa diğeri olmuyor ama öteki de olmazsa bu da
[0:10:20.360] gerçekleşmiyor. Yıllar önce Norveç'te yapılan bir çalışmada şunu göstermişler.
[0:10:25.399] İnsanlar antioksidan alımını abarttığında bu onarım mekanizmalarının
[0:10:30.240] bir kısmı devre dışı kalabiliyor. Çok ilginç burada araya girmem gerekiyor.
[0:10:34.720] Dinleyicilerim biliyor. Doktor Elizabeth Yurt da 11 Nisan'daki Longjevilap
[0:10:39.120] Women's Summit konferansıma gelecek. En sakeninin,
[0:10:43.560] onunla çalışmaya başlamadan önce yaklaşık 141 ay önce kullandığım takviye
[0:10:49.120] listesini gördüğünde bana şöyle dedi: "Ben buna biohacker sendromu diyorum.
[0:10:53.760] Duyduğun her şeyi doğru düzgün değerlendirmeden hemen hayatına
[0:10:57.560] ekliyorsun sen Esra. Gerçekten de listemde 5 farklı antioksidan vardı.
[0:11:02.639] Bana açıkça bunları bırakmalısın çünkü farkında olmadan daha fazla zarar
[0:11:06.959] verebilirsin." dedi. Tam da senin söylediğin gibi. Muhtemelen zaten çok
[0:11:11.920] iyi besleniyorsun. Bu durumda onlara aslında ihtiyacın da yoktu. bedeni
[0:11:16.240] bastırmak ya da onun işleyişini geçersiz kılmak istemezsin. Çünkü beden ne
[0:11:20.800] yapacağını gerçekten biliyor. Doğal fonksiyonlarını zorla değiştirmeye
[0:11:24.360] kalktığında da bunun bazı riskleri var. İki yıl önceki bir konuşmaya dönmek
[0:11:28.560] istiyorum. Sanırım A4M konferansındaydı. Sen vardın. Sistemin mühendisi Hans
[0:11:34.279] vardı ve ben vardım. Orada ben bir hiperbarik oksijen kabini alacağım
[0:11:39.200] demiştim. Ve Hans'ın neredeyse hiçbir şey söylemeden verdiği tepki aldığım en
[0:11:44.680] iyi geri bildirimdi. Bana sadece şunu sordu. Neden yapasın ki? Ben de
[0:11:49.880] bilmiyorum. Sadece istiyorum." demiştim. Sonra bana şunu açıkladı. Eğer bir
[0:11:54.720] hastalığın, ciddi bir rahatsızlığın ya da bir sakatlığın yoksa hiperbarik
[0:11:59.839] oksijen kabine girmek her zaman iyi bir fikir değil.
[0:12:03.120] Katılıyorum ama ben biraz daha diplomatik olmayı tercih ederim. Ama
[0:12:07.680] biliyorsun ben işin biyolojisini duymak istiyorum. Bu kabinler tabii ki kötü
[0:12:11.279] değil. Ama biyoloji açısından bizim yaklaşımımız
[0:12:14.680] şu: bedeni zorlayıp onun doğal işleyişinin önüne geçmek değil.
[0:12:20.399] İnsanların daha fazla oksijene ihtiyacı olduğunu düşündüğümüzde sorun çoğu zaman
[0:12:25.760] oksijenin yeterince gelmemesi değil, bedenin onu nasıl kullandığıdır. Asıl
[0:12:31.199] iyileştirilmesi gereken şey oksijenin kullanım şekli. O zaman da ekstra
[0:12:36.639] oksijen eklemene gerek kalmaz. İster hiperbarik olsun, ister konsantre,
[0:12:41.800] oksijen ya da ozon gibi başka bir yöntem. Felsefe şu aslında sistemi
[0:12:47.079] bastırmamak. Çünkü daha fazla oksijen demek, daha fazla oksidatif hasar demek.
[0:12:52.839] Bundan kaçamazsın. Bazı bedenler oksidatif hasarı onarmada gerçekten çok
[0:12:58.839] iyidir ve hiperbarik uygulamaların da belli durumlarda güçlü bir yeri vardır.
[0:13:04.760] Özellikle bedenini ciddi şekilde zorlayan profesyonel sporcular bunu
[0:13:10.079] görürsün. Onlar iyileşme sürecini tetiklemek için hiperbarik yönteme
[0:13:15.519] başvurmayı göze alırlar. Bu belki en iyi longevity stratejisi olmayabilir ama
[0:13:21.399] performans ve toparlanma açısından onlar için işe yarar.
[0:13:25.839] Birçok podcast yaptım ve bazıları doğrudan hiperbarik oksijen kabini
[0:13:31.760] hakkında olmasa da neden zararlı olabileceği üzerineydi. Elbette
[0:13:38.320] hiperbarik oksijen kabinine ihtiyacın yok demek istemiyorum. Söylemek
[0:13:44.440] istediğim şu: Benim anladığım kadarıyla ortadaki çalışmaların çoğu
[0:13:49.639] tekrarlanabilir değil ve doğru şeyleri ölçmüyorlar. Bill Land RS'la da bir
[0:13:55.279] podcast yaptım. Onun yorumu şuydu. İsrail'de yapılan çalışma telomerlerin
[0:14:01.759] nasıl uzadığı ya da kısaldığını tam olarak göstermiyor. Yani bemenin çünkü
[0:14:08.399] ona göre uygulanması gereken özel bir ölçüm yöntemi kullanılmamış.
[0:14:13.880] Onun teorisi şu: Sistemden yaşlanmış. Yani senesent hücreler temizlendi.
[0:14:20.959] Yerlerine yeni hücreler geldi. Bu yüzden telomerler uzamış gibi göründü. Ama
[0:14:27.519] aslında uzayan şey aynı hücrelerin telomerleri değildi. Sadece yeni
[0:14:33.000] hücreler vardı. Evet. Onun yaklaşımı buydu. Şimdi tekrar proteinlere katlanma
[0:14:40.000] ve yanlış katlanma konusuna döneyim. Benim anladığım kadarıyla beden onarım
[0:14:45.839] yapamaz hale gelmeye başladığında kötü beslenme, kronik enflamasyon,
[0:14:52.440] hareketsizlik, pestisitler ya da bu çağda maruz kaldığımız wifi sinyalleri,
[0:14:59.240] yapay ışık gibi pek çok etken yüzünden sürekli darbe alıyor. Eee ki tüm bu yük
[0:15:07.320] birikmeye başladığında sonra ne oluyor? Bu hasarın birikmesine biz genelde
[0:15:12.120] yaşlanma diyoruz ve saydığın tüm o yaşam tarzı faktörleri sistemi daha da
[0:15:18.279] hızlandırarak yaşlandırıyor. Bu yüzden onları azaltmaya gerçekten
[0:15:24.399] çalışıyoruz. Ama modern toplumda bu çok zor. Çünkü hiç olmadığı kadar fazla
[0:15:30.240] strese maruz kalıyoruz. Bu nedenle biyolojimizi bu strese uyum sağlayacak
[0:15:35.959] ve hasarı azaltacak şekilde desteklemek kritik önem taşıyor. Yanlış katlanmış
[0:15:42.160] proteinlerden bahsettiğinde işin önemi daha da netleşiyor. Proteinler tabakalar
[0:15:48.160] ve alfa helix denen yapılar oluşturur. Bu yapılar bazen plaklara ve yumaklara
[0:15:53.600] dönüşebiliyor. Proteinler birbirine yapışıp bu plakları oluşturduğunda yani
[0:15:59.480] düz tabakalar halinde birikmeye başladığında bu oldukça zararlı oluyor
[0:16:04.800] ve nörodejeneratif hastalıklar da karşımıza çıkıyor. O yüzden hem beyninin
[0:16:11.199] hem de bedeninin sağlığı için bu yükü gerçekten azaltmak çok önemli. Biliyorum
[0:16:18.079] sizler farklı hastalıklara da baktınız. Yanlış katlanmış proteinlerden sonra
[0:16:22.240] neler olduğuna. Sanırım diyabette de insülin tarafında da benzer bir durum
[0:16:26.759] var değil mi? İnsülin de bir protein ve bu cihaz onu
[0:16:30.120] pozitif şekilde etkiliyor. Bunu net söyleyebilirim. Bunu en kolay kan şekeri
[0:16:35.120] değerlerinde ya da hemoglobin A1C ölçümlerinde görebiliyorsun. Elimizdeki
[0:16:40.240] veriler daha çok diyabet hastalarına ait. Sağlıklı bireyler değil sağlıklı
[0:16:44.880] kişilerde de bakmak ilginç olurdu. Ama diyabetlilerde cihaz kullanıldığında kan
[0:16:49.720] şekeri seviyelerinde çok daha fazla stabilite görüyoruz ve bu etki oldukça
[0:16:53.959] hızlı ortaya çıkıyor. Kullanıma başladıktan sonraki birkaç gün içinde
[0:16:57.399] fark ediliyor. Ama ben cihazdan önce şunu anlamak
[0:16:59.920] istiyorum. Bu yanlış katlanmış proteinlerin birikmesiyle
[0:17:03.959] karşılaştığımız hastalıklar tam olarak neler?
[0:17:06.880] Özellikle yanlış katlanmış proteinler dediğimizde en çok nörodejeneratif
[0:17:12.559] hastalıkları görüyoruz. Bunun yanında ciddi bir enflamasyon kaynağı oluyorlar.
[0:17:18.360] Bu da tabloya otoimmün hastalıkları ekliyor. Yani hastalıklara baktığında
[0:17:23.679] çoğunun arkasında bu mekanizma var. İnsanların evde kolayca yapabileceği bir
[0:17:28.640] şey var. Hastalığın adını ve yanına oksidatif stres terimini yazıp
[0:17:33.720] araştırmak. Bu ikisini birlikte arattığında aralarındaki ilişkiyi
[0:17:38.000] gösteren pek çok çalışmaya ulaşıyorsun. E gördüğün şey şu: Hemen her kronik
[0:17:42.919] hastalık oksidatif stresle yakından ilişkili. Bazılarında örneğin
[0:17:48.200] Alzheimer'da oksidatif stres doğrudan bir neden olarak görülüyor. Bazılarında
[0:17:54.080] ise hastalığı çok daha kötü hale getiriyor. Bu alan önemli çünkü bazen
[0:17:59.480] işin içinde genetik de olabilir. Genetik bir bozukluğu tamamen ortadan
[0:18:04.000] kaldıramayabilirsin ama oksidatif stresi azaltarak durumu iyileştirebilirsin.
[0:18:10.120] Bu da epigenetiği olumlu etkiler. Yani o bozuklukla çok daha iyi işlev
[0:18:15.960] görebilirsin. Şimdi biraz sisteme gelelim. Çünkü aslında neler
[0:18:20.400] olabileceğine dair genel bir çerçeve çizdik. Herkeste bu cihaz yok tabii ama
[0:18:26.240] en azından bedeninde neler olduğunu bilsin istiyorum. Böylece ne yediğine,
[0:18:31.640] bedenini nasıl temizlediğine, hayat tercihlerini nasıl yaptığına daha fazla
[0:18:37.440] dikkat eder. Çünkü bunlara dikkat etmezsen asıl mesele o birikim oluyor.
[0:18:43.039] Bana göre bu birikim Alzheimerdan kansere, kronik enflamasyondan diyabete
[0:18:48.880] kadar pek çok şeyin temelinde yatabiliyor.
[0:18:52.000] Hepsi Evet. Gerçekten hepsi kötüleşiyor. Tamam. Şimdi sisteme gelelim. Diyelim ki
[0:18:56.640] cihazı açtım. çalışmaya başlıyor. E bu sırada tam olarak ne yapıyor? İçinde ne
[0:19:02.280] oluyor? Su neden bu kadar önemli? Biliyorum pek çok ünlü senin sistemini
[0:19:07.120] kullanıyor. Yüksek profilli iş insanları kullanıyor. Sporcular kullanıyor.
[0:19:13.280] Dilersen biraz geri bildirim ver bize. 300 dakikaya kurdun. Güzel. Ben cihazı
[0:19:20.520] ilk aldığımda [kahkaha] şunu düşünmüştüm. Aslında pek bir şey yok
[0:19:24.480] gibi. Bir açma düğmesi var ve sonra sadece nefes alıyorsun.
[0:19:30.520] Biz sistemi evrensel olacak şekilde tasarladık. O yüzden sadece basit bir
[0:19:34.760] dokunmatik ekran var. Bir dil yok. Bir şeyi anlaman gerekmiyor. Sadece
[0:19:39.000] başlatıyorsun. Ayarlayacağın karmaşık bir şey yok. Sadece süreye göre daha
[0:19:43.200] fazla ya da daha az kullanıyorsun o kadar. Çünkü insanlar bana sürekli
[0:19:46.559] soruyor. Fotoğraf paylaştığımda hemen mesaj geliyor. Ne yapıyorsun? Bu ne işe
[0:19:50.280] yarıyor gibi yani. Eee, buradan doğrudan nefes alabilirsin. Burnuna yaklaşık 2-3
[0:19:56.200] cm mesafede tutman yeterli. Ya da başlığı takabilirsin. Ben genelde onu
[0:20:00.679] tercih ediyorum. Çünkü masamda çalışırken başımı çevirsem bile sabit
[0:20:04.080] oturmak zorunda kalmıyorum. Peki bana sistemi anlatır mısın? Sisteme biraz
[0:20:09.600] damıtılmış su koyuyorsun. Yani makinenin içinde tam olarak ne oluyor? cihaz nem
[0:20:15.280] oluşturuyor ve o nemli hava içerideki özel modüllerden geçiyor. Cihazın en
[0:20:20.559] kritik kısmı da tam olarak burası. Bu nemli hava belirli dalga boylarıyla
[0:20:25.000] etkileşime giriyor. Tüm elektromanyetik spektrumu düşün. Bunun küçük bir kısmı
[0:20:29.799] görünür. Işık, kırmızı ışık, yeşil ışık, lazer ışığı gibi. Biz ise spektrumda
[0:20:35.120] biraz daha farklı bir noktadayız. Çünkü hedeflediğimiz şey suyun emdiği dalga
[0:20:40.080] boyları. Kırmızı ışık suyun içinden geçer. Bu yüzden kırmızı olarak
[0:20:44.120] görürsün. Bizim çalıştığımız aralık ise su tarafından emilen bir frekans
[0:20:48.679] bölgesi. Yani diğer terapötik ışık teknolojilerinden farklı bir yerdeyiz.
[0:20:53.760] Bu dalga boylarını seçmemizin nedeni şu. Beden zaten su üzerinden çalışan bir
[0:20:59.200] sistem ve doğal süreçlerde de su belirli frekanslarla etkileşime giriyor. Biz
[0:21:05.000] aslında bedenin zaten yaptığı şeyi taklit ediyoruz. Biraz daha açar mısın?
[0:21:09.960] Podcast'ten önce Gerald Plock'in teorisinden konuşmuştuk. Kim bu doktor
[0:21:15.279] Pock laboratuvarda tam olarak ne keşfetti?
[0:21:19.799] Gerald Plock harika bir insan ve su bilimi alanında inanılmaz bir bilim
[0:21:24.120] insanı. Kendisi bir biyomühendis ve birkaç kitap yazdı. Yazdıklarının
[0:21:28.840] merkezinde exclusion zone yani i Z su var. Buna suyun 4üncü fazı da deniyor.
[0:21:34.760] Çünkü biz suyu genelde sıvı, katı ya da gaz olarak düşünürüz. Ama bilime göre
[0:21:40.720] aslında dördüncü bir faz daha var ve bu daha çok jel kıvamında bir yapı. Yani
[0:21:46.400] sıvı ile katı arasında bir form. Sadece yüzeylerde oluşuyor ve laboratuvarda
[0:21:51.880] bunu göstermek aslında oldukça kolay. Pek çok laboratuvarda bunu doğruladı.
[0:21:57.320] yüzeylerin üzerinde ince bir tabaka halinde oluşuyor. Exclusion zone
[0:22:02.480] denmesinin sebebi şu: Su molekülleri o kadar sık yerleşiyorlar ki başka hiçbir
[0:22:08.360] şeyi aralarına almıyorlar. Bir mineral bile olsa dışarı itiliyor. Çünkü su
[0:22:13.440] molekülleri çok yoğun şekilde diziliyor. Bu yüzden de daha katımsı jel benzeri
[0:22:18.720] bir yapı oluşuyor. Bu exclusion zone suyu sadece yüzeylerde oluşuyor. Ve
[0:22:23.840] ortaya çıkan şey şu: Proteinlerin katlanabilmesi için buna ihtiyaçları
[0:22:28.720] var. Senin de söylediğin gibi proteinlerin üç boyutlu bir şekil alması
[0:22:33.679] gerekiyor. Peki bir amino asit zinciri nasıl üç boyutlu bir yapıya dönüşüyor
[0:22:38.960] dersen enerjiye ihtiyaçları var ve bu enerjiyi sudan alıyorlar. Burada olan
[0:22:44.840] şey aslında entropi transferi denen bir süreç. Su daha az düzenli hale geliyor.
[0:22:49.919] Yani o sıkı yapı biraz gevşiyor ve bu sırada protein üç boyutlu formuna
[0:22:54.120] katlanıyor. Ardından reaktif oksijen türleri suyu yeniden şarj ediyor. Tekrar
[0:22:59.799] düzenli yapısına döndürüyor ki bir sonraki protein katlanması
[0:23:03.120] gerçekleşebilsin. Eee bizim kopyaladığımız şey tam olarak bu
[0:23:06.480] mekanizma. Bedenin kullandığı ve su tarafından emilen o dalga boyunu taklit
[0:23:11.080] ettik. O frekansı üretip neme yüklüyoruz ve o nem aracılığıyla sana
[0:23:15.200] ulaştırıyoruz. Muhtemelen ikinci ya da üçüncü bir sistem geliştirmemenizin
[0:23:20.559] nedeni de bu değil mi? Çünkü bu gerçekten çok önemli bir buluş gibi
[0:23:25.799] duruyor ve sanırım patentini de aldınız. Yani başka kimse eze suyu taklit eden
[0:23:33.400] aynı tip bir sistemi üretemiyor. Doğru mu? Evet kesinlikle. İçindeki sistemi
[0:23:38.720] zamanla daha da güçlendirdik ama artık maksimum seviyeye ulaştık. daha
[0:23:43.480] fazlasını artırmamız mümkün değil. Zaten şirket olarak sadece bunu üretiyoruz.
[0:23:48.640] Çünkü bu o kadar önemli, o kadar temel bir teknoloji ki gerçekten yapmak
[0:23:54.320] istediğimiz şey bu. Biraz sonuçlardan bahsedelim. Çünkü insanlar özellikle
[0:23:59.480] VOT, Max, recovery, enerji, iyileşme gibi konularla çok ilgileniyor. Beyinden
[0:24:05.760] başlayalım mesela. Bildiğim kadarıyla Dave Asy 40 years of Zen programında
[0:24:11.880] bunu kullanıyor. Nörofeedback merkezinde adeta meditasyonu taklit eden bir
[0:24:17.720] sistemle birlikte beynin daha hızlı toparlanması için bu cihazı entegre
[0:24:23.120] ediyorlar değil mi? Daha fazla dayanıklılık sağlıyor. Cap antrenmanı
[0:24:27.799] sırasında kullanıyorlar. Yani beynin ciddi şekilde zorlandığı eğitimlerde
[0:24:32.640] cihaz kullanıldığında kişi çok daha yüksek skorlar alıyor ve odaklanmayı
[0:24:37.360] daha uzun süre sürdürebiliyor. Bunun büyük ihtimalle daha hızlı onarım
[0:24:42.000] sağlanmasıyla ilişkisi var. Ayrıca bunu ayrı olarak da gösterebiliyoruz. Beyne
[0:24:47.720] giden kan akışını artırıyor ve beynin oksijeni kullanma kapasitesini
[0:24:52.120] yükseltiyor. Peki nasıl ölçüyorsunuz
[0:24:54.440] bunu? Prefrontal korteks üzerinden ölçüyorlar. Yani beynin ön kısmına
[0:24:57.919] bakıyorlar. Burası senin işlem gücün. Oksijeni daha verimli kullanabildiğinde
[0:25:01.600] mitokondriler daha iyi çalışıyor. Beyinde enerji üretimi artıyor ve bunun
[0:25:05.360] sonucunda daha fazla odak, daha fazla zihinsel netlik, muhtemelen daha fazla
[0:25:09.120] yaratıcılık ortaya çıkıyor ve kesinlikle daha yüksek zihinsel dayanıklılık
[0:25:12.640] sağlıyor. Şunu söyleyebilirim. Eskiden cihazı
[0:25:15.919] neredeyse her gün kullanıyordum. Sonra hayatım iyice yoğunlaştı. Yapacak şeyler
[0:25:21.640] arttı ve kullanımım giderek azaldı. Podcastte hazırlanırken rutinime geri
[0:25:27.120] döneyim dedim. Dün cihazı kullandım VL Pro NeuroPro başlığı ile birlikte. Sen
[0:25:33.399] Kanadalısın Vlight sistemini biliyorsundur. Ona ek olarak Cmax Peptit
[0:25:38.679] de kullandım. Saat 1400 civarı yapmam akıllıca mıydı emin değilim. Çünkü
[0:25:44.200] uyuyamadım. Garip bir enerjim vardı. Kötü değil. Hatta güzel bir enerji.
[0:25:49.440] Uyanık kalabilirdim ama yarın çok işim var. Neden bu üç şeyi aynı anda yaptım
[0:25:55.480] diye düşündüm. Beynim bir türlü yavaşlamadı. Erken kalkmam gerekiyordu
[0:26:00.520] ama zihnim durmak bilmedi. Evet. Cihazı ilk alanlara özellikle şunu söylüyoruz.
[0:26:07.279] Başlangıçta akşam sonra ya da akşam saatlerinde kullanmamalarını öneriyoruz.
[0:26:13.679] Çoğu kişi için sorun olmuyor ama bazıları o saatlerde kullandığında bütün
[0:26:18.960] gece uyanık kalabiliyor. Genelde bir ik hafta düzenli kullanım sonrası beden
[0:26:24.919] adapte oluyor ve bu etki azalıyor. Ama eğer bir süredir kullanmıyorsan
[0:26:30.840] intranasal nöroptide kullanıp üstüne birde bu cihazı da ekleyince hatta aynı
[0:26:36.279] zamanda neuropro da yapınca gece 11 olmuştu ve ben hala cin gibiydim. Sonra
[0:26:43.159] da kendi kendime beynimi bir şekilde kapatmam lazım. Yoksa bütün gece ayakta
[0:26:48.760] kalacağım dedim. Ama siz etkinliği ölçmek için başka yöntemler de
[0:26:53.679] kullanıyorsunuz değil mi? Az önce VO2 Max'ten bahsettin.
[0:26:58.080] Dinleyicilerim biliyordur. Bu hem biyolojik yaşın en güçlü
[0:27:01.360] göstergelerinden biri hem de sporcular için performans potansiyelinin temel
[0:27:06.760] ölçütü. Bu cihaz tek bir seansta VO2 maxi %7,8
[0:27:12.799] artırdı. Çalışmayı yapan metabolik test şirketine göre bu neredeyse duyulmamış
[0:27:17.960] bir sonuç. Hatta hiç duyulmamış. 20 dakikalık bir seansta böyle bir artış
[0:27:22.559] görmemişler. Üstelik hiçbir antrenman yapmadan.
[0:27:25.360] Hayır. Yani VO2 max ölçülürken tabii ki egzersiz yapılıyor. Ölçüm zaten efor
[0:27:31.360] sırasında alınıyor. Hayır. Hayır. Demek istediğim şu. O VO2
[0:27:36.520] max artışını elde etmek için egzersiz yapmana gerek yok. Yüzde kaçtı? 7 miydi?
[0:27:41.440] %7 nokta çıktı. Hiçbir şey yapmadan bu oran gerçekten
[0:27:44.960] çok fazla. Evet. Ayrıca solunum değişim oranı
[0:27:48.880] dediğimiz yani oksijen kullanımını gösteren değerde de %11'lik bir artış
[0:27:54.640] oldu. Oksijeni %11 daha verimli kullanabiliyorsan belki de dışarıdan
[0:28:00.320] ekstra oksijen vermene gerek kalmaz. Asıl mesele hücrelerin daha iyi
[0:28:05.880] çalışması ve mevcut oksijeni daha etkin kullanması. Peki VO2 Max'i yükselten
[0:28:12.840] mekanizma ne? Sadece oksijen kullanımının artması mı? Şöyle düşün.
[0:28:19.440] Mitokondride bir sürü protein var. Hatta protein olmayan bir şey olsa bile mesela
[0:28:24.559] glutaton gibi bir antioksidan kendi başına çalışmıyor. Zincirin geri
[0:28:29.080] kalanında görev yapan proteinlere ihtiyaç duyuyor. Zaten solunum zinciri
[0:28:33.880] dediğimiz şey de böyle işliyor. Hücrenin içinde her şeyin çalışmasını sağlayan
[0:28:38.880] milyonlarca süreç var ve bunların çoğu proteinler tarafından yürütülüyor.
[0:28:43.679] Üstelik mitokondrinin kendisinin de büyük bir kısmı protein yapıda. Tüm
[0:28:48.440] bunları iyileştirdiğinde sistem genel olarak daha iyi çalışmaya
[0:28:52.919] başlıyor. Oksijeni daha verimli kullanıyorsun. Çünkü artık motor yüksek
[0:28:57.240] oktanlı yakıtla çalışan, ayarı düzgün bir motor gibi çalışıyor. Ayarsız ve
[0:29:02.000] tekleyen bir motor gibi değil yani. Sen sporcularla da çalışıyorsun değil
[0:29:07.399] mi? Sporcularla ilgili elimizde çok veri
[0:29:12.039] var. Çünkü onları zorlayabiliyorsun. zaten antrenman gereği sürekli
[0:29:16.720] sınırlarını zorluyorlar. Bir sporcuyu maksimum efor testini
[0:29:21.600] aldığında yani gerçekten tükenene kadar devam ettiklerinde eğer öncesinde nano
[0:29:27.840] Vygulanmışsa kandaki laktat seviyelerinde %17 daha
[0:29:32.480] düşük değerler görülüyor. Sporcular için bu gerçekten çok ciddi bir fark.
[0:29:38.200] Egzersiz sonrasında uygulama yapıldığında ise bağışıklık yanıtında
[0:29:43.760] ölçüme göre değişmekle birlikte %10 ile %17 arasında iyileşme gözlemlenmiş. Bu
[0:29:51.240] yüzden sporcular toparlanmanın daha hızlı olduğunu hemen fark ediyor.
[0:29:56.840] Özellikle antrenmanlı sporcularda etki çok net hissediliyor. Antrenman
[0:30:02.000] döngüsünde daha çabuk kendilerini iyi hissediyorlar ve performans sırasında
[0:30:08.080] daha fazla enerjiye sahip olduklarını söylüyorlar.
[0:30:12.760] Evet. Ama bence hemen arkasından yapmamak lazım. Araya biraz zaman koymak
[0:30:19.640] gerekiyor diye düşünüyorum. Bu tamamen neyi hedeflediğine bağlı. Çoğu kişi
[0:30:24.200] egzersizden hemen sonra da rahatlıkla kullanabiliyor. Ama amacın hormatik etki
[0:30:28.600] isse yani bedeni bilinçli bir stresle uyarıp kendi adaptasyon mekanizmasını
[0:30:32.559] çalıştırmaksa o zaman hemen onarıma geçmek istemezsin. Böyle bir durumda
[0:30:36.120] birkaç saat beklemek daha mantıklı olur. Yine senin yaptığın bir podcast'i
[0:30:40.519] dinledikten sonra bir antrenmanım vardı ve bu kez sistemi antrenmandan önce
[0:30:45.960] kullanmaya karar verdim. Cumartesi günü antrenöre özellikle "Beni zorla, daha da
[0:30:52.000] zorla. Bakalım ne kadar gidebiliyorum" dedim. Günlük performans değişebiliyor
[0:30:57.799] ama o cumartesi gerçekten farklıydı. Tek kolla yaklaşık 20 kiloyla öne eğilerek
[0:31:04.200] row yapıyordum. Antrenör bana dönüp, "Ne oluyor sana? Bu enerji nereden geliyor?"
[0:31:10.600] dedi. "Belki daha ağır kaldırıyorsun ya da kaldırmıyorsun. Mesele o değil. Asıl
[0:31:17.799] fark şu: Yorulmuyorsun. Senin az önce anlattığın şey tam olarak bu.
[0:31:23.480] Bu da sporcu için şu anlama geliyor. Daha fazla antrenman yapabilmek. Üstelik
[0:31:28.320] daha hızlı toparlandıkları için antrenman döngüleri de kısalıyor. Yani
[0:31:32.279] elit sporcular için gerçekten büyük bir avantaj. Sizin kendi çalışmanız olmasa
[0:31:37.399] bile nörodejeneratif hastalıklarla ilgili başka araştırmalara da
[0:31:41.720] dayanıyorsunuz, değil mi? Bunu biraz paylaşmanı isterim. Çünkü sistemi satın
[0:31:46.960] alabilecek ya da en azından hakkında bilgi edinip uygulanan merkezleri
[0:31:50.960] bulabilecek insanlar için bu önemli. Podcast'timi dinleyen birçok kişi
[0:31:55.240] kendisi ya da sevdikleri için iyileşme yolları arıyor ve buradan çok fazla
[0:32:00.480] bilgi alıyor. Bir çalışma var. tamamen bağımsız olarak Alzheimer üzerine
[0:32:05.960] yapılmıştı ve katılımcıların beslenmesi de iyileştirildi. Yani sadece nano V
[0:32:11.720] kullanılmadı. Ama elde edilen sonuçlar o kadar belirgindi cihazın da bu faydada
[0:32:17.799] rol oynadığı açıkça görülüyordu. Çalışma yayınlandı. Bunun ardından doktorlardan
[0:32:23.919] gelen çok sayıda vaka raporu oldu ve bu raporlar farklı nörodejeneratif
[0:32:29.360] hastalıkları kapsıyor. Bu alanda değerlendirme zor çünkü çoğu durumda
[0:32:34.240] kişinin cihaz olmasa nasıl ilerleyeceğini bilme şansın yok. Bu
[0:32:39.039] yüzden elimizdeki en güçlü veri beklenmeyen iyileşmeler. Çünkü
[0:32:43.519] nörodejeneratif hastalıklarda genelde iyileşme beklenmez. İtalya'da bir
[0:32:48.519] Parkinson uzmanı da bu sistemi inceledi ve sonuçları faydalı buldu. Tremorları,
[0:32:54.840] hareketleri ve diğer parametreleri çok hassas şekilde ölçtü. Çünkü kliniği
[0:33:00.679] tamamen Parkinson hastalarına odaklı. Siz onların sistemi kullandığını
[0:33:05.600] biliyordunuz ama bununla ilgili bir çalışma yapmayı planladıklarını
[0:33:09.679] bilmiyordunuz, değil mi? Ya da belki sistemi aldıklarını biliyordunuz ama
[0:33:14.240] araştırma amacıyla kullanacaklarını bilmiyordunuz.
[0:33:18.519] Biz tamamen bağımsızız. Bu yüzden özellikle Amerika'da sonuçlar hakkında
[0:33:23.720] konuşamıyoruz. Mevzuat ve uyum kuralları çok sıkı ama hangi alanlarda
[0:33:29.000] kullanıldığını söyleyebiliyoruz ve o kullanım alanlarını elbette
[0:33:32.840] konuşabiliriz. Peki bu çalışma ne kadar sürdü?
[0:33:36.840] İtalya'da yapılan çalışmada hastalar klinikte 2 hafta boyunca takip edildi.
[0:33:40.360] Yani onlarla geçirilen süre toplamda 2 haftaydı. Bu uygulama devam eden diğer
[0:33:45.799] tedavilere ek olarak yapıldı değil mi? Zaten tek bir müdahalenin sihirli bir
[0:33:51.120] çözüm olması mümkün değil. Ama etkisini ayırt edebiliyorlar. Hastanın bir seyir
[0:33:56.279] grafiği oluyor. Çoğu zaman belli bir noktaya kadar ilerliyor. Sonra adeta
[0:34:00.120] plato yapıyor ve artık gelişme duruyor. Tam bu duraklama döneminde yeni bir
[0:34:03.720] müdahale eklendiğinde ve tekrar bir ilerleme görülürse bunu büyük ölçüde o
[0:34:07.760] eklenen müdahaleye bağlıyorlar. Yani değişimin kaynağının o olduğunu
[0:34:11.280] düşünüyorlar. Ayrıca kalp atış hızı değişkenliği üzerinde de etkisi var. Bu
[0:34:15.760] da bildiğimiz gibi sağlık açısından çok güçlü bir veri olarak kabul ediliyor. Bu
[0:34:20.359] büyük bir etken ve sporcuların kalp ritmi değişkenliği için de çok önemli.
[0:34:24.800] Kalp atım değişkenliği dediğimiz o ölçümü eminim sen de daha önce
[0:34:28.320] görmüşsündür. Tabii ama açıklar mısın? Kalp atış hızı değişkenliği otonom sinir
[0:34:34.040] sisteminin ne kadar dengede olduğunu gösterir. Kalp atışları arasındaki zaman
[0:34:39.000] farkını ölçer ve aslında burada yüksek bir değişkenlik istenir. Bu sistemin
[0:34:44.480] sağlıklı ve esnek olduğunu gösterir. HV'yi değerlendirmek için birçok
[0:34:49.399] parametre var ama en yaygın iki tanesi stres indeksi ve parasempatik aktivite.
[0:34:55.720] parasempatik taraf yani dinlen ve sindir modu bedenin sakin ve toparlanma halini
[0:35:01.440] temsil eder. Ya Almanya'da bir doktorun yaptığı çalışmada stres indeksinde
[0:35:06.560] %45'lik bir azalma, parasempatik aktivitede ise %19'luk bir artış
[0:35:12.680] görüldü. Ölçümler sürekli takip cihazıyla yapıldığı için değişimler
[0:35:17.240] dakika dakika izlenebildi ve ölçümü göğsü saran bir bandla yaptılar, değil
[0:35:21.400] mi? Çünkü bu cihazlar tam anlamıyla klasik bir saat gibi basit sensörler
[0:35:24.440] değil. Doğru. Ve bu karmaşık bir sistem. 8000
[0:35:27.880] ya da bir sistem olacak. Ama insanların şunu bilmesi önemli.
[0:35:32.200] Çünkü benim öğrendiğim şey şu: Yüzükler, hup gibi cihazlar ya da diğer kişisel
[0:35:36.040] ölçüm araçları tek başına yeterli olmayabiliyor. Önce gerçekten güvenilir
[0:35:39.520] bir sistemle mesela göğüs bandı gibi klinik doğruluğa daha yakın bir cihazla
[0:35:43.040] bir başlangıç değeri yani bir baz çizgisi oluşturman gerekiyor. Doğru bir
[0:35:46.520] referansın olduktan sonra diğer giyilebilir cihazlarla değişimleri takip
[0:35:50.200] etmek daha anlamlı ve daha güvenilir oluyor. Bence bu tür giyilebilir
[0:35:53.760] cihazlar iyi birer gösterge olabilir ve insanın kendini yine kendisiyle
[0:35:57.960] kıyaslaması açısından işe yarar. Ama örneğin bir yüzük VO2 max ölçtüğünü
[0:36:03.200] söylediğinde bu aslında metabolik bir parametre ve doğrudan o şekilde
[0:36:07.200] ölçülemez. Yüzük sana bir tahmin sunar ama gerçek VO2 max ölçümü için maske
[0:36:12.760] takılan kapsamlı bir metabolik test gerekir. Burada ise göğüs bandı
[0:36:16.839] kullanılıyor. Yani veriyi çok daha güvenilir bir ölçüm aracıyla alıyorsun.
[0:36:20.920] Gözlemlediğimiz şu yaklaşık 7-8 dakikada stres seviyesi düşmeye başlıyor.
[0:36:26.280] Parasempatik sistemin yani dinlen ve sindir modunun belirgin şekilde
[0:36:30.560] yükselmesi ise genelde 13-14 dakikayı buluyor. Bu yüzden her iki etkiden de
[0:36:35.800] tam fayda sağlamak için en az 20 dakika öneriyoruz. Ama diyelim ki sadece 10
[0:36:40.400] dakika yatmadan önce kullandın. Eğer cihaza alışkınsan uykuya çok daha
[0:36:45.000] dengeli bir sinir sistemiyle girersin ve gecen belirgin şekilde daha iyi geçer. E
[0:36:49.880] 20 dakika ideal süre. Bu nedenle pek çok kişi bunu uyku protokolünün bir parçası
[0:36:55.079] olarak kullanıyor. Bu gerçekten çok ilginç. Çünkü aslında
[0:36:58.079] yaptığınız şey bedenin kendi biyolojik sinyal mekanizmasını adeta taklit etmek
[0:37:03.880] gibi. Beden aslında sürekli dengeye geri dönmek ister. İster hormonlar olsun,
[0:37:08.839] ister HRV ya da başka bir sistem hepsi dengede kalmaya çalışır. Bu yüzden bir
[0:37:14.040] iyileşme olduğunda ölçebileceğin ilk şeylerden biri bu denge göstergeleridir.
[0:37:19.359] Örneğin enflamasyonu azalttığında kalp atış hızı değişkenliğinde de bir
[0:37:23.960] iyileşme görebilirsin. Şunu gerçekten merak ediyorum. Mitokondri fonksiyonunu
[0:37:29.240] çıplak gözle göremiyoruz. Proteinlerin doğru katlanıp katlanmadığını da
[0:37:35.119] doğrudan gözlemleyemiyoruz, değil mi? Peki bunu nasıl ölçtüler? Hastalık
[0:37:40.119] sonuçlarına bakmadan gerçekten proteinlerin olması gerektiği gibi
[0:37:44.760] katlanıp katlanmadığını anlamak için yapılan spesifik bir ölçüm vardı
[0:37:49.960] sanırım. Yanlış hatırlamıyorsam bununla ilgili klinik bir kanıt da vardı.
[0:37:55.599] Evet. Bu gerçekten çok güçlü bir çalışmaydı ve alanının en saygın
[0:38:00.000] dergilerinden birinde yayımlandı. İyi. Proteinlerin katlanmasını doğrudan
[0:38:04.560] göremiyorlar. Tabii o kadar küçükler ki mikroskopla bile bu süreci izlemek
[0:38:09.280] mümkün değil. Ama şu yöntemi kullanıyorlar. Önce işlevsel yani canlı
[0:38:14.560] proteinler alıyorlar ve onlara bilinçli olarak hasar veriyorlar. Bu hasar
[0:38:19.280] kimyasal olabilir, ısı kaynaklı olabilir ya da oksidatif olabilir. Sonra iki
[0:38:24.079] farklı cihazla işlem yapıyorlar. Biri aktif cihaz, diğeri ise dışarıdan
[0:38:29.079] tamamen aynı görünen ama aslında etkisiz olan şam yani placebohaz. Proteinler hem
[0:38:36.280] hasar öncesinde hem hasar sonrasında bu iki farklı cihazla karşılaştırmalı
[0:38:41.640] olarak işleme tabi tutuluyor. Hasar verildiğinde proteinlerin büyük kısmı
[0:38:47.000] işlevini kaybediyor. Genelde sadece %10 ila %30'u çalışır durumda kalıyor.
[0:38:53.160] Ardından uygulama yapılıyor ve tekrar ölçüm alınıyor. Kaç proteinin yeniden
[0:38:58.520] işlevsel hale geldiğine bakılıyor. Örneğin oksidatif hasarda aktif cihazla
[0:39:04.079] işlem sonrası %45 daha fazla canlı ve işlevsel protein tespit edilmiş. Yani
[0:39:10.359] proteinleri doğrudan görmüyorlar ama işlevlerine bakarak yeniden doğru
[0:39:15.440] şekilde katlanıp katlanmadıklarını anlayabiliyorlar. Peki DNA ile
[0:39:19.560] bağlantısı nedir? DNA korunmak için hücre çekirdeğinde tutulur ama buna
[0:39:25.319] rağmen yine de hasar alır. Oksidatif hasar oluşur ve bu hasarın doğru şekilde
[0:39:31.480] onarılması hayati önem taşır. Bu etkiyi değerlendirmek için DNA'daki çift zincir
[0:39:38.839] kırıklarına bakıldı. Yani sarmalın her iki tarafının da kırıldığı en riskli
[0:39:45.040] hasar türüne nano V kullanıldığında ve kullanılmadığında oluşan kırık sayıları
[0:39:52.040] karşılaştırıldı. Sonuçta nanove kullanımıyla hasarın %15
[0:39:57.920] ile %35 arasında daha az olduğu görüldü. Bu da çok önemli bir fark.
[0:40:03.800] Dinleyicilerime biraz açıklama yapmak istiyorum. Çünkü beni daha önce bu
[0:40:07.599] sistemi gösterirken hiç görmediler. Senin ve Nano V teknolojisinin yer
[0:40:12.280] aldığı platformlar o kadar önemliydi ki ister satın alabilsinler ister
[0:40:16.880] almasınlar, insanların dünyada gerçekten iyileşme ve onarım üzerine çalışan
[0:40:22.200] teknolojiler olduğunu bilmesi gerektiğini düşündüm. E mesela
[0:40:26.079] konuştuğunuz sahnelerden biri 360 Abandance'tı. Peter Diamandis'in oldukça
[0:40:32.359] seçkin ve kapalı katılımlı konferanslarından biri. Orada sunum
[0:40:36.640] yaptın değil mi? Evet. Cihazı oraya götürdük.
[0:40:40.000] Katılımcıların deneyimleyebilmesi için bizi özellikle davet ettiler ve etkinlik
[0:40:44.560] boyunca cihaz oradaydı. Yani sıradan bir konferans gibi değil. Gel ücretini öde
[0:40:49.560] katıl tarzı bir etkinlik değil. Genelde en yeni şirketleri tercih ediyorlar.
[0:40:53.960] Çünkü en son çıkan teknolojileri görmek istiyorlar. Biz aslında yeni bir şirket
[0:40:58.680] değildik ama yine de davet edilmek ve o platformda yer almak bizim için çok
[0:41:03.160] değerliydi. Ayrıca tamamen longevity odaklı, oldukça küçük ve seçkin bir
[0:41:08.319] mastermind olan Dinci 50'ye de katıldık. Nano'yi orada sunmak gerçekten çok özel
[0:41:13.280] bir deneyimdi. Evet, cihazı kullananlar arasında performans sporcuları,
[0:41:17.560] atletler, oyuncular, iş insanları var. Elbette maddi olarak karşılayabilen,
[0:41:21.599] satın alabilenler ama mesele sadece bu değil. Aynı zamanda güveniyorlar da.
[0:41:25.839] Evet. En tanınmış kullanıcımız yıllar önce Papa Francis. İnanılmaz. Peki bu
[0:41:33.520] cihazdan nasıl haberdar oldu?
[0:41:38.599] İtalya'da çok tanınmış bir longevity hekimi olan Dr. Gallinberty, Avrupa'daki
[0:41:44.160] bu alanın öncülerinden biri. Papa bir ameliyat geçirmişti ve yaşı da ileri
[0:41:49.520] olduğu için toparlanma sürecini desteklemek amacıyla cihazı o önerdi. Bu
[0:41:54.920] tavsiye sonrasında Nano cihazı Vatikan'da kabul edildi ve kullanılmaya
[0:42:00.640] başlandı. Peki ameliyata nasıl yardımcı oluyor? Daha hızlı onarım ve
[0:42:05.319] rejenerasyonla sanırım. Bu arada çok ilginç. Dinleyicilerim biliyor. Nisan
[0:42:10.280] ayında Austin'de Robert Whitfield'la bir operasyon geçirdim. Onun kliniğinde de
[0:42:16.520] cihaz var. Hatta sanırım birden fazla. Çünkü ameliyat sonrası iyileşme
[0:42:21.960] sürecinde seni lenfatik drenaj cihazlarına alıyorlar ve aynı anda nano
[0:42:27.960] ve teknolojisini de sürece dahil ediyorlar. İnsanların çok daha hızlı bir
[0:42:34.240] şekilde şifaileşmesi amacıyla o birden fazla sistemi bir araya getirip
[0:42:40.400] harmanlıyor. O çok iyi bir hekim. Harika biri. Çünkü bu teknoloji çok temel bir
[0:42:46.559] yere dokunuyor. Ne yapıyorsan onun etkisini güçlendiriyor. Ben sadece bu
[0:42:52.200] olsun başka bir şeye gerek yok demiyorum. Lenfatik drenaj çok iyi bir
[0:42:57.200] yöntem. Detoks yapıyorsun ve beden o sırada ciddi bir temizlik sürecinden
[0:43:02.520] geçiyor. Böyle bir anda nanove eklemek çok mantıklı. Beden zaten yoğun
[0:43:07.880] çalışırken sen de ona destek vermiş oluyorsun. Eminim herkes bu cihaza
[0:43:13.000] ulaşamayabilir. Peki insanlar kendi başlarına neler yapabilir? Belki makine
[0:43:18.119] kadar güçlü değil ama yine de etkili olabilecek düzenli müdahaleler neler?
[0:43:23.000] Eee sen pek çok konferansta bulundun, sunumlar yaptın. Proteinlerin kötü
[0:43:27.920] katlanmaması için ya da en azından süreci desteklemek adına insanlara ne
[0:43:32.680] önerirsin? Ne yapmalarını ya da yapmamalarını söylersin? Öncelikle iyi
[0:43:37.480] bir yaşam tarzı, oksidatif hasarı artıran her şeye dikkat etmek gerekiyor.
[0:43:43.400] Bedenine ne sürdüğün, ne yediğin, neye maruz kaldığın önemli. Buna güneş de
[0:43:48.880] dahil. Çünkü radyasyonun zarar verici bileşenleri var. Yani sistem üzerindeki
[0:43:55.119] yükü azaltmak. En temel ve en güçlü adım. Zaten yapmamız gereken şey bu.
[0:44:01.680] Doğal ortamlar da var ama çoğu insan için biraz uzak ve erişmesi zor
[0:44:06.119] olabilir. Mesela su kenarındaysan, suyun üzerinde hafif bir sis varsa ve
[0:44:12.520] güneş ışığı o sisin içinden geçiyorsa o ışık bizim kullandığımız dalga boylarını
[0:44:18.559] su damlacıklarına aktarıyor ve sen de onu soluyorsun. Ya da güneş ışığının
[0:44:24.079] içinden geçtiği bir şelalenin yanında durduğunu düşün. Doğada böyle ortamlar
[0:44:29.920] var. Belki de doğadayken kendimizi bu kadar iyi hissetmemizin nedenlerinden
[0:44:35.760] biri bu. Yani çok ilginç. O zaman şöyle. Temelde güneş ışığının su
[0:44:41.280] damlacıklarından geçmesine benziyor. Evet. Aslında yaptığımız şey buna çok
[0:44:45.359] benziyor. Burada ışığı kullanıyoruz ve güneş ışınlarının bir kısmı da aynı
[0:44:49.359] dalga boylarını içeriyor. Ama şunu unutmamak lazım. Bunu sadece bir
[0:44:52.760] bardağın içine ışık tutarak elde edemezsin. Çünkü bu yapı yalnızca
[0:44:56.280] yüzeylerde oluşur ve bir bardakta oluşabilecek yüzey alanı oldukça
[0:44:59.839] sınırlıdır. Evet, anlıyorum. Yani bu etkiyi elde
[0:45:02.119] etmek için süreç gerçekleşirken aktif olarak uygulamak gerekiyor.
[0:45:05.040] Evet, bunu birebir kopyalamak kolay değil ama bu onun dışında sağlığın için
[0:45:10.079] çok güçlü ve faydalı adımlar atamayacağın anlamına gelmez. Yani
[0:45:15.559] sanırım makineyi 8 yıl önce fark edip kullanmaya başlamakla akıllılık ettim.
[0:45:21.559] Başlarda cihaz neredeyse tamamen kronik hastalıklar için kullanılıyordu.
[0:45:26.319] Gerçekten aklına gelebilecek her kronik tablo vardı. Hepsiyle karşılaştık. Sen
[0:45:31.359] ise ben bunu hastalık için değil, wellness için, longevity için, sağlıklı
[0:45:36.680] ve uzun bir health spen için kullanmak istiyorum diyen ilk kişilerden biriydin.
[0:45:41.440] Yani bu bakış açısının en başındaydın. Bu bir medikal cihaz değil. Resmi olarak
[0:45:46.240] tescilli ya da ruhsatlı bir tıbbi cihaz statüsünde değil. Ama yapısı ve çalışma
[0:45:50.079] prensibi bir medikal cihaz gibi tasarlanmış.
[0:45:52.480] Avrupa'da, İngiltere'de ve Amerika'da medikal cihaz statüsünde, Türkiye'de ise
[0:45:56.839] wellness cihazı olarak geçiyor. Peki İsviçre'de bir tıbbi cihaz olarak mı
[0:46:00.720] geçiyor? Almanya'da yani tüm Avrupa Birliği'nde medikal cihaz statüsünde
[0:46:06.440] İngiltere'de de öyle. Amerika'da da aynı şekilde tüm bu ülkelerde medikal olarak
[0:46:11.040] geçiyor. Peki hangi endikasyon ya da hangi kullanım amacı için medikal cihaz
[0:46:15.480] olarak tescilli? Class 1 bir cihaz. Yani hastalık tedavisi için kayıtlı değil. Bu
[0:46:21.160] yüzden herhangi bir hastalığa yönelik tedavi iddiasında bulunamıyoruz. İşte bu
[0:46:26.280] yüzden bu kadar temkin yani medikal cihaz standartlarında
[0:46:29.680] üretiliyor. Evet. En yüksek kalite ve üretim kriterlerine göre tasarlanıp
[0:46:35.000] monte ediliyor. Doğru. Demek istediğim bu. Avrupa'da bir cihazın medikal cihaz
[0:46:39.079] standartlarını karşılaması için gerçekten çok yüksek kriterleri
[0:46:41.680] sağlaması gerekir. Bu da oldukça üst düzey bir standart demek. Tabii her şeyi
[0:46:45.760] test ediyorsunuz. C işareti var. Yani Avrupa
[0:46:48.720] standartlarına uygun. Ben de mesela Weberlacer'dan en yeni lazer başlığını
[0:46:55.480] aldım. Satışa çıkabilmeleri için C sertifikasını uzun süre beklemek zorunda
[0:47:01.800] kalmışlar. Gerçekten çok heyecanlıyım. Onu takacağım ve bunu da birlikte
[0:47:07.800] kullanacağım. Ne olacağını bilmiyorum ama şunu
[0:47:12.119] öğrendim. Bunu günün geç saatlerinde yapmamalıyım. Çünkü saatlerce uyanık
[0:47:16.280] kalabiliyorum. Ama tüm bu ülkelerde cihaz medikal cihaz statüsünde geçiyor.
[0:47:20.920] Tek başına bir tedavi olarak değil diğer tedavileri destekleyen ve onların
[0:47:24.839] etkisini güçlendiren bir sistem olarak konul.
[0:47:27.079] Herhangi bir hastalık için özel bir tedavi olarak geçmiyor. Aslında sadece
[0:47:32.160] medikal cihaz standartlarını karşılıyor. Ayrıca iyileştirir ya da tedavi eder
[0:47:38.040] gibi tıbbi iddialarda bulunmamız da mümkün değil. Hans'ın bir keresinde şunu
[0:47:42.359] söylediğini duymuştum. Aslında bunu özellikle tercih ediyorsunuz. Çünkü eğer
[0:47:46.280] bir hastalıkla resmi olarak ilişkilendirilirse o zaman cihaz sadece
[0:47:50.559] o hastalık için konumlandırılmak zorunda kalır. Başka alanlarda kullanımı
[0:47:54.640] kısıtlanır. Yani kapsamı daralmış olur. Tek bir hastalık için endikasyon almak
[0:47:58.119] gerekiyor ve bunun test süreçleri son derece pahalı. Böyle bir yola girilirse
[0:48:01.880] hem maliyet çok artar hem de cihaz herkes için erişilebilir olmaktan çıkar.
[0:48:06.040] Evet. Bu yüzden belirli bir hastalık için özel bir kayıt sürecine
[0:48:09.040] girmediğinizi biliyorum. Bunun arkasında bilinçli bir tercih ve önemli bir neden
[0:48:12.920] var. Bu yüzden bazı hastalık alanlarında çalışmalar yapılıyor. Şu anda mesela
[0:48:16.160] yara iyileşmesi üzerine giden bir çalışma var ve sonuçlar oldukça iyi
[0:48:18.920] görünüyor. Bu tamamen bizden bağımsız yürütülüyor. Biz bunu yayımlamıyoruz ya
[0:48:22.040] da tedavi iddiası olarak kullanmıyoruz. Ama ameliyat sonrası toparlanma gibi
[0:48:25.440] alanlarda gözlemlenen etkiler o doktorun kendi çalışmasını yapma motivasyonunu
[0:48:29.280] oluşturdu diyebiliriz. Bence artık giderek daha fazla insan bedenini daha
[0:48:34.040] hızlı nasıl iyileştirebileceğinin farkında. Daha fazla doktor da bunun ne
[0:48:38.800] yaptığını anlamaya başlıyor. Podcast'timi izleyen doktorlar olduğunu
[0:48:43.160] biliyorum. İlgi duyanlar mutlaka sizinle iletişime geçebilir. Muhtemelen üretim
[0:48:48.920] arttıkça maliyet de düşer. Özellikle on binler seviyesinde üretim yapılabilirse
[0:48:54.880] fiyatların da daha erişilebilir hale gelmesi mümkün olabilir. Bir de
[0:48:58.880] gerçekten çok sağlam taşıma çantası var ama ben onu elde taşımadım. Direkt
[0:49:04.520] bavula verdim. O taşıma kutusu adeta askeri tip bir kasa gibi. Hani
[0:49:10.760] havalimanında valizleri nasıl fırlattıklarını
[0:49:14.720] biliyorsun. Bu makine New York'ile Türkiye arasında benimle defalarca
[0:49:21.680] seyahat etti ve hiçbir sorun yaşamadı. Gerçekten çok sağlam. Bugüne kadar hiç
[0:49:27.920] hasar gören bir cihaz olmadı. Bu arada eğer birinde varsa el bagajı olarak
[0:49:34.319] uçağı alabiliyor. Çünkü medikal cihaz statüsünde. Eğer bagaja verirsen de
[0:49:40.720] medikal cihaz olduğu için ek ücret ödemen gerekmiyor. Anladığım 40 years of
[0:49:45.960] zen aslında sistemi kullanmaya, programa gelen CEO'lar ve üst düzey katılımcılar
[0:49:49.319] kendi cihazlarını getirmeye başlayınca karar vermiş. Onlar da bunu görünce
[0:49:52.760] tamam o zaman biz de bunu sürece dahil edelim demişler. Bu iki kişi Dave
[0:49:55.640] Aspray'in geliştirdiği 40 years of Zen'de rekor kırdı. Bunun üzerine onlar
[0:49:58.720] da demek ki burada bir şey var diye düşünmeye başladı. Bence bu herkesin
[0:50:02.240] sahip olmak isteyeceği ya da evinde bulunduracağı bir sistem değil. Zaten
[0:50:06.280] herkes teknolojiyle bu kadar içe yaşamak istemeyebilir ama faydası olduğu şey o
[0:50:10.559] kadar temel ki protein katlanmasını ve onarım sürecini ilk öğrendiğimde
[0:50:15.160] gerçekten bakış açım değişmişti. Proteinlerin doğru formu alması için
[0:50:19.319] beden sürekli enerji harcıyor. Eğer bu süreci destekleyen bir sistem varsa
[0:50:23.640] beden her şeyi tek başına yapmak zorunda kalmıyor. Yani mesele şu: Bedenin yükünü
[0:50:28.280] hafifletiyorsun. Sürekli kendi enerjisini harcayarak doğru katlanmayı
[0:50:32.440] sağlamak zorunda kalmıyor ve bu da genel dengeyi korumada büyük bir fark
[0:50:36.240] yaratıyor. Her şeyi destekliyor. Bedenin zaten
[0:50:39.440] yapması gereken şeyi yapmasına yardımcı oluyor. Asıl kilit nokta bu. Yani
[0:50:42.359] sistemi zorlamıyor, yönünü değiştirmiyor. Sadece doğal işleyişi
[0:50:44.960] destekliyor. Bu yüzden de bir yan etkisi yok. bilinen bir zarar potansiyeli
[0:50:47.640] bulunmuyor. Hadi biraz bu makineye sahip olan birkaç
[0:50:50.280] isim verelim. İnsanlar bunu duyunca daha çok heyecanlanıyor.
[0:50:53.160] Tamam. Tony Robinson birden fazla cihazı var. Geninet Paltrov da kullanıyor.
[0:50:59.240] Hatta çok güzel bir paylaşım yapmıştı. Nasıl çalıştığını bilmiyorum ama
[0:51:04.160] bayılıyorum gibi bir şey söylemişti. Zaten nasıl çalıştığını bilmesi
[0:51:09.160] gerekmiyor. İşe yaradığını hissetmesi yeterli. profesyonel sporculardan da
[0:51:15.200] kullananlar var. Mesela Chicago Cups'ın starting pitcher'ı Mat Boy takımı
[0:51:21.160] playoff'lara taşıdı. Nick Falls ise Super B kazanan bir quarterback. Tabii
[0:51:27.000] Dave Aspr'yi de unutmamak lazım. Yıllardır kullanıyor. Muhtemelen senden
[0:51:32.280] bile daha uzun süredir. Ben Greenfield ve başka kimler var diye düşünüyorum.
[0:51:42.160] Papa Francis de kullandı. Evet, anladığımız kadarıyla hayatının son iki
[0:51:45.960] yılında cihazı düzenli olarak kullanmış. Bu gerçekten dikkat çekiciydi. Ayrıca
[0:51:50.559] Papa'dan bir teşekkür mektubu da var. Sanırım sitenizde benimle ilgili bir
[0:51:54.680] sayfa vardı, değil mi? İstersen onu güncelleyelim. Eğer yoksa da podcastte
[0:52:00.040] ekleriz. 2 yıl önce web sitemi yaparken siz de bana özel bir link ve sayfa
[0:52:05.280] açmıştınız. Eğer o sayfa hala duruyorsa yenileyelim. Yoksa baştan oluşturalım.
[0:52:12.040] İnsanlar ilgilenirse iletişime geçebilsin. Ne işe yaradığını
[0:52:16.119] anlayabilsin. Belki o sayfanın uzantısı neydi tam
[0:52:19.440] hatırlamıyorum ama yeniden oluşturabiliriz. Basit bir sayfa yapıp
[0:52:23.480] şöyle diyebiliriz. Biliyorum Van Greenfield gibi isimler için özel
[0:52:26.880] sayfalar yapıyorsunuz. Aynısını burada da yapabiliriz. Mesela Esra ya da Doktor
[0:52:31.400] Esra gibi bir uzantı oluşturabiliriz. Hangisi uygunsa insanlar siteye
[0:52:35.520] girdiğinde ne olduğunu net anlayabilsin istiyorum. Çünkü site çok iddialı
[0:52:39.799] vaatlerle dolu değil. Zaten tedavi iddiası da yok. Daha sade, daha ölçülü
[0:52:44.359] ve kendi kendini anlatan bir yapısı var. Ama benim bu podcastteki amacım herkesin
[0:52:49.440] zaten bildiği şeyleri tekrar etmek değil. Daha az konuşulan bilgileri
[0:52:54.040] getirmek. İnsanların dünyanın nereye doğru gittiğini görmesini sağlamak. Her
[0:52:59.200] gün kaçınılmaz olarak maruz kaldığımız hasarlarla yaşıyoruz. Ve artık bu hasarı
[0:53:04.559] onarmayı destekleyen teknolojiler var. İnsanların bundan haberdar olmasını
[0:53:09.599] istiyorum. Geçenlerde bir konferanstaydım ve sen oradayken sadece
[0:53:13.640] kısa bir sürede bile birkaç kişi yanıma gelip seni ne kadar sevdiklerini
[0:53:17.280] söyledi. Podcastini çok sevdiklerini söylediler. En çok da neyi sevdiklerini
[0:53:22.240] biliyor musun? Ne kadar gerçek ve samimi olduğunu. Biz de seninle ilgili en çok
[0:53:27.119] bunu takdir ediyoruz. Çok teşekkür ederim Rovena İstanbul'a
[0:53:30.880] gelip podcast'time konuk olduğun için de ayrıca çok teşekkür ederim. Eminim
[0:53:35.280] önümüzde daha konuşacağımız, paylaşacağımız uzun yıllar var.
[0:53:39.359] Benim için bir zevkti. Teşekkür ederim.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder