Bağışıklığınız Sizi Yaşlandırıyor

Dr. Jeffrey Bland, PhD

Ayık Kafa’nın 120. podcast’inde Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD’nin konuğu Dr. Jeffrey Bland, PhD. Dr. Jeffrey Bland, PhD, fonksiyonel tıbbın öncülerinden biri olarak kabul edilen biyokimyacı ve eğitimcidir. Kronik hastalıkların nedenleri, beslenme, bağışıklık sistemi ve longevity alanındaki çalışmalarıyla dünya çapında tanınan Dr. Bland, aynı zamanda Functional Medicine Institute'un (IFM) kurucularındandır.

Dr. Jeffrey Bland, PhD

Özet

Fonksiyonel tıbbın babası olarak kabul edilen Dr. Jeffrey Bland ile bağışıklık sisteminin yaşlanma, metabolizma, beyin sağlığı ve uzun ömür üzerindeki bilinmeyen etkilerini konuşuyoruz.

Bağışıklık yaşlanması, kronik enflamasyon, bağırsak-beyin bağlantısı, “öfkeli” visseral yağlar, travmanın bağışıklık hafızasına etkisi, immünometabolizma, polifenoller ve karanlık madde besinlerini inceliyoruz. Bağışıklık sistemimizi yeniden eğitmek, gençleştirmek ve biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmak mümkün mü? Dr. Bland, uzun ve sağlıklı yaşamın merkezinde neden bağışıklık sisteminin olabileceğini anlatıyor.

#EsraÇavuşoğlu #AyıkKafa #ElevatingLifeEvolvingHealth #Longevilab #DrJeffreyBland

Dr. Jeffrey Bland, PhD
Web sitesi: https://jeffreybland.com/
YouTube: https://www.youtube.com/@BigBoldHealth
Instagram: https://www.instagram.com/drjeffreybland/

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’ne ne teşekkür ederiz. https://www.gedik.edu.tr/

00:00-03:37 Giriş. Dr. Jeffrey Bland’in tanıtılması.
03:37-09:10 İnsanlar Neden Hastalanır?
09:10-11:32 Fonksiyonel Tıp Nasıl Doğdu?
11:32-14:43 Hayatımızdaki Sinyaller Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?
14:43-18:16 Bağışıklık Sistemi ve Longevity
18:16-20:32 Bağışıklık Yaşı Nasıl Ölçülür?
20:32-22:13 “Öfkeli” Visseral Yağ Nedir?
22:13-24:47 Yaşlanmayla İlişkili Kronik İnflamasyon
24:47-30:01 Bağırsak-Bağışıklık-Beyin Bağlantısı
30:01-32:41 Bağışıklık Direnci Nedir?
32:41-35:51 Travma, Bağışıklık Hafızası ve Psikedelikler
35:51-39:04 CHIP Hücreleri ve Biyolojik Yaşlanma
39:04-45:05 İmmünometabolizma Nedir? Yani Bağışıklık ve Metabolizma İlişkisi nedir?
45:05-47:39 Karanlık Madde Besinleri Nedir?
47:39-50:23 Polifenoller ve Longevity
50:23-52:51 Himalaya Karabuğdayı
52:51-54:02 Bağışıklık Yaşlanması %47 Yavaşlatılabilir mi?
54:02-57:09 Dr. Bland 80 Yaşında, Ama Biyolojik Yaşı 64!
57:09-59:45 Dr. Bland’ın Bir Numaralı Longevity Tavsiyesi
59:45-1:01:58 Kapanış. 

*UYARI* Aylık Kafa’daki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Yayınlarımızda tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Transkrİpt

1. bölüm: Giriş. Dr. Jeffrey Bland’in tanıtılması.

0:00 Sen bir sağlık kaynağı olarak tanınıyorsun ve trendleri onlarca yıl öncesinden görebiliyorsun.

0:05 Şu an 80 yaşındayım. Ancak biyolojik yaşım 64 olarak ölçülüyor.

0:10 Bugün bizim için oldukça büyük ve önemli bir gün. Hatta bu Podcast’ten çıkar çıkmaz dünyanın herhangi bir yerinde

0:17 yapılmış en büyük klinik araştırmayı yeni bitiren araştırma grubumuzla konuşacağım. Tek bir gıdanın bağışıklık etkilerine ve beyin sağlığına

0:26 etkisine bakıyoruz. Her gün zenginleştirilmiş doz alımından 90 gün sonra bağışıklık yaşlanma hızını %47 oranında yavaşlatabileceğimizi gördük.

0:37 Bağışıklık sistemimizin biyolojik yaşı bu dünyada kaç yıl daha yaşayacağımızın en iyi belirleyicisi olduğu yakın

0:44 zamanda kanıtlandı. Yani yaşlanmış bir bağışıklık sisteminiz varsa yaşam beklentiniz daha kısadır. Bu veriler artık çok net.

0:53 Neden tek bir bitkinin peşinden gidiyorsun? Çok özel olmalı. Ben Esra Çavuşoğlu. 20 yıldır ayık bir hayat

1:00 yaşıyorum. Bağımlılık hastalığıyla mücadelem beni beden ve performansımı iyileştirmek, hayat kalitemi arttırmak, daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yeni

1:08 yöntemler, cihazlar ve takviye ürünler araştırmaya yönlendirdi. Bağımlılık hastalığı, biyohacking ve uzun yaşam alanlarındaki kendi deneyimlerimden

1:17 dünyadaki son gelişmelere, çığır açan girişimcilerden uzman akademisyenlere.

1:22 Yıllardır yaptığım sohbetler artık her hafta Ayık Kafa Podcast'te.

1:27 Ayık Kafa Podcast’e hoş geldiniz. Bugünkü konuğum fonksiyonel tıbbın babası olarak kabul edilen ve Fonksiyonel Tıp Enstitüsü’nün kurucusu Dr. Jeffrey

1:34 Bland. Ancak bu sohbet yalnızca fonksiyonel tıp üzerine değil, sağlığı, yaşlanmayı, kronik hastalıkları ve bağışıklık sistemini nasıl anlamamız

1:42 gerektiğini baştan düşünmemizi sağlayan çok daha kapsamlı bir konuşma. Çoğumuz bağışıklık sisteminin yalnızca bizi virüslerden ve bakterilerden koruduğunu

1:50 düşünürüz. Ancak Dr. Bland bağışıklık sisteminin bundan çok daha fazlasını yaptığını anlatıyor. Bağışıklık sistemi vücudumuzdaki her organda bulunuyor.

1:59 Çevremizden, yediklerimizden, yaşadığımız stresten, duygularımızdan, metabolizmamızdan ve hatta geçmiş deneyimlerimizden gelen sinyalleri

2:06 algılıyor. Bağışıklık sistemi inflamasyonu artırarak yaşlanmayı hızlandırabileceği gibi vücudun kendini onarmasına, yenilenmesine ve daha

2:13 dirençli hale gelmesine de yardımcı olabilir. Bu bölümde bağışıklık sisteminin yaşlanmasını, kronik inflamasyonu, bağırsak beyin

2:21 bağlantısını, öfkeli viseral yağ dokusunu, polifenolleri, karanlık madde besinlerini ve yediklerimizin, genlerimizin çalışma şeklini nasıl

2:28 etkileyebileceğini konuşuyoruz. Ve en önemlisi şu soruyu soruyoruz. Yaşlanmak gerçekten yalnızca genetik kaderimiz mi yoksa bağışıklık sistemimizi yeniden

2:36 eğitip gençleştirerek daha dengeli, daha dirençli ve biyolojik olarak daha genç hale gelmek mümkün mü? Üniversiteyi sadece dersler, vizeler,

2:44 finaller olarak düşünme. Asıl mesele okurken kendini keşfetmek, üretmek, projelerde yer almak ve mezun olmadan gerçek dünyayı tanımaya başlamak.

2:53 Bir yandan psikolojiyle insanı daha iyi anlayabildiğin, beslenme ve sağlık birimleriyle iyi yaşamanın ne demek olduğunu öğrendiğin, mühendislik

3:02 ve yönetim bilişim sistemleriyle teknolojiyi, veriyi ve sistemi çözümleyebildiğin bir üniversite düşün.

3:09 Yani sadece bilgi aldığın değil, düşündüğün, ürettiğin ve fikirlerini hayata geçirebildiğin bir yer. İstanbul Gedik Üniversitesi öğrencilik

3:18 hayatını gerçekten yaşarken geleceğini kurabileceğin bir deneyim sunuyor.

3:22 Ayık Kafanın daimi destekçisi Gedik Eğitim Vakfına sağladığı katkı ile size dünyanın önde gelen uzmanlarını

3:28

3:28 konuk olarak getirmeye devam ediyoruz.

3:31 Siz de Ayık Kafa’ya abone olarak destek verebilirsiniz.

3:35 Dr. Jeffrey Bland, Ayık Kafa Podcast programıma hoş geldin. Seni ağırlamak benim için çok büyük bir onur. Çünkü IFM

2. bölüm: İnsanlar Neden Hastalanır?

3:43 yani Fonksiyonel Tıp Enstitüsü’nü kuran ve fonksiyonel tıp yaklaşımını geliştiren kişisin. Yanılmıyorsam bu terimi ilk kez sen kullandın değil mi?

3:52 Ayrıca sağlık alanında adeta bir kahin olarak biliniyorsun. Trendleri onlarca yıl önceden tahmin ettiğin için sana

4:00 böyle diyorlar. Tekrar hoş geldin. Seni ağırlamak bir onur. Bugün bağışıklık sistemini konuşacağız. Bu çok önemli ve

4:09 insanların bu konuda çok fazla yanlış bilgisi var. Ancak öncelikle bu yolculuğa nasıl başladığını ve dünyanın

4:17 böyle bir eğitime ihtiyacı olduğunu, nasıl fark ettiğini duymayı çok isterim.

4:21 Jeff, öncelikle şunu söyleyeyim. Seninle konuşuyor olmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk ve aynı zamanda büyük

4:29 bir ayrıcalık Esra. Birkaç yıldır üzerinde çalıştığım bu fikirlerin bir kısmını seninle ve dinleyicilerinle

4:36 paylaşma fırsatı bulduğum için de gerçekten çok minnettarım. O yüzden sana çok teşekkür ederim. Sanırım önce bütün

4:44 bunları biraz bir çerçeveye oturtmam gerekiyor. Çünkü benim açımdan bakarsan bu aslında 50 yılı aşkın bir yolculuk.

4:52 Geçen ay 80 yaşıma girdim ve şunu söyleyebilirim ki hayatım boyunca uzanan ortak bir çizgi var ve bu hikaye beni

5:00 muhtemelen en az 60 yıl öncesine götürüyor. Benim ilgim hep aynı noktadaydı. Tıp fakültesine gittiğim dönemde bile en büyük merakım insanların

5:09 neden hastalandığını anlamaktı. Asıl tutkum buydu ve bu merak beni sadece enfeksiyon hastalıkları modeliyle

5:17 yetinmemeye itti. Yani sadece virüs ya da bakterilere maruz kalırsın ve hastalanırsın yaklaşımı bana yetmedi.

5:25 Çünkü ortada bulaşıcı hastalığı olmayan ama yine de hastalanan insanlar vardı.

5:30 Kalp hastalığı, kanser, diyabet, artrit, demans, eee, enfeksiyonla açıklanması hiç de kolay olmayan koca bir kronik

5:39 hastalık grubu vardı. Demek ki burada başka bir şey oluyordu. Benim sorum da hep aynıydı. Başka ne oluyordu? Yoksa bütün mesele sadece kötü genler miydi?

5:48 Sana genlerin verildiği anda şanssız bir kura mı çekmiştin? Kalp hastalığı genlerine ya da diyabet genlerine ya da

5:55 hangi hastalıksa onun genlerine sahip olduğun için mi bunlar oluyordu? Bugün artık şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

6:03 Genler bu hastalıkların belirleyicisi değil. Yaşa bağlı kronik hastalıkların oluşumunda genlerin doğrudan katkısı en

6:11 fazla %30 civarında genlerle dolaylı ilişkiler olabilir ama doğrudan belirleyici olan onlar değil. O zaman şu

6:19 soru ortaya çıkıyor. Doğrudan belirleyici olan ne? Bu hastalıkların gerçekten ortaya çıkmasına neden olan

6:26 şey ne? 1980 ile 1982 yılları arasında çok büyük bir şans yakaladım.

6:33 Tıp fakültesindeki öğretim üyeliği görevime 2 yıllık bir ara verdim ve Kaliforniya'daki Stanford

6:40 Üniversitesinde iki Nobel ödüllü Dr. Linus Pauling ve eşi Ava Helen Pauling ile çalışma fırsatı buldum. Eva Helen

6:48 Pouing de başlı başına olağanüstü bir kadındı. doğanın adeta durdurulamaz bir gücü gibiydi. E o iki yıl benim hayatımı

6:56 tamamen değiştirdi. Çünkü onlar sadece son derece zeki insanlar değildi.

7:02 Elbette Linus Pauling kimya ve barış alanlarında kazandığı iki Nobel ödülüyle olağanüstü bir bilim insanıydı. Ama bana

7:10 asıl kazandırdıkları şey hastalıkların kökeni hakkında çok daha geniş düşünmeyi öğretmeleri oldu. Linus Pauling moleküler

7:19 hastalık kavramının adeta öncülerinden biriydi. Genlerimizin çevremize ve yaşam tarzımıza nasıl yanıt verdiğinin, yaş

7:27 aldıkça nasıl göründüğümüzü, nasıl davrandığımızı ve nasıl hissettiğimizi belirlediğini anlatıyordu. Yani bütün

7:35 bunlar aslında değiştirilebilir etkenler olabilirdi. Eğer bunların ne olduğunu çözebilirsen en azından teorik olarak

7:42 tedaviyi kişiye özel hale getirebilirdin. Kişide işlev bozukluğu yaratan etkenlerden kaçınabilir,

7:49 vücudunda sağlıklı işleyişi destekleyen mekanizmaları harekete geçirebilirdin.

7:54 Aslında kulağa oldukça basit gelen bir modeldi. 1982 yılında Pauling Enstitüsü’nden ayrıldığımda tıp

8:03 fakültesindeki kadrolu akademik görevimi bırakmaya karar verdim. Bugün geriye dönüp baktığımda bunun biraz delice bir

8:10 karar olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir ailem vardı ve hepimizin sahip olduğu o bildik sorumluluklar da vardı. Ama ben

8:19 sadece doktorlara kendi kliniklerinde beslenme ve yaşam tarzı tıbbını nasıl uygulayabileceklerini

8:26 öğretmeye odaklanan bir kurum kurmak istedim. Neyse ki yapmak istediğim şeyi doğru bulan bir grup meslektaşım vardı.

8:35 Doktorluğu bırakmadılar ama bu fikri birlikte büyütmek için bana katıldılar.

8:40 Bunu kurumsal bir yapıya dönüştürebilir miyiz? Daha fazla insana ulaştırabilir miyiz? Ve belki de sağlık sistemini

8:48 sadece hastalığın sonuçlarına değil, hastalığın gerçek nedenlerine odaklanan bir yapıya dönüştürebilir miyiz diye

8:55 birlikte yola çıktık. Sonra da eşim Kanada'da iki toplantıya sponsor olmamız gerektiğine karar verdi. Tarih de 1989

9:04 ve 1990'dı. Aslında toplantı Kanada Vancouver'da yapılmıştı. Dünyanın farklı yerlerinden farklı disiplinlerde çalışan

3. bölüm: Fonksiyonel Tıp Nasıl Doğdu?

9:12 yaklaşık 44 arkadaşımızı ve meslektaşımızı davet ettik. Amacımız sadece bir araya gelip konuşmaktı. Ben buna beyaz tahta toplantısı derim.

9:21 Konumuz da şuydu. İdeal bir sağlık sistemi nasıl olmalı? Hastalık odaklı bir sistem değil. Gerçekten sağlık odaklı bir sistem nasıl kurulmalı?

9:29 Ortaya çıkan tartışmalar inanılmaz derecede zengindi. Çünkü herkes farklı bir disiplinden, farklı bir bakış açısından geliyordu. Ama hepimizi bir araya getiren ortak bir amaç vardı.

9:40 Acaba bunun bir sihirli formülü var mıydı? Kronik hastalıkların bu ağır yükünü hafifletecek gerçekten farklı bir şey yapabilir miydik? İkinci yıl bu

9:49 toplantıyı tekrar yaptığımızda bir rüya gördüm. Biliyorum kulağa biraz ilginç geliyor. Sabah uyandığımda kendi kendime dedim ki, "Bence buna fonksiyonel tıp

9:58 demeliyiz. Çünkü bütün konuşmalarımızın merkezinde hep fonksiyon vardı.

10:03 İngilizcede functional medicine" ifadesinin de hoş bir çağrışımı vardı.

10:07 Düşünsene farklı uzmanlık alanlarından farklı eğitim geçmişlerine sahip doktorlarla dolu bir tıp kongresindesin.

10:14 Sonra dönüp salondakilere şu soruyu soruyorsun. Kaçınız ayağa kalkıp ben disfonksiyonel tıp yapıyorum demek ister. Kimse ayağa kalkmaz. Ben de

10:23 düşündüm ki bir dakika belki de fonksiyonel tıp herkesin ortak zeminde buluşabileceği bir isim olabilir.

10:30 Böylece bunun bütüncül tıp mı, alternatif tıp mı, yaşlanma tıbbı mı olduğu üzerine tartışmak zorunda kalmayız. Belki herkes fonksiyon

10:39 kavramının etrafında birleşebilir. Ben de bu gruba bu yaklaşımın adının fonksiyonel tıp olmasını önerdim. Bir süre sonra onlar da bu fikri benimsedi.

10:48 Böylece yola bu isimle devam ettik.

10:51 Ardından eşim 1990 yılında Fonksiyonel Tıp Enstitüsü’nü kurdu ve şimdi 36 yıl sonra enstitün eğitim programlarından geçen doktor sayısı 137.000'i aştı.

11:03 Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol

11:10 eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

11:17 Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

11:22 Türkiye'den seni tanıyan, takip eden epey doktor tanıyorum. Kimisi eğitimlerine online katılıyor, kimisi

11:29 toplantılarına geliyor. Sanırım sonuncusu Kaliforniya'daydı.

4. bölüm: Hayatımızdaki Sinyaller Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

11:34 Çok yakın arkadaşım İrem de oradaydı. O da Mark Hyman'la çalıştı ve AFM'de eğitim aldı. Şimdi her şey benim için

11:42 daha çok anlam kazanmaya başladı. Çünkü seni tanımaya, özellikle de bağışıklık sistemine bakışını anlamaya

11:49 çalışıyordum. Fonksiyonel tıp diyelim ama aslında onun da ötesinde bir yaklaşım bu. Duyguların, çevrenin,

11:57 ailemizin yani hayatımızdaki her şeyin bir etkisi olduğunu okudukça bir anda taşlar yerine oturdu. Çünkü IFM'de

12:06 eğitim almış doktorlara gittiğinde bunu görüyorsun. Aman tanrım. İlk görüşmede önüne neredeyse şöyle kalın bir dosya

12:13 koyuyorlar. Kan değerlerinden başlıyorlar. Tamam. Ama sonra konu duygusal dayanıklılığına, travmalarına,

12:20 aile hayatına kadar geliyor. Yani gerçekten her şeye bakıyorlar. Şimdi neden olaylara böyle baktığını daha iyi

12:27 anlıyorum. Çünkü bence senin yaklaşımın, bütüncül tıbbın bile ötesinde.

12:33 Az önce saydığın şeylerin hepsini biz birer sinyal olarak görüyoruz. Çünkü her insan sürekli olarak sinyallere maruz kalıyor. Hava kaç derece? Rüzgar var mı?

12:42 Hava bulutlu mu? Yağmur yağıyor mu?

12:44 Rahat ettiğimiz bir yerde miyiz? Güzel sohbetler ediyor muyuz? İyi besleniyor muyuz? Oturuyor muyuz? Hareket ediyor muyuz? Bunların hepsi birer sinyal.

12:54 Elektromanyetik dalgalar, ultravyole ışınlar ve evrende maruz kaldığımız diğer bütün etkiler de buna dahil.

13:01 Bunların hepsi vücudumuzun algıladığı sinyaller. Vücudumuz bu sinyalleri alıyor ve onları fizyolojimizin, ruh

13:08 halimizin ve duygularımızın diline çeviriyor. Bu yüzden insanların neden sağlıklı olduğunu ya da neden olmadığını gerçekten anlamak istiyorsan hangi

13:16 sinyallere maruz kaldıklarını, bu sinyalleri nasıl aldıklarını ve bunların vücut fonksiyonlarına nasıl çevrildiğini anlaman gerekiyor. Ben fonksiyonların

13:24 aslında dört farklı türü olduğuna inanıyorum. Birincisi fiziksel fonksiyonlar, kas iskelet sistemi ve hareket gibi. İkincisi metabolik

13:32 fonksiyonlar, hücrelerimizin içinde gerçekleşen bütün o süreçler. Üçüncüsü bilişsel fonksiyon, beynimizin nasıl

13:38 çalıştığı. Bir de davranışsal fonksiyon var. Bu da manevi inançlarımız, sevildiğimizi ve değer gördüğümüzü

13:46 hissedip hissetmediğimiz, kimlerle vakit geçirdiğimiz gibi şeylerle bağlantılı.

13:51 Bütün bunlar birbirine karışıyor ve birlikte işliyor. Bu dört farklı fonksiyon alanı bizi biz yapan şeyler.

13:58 Nasıl göründüğümüz, nasıl davrandığımız, nasıl hissettiğimiz ve nasıl düşündüğümüz. Bunların birbiriyle nasıl etkileştiğinin bir sonucu ve bütün

14:06 bunlar yaşadığımız çevrenin, hayatımızın, maruz kaldığımız etkilerin ve aldığımız sinyallerin bir de onları nasıl çevirdiğimizin bir yansıması.

14:15 Benim için heyecan verici olan şu: Son 36 yılda bu sinyallerin çoğuna vücudumuzun verdiği yanıtın değiştirilebilir olduğunu öğrendik.

14:23 Farklı bir şey yaparsak farklı bir sonuç alıyoruz. İşte fonksiyonel tıbbın temeli bu.

14:29 Geçtiğimiz haftalarda Dr. Ellen Langer'ın bölümünü yayınladık. Kendisi gerçekten inanılmaz biri. Eminim sen de

14:35 tanıyorsundur. Onun mindfulness'a bakışı da çok ilginç. düşünme biçiminin vücut kimyasını değiştirebileceğini

5. bölüm: Bağışıklık Sistemi ve Longevity

14:43 hatta hastalıkların ortadan kalkabileceğini söylüyor. Yani bir bakıma biliyorsun her yönden etkileniyor ve değişiyoruz. Çok geç olmadan bağışıklık sistemine gelmek istiyorum.

14:54 Geçen hafta New York'ta bir panelde olduğunu biliyorum. Sanırım panel bağışıklık sistemi üzerineydi. Doktor

15:01 Elizabeth Yurth'la yakın çalışıyorum. Bir gün ona Longevity için en önemli sistem ya da organ hangisi? Bir tanesini seç

15:10 dedim. Ben beyni söylemesini bekliyordum. Bana bağışıklık sistemi dedi. Bağışıklık sistemi çökmeye başladığında insan da yaşlanmaya başlar

15:19 dedi. Peki insanların bağışıklık sistemi hakkında anlamadığı ya da yanlış anladığı en önemli şey ne?

15:26 Bu gerçekten çok iyi bir soru. Sorduğun için teşekkür ederim. Çoğumuzun bağışıklık sistemi hakkında öğrendiği şey şuydu ve bence bugün bile insanların

15:35 çoğu hala böyle düşünüyor. Bağışıklık sistemi bizi bakteriyel ya da viral hastalıklar gibi enfeksiyonlara karşı korur. Yani bizim savunma sistemimizdir.

15:44 Ve bu arada eee bunu gerçekten yapıyor.

15:47 Bu onun görevlerinden biri. O yüzden bağışıklık sisteminin bizi koruyan rolünün önemini kesinlikle küçümsemek

15:54 istemiyorum. Ama özellikle son 15 yılda şunu öğrendik. Bağışıklık sistemi bundan çok daha fazlasını yapıyor. Bağışıklık

16:02 sistemi vücudumuzu sürekli yeniden inşa ediyor. Aslında vücudumuzdaki her organda bulunuyor. Şöyle bir soru sorarsan, vücudumuzdaki hangi sistemler

16:11 vücudun diğer bütün bölgelerinde de bulunur? Bunun yalnızca iki cevabı var.

16:16 Diğer her yerde bulunan sadece iki sistem var. Kalbi akciğerde bulamazsın, beyni böbrekte bulamazsın. Ama

16:23 bağışıklık sistemiyle sinir sistemini her organda bulursun. kaslarda, beyinde, kalpte, yağ dokusunda, her yerde. Peki

16:32 neden böyle dersen? Yani bağışıklık sistemiyle sinir sistemi neden her organda bulunuyor? Çünkü dış dünyayı

16:39 sürekli tarayan ve dışarıdaki bilgiyi içerideki işleyişimize çeviren iki sistem bunlar. Onlar bizim

16:46 tercümanlarımız. Bize diyorlar ki, "Dışarıda her şey yolunda. Bulunduğun ortam gerçekten çok güzel.

16:52 Rahatlayabilirsin. Sadece keyfini çıkar." Ya da hayır burada bir sorun var. Tehdit dolu bir ortamdasın. Bu

16:59 senin için tehlikeli. O yüzden vücuduna tetikte olmasını, karşı koymasını ve kendini savunmasını söyleyeceğiz.

17:07 Bağışıklık sisteminin çok iyi yaptığı şey de bu. Bugünkü kronik hastalıklara bakarsan kalp hastalığı, diyabet,

17:14 demans, kanser bunların hepsi inflamasyonla bağlantılı hastalıklar. Peki inflamasyon nereden geliyor?

17:22 tetikte olan, aktive olmuş, savaş halinde olan bir bağışıklık sisteminden geliyor. Bağışıklık sistemi güvenli bir yerde olmadığını düşünüyor. O yüzden

17:29 karşı koyuyor, savaşıyor. Peki bugün bağışıklık sistemi neden kendini güvenli bir yerde hissetmiyor? Bunun bir nedeni

17:36 vücudumuza zarar verme potansiyeli olan çok fazla şeye maruz kalmamız. Ultra işlenmiş gıdalar, yaşam tarzı ile ilgili

17:45 pek çok etken, çevresel, kimyasallar liste uzayıp gidiyor. Bağışıklık sistemimiz de bizi bu düşmanca ortamdan korumaya çalışırken çok yoğun çalışıyor.

17:56 Ama bunu yaparken kendi vücudumuz da ister istemez zarar görüyor ve sonra bu hastalıkların ortaya çıktığını görmeye

18:03 başlıyoruz. Yani bağışıklık sistemi sadece bizi enfeksiyonlardan koruyan bir sistem değil. aynı zamanda yeniden inşa

18:10 ediyor, geri dönüştürüyor. Hatta şöyle söyleyelim. Son yıllarda bağışıklık sistemimizin, biyolojik yaşının bu

6. bölüm: Bağışıklık Yaşı Nasıl Ölçülür?

18:19 gezegende kaç yıl yaşayacağımızı öngören en güçlü gösterge olduğu ortaya çıktı.

18:24 Başka bir deyişle yaşam beklentimizi yani yaşlanmış bir bağışıklık sistemin varsa yaşam beklentin de daha kısa oluyor. Artık bu konuda veriler çok net.

18:34 Peki nasıl ölçülür?

18:36 Şu anda bunu ölçmenin bir yolu oldukça ileri düzey immünolojik testler yapmak.

18:43 Ama bunlar genelde çoğu araştırmada kullanmak için çok pratik değil. Hücre sayımı yapılıyor ve farklı bağışıklık

18:50 hücrelerine bakılıyor. Ama şimdi kullanılan daha pratik bir yöntem daha var. Buna gen metilasyonu deniyor.

18:58 Parmağından alınan bir damla kanla normal bir kan örneğiyle hatta tükürük örneğiyle bile genlerin metilasyonunu

19:06 ölçebiliyorsun. Bu da bağışıklık sisteminin yaşını dolaylı olarak gösteren bir ölçüm. Bunlar eee yaklaşık

19:15 15-20 yıl önce UCLA'den Steve Horvat'ın geliştirdiği yaş saati denilen ölçümler.

19:21 Böylece sıradan bir insan için bağışıklık sisteminin yaşı hakkında en azından dolaylı bir fikir edinmek çok daha kolay hale geliyor.

19:31 Halk arasında bilinen şu: Doğduğumuzda göğsümüzde timus diye bir bez var ve ilk bağışıklık hücreleri orada üretiliyor.

19:40 Ben biraz günlük dille konuşacağım.

19:43 Teknik terimleri bilmiyorum. Sonra bu bezin küçüldüğünü ama T hücreleri ve benzeri bağışıklık hücrelerinin

19:51 vücudumuzda kalmaya devam ettiğini biliyoruz. Y ama sen bağışıklık sisteminin her organda olduğunu

19:59 söylüyorsun. Peki bu diyelim kanımızda dolaşan bağışıklık hücrelerinden farklı bir şey mi?

20:06 Evet. Teşekkür ederim. Bu gerçekten çok yerinde ve güzel bir soru. Timusu ve bağışıklık hücrelerini olgunlaştırma

20:14 görevini anlattığın şekliyle tamamen doğru söyledin. Timus'un zamanla küçülmesi yani timus involüsyonu

20:22 dediğimiz şey yaşlanırken olan sürecin bir parçası. Timus'un işlevi azalıyor ve bu da farklı bağışıklık hücrelerinin

20:30 üretimini olumsuz etkiliyor. Hikayenin bir tarafı bu. Ama diğer tarafı şu: Vücudumuzdaki her dokuda, her organda

7. bölüm: “Öfkeli” Visseral Yağ Nedir?

20:38 yerleşik bağışıklık hücreleri var. Yağ hücrelerimizde hatta vücut yağımızın içinde bile çevreyi sürekli gözleyen

20:47 makrofajlar ve beyaz kan hücreleri bulunuyor. Ben sık sık öfkeli yağ diye bir ifade kullanıyorum. Peki öfkeli yağ

20:55 ne demek? Yağ hücrelerinin içine inflamasyon halinde olan bağışıklık hücreleri dolduğunda vücut yağının kendisi de inflamasyonlu hale geliyor.

21:04 Peki vücut yağı ne üretiyor? Adipokin adı verilen kendi haberci maddelerini üretiyor. Bu adipokinler kana karışıyor

21:13 ve vücudun geri kalanına şunu söylüyor: "Hey, artık bıktım. Böyle yaşamak istemiyorum." Tabii bunu biraz mizahi

21:21 bir dille anlatıyorum. Yani bana iyi davranmıyorsun. Bundan hoşlanmıyorum.

21:26 Şimdi bunu beyne de söyleyeceğim. Kalbe de, damarlara da. Çünkü ben mutlu değilim. Ve bunu öfkeli yağ dokusundan

21:33 salınan adipokin denilen bu alarm maddeleriyle yapıyor.

21:38 Vay. Yani öfkeli yağ derken sanırım iç organ yağından bahsediyoruz değil mi? Evet. Tam olarak öyle.

21:43 Peki viseral yağ yani bu öfkeli yağ beyni damar sistemini ya da kalbi mi hangi organı etkileyeceğini nasıl

21:50 seçiyor? Bu da gerçekten çok iyi bir soru. Çünkü bu maddeler eee sistemik dolaşıma yani kan dolaşımına karıştığında bütün vücuda yayılıyor.

22:00 Sonra da o kişinin bu mesaja en açık olduğu bölgeleri buluyor.

22:04 Kişiselleştirilmiş tıp tam da burada devreye giriyor. Bir kişide bu beyin olabilir. Bir başkasında kalp, bir

22:11 diğerinde eklemler. İşte burada kişisel farklılıklar önem kazanmaya başlıyor ve neden herkese uyan tek bir yaklaşım

8. bölüm: Yaşlanmayla İlişkili Kronik İnflamasyon

22:19 olmadığını görüyoruz. Gerçekten kişiye ve onun kendine özgü yapısına bakmak, genel bir hastalık grubunu değil, o

22:27 kişinin kendi sorunlarını tedavi etmek gerekiyor.

22:31 İnflamasyon yaşlanmasını yani inflamaging çok duyuyoruz. Tam olarak nedir? Bize açıklayabilir misin?

22:37 Bağışıklık sistemi tetikte olduğunda ve yaşama biçimimizden gelen sinyaller yüzünden kendini kuşatma altında ya da

22:46 tehdit altında hissettiğinde dokularda yerleşik bağışıklık hücrelerini sürekli

22:53 kısmen savaşa hazır hatta savaş halinde tutuyor. Bağışıklık sistemi de savaşını

23:00 inflamasyonu başlatan interlökin ve sitokin adı verilen bir dizi bileşik ya

23:07 da madde üreterek veriyor. İnsanlarda iki tür inflamasyon görüyoruz. Birincisi

23:14 akut inflamasyon. Vücut çok ciddi bir durumla karşılaştığında ortaya çıkıyor.

23:20 Bu bir yaralanma da olabilir, bir enfeksiyon da hayatın tehlikededir ve vücut seni ölümden korumak için elinden gelen her şeyi hemen yapmaya çalışır.

23:32 Akut inflamasyon dediğimiz şey bu.

23:34 Bağışıklık sistemi seni ölümden korumak için elindeki bütün ağır silahları devreye sokuyor. SARS-CoV-2 ve COVID-19

23:43 sırasında da bunun yaşandığını biliyoruz. Pek çok insan bunun sonucunda hayatını kaybetti. Hatta büyük çoğunluğu

23:52 muhtemelen bağışıklık sistemlerinin aşırı tepki vermesi nedeniyle öldü. Yani bağışıklık sistemi onları virüsten

24:00 korumaya çalışırken aslında kendi ölümlerine neden oldu. İnsanlar kendi

24:07 vücut sıvıları içinde boğuldu. Bu ciddi bir yaralanma ya da eee hastalık sırasında ortaya çıkan akut inflamasyon.

24:17 Diğer inflamasyon türü ise alttan alta süren kronik inflamasyon. Kaynayan bir tencere gibi. Biz buna inflamasyon diyoruz. Sürekli devam eden bir durum.

24:29 Bağışıklık sistemin hep diken üstünde.

24:32 İnflamasyonun yaşlanmanın 12 temel nedeninden biri olduğu düşünülüyor.

24:38 İnflamasyonla ilgili iyi bir şey varsa o da şu: Fark ettiğin zaman değiştirebilirsin.

24:45 Kişinin yaşam biçimini değiştirerek inflamasyonu azaltmak ve tedavi etmek mümkün. Zaten fonksiyonel tıp modelinin

9. bölüm: Bağırsak-Bağışıklık-Beyin Bağlantısı

24:54 özü de bu. Vücudun dayanıklılığını yeniden kazanması ve kendini sürekli alarm halinde hissetmemesi için işlevleri tekrar dengeye getirmek.

25:05 Belki ismini duymuşsundur Kiran Krişnan'ı konuk etmiştim. Evet, sanırım bir buçuk yıl kadar önceydi. Buradan bağırsaklara gelmek istiyorum.

25:14 Konuşurken bunu gerçekten çok iyi anlatmıştı. Benim sana sorum şu.

25:19 Bağışıklık hücreleri dediğimiz şey iyi bakterilere benzer şeyler mi yoksa tamamen ayrı yapılar mı? Çünkü Kiran bunu mikrobiyom üzerinden anlatmıştı.

25:29 bağırsağın ana merkez olduğunu söylüyordu. Bir bakıma bağışıklık sistemimizin merkezinin orası olduğunu

25:36 ve sonra bağırsağın akciğerlerde başka organlarda habercileri bulunduğunu anlatıyordu. Diyelim ki bir enfeksiyon

25:45 geliyor. Akciğeri örnek vereyim. Kişi çok sigara içiyorsa ya da sürekli ağızdan nefes alıyorsa her neyse

25:54 akciğerler sağlıklı durumda değilse enfeksiyon geldiğinde bağırsağa sinyal göndermesi gereken hücreler de yeterince

26:03 güçlü olmuyor. Biliyorum biraz karışık anlatıyorum. Umarım takip edebiliyorsun. Yani iletişimi kurmaya yetmiyorlar.

26:12 Çünkü yeterli değiller. O da vücutta böyle bir sistem olduğunu söylüyordu.

26:17 Bir yer diğerine sinyal gönderiyor. Gel beni kurtar. Bana daha fazla iyi bakteri gönder. Bununla savaşmam gerekiyor. Bir

26:27 tür sinyal gönderiyor. İşte peki burada iki farklı şeyden mi bahsediyoruz? Yoksa aslında birbirine benzeyen şeyler mi?

26:36 Öncelikle şunu söyleyeyim. Bence çok karmaşık bir sistemi gerçekten çok iyi özetledin. Bağırsak bakterileri yani

26:44 mikrobiyomumuz bağırsağın son derece hassas iç yüzeyiyle sürekli temas halinde ve bağırsağın bu iç yüzeyinde

26:52 GALT dediğimiz bağırsakla ilişkili lenfoid doku bulunuyor. GALT, bağışıklık sistemimizin yaklaşık %70'i de burada

27:01 yer alıyor. Yani az önce senin de söylediğin gibi bağırsakta, bağırsak mukozasında ve bağırsak duvarında,

27:09 bağırsağımızda yaşayan bu organizmalar yani mikrobiyom yaklaşık 1,5 kiloluk bir kütle oluşturuyor. Trilyonlarca

27:17 bakteriden söz ediyoruz. Hatta insanlara hep şunu söylüyorum. 1 gram dışkıda bilinen evrendeki yıldızlardan daha

27:26 fazla bakteri var. Yani orada gerçekten çok şey oluyor. Çünkü yüzlerce farklı mikrop türü var ve her birinin kendine

27:34 özgü bir karakteri bulunuyor. Bazılarına simbiyotik diyoruz. Aa bunlar bize gerçekten yardım edenler. Vitamin

27:42 üretiyorlar. Bağışıklık sistemini harekete geçiren maddeler üretiyorlar.

27:47 Bir de kommensaller var. Bunlar doğrudan bize fayda sağlayan maddeler üretmeyebilir ama iyi bir alanı kaplıyorlar. Bize zarar vermiyorlar.

27:56 Yani bir bakıma zararsız dost komşular gibiler. Ama üçüncü bir grup daha var.

28:02 Parazitik olanlar. Bunların sayısını düşük tutmak istersin. Çünkü bu bakteriler bazı tuhaf şeyler yapıyor.

28:10 Yedikleri besinleri toksik yan ürünlere dönüştürüyorlar. Bunlar vücuda emiliyor ve organları olumsuz etkileyebiliyor.

28:17 Bağışıklık sistemimiz de bu yabancıları tanıyor. Eğer bağırsak mikrobiyomu bakterilerdeki bir dengesizlik nedeniyle

28:25 bu ikincil maddeleri üretmeye başlarsa buna disbiyozis diyoruz. O zaman bağışıklık sistemi aktive oluyor ve

28:33 senin az önce anlattığın o sinyal zinciri başlıyor. Bir bayrak yarışında batonun elden ele geçmesi gibi.

28:41 Bağırsaktaki bu dengesiz bakteriler önce bağışıklık sistemini harekete geçiriyor.

28:46 Bağırsaktaki bağışıklık sistemi de bazı maddeler salgılıyor ve bunlar karaciğerdeki bağışıklık hücrelerine gidiyor. Peki bu hücreler hangileri mi?

28:56 Bunlara kupfer hücreleri deniyor.

28:58 Karaciğer kütlesinin yaklaşık %10'unu oluşturuyorlar ve bunlar bağırsaktaki bağışıklık hücreleriyle doğrudan bağlantılı olan bağışıklık hücreleri.

29:10 Kupfer hücreleri alarm mesajını alınca ne mi yapıyor? Onlar da kendi alarm maddelerini üretiyor. Peki bunlar nereye

29:17 gidiyor? kana karışıyor. Kan beyne de gittiği için bu sinyal beyne ulaştığında oradaki hangi bağışıklık hücresine

29:25 aktarılıyor? Evet, beyninde de bağışıklık hücreleri var. Bunlara mikrogliya deniyor. Mikrogliya hücreleri

29:32 bu bilgiyi alıyor. Sonra ne yapıyorlar biliyor musun? Uyarılıyorlar, saldırganlaşıyorlar. Adeta öfkeleniyorlar. Ardından bu mesajı hemen

29:41 yanlarındaki komşularına yani nöronlara iletiyorlar ve bu süreç nöronların ölümüne kadar gidebiliyor. Buna apoptoz

29:49 deniyor. Yani bağırsakta başlayan bir disbiyozis bütün bir olaylar zincirini başlatabiliyor ama bir noktadan sonra

29:58 vücudun neredeyse her organındaki farklı bağışıklık hücreleri bu mesaja dahil oluyor. Yani mesele tek bir yerde

10. bölüm: Bağışıklık Direnci Nedir?

30:06 başlayıp orada kalmıyor. Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone

30:14 misiniz? Bir kontrol eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme

30:21 gücünü sağlıyor. Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

30:28 Dilersen şimdi bana bunun olumlu tarafını anlat. Disbiyozis olduğunda olayın bağırsaktan karaciğere, oradan kana sonra belki beyne ya da başka

30:36 organlara gittiğini anlattık. Peki sağlıklı bir insanda ne oluyor?

30:41 Bağışıklık sistemi sağlıklı, iyi güçlü ama aşırı güçlü değil. Yani çok fazla sitokin üreten türden değil. Sadece

30:49 sağlıklı ve dengeli bir bağışıklık sistemi var. Ve bu kişinin başına bir şey geliyor. O zaman sistem nasıl çalışıyor? Organlar arasındaki bu iletişim nasıl kuruluyor?

30:59 Evet. bağışıklık sistemimizin savunmayı harekete geçirmek ya da tam tersine bunu yatıştırıp azaltmak konusunda olağanüstü

31:07 bir yeteneği var. Bir dimmer düğmesi gibi düşün. Açabiliyorsun da, kısabiliyorsun da. Bağışıklık sistemi böyle çalışıyor. Bu sürecin farklı

31:16 bölümlerini yöneten farklı hücre türleri var. Bir örnek verelim. beyaz kan hücrelerinden, timusa bağlı lenfositler

31:25 dediğimiz bağışıklık hücrelerinden yani T lenfositlerden söz edelim. Bunlar vücudumuzun çevreye nasıl tepki

31:33 vereceğini düzenlemek için farklı organ ve dokular arasında iletişim kuran çok önemli hücreler. T lenfositler iki farklı durumda bulunabiliyor.

31:43 Birincisine TH1 deniyor. Bu proinflamatuar form. Yani bu lenfositler aktive olmuş savaş halinde. Bir de TH2

31:52 denilen başka bir form var. TH2 ise yatıştıran, sakinleştiren, adeta barış sağlayan taraf. Bu ikisi arasındaki

32:00 denge çok önemli. Çünkü sana zarar verebilecek bir şeyle savaşabilmek istersin. Bunu TH1 yapar. Ama sonra bu

32:09 tepkiyi yatıştırabilmen de gerekir ki sonsuza kadar sürüp sana zarar vermesin.

32:14 Bunu da TH2 yapar. Bu ikisi uyum ve denge içinde yaşadığında buna dayanıklılık diyoruz. Bağışıklık

32:22 sisteminin dayanıklılığı. Ama bugün en azından batı dünyasında batılı yaşam tarzıyla yaşayan insanların çoğunda bu

32:30 denge yok. TH1 baskın yani sakinleştirici lenfositlerden çok savaş halinde olan aktif lenfositler baskın.

32:39 Aynı şey makrofaj dediğimiz başka bir hücre türünde de oluyor. Makrofajlar da bağışıklık sisteminde iki farklı durumda

11. bölüm: Travma, Bağışıklık Hafızası ve Psikedelikler

32:47 bulunabiliyor. M1 formu aktif savaşan taraf. M2 formu ise sakinleştiren, barış

32:54 sağlayan taraf. Vücudun bu ikisi arasındaki doğru dengeyi koruyarak dayanıklılık oluşturuyor. Ama sürekli

33:01 stres altındaysan ve stres derken her tür stresi kastediyorum. Kimyasal stres, psikolojik stres, beslenme ile ilgili stres vücudun alarm tarafına kayıyor.

33:13 Birinci durum artıyor, ikinci durum azalıyor ve sen de daha az dayanıklı hale geliyorsun.

33:19 70 yaşındaki biri yaşam tarzına bağlı olarak 80 yaşında veya 30 yaşında bir bağışıklık sistemine sahip olabilirdi mi?

33:29 Evet. Bence işin büyük bir kısmı bu. Ama biraz da bağışıklık sisteminin geçmiş deneyimlerden ne hatırladığıyla ilgili.

33:36 Çünkü bağışıklık sistemimizin gerçekten çok güçlü bir hafızası var.

33:40 Hayatında çok fazla travma yaşadıysan ya da diyelim CMV gibi bir viral enfeksiyon geçirdiysen hatta bugün SARS-CoV-2

33:49 sonrası uzun Covid yaşıyorsan vücudun bağışıklık sistemin bunu hatırlıyor. O deneyim bağışıklık sistemine adeta

33:58 kazınıyor ve sistem hala tehdit altındaymışsın gibi o anıya tutunuyor.

34:03 Travma sonrası stres sendromunda bile psikolojik travma bağışıklık sistemine işlenebiliyor ve sistem o kötü anıyı

34:10 taşımaya devam ediyor. Ama iyi haber şu: Son 20 yılda bağışıklık sisteminin kendini yeniden düzenleyebildiğini

34:18 öğrendik. Hafızasını yeniden şekillendirebiliyor.

34:22 Şöyle söyleyelim. kötü anılardan kurtulabiliyor ve yerine yeni anılar yazabiliyor. Tabii kötü bir anıdan

34:30 kurtulmak her zaman o kadar kolay olmayabilir. O anının ne kadar derin olduğuna bağlı olarak bazen daha

34:37 müdahaleci bir yöntem gerekebilir. Bir örnek verelim. Psikiyatrik tedavide psikedeliklerin kullanılması bence şu

34:44 anda ortaya çıkan en ilginç alanlardan biri. Peki bu nasıl çalışıyor?

34:50 Açıklamalardan biri şu. Tek açıklama bu demiyorum ama açıklamalardan biri bu.

34:56 Doğadan gelen bu biyoaktif moleküller yani psikedelik moleküller ve halüsinojenler hücrelerine takılıp

35:03 kalmış anıları yeniden düzenliyor. Buna epigenetik diyoruz aslında. Hücrelerinin epigenetiğini değiştiriyorlar.

35:12 Eski kötü mesajları kaldırıp yeni ve taze mesajlara yer açıyorlar. O yüzden bizim tek yönlü bir yol olduğumuz fikrinin doğru olmadığını düşünüyorum.

35:21 Biz iki yönlü bir yol olabiliriz. Geri dönebiliriz. Buna da bağışıklık sisteminin gençleşmesi diyoruz. Biz de

35:28 son 67 yıldır tam olarak bunun üzerinde çalışıyoruz. Bağışıklık sistemini gerçekten nasıl gençleştirebiliriz?

35:36 Zombi hücreler gibi kötü anılardan nasıl kurtulabiliriz? Zombi hücreler sözü bile kulağa kötü geliyor değil mi? Ve

35:44 bunların yerine gençken yaptığın işi yapabilecek sağlıklı, taze, daha önce aktive olmamış hücreleri nasıl

12. bölüm: CHIP Hücreleri ve Biyolojik Yaşlanma

35:52 koyabiliriz gibi soruların yanıtlarını araştırıyoruz.

35:56 Tamam, anladım. Yaşlanan hücrelerden ve bahsettiğin o travmalardan kurtulmak.

36:02 Austin Palmetto ile bir podcast kaydı yaptım ve birkaç dakika boyunca psikedelikler üzerine konuştuk. Yakında Dave Robin ile de bir podcast yapacağım.

36:15 Gerçekten çok ilgiliyim. O bu konularda tam bir uzman. Bağışıklık yaşlanması

36:22 konusuna değindik. Araştırırken çip adında bir hücre tipiyle karşılaştım.

36:29 Belirsiz potansiyelli klonal hematopoez yani çip.

36:33 Teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla bir kez aktive oldular mı? Sürekli öfkeli, sürekli ateşli halde kalıyorlar. Öyle mi? Evet, hikayenin oldukça ilginç bir

36:42 bölümü burası. Çip kısaltması CHIP şeklinde yazılır. İngilizcede çip bir tür döküntü veya parça anlamına

36:49 gelebilir. Bu CHIP hücreleri yaş ilerledikçe birikmeye başlar. Bazı kişilerde hatta genç yaşta olanlarda

36:56 bile bu birikim oldukça hızlı gerçekleşirken diğerlerinde daha yavaş ilerler. CHIP hücresi tüm bağışıklık

37:04 hücrelerimizin ana kaynağı olan kemik iliğinde yer alır. Nihayetinde tüm bu hücreler kemik iliğinden köken alır.

37:12 Eğer kemik iliği, kötü beslenme, çeşitli kimyasallar veya radyasyon gibi pek çok farklı etkenle zarar görürse kan yapıcı

37:21 kök hücrelerin genetik yapısı değişebilir. Yani kemik iliğinizde bulunan ve zamanla farklı kan hücresi türlerine dönüşecek olan o hücrelerin

37:29 genetiği bozulur. Bu genetik değişim mutasyonel bir hasara yol açar. Hasarın kemik iliği hücresinin genlerinde tam

37:38 olarak nerede oluştuğuna bağlı olarak klonal bir hücre hattı meydana gelebilir. Peki klonal hücre hattı nedir? Bu hücrenin kendini sürekli

37:47 olarak kopyalaması anlamına gelir. Zaman geçtikçe bu hücreler kendini çoğaltmaya devam eder. İşte klonal hematopoez

37:55 dediğimiz olay budur. Yani kemik iliğinizde üretilen kan hücreleri hasar görmüş ve doğası gereği klonal olan

38:03 belirli bir soydan türemektedir. Bu hücreler kendilerini kopyalamayı sürdürürler. Zamanla kemik iliği

38:10 hücrelerindeki hasarın konumuna göre kan dolaşımınıza karışan bu klonal hücreler sorun yaratabilir. Zarar verici

38:18 olabilirler. Vücutta iltihaplanmaya yol açabilirler ve yaşlanma sürecini hızlandırabilirler.

38:25 Bu nedenle kalp hastalıkları ile kandaki CHIP hücresi sayısı arasında ve miyelodisplastik kanserler ile CHIP hücresi

38:33 sayısı arasında çok güçlü bir bağlantı bulunmaktadır. Günümüzde CHIP hücrelerinin demans gibi

38:40 rahatsızlıklarla da ilişkili olduğunu görüyoruz. CHIP hücreleri diyabetle de bağlantılıdır. Dolayısıyla kemik

38:47 iliğindeki kan yapıcı kök hücreleri hasardan korumanın yaşlanmayı geciktirme ve sağlığı koruma konusunda gerçekten

38:55 kritik bir adım olduğu anlaşılıyor. İyi haber ise CHIP hücrelerinin oluşum hızını değiştirebilmemizin mümkün görünmesidir.

39:03 Harvard'da yürütülen ve menopoz sonrası kadınlar üzerinde yapılan bazı araştırmalar menopoz döneminde çip

13. bölüm: İmmünometabolizma Nedir? Yani Bağışıklık ve Metabolizma İlişkisi nedir?

39:11 hücresi sayısı daha düşük olan kadınların çok daha iyi sağlık sonuçlarına sahip olduğunu ve kalp

39:18 hastalığı riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Sanırım bağışıklık sistemimizin nasıl düşmanımız haline gelebileceğini anlamaya başlıyoruz.

39:27 Ancak aynı zamanda bağışıklık sisteminin nasıl gençleştirilebileceğini ve bu hasarlı hücrelerden nasıl kurtulabileceğimizi de öğreniyoruz.

39:37 Anladım. O zaman vücuttaki en önemli sistem demesine şaşmamalı. Bir noktada immünometabolizmayı takip edilmesi gereken bilim olarak bahsetmiştim.

39:47 Bununla ne demek istedin? Bu alanın neden bu kadar heyecan verici olduğunu açıklayabilir misin?

39:54 Yine gerçekten seni tebrik ediyorum Esra. Bütün bu bilgileri bir araya getirme konusunda çok iyi bir iş çıkarmışsın. Hepimiz metabolizma

40:01 hakkında biraz bir şeyler biliyoruz. Bu alanda uzman olmasak bile yiyeceklerin enerjiye dönüştürüldüğünü biliyoruz. İşte buna metabolizma diyoruz.

40:10 Vücudumuzdaki hücreler metabolizma sayesinde büyüyor, yenileniyor.

40:14 Metabolizmanın da genel olarak iki yönü var. Birincisi katabolizma. Yani besinleri parçalayarak enerji elde ettiğimiz süreç. İkincisi ise

40:23 anabolizma. Burada da eldeki enerji kullanılarak hücreler ve dokular yeniden yapılıyor. Vücudumuzun sağlıklı kalması

40:31 için katabolizma ile anabolizma arasındaki denge çok önemli. Mesela egzersiz yaptığımızda, özellikle de güç

40:39 ve direnç antrenmanı yaptığımızda hücreleri daha fazla enerji üretmeye teşvik ediyoruz. Ama aynı zamanda

40:46 dokuların yeniden yapılmasını da sağlıyoruz. yeni doku oluşması, güçlenmemiz ve kas yapmamız katabolizma

40:54 ile anabolizma arasındaki bu dengeye bağlı. Bu süreç vücudun her hücresinde, her organında var. Karaciğerde de aynı

41:02 şey oluyor. Tabii karaciğerin kaslanmıyor ama katabolizma ile anabolizma arasındaki doğru denge sayesinde kendini yenileyebiliyor. Beyin için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

41:14 Eskiden beynin bir kez hasar gördüğünde kendini onaramayacağını düşünürdük. Yani tek yönlü bir yol gibi görürdük. Ama artık bunun doğru olmadığını biliyoruz.

41:24 Elbette kas ya da karaciğer kadar hızlı değil ama beyin de kendini yenileyebiliyor. Yine katabolizma ile anabolizma arasındaki doğru denge

41:33 sayesinde işte metabolik fonksiyon dediğimiz alan da burada çok heyecan verici hale geliyor. Eskiden metabolizmanın kendi başına çalışan bir

41:42 sistem olduğunu düşünürdük. bir şeyleri parçalıyor. Sonra yeniden yapıyor. Hepsi bu. Sonra insanlar şunu sorgulamaya

41:49 başladı. Metabolizmanın bu mesajları nereden aldığını ve şunu fark ettiler.

41:54 Kendi başına diğer sistemlerden tamamen bağımsız çalışıyor olamaz. İlk düşünce bu mesajların sinir sisteminden

42:03 geldiğiydi ve evet sinir sisteminin metabolizma üzerinde etkisi var ama sonra çok önemli bir şey keşfedildi.

42:12 Metabolizmanı kontrol eden en önemli sistemlerden biri bağışıklık sistemi.

42:16 Yani yine dönüp dolaşıp bağışıklık sistemine geldik. bağışıklık sistemi ile metabolizma arasındaki bu ilişkiye

42:24 immünometabolizma deniyor. Ama işin asıl önemli tarafı şu. Sadece bağışıklık sistemi metabolizmayı etkilemiyor.

42:32 Metabolizma da bağışıklık sistemini etkiliyor. Yani ilişki iki yönlü. İki sistem sürekli birbiriyle konuşuyor.

42:39 Metabolizman iyi çalışmıyorsa yani katabolizma ile anabolizma arasında sağlıklı bir denge yoksa bağışıklık

42:47 sistemin de bundan etkileniyor. Aynı şekilde bağışıklık sistemin iyi çalışmıyorsa metabolizmaya doğru

42:54 sinyalleri gönderemiyor ve metabolizman da aksıyor. Aslında bunun sonucunda mitokondrilerin yani hücrelerinin enerji

43:02 üretme kapasitesi etkileniyor. O yüzden bağışıklık sistemi ile metabolizma arasındaki bu ilişki vücudun biyolojik

43:10 yaşlanmaya ne kadar direnebileceğini belirlemede çok önemli. Yani immünometabolizma sağlığın ve canlılığın önemli göstergelerinden biri.

43:19 Vay bu gerçekten çok ilginç. Yani resmen ağzım açık kaldı. Şimdiye kadar onca insanla hatta immünologlarla bile

43:26 konuştum ama bağışıklık sistemi ile ilgili hiç bu kadar ayrıntılı bir cevap almamıştım. İnsanların bağışıklık sistemi hakkında neden bu kadar az şey

43:35 bildiğine şaşmamak lazım. Yani aslında sen sonunda meseleyi oldukça basit bir yere bağlıyorsun. Sence cevap polifenoller mi?

43:43 Onların tek başına bir çözüm değil ama evet çözümün birer parçası.

43:47 Tabii tabii tamamı demiyorum ama senin özellikle önerdiğin, çok desteklediğin çözümlerden biri olduğunu söyleyebiliriz değil mi?

43:54 Evet. Peki ben bunları neden bu kadar önemsiyorum? Biraz hayata bakalım. bize ne öğrettiğini. Bu dünyada yüzlerce

44:02 hatta binlerce yıldır yaşayan toplumlar var. Modern tıbbın olmadığı dönemlerde bile son derece sağlıklı yaşayan, yüz

44:10 yaşını aşan insanlar olmuş. Dan Buetner'ın dünyanın farklı yerlerinde mavi bölgeler adını verdiği yerler de

44:19 aslında bunlar. Tarih boyunca insanların uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler.

44:25 Sonra ben de eee şu soruyu sormaya başladım. Tabii bunu soran tek kişi ben değilim. Mavi bölgelerde yaşayan

44:32 insanların uzun ve sağlıklı bir ömür sürmesini sağlayan şey ne? Sardinya’da, Vilcabamba'da, Kosta Rika'da,

44:41 Filipinler’de ya da eee dünyanın 100 yaşını aşmış insanların pek de sıra dışı olmadığı

44:48 diğer bölgelerinde mesele genleri mi yoksa genlerden daha fazlası mı? Bunu anlamanın yollarından

44:55 biri de şu soruya bakmak. Aynı genlere sahip bu insanlar dünyanın başka bir yerine taşınıp oranın yaşam tarzını

45:04 benimsediğinde ne oluyor? Mesela Sardinyalılar Los Angeles'a taşındığında ne oluyor?

14. bölüm: Karanlık Madde Besinleri Nedir?

45:12 Sanırım Okinawa'dan ya da başka bir yerden köylerinden ayrıldıkları anda kanser oldular ve benzeri şeyler yaşadılar.

45:21 Aynen. Sonra şunu düşünmeye başlıyorsun. Demek ki mesele sadece genler değil.

45:27 Çünkü taşındıklarında genleri de onlarla birlikte gidiyor. O zaman genleri etkileyen başka bir şey olmalı. Bu da şu

45:34 soruyu doğuruyor. Genlerini etkileyecek ne yapıyorlar? Benim ve bu arada başka birçok kişinin de fark ettiği şeylerden

45:41 biri şu. Bu insanların beslenme biçimi, karanlık madde besinleri adı verilen bir grup besin öğesi açısından çok zengin.

45:50 Karanlık madde besinleri derken neyi kastettiğimi anlatayım şimdi. Çünkü bu oldukça yeni bir gelişme. Geçen yıl

45:59 2025'te New England Journal of Medicine'da yayınlandı. Ben de aslında 2023'te bununla ilgili bir yazı yazmıştım.

46:07 itiraf etmeliyim. Onunla biraz gurur duyuyorum. Karanlık madde besinleri, gıdalarda bulunan ama bugüne kadar pek

46:16 dikkate alınmamış bütün biyoaktif bileşenler için kullanılan bir terim.

46:20 Vitaminleri, mineralleri, proteinleri, karbonhidratları, yağları, temel amino asitleri, omega-3 yağ asitlerini ve

46:29 benzerlerini biliyoruz. Bu besin öğelerinin listesi oldukça iyi biliniyor ama insanların tükettiği bütün

46:37 yenilebilir gıdaların içinde kapsamlı biçimde incelenmemiş 150.000’den fazla

46:44 başka biyoaktif bileşen var. Ben bunlara karanlık madde besinleri diyorum. tıpkı evrendeki karanlık madde gibi ve bu

46:52 maddelerin hepsi vücudumuzun nasıl çalıştığını biyolojik olarak etkiliyor.

46:57 Yani çok çeşitli doğal gıdalardan oluşan bir beslenme düzenimiz olduğunda sadece vitamin, mineral ya da karbonhidrat

47:06 almıyoruz. Ne yediğimize bağlı olarak bu karanlık madde besinlerinden de çok büyük miktarda alıyoruz. Ultra işlenmiş

47:15 gıdalardan öğreneceğimiz bir şey varsa o da şu: Gıdaları uzun süre dayanacak, çok tatlı, çok yağlı ve çok tuzlu hale

47:24 getirirken bu karanlık madde besinlerinin neredeyse tamamını ortadan kaldırdık. Hatta bugün Amerika'da bu

47:31 karanlık madde besinlerinin başlıca kaynağı kahve. Kahve içmesek tipik büyük ölçüde işlenmiş beslenme düzenimizden bunların neredeyse hiçbirini alamayız.

15. bölüm: Polifenoller ve Longevity

47:42 Peki bunlar sadece bitkilerden mi geliyor yoksa her şeyde var mı?

47:45 Asıl kaynakları bitkiler. Ama o bitkileri doğal ortamında yiyen hayvanlar da bu maddelerin bir kısmını

47:53 etlerinde biriktiriyor. Dolayısıyla doğal ortamda yetişmiş av hayvanlarını yediğimizde besin zinciri yoluyla biz de

48:01 bunlardan bir miktar alıyoruz. Ama endüstriyel yemle beslenen işlenmiş et tüketiyorsak bunu alamıyoruz. Bu

48:08 karanlık madde besinlerinin birçok farklı grubu var. Az önce de söylediğim gibi 130.000’den fazlasından söz ediyoruz

48:16 ama en önemli gruplardan biri polifenoller yani flavonoidler. Bunların da kendi içinde pek çok alt grubu var.

48:23 Kimyasal ayrıntılara girmeyeceğim ama binlerce farklı molekülden söz ediyoruz.

48:28 Aslında farkında olmasak da bunları hepimiz biliyoruz. Çünkü meyve ve sebzelere renklerini veren maddeler bunlar. Sarı, turuncu, mavi, mor, yeşil.

48:38 Gördüğümüz bütün o renkler bu bileşiklerden geliyor. Karotenoidlerle flavonoidleri birlikte düşündüğümüzde

48:47 gök kuşağı gibi beslenin derken kastettiğimiz şey de tam olarak bu. Yani her renkten sebze ve meyve yemek. Mavi

48:56 bölgelerde yaşayan insanlar da zaten bu şekilde besleniyor. Akdeniz tipi beslenmede gördüğümüz gibi renkli sebze ve meyveleri bol miktarda tüketiyorlar.

49:06 Bu arada şunu da söylemeliyim. Akdeniz'i gezerken bunu bizzat gördüm. Türk mutfağı da doğal haliyle flavonoidler

49:14 açısından son derece zengin. Amerika'da ise geleneksel beslenme düzeni özellikle gıdaların bu kadar yoğun işlendiği

49:22 haliyle flavonoidler açısından oldukça fakir. Bugün artık şunu biliyoruz.

49:27 Binlerce farklı flavonoidin her birinin sağlık üzerinde kendine özgü bir etkisi var. Araştırmalar derinleştikçe bunların

49:35 bağışıklık sistemini doğrudan etkilediğini de görmeye başladık.

49:39 Eskiden flavonoidlerin sadece antioksidan olduğu söylenirdi. Evet, oksidatif stresi azaltıyorlar. Bu doğru.

49:45 Ama biyolojik etkilerini sadece bununla açıklayamazsın. Asıl yaptıkları şey epigenetik etkileri sayesinde genlerin

49:53 nasıl çalışacağını seçici biçimde düzenlemek. Özellikle de bağışıklık sistemi ile ilgili genleri yani aslında bağışıklık sistemini yöneten

50:02 düzenleyiciler bunlar. Bağışıklık sistemine yukarıdan sinyal gönderip nasıl davranacağını söylüyorlar.

50:09 Dolayısıyla bu maddeleri gıdalardan çıkarıp yerine raf ömrü uzun işlenmiş ürünler koyduğumuzda ve bunun bir sorun

50:16 yaratmadığını düşündüğümüzde aslında insanları uzun gecikmeli eksiklik hastalıklarına hazırlıyoruz. Uzun gecikmeli derken neyi kastediyorum

16. bölüm: Himalaya Karabuğdayı

50:24 açıklayayım. Bu eksiklik vücudu bir gecede etkilemiyor. Yıllar içinde yavaş yavaş işlevlerini bozuyor. Eee o yüzden de neden olduğunu fark etmiyorsun.

50:34 Mesela C vitaminini tamamen kesersen yaklaşık bir ay içinde iskorbüt gelişmeye başlar. Bu oldukça hızlı olur ve bu yüzden araştırması da kolaydır.

50:44 Ama kalp hastalığı, diyabet ya da kanser gibi onlarca yıl içinde yavaş yavaş gelişen hastalıkları incelemek çok daha

50:51 zordur. İşte bağışıklık sistemini düzenleyen bu bileşikler de artık unutulmuş maddeler olmaktan çıkıp araştırmaların merkezine yerleşmeye başladı.

51:01 Kısacık araya gireceğim. Şu an beni duyuyorsanız ayık kafayı izlediğinize eminiz. Peki abone misiniz? Bir kontrol

51:08 eder misiniz? Çok net bir şekilde abone sayımız programa davet ettiğim doktorları ikna etme gücünü sağlıyor.

51:14 Alanında dünyanın en iyi isimlerini burada izlemek için kanala abone olun.

51:20 Geçen Aralık ayında A4M'de tanıştığımızda geliştirdiğin çok ilginç bir ürün vardı. Himalaya kara buğdayından yapılmıştı. Onu bu kadar

51:29 özel yapan neydi? Ben bayılmıştım. Küçük şeker gibi çiğnenebilir parçalar halindeydi. Evet. Çiğneme tableti.

51:37 Çiğneme tabletleri. Tamam. Teşekkür ederim. Evet, çiğneme tabletleriydi. Ben de sürekli standa geri dönüp onlardan alıyordum. Çünkü küçük bir şekerleme

51:45 gibiydiler. Sonra içinde biraz tatlılık olduğunu fark ettim. Doğal bir şeker miydi değil miydi bilmiyorum ama şunu düşündüm. Ya sen bu alanın öncülerinden

51:52 birisin ve bu konuda bu kadar bilgi sahibisin. O yüzden neden özellikle tek bir bitkinin peşinden gittin diye merak ettim. Demek ki gerçekten çok özel bir bitkiydi. Yoksa özellikle onu seçmezdin?

52:03 Bence bu da gerçekten çok iyi bir soru.

52:06 Bir dizi tesadüfün sonucunda oldu diyebilirim. Ayrıntısına girip seni sıkmayayım ama beni yaklaşık 3500 yıllık

52:13 bir besinle tanıştırdılar. Dünyadaki en eski iki kültür bitkisinden biri. Diğeri de Hindistan kökenli darı. Bu bitki

52:21 Himalayaların eteklerinde yabani olarak yetişiyor ve son derece zorlu koşullarda hayatta kalıyor. Evrim süreci boyunca

52:29 yaşayabilmek için kendi savunma sistemini geliştirmek zorunda kalmış.

52:34 Elbette bizim gibi beyaz kan hücreleri yok. Onun bağışıklık sistemi büyük ölçüde ürettiği flavonoidlere dayanıyor.

52:41 Genleri sayesinde bu bileşikleri üretiyor. İşin ilginç yanı bu flavonoid ailesinden tam 126 farklı bileşik

52:49 üretiyor. Bildiğimiz kadarıyla bağışıklık sistemini destekleyen bu bileşikler açısından en zengin

17. bölüm: Bağışıklık Yaşlanması %47 Yavaşlatılabilir mi?

52:55 bitkilerden biri. Ben de kendi kendime bu bağışıklık sağlığı ve bağışıklık sistemini gençleştirmek için müthiş bir

53:03 besin gibi görünüyor. Peki Amerika'da nerede yetişiyor diye sordum. Şaşırtıcı olan şu ki Amerika'da hiç yetiştirilmiyormuş.

53:12 Aslında sömürge dönemindeki ilk yerleşimciler bunu yaklaşık 400 yıl önce Amerika'ya getirmiş ama zamanla gözden

53:20 düşmüş ve tamamen unutulmuş. Ben de bunu yeniden Amerika'ya kazandırmaya değer diye düşündüm. İnsanların beslenmesine

53:28 tekrar girebilir miydi? Bunu görmek istedim. Sonra Himalaya Tartari kara buğdayı filiz tozunu geliştirdik. Bu

53:36 üründen sadece iki çay kaşığı yaklaşık bir fincan una eşdeğer miktarda polifenol sağlıyor. Yani yaklaşık 2000

53:44 miligram bağışıklık sistemini destekleyen polifenol. Bunu insanlar üzerinde araştırdığımızda çok ilginç bir

53:51 sonuç gördük. Her gün zenginleştirilmiş dozunu alan kişilerde sadece 90 gün

53:58 içinde bağışıklık sisteminin yaşlanma hızını %47 yavaşlatabildik. Bu çalışmayı

18. bölüm: Dr. Bland 80 Yaşında, Ama Biyolojik Yaşı 64!

54:05 da geçen yıl yayınladık. Aslında bugün bizim için çok önemli bir gün. Hatta bu podcast biter bitmez araştırma ekibimiz

54:13 ve klinik araştırmayı yürüten kuruluşla toplantıya gireceğim. Dünyada bugüne kadar tek bir gıda üzerinde yapılmış en büyük klinik çalışma yeni tamamlandı.

54:23 Himalaya Tartari Kara buğdayı filiz tozunun bağışıklık sistemi ve beyin sağlığı üzerindeki etkilerini inceledik.

54:30 850 kişinin katıldığı ne katılımcıların ne de araştırmacıların kimin gerçek ürünü, kimin plaseboyu aldığını

54:38 bilmediği plasebo kontrollü bir çalışma yaptık. Biz buna çift kör çalışma deriz ve yaklaşık bir saat sonra sonuçları ilk kez ben de göreceğim.

54:47 Yani bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde bile bağışıklık sistemini yeniden dengeleyebildi, değil mi?

54:52 Evet, tam öyle. En çok ihtiyaç duyanlar en büyük etkiyi yarattı. Bu çok heyecan verici.

54:59 Senin de belli bir şekilde beslenerek, belli bir yaşam tarzı benimseyerek biyolojik yaşını düşürdüğüne dair kendi hikayen var.

55:06 Evet. Biyolojik yaş tespiti açısından benim için olanlardan oldukça memnunum.

55:11 Şu an 80 yaşındayım ve biyolojik yaşım 64.

55:16 Ama tahmin ediyorum ki sen çok gelişmiş laboratuvarlarla çalışıyor ya da onlarla işbirliği yapabiliyorsun. Çünkü tüketiciye yönelik biyolojik yaş

55:24 testlerinin gerçekten güvenilir olduğunu düşünmüyorum.

55:28 Aslında şu anda bununla ilgili gerçekten büyük bir soru işareti var ve bence çok önemli bir noktaya değindin. Kalite kontrolü nerede? Bu testlerin

55:36 güvenirliğini kim denetliyor? Ben sertifikalı bir laboratuvar yöneticisiyim. Gençliğimde uzun yıllar tıbbi laboratuvar yönettim. O zamanlar

55:44 yaptığımız her testi dışarıdan bağımsız bir referansla doğrulardık. Bunun için Amerikan Patologlar Birliği'ni kullanırdık. Gelip bizimle aynı kan

55:53 örneğini analiz ederlerdi. Sonra kendi sonuçlarıyla bizim sonuçlarımızı karşılaştırırlardı. Böylece testleri doğru yapıp yapmadığımızı görürdük.

56:01 Bence biyolojik yaş testlerinde de artık aynı şeyin yapılması gerekiyor. Çünkü giderek daha fazla insan bu testleri yaptırıyor. Artık herkesin kabul ettiği ortak bir standarda ihtiyacımız var.

56:11 Sonuçları karşılaştırabileceğimiz bir referansa yani bir altın standarda. Yeni kitabın adı The Nourished Gene.

56:18 Bağışıklık sisteminizi yeniden programlayın. Kronik belirtileri tersine çevirin ve uzun yaşam genlerinizi uyandırın diyorsun. Ve bence bu kitap

56:26 gerçekten çok ses getirecek. Programın da son birkaç dakikasındayız. Bize biraz kitabından bahseder misin?

56:33 Aslında bu sohbet boyunca senin soruların sayesinde anlatmaya çalıştığım nokta tam da buydu. Beslenme biçimimiz bağışıklık sistemimizi şekillendiren en

56:41 önemli etkenlerden biri. Bağışıklık sistemi de biyolojik yaşımızı, biyolojik yaşımız da longevitimizi etkiliyor.

56:49 Bence bugüne kadar bağışıklık sistemini nasıl gençleştirebileceğimize yeterince odaklanmadık. Son birkaç yıldır yürüttüğümüz çalışmalar ve

56:57 yayımladığımız araştırmalar bağışıklık sisteminin biyolojik yaşını düşürmeye, onu daha dirençli hale getirmeye yardımcı olacak bir beslenme ve yaşam

57:06 tarzı planının nasıl oluşturulabileceğini daha iyi anlamamızı sağladı. Şimdi klinik çalışma ekiplerimizden gelen sonuçları görmek

19. bölüm: Dr. Bland’ın Bir Numaralı Longevity Tavsiyesi

57:13 gerçekten çok sevindirici. Yaşa bağlı birçok belirtinin gerilediğini görüyoruz. Eskiden çözmekte zorlandığımız pek çok durumun uzun Covid

57:21 de dahil olmak üzere bu farklı yaklaşımla çok daha etkili yönetilebildiğini görmeye başladık.

57:27 Kitabın adını The Nourished Gen koymamızın nedeni de bu. Çünkü asıl amacımız genlerin nasıl çalışacağını daha sağlıklı bir şekilde yönlendirmek.

57:35 Yani vücuda daha fazla dayanıklılık kazandırmak. Bu da bağışıklık sistemini gençleştirme yaklaşımının temelini oluşturuyor. Kitap 2027'nin başında

57:44 çıkacak. Ben de bunun için gerçekten çok heyecanlıyım. içinde e son birkaç yılda öğrendiklerimiz üzerine kurulu bence

57:51 oldukça farklı bir beslenme planı da var. Kitap çıktığında bunları insanlarla paylaşmayı gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.

57:58 Eminim Aralık ayındaki A4 M etkinliğinde ön gösterimlerini yapacaksındır. Doğru. Sü. Ben de kitabı alıyorum.

58:05 Programı bitirmeden önce izleyicilerimiz için en önemli longeviti tavsiyen nedir?

58:10 Sanırım en önemli ipucu çok basit ama bir o kadar da karmaşık. Nasıl? Hem basit hem de karmaşık olabilir. Kidi mi?

58:18 Hayır. Basitlik her zaman esastır ve en karmaşığıdır aslında. En basitinden güzel bir pilav pişirmek aslında basittir. Ancak bir o kadar da karmaşıktır. Evet. [boğazını temizler]

58:26 İyi bir Türkçayı demek çok basittir ama aslında oldukça karmaşıktır. Doğru lezzeti elde etmek için sadece su, pirinç ve tereyağı yeterli sanırsınız.

58:34 Ama aslında bunun çok fazla yolu var. O yüzden bize şu çok karmaşık ama basit aracı lütfen ver. Jeff.

58:41 Evet. Bence her şey önce zihinsel bir yerden başlıyor. En önemli nokta bu.

58:45 İnsan önce şunu fark etmeli. İyi olmayı hak ediyor. Kötü genlerin kurbanı değil.

58:51 Kontrolü eline alabilir. Ama bunun için önce farklı bir şey yapmaya değer olduğunu hissetmesi gerekiyor. Çünkü

58:58 bugüne kadar yaptığı şeyler onu gerçekten olmak istediği yere götürmüyorsa bir şeylerin değişmesi gerekir. Bu sadece konuşmakla ya da düşünmekle olmaz. yapmak gerekir.

59:10 Başlangıç noktası da şu olabilir. Benim hayatım şu an gittiği yönde beni olmak istediğim yere götürmüyor. O zaman

59:19 farklı bir şey yapmam gerekiyor. Peki her şeyi aynı anda değiştirebilir misin?

59:24 Muhtemelen hayır. O yüzden bir yerden başlarsın. Belki beslenmende yememen gerektiğini, bildiğin bir şeyi bırakıp yerine daha iyisini koyarsın.

59:34 Belki arabaya binmek yerine yürümeyi seçersin. Belki sigarayı bırakırsın.

59:39 Herhangi bir şey olabilir. Ama kendi hayatının kontrolünü eline alma yolculuğu ilk adımla başlar. Pek çok insan kendini kurban gibi hissediyor.

20. bölüm: 1:01:58 Kapanış.

59:50 Kontrolün kendilerinde olmadığını düşünüyorlar. pazarlama tarafından yönlendirildiklerini, çevre tarafından, toksik ilişkiler

59:58 tarafından hatta yaşadıkları yerde sağlıklı gıdaya erişemedikleri için önlerine çıkan basit yiyecekler
1:00:051 saat 5 saniyetarafından yönetildiklerini hissediyorlar. Bunların hepsi değiştirilebilir ama bunun için kişinin
1:00:131 saat 13 saniyeönce bu değişimi yapmaya değer olduğuna inanması gerekiyor. Çünkü diğer tarafta şunu fark ettiğinde yani kontrolün sende olduğunu gördüğünde her şeyi
1:00:221 saat 22 saniyeyapabilirsin. Kendini hep olmak istediğin insana dönüştürebilirsin. O yüzden mesele bir anda yeni bir sürü şey yapmaya başlamak değil. Sabah uyanıp
1:00:311 saat 31 saniyeşunu söylemek en güzeli aslında. Ben buna değerim. Eski halimden yoruldum ve bugün farklı olacağım. İşte yolculuk tam da böyle başlar.
1:00:411 saat 41 saniyeBu çok içten ve çok sıcak bir mesaj. Bir de bitirmeden önce şunu da sormak istiyorum. Amerika'da yaşayan birçok
1:00:491 saat 49 saniyeTürk dinleyicim var ve bana bu Himalaya kara buğdayını soruyorlar. Eee sanırım şirketin [kahkaha] adı Big Bold Health değil mi?
1:01:011 saat 1 dakika 1 saniyeBeni jeffand.com'da bulabilirsiniz veya şirketin bigilirsiniz.
1:01:061 saat 1 dakika 6 saniye[boğazını temizler]
1:01:081 saat 1 dakika 8 saniyeHimalaya kara buğdayını orada bulabilirler. Ben de bir dahaki Amerika seyahatimde bavulumu bununla doldurmak
1:01:151 saat 1 dakika 15 saniyezorundayım ki bağışıklık [kahkaha] sistemim şahane olsun.
1:01:191 saat 1 dakika 19 saniyeHarika bir podcastersın Esra. Sorularına bayıldım.
1:01:251 saat 1 dakika 25 saniyeDoktor Bland çok teşekkür ederim. Bu podcast benim için gerçekten büyük bir keyifti. Seni programa almak uzun
1:01:321 saat 1 dakika 32 saniyezamandır aklımdaydı. Ekibinle sürekli yazışıp duruyordum. Hadi yapalım artık diye. Sen de her zaman çok sıcak davrandın. Çok teşekkür ederim. Umarım
1:01:411 saat 1 dakika 41 saniyebu çalışmalarınızdan harika sonuçlar çıkar. Şimdi birazdan ekibinden verileri alacaksın.
1:01:451 saat 1 dakika 45 saniyeEvet. Bir saat içinde öğreneceğiz. Hadi bakalım göreceğiz. Çok teşekkür ederim Esra. Teşekkür ederim.

*Transkript YouTube'dan alınmıştır.*

"Ayık Kafa'nın her bölümünde sorum şu: Daha iyi bir yaşam nasıl mümkün?"

DR. ESRA ÇAVUŞOĞLU

Ceo & Co-founder