Hipotalamik Programlama & Longevity

Dr. Sheldon Jordan, MD

Ayık Kafa’da Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin 108. podcast konuğu Dr. Sheldon Jordan, MD. Bu bölümde Ayık Kafa podcast, longevity dünyasının en tartışmalı ve en heyecan verici sorularından birine odaklanıyor: Biyolojik yaşlanma saati gerçekten sıfırlanabilir mi?

A work team around the desk

Özet

Nörolog Dr. Sheldon Jordan, MD sinir sistemi hastalıkları üzerine uzmanlaşmıştır. Özellikle nörotoksisite, çevresel toksinlerin beyin üzerindeki etkileri ve kronik hastalıklarla ilişkileri üzerine çalışmalarıyla bilinir. Başarılı hekim, longevity konularında farkındalık oluşturan konuşmalar ve yazılar da üretir.

Dr. Sheldon, yaşlanmanın merkezinde yer alan hipotalamusun; enflamasyon, hormonlar, bağışıklık sistemi ve beyin sağlığını nasıl yönettiğini anlatıyor. Yapılan deneyler, bu yaşlanma saatinin bozulduğunda organizmanın hızla yaşlandığını, onarıldığında ise gençleşebildiğini gösteriyor.

Bölümde ayrıca eksozomlar, kök hücre sinyallemesi ve hedefe yönelik ultrason teknolojileri ile beynin nasıl non-invaziv şekilde yeniden programlanabileceği ele alınıyor. Neden çoğu eksozom tedavisinin başarısız olduğu, plazmaferez ile etkinliğin nasıl arttığı ve hedefe yönelik tedavinin neden kritik olduğu detaylıca açıklanıyor.

Bunun ötesinde Alzheimer, Parkinson ve nörodejeneratif hastalıkların artışı; enflamasyon, insülin direnci ve modern beslenme ile ilişkilendirilerek ele alınıyor.

Beyin sağlığı, yaşlanma ve geleceğin tedavileri hakkında derin bir perspektif arıyorsanız bu bölüm kaçırılmamalı.

Dr. Sheldon Jordan, MD Web sitesi: https://www.neurologysantamonica.com/about/

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/

00:00-04:57 Giriş. Dr. Sheldon Jordan’ın tanıtılması.
04:57-08:40 Biyolojik Yaşlanma Saati Nedir?
08:40-14:32 Hipotalamus: Yaşlanmanın Kontrol Merkezi
14:32-17:35 Eksozomlar: Hücreler Nasıl Gençleşiyor?
17:35-19:21 Beyni Resetleyen Ultrason Teknolojisi
19:21-20:15 Enflamasyon: Yaşlanmanın Gizli Nedeni
20:15-20:38 Hormonlar ve Bağışıklık: Neden Yaşlanıyoruz?
20:38-24:40 Melatonin ve Epifiz Bezi: Yaşlanmanın Düşüşü
24:40-28:32 Neden Çoğu Eksozom Tedavisi İşe Yaramıyor?
28:32-28:50 Burundan Kök Hücre Gerçekten İşe Yarıyor mu?
28:50-29:00 Plazmaferez: Etkiyi Nasıl Artırıyor?
29:00-33:59 Ultrason Beyni Nasıl Hedefliyor?
33:59-37:02 Biyolojik Yaş Nasıl Ölçülür?
37:02- 46:44 Alzheimer Durdurulabilir mi?
46:44-50:15 Nörodejeneratif Hastalıklar Neden Artıyor?
50:15-52:57 Gençleşme Ne Kadar Sürüyor?
52:57-55:39 Kapanış.

*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Transkrİpt


[0:00:00.120] Yaşlanma süreci nedir ve bunu tersine çevirmek için neyi hedefliyoruz?

[0:00:03.639] Yaşlanma aslında düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerleyen bir süreç. Bu model

[0:00:08.000] sistemlerde gördüğümüz şey şu: Canlıyı belirli koşullara aldığınızda adeta

[0:00:11.639] yeniden gençleşiyor. Sanki bir [müzik] biyolojik saat var. Onu bozduğunuzda

[0:00:15.000] organizma hızla yaşlanıyor. Onardığınızda ise genç kalabiliyor. Yani

[0:00:18.160] bu saati bir anlamda sıfırlamak mümkün gibi görünüyor. Kendi deneyimlerimize

[0:00:21.199] baktığımızda sadece ultrason kullanarak yaklaşık %80 oranında iyileşme

[0:00:24.840] gözlemledik. Üstelik bu yöntem oldukça güvenli ve nispeten düşük maliyetle. Ben

[0:00:28.679] de bunu kendi üzerimde uyguladım. 76 yaşındayım ama biyolojik göstergelerime

[0:00:32.239] baktığınızda 50'li yaşlarımda görünüyorum. Bu yüzden biri zamanı geri

[0:00:35.680] alamazsınız ya da Alzheimer tersine çevrilemez dediğinde ben bunu bir sınır

[0:00:39.440] değil bir meydan okuma olarak görüyorum. Son zamanlarda MS, ALS, Alzheimer ve

[0:00:44.360] otizm gibi hastalıkların [müzik] sayısında adeta bir patlama var. Sizce

[0:00:47.800] bunun sebebi ne? Bu harika bir soru. Sanırım bunu

[0:00:50.800] konuşmak için ayrı bir podcast yapmamız gerekecek ama.

[0:00:54.320] Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığı

[0:00:58.800] ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, hayat

[0:01:02.320] kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,

[0:01:06.040] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,

[0:01:10.600] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son

[0:01:14.400] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım

[0:01:19.640] sohbetler artık her hafta Ayıktafa podcastı.

[0:01:23.560] Ayıktafa podcast'e hoş geldiniz. Bugün konuğum Doktor Sheldon Jordan. Nörolog,

[0:01:29.280] rejeneratif tıp alanında öncü bir isim ve beyin sağlığı ile longevity konusunda

[0:01:34.320] mümkün olan tüm teknolojileri uygulayan bir uzman. Bu bölümde oldukça çarpıcı

[0:01:39.200] bir fikri ele alıyoruz. Biyolojik yaşlanma saatimiz beynimizin kontrol

[0:01:43.640] merkezi olan Hipotalamus tarafından yönetiliyor olabilir ve eğer doğru

[0:01:47.880] şekilde hedefleyebilirsek yaşlanmanın bazı etkilerini yavaşlatmak hatta

[0:01:52.680] tersine çevirmek mümkün olabilir. ve kök hücre sinyallemesinden beyin

[0:01:58.200] fonksiyonlarını invaziv olmayan yöntemlerle etkileyebilen ultrason

[0:02:02.320] teknolojilerine, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklar için geliştirilen yeni

[0:02:07.119] yaklaşımlara kadar bu sohbet nörobilim, longevity ve rejeneratif tıbbın kesişim

[0:02:12.640] noktasına odaklanıyor. Eğer yaşlanmanın gidişatını gerçekten değiştirmeye ne

[0:02:17.319] kadar yaklaştığımızı ve bunun beyniniz, bedeniniz ve geleceğiniz için ne anlama

[0:02:22.319] gelebileceğini merak ediyorsanız bu bölüm size tamamen yeni bir bakış açısı

[0:02:26.800] sunacak. Üniversiteyi sadece [müzik] dersler, vizeler, finaller olarak

[0:02:31.040] düşünme. Asıl mesele okurken [müzik] kendini keşfetmek, üretmek, projelerde

[0:02:35.840] yer almak ve mezun olmadan gerçek dünyayı tanımaya [müzik] başlamak. Bir

[0:02:39.720] yandan psikolojiyle insanı daha iyi anlayabildiğin, beslenme ve sağlık

[0:02:43.751] [müzik] bilimleriyle iyi yaşamanın ne demek olduğunu öğrendiğin, mühendislik

[0:02:48.519] ve yönetim bilişim sistemleriyle teknolojiyi, veriyi ve sistemi

[0:02:52.760] çözümleyebildiğin bir üniversite düşün. Yani sadece bilgi aldığın değil

[0:02:57.239] düşündüğün, ürettiğin ve fikirlerini hayata geçirebildiğin bir yer. [müzik]

[0:03:01.640] İstanbul Gedik Üniversitesi öğrencilik hayatını gerçekten yaşarken geleceğini

[0:03:06.400] kurabileceğin bir deneyim sunuyor. Ayikın daimi destekçisi Gedik Eğitim

[0:03:10.607] [müzik] Vakfı'na sağladığı katkı ile size dünyanın önde gelen uzmanlarını

[0:03:14.640] konuk olarak getirmeye devam ediyoruz. Siz de Ayık [müzik] Kafaya abone olarak

[0:03:19.200] destek verebilirsiniz. Dr. Sheldon Jordan Ayık Kafa podcast'ime

[0:03:23.480] hoş geldin. Senin gibi bu kadar yüksek başarıları olan bir nöroloğu konuk

[0:03:28.360] aldığım için gerçekten büyük bir onur duyuyorum. Çünkü neredeyse icat gibi

[0:03:33.400] diyebileceğim o kadar çok tedavin var ki. Bir insanda yanlış gidebilecek

[0:03:38.280] beynin neredeyse her kısmına dokunuyorsun. Otizmden Alzheimer'a,

[0:03:42.959] Parkinson'dan obsesif kompulsif bozukluğa kadar her şeye dokunuyorsun ve

[0:03:47.879] hiç durmuyorsun. Sürekli araştırıyorsun, araştırıyorsun. Yani seni sahnede birkaç

[0:03:53.159] kez izleme şerefine eriştim ve bu gerçekten büyüleyici. Enerjin,

[0:03:57.400] dayanıklılığın, zekan ve her şeyin cevabı bildiğimi düşünüyorum ama eminim

[0:04:02.280] dinleyicilerim de bunu öğrenmek için can atıyordur. Tekrar hoş geldin.

[0:04:06.920] Teşekkür ederim. O nedenle podcas'time senin dünya

[0:04:11.200] sahnesinde paylaştığın o büyüleyici konuyla başlamak istiyorum. Yani

[0:04:15.680] biyolojik yaşlanma saatiyle. Çünkü bugünlerde e bildiğin gibi herkes ömrü

[0:04:21.560] uzatmak ve health span'i artırmak konusunda adeta deyim yerindeyse kafayı

[0:04:27.240] bozmuş durumda. Ama yapabildiğimiz çoğu müdahale mesela takviyeler ya da yaşam

[0:04:32.759] tarzı değişiklikleri bence çok büyük fark yaratmıyor. Evet biraz daha

[0:04:37.479] sağlıklı olabiliyorsun ama çok şey değişmiyor ve ben Obride Grey gibi

[0:04:42.160] birçok kişiyle röportaj yaptım ve onlar da diyor ki teknoloji değişmezse bu iş o

[0:04:47.360] kadar kolay olmayacak ama sen öyle inanılmaz bir şey paylaşıyorsun ki bence

[0:04:52.800] onların haksız olduğunu gösteriyorsun. Peki bu biyolojik yaşlanma saati nedir?

[0:04:58.759] Oradan başlayalım. Bunu aslında ben keşfetmedim. Bu Albert

[0:05:04.320] Einstein e College of Medicine'daki bir grup tarafından keşfedildi Dr. Kai

[0:05:10.720] tarafından ve çok ilginç bir deney yaptı. Hipotalamus denilen beynin bir

[0:05:16.320] bölümünü kaplayan hücreleri seçici olarak hasara uğratmayı başardı ve bu

[0:05:22.479] çok sınırlı hasarı oluşturduğunda fare anında yaşlanıyor. Günler ya da

[0:05:28.560] birkaç hafta içinde tüyleri dökülüyor, kasları zayıflıyor. Hayvan bilişsel

[0:05:34.120] olarak geriliyor, cinsel olarak pasifleşiyor. Kemikleri kırılgan hale

[0:05:39.400] geliyor. Mmaya özgü olan her şey inanılmaz hızlı bir zaman diliminde

[0:05:47.000] gerçekleşiyor. Şimdi ilginç olan şu ki aynı modeli alıp

[0:05:52.199] genç bir hayvandan elde edilen kök hücrelerin ürettiği küçük parçacıklar

[0:05:57.080] olan egzozomları bu sisteme verdiğinde hayvan yeniden gençleşiyor. Tüyleri

[0:06:02.479] yeniden çıkıyor, kasları güçleniyor. Bilişsel olarak tekrar normale dönüyor.

[0:06:07.960] yeniden cinsel olarak aktif hale geliyor. Yani öyle görünüyor ki eğer bu

[0:06:13.080] saati bozarsan bir şey anında yaşlanıyor ve eğer onu onarırsan hayvan genç

[0:06:19.039] kalmaya devam ediyor. Bu yüzden biz de yıllar önce bu tür süreçlere ciddi

[0:06:24.199] şekilde ilgi duymaya başladık. Ama aynı zamanda son 45 yıldır beyne invaziv

[0:06:29.800] olmadan çok seçici şekilde bir şeyler iletmemizi sağlayan ultrason

[0:06:34.199] teknolojisini geliştiriyoruz. Yani ultrasonu alıp kafa derisinin dışına

[0:06:38.880] yerleştirebiliyorsun ve bu teşhis amaçlı kullanılan seviyede yani çok düşük

[0:06:44.199] enerjili bir şey. Ama bunu kullanarak damardan verilen egzozomları hedefe

[0:06:49.599] yönlendirebiliyorsun. Onların hedef bölgeye bu durumda seni ne

[0:06:54.240] kadar yaşlı olduğunu belirleyen saate tutunmasını sağlıyorsun ve görünüşe göre

[0:06:59.360] bu saati sıfırlayabiliyorsun. Ben bunu kendi üzerimde yaptım. 76 yaşındayım ve

[0:07:05.520] biyolojimin herhangi bir kısmına bakarsan 50'li yaşlarımdayım. Bu nedenle

[0:07:11.000] bunu araştırmak bizim için çok heyecan verici bir alan. Şu anda devam eden bir

[0:07:16.160] çalışmamız var. Global Alliance of Regenerative Medicine bünyesinde

[0:07:20.639] Bahamalarda yürütülüyor ve ayrıca X Price yarışmasının da bir parçasıyız. Bu

[0:07:26.400] yarışmada finalistiz ve umarız yaşı 10 yıldan fazla geri almayı

[0:07:31.080] başarabiliyoruz. Yani çok kısa ve net bir şekilde bunun nasıl gerçekleştiğini

[0:07:36.639] ve insanların aynı yöntemi nasıl kullanabileceğini

[0:07:40.479] anlattım. Ben Türkiye'ye döndüğümde senden duyduklarımı birçok kişiyle

[0:07:45.400] paylaştım ve damardan verilen bir egzozomun sistemde nasıl dolaşıp gidip

[0:07:51.360] beyne ulaştığını tam olarak anlayamadılar. Ama ondan önce daha fazla

[0:07:56.159] sorun var. Eğer bu saati nasıl geri çevirebildiğini biliyorsan ve bununla

[0:08:01.599] ilgili deneyler varsa hipotalamusun neden bu kadar önemli olduğunu bizimle

[0:08:06.919] paylaşabilir misin ve yaşlanma sürecinde tam olarak ne oluyor? Yani biz neyi

[0:08:11.639] tersine çevirmeye çalışıyoruz? Şöyle yaşlanmayla ilişkili olan her şeyi

[0:08:17.560] düşün. Öncelikle enflamasyondan başlayalım.

[0:08:21.639] Yaşlandıkça devreye giren çok çeşitli enflamatuar sinyaller oluyor ve bunlar

[0:08:27.039] temelde vücudun farklı bölgelerini parçalamaya başlıyor. Bağışıklık

[0:08:32.640] sistemin yaşlanıyor ve enflamasyon sistemi aktif hale geliyor. Bu da

[0:08:38.000] dokuları bozuyor. İlginç olan şu ki iki ana antienflamatuar sistemin bu beyin

[0:08:44.880] bölgesi tarafından kontrol edildiği ortaya çıkıyor. Hipotalamusan

[0:08:49.680] bahsediyoruz. Mesela kortiz sistemini düşün. Kortizol elbette böbreküstü

[0:08:55.480] bezleri tarafından üretiliyor ama bu süreç hipotalamus tarafından kontrol

[0:09:00.880] ediliyor ve daha yakın zamanda hakkında daha fazla şey öğrendiğimiz başka bir

[0:09:06.480] sistem daha var. Bu da vagal antienflamatuar

[0:09:10.519] a ile ilgili. Bunun çalışma şekli ise şöyle. Hipotalamus dalaklara kadar

[0:09:17.000] uzanan vagus sinirini kontrol ediyor ve dalakta tüm mononleer hücrelerin yani

[0:09:24.240] beyaz kan hücrelerinin bir tür rezonansı oluyor ve görüyoruz ki bu enflamatuar

[0:09:29.240] sistem tarafından beyaz kan hücreleri yeniden programlanıyor. Yani beyin

[0:09:34.440] dalağındaki bağışıklık sistemini kontrol ediyor ve aslında beyaz kan hücrelerinin

[0:09:39.519] normalde sahip olabileceği enflamatuvar profili kapatabiliyorlar. Yani iki ana

[0:09:45.200] antienflamatuar sistem hipotalamus'un daha yaşlı bir modda çalışıp daha fazla

[0:09:51.079] enflamasyona izin vermesi yerine daha genç bir şekilde çalışmasını sağlayarak

[0:09:55.839] değiştirilebiliyor. İkinci olarak hormonları ele alalım.

[0:10:00.519] Genç kalmak için hormonların ne kadar önemli olduğunu düşün. Seks

[0:10:04.279] hormonlarına, testosterona, estradiyole ihtiyacın var. Büyüme hormonuna

[0:10:09.880] ihtiyacın var. Tiroid hormonuna ihtiyacın var. Ve bunların hepsi de

[0:10:14.680] hipotalamus tarafından kontrol ediliyor. Yani hipotalamus hipofizi kontrol ediyor

[0:10:19.680] ve hipofiz de tüm hormon sistemini yöneten ana merkez oluyor. Yani

[0:10:25.240] hormonlarını genç tutarsan, bağışıklık sistemini genç tutarsın ve ayrıca

[0:10:30.000] hipotalamus'un bahsettiğimiz bu küçük parçacıkları yani egzozomları

[0:10:34.079] salgıladığı ortaya çıkıyor ve bunlar beynin geri kalanını adeta yıkıyor ve

[0:10:38.920] beynin tamamının genç bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Her şey

[0:10:42.760] hipotalamustan çıkıyor değil mi? Çok ilginç.

[0:10:45.399] Evet. Epifiz bezi ile hipotalamus arasındaki

[0:10:48.920] bağlantı ile ilgili bir şeyler okudum. Dolayısıyla timüs bezi de belli ki

[0:10:52.959] bundan etkileniyor. Evet. Bu gerçekten çok ama çok ilginç

[0:10:57.240] bir fenomen ve şu anda yaptığın şey aslında yaşlanmanın biyolojik saatini

[0:11:02.720] parçalara ayırmaya başlamak. Şöyle düşün. Epifiz bezi bildiğin gibi eski

[0:11:09.040] toplumlar bunun ruhun merkezi olduğunu düşünüyordu. Aslında çok da haksız

[0:11:14.279] sayılmazlardı. Çünkü ne kadar genç kaldığını korumada çok ama çok önemli

[0:11:19.360] bir rol oynuyor. Epifiz bezinin melatonin denen bir kimyasal ürettiği

[0:11:24.760] ortaya çıkıyor ve çoğu insan melatonini sadece uykuyla ilişkilendiriyor ki tabii

[0:11:31.200] ki bununla ilgili ama melatonin aynı zamanda bahsettiğimiz bu hipotalamik

[0:11:37.160] saatle etkileşime giriyor ve onun genç kalmasını sağlıyor. Ne yazık ki yıllar

[0:11:43.040] geçtikçe epifiz bezi kireçlenmeye başlıyor. Temelde kalsiyuma dönüşüyor ve

[0:11:49.160] artık seni genç tutacak şekilde melatonin üretemez hale geliyor. Bu

[0:11:54.440] yüzden hipotalamus melatoninsiz kalıyor ve dejenerasyona uğramaya başlıyor. Ve

[0:11:59.880] bu dejenerasyon başladığında diğer tüm süreçlerde daha yaşlı bir duruma geri

[0:12:05.519] dönüyor. Temelinde hipotalamus birçok farklı organ sistemine hayat veriyor ama

[0:12:11.279] aynı zamanda çeşitli e dejeneratif süreçlerden de etkileniyor diyelim ve

[0:12:16.279] kendisi de yaşlanmaya başlıyor. Aynen öyle. Ve böylece yaşlanmaya

[0:12:21.240] başlıyorsun. Kasların zayıflıyor, kemiklerin kırılgan hale geliyor,

[0:12:26.199] bağışıklık sistemin baskılanıyor, enflamatuar süreçlerin hepsi artıyor ve

[0:12:31.800] tüm bu sistemlerin aynı anda bozulmasının toplamı aslında yaşlanma

[0:12:36.600] süreci oluyor. Ve bu tesadüf değil. Belirli bir zaman diliminde ölmek üzere

[0:12:42.360] tasarlanmışız. Çünkü herkes sonsuza kadar yaşasaydı ekosistemi tüketirdik ve

[0:12:49.040] tüm tür yok olurdu. Gerçi bu gezegende yaptıklarımızla bunu zaten yapıyoruz

[0:12:54.519] denebilir ama bu ayrı bir konu. Yine de sonuç olarak yalnızca belirli bir süre

[0:12:59.800] yaşayabiliyoruz. Çünkü aksi halde ekosistemi tüketirdik ve belirli bir

[0:13:04.279] hızda çoğalıyoruz. İnsanoğlu yaşamı boyunca sadece birkaç çocuk sahibi

[0:13:09.000] oluyor. Bu yüzden tür olarak daha uzun bir yaşam süresine sahibiz.

[0:13:14.399] Öte yandan fareler sıçanlar çok hızlı ürerler. sadece 2 yıl yaşarlar ve

[0:13:20.000] aslında aşağı yukarı bizim yaşadığımız aynı çevreye maruz kalırlar. Yine de

[0:13:25.160] sadece iki yıl yaşarlar. Bunun sebebi ise çok daha uzun yaşamalarına izin

[0:13:30.399] verilmemesidir. Çünkü o zaman o kadar çok yavru üretirlerdi ki ekosistemleri

[0:13:35.240] tükenirdi. Yani ortaya çıkıyor ki üreme hızı bizim ne kadar süre yaşamaya

[0:13:40.600] programlandığımızla doğrudan bağlantılı. Az önce içinde yer

[0:13:45.199] aldığınız çalışmalardan bahsettin. Özellikle Bahamalardaki ve ayrıca XP'a

[0:13:50.800] katılımınızdan. Bu işin tamamı nasıl işliyor? Yani sadece egzozomları verip

[0:13:56.399] bırakmıyorsun. Özel bir süreçten var mı? Çünkü birçok insan egzozom kullanıyor.

[0:14:01.720] Bunu sen de biliyorsun. İnsanlara burundan sprey olarak damardan

[0:14:06.920] enjeksiyonla aklına ne gelirse egsozom veriliyor. Ama eminim ki bu kadar

[0:14:12.920] tanınmış bir nörolog olarak senin o hedefe ulaşmak için çok daha özel bir

[0:14:17.920] yöntemin var. İnsanları muayene ettiğimde neredeyse

[0:14:21.120] her gün daha önce sistemik olarak kök hücre ya da egzozom almış olanlarla

[0:14:25.600] karşılaşıyorum ve bu pek bir işe yaramamış oluyor. Zaten bu yüzden bana

[0:14:29.639] geliyorlar. Aslında sorun şu. Zaten kanımızda

[0:14:34.399] milyarlarca, milyarlarca egzozom dolaşıyor ve bizim ürettiğimiz

[0:14:40.680] egzozomlar da yaşlanmış birinin egzozomları oluyor. Enflamasyon var.

[0:14:46.279] Bağışıklık sistemi zayıflamış. Yaşlanmanın tüm etkilerini taşıyor.

[0:14:51.880] Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize

[0:14:55.800] eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz? Çok net bir şekilde abone

[0:15:01.519] sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

[0:15:05.440] Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

[0:15:10.880] Biz o egzozomları istemiyoruz. Çünkü onlar verdiğimiz genç ve sağlıklı

[0:15:16.440] egzozomlar için bir tür rekabet oluşturuyor. Şimdi diyelim ki çok büyük

[0:15:21.759] bir sayıda egzozom veriyorsun. Daman, verdiğin bir sıvının içinde mesela 1

[0:15:27.880] trily 500 milyar egzozom veriyorsun. Eğer hesabını yaparsan bu sadece mevcut

[0:15:34.680] egzozomlara kıyasla. Genç egzozomların oranını biraz artırıyor ve bu oran

[0:15:40.240] %5'ten bile çok daha düşük kalıyor. Yani aslında var olan egzoz popülasyonunu

[0:15:46.120] neredeyse hiç değiştirmemiş oluyorsun ki çoğu zaten olumsuz. Bu yüzden bu

[0:15:50.880] rekabeti aşmamız gerekiyor. Bu noktada öğrendiğimiz şey şu: Önce plazma ferez

[0:15:55.880] yapman gerekiyor. Eğer plazma ferez sürecine aşinaysan bu temelde kanını

[0:16:00.519] filtrelemek demek. Kan hücrelerin sana geri veriliyor ama içinde bu

[0:16:04.519] egzozomların dolaştığı plazma kısmı çıkarılıyor. Yani önce kendi

[0:16:08.839] egzozomlarının büyük kısmını dışarı alıyorsun. Bu da sana birkaç saatlik bir

[0:16:12.680] fırsat penceresi açıyor. Bu süre içinde bu yaşlı egzozomlarla karışmadan genç

[0:16:17.639] egzozomları verebiliyorsun. Sonrasında bunları hipotalamusaki merkezi yaşlanma

[0:16:22.120] saatine yönlendirebiliyoruz. Böylece kendi egzozomlarının müdahalesi olmadan

[0:16:26.880] sistemi yeniden programlayabiliyoruz. E mesela ben kendi egzozomlarımı

[0:16:31.319] hipotalamus'a göndermek istemem. Çünkü bu beni daha da yaşlandırır. Bunu

[0:16:35.240] istemem. O yüzden önce kendi egzozomlarımı çıkarmam gerekiyor ve

[0:16:39.199] geçici olarak o müdahale eden etkenden arınmış oluyorum. Sonra da ultrasonu çok

[0:16:44.120] hızlı ve zamanlaması hassas bir şekilde kullanarak genç egzozomları veriyorum ki

[0:16:49.240] ortada rekabet yokken onları hedefe ulaştırabileyim.

[0:16:52.720] Damardan verdiğin şeyi hipotalamusa nasıl ulaştırıyorsun?

[0:16:57.560] Vücudunun bir yaralanmaya verdiği tepki şöyle çalışır. O bölgede adezyon

[0:17:03.360] molekülleri devreye girer. Yani kan damarlarında beyaz kan hücreleri ve

[0:17:08.240] egzozomlar için reseptörler açılır. Yani bir dokuda hasar varsa o bölge kanla

[0:17:15.640] özellikle de o bölgedeki damarların iç yüzeyiyle iletişime geçer ve bu

[0:17:21.360] reseptörleri aktif hale getirir. Böylece beyaz kan hücreleri ve egzozomlar

[0:17:28.079] vücutta dolaşırken hasarın olduğu bölgeye tutunurlar ve o hedef bölgedeki

[0:17:34.880] dokuların içine çekilirler. Bu da onların onarım sürecini başlatacak o

[0:17:40.799] faydalı sinyalleri vererek işlerini yapmalarını sağlar. Ultrason

[0:17:46.480] kullandığında aslında çok hafif bir yaralanmayı taklit etmiş oluyorsun. Yani

[0:17:51.559] ultrason dalgaları o bölgedeki kanarlarının iç yüzeyine sanki burada

[0:17:56.600] bir hasar varmış gibi bir sinyal veriyor. Bunun üzerine o bölge beyaz kan

[0:18:02.799] hücreleri ve egzozomlar için reseptörler üretmeye başlıyor ve onları kendine

[0:18:07.880] çekebiliyor. Ve bu hücreler gerçekten damar duvarını geçip hedef bölgeden

[0:18:13.880] beynin içine giriyor. Biz bunu tıpta en saygın dergilerden biri olan Nature'da

[0:18:19.880] yayınladık. Birkaç yıl önce bu yöntemin gerçekten işe yaradığını gösterdik. Yani

[0:18:25.960] belirli bir bölgeye ultrason uygulayıp beynin spesifik bir noktasını hedef

[0:18:31.520] alarak ardından egzozomları damardan verdiğinde onları tam olarak istediğin

[0:18:37.520] yere yönlendirebiliyorsun ve bunu invaziv olmadan yapıyorsun. Bu da beyne

[0:18:42.280] kalıcı bir zarar vermiyor. Kullandığımız ultrason seviyesi teşhis amaçlı

[0:18:46.480] kullanılanla aynı. Mesela hamile olduğunda bebeğe bakmak için ultrason

[0:18:50.440] yapılır ya işte tam olarak o seviyede bir ultrason kullanıyoruz. Bu da

[0:18:54.520] insanlarda 40 yılı aşkın süredir güvenle kullanılan bir teknoloji.

[0:18:59.280] Yaklaşık 10 yaş kadar bir fark yarattığını söyledin. Bunu daha genç

[0:19:04.159] hale geldiğini nasıl ölçüyorsun? Yaşlanmayı ölçmenin pek çok yolu var.

[0:19:09.159] Birincisi performansa bakabilirsiniz. Mesela bir sandalyeden ne kadar hızlı

[0:19:13.720] kalkabiliyorsun? Bir merdiveni ne kadar hızlı çıkabiliyorsun? Yani bu tür

[0:19:17.840] performans ölçümleri. İkinci olarak kas kalitesine manyetik rezonans

[0:19:22.320] görüntülemeyle bakabiliyorsun. Belirli bir kasın içinde ne kadar yağ var, ne

[0:19:26.760] kadar kas lifi var bunları görebiliyorsun. Yani bunlar ölçülebilir

[0:19:30.640] şeyler. Enflamasyon sistemine bakabiliyorsun. Yani kanda

[0:19:34.320] ölçebildiğimiz enflamasyon verilerine bakıp bunların düştüğünü

[0:19:37.280] gösterebiliyorsun. Bağışıklık hücrelerinin fonksiyonuna

[0:19:39.960] bakabiliyorsun. Doğru türde hücreler var mı? Aktif mi, pasif mi? Peki

[0:19:44.120] immünoglobulinlerin nasıl yani bağışıklık sisteminin ne kadar yaşlı

[0:19:48.280] olduğunu inceleyebiliyorsun? Kaslarına bakabiliyorsun. Ne kadar yaşlandığını

[0:19:52.280] görebiliyorsun ve tabii ki beyne de bakabiliyorsun. Sadece şekline ve

[0:19:55.960] boyutuna değil, ileri görüntüleme teknikleriyle, bazen fonksiyonel

[0:19:59.760] görüntüleme dediğimiz yöntemlerle beyindeki farklı süreçleri

[0:20:03.039] inceleyebiliyorsun. Mesela drenaj sistemi nasıl çalışıyor? Mikrodamarlar

[0:20:07.480] ne durumda? Beyinde ne kadar enflamasyon var? Beynin enerji üretiminden sorumlu

[0:20:11.880] yapıları olan mitokondriler nasıl çalışıyor? Yani fonksiyonel görüntüleme

[0:20:16.159] sayesinde beynin optimize edilmesi gereken farklı bölgelerini görmeye

[0:20:20.320] başlıyoruz ve doğru türde bir tedavi uyguladığında beynin kendini

[0:20:24.679] toparlayabildiğini ve bu süreçte daha genç bir hale gelebildiğini potansiyel

[0:20:29.159] olarak gösterebiliyorsun. Yani sadece hipotalamusa odaklanmak

[0:20:34.159] epifiz ve diğer tüm bölgeleri de yenileyebilir mi?

[0:20:38.799] Bunu tek başına değil bütüncül bir programla birlikte düşünmek lazım.

[0:20:42.280] Sadece biyolojik saati sıfırlamak yeterli diyemem. Bu iyi bir başlangıç

[0:20:46.480] ama tek başına yetmez. Mesela melatonin. Bunu yerine koymak kolay. Melatonini

[0:20:51.679] burundan alabilirsin. Dil altına koyabilirsin. Yutmanı pek önermem çünkü

[0:20:56.400] çok yavaş etki ediyor. Ama melatonini dışarıdan yerine koyabilirsin. Yani

[0:21:01.240] benim görüşüme göre epifiz bezini mutlaka yeniden toparlamak zorunda

[0:21:05.880] değilsin. Bunu telafi edebilirsin. O yüzden bütüncül bir yaklaşıma baktığında

[0:21:11.159] doğru takviyeleri almak, yine egzersiz ve beslenme, uykuyu optimize etmek ve

[0:21:16.960] biyolojik saati sıfırlamak. Bunları birlikte yaptığında insanların daha iyi

[0:21:21.919] ve daha genç bir şekilde fonksiyon göstermesini bekliyoruz.

[0:21:25.559] Peki bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak konusunda ne diyorsun?

[0:21:30.000] Çünkü biliyorsun bugünlerde çoğu bilim insanı bunun vücuttaki en önemli sistem

[0:21:34.720] olduğunu söylüyor. Birçok dejeneratif hastalığın ve diğer rahatsızlıkların

[0:21:39.720] arkasında da bu var. Yani yaşlandıkça bağışıklık sistemi mücadele edecek

[0:21:45.000] durumda olmuyor. Kesinlikle doğru. Ve bahsettiğimiz bu

[0:21:49.240] biyolojik saati sıfırlama yaklaşımında bağışıklık sistemi de destekleniyor.

[0:21:54.360] Daha önce de değinmiştik. İki ana antienflamatuar sistem hipotalamus

[0:21:58.840] tarafından kontrol ediliyor. Yani kortizol sistemi ama aynı zamanda

[0:22:03.640] dalakta bulunan bağışıklık hücreleri üzerinde etkili olan vagal

[0:22:08.679] antienflamatuar A'da hipotalamusu dalaktaki bağışıklık hücrelerine nasıl

[0:22:14.080] davranmaları gerektiğini anlatan bir profesör gibi düşün. onlara bağışıklık

[0:22:19.080] kapasiteleri açısından nasıl hareket edeceklerini öğretiyor. Yani aslında

[0:22:23.720] yaptığımız şey bağışıklık hücrelerini yeniden eğitmek. Bu anlamda dalak da

[0:22:28.640] adeta bu hücreler için bir üniversite gibi çalışıyor.

[0:22:32.880] Baktığında hipotalamusu net şekilde görebiliyor musun? Duyduğuma göre sen

[0:22:37.440] bir MR ustasısın. Fonksiyonel MR'a bakıp orada neler olup bittiğini senin kadar

[0:22:43.200] iyi çözen pek kimse yok. yaşlanma, ileri görüntüleme yöntemlerine

[0:22:50.000] bakarak birçok farklı şekilde ölçülebilir. Tabii en klasik

[0:22:53.799] yöntemlerden biri atrofi yani beyinde bir tür küçülmeye bakmaktır. Belirli bir

[0:22:59.320] yaştan sonra insanlar beyinde sinir hücrelerini ve dokuyu kaybetmeye başlar.

[0:23:04.799] Yani bazı bölgeler küçülmeye başlar. Özellikle de beynin hafıza merkezi olan

[0:23:09.600] hipokampüs. Bu şekilde hacim kaybını gösterebilirsin. E ama ileri

[0:23:14.520] görüntülemeyle, yaşlanmayla ilgili bakabileceğin başka şeyler de var.

[0:23:19.120] Mesela yaşlandıkça drenaj sistemi tıkanmaya başlar. Bunu mutfak lavabosu

[0:23:24.520] gibi düşün. Gider tıkanmaya başlarsa suyu açtığında su birikmeye başlar. Aynı

[0:23:30.120] şekilde bu drenaj sistemindeki geri birikmeyi inceleyebilirsin.

[0:23:34.279] Mitokondrilere bakabilirsin. Glutaton seviyelerine bakabilirsin. Mitokondrinin

[0:23:39.799] sağlığı ile ilgili diğer verileri inceleyebilirsin. Mitondrilerde yaşlanır

[0:23:45.000] ve eğer düzgün çalışmıyorlarsa bu da yaşlanmanın bir göstergesidir. Hatta bir

[0:23:50.640] sonraki aşamada beynin içinde mitokondrileri yenilemekten

[0:23:55.000] bahsediyoruz. Bunun da yöntemleri var ve bunları ileri görüntülemeyile

[0:23:59.360] ölçebiliyoruz. Dolaşıma bakabilirsin. Küçük kan damarlarının kanı

[0:24:03.440] taşıyabilmesi gerekir ve bunlar pasif borular değildir. İhtiyaca göre

[0:24:08.279] genişleyip daralabilirler. Beynin farklı bölgeleri anlık olarak devreye girer ve

[0:24:13.240] çıkar. Bu yüzden damarların ne kadar kan taşıyacağını çok hassas şekilde

[0:24:18.039] ayarlaması gerekir. Fazla kan da zararlıdır, az kana da. Bu damarların ne

[0:24:23.320] kadar iyi çalıştığını da ölçebilirsin ve bu da yaşla birlikte değişir. Ayrıca

[0:24:28.039] beynin sızdırma durumuna bakabilirsin. Yaşlandıkça bu sızıntı artar ve bunu da

[0:24:33.360] ölçebiliyoruz. Yani yaşlanmayla ilgili tüm bu faktörler sadece şekil ve boyutla

[0:24:38.919] ilgili değil aynı zamanda işlevle de ilgili ve bunlar bir kişinin aynı yaş

[0:24:44.120] grubundaki diğer insanlara eee kıyasla nasıl çalıştığı hakkında sana fikir

[0:24:49.880] verebilir. Farklı müdahalelerle ilgili birkaç sorum

[0:24:53.440] var. Bunlar hakkında ne düşünüyorsun ya da hiç kullanıyor musun? Mesela biri

[0:24:58.640] beyin sağlığı ya da bilişsel fonksiyonları geliştirmek için eee

[0:25:03.600] burundan kök hücre uygulaması. Bir diğeri de kloto yani kloto gen terapisi.

[0:25:10.520] Bunlar benim için gerçekten çok heyecan verici alanlar. bunları konuşalım

[0:25:17.679] lütfen. Çünkü biliyorsun Türkiye'de de gen terapisi uzmanlarıyla bağlantılı

[0:25:23.159] yerler var falan. Ve bütün bu damardan yapılan zahmetli işlemlerle uğraşmak

[0:25:28.880] yerine burundan enjekte edelim. Mesela kloto ya da kök hücre gibi koku

[0:25:35.120] sinirinden direkt beyne gider ve çok daha hızlı istenilen sonuca varılır

[0:25:40.120] diyorlar. Evet. Şimdi bunu açıklayalım. Öncelikle

[0:25:43.760] buradaki temel fizyolojiden başlayalım. Diyelim ki bir fare ya da sıçan

[0:25:48.559] düşünelim. Kemirgenlere haksızlık etmek istemem. Çünkü bize çok yardımcı

[0:25:53.360] oldular. Ama yine de onları örnek alalım. Onların burunları büyük, koku

[0:25:58.279] alma soğanları da büyük ve genç bir fareye ya da sıçana kök hücre, egzozom

[0:26:04.559] ya da peptit koklatırsan beyne iyi bir yoğunlukta ulaşma ihtimali fena

[0:26:09.840] değildir. Ama insanlarda durum farklı. Bizim burunlarımız görece daha küçük,

[0:26:15.799] koku sinirlerimiz de daha küçük. O yüzden burundan bir şey verdiğinde genç

[0:26:21.880] birinde bile beynine yüksek miktarda ulaşması pek olası değil. Bir de işin

[0:26:27.399] iki kritik noktası daha var. Yaşlandıkça burunla beyin arasındaki bağlantı yani

[0:26:34.240] crib reform plate denilen yapı küçük deliklerden oluşur ve bu delikler

[0:26:40.039] zamanla kireçlenir. Yani aslında bu geçiş yolu kapanır. En çok bu tedaviye

[0:26:45.880] ihtiyaç duyan kişilerde erişim giderek azalır. Bir de belki daha önemli bir

[0:26:51.360] nokta var. Diyelim ki o az sayıdaki egzozom ya da kök hücre burundan girip

[0:26:56.679] beyin omurilik sıvısına ulaştı ve beyne geçti. Peki sonra nereye mi gidiyorlar?

[0:27:02.240] Onların hipotalamus'a gitmesi gerekiyor. Direkt hipokampüse gitmesi gerekiyor.

[0:27:07.399] Yani hedef bölgelere ulaşmaları lazım. Ama bu tamamen rastgele bir süreç. Bu

[0:27:12.720] yüzden gerçekten hedeflenen bölgeye ulaşmaları çok zor. Öte yandan ultrason

[0:27:17.720] neden önemli? Çünkü ucuz erişilebilir bir teknoloji ve biz bununla çok seçici

[0:27:23.279] olabildiğimizi gösterdik. Verdiğimiz dozun %50'sini hipokampüse, hipotalamusa

[0:27:28.799] ya da istediğimiz herhangi bir bölgeye yönlendirebiliyoruz. Küçük bir kısmını

[0:27:32.679] değil. Eğer egzozom ya da kök düşebilir. Buradan enjeksiyonlar için ne diyorsun?

[0:27:36.960] Koklarsanız ya da serum verirseniz bu çok küçük bir yüzde.

[0:27:40.440] Hayır. Yani burundan burundan enjeksiyon yaptığında Evet.

[0:27:44.799] Aslında bunun sadece çok küçük bir kısmı yani %5 10 ya da daha azı gerçekten

[0:27:49.440] beyne ulaşıyor. Yani oran çok ama çok düşük. Üstelik beyne ulaştığında da her

[0:27:54.080] yere dağılabiliyor. İlla hedeflenen bölgeye gitmiyor. Bizim bahsettiğimiz

[0:27:58.240] şey ise ultrason kullanan bir teknoloji. Oldukça seçici. Verdiğin dozun belki

[0:28:03.440] %50'sine kadarını doğrudan hedef bölgeye yönlendirebiliyorsun. Yani oldukça

[0:28:08.120] hassas bir şekilde çalışabiliyor. Sonuçta mesele verimlilik. Koto ise ayrı

[0:28:12.799] bir problem. Çünkü kloto proteini 200'den fazla amino asitten oluşuyor.

[0:28:17.840] Kana çok kolay geçmiyor ve kan beyin bariyerini de kolay aşamıyor. Bu yüzden

[0:28:22.240] eee klotoyu doğrudan beyne ulaştıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bunun için

[0:28:26.840] kullanılabilecek birkaç farklı teknik var. Klotoyu egzozomların içine

[0:28:31.480] yerleştirip bu şekilde verebilirsin. Bu şu anda üzerinde çalıştığımız

[0:28:35.799] yöntemlerden biri. Bir diğer seçenek de cloto üretecek şekilde programlanmış kök

[0:28:40.600] hücreleri alıp bunları beyne ulaştırmak. Ultrason kullanarak kök hücreleri

[0:28:45.080] damardan verip beyne yönlendirebiliyorsun. Ama bunun da bazı

[0:28:48.480] püf noktaları var. Tıpkı egzozomlarda olduğu gibi plazmaferezle birlikte

[0:28:52.760] yapılması gerekiyor. Bu da bizim üzerinde çalıştığımız bir teknoloji ve

[0:28:56.679] gayet yapılabilir bir şey. Ama hiçbir yardımcı teknoloji kullanmadan sadece

[0:29:02.120] damardan vermek ya da burundan uygulamak çok düşük verimli. Anlamlı bir etki

[0:29:06.720] yaratma ihtimali sıfır demem ama ciddi şekilde azalıyor. Benim yaklaşımım şu.

[0:29:11.559] Bunu mümkün olan en verimli şekilde yapalım. Çünkü bu pahalı bir tedavi.

[0:29:15.799] Eğer kök hücrelerin büyük kısmı ki genelde böyle oluyor. Karaciğere ya da

[0:29:20.120] dalağa gidiyorsa yani burundan ya da sadece damardan verdiğinde olduğu gibi

[0:29:24.600] çoğunu boşa harcamak yerine mümkün olduğunca büyük kısmını gerçekten

[0:29:28.919] istediğimiz yere yani beyne ulaştıralım. İstanbul'da longevity alanında oldukça

[0:29:34.279] iyi bir klinik var. Seni bununla bağlantıya geçireceğim. Eminim senin

[0:29:38.679] teknolojine çok ilgi duyacaklardır. Çünkü anlattığım birçok şeye zaten

[0:29:42.919] sahipler. Ve ayrıca Muse hücreleri yani Muse kök hücreleri için de patentleri

[0:29:49.279] var. Bildiğin gibi bunlar daha güçlü, daha küçük yapıda. Eee, bu yüzden

[0:29:53.919] akciğerde takılma riski de yok gibi görünüyor. Senin başka teknolojiler

[0:29:58.399] üzerinde de çalıştığını biliyorum ve dinlediğim bazı sahne konuşmalarında

[0:30:02.399] özellikle Alzheimer'a da çok odaklandığını gördüm. Doğru mu?

[0:30:06.600] Doğru. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni

[0:30:09.720] duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol

[0:30:14.559] eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim

[0:30:19.000] doktorları ikna etme gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini

[0:30:23.480] burada izlemek için kanala abone olun. Evet, Alzheimer gerçekten çok zor bir

[0:30:28.760] hastalık ve tedavi etmesi de çok zor. Bu konuda çok farklı görüşler var. Kimisi

[0:30:33.399] geri döndürülemez diyor. Kimisi durdurulabileceğini söylüyor. Hatta

[0:30:37.720] bazıları sadece günlük bazı müdahalelerle tersine çevrilebileceği

[0:30:42.480] konusunda oldukça iyimser. Peki sen bu konuda ne düşünüyorsun?

[0:30:46.360] Bunu gündeme getirmene sevindim. Benim yaklaşımım şu: Potansiyel olarak her şey

[0:30:51.279] tedavi edilebilir. Biz şimdiye kadar Alzheimer hastalığı olan binlerce kişiyi

[0:30:56.760] uzun yıllar boyunca farklı müdahalelerle inceledik. Küçük moleküller, büyük

[0:31:02.320] moleküller, rejeneratif yaklaşımlar, ultrason ve başka teknolojilerle kendi

[0:31:08.279] kliniğimizdeki deneyimimize göre bu hastaların çoğunu stabilize

[0:31:12.159] edebileceğimize inanıyoruz. 10 yıldan uzun süredir takip ettiğimiz

[0:31:16.480] hastalar var ve test sonuçları ya hiç değişmiyor ya da bazı durumlarda hatta

[0:31:21.679] iyileşiyor. Biz aslında hastaların kötüleşmesini beklemiyoruz. Bu durumun

[0:31:26.679] stabilize edilebileceğini düşünüyoruz. Bunu söyleyen tek kişi ben değilim.

[0:31:31.600] University of California San Francisco'da Dean Ornish ve ekibi

[0:31:35.480] tarafından yapılmış çok ilginç bir çalışma var. Oldukça basit bir

[0:31:39.639] müdahaleyle çift kör randomize bir araştırma gerçekleştirdiler.

[0:31:45.799] Aslan yelesi mantarından elde edilen bir destek, kurkumin özütünden yapılan bir

[0:31:51.080] takviye ve buna ek olarak egzersiz yani çok basit bir müdahale. oldukça düşük

[0:31:56.639] maliyetli ve kolay uygulanabilir ve yaklaşık 6 ay gibi nispeten kısa bir

[0:32:01.600] sürede sadece standart tedavi alan placebo grubuyla bu basit müdahaleyi

[0:32:07.120] yapan grup arasında belirgin bir fark gösterdi. Aralarında istatistiksel

[0:32:12.440] olarak önemli bir fark vardı ve bu basit müdahaleyle insanların durumunun

[0:32:17.320] stabilize edilebildiği görüldü. Yani yine e beslenme, egzersiz ve birkaç

[0:32:23.519] takviyeyle insanlar çok daha iyi hale geldi. Şimdi bunun üzerine inşa edelim

[0:32:29.240] ve başka neler yapabileceğimizi düşünelim. Artık egzozomlardan, kök

[0:32:34.159] hücrelerden ve diğer takviyelerden bahsediyoruz. Kloto işe yaradığı

[0:32:39.399] gösterilmiş diğer küçük molekülleri düşün. Mesela insülin burundan

[0:32:44.080] verilebiliyor. Bu insanlarda gerçekten beyne ulaşabiliyor. Nazal insülinin

[0:32:50.600] faydalı olduğu metaanalizlerle gösterildi. Yani birden fazla çalışmayı

[0:32:55.240] bir araya getirip bilişsel bozukluğu olan hastalarda burundan insülin

[0:33:00.080] uygulamasının işe yarayabildiğini görebiliyorsun. Melatoninin de az önce

[0:33:04.799] bahsettiğimiz birçok nedenden dolayı faydalı olduğu gösterildi. Yani listeyi

[0:33:09.080] genişletebiliriz. Dean Ornish'in University of California San

[0:33:13.080] Francisco'da etkili olduğunu gösterdiği bu basit protokole ekleyebileceğin pek

[0:33:17.679] çok farklı takviye var. Bence tüm bunları bir araya getirdiğinde iyimser

[0:33:21.840] olmak için oldukça güçlü nedenler var. Senin uyguladığın müdahaleler neler?

[0:33:26.760] Çünkü birçok doktora kıyasla bu konuda çok daha ileridesin.

[0:33:33.919] Az önce bahsettiğimiz gibi basit müdahalelerin işe yarayabileceğini

[0:33:37.919] düşünüyorum ama ben bu hastalara yaklaşırken önce ileri düzey MR

[0:33:42.840] görüntülemeleri yapıyorum ve potansiyel olarak zayıflayan sistemleri

[0:33:47.360] değerlendiriyorum. Yani mitokondrilerden,

[0:33:50.760] damar yapısından, enflamasyondan, drenaj sistemlerinden bahsettik. Önce bunlara

[0:33:56.519] bakıyorum ki hangi sistemin risk altında olduğunu görelim ve buna göre oldukça

[0:34:02.240] kişiselleştirilmiş bir strateji geliştirmeye başlayalım. Bu birinci

[0:34:06.840] adım. İkinci olarak bazı laboratuvar testlerinin kesinlikle gerekli olduğunu

[0:34:13.520] düşünüyorum. Başlangıç durumlarını görmek için 4240 oranına bakmamız

[0:34:17.960] gerekiyor. PTAo değerine bakmamız gerekiyor. Apoe genetiğine bakmamız

[0:34:22.159] gerekiyor. Ayrıca vücuttaki enflamasyonun genel durumuna da bakmayı

[0:34:26.960] tercih ediyorum. Özellikle ileri glikasyon son ürünlerine bakıyorum. Bu

[0:34:32.240] ölçülebilir bir şey. Yani beslenme ve yaşlanmayla ilişkili bir parametre ve

[0:34:37.200] başlangıç noktasını görmek istiyoruz. Bu ürünlerin dokularda birikmesini

[0:34:41.879] azaltmaya yönelik özel müdahaleler de var. Bir de yaşlanmış hücrelerin

[0:34:46.839] salgıladığı profile bakıyoruz. Yani senesensile ilişkili salgı fenotipi. Bu

[0:34:51.960] aslında eee bağışıklık sisteminin ne kadar yaşlandığını test etmenin bir yolu

[0:34:57.440] ve bunun için de uygulanabilecek müdahaleler var. Klotoan bahsettik.

[0:35:02.280] Orada bir sorun var mı? Ona bakıyoruz. Mitokondrilerden bahsettik. Bunlar da

[0:35:07.520] laboratuvar testleriyile değerlendirilebiliyor. Benim özellikle

[0:35:10.960] dikkat ettiğim bir diğer konu da sızdıran bağırsak durumu, bağırsak

[0:35:15.000] mikrobiyotası ve ağız mikrobiyotası. Çünkü ağızda yaşayan bazı bakterilerle

[0:35:20.599] Alzheimer arasında bir ilişki olduğunu biliyoruz. Özellikle porfiromonas

[0:35:24.839] tişetlerinde yaşayabilen oldukça problemli bakterilerden biri. Bu yüzden

[0:35:29.440] her zaman buna bakıyoruz ve porfiromonası ortadan kaldırmaya yönelik

[0:35:32.920] müdahaleler de var. Bu da girişimsel diş hekimliği desteğiyle yapılabiliyor.

[0:35:37.040] Bağırsak tarafında da şuna bakmamız gerekiyor. Sızdıran bağırsak var mı?

[0:35:40.680] İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması var mı? Bunlar enflamatuar ortamı

[0:35:44.560] artırıp dejeneratif süreci hızlandırabilir. Yani bağırsaktaki

[0:35:47.520] sızıntıyı durdurmak, bakteri aşırı çoğalmasını kontrol altına almak ya da

[0:35:51.079] yanlış mikrobiyotayı düzeltmek için yapabileceğimiz birçok şey var. Oradaki

[0:35:54.560] bakterilerin doğru olup olmadığına bakıyoruz. Ayrıca normalde iyi

[0:35:57.599] bakterilerin ürettiği bazı küçük molekülleri dışarıdan takviye etmemiz

[0:36:00.800] gerekiyor mu? Buna bakıyoruz. Epstein Bar virüsü, CMV, Herpes gibi kronik bir

[0:36:04.720] enfeksiyon var mı? Bunların hepsi baskılayıcı dozlarda antibiyotiklerle

[0:36:08.560] tedavi edilebilir. Yani enflamasyon, kronik enfeksiyonlar, anormal

[0:36:12.440] mikrobiyota, sızdırağan bağırsak, yapılabilecek ne varsa tek hepsine

[0:36:16.560] bakıyorsun. Bunların hepsinin düzenlenmesi gerekiyor. Bu yüzden iş

[0:36:19.839] bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Bu sadece benim bir nörolog olarak tek

[0:36:24.599] başıma yapabileceğim bir şey değil. Tüm fonksiyonel ve bütüncül tıp uzmanlarının

[0:36:29.240] desteğini almak gerekiyor. Bu hastaların iyileşmesi gerçekten ekip işi. Ama eğer

[0:36:34.839] bu şekilde bütüncül bir yaklaşımla ilerlersek ben bu hastalar konusunda

[0:36:39.839] oldukça umutluyum. Uzun yıllardır takip ettiğimiz hastalarda kesinlikle

[0:36:45.880] stabilizasyon sağlayabildiğimizi görüyoruz. Ve eğer bunu başaramazsak

[0:36:51.040] geliştirilmekte olan başka çok ilginç şeyler de var. Mesela trimeprasate ya da

[0:36:56.119] homotaurine diye bir madde var. TB006 diye bir serum var. Galtin 3'e karşı

[0:37:02.400] geliştirilmiş bir antikor. Yani bunlar şu anda geliştirme aşamasında olan

[0:37:07.599] şeyler ve erken erişim programları sayesinde eğer hastalar az önce

[0:37:12.440] bahsettiğim ilk müdahalelere yeterince yanıt vermiyorsa bu tür tedavilere

[0:37:17.160] ulaşmaları mümkün olabiliyor. AForem'de TB006'yı

[0:37:21.839] üreten True Binding firmasının büyük standını gördüm ve sen de bununla ilgili

[0:37:26.359] bir sunum yapmıştın. Bu nedir ve ne işe yarar? Bunu biraz anlatabilir misin? Bu

[0:37:31.359] konuşmanın başında birinci olarak enflamasyondan bahsetmiştik. Aynı

[0:37:36.000] zamanda drenaj sistemini bozan ve enflamasyonu başlatan bu protein

[0:37:40.960] birikimlerinden de söz etmiştik. İşte burada bu sorunların birçoğunu

[0:37:45.119] hedefleyen bir ajan var. E Galektin 3'e karşı geliştirilen antikor TBZD6.

[0:37:52.000] Galtin 3'ün Alzheimer hastalığında fazla üretilen bir sinyal molekülü olduğu

[0:37:57.240] ortaya çıkıyor. Beyindeki yerleşik bağışıklık hücreleri olan mikroglyaları

[0:38:02.720] aktive ediyor ve bu da bu durumlarda ortaya çıkan enflamatuar hasarı

[0:38:07.560] artırıyor. Ayrıca Galektin 3 bu anormal proteinler için adeta bir yapıştırıcı

[0:38:14.160] görevi görüyor ve onların daha agresif şekilde birikmesine neden oluyor. Yani

[0:38:19.920] Galektin 3'ün etkisini bloke edersen potansiyel olarak iki şey elde

[0:38:25.119] ediyorsun. Birincisi beyindeki bağışıklık hücrelerinin aşırı

[0:38:30.240] enflamatuvar aktivasyonunu azaltmak. İkincisi ise bu anormal proteinlerin

[0:38:36.839] birikimini sınırlamak ve sürecin ilerlemesini yavaşlatmak.

[0:38:42.000] Yani burada Alzheimer sürecinde önemli olan birkaç farklı mekanizmaya aynı anda

[0:38:48.079] etki edebilen bir yaklaşım var. Ve iyi tarafı şu görece güvenli görünüyor.

[0:38:55.000] Piyasadaki bazı yüksek riskli tedavilerde gördüğümüz kanama ya da

[0:39:00.839] beyinde ödem gibi yan etkilere pek rastlanmıyor.

[0:39:04.920] Bunu kullanıyorsun değil mi? Yani kendin için değil tabii hastalarında. Peki

[0:39:09.839] sadece belirli bir Alzheimer türü için mi geçerli yoksa çoğu kişide olumlu etki

[0:39:15.160] gösteriyor mu? Erken erşim programı ve ana şirket olan True Binding tarafından

[0:39:20.839] yürütülen araştırmalar birden fazla dejeneratif sürece odaklanıyor. Çünkü

[0:39:26.960] enflamasyon mikrogliyaların aktivasyonu ve bu yerleşik bağışıklık hücrelerinin

[0:39:34.079] devreye girmesi bu hastalıkların çoğunda ortak bir faktör gibi görünüyor.

[0:39:42.200] Özellikle Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı ve ayrıca ALS üzerinde

[0:39:47.880] çalışıyorlar. Yani enflamasyonu azaltmaya ve bu mekanizmaları

[0:39:53.000] dengelemeye yönelik ciddi bir ilgi var ve bunun bu farklı hastalıklarda fayda

[0:39:58.560] sağlayabileceği umut ediliyor. Hipotalamusu yenilemek için kullandığın

[0:40:03.240] yöntemi beynin diğer bölgelerine de uygulayabiliyor musun? Mesela travmatik

[0:40:07.760] beyin hasarı ya da obsesif kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği ya da

[0:40:12.000] hiperaktivite bozukluğu gibi insanların gerçekten zorlandığı psikiyatrik

[0:40:16.520] durumlarda da işe yarıyor mu? Evet. Ultrasonu tek başına bir tedavi

[0:40:21.240] olarak da araştırıyoruz. Mesela anksiyete, depresyon ya da obsesif

[0:40:26.319] kompulsif bozukluk dediğimiz durumlar beynin farklı bölgeleri ile ilgili.

[0:40:31.359] Örneğin anksiyete genellikle savaş ya da kaç tepkisini yöneten amigdala bölgesini

[0:40:37.480] etkiler ve bu beyin bölgesi ultrasonla modüle edilebiliyor. Biz bunu inceledik

[0:40:43.280] ve kendi deneyimimize göre sadece ultrason kullanarak yaklaşık %80

[0:40:48.560] oranında düzelme görüyoruz. oldukça güvenli, maliyeti görece düşük ve

[0:40:53.760] araştırmalarımızda oldukça iyi sonuçlar veriyor. Parkinson

[0:40:58.280] hastalığında da beynin diğer bölgelerini hedefleyebiliyoruz. Putamen, substantia

[0:41:03.359] nigra ve globus palidus önemli rol oynayan bölgeler. Bu durumlarda da

[0:41:08.359] ultrasonu tek başına bir tedavi olarak kullanabiliyorsun. Bu da şu anda

[0:41:12.000] üzerinde çalıştığımız başka bir alan. Yani ultrasonu beynin bu farklı

[0:41:16.400] bölgelerinin fonksiyonunu modüle etmek için tek başına bir yöntem olarak

[0:41:20.920] kullanmak mümkün. Bunların hepsi aktif olarak ilgilendiğimiz ve araştırdığımız

[0:41:25.680] alanlar. Bunu biraz daha açar mısın? Tam anlamak

[0:41:29.119] istiyorum. Ultrasonla tam olarak ne yapıyorsun? Yani sadece beynin o

[0:41:34.200] bölgesini hedef alıyorsun ve sonra ne oluyor?

[0:41:38.280] Mesela anksiyeteyi ele alalım. Anksiyetede amikdalanın aşırı aktif

[0:41:43.720] olduğunu düşünebilirsin. Amigdala tehdit algısını ve buna

[0:41:48.839] verdiğin yanıtı işler. Yani kaygı, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, huzursuzluk,

[0:41:57.200] tansiyon yükselmesi gibi belirtiler buradan kaynaklanır. Şimdi amigdalaya

[0:42:02.880] bir ultrason demeti yöneltip belirli bir frekansta uyarırsan

[0:42:09.079] buna modülasyon dediğimiz etkiyi oluşturabiliyorsun.

[0:42:14.599] Yani amigdala aşırı uyarılmayı azaltabiliyorsun.

[0:42:20.000] Amigdalanın bilgiyi işleme şekli aşağı çekiliyor, sakinleştiriliyor.

[0:42:26.240] Bunu yaparken o bölgeye zarar vermiyorsun. Herhangi bir hasar

[0:42:30.880] oluşturmuyorsun. Sadece amigdaladaki uyarılma düzeyini

[0:42:35.920] ayarlıyorsun. Bunun klinik karşılığı da şu oluyor. Dış bir tehdide ya da kaygı

[0:42:44.280] uyandıran bir düşünceye verdiğin tepki azalıyor. Yani aynı durum karşısında

[0:42:50.280] eskisi kadar yoğun kaygı hissetmiyorsun. Sence bu nörodejeneratif hastalıkların

[0:42:56.559] bu kadar hızlanmasının nedeni ne? Bir anda MS, Ales, Alzheimer, otizm gibi

[0:43:02.720] hastalıkların sayıları patladı gibi. Senin görüşüne göre buna ne sebep

[0:43:07.079] oluyor? Bu harika bir soru. Bence bunu konuşmak

[0:43:10.040] için ayrı bir podcast daha yapmamız gerekecek. E ama şimdilik Alzheimer

[0:43:14.680] hastalığından bahsedelim. Çünkü benim için gerçekten çok ilginç bir hikaye.

[0:43:20.079] Biliyorsun Alzheimer hastalığı ilk kez 1800'lerin sonu 1900'lerin başında

[0:43:26.559] tanımlandı. Ondan önce evet insanlar daha erken ölüyordu ama sadece bu değil

[0:43:34.000] daha ileri yaşlara ulaşan kişilerde bile bu kadar hızlı ilerleyen demans pek

[0:43:40.520] görülmüyordu. Görünüşe göre bunun rafine şekerin

[0:43:44.960] yaygınlaşması ile bir bağlantısı var. Şöyle düşün. Pancar şekerinden ve şeker

[0:43:51.839] kamışından elde edilen şeker ne zaman toplumun geneline yaygın olarak ulaşmaya

[0:43:57.960] başladı? Bu aslında 1800'lerin sonlarına kadar olmadı ve bir anda insanlık büyük

[0:44:05.520] miktarda rafine, şeker ve diğer rafine karbonhidratlara maruz kalmaya başladı.

[0:44:13.240] Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize

[0:44:17.200] eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol eder misiniz? Çok net bir şekilde abone

[0:44:22.920] sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

[0:44:26.800] Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

[0:44:32.079] Peki bu neden bir sorun dersek aslında birçok açıdan problem. Öncelikle obezite

[0:44:38.359] ciddi şekilde artıyor. Vücutta enflamasyon artıyor ve yine başa

[0:44:43.160] dönüyoruz. Enflamasyon nörodejenerasyonda önemli bir rol

[0:44:47.559] oynuyor. Bir anda daha fazla obezite var. Vücudun başa çıkmak zorunda olduğu

[0:44:53.359] daha fazla karbonhidrat var. İnsülin direnci artıyor ve aslında beyinde

[0:44:59.280] insülin çok ama çok önemli. Eğer insüline direnç geliştirirsen beyin

[0:45:05.000] hücrelerini sağlıklı tutan en önemli destekleyici faktörlerden birini

[0:45:10.119] kaybetmiş oluyorsun. Eğer beyinde insülin direnci oluşursa beyin hücreleri

[0:45:16.640] daha hızlı yaşlanır, daha hızlı dejenerasyona uğrar. Muhtemelen fazla

[0:45:23.640] rafine, karbonhidratların daha doğrudan enflamasyona yol açmasının başka

[0:45:29.240] nedenleri de var. Ama temelde olan şu: insanlık evrim sürecinde alışık olmadığı

[0:45:37.079] yeni bir unsura maruz kalmış oldu. Doğal ortamda bu kadar rafine şeker yoktu ve

[0:45:44.440] bir anda tüm bunlara maruz kalmaya başladık. Bununla ilgili konuşurken

[0:45:49.839] aklıma hep gelen küçük bir hikaye var. Çocukken hayvanat bahçesine gittiğimde

[0:45:56.119] hayvanlara bakarken pamuk şeker ya da başka şekerlemeler yerdik. Kafeslerin

[0:46:02.280] yanında da hayvanları beslemeyin yazardı. Ben de elimde şekerle bunu

[0:46:08.359] yerken şunu düşünürdüm. Bu şekeri hayvanlara vermem gerekiyor ama ben

[0:46:14.200] neden yiyorum? Eğer onlar için iyi değilse benim için neden iyi olsun?

[0:46:20.359] Şimdi geriye dönüp baktığımda aslında çok açık. Tüm bu rafine, şeker ve rafine

[0:46:26.760] karbonhidratlar bizi de yavaş yavaş öldürüyor. Sadece hayvanları değil,

[0:46:33.559] Alzheimer gibi hastalıklar söz konusu olduğunda belki de tabelada şöyle

[0:46:38.040] yazması gerekir. Bunu insanlara da vermeyin. Çünkü aslında kendimizi hasta

[0:46:43.440] ediyoruz. Doktor Sabin Hazan'ı da podcast'ime

[0:46:46.839] konuk almıştım ve iyi bir arkadaşlığım da var. Sabin Covid'nde birçok şeyi

[0:46:51.400] etkilediğini belirtiyor. Covid'e maruz kalmanın uzun vadede neye

[0:46:56.079] yol açacağını henüz tam olarak bilmiyoruz. Bunun etkileri zamanla

[0:47:00.520] ortaya çıkacak ama bildiğimiz bazı şeyler var. Mesela Covid sonrasında

[0:47:05.680] ortaya çıkan Parkinson vakaları bildirildi ve bu durum 1917'deki grip

[0:47:11.599] salgınından sonra görülen tabloya oldukça benziyor. O dönemde de hızlı

[0:47:16.960] ilerleyen Parkinson benzeri dejenerasyonlar görülmüştü. Eee Covid

[0:47:21.800] sonrasında da bazı Parkinson vakaları görmeye başladık. Ama önümüzdeki

[0:47:26.920] yıllarda Parkinson artacak mı? Alzheimer ya da diğer nörodejeneratif

[0:47:32.200] hastalıklarda bir yükseliş olacak mı? İşte tüm bu soruların cevaplarını henüz

[0:47:37.599] net olarak bilmiyoruz ama şunu biliyoruz. Bazı insanlarda Covid sonrası

[0:47:42.839] durum uzun sürüyor ve vücutta geçmeyen bir enflamasyon hali devam ediyor. Yine

[0:47:48.319] aynı noktaya geliyoruz. Enflamasyon sinir sistemini etkiliyor. Açık konuşmak

[0:47:53.520] gerekirse çok iç açıcı değil. Ama bu yüzden önümüzdeki yıllarda bazı

[0:47:59.160] nörodejeneratif hastalıklarda hatta beklenenden daha erken yaşlarda bir

[0:48:04.800] artış görmeyi bekliyorum. Parkinson, Ales, Alzheimer ve hastalıklarda

[0:48:10.760] önümüzdeki birkaç 10 yıl içinde bir artış olabilir. Covid sonrası bazı

[0:48:15.400] insanlar zaten kronik yorgunluk sendromu gibi sorunlardan ciddi şekilde

[0:48:19.160] etkilenmiş durumda. Biz de bunları klinikte neredeyse her gün görüyoruz.

[0:48:24.119] Benim beklentim şu: Covid sorununun bir sonraki aşamasında henüz tam olarak

[0:48:28.720] görmediğimiz erken başlangıçlı Alzheimer ve erken başlangıç Parkinson vakalarıyla

[0:48:34.000] karşılaşacağız. Podcasti'i kapatmadan önce bu biyolojik saate geri dönmek

[0:48:39.319] istiyorum. Çünkü bunu kendi üzerinde de denediğini biliyorum. Biri bunu

[0:48:43.960] yaptığında sende ne gibi değişiklikler oldu? Hem biyolojik olarak hem de

[0:48:48.559] ölçümlerde, verilerde neler değişti? Seni bile şaşırtan en belirgin olumlu

[0:48:53.559] değişimler nelerdi? İlk olan şey uykunun düzelmesi. Ben

[0:48:58.680] uykumu aura ring'le takip ediyordum. Oldukça iyi bir ölçüm aracı. Derin uykum

[0:49:04.920] %15'in altındaydı ki bu çok kötü. Gün içinde biriken toksinleri temizlemek

[0:49:12.119] için yaklaşık bir saat derin uykuya ihtiyacın var. Bende olan şu oldu. Derin

[0:49:19.599] uykum 15 dakikadan bir saate çıktı. Bu oldukça hızlı gerçekleşti.

[0:49:26.520] Strese verdiğim tepki de hemen iyileşti. Çünkü Hipotalamus stres yanıtını da

[0:49:33.960] kontrol ediyor. Hayatımda çeşitli zorluklar vardı. Los Angeles'taki büyük

[0:49:40.720] yangında evimi kaybettim mesela. Ama bu beni eskisi kadar etkilemedi. Çünkü

[0:49:46.520] strese verdiğim tepki çok daha iyiydi. Yani stres yanıtı ve uyku döngüsündeki

[0:49:54.400] iyileşme ilk birkaç hafta içinde oldukça hızlı

[0:49:59.920] oluyor. Eee sonraki birkaç ay içinde başka şeyler de olmaya başlıyor. Çünkü

[0:50:06.880] hipotalamus birçok motivasyonu da kontrol ediyor. Ştahım düzeldi, libidom

[0:50:14.040] arttı, enerji seviyem yükseldi. Bunun bir sonucu olarak daha fazla yemeye

[0:50:21.040] başladım ve kilo almaya başladım. Bu yüzden beslenmeme daha dikkat etmem

[0:50:27.240] gerekti. Kaslarım gelişmeye başladı. Performans olarak daha iyi hale geldim.

[0:50:34.119] Dediğim gibi uykum daha iyiydi. Saçlarım daha kalın çıkmaya başladı. Cildim daha

[0:50:40.880] temiz hale geldi. Birçok arkadaşım ve ailem yürüyüşümde

[0:50:46.839] daha fazla enerji olduğunu, daha canlı ve daha dinamik göründüğümü fark etti. E

[0:50:55.319] yani haftalar içinde başlayıp zamanla artan genel bir enerji ve canlanma

[0:51:00.599] etkisi ortaya çıkıyor. Peki bu etkileri kalıcı mı? Sonuçta bir

[0:51:04.920] noktada tekrar eski haline [ __ ] bekleniyor mu? Bu müdahalenin etkisi ne

[0:51:09.000] kadar sürüyor? Bende etkisi yaklaşık bir yıl sürdü ve

[0:51:11.960] fark ettiğim ilk şey şu oldu. Derin uykum bir saatten tekrar 15 dakikaya

[0:51:16.440] düşmeye başladı. Bu da aslında takip etmesi en kolay göstergelerden biri.

[0:51:21.400] Enerji seviyem düşmeye başladı. İstekler, motivasyonlar azalmaya

[0:51:25.599] başladı. Yorgunluk daha belirgin hale geldi. Saçlar incelmeye başladı. Kaslar

[0:51:31.440] tekrar zayıflamaya başladı. Performans değerleri düşmeye başladı. Yani bende bu

[0:51:35.960] etki yaklaşık 1 yıl sürdü ve çoğu durumda da yaklaşık 1 yıl civarında

[0:51:40.240] sürdüğünü görüyoruz. Bazı kişiler 3 ayda bir yani 34 ayda bir tekrar yaptırmak

[0:51:46.160] istiyor ama bence bu biraz fazla. Genelde 6 ay ile 12 ay arası en dengeli

[0:51:52.200] aralık gibi görünüyor ama birçok kişi bunu yılda bir yaptırmayı tercih ediyor.

[0:51:58.040] Ne kadar egzozom veriyorsun? Bu egzozomları nasıl ölçtüğüne bağlı.

[0:52:05.040] Bu konuda da biraz tartışma var. RNA içeriğine mi bakmalıyız, protein

[0:52:11.200] içeriğine mi yoksa sitometri cihazlarıyla sayılan toplam eksozom

[0:52:16.880] sayısına mı? Tam net değil. Ama baktığımız şey şu: 30 ile 100 nanometre

[0:52:24.520] boyut aralığında kesin olarak 50 milyardan fazla gerçek egzozomdan

[0:52:31.480] bahsediyoruz. eee parçacıkları nasıl saydığına bağlı olarak santimetre³p

[0:52:37.119] başına 300 milyara kadar çıkan sayılar da görebilirsin. Ama toplam doza

[0:52:43.079] baktığında diyelim ki yaklaşık 15 cc veriyorsan bu sayı 1 trilyon500 milyar

[0:52:49.960] egzozoma kadar çıkabiliyor. Bunu yapmadan önce detaylı beyin MR'ı

[0:52:54.839] çekmek gerekiyor mu? Yoksa hipotalamusun yerini zaten bildiğin için buna gerek

[0:53:00.040] yok mu? Hedefi için en azından bir tür görüntüleme yapmak gerekiyor. Ben ileri

[0:53:04.480] görüntüleme yapmayı tercih ediyorum. Çünkü daha önce de söylediğim gibi işi

[0:53:08.240] en iyi şekilde yapmak sadece hipotalamusa ultrasonla egzozom

[0:53:12.359] göndermekten ibaret değil. Aynı zamanda beslenmeyi doğru ayarlamak, doğru

[0:53:17.000] takviyeleri kullanmak, hangi sistemin optimize edilmesi gerektiğini anlamak ve

[0:53:21.440] bütüncül ile fonksiyonel tıp doktorlarıyla birlikte çalışarak

[0:53:25.079] kapsamlı bir program oluşturmak gerekiyor. Bence en iyi sonuçlar böyle

[0:53:29.160] bütüncül bir programla elde ediliyor. Bu yüzden hangi sistemin desteklenmesi

[0:53:32.520] gerektiğini görmek için ileri görüntüleme yapmayı seviyorum ve bunu

[0:53:35.440] kişiye özel şekilde planlıyorum. Buna ek olarak kan testleri ve diğer laboratuvar

[0:53:39.280] testlerini de yapıyoruz. Yani bunu tek başına bir tedavi olarak görmüyorum. Bu

[0:53:43.160] daha geniş bir programın bir parçası. Bu bilgileri paylaşman harika. Çünkü

[0:53:47.400] insanlar gerçekten tek bir müdahaleyle zamanı geri alabileceklerini falan

[0:53:52.240] sanıyorlar. Yani diyorsun ki aslında tüm yaşam tarzının değişmesi gerekiyor. Dr.

[0:53:57.640] Jordan, zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim. Seni sahnede izlemek

[0:54:02.000] her zaman çok keyifliydi ve şimdi bu podcast'i yapma fırsatı bulmak da

[0:54:06.359] harikaydı. Seni buradaki kliniğin sahibiyle mutlaka tanıştıracağım. Çünkü

[0:54:10.839] eminim senin teknolojine çok ilgi duyacaklar ve onlara burundan yapılan

[0:54:15.160] uygulamalarla vakit kaybettiklerini de söyleyeceğim.

[0:54:20.319] Bak Esra, ben Türkiye'ye gelmeyi çok isterim. Türk yemeklerine bayılırım.

[0:54:24.280] Harika. Bunu organize edeceğim. Biliyor musun? Bu benim için gerçekten

[0:54:27.839] çok keyifli. Düşünsene 76 yaşındayım ve her hafta kendimi yeniden keşfediyorum.

[0:54:33.520] Bunu yaparak çok para kazandığım söylenemez. Çünkü kazanmıyorum ama asıl

[0:54:37.760] güzel olan fark yaratmak. İnsanlar zamanı geri çeviremezsin, Alzheimer'ı

[0:54:42.799] tersine çeviremezsin, Parkinson hastalarına yardım edemezsin dediğinde

[0:54:47.599] ben tam tersine bunu bir meydan okuma olarak görüyorum. Çünkü insanların

[0:54:51.559] hayatında fark yaratmak ve onların daha iyiye gittiğini görmek inanılmaz

[0:54:55.520] keyifli. Ama bu sadece benim yaptığım bir şey değil. Sadece egzozomlar ya da

[0:54:59.920] sadece ultrason da değil. Gerçekten ekip işi. Bu süreçte birlikte çalışmamız

[0:55:04.799] gerekiyor. Ve bence en keyifli tarafı da bu. Dünyanın dört bir yanındaki

[0:55:09.520] insanlarla birlikte çalışmak ve bunu erişilebilir hale getirmek. Çünkü bu

[0:55:14.000] aslında doğası gereği çok pahalı olmak zorunda değil. Erişilebilir bir şey.

[0:55:18.240] Bunu pahalı teknolojiler olmadan da yapmanın yolları var. Benim isteğim şu.

[0:55:22.599] Bunun dünyadaki her klinikte uygulanabilir olması ve insanların

[0:55:27.079] hayatlarında gerçekten fark yaratacak bir şeye ulaşabilmesi.

[0:55:31.480] Zaman ayırdığın için tekrar teşekkürler.

*Transkript YouTube'dan alınmıştır.

"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"

DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU

Ceo & Co-founder