Genç Kalmanın Bilimi
Dr. Jeffrey Gladden, MD
Ayık Kafa’nın 99. podcast’inde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu, Dr. Jeffrey Gladden, MD. Dr. Gladden, başarılı bir girişimsel kardiyologken longevity ve bütüncül tıp alanında öncü bir isme dönüşen yolculuğunu paylaşıyor. Başarılı hekim, yalnızca fiziksel hastalıkları tedavi etmenin değil, yaşlanma ve sağlığa dair zihniyeti de ele almanın önemini vurguluyor.

Özet
Dr. Gladden, genetik yapıyı anlamayı, hormon dengesini sağlıklı bir seviyeye getirmeyi ve gelişim odaklı bir bakış açısı kazanmayı kapsayan bütüncül bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Ona göre gerçek longevity, sadece daha uzun yaşamak değil; zihinsel ve fiziksel olarak iyi hissederek yaşam kalitesini artırmaktır.
Dr. Gladden ayrıca, yaş aldıkça hayatta anlam ve amaç aramayı teşvik eden “300 yıllık zihin” kavramını ele alıyor. Özellikle depresyon ve anksiyete gibi zorluklar karşısında, alışılmış cevaplarla yetinmek yerine doğru soruları sormanın önemine dikkat çekiyor.
Podcast’te; yaşam tarzı değişiklikleri, takviyeler ve yenilikçi tedaviler gibi yaşlanmaya yönelik çeşitli yaklaşımlar da ele alınıyor ve tüm bunların hem zihinsel hem de fiziksel olarak genç bir yaşam haline ulaşmayı hedeflediği vurgulanıyor.
Dr. Jeffrey Gladden, MD
Website: https://gladdenlongevity.com/about/
Instagram: https://www.instagram.com/gladdenlongevity/
T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/
00:00-03:40 Giriş
03:40-11:04 Dr. Gladden’ın longevity yolculuğu
11:04-15:39 Longevity’nin 5 temel sorusu
15:39-20:51Sağlıklı yaşam zihniyetinin değişimi: Cevaplardan sorulara 20:51-26:56 Sağlıkta travmanın etkisi
26:56-30:32 Yaşını sahiplenmek: Zihniyetin gücü
30:32-33:06 Yaşlanmada dayanıklılığın gücü
33:06-34:35 Yaşlanma neden giderek hızlanır?
34:35-37:23 Yaşlanmanın kök nedenleri
37:23-41:20 Beyin sağlığı için yenilikçi müdahaleler
41:20-49:01 Longevity’de yaşam tarzının rolü
49:01-55:06 Daha iyi sağlık için sinir sisteminin önemi
55:06-58:07 Bilişsel gerilemeyi tersine çevirmek. Kapanış.
*UYARI*
Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.
Transkrİpt
[0:00:00.160] Benim gördüğüm sen sadece organlara ya da mitokondriyaya bakmıyorsun. Kişinin
[0:00:05.560] longevitiye bakış açısını da ele alıyorsun. Ben sadece hastaları
[0:00:09.440] iyileştiriyordum. Kişi bana sadece hasta olursa geliyordu ve sanırım başka
[0:00:13.000] insanlar da bununla mücadele ediyor. Artık tamamen beş soruya odaklanmış bir
[0:00:16.520] sağlık hizmeti uygulamak istiyorum. Ne kadar iyi olabiliriz? 100 yaşı 30 gibi
[0:00:19.880] nasıl yaşarız? 120 yaşın çok ötesinde nasıl sağlıklı yaşayabiliriz? Bir ömür
[0:00:23.640] boyunca genç kalmayı nasıl başarırız? 300 hatta 3000 yıllık bir zihni nasıl
[0:00:27.720] geliştiririz? [müzik] Tüm bu fiziksel gerekliliklerin dışında
[0:00:31.439] onların ruhsal, psikolojik, enerji yani yaşam enerjisi konularında da onlara
[0:00:35.719] destek oluyor musunuz? Evet, destekliyoruz. [müzik] Buraya
[0:00:38.040] gelen her danışanıma hayatın özünün tek bir şeye dayandığını söylüyorum. Onlar
[0:00:41.280] buna şaşırsalar da gerçekten sonuçta hayat tek noktaya dayanır.
[0:00:44.520] Ben Esra Çavuşoğlu. 19 yıldır ayık bir hayat yaşıyorum. Bağımlılık hastalığı
[0:00:49.000] ile mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, hayat
[0:00:52.520] kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni yöntemler,
[0:00:56.239] cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı,
[0:01:00.800] bayacking ve longevity alanlarındaki kendi deneyimlerimden dünyadaki son
[0:01:04.600] gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere yıllardır yaptığım
[0:01:09.840] sohbetler artık her hafta Ayıktafa Podcast'tı.
[0:01:13.640] Ayıktafa podcast'e hoş geldiniz. Bugünkü sohbetimiz yaşlanma hakkında bildiğinizi
[0:01:18.640] sandığınız her şeyi sorgulatacak. Eski girişimsel kardiyolog ve şimdi bir
[0:01:23.240] longevity öncüsü olan Dr. Jeffrey Gladden radikal bir soru soruyor. Ya
[0:01:28.040] yaşlanma kaçınılmaz bir gerileme değil de tersine çevrilebilir bir süreçse ona
[0:01:32.759] göre yaşlanma lineer değil katlanarak artan bir süreç ve eğer bu doğruysa
[0:01:37.799] sıradan bir iyi yaşam stratejisi yeterli değildir. Üstel bir stratejiye
[0:01:42.360] ihtiyacınız vardır. Bu bölümde onun 300 yıllık zihin dediği kavramı
[0:01:46.680] keşfediyoruz. Amaç, merak ve daha iyi sorular sormaya dayanan bir zihniyet.
[0:01:51.640] Çünkü dediği gibi sadece sorduğunuz soruların cevaplarını alırsınız. Hormon
[0:01:55.439] optimizasyonunu, genetik potansiyeli, beyin sağlığını, sinir sistemini,
[0:02:00.320] travmayı, dayanıklılığı ve bedenin aslında zorlanmayı neden sevdiğini
[0:02:04.320] konuşuyoruz. Bu program sadece daha uzun yaşamakla değil, bir ömür boyu genç
[0:02:08.599] kalarak yaşamakla ilgili. Ayıktafanın bu bölümü Gedik Eğitim Vakfı katkısıyla
[0:02:13.599] sizlere ulaşıyor. 30 yılı aşkın süredir gençler, çocuklar ve kadınların
[0:02:18.640] eğitimine destek veren burslar, projeler ve sosyal çalışmalarla onların
[0:02:23.360] hayallerine ulaşmalarına imkan sağlayan Gedik Vakfı ile bu yolculukta birlikte
[0:02:27.760] olduğumuz için gurur duyuyoruz. Eğitime yatırım geleceğe yatırımdır. Siz de Ayık
[0:02:33.200] Kafaya konuk olan alanında dünya çapında başarılı uzmanlara isterseniz orijinal
[0:02:38.560] İngilizce kayıtlarıyla, isterseniz Türkçe çeviriyile ve tamamen ücretsiz
[0:02:43.319] şekilde ulaşmaya devam etmek için kanala abone olun, bölümlere yorum yazın,
[0:02:48.680] beğenin ve paylaşın. En güncel bilimsel verilere dayanan içeriklerimize ulaşmaya
[0:02:53.800] devam edebilmek için siz de böylece destek verin. Kadın bedeni yıllarca
[0:02:59.280] erkek verileriyle anlatıldı. Beslenme de öyle, fitness de öyle, beyin sağlığı da.
[0:03:04.760] İşte Longevi Women Summit tam olarak bu yüzden var.
[0:03:08.879] Esra Çavuşoğlu'nun ev sahipliğinde dünyanın önde gelen uzmanları kadın
[0:03:13.360] biyolojisini merkeze alan son bilimsel gelişmeleri İstanbul'a getiriyor.
[0:03:17.720] Bu bir konferans değil. Artık netlik isteyen kadınlar için yaratılmış güvenli
[0:03:22.280] bir alan. 11 Nisan 2026 The Grand Tarabi Otel'de
[0:03:26.239] gerçekleşecek Türkiye'nin ilk ve tek kadın Lonceviti zirvesi için avantajlı
[0:03:30.840] biletler ön satışta. Bedenimde olanları bilmek ve buna uygun
[0:03:34.799] yaşamak istiyorum diyorsan Longevil Women's Summit'te bize katıl.
[0:03:39.680] Dr. Jeffrey Gladen Ayık Kafa podcast'e hoş geldin. Bu podcastin gerçekleşmesini
[0:03:44.840] gerçekten uzun zamandır bekliyordum. Bunun pek çok sebebi var. Bir kere çok
[0:03:49.400] güçlü, çok kapsamlı bir longevity çalışma sistemim var. Ama bana göre seni
[0:03:54.120] farklı kılan bir şey daha var. Diğer konuklardan farklı olarak sadece
[0:03:59.000] organları tedavi etmeye, mitokondriye bakmaya, VO2 max ölçmeye
[0:04:03.879] odaklanmıyorsun. Sen longevity'nin bakış açısına da çok ciddi şekilde
[0:04:08.720] odaklanıyorsun. Hatta diyorsun ki 30 yaşındaki bir bedenin olsun ama 300
[0:04:13.959] yaşında bir zihnin olsun hatta mümkünse 3.000 yaşında. Bir psikolog olarak
[0:04:19.120] bunlar bana inanılmaz ilgi çekici geliyor. Bu ifadelerin hepsine
[0:04:23.360] bayılıyorum. Ayık kafaya tekrar hoş geldin. Senin hikayenle başlamak
[0:04:28.120] isterim. Çünkü hikayen gerçekten çok dokunaklı. kendini ifade ediş biçimin,
[0:04:33.919] yaşadıklarını dürüstçe paylaşman ve tüm bunların seni nasıl bambaşka bir yöne
[0:04:38.720] ittiği, bunların hepsi çok etkileyici. Evet. Her şeyden önce burada seninle
[0:04:42.960] olmak gerçekten çok güzel. A4M konferansında tanışmak ve sohbet etmek
[0:04:47.240] benim için de keyifliydi. Evet, longevity'ye bakışımız biraz farklı.
[0:04:51.560] Elbette mitokondri, ölçümler ve işin tüm biyolojik tarafı da bunun içinde. Ama
[0:04:56.120] zamanla bu yaklaşım bunların çok ötesine geçti. Benim bu alana gelişim şöyle
[0:05:00.600] oldu. Yaklaşık 25 yıl boyunca Texsas'ta Dallas ve çevresinde kalp hastalıkları
[0:05:05.639] alanında çalıştım. Sonrasında kendi kalp klinik grubumu kurdum. 10 ofisimiz, 12
[0:05:10.639] doktorumuz vardı. Küçük bir uçakla çevredeki uzak bölgelere gidiyor,
[0:05:14.840] oralarda hizmet veriyorduk. Büyükşehre ulaşamayan ya da gelmek istemeyen
[0:05:19.000] insanlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak benim için çok önemliydi. [homurdanır]
[0:05:23.039] Ve bu yaklaşım gerçekten iyi işleyen bir modele dönüştü. Daha sonra başka bir
[0:05:27.880] kardiyologla birlikte ve Bayor'daki ekiplerle zamanla ülke çapında tanınan
[0:05:32.240] ve çok başarılı olan bir kalp hastanesini birlikte kurma fırsatı
[0:05:35.720] buldum. Bu süreç bana şunu net bir şekilde gösterdi. Ben yenilik üretmeyi,
[0:05:40.199] yeni şeyler geliştirmeyi gerçekten seven biriyim. Kardiyolojiyi sevmemin nedeni
[0:05:44.360] sürekli yenilik olmasıydı. 1988'de başladığımda stentler yoktu. Balon
[0:05:49.280] anjiyoplastiği daha yeni ortaya çıkıyordu ve alanda büyük bir hareket
[0:05:52.560] vardı. Bu da işi benim için zihinsel olarak çok heyecanlı kılıyordu. Sonra
[0:05:56.800] işin girişimci tarafı geldi. Yani tam teşekküllü bir yapı kurmak, bir kalp
[0:06:00.800] hastanesi oluşturmak, anjio laboratuvarlarına sahip olmak, medikal
[0:06:04.520] cihaz şirketleriyle çalışmak. Bunların hepsini çok sevdim. Ama 50'li yaşlarımda
[0:06:10.240] başıma gelen şey şuydu ki sebepsizce kilo almaya başladım ve sadece nasıl
[0:06:15.400] anlatayım? Biraz kilo değil aslında hayatımda hiç olmadığı kadar fazla kilo
[0:06:19.520] aldım ve bunun üzerine sürekli yorgundum.
[0:06:23.199] Sanki uyusam da fark etmiyordu. İki ya da ü gece üst üste uyandığımda hala
[0:06:27.960] yorgundum. Bir de şunu fark ettim. Çok stres altına
[0:06:31.840] girdiğimde sanki bir anda bir uçurumdan aşağı düşüyormuşum gibi depresyona
[0:06:36.240] giriyordum. Hayatımın daha önceki dönemlerinde de depresyonla mücadele
[0:06:41.720] etmiştim. Hatta bir noktada intihara çok yaklaştığım zamanlar bile olmuştu. Yani
[0:06:47.479] depresyonu iyi tanıyordum. Bunun tekrar geri geldiğini fark edince de ciddi
[0:06:52.199] şekilde endişelendim. Bunun üzerine gidip dahiliyeyle uğraşan
[0:06:56.080] meslektaşlarıma göründüm. Beni bir kontrol etsinler istedim. Ve bana
[0:07:00.240] söylenen şuydu. Tüm tahlillerin yaşına göre normal. Yaşlanıyorsun olan bu.
[0:07:05.919] İstersen bir antidepresan al. Bu henüz 50 yaşlarındayken olduğu 80
[0:07:11.400] falan değil yani. Aynen. 52 53 yaşlarımda falandı. Bu
[0:07:17.120] aslında insanı varoluşsal olarak sarsan bir an. Çünkü bir anda şunu
[0:07:20.240] düşünüyorsun. Eyvah! Demek ki bundan sonraki gidişat hep yokuş aşağı. Annemin
[0:07:24.400] ailesiyle çok yakındım. Babamın ailesini de tanıyordum ama annemin anne babasıyla
[0:07:28.360] bağım çok daha güçlüydü. Mesela anneannem bana hep şunu söylerdi. Jeff
[0:07:32.400] sakın yaşlanma. Yaşlanmak çok kötü bir şey. Bunu çocukluğumdan beri duya duya
[0:07:36.560] büyüdüm. Sonra annem de aynı düşünceyi benimsedi ve işte şimdi kendi
[0:07:40.440] faniliğimle yüz yüze kalmıştım. Aklımdan geçen tek şey şuydu. Eyvah! Buradan
[0:07:44.800] sonrası gerçekten yokuş aşağı. Oysa ki hala hayatla iç içeydim. Yapmam gereken
[0:07:48.720] pek çok şey vardı. O yüzden yaşadığım şey gerçekten çok derin, çok sarsıcıydı.
[0:07:52.560] Eminim bizi şu an izleyenlerin de çoğu hayatlarında buna benzer bir noktaya
[0:07:55.879] gelmiştir ya da böyle bir süreçten geçen insanları tanıyorsunuzdur. Hani insanın
[0:07:59.639] bir noktada her şeyle aynı anda yüzleştiği anlar vardır ya. İşte tam
[0:08:02.879] olarak öyle bir andı. O tavsiyeyi kabul etmedim. Hayır dedim. bunun mutlaka daha
[0:08:09.000] iyi bir yolu olmalı ve kendimi fonksiyonel integratif tıp ve yaş
[0:08:13.440] yönetimi tıbbının içine attım. Konferanslara gittim, okudum, öğrendim.
[0:08:17.960] Elimden gelen her şeyi yaptım. Bu süreç yaklaşık 2 bu5 yılımı aldı. Tabii ki
[0:08:22.599] başkalarının da desteği oldu ama sonunda ne olduğunu net bir şekilde anladım.
[0:08:26.360] Bende subklinik hipotiroidi denen bir durum vardı. Yani kan tahlillerine
[0:08:30.759] bakınca her şey sözde normal görünüyordu ama reflekslerime bakıldığında aşırı
[0:08:35.320] yavaştı. Bu da şunu gösteriyordu. Tiroid çalışıyor gibi görünse bile tiroid
[0:08:40.039] aktivitesi hücrenin içine gerçekten ulaşmıyordu. Bir de işin genetik tarafı
[0:08:45.600] vardı. Genetik olarak beyinde etkisiz tiroid hormonu olan T4'ü aktif hormon
[0:08:52.440] olan T3'e dönüştüremiyordum. Bunu anlamanın tek yolu da genetik testi.
[0:08:57.000] Bunun adı da dio 2 geni. E bunları öğrendiğimde tablo iyice netleşti. Dedim
[0:09:01.360] ki tamam o zaman klasik tiroid tedavileri bana yaramayacak. Sadece T4
[0:09:05.760] içeren sindroid gibi ilaçların bana faydası olmayacağı belliydi. Bunun
[0:09:09.360] üzerine T3 ve T4'ün birlikte olduğu kişiye özel hazırlanmış bir tedaviye
[0:09:12.880] başladım ve inanılmaz bir şey oldu. 3-4 gün içinde sanki ışıklar yeniden yanmış
[0:09:17.000] gibiydi. Sabahları yataktan fırlayarak kalkabiliyor. Tekrar enerji dolu
[0:09:20.399] hissediyordum. Eee, "Vay canına dedim baye. Bu gerçekten inanılmaz." Ama
[0:09:24.120] mesele sadece bu değildi. Hormonlarım da ciddi şekilde düşmüştü. Kadınlar nasıl
[0:09:27.600] menopozdan geçiyorsa erkekler de andropozdan geçiyor biliyorsun. İşte
[0:09:31.360] benim de testosteronum ve DHA seviyelerim düşüyordu. Onları da yerine
[0:09:34.360] koymaya başladım. Sonra anksiyete, stres ve depresyon meselesi vardı. Depresyonla
[0:09:38.720] hayatımın farklı dönemlerinde zaten mücadele etmiştim. Zamanla şunu fark
[0:09:42.440] ettim. Bu büyük ölçüde genetikti. Bazı nörotransmitterleri yeterince verimli
[0:09:46.440] üretemiyordum. Yeterince serotonin ve dopamin üretemiyordum. Reseptörler de
[0:09:50.040] olması gerektiği gibi çalışmıyordu. Üstelik metilasyonu da iyi yapamıyordum.
[0:09:54.040] Bütün bunları anladığımda bana gerçekten neyin iyi geleceğini de çözmüş oldum. Bu
[0:09:57.839] nörotransmitterleri destekleyecek doğru takviye kombinasyonunu kendim için
[0:10:00.959] oluşturabildim. Bugün hala eğer herhangi bir durumda kendimi depresif hissetmeye
[0:10:05.000] başlarsam rutin olarak aldıklarımın yanına ne eklemem gerektiğini çok net
[0:10:08.640] biliyorum ve kelimenin tam anlamıyla 15 dakika içinde kendimi daha iyi
[0:10:12.920] hissediyorum. Sami mesela Sami dopamin ve serotonin seviyelerimi ciddi şekilde
[0:10:17.880] yükseltiyor. Bir anda tekrar iyi hissetmeye başlıyorum. Bu sürecin
[0:10:21.760] içinden geçip her şeyi çözdükten sonra kendi kendime şunu dedim. Ya ben bugüne
[0:10:26.360] kadar aslında hastalıkla ilgilenmişim. İnsanlar bana sadece hasta olduklarında
[0:10:30.480] geliyordu. Oysa etrafta bununla boğuşan başka insanlar da var. Ben sağlıkla
[0:10:35.040] ilgilenmek istiyorum. İnsanların sağlığını optimize etmelerine yardımcı
[0:10:38.760] olmak istiyorum. Ve bu noktada kardiyoloji dünyasından tamamen çıktım.
[0:10:43.079] Resmen kendimi boşluğa bıraktım. Nasıl para kazanacağımı bilmiyordum. Net bir
[0:10:46.639] planım yoktu. Bildiğim tek şey bunu yapmak zorunda olduğumdu. 2012'de bu
[0:10:50.880] kararı aldım. 4,5 yıl boyunca maaş almadım. Elbette başka gelir kaynaklarım
[0:10:55.240] vardı. Daha önce içinde olduğum işler vardı ama yine de bu işi gerçekten
[0:10:59.360] ayakta tutacak bir yapı kurmak uzun zaman aldı. Sonunda bu yapı büyüyerek
[0:11:04.720] bugün glad longevity dediğimiz şeye dönüştü ve yaptığımız iş temelde beş
[0:11:09.760] soruya odaklanıyor. Ömür boyu genç kalmayı nasıl başarırız? Eee 100 yaşında
[0:11:14.440] nasıl 30 gibi olabiliriz? 100 is the new 30 ki bu aynı zamanda kitabın da adı.
[0:11:19.360] 120 yaşın çok ötesinde nasıl yaşarız ve bir hücrenin ölmeden önce kaç kez
[0:11:24.000] bölünebildiğini belirleyen High Fliini nasıl aşarız? Bir ömür boyu genç kalarak
[0:11:28.600] nasıl yaşarız? O gençlik enerjisini, merakı, canlılığı nasıl koruruz? Ve son
[0:11:33.639] olarak 300 hatta 3.000 yıllık bir zihni nasıl geliştiririz? Biz her güne bu
[0:11:38.720] sorularla uyanıyoruz ve içlerinde en sevdiğim soru açık araş 300.000 yıllık
[0:11:43.760] zihin meselesi. Çünkü bu aslında anlam sorusu. Çok net bir şekilde neden
[0:11:47.920] buradayız? Eğer uzun süre genç kalacaksak bu gerçekten ne anlama
[0:11:51.360] geliyor? Sadece daha fazla golf, daha fazla tenis oynamak, daha fazla balık
[0:11:55.480] tutmak için mi? Yani daha fazla torun için falan mı yoksa daha başka bir şey
[0:11:59.320] mi yapacağız? İşte anlam üzerine düşünmeye başladığında bu iş otomatik
[0:12:03.320] olarak psikolojik ve ruhsal bir alana taşınıyor ve ben en çok orayı seviyorum.
[0:12:07.720] Anlattığın her şey ve her gün hem kendine hem danışanlarına sorduğun bu
[0:12:12.440] beş soru yaklaşımının ne kadar farklı olduğunu çok net gösteriyor. Sen bunları
[0:12:18.440] anlatırken ben de ister istemez alandaki diğer büyük isimleri düşündüm. Longevity
[0:12:24.240] tarafında genelde çok daha fizyoloji odaklı bir yaklaşım var. Gen
[0:12:28.800] düzenlemelerinden VO2 Max'a kadar az önce senin de bahsettiğin gibi yapılan
[0:12:34.160] her müdahale daha çok bedene odaklanıyor. Ama seni dinlerken aklıma
[0:12:39.279] şu soru geldi. Ne zaman benim burada bakış açımı değiştirmem gerekiyor
[0:12:44.480] dediğin o noktaya geldin. Çünkü seni dinlerken sanki şunu anlatıyorsun gibi
[0:12:49.440] geliyor. Diyelim ki 30 yıl sonrasındayız. Longevity Escape Velocity
[0:12:54.040] gerçekleşmiş ve sen bir anda yeniden 30 yaşındasın. Takvimde yaşın 100 yazsa
[0:12:59.440] bile fiziksel olarak 30 yaşındaki biri gibi yaşıyorsun. Ama bunun yanında o
[0:13:04.680] yılların getirdiği bütün deneyim ve bilgelik de sende. Bunu biraz açmanı
[0:13:09.000] isterim çünkü gerçekten çok etkileyici. Açıkçası bunu bu podcast'te ilk kez
[0:13:14.160] soruyorum. Normalde sorularım daha net, daha düz olur ama bu konu benim için
[0:13:19.079] gerçekten çok farklı ve beni çok heyecanlandırıyor.
[0:13:23.480] Bunun sende karşılık bulmasına çok sevindim. Gerçekten şöyle söyleyeyim.
[0:13:30.079] Ben hep biraz manevi tarafı güçlü biriydim. Hatta dürüst olmak gerekirse 3
[0:13:35.680] yaşımı bile hatırlıyorum. Myers Bicks kişilik testini biliyorsundur diye
[0:13:40.680] tahmin ediyorum. Psikologsun sonuçta. Benim tipim INFBD. ENFP'ler daha içe
[0:13:47.839] dönük olur. Çok düşünür. Biraz da hayal kurar. İlginçtir. Çocukluklarını da
[0:13:52.560] genelde çok net hatırlar. Mesela 3 yaşındayım. Sokakta yürüyorum. Az önce
[0:13:57.399] bir gölete gitmişim. Küçük kurbağalar, iri başlar yakalamışım. O zamanlar
[0:14:01.920] Michigan'da yaşıyorduk. Protestan bir Hristiyan ailede büyüdüm. Pazar okuluna
[0:14:06.079] giderdik. Klasik bir çocukluk yani. Ama kaldırımda yürürken bunu bugün hala çok
[0:14:11.320] net hatırlıyorum. Kafamdan şu düşünce geçiyordu. Tanrı gerçekten var mı? Bir
[0:14:16.160] de hemen arkasından şu geliyor. Bir gün büyüyünce bilge biri olmak istiyorum. 3
[0:14:20.959] yaşındaki bir çocuğun kafasından geçen şeyler bunlar. nereden geldi bilmiyorum
[0:14:25.839] ama o an oradaydı. O yüzden bu konularla hep içe oldum. Hep düşündüm, sorguladım.
[0:14:31.320] Eğitim hayatım da bu çizgide ilerledi. Anaokulundan eee liseye kadar dini
[0:14:36.320] okullara gittim. Sonra Hristiyan ekolünde bir üniversitede okudum. Tıp
[0:14:41.360] fakültesine de hemen giremedim. O arada 6 ay boyunca ilahiyat okuluna gidip
[0:14:46.560] orada eğitim aldım. manevi ve psikolojik alanlara her zaman yönelebilirdim. Ama
[0:14:50.800] tabii doktor olmak istiyorsan bunun yolu tıp fakültesinden geçiyor. O yüzden
[0:14:54.959] kendimi toparladım ve sonunda tıp fakültesine gittim. Ama asıl mesele bu
[0:14:58.759] değil. Asıl mesele şu: Hayatın anlamı beni her zaman çok düşündürdü. Biz neden
[0:15:03.320] buradayız? Buradaki amacımız ne? Aslında biz kimiz? Bu sorular hep benimleydi ve
[0:15:08.440] zamanla şunu görmeye başladım. İnsanlar yaş aldıkça düşünce biçimleri
[0:15:12.600] sertleşiyor. Zihinler bir noktadan sonra kapanıyor. İnsanlar yaş aldıkça
[0:15:16.920] zihinleri yavaş yavaş sabitlenmeye başlıyor. Bir noktadan sonra düşünceler
[0:15:20.360] kilitleniyor. Sanki hayattaki görevleri, bütün cevapları bulmakmış gibi
[0:15:24.240] davranıyorlar. Ben neye inandığımı biliyorum. Politik olarak nerede
[0:15:27.800] durduğum belli. Dini olarak ne düşündüğüm net. Aileyle, parayla,
[0:15:31.720] hayatla ilgili fikrim zaten oluşmuş demeye başlıyoruz ve zamanla bu cevaplar
[0:15:36.199] yerleşiyor. Artık değişmiyor, sorgulanmıyor ve insanlar bir süre sonra
[0:15:40.120] bu cevaplara fazlasıyla bağlanıyor. Sanki verdikleri cevaplar kimliklerinin
[0:15:44.240] bir parçası haline geliyor. Ama ben kendi hayatıma dönüp baktığımda şunu
[0:15:48.560] görüyorum. Benim hayatımdaki gerçek ilerleme bir cevaba tutunmaktan ziyade
[0:15:53.920] hep doğru soruları sormaktan geldi. Bu da beni şuraya götürdü. O zaman asıl
[0:15:59.360] mesele hangi soruları sorduğumuz dedim. Gerçekten önemli olan sorular hangileri
[0:16:05.040] diye sordum. E sonra biraz daha geriden bakıp toplumun nereye gittiğini
[0:16:08.959] düşünmeye başladım. Yapay zeka, robotlar, teknoloji, eee her şey çok
[0:16:14.000] hızlı değişiyor. Bugün geldiğimiz noktada açıkçası genel yapay zekanın
[0:16:18.040] eşiğindeyiz. Yapay zeka artık çoğumuzdan daha akıllı. Eee ve süper zeka da çok
[0:16:23.959] uzakta değil. Böyle olunca insan şunu sormadan edemiyor. Biz ne yapacağız?
[0:16:29.639] İnsanların işi ne olacak? Çünkü yaptığımız işten çok büyük bir anlam
[0:16:33.440] üretiyoruz. Hayatımızın önemli bir parçası yaptığımız işle şekilleniyor.
[0:16:38.120] Peki ya bir noktada tabii yapay zekayı yöneten tarafta değilsen benim hedefim
[0:16:43.120] onun yerime geçmesi değil onu yöneten tarafta olmak. Ama genel olarak
[0:16:46.920] soruyorum. O zaman hayatın anlamı ne olacak? Bence önümüzdeki dönemde pek çok
[0:16:51.639] insan için ciddi bir anlam krizi yaşanacak. işini kaybedenler olacak,
[0:16:55.399] hayatı altüstlar olacak. Diyelim ki bir robotun var. Hatta devlet sana düzenli
[0:16:59.680] bir gelir sağlıyor olsun fark etmez. Çünkü yine de şu soru kaçınılmaz. Ben ne
[0:17:04.079] yapıyorum? Neden buradayım? Sabah neden yataktan kalkıyorum? Bunları
[0:17:07.919] düşündüğümde şunu fark ediyorum. İşte tam bu noktada o 300 yıllık zihin fikri
[0:17:12.559] yani bilgelik meselesi gerçekten kritik hale geliyor. Çünkü eğer uzun bir süre
[0:17:17.280] burada olacaksak longevity sadece biyolojik olarak genç kalmak demek
[0:17:20.720] değil. Bana göre Longevity insanlığın şimdiye kadar sahip olduğu en büyük
[0:17:25.079] fırsatı temsil ediyor. İnsan olmanın ne anlama geldiğini daha yüksek bir
[0:17:28.919] seviyede yeniden tanımlama fırsatı. Ama bugün insanlık hala çok eski düşünce
[0:17:33.360] kalıplarının içinde. Hep aynı yere sıkışıyoruz. Biz haklıyız. Onlar haksız.
[0:17:37.960] Sonra bunun kavgasını veriyoruz. Bunu binlerce yıldır yapıyoruz ve büyük
[0:17:41.080] ihtimalle yapmaya da devam edeceğiz. Biz iyiyiz. Onlar kötü. Açıkçası bana göre
[0:17:45.760] bu son derece yüzeysel ve kısır bir düşünme biçimi. E oysa insanlar
[0:17:49.960] gerçekten bir araya gelip işbirliği yapabilse
[0:17:53.240] insanlık çok daha ileri bir noktaya taşınabilir. Bu kapitalizm olmasın ya da
[0:17:58.039] başka sistemler olmasın demek değil. Mesele o değil. Asıl mesele şu. Sosyal
[0:18:03.440] olarak birbirimizi anlama konusunda aslında çok da ileri gidebilmiş değiliz.
[0:18:07.919] Kastettiğim şu: 30 yaş bedeninde 300 yıllık zihin fikrini oluştururken bu
[0:18:11.600] bizi pratiğimizde kullandığımız beş ayrı alana götürdü. Biz bunlara beş çember
[0:18:14.840] diyoruz. Birincisi yaşam enerjisi. İkincisi longevity. Yani yaşlanmanın tüm
[0:18:18.480] temel göstergeleri, sağlıkla ilgili aklına gelebilecek her şey. Sistemler,
[0:18:22.360] alt sistemler, bedenin genel durumu. Üçüncüsü performans. Yani 100 yaşına
[0:18:26.320] geldiğimizde bile nasıl hızlı kalırız, çevik kalırız, güçlü oluruz, dengemizi
[0:18:29.400] koruruz, kardiyovasküler kapasitemiz ve rezervimiz yüksek olur, esnekliğimizi
[0:18:33.039] nasıl koruruz? Dördüncüsü, içinde yaşadığımız çevreler, bulunduğumuz
[0:18:36.440] ortamları, yaşadığımız alanları, hedefimizi ve yaşam amacımızı
[0:18:39.400] destekleyecek şekilde nasıl tasarlarız? Ama işin aslı şu. Bu çemberlerin tam
[0:18:43.120] merkezinde yaşam enerjisi var. Ve yaşam enerjisi dediğimiz şey de seninle çok
[0:18:46.840] örtüşeceğini düşündüğüm bazı temel konulardan oluşuyor. Asıl soru şu:
[0:18:50.280] Gelişim odaklı bir zihniyetin var mı yok mu?
[0:18:52.559] Şunu merak ediyorum ya. Sen anlatırken şunu düşündüm. Ben hiç senin kliniğine
[0:18:56.679] gelmedim. O yüzden şunu sormak istiyorum. Bir danışan kapıdan içeri
[0:18:59.480] girdiğinde nasıl bir süreçle karşılaşıyor? Yani bir yandan tüm bu
[0:19:02.679] fiziksel şeyler var. Tüm o ölçümler, testler vesaire. Ama bunun yanında işin
[0:19:07.679] psikolojik tarafı da var mı? Psikolojik olarak da destekleniyorlar mı?
[0:19:11.320] enerji, yaşam enerjisi, zihinsel taraf. Yani demek istediğim şu, oraya gelen
[0:19:15.799] biri sadece bir doktorla mı karşılaşıyor yoksa bir anlamda psikolojik ya da
[0:19:19.679] ruhsal olarak da rehberlik edilen bir süreç mi yaşıyor?
[0:19:22.360] Evet, bu gerçekten çok iyi bir soru. Biz bunu şöyle yapıyoruz. Birisi kliniğimize
[0:19:28.039] katılmak istediğinde önce ben onlara yapının nasıl işlediğini anlatıyorum.
[0:19:33.200] Longevity'ye, biyolojiye, performansa nasıl baktığımızı ve bu alanlarda bizi
[0:19:38.919] farklı kılan şeylerin ne olduğunu adım adım aktarıyorum. Sonra da onları yaşam
[0:19:43.720] enerjisi çemberiyle tanıştırıyorum. Biz genelde çok yüksek performanslı, hayatı
[0:19:49.240] dışarıdan bakıldığında başarılı görünen insanlarla çalışıyoruz. girişimciler, iş
[0:19:54.400] sahipleri telefonda konuştuğumda bana şunu söyleyen çok insan oluyor. İstersem
[0:19:59.840] bugün gidip bir jet daha alabilirim ama mutlu değilim. Ve işte tam bu noktada
[0:20:04.799] konu dönüp dolaşıp hayatın anlamına geliyor. Ben de diyorum ki, "Eğer buna
[0:20:09.640] açıksan gel bu yaşam enerjisi çemberine birlikte bakalım. Bakalım sende bir
[0:20:14.400] karşılık bulacak mı?" Hepsi de, "Evet, dinlemek istiyorum." diyor. Sonra onlara
[0:20:19.919] önce gelişim odaklı zihniyet fikrini anlatıyorum. Yani şu soruyu soruyoruz.
[0:20:24.799] Sen sorularına mı bağlısın yoksa cevaplarına mı? Bir de şu var. Her şeyi
[0:20:29.799] siyah beyaz mı görüyorsun? Biri doğru diğeri yanlış gibi mi bakıyorsun? Yoksa
[0:20:34.679] kuantum düşünen biri misin? Yani tüm olasılıklar alanına bakıp o an o
[0:20:39.600] koşullarda herkes için en iyi çözüm neyse onu bulabilen biri misin? Bu
[0:20:44.240] bambaşka bir düşünme biçimi ve bu ilk adım. Sonra ruh sağlığı geliyor.
[0:20:50.520] Tanıdığım herkes, "Sen de bir psikolog olarak bunu çok iyi biliyorsun." Bir
[0:20:54.120] şekilde travma yaşamış durumda. Ben bugüne kadar travma yaşamamış kimseyle
[0:20:59.320] karşılaşmadım. Ve olan şu: Biz bu travmalara tepki vererek yaşamaya
[0:21:04.120] başlıyoruz. Zihnimiz, ruhumuz bu travmalarla yükleniyor ve bu da bizi
[0:21:08.880] sürekli bir dengesizlik halinde tutuyor. Her ilişkiye, her toplantıya, her duruma
[0:21:14.880] şu ön kabulle giriyoruz. Burada güvende olmak için ne yapmam gerekiyor? Kendimi
[0:21:20.279] korumak için ne yapmalıyım? Bu da beraberinde anksiyete, depresyon,
[0:21:25.320] PTSD'yi yani travma sonrası stres bozukluğunu getiriyor. Bağımlılıklar da
[0:21:30.640] buradan çıkıyor. Bunun genetik tarafı da var. Eee, sen bunu çok iyi biliyorsun.
[0:21:35.400] Genetik yapımız, nörotransmitterleri nasıl ürettiğimizi, alkole ya da TC gibi
[0:21:40.799] maddelere ne kadar yatkın olduğumuzu etkiliyor. Biz bunların hepsini
[0:21:44.360] ölçüyoruz. Ama asıl mesele şu. Şunu fark ettik ki bu travmaların yükünden
[0:21:49.679] gerçekten kurtulabilmek için insanın derine inmesi gerekiyor. Gerçekten ne
[0:21:54.520] oldu? Kim ne söyledi? Ben buna nasıl tepki verdim? Ve buradan sonra iş
[0:21:59.720] affetmeye geliyor. Herkesin sorumluluğu netleştiğinde benim payım neydi? Senin
[0:22:04.159] payın neydi? İşte o zaman gerçek bir affediş mümkün oluyor. Affetmek benim
[0:22:08.679] için uzun süre çok soyut bir kavramdı. Birisi seni affediyorum." dediğinde tam
[0:22:15.200] olarak ne oldu şimdi diye düşünürdüm. Ya da ben affettim derdim ama neyi
[0:22:20.960] affettiğimden emin olmazdım. Benim için affetmek şu anlama geliyor. Seninle
[0:22:26.440] benim aramda şu anda koşulsuz bir olumlu bakış var. Birbirimize karşı açık olumlu
[0:22:31.400] bir duruşumuz var. Ama ilişkide bir şey olduğunda biri diğerinin canını
[0:22:36.400] sıktığında bu bozulabiliyor. O zaman ne yapıyoruz? Aramıza enerjik bir duvar
[0:22:41.760] örüyoruz. Ben artık bu kişiye olumlu bir şey göndermiyorum diyoruz. Ondan geleni
[0:22:47.400] de almıyorum. Yani psikolojik enerjimizi kullanarak kendimizle başka biri arasına
[0:22:52.559] bir duvar inşa ediyoruz. O yüzden kin tutmak, kırgınlıkları taşımak, geçmişte
[0:22:59.039] yaşananlara takılı kalmak. Bunların hepsinin çok ciddi bir psikolojik bedeli
[0:23:03.520] var. Çünkü o duvarı ayakta tutmak inanılmaz derecede enerji istiyor. Benim
[0:23:07.360] için affetmek şu anlama geliyor. O kişiyle gidip birlikte yemek yemek
[0:23:11.000] zorunda değilim. Ama o duvarı indirebilirim. Eğer içimde o kişiye dair
[0:23:14.679] zerre kadar bile koşulsuz bir iyi niyet varsa onun akmasına izin veririm. Ve
[0:23:19.240] karşı taraftan bana doğru gelen bir şey varsa onu da almaya açık olurum. Duvar
[0:23:23.279] indiğinde hatta bunu dinleyen biriysen şu an hayatında kırgın olduğun ya da
[0:23:27.679] sana travma yaşatmış birini düşünebilirsin. O duvarı zihinsel olarak
[0:23:31.200] biraz indirdiğinde şunu hissedersin. Aa daha hafifim. daha rahat hissedersin. Bu
[0:23:37.400] gidip arkadaş olacağımız ya da birlikte vakit geçireceğimiz anlamına gelmiyor.
[0:23:41.799] Ama artık o yükü taşımak zorunda da kalmıyoruz. Travmayı iyileştirdikten
[0:23:46.400] sonra bir sonraki soru şu oluyor. Peki bunu nasıl aşarım? Çünkü asıl hedef bu.
[0:23:51.840] Travmayı aştığında hayatında yaşadığın her şey için gerçekten her şey için
[0:23:55.919] minnet duymaya başlıyorsun. Bunun nedeni şu. Yaşananlar sana inanılmaz bir
[0:24:00.360] bilgelik kazandırıyor. Büyük bir farkındalık getiriyor. Başkalarına ve
[0:24:04.559] kendine karşı çok daha fazla empati geliştirmeni sağlıyor. Ve işte bu
[0:24:09.080] noktada şunu anlayabiliyorsun. Hayatında olan her şey aslında olması gerektiği
[0:24:13.320] için oldu. Eninde sonunda senin için iyiydi. O an öyle hissettirmemiş
[0:24:17.400] olabilir. Zor bir ders olabilir. Can acıtıcı olabilir. Eee ama genelde bize
[0:24:22.400] en çok zorlayan insanlar bize en çok şey öğretenler oluyor. Benim bunu net bir
[0:24:26.880] şekilde kavramam biraz zaman aldı ama e benim için ruh sağlığı dediğimiz şey tam
[0:24:31.520] olarak bu. Bir şey sormak istiyorum. Siz bir
[0:24:35.440] danışanı bu süreçten geçirirken işte sen ya da ekibinden biriyle ve üzerinden
[0:24:39.960] aylar hatta yıllar geçtiğinde çünkü biliyoruz ki bu tür travmaların
[0:24:43.919] gerçekten dönüşmesi çoğu zaman uzun sürüyor.
[0:24:46.720] Şunu görüyor musunuz? Zihinde ve ruh halinde yaşanan bu olumlu değişimler
[0:24:51.559] zamanla bedene de yansıyor mu? Yani kişinin fiziksel performansında,
[0:24:55.600] enerjisinde hatta mitokondri düzeyinde bile bir karşılık buluyor mu?
[0:24:59.480] Evet. E harika bir soru. Şunu görüyoruz. Biz zorlandıkça beden de bundan ciddi
[0:25:04.000] şekilde etkileniyor. Uykusuzluk, stres, kaygı, depresyon. Bunların hepsi sadece
[0:25:09.279] zihni değil biyolojiyi de ciddi biçimde yıpratıyor. Yani mesele sadece psikoloji
[0:25:13.279] değil, fizyoloji de bu yükün altında kalıyor. Bir kişinin ne kadar stres
[0:25:17.640] altında olduğunu ölçebiliyoruz. Kan tahlilleri ile kortizol düzeylerine
[0:25:20.880] böbrek üstü bezlerinin nasıl çalıştığına bakıyoruz. Bunun dışında kalp atım hızı
[0:25:24.960] değişkenliğini ölçen testlerle de stres seviyesini değerlendirebiliyoruz.
[0:25:28.960] Ayrıca brain tap Nurocheck diye bir sistem kullanıyoruz.
[0:25:32.000] Bu bize Vagus sinirinin ne durumda olduğu hakkında bilgi veriyor. Kişinin
[0:25:36.120] içinde ne kadar stres biriktiğini, zihinsel olarak ne kadar yük taşıdığını,
[0:25:40.520] ne kadar baskı altında olduğunu görebiliyoruz. Buna baktıktan sonra da
[0:25:44.799] bununla nasıl başa çıkılacağına dair yollar öneriyoruz. Bunun bir kısmı bu
[0:25:48.799] alanda eğitimli uzmanlarla yapılan birebir görüşmeler, psikologlar,
[0:25:52.240] psikiyatristler, eee biz çoğunlukla psikoloji eğitimi olan ve aynı zamanda
[0:25:56.279] bilinçle çalışan bazı özel terapi yöntemlerine de hakim kişilerle
[0:25:59.919] çalışıyoruz. Bu yaklaşımlar bazı insanlar için gerçekten çok işe yarıyor.
[0:26:03.840] Bir de genetik taraf var. Eee, genetiği anladığımızda kişinin önüne çıkan pek
[0:26:08.159] çok engeli kaldırabiliyoruz. Kendi durumumda olduğu gibi ben artık
[0:26:11.440] depresyonun beni sürüklemesine izin vermek zorunda değilim. Eee, aynı
[0:26:15.760] şekilde başkalarına da yardımcı olabiliyoruz. Yani kişinin biyolojisi
[0:26:19.120] artık onun ayağına dolanmıyor. İnsanlarla çalışırken biyolojilerini,
[0:26:23.159] yaşadıkları ortamları ve sinir sistemlerini nasıl yeniden
[0:26:25.880] dengeleyebileceğimizi anladığımızda ortaya gerçekten çok güçlü değişimler
[0:26:29.840] çıkıyor. Pek çok insan bu şekilde hayatında ciddi ilerleme kaydediyor.
[0:26:34.080] Buraya gelen her danışana şunu söylüyorum. Hayatta her şey dönüp
[0:26:37.159] dolaşıp tek bir noktaya geliyor. Onlar da şaşırıyor. Gerçekten mi? Tek bir şey
[0:26:41.360] mi? Evet. Tek bir şey, eee, o da sinir sisteminin ne kadar iyi çalıştığı, nasıl
[0:26:46.240] düşündüğün, nasıl hissettiğin, neye inandığın, nelerin mümkün olduğuna
[0:26:49.520] inandığın, bedenini nasıl kullandığın, kaslarının gücü, hareket kabiliyetin,
[0:26:53.200] hızın, bunların hepsi sinir sisteminin bir yansıması.
[0:26:56.440] Şunu fark ediyorum. İnsanlar yaş aldıkça diyelim ki 70'ten sonra sadece bedenleri
[0:27:04.600] değil düşünce biçimleri de giderek katılaşıyor.
[0:27:09.320] Kesinlikle düşünce biçimlerini değiştirmek
[0:27:11.679] gerçekten çok zor. Senin anlattıklarına bakınca bunun
[0:27:15.480] tek başına olacak bir şey olmadığı çok net. Birçok kişinin birlikte çalışması
[0:27:18.720] gerekiyor. Evet. Çünkü kendi doğrularına körü
[0:27:21.440] körüne bağlanıyorlar. Tam olarak bu yüzden kendimi hep
[0:27:25.320] bitmeyen bir merakın içinde görüyorum. Binlerce cevabım var. Evet. Sana
[0:27:30.720] anlattığım şeylerin hepsi üzerinde çalıştığımız, deneyimleyerek
[0:27:34.240] öğrendiğimiz şeyler. Ama onlara körü körüne bağlı değiliz. Daha iyi bir fikir
[0:27:39.720] ya da yeni bir bakış açısı ortaya çıkarsa onu hemen alır içine katarız.
[0:27:45.039] Yani evet doğru yönde ilerlediğimizi düşünüyoruz ama asıl mesele şu zihinsel
[0:27:50.480] esneklik, merak duygusu ve bir de tevazu. Gerçekten kim olduğunu tam
[0:27:56.240] anlamıyla ortaya koyma isteği. Biraz Karl Jung gibi aslında. Onun bahsettiği
[0:28:01.559] anlamda yüklerinden arınmış olmak, kendi bireyselliğini tamamlamış bir insan
[0:28:07.480] olmak. O yüzden Evet. Gerçekten çok güzel bir alan bu.
[0:28:11.880] Şunu sormak istiyorum. Sen sık sık bir yaş seçmek gerektiğinden bahsediyorsun
[0:28:16.360] sanırım. Seninki 27 ve sonra da o yaştaymış gibi yaşamaktan. Yani kendini
[0:28:20.640] o yaşta kabul edip ona göre davranmaktan. Ama bununla ilgili kafamda
[0:28:24.720] birkaç soru var. İnsan bunu nasıl yapabilir ki? Eğer gerçekten kendini 27
[0:28:30.000] ya da 30 yaşında hissetmiyorsa diyelim ki yorgun, hasta ya da senin de
[0:28:34.679] bahsettiğin gibi depresif. Bu durumda insanlar o zihniyeti nasıl kuracak? Bunu
[0:28:38.960] başlatmak için hangi araçlar var? bizi dinleyen ve belki de bu bakış açısını
[0:28:43.399] yeni yeni oturtmaya çalışan insanlar için ne önerirsin?
[0:28:47.039] Evet, aynen öyle. Bunu söylememin nedeni şu. Ben 27'yim. Bu 10 yıl boyunca 27
[0:28:52.240] olacağım. 1954 doğumluyum. Şubat sonunda doğum günüm var. İnsanlar isterse
[0:28:57.399] hesabını yapabilir ama ben her sabah 27 yaşında uyanıyorum. Bu 10 yıl 27'yim.
[0:29:02.640] Bir sonraki 10 yıl 28, ondan sonra 29'um ve 100 yaşıma geldiğimde de 30 olacağım.
[0:29:09.399] Strateji bu. Ama asıl önemli olan şu, kendini berbat hissediyor olsan bile
[0:29:14.200] senden istediğim şey şu: Hayatına dönüp bir bak. Gerçekten kendini fiziksel
[0:29:18.919] olarak en iyi hissettiğin zamanı düşün. 18 olabilir, 16 olabilir, 25 olabilir,
[0:29:23.279] 32 olabilir, 40 olabilir. Belki hayatının en iyi formuna 42 yaşında
[0:29:27.679] girmişsindir. Her neyse. Eee, asıl soru şu: Fiziksel olarak en iyi hissettiğin
[0:29:32.559] dönem ne zamandı? Zihinsel tarafı ayrı ele alırız. Onun üzerinde ayrıca
[0:29:35.880] çalışırız. Ben şu an bedensel kapasiteden bahsediyorum. Vücudunun
[0:29:39.480] gerçekten en iyi çalıştığı zaman ne zamandı? Bunu bir düşün. Hatta Esra ben
[0:29:43.480] bu soruyu sana sorayım. Sen kendini en iyi ne zaman hissetmiştin?
[0:29:48.120] Yani garip bir şekilde ben 54 yaşındayım ve performans açısından düşündüğümde şu
[0:29:54.679] anda zirvede olduğumu düşünüyorum. Tamam. Yani 51 aslında mesele hangi yaşı
[0:30:00.080] seçtiğin değil. Asıl önemli olan şu: O yaşta kendini gerçekten çok iyi
[0:30:04.640] hissettiğini fark edebilmen. Yani işte bak 54'ü seçen de var, 42'yi seçen de,
[0:30:09.640] 18'i seçen de herkes kendine göre bir yaş seçiyor. Şimdi bizi zileyenler de
[0:30:14.720] kendini en iyi hissettiği yaşı seçsin. Şimdi mesele şu: Bugün kendini öyle
[0:30:19.279] hissetmiyor olabilirsin ama o yaşı sahiplenmeni istiyorum. Ben oyum demeni
[0:30:23.440] istiyorum. Yani sadece uzaktan bakmak değil. Ben aslında o 18 yaşındakiyim, o
[0:30:28.279] 22 yaşındakiyim. O 35 yaşındakiyim demek. Sonra şu geliyor ama ben şu an
[0:30:33.240] öyle hissetmiyorum. Tamam o zaman soru şu oluyor. Oraya geri dönmek için ne
[0:30:37.600] yapmam gerekiyor? İşte gücün olduğu yer tam olarak burası. Çünkü eğer sadece ben
[0:30:42.760] artık o yaşta değilim, olamam dersen oyun bitmiş oluyor. Daha en baştan
[0:30:46.679] kaybetmiş oluyorsun. Yaşlanma sürecine ya da her ne yaşıyorsan ona teslim olmuş
[0:30:51.320] oluyorsun. Ama eğer hayır ben 35'e, 27'ye her neyse oraya geri dönmek
[0:30:55.679] istiyorum dersen bu sefer zihin hemen çalışmaya başlıyor. Peki bunun için ne
[0:31:00.519] yapmam lazım? Kan şekerimi düzeltmem lazım. Kilomu kontrol altına almam
[0:31:04.919] lazım. Sigarayı bırakmam lazım. Şunu yapmam, bunu değiştirmem lazım gibi.
[0:31:09.840] Yani soru artık şu oluyor. Ben o kadar iyi hissettiğim halime nasıl geri
[0:31:13.880] dönerim? Benim kendi yolculuğumda öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu
[0:31:17.919] oldu. Hayatta sadece sorduğun soruların cevaplarını alırsın. Eğer soru şuysa, bu
[0:31:23.039] yaşta kendimi biraz daha iyi hissedip nasıl idare ederim? Alacağın cevaplar da
[0:31:27.799] buna göre olur. Ama eğer soru şuysa, "Ben en iyi hissettiğim yaşıma nasıl
[0:31:32.440] geri dönerim?" Zihin cevapları bulmaya başlar. Gerçekten başlar. Acaba
[0:31:37.320] peptitleri kullanayım mı? Şunu denesem ne olur? Bunu duymuştum ya onu şu kişiye
[0:31:43.919] gitsem. İşte ilerlemeyi yaratan şey tam olarak bu sorular. Biz insanların bu
[0:31:49.279] zihniyeti benimsemesini istiyoruz. Çünkü bu bakış açısı onları en baştan başarıya
[0:31:54.840] hazırlıyor. Sebebi bu. Anlattıklarım bana biraz şunu
[0:31:58.600] hatırlatıyor. Tam birebir aynı değil ama 12 basamak programlarında paylaşılan
[0:32:03.320] şeylere çok benziyor. Hani mış gibi yap olana kadar derler ya. Yani şu an
[0:32:08.120] gerçekten öyle hissetmen gerekmiyor. Ayık olmayı istemiyor bile olabilirsin.
[0:32:13.120] Nasıl yapılacağını bilmiyor olabilirsin ama yine de mış gibi yaparsın ve bir
[0:32:18.320] noktadan sonra gerçekten olur. Sanki burada da benzer bir şey söylüyorsun
[0:32:22.760] gibi geliyor bana. Evet, çok benzer, katılıyorum. Ama küçük
[0:32:25.919] bir fark var. E biz insanlardan herhangi bir şeyi mış gibi yapmalarını
[0:32:28.799] istemiyoruz. Tam tersine gerçekten kimsen o ol ama şu soruyu sor. Ben olmak
[0:32:32.399] istediğim kişiye nasıl gerçekten ulaşırım? Ve bu başlı başına bir
[0:32:35.080] yolculuk zaten. Yani mesele sabah kalkıp ben 35 yaşındayım diye rol yapmak değil.
[0:32:39.120] Sabah kalkıp şunu anlamak. Ben 35 yaşında gibi hissetmek istiyorum. Peki
[0:32:42.440] bunu gerçekten nasıl yaparım? Sonra da tek tek o adımların içinden geçmek,
[0:32:45.720] böylece oraya gerçekten geri dönmek ve bunu sahiplenmek. Ha bu yaklaşım benim
[0:32:49.159] için inanılmaz güçlü oldu. Yani hayatımda birkaç kez şunu düşündüğüm
[0:32:51.840] oldu. İ çıktı galiba bunu artık bırakmam gerekecek. Ama her seferinde geri adım
[0:32:56.080] atmak yerine tam tersini yaptım. Üstüne gittim. Her defasında kendimi yeniden
[0:32:59.639] gerçekten iyi hissettiğim yere geri döndüm. Bunun nedeni de şuydu. Ben
[0:33:03.039] buraya nasıl geri dönerim sorusu hep aklımdaydı.
[0:33:06.120] Sen sık sık yaşlanmanın düz bir çizgide ilerlemediğini söylüyorsun. Yani zamanla
[0:33:10.320] katlanarak hızlanan bir süreç olduğunu ve bu yüzden sorunun sadece köküne değil
[0:33:13.799] kökün de köküne inmek gerektiğini vurguluyorsun. Bunu biraz açar mısın?
[0:33:16.720] Yaşlanmanın katlanarak ilerlemesi tam olarak ne anlama geliyor?
[0:33:19.519] Yaşlanma söz konusu olduğunda aslında bir dezavantajımız var. Hatta birçok
[0:33:23.519] açıdan dezavantajımız var ama bunlardan biri çok temel. Takvim yaşına
[0:33:27.760] baktığımızda yaşlanma düz bir çizgi gibi ilerliyor. Doğum günün geliyor bir yaş
[0:33:32.159] daha alıyorsun. Her yıl bir yıl daha. E matematiksel olarak bakınca bu tamamen
[0:33:36.840] doğrusal ama işin biyolojik tarafı böyle çalışmıyor. Biyolojik sistemler doğrusal
[0:33:42.000] şekilde yaşlanmıyor. Şunu çok net biliyoruz. İnsanlar 2030 yaş arasında ya
[0:33:46.639] da 30-40 arasında çok yavaş yaşlanıyor ama 6070 arasında hele 7080 8090
[0:33:52.960] arasında yaşlanma çok daha hızlı oluyor. Yani yaş ilerledikçe yaşlanma hızlanarak
[0:33:57.480] artıyor. Bir de yaşlanma asimetrik bir süreç. Yani her zaman aynı şekilde aynı
[0:34:02.000] hızda ilerlemiyor. Bazı dönemlerde birden hızlanabiliyor. Mesela bir kadın
[0:34:07.200] hamile kaldığında ve çocuğu taşıdığında bu süreç onu biyolojik olarak ciddi
[0:34:11.599] şekilde yaşlandırıyor. Ama doğumdan sonra vücut toparlandıkça tekrar
[0:34:15.760] gençleşme yönünde bir dönüş oluyor. Yani yaşlılık ve gençlik düz ve pürüzsüz bir
[0:34:20.480] eğri üzerinde ilerlemiyor. Bazen sıçramalar oluyor. İleri gidebiliyor,
[0:34:24.399] geri gelebiliyor. Bu süreç iki yönlü. Gerçekten daha genç hale gelmek mümkün.
[0:34:28.760] Mesela Covid geçiriyorsun. Biyolojik olarak yaşlanıyorsun. Hastalıktan
[0:34:32.359] kurtuluyorsun. Sonra tekrar gençleşiyorsun. Dolayısıyla yaşlanma hem
[0:34:35.480] iki yönlü hem simetrik değil hem de zamanla katlanarak hızlanan bir süreç.
[0:34:39.440] Peki neden böyle? Bunun nedeni işin kök nedeninin de kökü ile ilgili.
[0:34:43.399] Yaşlanmanın temel nedenleri yaşlanmanın belirleyici özellikleri dediğimiz
[0:34:47.040] biyolojik süreçler. Bunlar hem yaşlanmanın sonucu hem de yaşlanmayı
[0:34:51.040] hızlandıran mekanizmalar. Biz bunlardan yaklaşık 16 tanesiyle çalışıyoruz.
[0:34:55.960] Bunların içinde şunlar var. mitokondrilerin iyi çalışmaması, DNA'nın
[0:35:00.280] kendini yeterince onaramaması, eee, telomerlerin kısalması, yaşlanmış
[0:35:04.320] hücrelerin birikmesi, kronik iltihaplanma, hücrenin kendi içindeki
[0:35:08.440] çöpleri temizleme kapasitesinin azalması yani otofajinin zayıflaması, bütün bu
[0:35:13.920] süreçler birbirini etkiliyor, birbirini besliyor ve birlikte çalışıyor. İşte
[0:35:18.079] yaşlanmayı hızlandıran şey de tam olarak bu etkileşim ağı. Bu süreçlerden biri
[0:35:22.560] bozulmaya başladığında ikiü tanesini daha etkiliyor. Onlar bozulduğunda bu
[0:35:26.280] sefer başka ikisini üçünü etkiliyor ve sistem kendi kendini hızlandırıyor.
[0:35:29.880] Tıpkı bir hortum gibi başta yavaş dönüyor sonra giderek hızlanıyor. Çünkü
[0:35:33.480] hepsi birbirini tetikliyor. İşte bu yüzden bu düğümü gerçekten çözmek ve
[0:35:37.079] adeta zamanı geri sarmak istiyorsan kök nedenin de köküne inmen gerekiyor. Yani
[0:35:41.119] yaşlanmanın temel belirleyicileri dediğimiz o mekanizmaların seviyesinde
[0:35:44.440] müdahale etmen lazım. Ancak o zaman bu süreçleri ters yöne çevirmeye
[0:35:47.760] başlayabiliyorsun. Bu kök nedenin köküne gitmek demek. Sadece kalp damar
[0:35:51.640] fonksiyonunu iyileştirmek değil ki. Biz bunu burada fazlasıyla yapıyoruz.
[0:35:55.079] Sürekli kalp tedavi ediyoruz. Ama mesele sadece bu değil. Bunun da altında yatan
[0:35:59.280] daha derin bir neden var ve oraya da inmek zorundayız. Eğer insanlar
[0:36:02.800] gerçekten bir ömür boyu genç kalmak istiyorsa, gerçekten 100 yaşındayken 30
[0:36:06.880] yaşında bir bedene sahip olmak istiyorsa işte bu seviyede çalışmak gerekiyor.
[0:36:11.319] Peki yaşlanmanın 16 temel mekanizmasının her biri için doğrudan müdahale imkanı
[0:36:15.800] var mı? Evet var. Aslında üstelik bu noktaya
[0:36:19.240] gelmek uzun zaman aldı ama bugün neredeyse hepsini ölçebilecek yöntemlere
[0:36:23.240] sahibiz. Sadece iki ya da 3 tanesi var ki onları hala doğrudan ölçemiyoruz.
[0:36:28.880] Mesela şu an haberci RNA'nın hücre içinde düzgün çalışmamasını birebir
[0:36:32.400] ölçemiyoruz. Yani onu direkt gösteren bir testimiz yok. Ama bu sürecin
[0:36:35.520] bozulduğunu anlayabiliyoruz. Ve evet bunların hepsiyle ilgili yapabileceğimiz
[0:36:39.520] şeyler var. Bunun bir kısmı yaşam tarzıyla ilgili. Nasıl yaşadığın
[0:36:42.640] gerçekten çok önemli. Bir kısmı takviyelerle ilgili. Eee, bazı
[0:36:46.079] durumlarda ilaçlar devreye giriyor. Bazı durumlarda da daha ileri uygulamalar
[0:36:50.400] gerekiyor. Örneğin plazma, ferez gibi. Eee, bunu başka yöntemlerle birlikte
[0:36:54.119] yaptığımızda etkisi çok daha güçlü oluyor. Kök hücreler işin bir parçası
[0:36:58.079] olabiliyor. Peptitler de öyle. Ama asıl nokta şu: Kimseyi tek bir şeyle
[0:37:02.640] düzeltemezsin. Önce kişiyi iyi anlaman gerekiyor. Sorunun tam olarak nerede
[0:37:06.960] olduğunu görüp ona göre bütünlüklü bir yol haritası çıkarman gerekiyor. Bu yol
[0:37:11.200] haritası da herkeste farklı oluyor. Yani mesela bir şey alayım bitsin deyim.
[0:37:15.200] İçeride oluşmuş olan o yaşlanma sürecini hani gittikçe hızlanan bir girdap gibi
[0:37:19.440] çözmek için baştan sona düşünülmüş bir sisteme ihtiyaç var.
[0:37:23.040] Peki beyin için ne yapıyorsun? Biz işe önce beyni ölçerek başlıyoruz.
[0:37:27.480] Herkese EEG yapıyoruz. Bunun yanında bilgisayar destekli bilişsel testlerle
[0:37:31.760] zihinsel performansı değerlendiriyoruz. Bir de insanlarla oturup konuşuyoruz.
[0:37:35.839] Stres seviyeleri, kaygıları, zihinsel yükleri ne durumda? Bunları anlamaya
[0:37:39.480] çalışıyoruz. Sinir sisteminin durumuna da bakıyoruz. Kalp atım hızı
[0:37:43.440] değişkenliği gibi ölçümlerle sinir sisteminin dengede mi yoksa sürekli
[0:37:46.760] alarm halinde mi olduğunu görüyoruz. Sonra bağırsaklara bakıyoruz. Eee çünkü
[0:37:50.599] biliyoruz ki bağırsakta sızıntı varsa aynı durum beyin için de geçerli oluyor.
[0:37:54.280] Yani kan beyin bariyeri de etkileniyor. İltihaplanmayı mutlaka
[0:37:57.599] değerlendiriyoruz. beyin sisi gibi sorunların çoğunda mutlaka bir
[0:38:00.960] nöroflamasyon payı oluyor. Vücuttaki iltihap düzeyini ölçmenin yolları var ve
[0:38:05.480] biz bunları kullanıyoruz. Beynin sağlıklı çalışabilmesi için tiroidin iyi
[0:38:09.160] çalışması şart. Bu yüzden genetik taramalara bakıyoruz. Özellikle DO2
[0:38:13.240] geniyile ilgileniyoruz. Dinlenme halindeki metabolizma hızını ölçüyoruz.
[0:38:16.720] Bu tiroid fonksiyonunu gösteren biyometrik bir test. Kan tahlillerine de
[0:38:20.520] bakıyoruz ama şunu biliyoruz. Kan sonuçları bazen normal görünebilir ama
[0:38:24.280] kişi gerçekte iyi durumda olmayabilir. Tiroitten sonra cinsiyet hormonları çok
[0:38:29.040] önemli. Östrojen hem kadınlarda hem erkeklerde beyin için son derece kritik.
[0:38:33.280] Özellikle Alzheimer riskini artıran bazı genetik yatkınlıklar varsa yeterli
[0:38:37.280] östrojen düzeyi daha da önem kazanıyor. Yani biz kişiyi baştan sona parçalara
[0:38:41.359] ayırarak inceliyoruz. Daha önce beyin sarsıntısı geçirmiş mi, ciddi bir travma
[0:38:45.480] yaşamış mı? Bunların hepsini öğreniyoruz. Sonra da beynin yeniden
[0:38:48.560] toparlanmasını sağlayacak çok yönlü bir yaklaşım kuruyoruz. Buna ek olarak bazı
[0:38:52.920] durumlarda beyni doğrudan uyarmaya yönelik manyetik uyarım yöntemleri
[0:38:56.200] kullanıyoruz. Bu nöronların yeniden aktif hale gelmesine yardımcı
[0:38:59.680] olabiliyor. Ayrıca bazı araştırma protokollerine de erişimimiz var.
[0:39:04.520] TB06 nedir? Açıklar mısın? GB James Bond filmi gibi geliyor.
[0:39:12.720] Kulağa biraz James Bond gibi geliyor. Evet. 007 gibi. Bu da TB06.
[0:39:18.240] Temelde vücudun içine girip belirli yapılara bağlanan bir antikor aslında.
[0:39:22.480] A evet evet hatırladım. Tamam. Bu antikor gidip bağlanıyor,
[0:39:26.720] biriktiriyor ve mikrogliya hücrelerinde yaşlanmayı tetikleyen unsurlardan birini
[0:39:30.480] hedef alıyor. İ yani bu alana da erişimimiz var. O yüzden şunu
[0:39:35.319] söyleyebilirim. Eğer kafanda şu fikir varsa hayır biz bu kişiyi tekrar 30
[0:39:38.960] yaşındaki bir beyne geri getirebiliriz. O zaman vazgeçemezsin. Denedik ama
[0:39:42.319] olmadı gibi bir noktaya gelmiyoruz. Bizim dilimizde bu yok. Bizim
[0:39:45.680] yaklaşımımız şu. Peki o zaman ne yapmamız gerekiyor? Çünkü biz cevaplara
[0:39:49.680] değil sorulara bağlıyız. Bu yüzden elimizde çok fazla araç var ve sürekli
[0:39:53.960] yeni araçlar ekleniyor. Şu anda mesela Avusturya'dan çıkan kullanımı ile ilgili
[0:39:58.240] yeni bir araştırma protokolüyle yeni tanışıyoruz. Bunun gibi pek çok şey
[0:40:01.720] sürekli gündeme geliyor. Yani biz hep bir sonraki adımı, bir sonraki işe
[0:40:04.680] yarayacak şeyi arıyoruz sürekli olarak. Web sitende bir şey görmüştüm. Beyinle
[0:40:08.800] ilgili bir şeydi. Şu an önümde değil ama en son baktığımda karşıma çıkmıştı.
[0:40:12.280] Hatta sanırım markalaştırılmış bir ismi var. Beyin frekansı. Evet, bu
[0:40:16.760] transkranial manyetik stimülasyon. Geleneksel olarak sadece izleyicinin
[0:40:20.520] anlaması için bu beynin üzerine bir mıknatıs koyduğunuz yer depresyonda
[0:40:24.880] kullanılır ve genellikle yüksek kullanılır. Enerji seviyeleri ve onu
[0:40:28.680] beynin belirli bir noktasına yerleştiriyorlar. Sol tarafta, ön
[0:40:31.720] kısımda, öne doğru. Bu daha düşük bir enerji. Ancak tüm beyni kapsıyor.
[0:40:36.000] Mıknatısı beynin dört farklı yerine yerleştiriyorsunuz ve böylece temelde
[0:40:40.040] enerji veriyorsunuz. Bu beyin için bir egzersiz gibi. Sonrasında moleküler
[0:40:45.079] hidrojen içiyoruz. Çünkü bu beynin yenilenmesini sağlıyor. Bir diğer önemli
[0:40:49.599] nokta da şu. Mitokondrilerin gerçekten iyi çalışması gerekiyor. Biz bunun için
[0:40:53.160] ATP üretimini ciddi şekilde artırmanın yollarını bulduk. Bunu birkaç şeyi bir
[0:40:56.800] araya getirerek yapıyoruz. Metilen mavisini çok güçlü bir kırmızı ışık
[0:40:59.960] yatağıyla birlikte kullanıyoruz. Buna NAD öncüllerini ekliyoruz ve bir de ozon
[0:41:02.720] saunasıyla destekliyoruz. E ozon saunası NADH'yi tekrar aktif formu olan Nda
[0:41:07.800] çeviriyor. Bu kombinasyonu yaptığında inanılmaz bir şey oluyor. Sonraki 3-4
[0:41:11.480] gün boyunca kendini resmen 16 yaşında gibi hissediyorsun. Böyle bir enerji
[0:41:15.040] geliyor ki insanın aklına şu geliyor. Hadi Everest'te tırmanalım.
[0:41:20.359] Ama anladığım kadarıyla bu kadar yüz yüze uygulama olduğu için daha çok senin
[0:41:23.839] bulunduğun bölgede yaşayan insanlara yardımcı olabiliyorsun değil mi? Yani bu
[0:41:26.960] sistemi tam olarak nerede kurdun? Merkezimiz nerede?
[0:41:29.319] Biz aslında uluslararasıyız. Yeni Zelanda'dan, Hindistan'dan, Meksika'dan,
[0:41:34.280] İsviçre'den, Abu Dhabi'den gelen danışanlarımız oldu. Dünyanın dört bir
[0:41:38.920] yanından insanlar geliyor ama çoğunluk Kuzey Amerika'dan Kanadalılar ve
[0:41:44.119] Amerikalılar. Yani yapılan pek çok müdahale var ve
[0:41:46.480] bunların çoğunda kişinin bizzat orada olması gerekiyor. Yani yüz yüze
[0:41:49.560] yapılması gereken çok şey olduğu için böyle söyledim.
[0:41:52.000] Evet. Bizimle çalışmaya başlayan kişiler genelde ilk etapta yaklaşık 3 gün burada
[0:41:55.440] oluyor. Bu süre içinde tüm temel testleri yapıyoruz. İlk iki günde
[0:41:58.160] biyometrik testlerin büyük kısmı tamamlanıyor. 3üncü günde bunların
[0:42:00.720] devamı geliyor. Ama bazı laboratuvar sonuçlarının çıkması 6 haftayı
[0:42:03.680] bulabiliyor. Sonrasında danışanların tekrar gelmesini istiyoruz. Böylece bir
[0:42:06.880] araya gelip bütün tabloyu net bir şekilde önümüze koyuyoruz. Kişiye özel
[0:42:10.040] planı çıkarıyoruz ve süreci gerçekten başlatıyoruz. Eğer özellikle beyinle
[0:42:13.440] ilgili daha yoğun bir çalışma yapılacaksa o zaman insanlar yaklaşık 2
[0:42:16.119] hafta burada kalıyor. Günde iki seans olacak şekilde haftada 5 gün
[0:42:19.119] çalışıyoruz. Hafta sonu ara veriyoruz. Sonra bir tur
[0:42:21.599] daha yapıyoruz. Toplamda bu şekilde 20 seans oluyor. Her 10 seanstan sonra da
[0:42:25.680] EYG'yi tekrar çekiyoruz. ilerleme var mı? Ne yönde gidiyoruz? Bundan sonra ne
[0:42:29.440] yapmamız gerekiyor? Hepsini net şekilde görüyoruz. Yani süreç gerçekten iyi
[0:42:32.599] işliyor. Ama evet bazı aşamalar için insanların burada fiziksel olarak
[0:42:36.079] bulunması gerekiyor. Yaptığınız tüm bu müdahalelerin daha çok
[0:42:39.839] insanların sağlıklı kalmasını sağladığını düşünüyorum. Yani açıkçası
[0:42:43.800] bunların insanların gerçekten daha uzun yaşamasını sağlayacağını savunduğunu
[0:42:47.559] sanmıyorum. Doğru mu? Çünkü görüştüğüm pek çok araştırmacı da henüz o aşamada
[0:42:51.960] olmadıklarını ve mevcut teknolojiyle insan ömrünü gerçekten uzatacak noktaya
[0:42:56.440] gelinmediğini söylüyor. Evet, bu gerçekten çok iyi bir soru.
[0:43:00.440] Kesinlikle insanların yaşam kalitesini ciddi biçimde artırıyoruz. Ama aynı
[0:43:04.440] zamanda şunu da biliyoruz. Vücuttaki bazı temel değerleri yükselttiğimizde
[0:43:08.800] bunların uzun yaşamla doğrudan ilişkili olduğunu görüyoruz. Örneğin Cloto
[0:43:13.160] seviyeleri. Cloto seviyesi yüksek olan kişilerde longevity ile güçlü bir ilişki
[0:43:17.720] var. Kloto, beyni, böbrekleri ve kalbi koruyan bir protein. Aynı şekilde damar
[0:43:23.200] sağlığı çok önemli. Biz damarların iç yüzeyini kaplayan glikokaliksi doğrudan
[0:43:27.240] inceleyebiliyoruz. Bu yapı damar sağlığını korumanın en temel
[0:43:30.880] unsurlarından biri. Ayrıca damarları yaklaşık 7 farklı açıdan daha
[0:43:34.720] değerlendirebiliyoruz. Damar sistemi iyi çalışan insanların
[0:43:38.359] daha uzun yaşadığını biliyoruz. Zihinsel kapasitesi yüksek, bilişsel esnekliği
[0:43:42.520] olan insanların daha uzun yaşadığını biliyoruz. Mitokondrileri iyi çalışan
[0:43:47.000] insanların da aynı şekilde yani mesele tek bir müdahale değil. Bütün bu
[0:43:51.839] unsurların birlikte çalışması. Şunu net söyleyeyim. Elimizde şunu yap, ömrün %40
[0:43:57.760] uzasın diyebileceğimiz tek bir yöntem yok. Hayvan çalışmalarında böyle
[0:44:02.160] sonuçlar görülebiliyor ama insanlarda durum çok daha karmaşık. Ama asıl mesele
[0:44:06.920] şu. Biz elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Çünkü bugün mümkün olduğunca
[0:44:12.520] genç ve güçlü kalmak istiyorsun ki yarın gelecek olanlardan da gerçekten
[0:44:17.440] faydalanabilesin. Şunu da unutmamak lazım. Yaşlanma
[0:44:21.520] hızlanarak ilerlediği için 80 yaşındaki birini tekrar 40'a yaklaştırmak 60
[0:44:28.040] yaşındaki birini 40'a yaklaştırmaktan çok daha zor. Yani bu düşüş sürecinde ne
[0:44:33.520] kadar ileri gidersen geri dönüş o kadar zorlaşıyor.
[0:44:38.119] Biyolojik yaşı ölçen testlerde yapıyor musunuz?
[0:44:42.160] Evet. Birçok biyolojik yaş testi yapıyoruz. Eee
[0:44:44.440] tek bir genel test mi yapıyorsunuz? Yani tüm sistemi kapsayan bir ölçüm mü yoksa
[0:44:48.920] organ parça parça mı değerlendiriyorsunuz?
[0:44:51.680] Evet. Biz tek bir genel yaş testinin çok taraftarı değiliz. Çünkü bu tür testler
[0:44:55.760] çoğu zaman yanıltıcı oluyor. Mesela diyelim ki bir genel test yaptırıyorsun.
[0:44:59.880] Kan tahlilleri bir algoritmadan geçiriliyor ve sonuç geliyor. Takvim
[0:45:03.319] yaşından 7 yıl daha gençsin. İlk bakışta kulağa harika geliyor değil mi? Ama
[0:45:07.680] sorun şu. Bu aslında çok eksik bir tablo. Çünkü biz baktığımızda şunu
[0:45:11.680] görüyoruz. DNA metilasyonu, mitokondri fonksiyonu, damar sağlığı, metabolik
[0:45:17.319] durum, beyin fonksiyonu. Bunların her birinin kendi yaşı var. Böbrek
[0:45:22.040] fonksiyonu da mesela çok önemli bir başlık. Benim kendi örneğimde
[0:45:26.400] böbreklerim 5 yaşındayken zarar görmüştü. Bu benim için hala önemli bir
[0:45:30.480] konu. İlginç olan şu ki zamanla düzelmeye başladılar. Bu normalde pek
[0:45:35.359] görülmez ama bunun nedeni doğru soruları sormamızdı.
[0:45:38.960] Asıl mesele şu. Sen vücudundaki en yaşlı sistem kadar gençsin. Eğer sadece genel
[0:45:44.599] bir test yaparsan elinde şu kalıyor. 7 yıl daha gencim. Tamam. Ama sonra ne
[0:45:49.640] yapacaksın? Oysa şöyle bir tablo gördüğünde iş değişiyor. Beynim takvim
[0:45:53.760] yaşımdan 10 yıl daha yaşlı. Böbreklerim 5 yıl daha genç. Kalbim 10 yıl daha
[0:45:58.720] genç. İşte o zaman tamam o zaman beynimle çalışmam gerekiyor. Yani
[0:46:03.119] gerçekten ne yapman gerektiğini biliyorsun. Bu yüzden bizce genel
[0:46:06.160] testler tamamen anlamsız değil ama asıl ihtiyacın olan bilgiyi vermiyor. Ne
[0:46:10.760] üzerinde çalışman gerektiğini netleştirmediği için de çoğu zaman
[0:46:14.319] yanıltıcı olabiliyor. Biliyorsun bu alan çok hızlı değişiyor.
[0:46:18.359] Hem sistemler hem takviyeler, araştırmalar o kadar hızlı ilerliyor ki
[0:46:23.480] tüketicinin buna ayak uydurması zor. Katılıyorum. [boğazını temizler]
[0:46:26.960] Ben Türkiye'de tanınan biriyim ve sık sık takviye firmaları bana geliyor. Tek
[0:46:32.160] bir ürünü temsil etmemi istiyorlar. Açıkçası bu bana doğru gelmiyor. Son
[0:46:37.680] zamanlarda Türkiye'de NR, Enemn gibi şeyler çok popüler oldu Reseral Trol'le
[0:46:43.599] birlikte ama ben genelde bunu yapamam diyorum. Çünkü bu alanda nelerin yolda
[0:46:49.359] olduğunu biliyorum ve çok yakında bugün konuşulanların değişeceğini de
[0:46:54.119] biliyorum. Bu insanların kullanıp kullanmaması meselesi değil. Asıl mesele
[0:46:59.800] şu: Bu alan hızla değişiyor ve tek bir ürüne bağlanmak doğru değil.
[0:47:05.599] Evet, aynen öyle. Takviye dünyası gerçekten karmaşık bir
[0:47:09.480] alan. Çünkü önce şundan emin olman gerekiyor. Aldığın ürün gerçekten doğru
[0:47:15.040] üretilmiş mi ve içinde yazdığı şeyi gerçekten içeriyor mu? Bu yüzden
[0:47:20.079] ürünlerin tam olarak kontrol edilmiş olması çok önemli. Bir de şu var. Bir
[0:47:24.680] takviyeyi almak onun gerçekten vücutta işe yaradığı anlamına gelmiyor. Mesela
[0:47:29.480] glutaton alıyorsun ama bu onun hücrelere ulaştığı anlamına gelmeyebilir. Çoğu
[0:47:33.960] form sindirim sisteminde parçalanıyor ama vücuda gerçekten girebilen bazı özel
[0:47:39.440] formlar var. Ağızdan emilebilen ya da çok küçük parçacıklar halinde olan
[0:47:44.440] formlar gibi. Glutatyonu artırmanın başka yolları da var. Vücudun kendi
[0:47:49.440] glutatyon üretimini destekleyen maddeler var. asetilistein, glisin gibi. Çünkü
[0:47:54.680] glutaton vücudun en önemli antioksidanlarından biri. Ama piyasada
[0:47:59.520] çok ürün var ki kulağa çok iyi geliyor ama vücuda bile girmiyor. Dolayısıyla da
[0:48:03.920] işe yaramıyor. Enadi konusu da çok konuşuluyor. E ener, enemeNen gibi
[0:48:08.599] isimler dolaşıyor ama bizim gördüğümüz şu tek başına bir takviye mucize
[0:48:12.720] yaratmıyor. Asıl farkı yaratan şey eee doğru kombinasyon. Özellikle ozon
[0:48:18.280] saunası ile birlikte kullanılan bazı destekler gerçekten etkili oluyor. Buna
[0:48:22.680] kırmızı ışık ve metilen mavisini eklediğinde etki daha da artıyor. Ama
[0:48:26.760] çok önemli bir nokta var. Herkes NAD seviyesini artırmamalı. Özellikle
[0:48:31.640] vücudunda kanser varsa NAD yükseltmek doğru değil. Çünkü bu kanseri
[0:48:36.760] besleyebilir. O yüzden önce şu sorunun cevabını bilmek gerekiyor. Vücudumda
[0:48:41.240] kanser var mı? Ha bu çok kritik bir yol ayrımı. Çünkü buna göre yapılması
[0:48:45.880] gerekenler de kesinlikle yapılmaması gerekenler değişiyor.
[0:48:50.359] Bildiğim kadarıyla merkezinizde fiziksel performansa da çok odaklanıyorsunuz.
[0:48:55.480] Peki insanların özellikle dikkat etmesi gereken en önemli noktalar neler?
[0:49:00.839] Açıkçası yine işin dönüp dolaşıp geldiği yer sinir sistemi. Çünkü insanlar takvim
[0:49:07.079] yaşı ilerledikçe dengelerini kaybetmeye başlıyorlar. kas kütlesi azalıyor,
[0:49:11.799] esneklik azalıyor ve bunların hepsi doğrudan eee sinir sistemi ile ilgili
[0:49:17.280] şeyler. O yüzden biz denge çalışmalarına çok önem veriyoruz. Mesela Justin
[0:49:21.880] Franson diye biri var. Atletisizm adlı bir kitap yazdı. Ondan öğrendiğim çok
[0:49:27.040] basit ama çok etkili bir egzersiz var. Sekiz çizerek yürümek. Yani yerde eee
[0:49:32.480] rakam olarak 8iz çizer gibi yürüyorsun. Kolların açık, gözlerin açık. Sonra aynı
[0:49:37.480] hareketi gözlerini kapatarak yapıyorsun. Sonra gözlerini tekrar açıyorsun ve bu
[0:49:41.760] sefer 8'i geri geri yürüyorsun. Sonra yine gözlerini kapatıyorsun ve geri geri
[0:49:45.880] yürüyorsun. Bunun güzelliği şu: Sinir sistemini ciddi şekilde zorluyorsun.
[0:49:51.440] Vücudunun uzaydaki konumunu algılama yeteneğini yani propriosepsiyonu
[0:49:56.319] çalıştırıyorsun. Bunu haftada 3 gün beşer dakika yapsan
[0:50:01.160] inanılmaz bir fark yaratıyor. Dengen ciddi şekilde gelişiyor. Eee çünkü
[0:50:05.839] aslında yaptığın şey kas çalıştırmak değil. sinir sistemini eğitmek. Zaten
[0:50:10.480] bir ağırlık kaldırdığında da ilk güçlenen şey kas değil, sinirdir. Sinir
[0:50:15.599] daha güçlü sinyaller göndermeye başlar. Kas o sinyaller sayesinde kasılır.
[0:50:20.720] Siniri kestiğinde kas hiçbir işe yaramaz. Yani mesele kas değil. Sinir
[0:50:24.640] sistemi. Onu güçlü, dayanıklı ve esnek hale getirmek. Aynı şey psikoloji için
[0:50:29.400] de geçerli. Ruh hali dediğimiz şey de sinir sistemi ile bağlantılı.
[0:50:33.760] Dayanıklılık, sakinlik, denge, hayatın anlamını hissetmek. Neden burada
[0:50:38.200] olduğunu bilmek. Bunların hepsi sinir sistemi ile ilişkili. Konuştuğumuz pek
[0:50:42.599] çok şey de bunu güçlendirmeye yardımcı oluyor. O yüzden 30 yaşındaki bir beden
[0:50:47.760] dediğimde şunu kastediyorum aslında. Sinir sistemini inşa ediyorsun.
[0:50:52.720] Koştuğunda kalbin sinir sistemini çalıştırıyorsun. Vagus sinirinin
[0:50:57.119] tonusunu artırıyorsun. Kan pompalama kapasiteni geliştiriyorsun. Nefesini,
[0:51:01.280] ritmini, dayanıklılığını geliştiriyorsun. Her şeye bu tek
[0:51:04.839] pencereden baktığında şunu fark ediyorsun. Ben aslında sinir sistemimi
[0:51:09.160] zorluyorum. Bir de şu var. Vücut zorlanmayı sever. Bu tür kontrollü
[0:51:13.880] streslere çok iyi yanıt verir. Sauna, soğuk suya girmek, kardiyo yapmak,
[0:51:19.119] ağırlık kaldırmak, sekiz çizerek yürümek, sinir sistemini zorlayan ve
[0:51:24.440] seni konfor alanının biraz dışına çıkaran her şey faydalıdır. Tabii
[0:51:29.240] aşırıya kaçmadığın sürece. Mesela maraton koşmak çok sağlıklı bir şey
[0:51:34.280] değil ama 3 ila 5 mil koşmak oldukça sağlıklı. Bu dengeyi kurmak mümkün.
[0:51:39.799] Bizim fitness'a bakışımızda en temel şey şu: İnsanların önce her gün bir şey
[0:51:45.079] yapma alışkanlığı kazanması gerekiyor. Haftada 3 gün spor yapacağım değil, her
[0:51:50.160] gün bir şey yapacağım. Çünkü bunu her gün yaptığında bu artık bir alışkanlık
[0:51:54.760] olmaktan çıkıp bir kimliğe dönüşüyor. Artık spor yapan biriyim diyorsun. spor
[0:51:59.920] yapmayı seviyorum diyorsun. Sevmesen bile eee artık spor yapan birisin. Ve bu
[0:52:05.799] noktadan sonra soru değişiyor. Bugün antrenmanımı nasıl yapacağım? Bu soruyu
[0:52:10.760] sorduğunda cevabı mutlaka buluyorsun. İşin çalışma şekli bu.
[0:52:15.079] Birinden şunu duymuştum. Her gün spor yapacağım demen gerekiyor. Çünkü
[0:52:18.920] kesinlikle yapamayacağın günler olacak. Eğer haftada 5 gün dersen bu 3 güne
[0:52:23.480] düşer. Haftada 3 gün dersen bu bir güne iner. O yüzden en baştan hedefi her gün
[0:52:28.520] olarak koymak gerekiyor. Aynen öyle. Çünkü sen de bir psikolog
[0:52:32.200] olarak bunu çok iyi bilirin. Esra sabah kalkıp bugün yapsam mı yapmasam mı diye
[0:52:36.480] bir karar vermen gereken anda işin başarısızlığa gitme ihtimali neredeyse
[0:52:40.599] %100'e çıkıyor. Her gün yeniden karar vermen gereken her şey eninde sonunda
[0:52:45.319] aksıyor. O yüzden yapılması gereken şey kararı tamamen ortadan kaldırmak. Yani
[0:52:50.440] mesele bugün spor yapacak mıyım sorusu değil. Ben bugün spor yapıyorum. Nokta.
[0:52:55.359] Eğer programım karıştıysa, geç kalktıysam ya da araya başka bir şey
[0:52:58.760] girdiyse gün içinde bir şekilde yolunu bulurum. Ama o gün mutlaka bir şey
[0:53:03.040] yaparım. Az da olsa, kısa da olsa. Buna gerçekten bağlandığında ve bunu
[0:53:07.160] sürdürdüğünde bir anda aslında bunun mümkün olduğunu fark ediyorsun.
[0:53:11.000] Bazen gerçekten insanın içi hiç istemiyor. Mesela bugün antrenörle spor
[0:53:15.440] salonundaydım. Bir anda durup ona döndüm ve açık açık çok sıkıldığımı söyledim.
[0:53:19.599] Yani evet kendimi zorluyorum, sert çalışıyorum ama o an gerçekten spor
[0:53:23.680] yapmak istemedim. Sonra da dedim ki gel bir şeyleri değiştirelim. Bu
[0:53:27.000] sıkıcılıktan çıkmam lazım. Normalde kendimi zorlamayı severim. Ağır
[0:53:30.880] çalışmayı da severim ama bugün aynı şeyleri tekrar tekrar yapmak istemedim.
[0:53:35.240] Yine de sporu bırakmadım. Sadece şeklini değiştirdik. Çünkü bir noktadan sonra
[0:53:39.319] hep aynı şeyleri yapmak gerçekten olmuyor.
[0:53:42.040] Bu gerçekten çok iyi bir nokta. O yüzden antrenmanlarında ihtiyacın olan şey
[0:53:46.040] aslında daha fazla çeşitlilik. Sinir sistemini zorlaman gerekiyor. Sekiz
[0:53:50.280] çizerek yürü. Merdiven çık. Bir denge tahtasına çık. Sinir sistemini zorla.
[0:53:55.480] Eğleneceksin. Gerçekten eğlenmeye başlayacaksın. Bunların hepsini güvenli
[0:53:59.119] şekilde yapmanın yolları var. Mesela tek ayak üzerinde bir bosu topunun üstünde
[0:54:03.520] dur. Hani şu yarım [ __ ] var ya ya da bir siwis topunun üstüne diz çökmeyi
[0:54:07.559] öğren ve dengeni koru. Oynayarak yapabileceğin her şey inanılmaz derecede
[0:54:11.599] önemli. Ve burada çok önemli bir nokta var. İnsanlar hayatta ilerledikçe
[0:54:16.119] kendilerini yetkin olmakla özdeşleştirmeye başlıyor. Bir şeylerde
[0:54:20.359] iyiyiz, becerikliyiz. Sonra spor salonuna girip yeni bir şey denemek
[0:54:24.920] istediğimizde mesela gözler kapalı geri geri 8 çizerek yürüyebilir miyiz
[0:54:29.319] bilmiyoruz. Belki takılırız, belki yönümüzü kaybederiz. Ve sonra şu korku
[0:54:33.839] geliyor. Yetersiz görünmeyelim. Acemi gibi durmayalım. Yetkin değilmişiz gibi
[0:54:37.599] görünmeyelim. İşte bu zihniyeti tamamen bırakman gerekiyor. Ben spor salonuna
[0:54:41.480] girdiğimde kendimi 5 yaşında biri gibi görüyorum. Yay. Bunu denemek istiyorum.
[0:54:45.799] Bakalım ne olacak. Slackline'a çıkmak istiyorum. Düşer miyim? Umurumda değil.
[0:54:49.880] Düşersem düşerim. 5 yaşındayım. Sadece oynamak istiyorum. Sadece oynamak. O
[0:54:54.559] yüzden spor salonuna gittiğinde yetkinlik takıntısını unut. Oyunu düşün.
[0:54:59.000] Gençliği düşün. Sinir sistemini mümkün olan her farklı şekilde zorlamayı düşün.
[0:55:03.640] Sinir sistemi gerçekten böyle inşa ediliyor.
[0:55:06.480] Son olarak şunu merak ediyorum. Bu belki birebir senin uzmanlık alanın değil ama
[0:55:11.359] Alzheimer'la mutlaka karşılaşıyorsundur. Şu anda özellikle klasik nörologlar
[0:55:16.440] arasında hakim olan bir görüş var. Bu hastalık geri döndürülemez.
[0:55:21.079] Yapılabilecek en iyi şey ilerlemesini durdurmak ya da yavaşlatmak daha fazlası
[0:55:26.280] mümkün değil deniyor. Yani bir noktadan sonra artık durum bu diye kabul
[0:55:31.119] ediliyor. Sen bu yaklaşıma nasıl bakıyorsun? Bence geleneksel tıp
[0:55:35.200] anlayışındaki asıl sorun ki ben de aynı şekilde yetiştirildim. O yüzden bunu çok
[0:55:38.720] iyi biliyorum. Şurada başlıyor. Bize işe yarayabilecek tek çözümlerin ya ilaç
[0:55:43.240] endüstrisinden ya da medikal cihaz endüstrisinden gelmesi gerektiği
[0:55:46.559] öğretiliyor. Buna adeta şartlandırılıyoruz. Ama bu zihinsel
[0:55:50.440] çerçevenin dışına çıktığında şunu fark ediyorsun. Aslında ortada çok daha fazla
[0:55:54.240] çözüm var. Ben kendi sağlık sorunlarımı çözerken bunu birebir yaşadım. Daha önce
[0:55:59.200] hiç bilmediğim inanılmaz derecede değerli bilgilerle karşılaştım.
[0:56:03.240] Gerçekten şaşkına döndüm. O yüzden eğer hala o sistemin içinde kalan biriyle
[0:56:07.760] konuşuyorsan sana söyleyeceği şey belli. Yapabilecek fazla bir şey yok. En fazla
[0:56:13.400] ilerlemesini yavaşlatmaya çalışırız. Hatta işin ironik tarafı şu ki
[0:56:17.520] kullanılan bazı ilaçlar çoğu zaman süreci hızlandırıyor. Ama yine de şunu
[0:56:21.559] deneyelim, bunu verelim deniyor. Ariep, namenda gibi ilaçlar mesela. Oysa asıl
[0:56:25.640] yapılması gereken şey şu: kişiyi detaylıca tedavi etmek. Bu insan neden
[0:56:29.880] demans geliştiriyor? Her demans Alzheimer demek değil. Bunu baştan
[0:56:33.319] bilmek gerekiyor. Genetik çok önemli. Apo E4, apo C1 ve Tom gibi Alzheimer'a
[0:56:38.160] yatkınlık yaratan genlere sahip mi? Eğer sahipse tamam o zaman buradan ne
[0:56:42.119] yapabileceğimize bakarız. Artık kan testleriyle TAV proteinini
[0:56:45.520] ölçebiliyoruz. Amiloid 40 oranlarına bakabiliyoruz. Hatta bir kişinin 10-15
[0:56:50.240] yıl sonra Alzheimer geliştirme ihtimali olup olmadığını bile öngörebiliyoruz.
[0:56:54.359] Buradaki asıl amaç erken davranmak. Eğer genetik yatkınlığını biliyorsan çok
[0:56:59.000] erken aşamada önlem almaya başlayabilirsin. Yani gemiyi buzdağına
[0:57:02.480] çarpmadan önce yönünü değiştirebilirsin. Zihinsel gerileme başladığında da çoğu
[0:57:06.680] zaman tablo şuna çıkıyor. Tiroid düzgün çalışmıyor. Cinsiyet hormonları yeterli
[0:57:10.839] değil. Beslenme bozuk. Beyin bariyeri sızdırıyor. Yani saldırılabilecek pek
[0:57:14.799] çok farklı nokta var. Bunun dışında da klasik tıbbın pek bakmadığı pek çok
[0:57:18.640] seçenek var. TB006 gibi yaklaşımlar, transkranial manyetik uyarım, peptitler,
[0:57:23.960] kök hücre uygulamaları, beyin fonksiyonunu desteklemek için
[0:57:27.440] yapılabilecek çok şey var. Sonuçta mesele şu: "Eğer benim doktorumun bu
[0:57:31.760] konuda bir cevabı yok diyorsan asıl soruyu değiştirmen gerekiyor. Beyin
[0:57:36.440] fonksiyonumu geri kazanmak için ne yapmam lazım diye sorduğunda cevaplar
[0:57:40.240] gerçekten orada ve sandığından çok daha fazla."
[0:57:42.880] Yani yine soru sormak şart. Aynen öyle Esra. Aynen öyle. Zaman
[0:57:48.400] ayırdığın için gerçekten çok teşekkür ederim. Çok keyifli, aynı zamanda da çok
[0:57:53.200] motive edici bir sohbetti. Seninle tekrar bir podcast yapmayı dört gözle
[0:57:57.119] bekliyorum. Ben de öyle Esra. Beni podcastine konuk
[0:57:59.920] aldığın için çok teşekkür ederim.
*Transkript YouTube'dan alınmıştır.
"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"
DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU
Ceo & Co-founder